Ana Sayfa Blog Sayfa 526

Kılıçdaroğlu Wan’da: Kimse kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek

Wan’da konuşan Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu: Bu ülkede kimse, inancından ve kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek. Kayyum denen garabet uygulamaları tümüyle bitireceğim

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Agirî ve Wan’da düzenlenen mitinglerde konuştu. İlk olarak Agirî’ye giden Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı konuşmada, “Bunlardan biri kalktı dedi ki bunlar sandığa gider ve değişim olursa darbe oluyormuş yahu darbeyi siz yapıyorsunuz. Bir çocuk açsa o ülkede adaletsizlik var demektir. Bir kişi caddelerde güler yüzle gezemiyorsa orada bir adaletsizlik var demektir. Adaleti getireceğim. İşsizlik sorunlarını çözeceğim. Kars, Erzurum, Ardahan dahil bu bölgeyi özel ekonomi bölgesi ilan edeceğiz bu bölgede olağanüstü yatırımlar olacak. Söz veriyorum sizin için çalışacağım söz veriyorum söz veriyorum söz veriyorum Ağrı meydanından size söz veriyorum” dedi.

‘Adaletin Ekrem’i, Selahattin’i olmaz’

Kılıçdaroğlu’nun Wan Beşyol Meydanı’nda düzenlenen mitinginde ise, Yeşil Sol Parti flamaları ve sloganları öne çıktı. Kılıçdaroğlu, havaalanından miting alanına kadar Yeşil Sol Parti flamalarıyla karşılandı.

Buradaki mitingde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Adaletin Ekrem’i de olmaz Selahattin’i de olmaz, herkes eşittir. Yargısız infaz hiçbir vatandaşa hak görülemez. Bunun adı özgürlük seçimidir. Bunun adı kucaklaşma seçimidir. Kucaklaşmaya, özgürlüğe, eşitliğe, demokrasiye hazır mıyız?” diye kaydetti.

‘Kayyum garabetini tümüyle bitireceğim’

Seçimle gelenin seçimle ancak gidebileceğini belirten Kılıçdaroğlu ise, “Dünya kadar sorun var biliyorum, bütün sorunlarınızı biliyorum. Bu ülkenin insanlarına sözüm var bu ülkeye barışı getireceğim, bu ülkeye kardeşliği getireceğim. Bu ülkede kimse, inancından ve kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecek. Büyük haksızlıklar yapıldığını biliyorum. Seçimle gelenlerin görevlerinden alındığını biliyorum. Bütün bunları çözeceğim. Kayyum denen garabet uygulamaları tümüyle bitireceğim. Yeter artık, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Devletin dini adalettir adaletin olmadığı bir yerde huzur olmaz, bereket olmaz, kardeşlik olmaz, çocuklar yatağa aç girer” diye konuştu.

Adalet vurgusu

Adalet Nöbeti tutan Emine Şenyaşar’ı hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bu kardeşiniz, bu ülkeye adalet gelinceye kadar mücadele edecek. Emine Şenyaşar’a, 8 savcı değişti, dava açmıyorlar, korkularından dava açmıyorlar. Gittim, Emine Şenyaşar’la kucaklaştım, ondan sonra 8 savcı değişti 9. savcı davayı açtı. Adalet yerine gelinceye kadar izleyeceğim” dedi.

Mitingte sık sık “Direne direne kazanacağız” sloganı atıldı.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #Wanda #Kimse #kimliğinden #ötürü #ötekileştirilmeyecek

Yeşil Sol Parti çalışmalarını kent kent sürdürüyor

Yeşil Sol Parti birçok kent ve ilçede seçim çalışmalarını sürdürüyor. Hezex’de çalışma yürüten aday Ayşegül Doğan, ‘Yeni bir yol açacağız ve sistemi hep birlikte değiştireceğiz’ mesajı verdi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere 12 gün kala birçok kent, ilçe ve köyde çalışmalarını sürdürüyor.

