Ana Sayfa Blog Sayfa 525

Yeşil Sol’dan Cizîr’de büyük miting hazırlığı

Cizîr’de yurttaşlar 9 Mayıs’ta yapılacak büyük Botan mitingine oluşturulan konvoyla davet edildi

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 9 Mayıs’ta Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın katılımıyla Newroz alanında “Dîsa Em” şiarıyla yapılacak miting öncesi çalışmalar başlatıldı. Şirnex Yeşil Sol Parti adayı Ayşegül Doğan ile HDP ve Yeşil Sol Partisi yöneticilerinin katılımıyla ilçede kitlesel olarak oluşturulan konvoy ile halk, yapılacak mitinge davet edildi. Halk konvoya yoğun ilgi gösterirken ortaya renkli görüntüler çıktı.

Konvoy ardından kitle Yeşil Sol Parti Cizîr ilçe binasının önünde toplandı. Burada kitleye seslenen Şirnex Yeşil Sol Parti adayı Ayşegül Doğan herkesi yapılacak mitinge ve 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek genel seçimlerde oy kullanmaya davet etti.

Coşkunun hiç eksik olmadığı etkinlik, zılgıt ve alkışlarla son buldu.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Soldan #Cizîrde #büyük #miting #hazırlığı

Edirne’de Yeşil Sol Parti standına saldırı

Edirne’de Saraçlar Caddesi üzerinde stant açan Yeşil Sol Partililer bir grubun saldırısına uğradı. Saldırıda 3 kişi yaralandı

Edirne’nin en işlek caddelerinden biri olan Saraçlar Caddesi üzerinde stant açan Yeşil Sol Partililer bir grubun saldırısına uğradı. Seçim çalışmaları için Saraçlar Caddesi’nde stand açan Yeşil Sol Partilileri gören bir grup, parti standında bulunan görevlilere saldırdı.

Saldırı ihbarını alan polis ekipleri olay yerine çok sayıda çevik kuvvet destek ekibi ve ambulans sevk edildi. Yaşanan saldırıda 3 kişi yaralanırken, olayla ilgili olduğu belirlenen 5 kişi gözaltına alındı. Yeşil Sol Partililer ise yaşanan saldırıyı kınayarak açtıkları standı kaldırıp bölgeden ayrıldı. Olayı gören esnaf ve vatandaşlar ise gördüklerini anlattı.
Polis ekiplerinin olayla ilgili soruşturma başlattığı öğrenildi.

2 kişinin kolu kırıldı

Yeşil Sol Parti Edirne hesabından yapılan paylaşımda 5 kişinin gözaltına alındığını, biri milletvekili adayı 2 partilinin ise kollarında kırıklar olduğu aktarıldı: “5 kişi gözaltına alınmıştır. İçlerinde milletvekili adayımız ve bir 60 yaşında kadın arkadaşımızın kolları iki yerden kırılmıştır.”

#Edirnede #Yeşil #Sol #Parti #standına #saldırı

Buldan: Sen sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin cezaevinden çıkacak

Kocaeli mitinginde konuşan Buldan, Erdoğan’ın ‘ben iktidarda olduğum sürece Selo cezaevinden çıkmayacak’ sözlerine işaret ederek, ‘Sen 14 Mayıs’ta sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin de, Figen de, Gültan da, Sebahat da, Ayla da o cezaevinden çıkacaklar’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçim çalışmaları kapsamında Kocaeli’nde miting gerçekleştirdi. Yahyakaptan Arasta Park’ta gerçekleştirilen mitinge, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın yanı sıra Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Cengiz Çiçek, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve milletvekili adayları katıldı.

Miting, Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) seslendirdiği şarkılar ve katılan binlerin tutuştuğu halaylarla coşkulu başlarken, Yeşil Sol Parti bayraklarıyla arama noktalarından geçen Barış Anneleri de alandaki heyecana katıldı. MKM’nin sahne performansının ardından Yeşil Sol Parti Kocaeli İl Eş Başkanları ve milletvekili adayları halkı selamladı.

