Ana Sayfa Blog Sayfa 524

Barış, özgürlük ve değişimin anahtarı da Yeşil Sol Parti’dir

0

İnanç özgürlüğümüz, halkların eşitliği, kardeşliği, insan hakları ve demokrasinin sağlanabilmesi için, adaletin ve hukukunun üstünlüğü, mafya ve sermaye çetelerin devlet içindeki varlığına son verilmesi, yoksulun, işçinin, köylünün, emekçinin hakkı için Erdoğan AKP-MHP rejimini göndermenin zamanı gelmiştir.

Rantı, kara parayı, kayıt dışı ekonomi, faili meçhul cinayetleri organize suç örgütleriyle dizayn edenler, Alevilerin kapılarını işaret koyanlar, bizleri korkutamadılar, korkutamazlar.

Bunların saltanatına da, sultasına da mutlaka son vereceğiz.

Türkiye’de değişimin önünü açmak için, demokratik bir ülke için amasız ve fakatsız Yeşil Sol Parti’de birleşmemiz gerektiğine inanıyorum. Bizim tek bir oyumuzu riske atacak durumumuz olmamalıdır. Yeşil Sol Partinin mecliste temsiliyetini ne kadar güçlü kılarsak, haklarımızı o oranda teminat altına alabiliriz.

Sevgili Canlar;

Yüz yıllardır Alevi inancımız yasaklandı. Osmanlı’da kuyulara atılarak katledildik. Koçgiri ve Dersim’de acımasızca kırımdan geçirildik.

Biz, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Gezi’de katledilen canlarımızın özgürlük mücadelesini Yeşil Sol Parti’de sürdürüyoruz.

Örgütlü Alevi mücadelesinin son otuz-kırk yıllık birikimi Türkiye’de siyasetin doğru yönde değiştirilmesi gücüne kavuşmuştur. Bu birikim ve gücü doğru kullanmamız Alevilere ve Türkiye toplumuna kazandıracaktır.

Bütün Alevilerin, örgütlü mücadelemizin zaferle sonuçlandırılması için, Yeşil Sol Parti’de yürüteceğimiz siyasal mücadeleye omuz vereceğine, 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Patiye zafer kazandıracağına inancım tamdır.

Yeşil Sol Parti’nin hakkı olan Cumhurbaşkanlığına aday göstermekten feragat etmesi, bugünde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme açıklaması bu iktidardan kurutulmak için atılmış önemli bir adım oldu.

Barış, özgürlük ve değişimin anahtarı da Yeşil Sol Parti’dir.

Yeşil Sol Parti’nin siyasi mücadele geleneği, tüm ötekileştirilmişlerin, inançların ve kimliklerin kendilerini özgürce ifade ettiği tek alandır.

İnancını özgürce yaşamak için, kimliğini özgürce haykırmak için, korkmadan, özgürce fikrini beyan etmek için tek tek herkesin desteğinizi istiyoruz.

“Allah’ın lütfu” denilen bir darbe üzerinden kurulan baskıcı sisteme son vermek için, cezaevlerinin boşaltılması, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak yani on binlerce siyasi tutuklunun özgürlüğüne kavuşması, sürgünde yaşamak zorunda bırakılan yüzbinlerce insanımızın geri dönebilmesi için, Yeşil Sol Parti’de birleşmeliyiz.

Bunun için sevgili canlar doğru yerdeyiz.

Dik duracağız, doğrudan şaşmayacağız.

Kadim coğrafyamızda farklılıkları çatıştıran, kendisiyle uzlaştırmaya zorlayan ve bu amaçla ikiyüzlü diyaloglar geliştiren ve kendine biat edenlerle ittifak kuran, gerici zihniyete karşı, tüm haklarla birlikte yürüyerek değişimi getireceğiz.

Ve sözümüz var!

Hakka, hakikate olan bağlılığımızı ve doğaya olan saygımızı adalet üzerinden yürüten bunları sözleriyle sazının teline dökme cesareti gösteren ozanlarımıza şairlerimize,

Can için yalvarmam diyen ve bu uğurda darağacına giden Seyit Rıza’mıza, Pir Sultanlarımıza, Hallacı Mansurlarımıza, Nesimilerimize ve nicesine

Toplumların Zihnine, yüreğine ve vicdanına adaleti ve cesareti yerleştiren yoldaşlarımıza

Bu topraklara sevgi, hoşgörü ve sadakati aşılayan Hacı Bektaş’ı Veliye, Mevlâna ve Yunusa

Acımasız şeyhülislam fetvalarına boyun eğmeyen adil ve adaletli bir yaşam adına canlarını feda eden canlarımıza sözümüz var diyor.

Saygılarımı sunuyorum

Dersim Katliamı’nın 86. yılında yapılacak anmaya katılım çağrısı

Dersim Katliamı’nın 86. yılında İstanbul Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde 4 Mayıs’ta saat: 19.37/38’de anma etkinlikleri düzenlenecek. Dersim dernekleri, tüm Dersimlileri ve Dersimlilerin dostlarını anmaya davet etti. 

Dersim Katliamı’nın 86. yılında Türkiye ve dünyanın birçok yerinde anma programları düzenlenecek. İstanbul’daki anma etkinlikleri ise Kadıköy ve Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilecek.

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) 4 Mayıs 2023 günü Kadıköy’e çağrı yaparken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Gazi Cemevi önünde anma programı yapacağını duyurdu.

“KOCA BİR NESİL ANASIZ-BABASIZ BIRAKILDI”

DEDEF, ADEF ve DAM tarafından yapılan çağrı şöyle:

“Tunceli tenkil harekatı’ adıyla bilinen Dersim halkına yönelik soykırım, imha kararı 4 Mayıs 1937’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında alınmıştır. Aynı gün Dersim toprakları bombalanarak; yüzlerce, kadın, erkek, yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden halktan binlerce insan öldürülmüştür.

Askeri operasyon yaklaşık iki yıl sürmüş ve bu operasyonlarda on binlerce Dersimli katledilmiş, bir o kadarı da bilinmedik yerlere sürgün edilmiş, aileler parçalanarak, tek tek köylere, ilçe ve vilayetlere dağıtılmıştır. Zorla sürgün edilmişlerdir.

Dersim 38 Katliamı ile koca bir nesil anasız-babasız bırakıldı. Çok sayıda Dersimli yakın akrabasını tanıma olanağından mahrum edildiler. Çoğumuz dede, nene, hala, kardeş, amca, dayı, duygusundan yoksun büyüdüler.Bir insanın annesiz, babasız, yakın akrabasız yaşamasının ne demek olduğunu belki de Dersimliler kadar kimse bilemez. Bu duyguyu ancak benzeri soykırımlara uğramış topluluklar bilir ve anlarlar.

Bu yaraların bir nebze iyileştirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması için 4 Mayıs’ın (Roza Şae/ Kara Gün) Dersim 38 Tertelesi’nin anma günü olarak kabulu gerekmektedir.

Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2023 (Saat: 19.37/38 ) Kadıköy Rıhtımda Buluşuyoruz. Anmaya (Roza Şae / Kara Gün ) tüm Dersimli ve Dersim Dostlarını bekliyoruz.”