İzmir

Yeşil Sol Parti, Ege kentlerinde seçim çalışmalarını sürdürüyor. İzmir’in Narlıdere ilçesinde yapılan esnaf ziyaretine katılan Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Abdülmecit Yıldırım, seçimlerin önemine işaret ederek, iktidarın bu seçimlerde gönderilmesinin halklara barış ve özgürlük getireceğini söyledi. Esnafların yoğun ilgisiyle karşılaşan partililer, sokaktaki yurttaşlarla sohbet etti. Yurttaşlar da iktidarın ekonomi politikalarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Konak ilçesinde ise, esnaf ziyaretlerini sürdüren partililer, İnşaatçılar ve Gıda Çarşısında esnafa bildiri dağıttı.

Manisa

Yeşil Sol Parti Manisa İl Örgütü, Ahmetli ilçesinde seçim irtibat bürosu açılışı gerçekleştirdi. Seçim irtibat büro açılışının ardından esnaf ve pazar ziyaretleri gerçekleştirildi. Büro açılışına, Yeşil Sol Parti Manisa Milletvekili adayları Habib Eksik, Vezan Karabulut, Kerem Taylan, Ayşe Gül, Zübeyde Tarlabölen, Yeşil Sol Parti Ahmetli ilçe yöneticileri ve Halkların Demokratik Parti (HDP) yöneticileri katıldı. Yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği büro açılışında halaylar çekilirken, seçim irtibat bürosu, Yeşil Sol Parti Milletvekili adayları ve kadınlar öncülüğünde alkışlarla açıldı.

Burada konuşan Manisa Milletvekili adayı Habib Eksik, Ahmetli’de alınan oyların ikiye katlanması gerektiğini söyleyen Eksik, 14 Mayıs’ın sandıkların patlatıldığı gün olması için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Eksik, “Bütün halklar bir arada mücadele ederek Yeşil Sol Parti’yi meclise taşıyarak geleceğimizi şekillendireceğiz Faşizme son verecek, yoksulluğu, işsizliği bitirecek, bütün halkların, inançların bir arada yaşamasını sağlayacak parti Yeşil Sol Parti’dir. Türkiye’de iki bloklu bir siyaset güdüyorlar. Biz halkımıza dedik biz bu kutuplaştırıcı siyaseti kabul etmiyoruz. Biz parti olarak 3’üncü yolu olun inşa ettik. Emek ve Özgürlük İttifakı ile bir seçime giriyoruz. Hukuksuz uygulamaların son bulması için elimizi taşın altına koyuyoruz. 14 Mayıs bizim için bayram olacak. Türkiye’nin her yerinde zafer halayları çekeceğiz” dedi.

Şirnex

Şirnex’in Hezex ilçesine bağlı Deştadarê beldesinde Yeşil Sol Parti halk şöleni gerçekleştirdi. Kadınların kiras fistan kıyafetleriyle yoğun olarak katıldığı şölende, Yeşil Sol Parti adayları coşkuyla karşılandı. Şölende konuşan HDP Şirnex Eşbaşkanı Abdullah Güngen, son zamanlarda yapılan siyasi operasyona dikkat çekerek, halkın bu saldırılara sandıkta cevap vereceğini belirtti.

Yeşil Sol Parti Şirnex adayı Ayşegül Doğan ise, yapılacak seçimin önemine değinerek şunları söyledi: “14 Mayıs bizler için önemlidir. Bu seçimde ittifakımızı kurmamız gerekiyor. 4 adayımızı da Ankara’ya göndermemiz gerekir. Bunun için hazır mısınız? Şimdi yeni bir başlangıçtayız. Yeni bir yol açacağız ve bizler bu sistemi hep birlikte değiştireceğiz. Kürtlerin kaderi sadece dağlar ve toprağın altı değil. Hakkımızı istiyoruz, kimliğimizi istiyoruz. Bunun için de değişime ihtiyaç var için güçlü bir ittifakla sandık başına gidip gerekli cevabı vermeliyiz.”

Konuşmalar ardından çekilen halaylarla şölen sona erdi.

Mersin

Kürt siyasetçi Ahmet Türk, 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin İl Örgütü’ne ziyaret gerçekleştirdi. Buradaki ziyarette Türk’ü, Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Hamdiye Kırıcı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız ile Mersin İl Örgütü il ve ilçe yöneticileri karşıladı.

Ziyarette, 14 Mayıs seçimlerine dair değerlendirmeler yapıldı. Türk, yaklaşan seçimlerinin önemine değinerek, milletvekili adaylarına seçimlerde başarı temennisinde bulundu.