Gergerlioğlu: Korku dolusunuz ama kurtulamayacaksınız bu halktan

İlk olarak konuşan Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Hepiniz 14 Mayıs’ta çok daha mutlu olacaksınız. 14 Mayıs’ta iki ortak çok üzülecek. Konuştuğu zaman ha bire küfreden iki ortak. Kim bunlar” diye sorarken, mitingdeki binler tek bir ağızdan, “Erdoğan ve Bahçeli” diye karşılık verdi.

Gergerlioğlu şöyle konuştu: “Herhalde bizim çalışmamızdan çok rahatsız olmuşlar ki vekilinizi cezaevine attılar ama biz yine oradan çıkarak yola devam ettik. Bunu, ‘direnmek yaşamaktır’ sihirli cümlesiyle yaptık. Bizim yükselişimizi hazmedemiyorlar. ‘Siyasi darbe’ dedi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Bugün Kocaeli Adliyesi’nden suç duyurusunda bulunduk. Ne yapacaklarını bilemez haldeler. Herkes şunu iyi bilsin ki O suç işleri bakanına 14 Mayıs’ta bu halkı cevabını verecek. Kokuşmuş bir düzenleri var. Kendi arkadaşlarını bile satıyorlar. Biz ise bu ülkede barıştan, huzurdan, kardeşlikten başka bir şey istemiyoruz. Korku dolusunuz ama kurtulamayacaksınız bu halktan.”

Çiçek: Biz irademize sahip çıktıkça bunlar yenilecektir

AKP-MHP iktidarının seçim çalışmalarına kamu görevlilerini dahil etmesine tepki gösteren Cengiz Çiçek, “Sahaya Şırnak’ta AKP’nin Valisi indi. AKP’ye bağlı imamlar indir. Camilerde AKP propagandası yapıyor. Sahaya yargı mensupları indi. Amed’de gazetecilere, avukatlara, demokratik siyaset mücadelesi veren arkadaşlarımıza operasyonlarla saldırıyorlar ama biz 15 Mayıs’ta özgürlük halayına duracağız. Biz savaş politikaları diyoruz, onlar diyor ki terör, bölücülük. Bu ülkenin en büyük bölücü partisi AKP-MHP iktidarıdır. En büyük düşmanlaştırıcısıdır. Biz irademize sahip çıktıkça bunlar yenilecektir. Kadınların özgürlüğü, Kürt halkının statüsü, Alevilerin eşit yurttaşlık talebi için, sürgündeki dostlarımızla kucaklaşmak için doğanın hakkı için emeğin hakkı için, faşizm karşısında Dîsa Em. Serkeftin” dedi.

Darbeci zihniyetinizle sandığa gömüleceksiniz

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tek adam rejiminin son bulması için aday çıkarmadığını ifade eden Ercüment Akdeniz şöyle konuştu: “Şimdi tutturmuşlar, siyasi darbe. Bu tarihi siz belirlediniz. Bu bakan Soylu aynaya bakarak konuşuyor. Sizler kayyım rejimiyle siyasi darbeleri başlattınız. Kocaeli’de bilim insanları akademisyenleri 7-8 yıl süründürdünüz. Sizler Diyarbakır’da Kürt gazetecilere, vekil adaylarına operasyon çektiniz ama darbeci zihniyetinizle sandığa gömüleceksiniz. Biz emperyalizmle mücadele ediyoruz diyorlar. Buna kargalar güler. Bunlar 6’ncı filoya secde duranlardır. Bunları 14 Mayıs’ta hep birlikte hak ettikleri yere tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Yerli Milli diyorlar, TOGG diyorlar. TOGG ne anlar açın halinden. Burada Ford fabrikası var. İşçiler, ‘Bütün ömrüm boyunca çalışsam bir TOGG araba alamam’ diyor. Türk-Kürt işçisini yabancı şirketlerde açlığa mahkum ediyorlar. Yoksulun sırtından doyan doyana düzeni yarattılar. Bu düzene hep beraber dur diyeceğiz”