PİRHA/İSTANBUL

Gençler kararlı: PSAKD Türkiye Gençlik Meclisi’ni oluşturacağız

İç Anadolu Gençlik Meclisi Sorumlusu Arif Can Koçer ve Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli, gençlik meclisinin çalışmalarını anlattılar. Üniversitelerde örgütleneceklerini, Alevi inancını yaşamak ve yaşatmak için çeşitli çalışmalar yürüteceklerini söyleyen gençler, Türkiye Gençlik Meclisi’ni oluşturacaklarını kaydettiler. 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD 16. Olağan Genel Kurulu’nda tüzük değişikliği sonucu Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölge Gençlik Meclisleri oluşturuldu. İç Anadolu Gençlik Meclisi Sorumlusu Arif Can Koçer ve Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli gençlik meclisinin çalışmalarına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

İç Anadolu Bölge Gençlik Meclis Sorumlusu Ali Can Koçer, bölge temsilcilerini belirlediklerini söyleyerek, “Biz gençlik Meclisi olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) çatısı altında örgütlenebilmek için tartışmalar yürüttük. Önümüzdeki döneme ilişkin plan ve programlar yaptık, bölge temsilcilerimizi belirledik. Bu arkadaşlarla beraber bütün bölgeleri ortaklaşa çalıştırarak Türkiye Gençlik Meclisi’ni oluşturup örgütlenme ve eğitim faaliyetlerini yürüteceğiz. Şubelerimizden katılım eksikti. Adana’dan, Mersin’den arkadaşlar gelemedi. Adana’da depremden sonra oluşan bir problemden kaynaklı bölgede kalmaları gerekiyordu, gelemediler” dedi.

“MECLİS BÖLGE TEMSİLCİLERİ TEPEDEN MÜDAHALE İLE SEÇİLMİYOR”

Koçer, bölge temsilciliklerin seçiminin nasıl belirlendiğine dair de şunları kaydetti:

“Bizim meclisteki temsilci seçimi şöyle oluşuyor: Şubelerdeki genç üyelerimiz bir araya gelerek kendi aralarında bunu kararlaştırıyorlar. Herhangi bir atama veya tepeden bir müdahale değil. Oradaki arkadaşlarımız kendi aralarında tartışıp, uygun buldukları arkadaşı temsilci olarak belirliyorlar.”

“ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTLENMEYE ÇALIŞACAĞIZ”

PSAKD İç Anadolu Gençlik Meclis Sorumlusu Arif Can Koçer, hangi projeler için çalıştıklarını da anlattı.

“Bölgemizde üniversite gençliğine yönelik faaliyetler başlatacağız. Üniversitelerin açılması ile beraber üniversitelerde örgütlenmeye çalışacağız. Çünkü üniversite gençliği özellikle Ankara bölgesinde çok fazla. Üniversite öğrencisi başka şehirlerden geliyor. Onlara yönelik faaliyetler yürüteceğiz. Yaz boyunca da gençlik meclislerİ ile beraber eğitim kamplarımız olacak. Ankara’da eğitimlerle, panellerle devam ettireceğiz. İnancımızı, yolumuzu doğru bir şekilde, asimilasyona uğratmamak için çalışmalar yürüteceğiz. Örneğin bir arkadaşımız Ankara’ya geliyor, 9 ay okuyor, 3 ay ay İstanbul’a veya İzmir’e dönüyor. Onunla irtibatı kesmemek için bölgelerle koordinatı sağlayacağız.”

Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli de, “Uzunca bir dönemdir PSAKD çatısı altında örgütsel bir mücadele veriyorum. Ben de diğer yoldaşlarım gibi inancımız, birliğimiz, beraberliğimiz, toplumsal mücadelemizle ilgili uzunca bir zamandır çaba sarf ettiğimiz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gençlik Meclisi’ni oluşturduk ve bunu hayata geçirdik” dedi.

“TOPLUMUMUZ İÇİN, İNANCIMIZ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

Yaklaşık 7-8 ay önce ilk oluşumu İstanbul’da başlattıklarını belirten İğdeli, şöyle devam etti:

“Aynı zamanda PSAKD Kadıköy Şubesi’nin bir genciyim. Marmara şubemizin aynı zamanda Marmara bölge temsilcisiyim. Kadıköy şubemizde başlatmış olduğumuz bir kahvaltı etkinliğimizin ardından sırasıyla Sultanbeyli, Kartal, Pendik, Alibeyköy şubesi İstanbul’daki şubelerimizde birlikte her hafta döngü halinde buluşmalar gerçekleştirdik. Buluşmaların ardından da önce İstanbul Gençlik Meclisimizi kurduk, ardından da Marmara Gençlik Meclisimizi hayata geçirdik.

“Bugün de burada Akdeniz Gençlik Meclisimiz için toplanmış bulunmaktayız. Akdeniz Gençlik Meclisi hayırlı olsun.  Öncelikle Akdeniz Bölgesi’ne önümüzdeki süreçte de Ege Bölgesi için çaba sarf edip daha sonra Türkiye Gençlik Meclisi’ni hayata geçireceğiz.

PSAKD çatısı altında da örgütsel bir mücadele verip elimizden ne geliyorsa toplumumuz için, milletimiz için, ibadethanelerimiz için, inancımız ve yaşamımız için bu sürekliliğimizi koruyacağız. Faaliyetlerimiz ile beraber kamplarımızda olacak.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Açılın Kapılar Şah’a Gidelim

“Siyaset Günleri Gelip Çatmadan
Açılın Kapılar Şah’a Gidelim”!..

Aleviler bin yıldır bu coğrafyada barışı kendine rehber ederek, kinden, kibirden, hasetten, nefretten uzak durarak Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, Ermeni’si, Ezidi’si, Süryani’siyle kardeşçe yaşamaya çalıştı.

Kadim Alevi inancının derin felsefi öğretisinin rehberliğinde eline, beline, diline düsturuyla yaşamış bu engin gönüllü canlarımız; 72 milleti aynı nazarda görmüştür. Eri erden, canı candan ayırt etmeden toplumun tüm kesitlerine kucak açmıştır.

Erenlerin, evliyaların, enbiyaların himmetiyle Hakk-Muhammed-Ali yolunun yolcuları ikrar ile ölmeden önce ölümü tadarak tarikata girerler. Bu yolun erdemlerini yaşamının çizgisi haline getirirler. Ne acıdır ki İnsan-ı Kamil olma ilkesiyle yola revan olan Aleviler, yüzyıllar boyunca hep haksızlığa, zulme, katliamlara maruz kalmışlardır.

Şimdi kendi öz benliğimize sahip çıkmanın daha zaruri olduğu gün gibi aydınlık. Hani “Siyaset günleri” demişti ya Ozan Ata Pir Sultan’ımız. İşte o siyaset günleri gelip çatmıştır. Önümüzde iki seçenek var. Ya zalimden, arsızdan, haksızdan, adaletsizden, hırsızdan, kul hakkı yiyenden, oligarşik faşist düzenden yana olup “kader” deyip boynumuzu büküp tüm bu haksızlıklara katlanacağız. Ya da Adaletten, demokrasiden, özgürlükten, insan haklarından, eşit yurttaşlıktan, yana olup yeni bir düzen-sistem ile yönetilen ve eşitçe hakça bir paylaşımdan yana mücadele edip; bize kurulan tüm tuzakları alt üst edeceğiz.