Yeşil Sol Parti Mersin milletvekili adayları Ali Bozan ve Hamdiye Kırıcı da seçim çalışmaları kapsamında Toroslar ilçesine bağlı Karaduvar Mahallesi’nde ev ziyaretleri gerçekleştirdi. Ziyaretlerde büyük bir ilgiyle karşılanan adaylar, 14 Mayıs seçimlerinin önemine değinerek Yeşil Sol Parti’yi destekleme çağrısında bulundu.

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi ise Akdeniz ilçesinde bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. Bildiri dağıtımında yurttaşlara Yeşil Sol Parti’nin çalışmalarını anlatan gençler, yurttaşları Yeşil Sol Parti’yi desteklemeye davet etti.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #çalışmalarını #kent #kent #sürdürüyor

Vartinis Davası yine ertelendi

Zamanaşımı riski olan Vartinis Davası, hakkında kırmızı bülten kararı verilen firari sanık Bülent Karaoğlu’nun yakalanmaması gerekçesiyle ertelendi

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilerek aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesiyle ilgili Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden başlayan Vartinis Davası’nın 13 üncü duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı Hafıza Merkezi adına Barış Akademisyeni Ozan Devrim Yay izledi.

Mahkeme heyeti, 2022 yılının Ekim ayında verilen “kırmızı bülten” kararına rağmen firari sanık Bülent Karaoğlu’nun yakalanamadığı gerekçesiyle duruşmayı 7 Haziran’a erteledi.

Ne olmuştu?

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis Beldesi (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993 tarafından yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra, yani 3 Ekim 1993’te beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe verdi.

Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte can verdi. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra olaya ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Dosya kapatıldı

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

2003’te yeniden suç duyurusu

Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekledi.

7 yıl sonra tamamlandı

2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

Beraat kararı

“Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 sanık hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara, “yargılamanın eksik yürütüldüğü” gerekçesiyle itirazda edildi.

Yargıtay kararı 5 yıl sonra bozdu

Dosya, 5 yıl Yargıtay’da bekletilmesi ardından karar çıktı. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğunu belirterek yerel mahkemenin verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Daire, ayrıca dava sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak Karaoğlu Eylül 2021 tarihinden bu yana yakalanamadı.

#Vartinis #Davası #yine #ertelendi

Uytun’un katledilmesi: Dosyanın Ağır Ceza’ya gönderilmesi talep edildi

Gaz kapsülüyle katledilen 18 aylık Mehmet Uytun’un ölümüne dair açılan davada savcı, sanık askerin ‘taksirle ölüme neden olmak’ suçundan cezalandırılmasını istedi

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 9 Ekim 2009 tarihinde 18 aylık Mehmet Uytun, evlerinin balkonunda annesinin kucağında bulunduğu sırada polisler tarafından atılan gaz kapsülünün başına isabet etmesi üzerine hayatını kaybetmişti. Uytun’un katledilmesine dair Uzman Çavuş H.A. hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçlamasıyla açılan davanın 3’üncü duruşması Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmaya, Uytun ailesinin avukatı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun ile Av. Yakup Güven katıldı. Sanık avukatı ise, bulunduğu kentten Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) duruşmaya katıldı.

Dosyanın Ağır Ceza’ya gönderilmesi talebi

Dosyaya konulan raporların okunmasının ardından Uytun ailesinin avukatları konuştu. Av. Abdullah Zeytun, katılmadıkları ikinci celsede sanık ve tanıkların dinlendiğine işaret ederek, tanık ve sanığın kendilerinin katıldığı bir duruşmada dinlenilmesini talep etti. Zeytun, mahkemenin “yetkisizlik” kararı vermesini ve dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermesini talep etti.

Avukat Yakup Güven ise, sanığın “kasten öldürme” suçundan yargılanmasını isteyerek, bu dosyada görevli olan mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu gerektiğini vurguladı. Güven, “Dosyanın ‘adam öldürme’ suçu yönünden ağır ceza mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dosya hakkında görevsizlik kararı verilmesini talep ederiz” diye kaydetti.

Sanık avukatı Yalçın Torun, gelen raporu kabul etmediklerini belirtti. Torun, “Rapor talebinde bu hususlar istenilmediği halde raporda ölüm sebebi belirtilmiştir. Gelen bilirkişi raporu yeni bir delil değildir” iddiasında bulundu.