Buldan: Kocaeli’ne bir milletvekili yetmez

Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak, Nurhayat Altun ve Edibe Şahin’e selam göndererek başlayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuşmasına şöyle devam etti: “Sizlerin bu coşkusunun, bu kararlı duruşunuzun ve bu moralli birlikteliğinizin 14 Mayıs tarihinde yapılacak seçimlerde de aynı coşkuyla, moral ve kararlılıkla sandıklara yansıyacağından hiçbir şüphemiz yok. Kocaeli halkına bu konuda güveniyoruz. Ama Kocaeli’ne bir milletvekili yetmez, sizin daha çok temsilciye ihtiyacınız var. Arzu arkadaşımız ve diğer arkadaşlarımızı da, Kocaeli’den çok sayıda temsilcimizin meclise gitmesi gerekiyor.

Ağacın altına mührünüzü vurun

Şimdi Yeşil Sol Parti, bugün Türkiye siyasi arenasında belki çok fazla bilinmeyen ama bu dönem, bu süreç içerisinde HDP’nin yerine HDP milletvekillerinin Yeşil Sol listesinde girdiği yeni bir dönem. Yeşil Sol’u herkes soruyor, niye Yeşil Sol diyorlar. Çünkü AKP ve MHP’nin HDP’ye kurduğu kumpas davaları sonucu bizler sizleri temsilcisiz, seçeneksiz bırakmamak için seçimlerde alternatifsiz bırakmamak için milletvekillerinin sıralamasını yaptık ve başvurumuz yaptık. 14 Mayıs tarihinde bütün halkımız Yeşil Sol’un altına mührünü vuracak. Elinize oy pusulasını aldığınızda direkt ağacı görün, başka partilere hiç bakmayın, ağacın altına mührünüzü vurun ki bunlar gitsin. Bunlar gitsin diye bizler Yeşil Sol’u Türkiye’nin her yerinde büyüteceğiz ve birinci parti haline geleceğiz. AKP-MHP iktidarını bir tabela partisi haline getirmek boynumuzun borcudur, size söz veriyoruz.

‘Halklarının yalanlara karınları tok’

Bu ülkeyi 21 yıldır yönetiyorlar. Şimdi verdikleri vaatleri, söylediklerini duyduğumuzda zannedilir ki muhalefetteler, ülkeyi biz yönettik. İlk defa iktidara gelecekmiş gibi yeni yeni sözler veriyorlar. Ama artık Türkiye halklarının yalanlara karınları tok. Hiç kimse verdikleri sözlere kulak asmıyor. Milletin, vatandaşın geçim derdinden, yoksulluktan, sefaletten haberi olmayan bu iktidara cevabı elbette 14 Mayıs tarihinde olacak.

‘İnsanların elinde TOGG alacak paraları yok

Bugün Türkiye halklarının açlıkla ve sefaletle mücadele ettiğini görüyoruz. Onların TOGG dediği arabaları almaya vatandaşın gücü yetiyor mu? Yetmiyor. Patates soğan diyoruz, onlar, ‘Biz TOGG diyoruz, onlar patates soğan’ diyorlar. Elbette ki patates soğan diyeceğiz çünkü insanların evinde tencereler kaynamıyor. İnsanların elinde TOGG alacak paraları yok. Onlar Saray’dan bütün ülkeyi toz pembe gördükleri için, herkesin aynı standartlarda yaşadıklarına inandıkları için insanlara vaatleri de yalandan başka bir şey değil. Kaybedeceklerini anladılar, farklı farklı yöntemlere başvuruyorlar. Birçok yerde provokasyona girişiyorlar. Biz asla provokasyonlara gelmeyeceğiz, seçim günü dahil hiçbir oyuna mahal vermeyeceğiz. Onlar bu oyunu bozmak isteyebilirler. Görüyorlar, her yerde büyük bir birlik beraberlik var ve bundan büyük bir rahatsızlık duyuyorlar. Duysunlar çünkü onları göndereceğiz, onları tarihin çöplüğüne göndereceğiz.