Peki, bu direnişi kimlerle birlikte yapacağız?

“Bir olun, İri olun, Diri olun” diyen Anadolu’nun ulu bilgesi Hacı Bektaş Veli’nin işaret ettiği gibi, bize benzeyenlerle, bizimle aynı kaderi paylaşanlarla birleşeceğiz, kucaklaşacağız ve direncimizi sinerjiye dönüştürerek siyaset kurumunun içinde kendimizi var kılacağız.

Kısacası siyaset günleri gelip çatmıştır.

Yeniden inşa edileceği vaadedilen demokratik cumhuriyet savunucularıyla gücümüz birleştirmeliyiz. Ezilen, sömürülen halklarla gücümüzü birleştirmeliyiz. İşçi sınıfı ve tüm emekçilerle, tüm demokratik kitle örgütleriyle gücümüzü birleştirmeliyiz. İlkeli birlikler hep kazandırır. O zaman Alevi çatı örgüt temsilcileri buna öncülük etmelidir. Toplumda bize benzeyen etnik ve siyasi yapılarla istişare yoluyla, samimi olarak oturmak zorundayız.

Aleviler olarak tek başımıza becerdiğimiz, başardığımız elbette ki önemli işler yapıldı, yapılıyor. Lakin eşit yurttaşlık için birliğimizi diğer kesimlerle pekiştirmeliyiz. Sesimizin siyaset kurumunda gür çıkabilmesi için bu birliğe dünden daha çok ihtiyacımız var.

Bunun için bir an önce diplomasimizi yürütecek bir yapıya ihtiyacımız var. Geçmişte bazı kanaat önderlerinin meydanlarda haykırdığı “Ey Yezit”, Ey Muaviye dölü” tarzında söylemlerden kurtulmamız gerekmektedir. Aynı masaya oturup hak talep edeceğimiz siyasi iradeye bu türden desteksiz saldırılar bizim hanemize negatif olarak döner. Bugüne kadar döndü de..

Alevi çatı örgütlerimiz aralarındaki kişisel hırslarından sıyrılıp toplumu kucaklayacak projeler ortaya koymalıdır. Ve bunun sürekliliği sağlanmalıdır. 25 Aralık 2022’de önemli bir ortak çalışmaya imza atan çatı örgütlerimiz bu tarihten sonra kabuğuna çekilip, mücadele çıtasını bir üst boyuta çıkarmayı bir kenara bıraktı. Mücadelenin sürekliliği makbuldür. Toplumun enerjisini hep diri tutmak zorundayız.

Gelelim bu seçimde ne yapacağız?

Cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşlarını kendi yandaşlarıyla tarumar eden ve içini boşaltan; dikta rejimi oluşturan bir siyasi iradeyle karşı karşıyayız.

Bu yapının karşısında galip gelebilmek için tüm demokrasi güçleriyle bütünleşmeliyiz. 14 Mayıs’ta sandık başına gittiğimizde hiç tereddüt etmeden milletvekili pusulasında Emek ve Özgürlük İttifakı’na, Millet İttifakı’nda CHP’ye oy vererek TBMM’ne çoğunluğu taşımamız zaruridir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise elbette ki sakin ve kararlı güç, insanoğlu insan olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vererek Çankaya’ya göndereceğiz.

Barışla Kalın… Sevgiyle Yaşayın…

Gazetecilere mesleki faaliyet ve baz kaydı suçlaması

Gazeteciler Sedat Yılmaz ve Dicle Müftüoğlu’na, gazetecilik faaliyetleri ve tanımadıkları kişilerle aynı şehirde baz kaydı bulunması suç olarak yöneltildi

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 19 kişiden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz’ın savcılık ifadeleri tamamlandı. Mesleki faaliyetleri ve tanımadıkları kişilerle baz birliktelikleri suçlama konusu yapılan Müftüoğlu ve Yılmaz, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Yılmaz’a daha önce yapılan ve takipsizlik kararı verilen soruşturmada yer alan suçlamalar yeniden yöneltildi. Yöneltilen suçlamalar Kobanê Davası’nın gizli tanığı “ULAŞ” ve “K8C4B3LITS” inin beyanlarına dayandırıldı. Tanık beyanlarının asılsız olduğunu belirten Yılmaz, gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığını söyledi.

Gazetecilik faliyetleri suçlama konucu

23 yıldır gazeteci olduğunu belirten Yılmaz, “çözüm” adı altında yürütülen süreçte 2014 yılında iktidarın izniyle Kandil’de yapılan bir röportajda gazeteci Veysi Sarısözen’in tercümanı olarak resmi pasaportuyla yer alması da yapılan suçlamalar arasında yer aldı. Yılmaz, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreterliği yaptığı dönemde de Irak’a gittiğini, bu gidişin gazeteci kimliğiyle devletin bilgisi ve izni dahilinde olduğunu kaydetti.

Yılmaz’a mesleği faaliyetleri kapsamında Amasra, Soma, Suruç’a yaptığı seyahatler de soruldu.

Haber paylaşımları

Yılmaz’a sanal medya hesabından yaptığı haber paylaşımları da suç olarak yöneltildi. Paylaşımların kendisine ait olduğunu belirten Yılmaz, gazetecilik kimliğiyle paylaştığı haberler olduğunun altını çizdi.

Aynı kentte baz kaydı bulunduğu için ‘irtibatlandırıldi’

Savcı, gazeteci Dicle Müftüoğlu’nun emniyet ifadesi üzerinden değerlendirme yaptı. Müftüoğlu’na yöneltilen suçlamalar da Kobanê Davası’nda “tanık” sıfatıyla yer alan Kerem Gökalp’in beyanlarına dayandırıldı. Müftüoğlu’na aynı kentlerde bulunduğu için baz kaydı bulunduğu ama hiç tanımadığı kişiler soruldu. Müftüoğlu’na sorulan soruların neredeyse tamamında, hiç tanımadığı ancak sadece baz kaydı bulunduğu için “irtibatlandırılan” kişiler yer aldı.

HABER MERKEZİ

#Gazetecilere #mesleki #faaliyet #baz #kaydı #suçlaması

Oğlu gözaltına alınan baba kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti

İstanbul’da sabah saatlerinde yapılan operasyonlarda gözaltına alınanlardan HDP’li Onur İlbars’ın babası kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı ve 39 kişi hakkında yakalama kararı çıkardığı soruşturma kapsamında Başakşehir, Esenyurt, Arnavutköy ve Küçükçekmece’nin de aralarında bulunduğu 15 ilçe ile 6 kentte eş zamanlı ev baskınları yapıldı. Ev baskınlarında aralarında Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi üyeleri ile yöneticilerinin de aralarında bulunduğu en az 32 kişi “Örgüte üye olmak” iddiasıyla gözaltına alındı.