Mahkeme heyeti, sanık avukatına müdahale ederek, “yanlış beyanlarda” bulunduğunu söyledi. Ardından savunmaya devam eden Torun, “Yeni gelen raporların dosyanın çözümünde katkısı yoktur. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir, dosyanın yeniden bilirkişiden rapor aldırılmasını talep ediyoruz. Mağdur avukatlarının talepleri kötü niyetli taleplerdir” diye kaydetti.

Savcı, mağdur avukatların taleplerinin yerine getirilmesini, tanık Can P.’nin duruşmada hazır edilmesini, sanık müdafinin yeniden bilirkişi raporunun alınması talebinin reddini istedi.

Mahkeme, sanık ve tanığın yeniden dinlenilmesi talebini reddetti. Mahkeme ayrıca, yeniden bilirkişi raporunun aldırılması talebinin daha önce rapor aldırılmış olması nedeniyle reddine karar verdi.

‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan ceza talebi

Ardından esasa dair mütalaasını sunan savcı, “21 Mart 2023 tarihli İstanbul ATK 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu ile ölen bebeğin gaz fişeği mühimmatının isabet etmesi şeklinde gerçekleşen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu tespit edildiği anlaşılmakla, olay tarihinde kolluk kuvveti olarak görev yapan sanığın, toplumsal bir olaya müdahalesi esnasında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde ikametlerin bulunduğu bir alanda gaz tüfeği ile ateşlemek ve tüfekten çıkan kapsülün duvardan sekmesi neticesinde Mehmet Uytun’un başına isabet etmesi sonrasında ölümüne sebep olmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla eylemine uyan TCK’nın 85/1. Maddesi uyarınca (Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır) cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur” diye kaydetti.

Mütalaaya itiraz

Mütalaaya ve esasa karşı savunma yapan Av. Zeytun, “Mütalaayı kabul etmiyoruz, bizce mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme, ek süre taleplerini kabul ederek, duruşmayı 11 Mayıs’a erteledi.

HABER MERKEZİ

#Uytunun #katledilmesi #Dosyanın #Ağır #Cezaya #gönderilmesi #talep #edildi

Riha’da öğretmene şiddet protesto edildi

Riha’da bir öğretmenin darp edilmesi yapılan açıklamayla protesto edildi

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Riha Şubesi, üyeleri H.Ç adlı bir öğretmenin fiziksel saldırıya uğramasına ilişkin çalıştığı Akabe TOKİ Şehit Mehmet Uyar İlkokulu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya, saldırıya uğrayan öğretmenin ailesi, okulun öğretmenleri, veliler ve Eğitim Sen üyesi öğretmenler katıldı.

Cezasızlık cesaretlendiriyor

Açıklamada konuşan Eğitim Sen Riha Şube Eşbaşkanı Mahmut Binici, son yıllarda şiddet olaylarının arttığına değinerek, “Hemen hemen her gün yeni şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalmaktayız. Özellikle şiddet uygulayan kişilerin cezasızlık politikaları ile korunmaları; bu kişilikleri cesaretlendirmektedir” dedi.

“Sağlıkta, eğitim ve benzeri iş kollarında sık sık yaşadığımız bu şiddet olayları menfur olaylar olarak değerlendirilemez” diyen Binci, “İktidardan cesaret alan bu güruh en son kentimizde TOKİ Şehit Mehmet Uyar İlkokulunda çalışan eğitim emekçisi arkadaşımızı bıçaklama cesareti cüretinde bulunmuştur. Herkesi hocamızın etrafında kenetlenmeye davet ediyorum. Hocamızın kocaman bir ailesi var bu kentte, Eğitim Sen güneşi herkesi kucaklamaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Açıklama, “Öğretmene uzanan eller kırılsın” sloganıyla sonlandı.

Ardından basın açıklamasına katılan eğitimciler, saldırıya uğrayan öğretmeni evine giderek dayanışma ziyaretinde bulundu.