Yolsuzluğun da duble yolunu yaptılar

Elbette ki kazanacağız, onlar kazanmak için yalan söylemeye başladılar. Şimdi övündükleri tek şey duble yollar, ülkede yapmış oldukları duble yollar. Oysa yolsuzluğun da duble yolunu yaptılar, hırsızlığın duble yolunu yaptılar. Bütün bunları yaparken de 2023 seçimlerinde bir kez daha iktidara gelmek için eskiden yaptıkları şeyleri yeni yeni gündeme getirmeye çalışıyorlar.

100 milletvekiliyle anahtar bir parti olma hedefi

İstediğiniz kadar yalan söyleyin, vaatler verin. Türkiye kararını verdi. İşsizi de, çiftçisi de, kadını da, genci de, Kocaeli de, Hakkari de, Van da, İzmir de, İstanbul da, herkes kararını verdi; sizi gönderecek! Operasyonlar yapıyorlar, bizi zayıflatmayı hesaplıyorlar kendilerince zannediyorlar ki Yeşil Sol’dan ya da HDP’den 10-20 kişiyi cezaevine göndersek bu parti ayaksız, başsız kalır çalışamazlar. Biz bir gideriz bin geliriz, milyonlar olarak geliriz. Gözaltına alınan arkadaşlarımın yerine milyonlarca insan gönüllü olarak gelir, çalışır. Meclis seçimleri çok önemli. Biz Türkiye genelinde 100 milletvekili hedefledik. Bu 100 vekil sizlerin temsilcisi olarak parlamentoya girecek ve anahtar rol üstlenecek. Şimdiye kadar HDP milletvekilleri mecliste Türkiye halklarının sesi oldu. Alevi’nin, Süryani’nin, Ermeni’nin, kadının, gencin sesi ve sözü oldu. Şimdi 100 milletvekiliyle anahtar bir parti olma hedefiyle parlamentoya gidiyoruz.

Erdoğan Selo’ya takmış

Cumhurbaşkanlığı seçiminde faşizmi geriletmek için oy kullanacağız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde vereceğiniz oy faşizmi geriletmek için olacak. Ya aydınlığı ya karanlığı, ya demokrasiyi seçeceğiz ya faşizmi, ya savaş politikalarından yana ya da barış politikalarından yana oy kullanacağız. Ben inanıyorum ki, halkımız demokrasiye, adalete, huzura güvene olan ihtiyacından dolayı aydınlığı ve demokrasiyi seçecek. Artık Tayyip’in dediği hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Şimdi kaç gündür bir şeye takmış. Neye takmış? Selo’ya takmış. Yatıyor kalkıyor, ben iktidarda olduğum sürece Selo cezaevinden çıkmayacak diyor. Yahu sen 14 Mayıs’ta sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin de, Figen de, Gültan da, Sebahat da, Ayla da o cezaevinden çıkacaklar. Halkımızın gücüyle seçimlerde elde ettiğimiz başarıyla çıkacaklar, sen sandıkta kalacaksın. Bu ülkeyi bu hale getiren tek adam olarak tarihe geçeceksin. Biz mücadele verişimizle, halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız. Siz kapattınız, biz büyüdük. Engellediniz büyüdük, kaç partimizi kapattınız siyaset dışı kaldık mı? Hayır! HADEP’i kapattınız DEHAP ile geldik. Onu kapattınız BDP ile geldik. HDP kapatma davasını açtınız, Yeşil Sol ile geldik. Demokrasilerde alternatifler çok.”