Babası kalp krizi geçirdi

Gözaltına alınanlardan HDP’li Onur İlbars, bugün öğlen saatlerinde babası Abdulcebbar İlbars’ın (59) kalp krizi sonrası yaşamını yitirmesinden dolayı savcılık tarafından ifadesi alındıktan sonra akşam saatlerinde serbest bırakıldı.

Oğluna ulaşamadı

Baba İlbars’ın bugün sabah saatlerinde Başakşehir ilçesinde bulunan Güvercintepe Mahallesi’ndeki evinden çıkarak gözaltında tutulan oğlunu görmek için Vatan Emniyeti’ne gittiği fakat görüşemediği belirtildi. Baba İlbars’ın bu durumdan etkilenerek eve gittiği ve öğlen saatlerinde yatağında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği öğrenildi.

Baba İlbars’ın da daha önceki yıllarda HDP’de aktif siyaset içerisinde bulunduğu ve iki yıl cezaevinde kaldığı da öğrenildi.

ÖHD: Takipçisi olacağız

Konuya ilişkin açıklama yapan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi ise şu ifadeleri kullandı: “Gözaltı ve arama işlemleri sırasında müvekkilimiz Onur İlbars’ın babası Abdulcebbar İlbars da hazır bulunmakta olup müvekkilimiz Onur İlbars gözaltına alındığı sırada fenalaşmıştır. Müvekkilimiz gözaltına alındıktan sonra babası Abdulcebbar İlbars kalp krizi geçirmiş ve kaldırılmış olduğu hastanede ne yazık ki yaşamını yitirmiştir. Siyasal iktidar demokratik ve daha özgür yarınlar için mücadele eden tüm muhalif kesimlere karşı haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iktidar gücünü kukla haline getirdiği hukuk ve diğer tüm araçlarıyla var gücüyle kullanmaktadır.

İktidarın yaratmaya çalıştığı bu ortamda, yaşatılan bu haksızlık ve hukuksuzluk yurttaşların hayatlarına kast edecek seviyeye varmıştır. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak bizler insan yaşamını hedef alan ve hiçe sayan iktidar anlayışını kabul etmiyor, demokratik kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz. Kasten öldürme suçu dahil tüm sürecin hukuki olarak takipçisi olacağımızı bildiriyor, Abdulcebbar İlbars’ın ailesine ve halkımıza başsağlığı diliyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Oğlu #gözaltına #alınan #baba #kalp #krizi #geçirerek #hayatını #kaybetti

14 Mayıs; son değil başlangıç

14 Mayıs seçimleri demokrasi ve özgürlük güçleri açısından bir son değil bir başlangıçtır. Bu zor ve zulüm düzenine dur diyerek demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı, demokratik cumhuriyeti inşa etmenin başlangıcı olacaktır.

Sebahat Tuncel

Bir seçimi daha zindanda karşılıyoruz. Sizler dışarıda, bizler içeride. Türkiye’de yaşanan zor ve zulüm düzenine dur demek, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı inşa etmek için Yeşil Sol Parti ile yol açmak için mücadelemizi sürdürüyoruz. Demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet ve barış mücadelesi yürütenler olarak halkımıza, kadınlara, gençlere, çocuklara güzel bir gelecek hazırlamak için emek harcıyoruz. Her koşulda halkımızın, kadınların, özgürlük mücadelesine katkı sunmayı bir görev ve sorumluluk olarak görüyoruz. Ahmed Arif’in söylemi ile “Zaten yaptığımız ne ki? Kimsenin karnından açlığı, ayağından yalınlığı ve sırtında çıplaklığı kalmasın diye ömrümüzden bir parça vermek”. Devrimcilerin, sosyalistlerin, feministlerin yapması gereken bedel ödemesi gerekirse de halkımıza dayatılan köleliğe, sömürüye, açlığa, yoksulluğa zor ve zulüm düzenine dur demek ve güzel, özgür ve eşit bir geleceği inşa etmek için halkımıza öncülük etmesidir. Bu hem insani, hem vicdani, hem de ahlaki ve politik bir sorumluluktur, görevdir.

Faşizmin duvarlarını yıkacağız

Halklarımızın sandık başlarına giderek oy kullanması, Yeşil Sol Parti’yi güçlü bir şekilde parlementoya göndermesi yeni bir başlangıca vesile olacaktır. Daha çok çalışalım. Sizler dışarıda bizler içeride faşizmin duvarlarını yıkacağız

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal, ekonomik krizden çıkışın sağlanması, depremde yerle bir olan kentlerin yeniden kurulması, depremzedeler ile dayanışmanın büyütülerek, onların hayatı yeniden kurmalarının sağlanması, Kürtlerin özgürlük sorununun çözümünden ekolojik sorunlara, kadın özgürlüğünden işçi emekçilerin eşitlik özgürlük mücadelesine kadar geniş bir yelpazede siyasal, toplumsal sorunların çözülmesi için inisiyatif almak ve siyasetimizi güçlendirmek açısından 14 Mayıs seçimleri önemli bir dönemeç olacaktır. Mevcut gidişattan rahatsız olan ve güzel günlerin, özgür, demokratik günlerin özlemini duyanların bu süreçte çok yoğun çalışması gerekir. Elbette bizler de koşullarımız doğrultusunda dışarıda büyük umut ve coşku ile yürütülen çalışmalara katılmaya çalışıyoruz. Sizler dışarı da bizler içeride faşizmin duvarlarını yıkacağız.

Onların hikayesi yok, bizim var

Düzen partilerinin halklara anlatacak yeni bir hikayesi kalmadı. O yüzdendir ki hep eskiyi anımsayarak, eskiden medet umarak iktidarda kalmayı veya iktidara gelmeyi planlıyorlar. Cumhur ve Millet ittifaklarının seçim vaatlerine baktığımızda birbirine çok benzer olduğu görülmektedir. Tabi bunda şaşırılacak bir durum yok çünkü her iki blok da aynı kaynaktan, erkek egemen-kapitalist sistemden besleniyorlar. Köklü demokratik değişimlerden ziyade reform yapmayı, neo-liberal politikalar çerçevesinde ekonomik programlar yapmayı vaad ediyorlar. Bu Türkiye’de yaşanan rejim krizini, ekonomik, siyasi krizi aşmak için yeterli değildir. O açıdan Emek ve Özgürlük İttifakı’na, Yeşil Sol Parti’ye daha çok sorumluluk düşmektedir. Halkların eşitliği, özgürlüğü, ekolojik ve demokratik bir sistemi, demokratik cumhuriyeti geliştirme stratejini toplumsallaştırarak 14 Mayıs’taki seçimlerde parlementoya güçlü girmesi Türkiye halklarının geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Belirttiğim gibi sistem partilerinin halklara anlatacak yeni bir hikayesi yok. Ancak bizlerin, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın, Yeşil Sol Parti’nin halklarımız ile birlikte yazacağı ve anlatacağı bir hikayesi var.