HABER MERKEZİ

#Rihada #öğretmene #şiddet #protesto #edildi

Gergerlioğlu’ndan Soylu hakkında suç duyurusu

Yeşil Sol Parti Kocaeli milletvekilli adayı Ömer Faruk Gergerlioğlu, 14 Mayıs seçimleri için ‘darbe’ diyen  Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulundu

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Kocaeli milletvekilli adayı Ömer Faruk Gergerlioğlu, 14 Mayıs seçimlerini “darbe” olarak nitelendiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulundu. Gergerlioğlu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda, 14 Mayıs 2023 günü gerçekleşecek olan seçimlere Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları ile katılacak cumhurbaşkanı adayları ve siyasi partiler ve milletvekili adayları belirlenmiş olup gerek cumhurbaşkanı adayları gerek siyasi partiler ve gerekse ittifak oluşumlarının seçim çalışmalarına başladığı belirtilerek, bu süreçlerin Anayasa, yasaları ve sair yasal mevzuatları çerçevesinde yürütüldüğü kaydedildi.

Başvurunun devamında ise şunlara yer verildi:

“İçişleri Bakanı olan şüpheli; Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını, AKP ve MHP’nin ise Meclis çoğunluğunu kaybetmesi halinde, Recep Tayyip Erdoğan dışında seçilecek olan cumhurbaşkanı ve Meclis çoğunluğunu elde edecek muhalefet partileri ile ilgili seçim sonuçlarını tanımayacağını açıkça ve net bir şekilde ifade etmiştir. İçişleri Bakanı olan şüphelinin emrinin altında polis ve jandarma teşkilatının bulunması gerçeği karşısında Recep Tayyip Erdoğan’ın ve/veya AKP ve MHP’nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesi halinde seçim sonuçlarını tanımayacağı ve bu yönde teşebbüste bulunacağı aşikar olduğundan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzenin fiilen uygulanmayacağı yönünde teşebbüste bulunacağından açıkça TCK m. 309/1’deki suçun unsurları oluşmuştur.

Şüpheli ile ilgili yapılacak soruşturma çerçevesinde TCK m.309/1’deki suçun işlenmediği yönünde kanaate ulaşılması halinde, 14 Mayıs 2023’de TCK m.309’da işlenen/işlenecek suç/suçların, aynı zamanda kamu görevlisi olan şüpheli tarafından TCK m. 279 ‘Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi’ suçu yönünden de değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda 14.05.2023 günü ülkemizde yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim kararını alan Cumhurbaşkanını siyasi darbe içerisinde gösterdiğinden şüpheli Cumhurbaşkanı’na hakaret kenar başlıklı TCK m. 299/1-2’deki Cumhurbaşkanı’na Hakaret suçunu da işlemiştir.”

KOCAELİ

#Gergerlioğlundan #Soylu #hakkında #suç #duyurusu

Amed’te farklı inançtan isimler aynı sofrada buluştu

Avrupa Êzidî Cemaati öncülüğünde Amed’te aynı sofrada buluşan farklı inançtan isimler birlik mesajı verdi

Avrupa Êzidî Cemaati, Amed’in Sûr (Sur) ilçesinde bulunan Ermeni Surp Giragos Kilisesi’nin bahçesinde farklı inanç temsilcileriyle bir araya geldi. Kahvaltı ve tanışma etkinliğine, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed milletvekili adayları Azad Barış ve Mehmet Kamaç, Ezidi Kültür Vakfı’ndan Eyüp Burç, Mêrdîn Kırklar Kilisesi Ruhani Papazı Gabriel Akyüz, Amed Keldani Katolik Kilisesi Vakfı Başkanı Yusuf Karadayı, Surp Giragos Ermeni Vakfı Başkanı Ergün Ayık, Amed Protestan Kilisesi Pastörü Ahmet Güvener, Demokratik İslam Kongresi (DİK) Eş Başkanı Seyda Emin Ay ve Amed Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyeleri katıldı.

Daha fazla bir araya gelinmeli

Etkinlikte konuşan Surp Giragos Ermeni Vakfı Başkanı Ergün Ayık, farklı inançlarla aynı sofrada buluşmanın önemine değinerek, “Bunu sağlayan demokratik mücadeleye selam olsun” dedi.

Bu tür buluşmaların sürmesini dileyen Ayık, “Ülkenin bu tür sofralara ihtiyacı var. Umuyoruz ki bu seçim, herkesin özgürce yaşadığı ve sofralarda buluştuğu bir yaşama vesile olur” diye belirtti.

Mêrdîn Kırklar Kilisesi Ruhani Papazı Gabriel Akyüz ise, Süryanice yemek duası okudu.