HABER MERKEZİ

#Buldan #Sen #sandıktan #çıkmayacaksın #ama #Selahattin #cezaevinden #çıkacak

Gazetecilere tutuklama talebi

Gözaltındaki gazeteciler Sedat Yılmaz ve Dicle Müftüoğlu’nun da aralarında bulunduğu 15 kişi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

Ankara Merkezli soruşturma kapsamında 15 kentte düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan, aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz’ın bulunduğu 19 kişiden 15’i tutuklama talebiyle Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

Yılmaz’ın kardeşi Filiz Yılmaz savcılık ifadesini ardından serbest bırakılırken, Hasan Özhan, Evin Özbek ve Suat Karagöz adli kontrol tedbiri talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Gazeteci Müftüoğlu, Yılmaz ve Yılmaz’ın eşi Selma Yılmaz tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilenler arasında.

Savcılık Müftüoğlu’nun ifadesini almadı

Gazeteci Yılmaz, Filiz Yılmaz, Abdurahman Tanyeli İsmail Adanmış ve Cevdet İsmailoğlları savcılıkta ifade verirken, Müftüoğlu ve 14 kişinin ifadeleri emniyette alınan ifadeler üzerinden değerlendirildi.

Tutuklama talebi

Gazeteciler Sedat Yılmaz ve Dicle Müftüoğlu ile Selma Yılmaz, Cahit Kanbay, Cihan Güneş, Ramazan Debe, Erol Balcı, İsmail Adanmış, Cahit Ablay, Mahmut Doğu, Devran Ak, Abdurrahim Tanyeli, Şemsettin Toprak, Mehmet Emin Yıldırım ve Cevdet İsmailoğulları

HABER MERKEZİ

#Gazetecilere #tutuklama #talebi

Sancar sanatçılarla buluştu: Her alanda renkleri çoğaltmak için yola çıktık

Ankara’da sanatçılarla bir araya gelen Sancar, otoriter sistemlerin sanatı hedef aldığını belirterek “Her alanda renkleri, sesleri çoğaltıp özgür ve eşit bir düzende bir arada yaşatmak için yola çıktık’ dedi

Halkaların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları, yayıncıların sorunlarını dinlemek ve partisinin kültür sanat alanına katkı sunmaları amacıyla Mülkiyeliler Birliği’nde sanatçılar ve yayıncılar ile bir araya geldi.

Buluşmaya, HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Ankara milletvekili adayları Emirali Türkmen, Ercan İpekçi, Ruken Dilara Zaf, Bülent Kaya, Hatice Göz, Akın Atauz ve Zişan Kürüm’ün yanı sıra çok sayıda yazar, şair ve oyuncu katıldı.

‘Sanatın var olabilmesi için özgürlüklere ihtiyacı var’

Ankara’da kültür-sanat, yayın dünyasıyla bir araya gelmenin çok anlamlı olduğunu söyleyen Sancar, “Türkiye’nin sanat ve yayıncılık alanında yaşadığı sorunları uzun uzadıya anlatmama gerek yok. Bunu doğrudan deneyimleyerek anlarsınız. Baskı ve yasak ortamı giderek yoğunlaştı. Son yıllarda artık had safhaya vardı diyebiliriz. Sanatın var olabilmesi için özgürlüklere ihtiyacı var. Özgürlüklerin yolunu açmak da sanat alanındaki mücadelede en önemli hedeflerden biridir. Otoriter sistemlerin de en temel hedeflerinden biri özgürlükleri bastırmak, sanatı, yayıncılığı olabildiğince zayıflatmaktadır. Ne kadar çok fazla baskı uygulanırsa toplumda sesler ve itirazlar o kadar çok kısılır diye bir beklenti içindeler. Baskılar arttıkça buna direniş de yükseliyor. Ankara’da ve Türkiye’nin dört bir yanında özgürlük, demokrasi için mücadele eden sanatçılar bu dönemde de aynı iradeyi gösterdiler, mücadeleden geri durmadılar. Bizler de kendileriyle her alanda birlikte olmaya çalıştık. Çünkü özgürlük ve demokrasi mücadelesi bir bütündür” diye konuştu.