Kendi kaderini belirleme

Seçim sürecinde en çok tartışılan konuların başında Kürt sorunu gelmektedir. Cumhur İttifakı’nın, AKP-MHP faşist iktidarının 2015’ten bugüne geliştirdiği Kürt düşmanı politika Türkiye’yi ekonomik, siyasi krize sürüklemiştir. Binlerce yıllık ekonomik, siyasi, kültürel geleneği olan, Ortadoğu’nun en kadim halklarından olan Kürtlerin 21. yüzyılda hala varlığının ortadan kaldırılmaya çalışılması, dil, kimlik ve kültür haklarını kullanarak kendi kaderini kendisi belirleme istem ve taleplerinin “terörizim” kıskancında tartışılması sorunu çözümsüz bırakmaktadır. Herkesin kabul etmesi gereken Kürtler bir halktır ve her halk olduğu gibi kendi varlığını, kimliğini, kültürünü, dilini koruması ve kendi geleceğini belirleme hakkı vardır. Sorun bu hakların yok sayılması ve Kürt halkının her talebinin “terör”, şiddet alanına sıkıştırılmasıdır. Kürt halkının özgürlük için, eşitlik için yürüttüğü mücadele direniş, inkar politikasını boşa çıkarmış olsa da Cumhur İttifakı’nın imha ve asimilasyon politikalarını güncelleyerek sürdürmesi, Kürtler üzerinden toplumu kutuplaştırması içeride ve dışarıda yürüttüğü politikalarda Kürt karşıtlığını esas alması Türkiye’de anti-demokratik, hukuksuz, kirli, karanlık, özgürlüklerin ortadan kaldırılmasına yol açmıştır. Bu politika sadece Kürtlere değil tüm Türkiye halklarına büyük zarar vermiştir. 14 Mayıs seçimleri halklarımızın eşitliği, kardeşliği ve özgürlük temelinde bir arada yaşama iradesinin güçlenmesi açısından da önemli bir tarihtir.

Kadınların gücü

14 Mayıs seçimlerinin sonucunun nasıl olacağını belirleyecek olanlardan birisi de kadınlardır. AKP-MHP başta olmak üzere Cumhur İttifakı içinde yer alan faşist blok en çok kadınları hedef almaktadır. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci ve militarist politikalar kadınlara, ayrımcılık, şiddet, sömürü ve kölelik olarak dönmektedir. Kadına yönelik şiddetin, kadın katliamlarının artması ile iktidarın kadın düşmanı politikaları doğrudan bağlantılıdır. Kadın özgürlüğünü stratejik ele alan, kadın-erkek eşitliğini yaşamın her alanında hayata geçiren, eş başkanlık ve eşit temsil sağlamayı önüne hedef koyarak siyasetteki erkek egemenliğini ve cinsiyetçiliği aşmayı hedefleyen Emek ve Özgürlük İttifakı, Yeşil Sol Parti, kadınlar ile birlikte kadınlar için de yeni yaşamı inşa etmeyi vaad ediyor. O nedenle kadınları kendi geleceğini, kendi elleri ile Yeşil Sol Parti’de şekillendirmeye çağırıyoruz.

Tekçilik herkesi vuruyor

Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı yapısı, tekçi, milliyetçi bir yaklaşım ile ortadan kaldırılmaya çalışılarak herkesi Türk-İslam kimliğine sıkıştırma politikası bu ülkede sadece Kürtlerin değil Ermenilerin, Rumların ve daha birçok halkın büyük trajediler, acılar yaşamasına neden olmuştur, olmaktadır. “Farklılıklar zenginliğimizdir” söylemi bir maske olarak kullanılarak farklı halkların zenginliklerine el koymanın, farklı kimlik, inanç ve kültürlerin zorla asimile edilmesine araç yapılmaktadır. Türkiye’deki bu tekçi, milliyetçi, dinci, cinsiyetçi politika savaş nedeni ile Türkiye’ye gelmek zorunda kalan göçmenlere karşı ayrımcı, ırkçı yaklaşımlara da zemin olmaktadır. Düzen partilerinin hep bir ağızdan “Göçmenleri göndereceğiz” sözü tabanda göçmenlere karşı ayrımcılığa, ırkçılığa, şiddete yol açmaktadır.

İki blok da krizi çözemez

Yine bu süreçte yaşanan en temel sorunlardan birisi ekonomik sorunların nasıl çözüleceğine dair vaatlerdir. Neo-liberal kapitalist ekonomik düzen içerisinde ekonomik krizin çözümü mümkün değildir. Her iki blok da esasta rantın nasıl ve kimler tarafından paylaşılacağı üzerinden tartışma yürütmektedir. Ekonomik yaşamın dışına itilmiş başta kadınlar, gençler ve geniş toplumsal kesimlerin ekonomik hayata nasıl dahil olacağı, sömürü düzeninin nasıl son bulacağı, işçilerin, emekçilerin insanca, onurlu bir yaşamı emeğinin karşılığını alıp alamayacağı, milyonlarca işsizin yaşamını nasıl sürdüreceğinden ziyade, ekolojik, katılımcı, üretime dayalı, demokratik bir ekonomik yaşamdan ziyade tüketici, iktidara bağımlı, kölelik ve sömürü düzenini süreklileştirecek bir ekonominin sorunları çözmek bir yana durumu daha da derinleştireceği ortadadır.

Kavramların muğlaklaştırılması

Bu sistemin en belirgin özelliği ise toplumsal bazı konuları, kavramları bilerek isteyerek muğlaklaştırması, kavramların anlamlarının değiştirilmesi, altının boşaltılmasıdır. Sağ-sol kavramları, demokrasi, barış, özgürlük, hak, eşitlik, adalet ve birçok kavram iktidar tarafından örgütlü yalanların parçası haline getirilmiştir. Otoriter, totaliter rejimler kendisini ancak yalan üzerinden var edebilirler zaten. Ancak unuttukları şey halkların, kadınların, hakikat arayışı ve mücadelesi bu yalanları er ya da geç açığa çıkaracaktır.