Azad Barış söz aldı

Okunan duanın ardından Yeşil Sol Parti’nin Êzidî milletvekili adayı Azad Barış konuştu. Barış, cumhuriyetin birinci yüzyılında sürdürülen “tek millet, tek devlet, tek din” anlayışının ülkenin kadim, otoktan toplulukları, halkları ve inançları için büyük bir yıkım ve mağduriyet yarattığını belirtti. Barış, “Biz her kapıdan, eşik taşını öperek geçeriz. Onun için bütün taşları öperek size geleceğim. Bilin ki ben Ermeniyim, Süryaniyim, Aleviyim, Êzidîyim, Müslümanım ve Keldaniyim. Burada az bırakılmış halkların, azıcık içinde kültürünü taşıyan bir temsilcisi olmak istiyorum” şeklinde konuştu.

Din suiistimal edilmemeli

Mêrdîn Kırklar Kilisesi Ruhani Papazı Gabriel Akyüz, din ile devlet işlerinin ayrı olması gerektiğine vurgu yaparak, “Din suiistimal edilmemeli. Din toplumları birbirine yaklaştırmak için vardır. Dinde her zaman iyilik, doğruluk vardır” ifadesini kullandı.

Ermeni Vakfı’nın 2’nci Başkanı Caffur Ohanya, farklı inançların ortaya çıkardığı zenginliğe dikkat çekerek, “Sadece Amed’de değil, tüm Türkiye’de farklı inançların bir arada olacağı sofraların kurulmasını diliyorum” diye konuştu.

Aleviler ötekileştirildi

Diyarbakır Pir Sultan Abdal Derneği ve Cemevi Başkanı Aydın Atlı, Alevilerin de ötekileştirilen kesimler arasında olduğunu belirterek, “Geçmişte, bir arada ve bir sofrada oturabiliyorduk. Ancak maalesef  siyasi ve tekçi zihniyet bizi ötekileştirdi.  Bir siyasetçinin inanç kimliğini açıklaması bir hak ihlalidir. Cumhurbaşkanı biz Aleviler için kullandığı ‘tür’ tanımlamasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu söylemine karşıyız. 14 Mayıs’tan sonra umarım demokratik bir cumhuriyete adım atarız” şeklinde konuştu.

Êzîdî ve Alevi köyleri boşaltıldı

Protestan Kilisesi Pastörü Ahmet Güvener, tarih boyunca Êzîdî ve Alevi köylerinin boşaltıldığına işaret etti. Güvener, “Nefret söyleminden dolayı çocuklarım isimlerinden dolayı acı çekti. Biz artık söylemlerimizi değişmeliyiz. İnançlar ötekileştirilemez” ifadelerini kullandı.

 

 

#Amedte #farklı #inançtan #isimler #aynı #sofrada #buluştu

ODTÜ’lü öğrencilerden gözaltılara tepki: Mücadeleye devam edeceğiz

ODTÜ’lü öğrenciler, Amed, Ankara ve İstanbul merkezli gözaltı operasyonlarına üniversitede yaptıkları açıklama ile tepki gösterdi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencileri ve gençlik örgütleri, seçime sayılı günler kala Amed, Ankara ve İstanbul merkezli gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarına dair üniversite kampüsünde açıklama yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Ankara milletvekil adayı Metin Kılınç da açıklamaya katıldı.

Eylemde konuşan ODTÜ öğrencisi Dilara Canlı, Kürt gazeteciler, siyasetçiler, avukatlar, sendikacılar ve sanatçıların aralarında olduğu 100’den fazla kişinin geçtiğimiz günlerde gözaltına alındığını hatırlattı.

Mücadele mesajı

Operasyonların yıllardır amacına ulaşmadığına ifade eden Canlı, şunları söyledi:

“Bastırmaya çalıştıkları bu mücadele Kürt halkının, kadınların, LGBTİ+’ların, emekçilerin ve tüm ezilen kesimlerin mücadelesidir. Ezilenler, mücadelenin sadece sandıkta iradesine sahip çıkarak değil, sokaklarda, fabrikalarda ve kampüslerde direnilerek verildiğinin farkındalığı içindedir ve bu farkındalıkla mücadelesine devam edecektir.”