‘Asimilasyoncu politikalar kültürü ortadan kaldırır’

Toplumsal hayatın her sahasında bütünlüğü sağlamadan demokrasiye ve özgürlüğe ulaşmanın da mümkün olmadığını belirten Sancar, şunları söyledi: “Bu iktidarın AKP-MHP blokunun her alanda uyguladığı politikalar, en başta toplumu nefessiz bırakmaktadır. Nefes borularının en önemlilerinden biri olan kültür sanatın da bu baskıların hedefinde olması son derece doğaldır. Normaldir, anlaşılırdır. Ne kadar az ses, ne kadar cılız ses çıkarsa o kadar başarılı olabilecekleri inancıyla hareket ediyorlar. Biz de biliyoruz ki toplumun nefes alabilmesi için mücadeleyi her alanda büyütmek ve nefes kanallarını genişletmek zorundayız. Kültür sanat alanında yaşanan sorunlar çok büyük özgürlüklerin yokluğu bunun başlıcası. Asimilasyoncu politikalar bu toplumdaki çok kültürlü yapıyı ortadan kaldırma ve tek kültürlü tek anlayışı egemen kılma projesinin devamıdır.”

‘Her alanda renkleri çoğaltmak için yola çıktık’

İktidarın yaşam tarzlarına varana kadar her safhada tekçi anlayışı temel politikası haline getirdiğini vurgulayan Sancar, “Oysa kültür sanatın gelişebilmesi için özgürlükçü bir yaşam kadar çoğulcu ve eşitlikçi bir düzen de kaçınılmaz. Vazgeçilmez bir şarttır, bir ihtiyaçtır. Son zamanlarda özellikle seçimlere doğru gidilirken bu tekçi anlayış, homojenlik getirici anlayış, farklı sesleri bastırma arayışı iyice yoğunlaştı. Biliyorsunuz yakın zamanda Diyarbakır merkezli çeşitli illeri kapsayan operasyonlar düzenlendi. Özgür basını hedef alan bu operasyonlar aynı zamanda sanatçıları da kapsadı. Muhalefetle birlikte toplumsal mücadelenin içinde yer alıyorlar ve demokrasi, barış, özgürlük mücadelesine katkı sunuyorlar. Kendi alanlarında kendi açılarından bu emekli bu çabayı kesintisiz sürdürüyorlar. Özgür basını ve sanatçıları hedef almak bizler için şaşırtıcı değil. Sanatı olmayan, neşesi olmayan, gelecek umudu olmayan bir toplum yarattıklarını da hedeflerine kolayca ulaşabileceklerdir. Varlıklarını daha uzun süre devam ettirebileceklerdir. Oysa biz her alanda renkleri çoğaltmak, sesleri çoğaltmak ve bütün bunları özgür ve eşit bir düzende bir arada yaşatmak için yola çıktık. Bu amaç için çalışma yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

Savaş politikaları

Sancar, devamında şunları aktardı: “Özellikle ekonomik krizin yayın dünyasına ayrıca büyük engeller çıkardığını, hatta ciddi darbeler indirdiğini biliyoruz. Demokrasiyle ekonomi, özgürlükle, savaş politikaları, birbirleriyle iç içe geçerler ve bunu Türkiye en iyi deneyimleyen ülkelerin başında geliyor. Evet, demokrasinin yokluğu, tek adam yönetimi aynı zamanda kaynakların yandaşa, sermayeye ve savaşa aktarılmasını kolaylaştırıyor. Bu da toplumu yoksul ulaştırıyor. Hayat pahalılığı arttıkça yoksulluk derinleşiyor. Yoksulluk derinleştikçe elbette daha fazla, daha ağır yaralar açılıyor. Bir yandan da savaş politikalarına yatırım sürekli artıyor. Ülkenin önemli kaynaklarının önemli bir bölümü savaş politikalarına aktarılıyor. Savaş politikaları hem otoriter baskıcı rejimi yerleştirmenin bir aracı bir gerekçesi olarak kullanılıyor hem de toplumu yoksul ulaştıran özgürlüklerinden mahrum bırakan bir sonuç doğuruyor.