Yeni bir başlangıç

Bu süreçte merkezi otoriter, tekçi rejimlerin nasıl büyük bir felakete yol açtığını 6 Şubat 2023 Maraş merkezli yaşanan 2 büyük depremde çok acı bir şekilde deneyimledik. Evet depremi engellemek mümkün olmayabilir ancak depremin yol açtığı yıkımları, kayıpları engelleyebilirdik. Fay hatlarını, dere yataklarını yapılaşmaya açan, kentleri demokratik, ekolojik, ekonomik, kültürel bir yaşam alanı olarak değil daha çok nasıl para kazanırız, kâr elde ederiz diye planlıyorlar. Sürekli imar afları ile rant düzenini süreklileştirenler bir doğa olayının büyük felakete dönüşmesinden, yüz binden fazla insanın ölmesinden, kentlerin yerle bir olmasından asıl sorumlusudur. Merkeziyetçi politikalar ile yerel yönetimlerin felç edilmesi, yerel demokrasinin ve yerelin özgünlüklerine göre hizmeti acil durumlarda ortadan kaldıran AKP-MHP faşist iktidarının başkanlık rejiminin yol açtığı felaketlerin hesabını sormak için 14 Mayıs bir fırsattır. 14 Mayıs sadece iktidarın değişmesine yol açmayacak, merkeziyetçi, otoriter, tekçi ve kendisini toplum üzerinde zorla, devlet şiddeti ile var eden tek adam rejimine de dur demek açısından önemli bir tarih. Tüm bu başlıklar ve daha sıralayabileceğimiz pek çok soruna karşı Emek ve Özgürlük cephesinin, Yeşil Sol Parti’nin pekiştirdiği cevaplar ve seçim vaatleri Türkiye’de güçlü bir başlangıç yapmanın yolunu açacaktır. 14 Mayıs seçimleri demokrasi ve özgürlük güçleri açısından bir son değil bir başlangıçtır. Bu zor ve zulüm düzenine dur diyerek demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı, demokratik cumhuriyeti inşa etmenin başlangıcı olacaktır. Bu başlangıcın güçlü olabilmesi halklarımızın sandık başlarına giderek oy kullanması Emek ve Özgürlük cephesini, Yeşil Sol Parti’yi güçlü bir şekilde parlementoya göndermek ile mümkün olacaktır.

İstanbul’da kazanmak

İstanbul seçimleri bu bağlamda önemli bir yer tutmaktadır. İstanbul sadece İstanbul değildir. İstanbul’da kazanmak tüm Türkiye’de ve Kurdistan’da kazanmak demektir. İstanbul Türkiye’deki 81 ilin temsili edildiği çok kimlikli, çok kültürlü ve çok inançlı yapısının temsil edildiği önemli bir kenttir. İstanbul’da yaşayan halkımızın hem İstanbul’daki adaylarımızın seçilmesi hem de kendi illerindeki adaylarımızın seçilmesi için ikili bir çalışma yürütmesi önemlidir. İstanbul’da kazanmak tüm Türkiye’de kazanmaktır.

Kürt halkının cevabı

14 Mayıs seçimleri biz Kürtler açısından halkımıza dayatılan zor ve zulüm düzenine, tecrit politikalarına, kayyım siyasetine, siyasi soykırım operasyonlarına karşı da güçlü bir cevap olacaktır. AKP-MHP-Ergenekon İttifakı’nın hem içeride hem dışarıda yürüttüğü Kürt düşmanı savaş politikalarına karşı halkımızın sandıkta güçlü bir cevap vererek Türkiye halkları ile Ortadoğu halkları ile barış içinde bir arada yaşamanın yolunu açacağına inanıyoruz.
Sonuç olarak 14 Mayıs bir son değil yeni bir başlangıç yapmanın tarihidir. Halklarımızın 15 Mayıs sabahı güzel bir güne uyanacağına inanıyoruz. 14 Mayıs öncesi, 1 Mayıs’ta işçiler, emekçiler alanlarda bu düzene dur demek, işçilerin, emekçilerin hak ettiği özgürlük mücadelesini yükseltmek için haykırdılar. Bu vesile ile 1 Mayıs İşçi ve Emekçilerin Bayramı’nı kutluyorum.

Her ne kadar deprem nedeni ile buruk bir Ramazan Bayramı geçirmiş olsak da halkımızın geçmiş Ramazan Bayramı’nı da kutluyoruz.

Kandıra F Tipi Cezaevi

#Mayıs #son #değil #başlangıç

AKP’den bıkan Çewlîg değişim istiyor

İktidarların uzun yıllardır din örtüsü ile toplumu ayrıştırıldığı Çewlîg’de, halk AKP’den bıktığı için değişim isterken, bu değişimin en büyük öncüsü ise Yeşil Sol Parti

Selman Çiçek

Seçime 11 gün kala Kurdistan’ın en çok merak edilen illerinden biri de Çewlîg (Bingöl). 80 darbesinde anayasa referandumuna karşı ezici bir çoğunlukla hayır oyu veren tek il Çewlîg oldu. Referandumdan sonra özel savaş politikalarının derinlemesine ve genişlemesine bazen sinsice bazen de açıkça uygulandığı özel bir bölge oldu. Uzun yıllar boyunca Ergenekon gibi özel savaş yapılanmalarının pilot bölge seçtiği Çewlîg’de uygulanan savaş ve ekonomik politikalar sonucu halk büyük oranda göçe zorlandı. 80 darbesi sonrası yaşadıkları baskı sonucu onbinlerce yurttaş Avrupa’ya gitmek zorunda kalırken, kalan yurttaşların bir kısmı ise korucu olmaya ve iktidarlara oy vermeye zorlandı.

Din istismar edildi

Coğrafyası büyük oranda dağlık olan Çewlîg, bölgede yaşanan savaştan en fazla nasibini alan kent konumunda. Halkın temel geçim kaynağı olan hayvancılık savaştan kaynaklı neredeyse bitmek üzere. Diğer Kurdistan şehirleri gibi Çewlîg halkı da büyük bir ekonomik krizle ve açlık politikalarıyla karşı karşıya bırakılmış durumda. Bu açlık politikaları yüzünden Çewlîk halkının birçoğu göç etmek zorunda kalırken, kalan yurttaşlar ise mevcut iktidarlara mecbur bırakıldı. Açlık, baskı ve zulme uzun yıllar tanıklık eden kentte birçok ayrıştırıcı politika da devreye konuldu. Kurmanç, Kurmançki, Alevi ve Sünnilerin bir arada yaşadığı kentte, halklar uzun yıllar birlikte yaşamanın güzel bir örneğini yaşasa da iktidarların ayrımcı politikalarından dolayı Çewlîg muhafazakâr bir kimliğe büründü. Siyasal İslamcıların uyguladıkları politikalar ile Çewlîg’te din uzun yıllar istismar edilse de son yıllarda özellikle gençlerde bu istismara karşı bir direnç görülmektedir.

Dil üzerinden ayrıştırma

Yine benzer bir ayrıştırma dil üzerinden geliştiriliyor. Kürtçe’nin Kirmançki lehçesi “Zaza” dilinin “Kürtçe değil ayrı bir dil” söylemleri ile Kürtlerin birliğini hedef alan politikaların devreye konulduğu Çewlîg’te 14 Mayıs’ta halklar sandığa giderken; açlığı, ayrıştırıcı politikaları dayatanlar ile özgürlük ve birlikteliği savunanlar arasında bir tercihte bulunacak.

Kürt özgürlük çizgisi

Kürt siyasal hareketinin filizlendiği kentlerden biri de olan Çewlîg’te son dönemde Kürt özgürlük çizgisinde olan partilere dönük bir ilgi söz konusu. Özellikle tekrarlanan 7 Haziran seçimlerinde mevcut iktidarın aldığı oy oranına yakın bir oy alan HDP, ikinci vekili kıl payı kaçırdı. Seçim nabzını almak için geldiğimiz kentte, gözle görülür bir seçim atmosferini görmek mümkün değil. Kent merkezinde gezdiğimizde daha çok Yeşil Sol Parti’nin çalışmalarını gözlemliyoruz. AKP’nin ise çalışmalarını daha çok gizli yaptığı, uzun yıllardır kentte yaptığı dini istismar politikasını bu seçimde de yaptığını gözlemledik. AKP’nin seçim çalışmasını Çewlîg’in sorunlarını çözme üzerinden değil de “Diyaneti kapatacaklar, LGBTİ savunuyorlar” söylemi üzerinden yaptığını gözlemledik.