Gözaltına alınanlardan SGDF üyesi Merve Kavalı’nın ODTÜ öğrencisi olduğunu aktaran Canlı, “12 mart günü ise yine ODTÜ öğrencisi olan SGDF’li Senem Pektaş bir baskınla gözaltına alınmıştı ve uzun süredir tutuklu bulunmaktadır. Biz de sıra arkadaşları olarak onları yalnız bırakmayacak, içerde ya dışarda onlarla birlikte mücadelemize devam edeceğiz” de

ANKARA

#ODTÜlü #öğrencilerden #gözaltılara #tepki #Mücadeleye #devam #edeceğiz

İspanya kavruluyor

İspanya tarihinin en sıcak nisan ayını yaşarken, 161 yıllık Urgell Kanalları tarihinde ilk kez vana kısacak

Küresel boyutlarda süren iklim değişimi Avrupa’yı derinden etkiliyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde baş gösteren kuraklık İspanya’da tarımı vurdu. İspanya’nın Kurtuba kentinde Nisan ayı hava sıcaklığı 38,7 derece ile ülkede gelmiş geçmiş en sıcak günler olarak tarihe geçti. Kuraklığın büyük bir sorun haline geldiği İspanya’da yerel yönetimler, mevsim normallerinin üzerinde seyrederek rekor kıran hava sıcaklıklarına karşı önlem almaya çalışıyor. Afrika’dan gelen sıcak hava akımıyla sıcaklıkların mevsim normallerinin 10-15 derece üzerinde ölçüldüğü Akdeniz’in batısındaki İspanya’da istatistiki bilgilerin toplanmaya başlanmasından bu yana en sıcak nisan ayı yaşandı.

Tarihin en sıcak nisan günü

İspanya’nın güneyinde yer alan Endülüs bölgesindeki Kurtuba kentinde bulunan havaalanında hava sıcaklığı 27 Nisan’da 38,7 dereceye ulaştı. Bu, şimdiye kadar nisan aylarında tespit edilen en sıcak gün olarak kayıtlara geçti. İspanya’da normal şartlarda yaz aylarında uygulanan önlemler de erken başlayan yüksek sıcaklıkların etkisiyle öne alındı. Başta güneydeki Endülüs, Extremadura, Murcia gibi bölgeler olmak üzere çok sayıda yerel yönetim, yaşlıların ve solunum rahatsızlığı bulunan hastaların öğle saatlerinde zorunlu olmadıkça evden çıkmamaları, gölgede kalınması, bol sıvı tüketilmesi, şapka takılması, güneş kremi kullanılması veya aşırı yemekten kaçınılması gibi uyarılara şimdiden başladı.

Yaşlılara su dağıtılacak

Başkent Madrid’de normalde haziran ayı başında hizmete giren kamusal havuzların 13 Mayıs’tan itibaren halka açılacağı bildirilirken, nehir kıyısındaki plaj ise Nisan sonu halka açıldı. Ayrıca sivil yardım ekiplerinin sokaklarda özellikle yaşlılara su dağıtacağı duyuruldu. Ayrıca Katalonya ve Valencia gibi bazı özerk yönetimlerde de yaşlılara yönelik yaz aylarındaki önlemlerin öne çekildiği bildirildi. Tarihinin en kurak ilkbaharlarından birini geçiren İspanya’da 130 günden fazla yağış düşmeyen çok sayıda bölge bulunuyor.

Üretimde yüzde 75 düşüş

İspanya devlet televizyonu RTVE’nin kuraklıkla ilgili yayımladığı programda çiftçiler, “Kayıplarımız şimdiden yüzde 75’i buldu. Eğer yağmur yazmazsa tüm ürünümüzü kaybedeceğiz” dedi. Mart ayından itibaren orman yangınlarıyla da mücadele eden İspanya’da şimdiye kadar 200 bin hektarlık alan zarar gördü. Çiftçiler Konfederasyonu (COAG), “İlkbahar ve kış aylarında yağış eksikliği, son haftalardaki yüksek sıcaklıklarla daha da kötüleşti. Özellikle Endülüs, Extremadura, Castilla La Mancha, Murcia ve Aragon gibi en kurak bölgelerde tarımsal alanda yapılan işler ve yatırımlar büyük ölçüde azaldı. Kayıplar, en az 3,5 milyon hektarlık tahıl alanına tekabül ediyor” açıklamasında bulundu.