‘Politikalarımızı masa başında belirlemiyoruz’

Sorun alanlarının tamamını bir arada görmek ve bütün bunlarda çözümü birlikte üretmek bizim temel sorumluluğumuzdur. Biz, Yeşil Sol Parti olarak politikalarımızı masa başında belirlemiyoruz. Bütün alanlarda ilgili kesimlerin aktörleri ve özneleriyle sürekli diyalog ve istişare içinde olmaya gayret ediyoruz. Bu buluşmanın da temel amacı hem Ankara merkezi hem de bütün Türkiye’ye dönük olarak kültür, sanat ve yayıncılık alanında birlikte neler yapabileceğimizi karşılıklı konuşmaktır.”

Türkmen: Siyasal temsilci değil omuzdaş olmak isterim

Ankara milletvekili adayı Türkmen ise “Ankara’da sizlerin fikirlerini önerilerini birlikte yapacağımız çalışmaları en iyi bir biçimde nasıl temsil ederim endişesiyle konuşuyorum. Çünkü size mahcup olmak istemem. Sizin yanınızda aldığım öğrendiğim her şeyi en iyi biçimde toplumla paylaşmak isterim. Toplumun bir siyasal temsilcisi değil omuzdaşı olmak isterim. Çünkü biz bu sokaklarda bir omuzdaş olarak hep mücadele ettik. Şimdi parlamentoda kitapları yaratanların, tiyatroyu oynayanların bu sokaklarda sanatı güçlendirmek için şarkılar söyleyenlerin toplumsal taleplerini en doğru bir biçimde parlamentonun kürsüsünden bütün dünyaya ve bütün bu coğrafyaya anlatma derdiyle karşı karşıya olduğumu biliyorum” diye konuştu.

Ankara’nın uzun süredir kuşatma altında olduğunu söyleyen Türkmen, “Artık kent olma kimliğini kaybetmiş durumda Ankara. 14 Mayıs bir sayfanın kapanma tarihi olmasını istiyoruz. Evet, 14 Mayıs’ta bu tek adam rejimini göndermek ve hep birlikte yeniden Ankara’nın parklarında, tiyatro salonlarında, kitap fuarlarında sözlerimizi ve mısralarımda güçlü bir biçimde söyleyeceğimiz bir Ankara kurmak istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

HABER MERKEZİ

#Sancar #sanatçılarla #buluştu #alanda #renkleri #çoğaltmak #için #yola #çıktık

Asrın Hukuk Bürosu: Tecrit sisteminin magazinsel ele alınması kabul edilemez

Asrın Hukuk Bürosu, Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara dair yaptığı açıklamada, 25 aydır ağır tecrit koşullarının sürdüğünü vurgulayarak, ‘Sn. Öcalan’ın kendisini ifade etme olanaklarının bulunmadığı bu koşullarda, tecrit ve haber alamama gerçeğini göz ardı etme veya perdeleme anlamına gelecek spekülatif tartışmaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi

Asrın Hukuk Bürosu, sona yaklaşan seçim sürecinde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinden tartışma yürütülmesine dair açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada, oy hesapları adına tarafların ciddi bir şekilde manipülasyonlara başvurduğunun gözlemlendiği belirtilerek “Sn.Öcalan’ın durumunun kabul sınırlarını zorlayan şekilde dezenformasyonlara konu edilmesi, durumun ilk elden muhatapları olan biz avukatları tarafından bazı hususları kamuoyunun bilgisine sunmayı zorunlu kılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın devamında Abdullah Öcalan’ın mutlak tecrit koşullarında tutulduğu ve 25 aydır kendisinden haber alınamadığı vurgulanarak şu bilgiler aktarıldı:

  • Öcalan’dan ve yanında tutulan diğer 3 müvekkilimizden 25 Mart 2021 tarihinden sonra HİÇBİR ŞEKİLDE haber alamıyoruz. Bu tarihte kardeşiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesi yarıda kesilmiş olup görüşmeye devam edilememiştir. Bu kesintinin nedeni tarafımızca bilinmemektedir.
  • Bu tarihten sonra İmralı’da tutulan müvekkillerimizin tutulma koşulları, maruz kaldıkları muamele ve sağlık durumları hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz.