Halk AKP’den bıktı

Kentte AKP’nin adaylarına karşı bir öfkenin de olduğunu gözlemledik. Uzun yıllardır kentte aynı kişilerin vekil olduğu ve bu insanların kentin hiçbir sorununa çözüm olmadığı konuşuluyor. Özellikle AKP’nin 1. sıra adayı Feyzi Berdibek’in kentin sorunlarını çözmekten çok kendi ailesini zenginleştirdiği ve ayrıcalık tanıdığı konuşuluyor. AKP’nin diğer adayları ise yıllardır iktidar partilerini kapı kapı dolaşan, vekilliğin babadan oğula geçtiği, kentin hiçbir sorununa ilgisi olmayan adaylar.

Gençlerin tercihi Yeşil Sol

Yeşil Sol Parti adayları ile Organize Sanayi Bölgesi’nde bir tekstil fabrikasını ziyaret ediyorum. İşçilerin hepsi genç kadınlardan oluşuyor. Adaylara karşı büyük ilgileri var. Hemen hemen hepsi tercihlerinin Yeşil Sol olacağını söylüyor. Kentte özellikle gençlerin büyük çoğunluğunun tercihi Yeşil Sol Parti olacağı söyleniyor. Fabrikanın sahibi ile seçimi konuşuyoruz. Yaklaşık 30 yıl önce ekonomik sebeplerden dolayı İstanbul’a taşınmış. 30 yıl sonra ise kentine yatırım için bir fabrika yapmış. Kenti daha gelişmiş bir yer olarak hayal ederek geldiğini ama kente geldikten sonra 30 yıl önce bıraktığı kent gibi gördüğünü söylüyor. İktidar olanların kentin gelişmesi için tek bir adım atmadığını söylüyor. 14 Mayıs’ta Çewlîg’in yıllardır sağ eğilimleri tercih etmesinden dolayı umutlu olmadığını ancak Yeşil Sol Parti’nin bazı dengelerin değiştireceğine inanıyor.

Çewlîg değişim şart

Yeşil Sol Parti’nin 1. sıra adayı Ömer Faruk Hülakü, iki dönem Çewlîg’de baro başkanlığı yaptı. Uzun yıllardır Çewlîg’deki hak ihlallerine karşı hukuk mücadelesi veren Hülakü, zaman zaman ölüm tehditleri alsa da bu mücadelesini hiçbir zaman bırakmadı. Çewlîg halkı için bir şeyler yapma anlayışı ile hep hareket ettiğini söyleyen Hülakü, vekilliğin önemli olmadığını, önemli olan kentin özgürlük ve demokrasi istemini açığa çıkarmak olduğuna dikkat çekti. Kentin uzun süre AKP’den yana tercih yapsa da bu dönemde halkın AKP’ye karşı büyük bir tepkisi olduğunun altını çizen Hülakü, “Herkes bitkin durumdadır. Kentte geçmiş seçimde aşiretçilik boyutu vardı. Ama insanlar artık bu dengelerden çok kendi sorunlarını düşünüyor. İnsanlar artık iktidarın gerçekliğinin farkına vardılar. Ülke bir kaosa sürükleniyor. Ülkede bir değişim şart olduğu kadar Bingöl’de dedeğişim şart” dedi.

Yurtseverlik duygusu güçlü

Yeşil Sol Parti 2. sıra adayı Cemille Turhallı Balsak, Çewlîgli bir avukat. Uzun yıllar hukuk mücadelesi yanında dil üzerinde de çalışan Balsak, Xwebun gazetesinde de Kirmançki yazılar yazıyor. Çewlîg’in Kurdistan’ın en güzel doğaya sahip illerinden biri olduğunu belirten Balsak, bu coğrafyanın direngenliği, coşkusu ve asiliğinin her daim olduğunu ama son dönemde iktidar politikalarından dolayı kutuplaştığını söyledi. Din örtüsü altında toplumun bölünmeye çalışıldığına da dikkat çeken Balsak, kentte halen şeyhlerin etkisinin olduğunu ancak bu seçimde bu etkinin kırılacağını çünkü kentte güçlü bir yurtseverlik duygusu olduğunu söyledi. Kentin diğer sorunlarına da değinen Balsak, “Var olan iktidara karşı bir öfke ve tepki var. Yerel kaynakları güçlü olan bir şehir. Bu kaynakları ihraç edebilecek bir potansiyeli bile var. Bizim bu halkın öz kaynaklarını belli sermayelere değil de halka götürmek gibi projelerimiz var” sözlerini sarf ederek Yeşil Sol olarak halkın değişim taleplerine cevap olacaklarını söyledi.

İnsanlar değişim istiyor

Yeşil Sol Parti’nin 3. sıra adayı ise kentte uzun süre öğretmenlik yapan Faruk Aris. 28 yıllık eğitimcilik yapan Aris, Eğitim Sen Bingöl Başkanlığı görevini de üstlendi. Aris, bir parti ve toplumun siyasetinin güçlü olmadığı takdirde sorunların da çözülmeyeceğine inandığını, sorunların çözümü için siyaset alanına atıldığını söyledi. Çewlîg’in değişime yakın bir noktada olduğunu söyleyen Aris, “Şu an Yeşil Sol Parti birinci parti gibi duruyor. İnsanlar değişim istiyor. Bizlerin bunun için çalışmamız lazım. Halen iktidar partisi burada güçlü ise bunda en çok bizim payımız var. Daha güçlü çalışmamız gerekiyor. Çok olumlu tepkiler alıyoruz. Bizler bu güzel havayı kalıcı hale getirmek istiyoruz. Bu tepkilere cevap olmak istiyoruz” diye konuştu.

 

 

#AKPden #bıkan #Çewlîg #değişim #istiyor

‘Gazeteci, renklerin üzerine çekilen siyah boyayı kazır’

Sîdar bana dönerek, “Gazeteci, renklerin üzerine çekilen siyah boyayı kazır” demişti. Küçücük yaşımla ne demek istediğini hiç anlamama rağmen anlamış gibi yaparak gözlerinin içine gülümseyerek bakmıştım. Aslında Sîdar Özgür Basın emekçilerinin ortaya koyduğu direniş ve mücadeleyi, bir çocuğa kendince en güzel anlatabileceği şekliyle anlatmıştı

Dilan Bebleşin

2001 yılı yazında evimizde tatlı bir telaş vardı. Telaşın sebebini öğrenmem çok sürmedi. Mutfakta bir karınca gibi oradan oraya koşturan nenem eve ‘gazetecilerin’ geleceğini söylemişti.