Katalonya’da hiç yaşanmadı

Katalonya’nın Lleida kenti yakınlarında bulunan Urgell Kanalları, çiftçileri bu yaz için ekin türlerini değiştirmeye zorlayan kuraklık sorunu nedeniyle sulamada kullanılmayacak. Tarihinin en büyük kuraklık sorunlarından birini yaşayan Katalonya’da özerk yönetimin Tarım Bakanlığı tarafından yönetilen Urgell Kanallarının kapatılma işlemine başlatıldığını açıklayan Katalonya Özerk Hükümet Sözcüsü Patricia Plaja, “Geçmişte örneği görülmemiş bir durumla karşı karşıyayız. Kanalın modernleştirilmesi için merkezi hükümet gerekli önlemler almazsa biz elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.

161 yıllık kanal tarih oluyor

161 yıllık tarihinde ilk defa kapanan kanalların üç haftada bir açılması, normal şartlarda yaz aylarında iki katına çıkan su tüketimini karşılamak için kanalda çit sisteminin kullanılması ve mevcut su rezervinin kışa kadar iki katına çıkarılması öngörülüyor. Urgell Kanalları Genel Direktörü Xavier Diaz, bölgedeki başta elma ve armut olmak üzere meyve ağaçlarının garantili bir hasadı olmadığını, zamanında verilecek su ile sadece yaz sıcağında ağaçların hayatta kalmalarının sağlanacağını ifade etti. Bölgedeki çiftçiler ise kuraklık sorunundan dolayı büyük endişe duyduklarını belirterek, sulamanın erken kapatılmasından kaynaklanan ekonomik kayıplarının karşılanmasını, su kaynakları yönetim planlarının gözden geçirilmesini, su depolama ve dağıtım altyapısına daha fazla yatırım yapılmasını istedi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İspanya #kavruluyor

Asya’da 73 bin yıllık Homo Sapiens izi

Modern insan türü olarak kabul edilen Homo Sapiens’in, en az 73 bin yıl önce Güneydoğu Asya’daki yağmur ormanı bölgelerinde yaşadığına dair kanıtlar bulunduğu duyurulmuştu

Bu kanıtlara rağmen bölgedeki organik materyalin yetersiz olması nedeniyle, beslenme ve ekolojik adaptasyon hakkındaki bilgiler sınırlıydı. Almanya’nın Leipzig kentindeki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü ve Johanes Gutenberg Üniversitesi tarafından yönetilen uluslararası bilim insanları ekibi, fosil insanların yiyecek kültürünü araştırmak için yeni bir yöntem uyguladı. Diş minesinden çinko izotopu analizi yapılarak, tarih öncesi insanların ve hayvanların öncelikli olarak et ile mi yoksa bitkilerle mi beslendiklerini öğrenmek için önemli bir yöntem geliştirdi.

Tam Pa Ling bölgesi

Kopenhag Üniversitesi’nde araştırmacı olan Fabrice Demeter, “Tam Pa Ling bölgesi, Güneydoğu Asya’nın paleoantropolojisi ve arkeolojisi için özellikle önemli. Çünkü bu bölgedeki türümüze ait en eski ve en bol fosil kaydına sahip” olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, Tam Pa Ling’de taş aletler, ocaklar, bitki kalıntıları, kemiklerdeki kesik izleri gibi çok az arkeolojik kayıt var. Sadece dişler ve kemikler bulunabiliyor. Dolayısıyla dişler ve kemiklere yapılan izotopik yaklaşımlar, geçmişteki beslenme alışkanlıklarını öğrenmek için tek yol olarak kalıyor.

Diğerleri neden yok oldu?

Bu çalışma, erken Homo Sapiens’in farklı ortamlara uyum sağlayabildiğini gösterdiği belirtiliyor. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde araştırmacı olan Nicolas Bourgon, “Gelecekte, çinko izotop verilerimizi, Homo erectus ve Homo floresiensis gibi Güneydoğu Asya’nın diğer tarih öncesi insan türlerinden elde edilen verilerle karşılaştırmak ve türümüz hayatta kalırken neden onların neslinin tükendiğini daha iyi anlayabileceğimizi görmek ilginç olacak” diye vurguluyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Asyada #bin #yıllık #Homo #Sapiens #izi