Heyecanımız kapının zilinin çalmasıyla daha da artmıştı. Kapıyı açtığımızda karşımızda bir kadın ve bir erkek, gülen gözlerle bize bakıyordu. İsimlerinin Eylem ve Sîdar olduğunu sonradan öğrendiğim bu iki güleç insan Özgür Basın emekçileriydi.

Birbirleriyle koyu bir sohbete dalmıştı evdeki herkes. Bense bir köşede boyalarımla kâğıda bir şeyler çizmekle meşguldüm. Ancak gözlerim yanlarında getirdikleri ve hayatımda hiç görmediğim ekipmanlarında takılı kalmıştı. O dikkatli izleyişim Eylem’in gözünden kaçmamıştı. Elindeki ses kayıt cihazını göstererek kullanmak isteyip istemediğimi sordu. Biraz utanarak biraz da izin alma isteğiyle anneme doğru dönmüştüm. Annem başını sallar sallamaz bir solukta kendimi yanına atmıştım.

O sırada Sîdar boyalarımı kullanıp kullanamayacağımı sordu. Hiç düşünmeden kullanabileceğini söyledim. Eylem bana büyük bir özenle ses kayıt cihazının nasıl kullanılacağını anlatıyordu ki onlara, “Gazeteciler ne iş yapar?” diye sordum. Sorum karşısında şaşkına dönen Eylem’in imdadına Sîdar yetişti.

Beni yanına çağıran Sîdar’ın elinde resim defterimden bir sayfa vardı. Sayfayı siyah pastel boya ile boyamıştı. Bana, “Sayfada hangi renkleri görüyorsun?” diye sordu. Tereddüt etmeden sadece siyah rengini gördüğümü söyledim. Dikkatli bakmam gerektiğini ve sayfanın siyah olmadığını söylüyordu. Oysa sayfa baştan aşağı siyah renkle boyanmıştı. İnatla siyah demeyi sürdürüyordum. Ardından eline bir kürdan alarak siyaha boyanmış kâğıda adımı kazımaya başladı. İsmim, rengarenk şekilde kâğıdın üzerindeydi. Sîdar kâğıdı önce tüm renklerle rastgele, ardından da tamamen siyah renge boyamıştı.

Sîdar bana dönerek, “Gazeteci, renklerin üzerine çekilen siyah boyayı kazır” demişti. Küçücük yaşımla ne demek istediğini hiç anlamama rağmen anlamış gibi yaparak gözlerinin içine gülümseyerek bakmıştım. Aslında Sîdar Özgür Basın emekçilerinin ortaya koyduğu direniş ve mücadeleyi, bir çocuğa kendince en güzel anlatabileceği şekliyle anlatmıştı.

O zamanlar çok anlayamasam da onca yıl geçmesine rağmen Özgür Basın’a yönelik her saldırıda hakikati duymaktan rahatsız olanların siyah boyalarla renkleri kapatmak istediğini düşünürüm. Sîdar da metaforu da Özgür Basın’a dair aklıma kazınmış tek hakikat ölçüsüdür.

Renkleri yok etmek isteyenler hakikatin izinde yürüyemez. Bugün, Güneşimizi karartamayanların hakikatimizi de karartamayacakları ve renklerimizin yaşamı inşa iddiamızın kararlılığını ortaya koyduğu, gökyüzümüzün mavisi, güneşimizin sarısı, ağaçlarımızın yeşili ve döktükleri kanlarımızın kırmızısı kadar nettir. Hakikatin rengini yalnızca direnenler bilir.

Özgür Basın emekçilerine yönelik hiç bitmeyen siyasi soykırım operasyonlarıyla renklerimizi siyaha boyamak isteyenlerin yüzlerine daha yüksek sesle haykırmakta fayda var: Özgür Basın Susturulamaz!

#Gazeteci #renklerin #üzerine #çekilen #siyah #boyayı #kazır

Êlih Yeşil Sol’dan Yanıltıcı propaganda uyarısı

Yeşil Sol Parti Êlih İl Örgütü, CHP’nin kentte yürüttüğü ‘Her evden 4 oy Yeşil Sol’a, 1 oy CHP’ye’ propagandaya karşı uyarıda bulunarak, ‘Sadece Cumhurbaşkanlığı pusulasında Kemal Kılıçdaroğlu ismini destekliyoruz’ açıklaması yaptı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Êlih İl Örgütü, CHP Batman İl Başkanlığı’nın kente milletvekilliği seçimi için yürüttüğü “Her evden 4 oy Yeşil Sol’a 1 oy CHP’ye” propagandaya dair yazılı açıklama yaptı. Seçime sayılı günler kala tüm siyasi partilerin bu yönlü çalışmalarını hızlandırarak saha çalışması yürüttüğüne dikkat çekilen açıklamada, “Son dönemlerde Batman’da karşımıza sık sık çıkan ve yoğun şikayetlere sebep olan bir husus doğrultusunda bu açıklamayı yapma gereği duyuyoruz. Partimizin ve bileşeni olduğumuz Emek ve Özgürlük İttifakının seçimlerde takınacağı tutum parti organlarımız tarafından sık sık kamuoyuyla paylaşılmasına rağmen CHP Batman İl Yönetimi saha çalışmalarında halkımıza yanıltıcı propaganda yapmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Yeşil Sol Parti’nin ülke yönetimine talip olduğu belirtilen açıklamada, “Kürt siyasal hareketinin en güçlü kalelerinden Batman’da halka kendi programından ve vaatlerinden ziyade ‘CHP Yeşil Sol Parti ile ittifak yaptı, seçimlerde beraber hareket ediyoruz, Yeşil Sol Parti Batman’da 4 milletvekili çıkarıyor her evden bize 1 oy verin. 5. milletvekilini biz çıkaralım’ tarzı gerçeği yansıtmayan ve manipülatif söylemleri ısrarla devam ettirdiğini üzülerek görmekteyiz. Yeşil Sol Parti olarak bu ülkenin yönetimine talibiz ve bunu mutlaka başaracağız. Bunun için de bugün Meclis’te de olabilecek en güçlü milletvekili grubuyla temsil edilmek en büyük amacımızdır. Bu kapsamda Batman’da da 5 milletvekilliğini kazanmaktır, kazanacağımızdan da hiçbir şüphemiz yoktur” denildi.

‘Sadece Cumhurbaşkanlığı için Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz’

AKP iktidarını göndermek için mücadele yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, “Bizim CHP ile hiçbir ittifakımız yoktur, biz ülkeye kan kusturan Erdoğan rejiminin yıkılması adına sadece Cumhurbaşkanlığı pusulasında Kemal Kılıçdaroğlu ismini destekliyoruz. Bizim yolumuz Üçüncü Yol’dur. Bizim yolumuz halkların seçeneksiz olmadığını haykırdığımız yoldur. Bizim yolumuz başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklara barışı, adaleti ve özgürlüğü getirecek olan Emek ve Özgürlük İttifakıdır. Bizler Kürt siyasal hareketinin köklü geleneğinden gelenler olarak en ağır şartlarda bile mücadele etmekten geri durmadık, durmayacağız” diye belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Êlih #Yeşil #Soldan #Yanıltıcı #propaganda #uyarısı