 

  • Kamuoyuna sunulduğu gibi disiplin cezaları seçim sürecine özgü olmayıp tecrit sisteminin belirgin araçlarındandır. 2016 öncesinde hava muhalefeti, koster bozuk gibi gerekçelerle sürdürülen mutlak tecrit, 21 Temmuz 2016 tarihinden 14 Eylül 2018 tarihine kadar OHAL kararları ile bu tarihten sonra da aralıksız hem disiplin cezaları hem de İnfaz Hakimliğinin kısıtlama kararları devreye konularak sürdürülmüştür.

 

  • 5275 sayılı yasanın 66/3 maddesi gereğince “hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılırlar.” Buna rağmen Öcalan ve diğer müvekkillerimiz aile bireylerinin değil hastalıkları, vefatları durumunda dahi bu haktan yoksun tutulmuş, 6 Şubat tarihinde yaşanan depremde bile bu yasak hali esnetilmemiştir.

 

  • 14 yıl boyunca yalnızca tek kanallı radyo kullanmasına izin verilen Öcalan bütün mahpusların kullanımında olan televizyona ancak 2013 yılında erişim sağlayabilmiştir. Ve fakat televizyon kanallarında kısıtlama yapıldığı ve gazetelerin 40 gün gecikmeyle verildiği Mayıs 2018 tarihli İl cezaevi izleme kurulu raporlarına da yansımıştır.

 

  • Öcalan 16 Şubat 1999 tarihinden 17 Kasım 2009 tarihine değin geçen 10 yıl 9 ay boyunca Ada Hapishanesinde tek başına tutulmuş; bu tarihten sonra İmralı Hapishanesine beş müvekkilimiz daha sevk edilmiştir. Daha sonra bu mahpuslar değişmiş olsa da gelinen son aşamada CPT’nin 2016 ve 2019 raporlarına yansıdığı üzere haftada yalnızca 6 saat bir araya gelen müvekkillerimiz, geriye kalan zamanın tümünü hücrelerinde yalnız geçirmektedirler.

 

‘Sağlık durumundan endişeliyiz’

Kuruluşundan itibaren gerek ruhen gerek bedenen zamana yayılı bir çürütmeyi hedefleyen, tutulma koşullarının işkence oluşturduğu AİHM kararları ve CPT raporları ile de teyit edilen İmralı Tecrit Sisteminin bu denli magazinsel ele alınmasının kabulü mümkün değildir. Tekraren vurgulamak durumundayız ki 25 Mart 2021 tarihinden bu yana Öcalan’dan haber alamamaktayız. Avukatları ve ailesinin tüm başvurularına ve çabalarına karşı Öcalan ve İmralı’da bulunan diğer üç müvekkilimizin yaşam koşullarından ve sağlık durumundan haberdar değiliz. Bu durum bizleri ve tüm toplumu tedirgin etmektedir.”

‘Tartışmalar Öcalan’ın bilgisi ve katkısı dışındadır’

Açıklamada son olarak şu sözlere yer verildi: “Bu koşullar altında, tüm topluma haber alamama durumunun ve ağır tecrit koşullarının sürdüğünü, tüm bu tartışmaların Öcalan’ın bilgisi, katkısı ve katılımı olmadan sürdüğünü belirtmek isteriz. Doğru ve olması gereken, Öcalan’ın avukatlarıyla acilen görüşme olanağının sağlanmasıdır. Hukuk ve asgari bir etik anlayışı da bunu gerektirmektedir. Öcalan’ın kendisini ifade etme olanaklarının bulunmadığı bu koşullarda, tecrit ve haber alamama gerçeğini göz ardı etme veya perdeleme anlamına gelecek spekülatif tartışmaların doğru olmadığını düşünüyoruz.

Herkesin bu hassasiyeti gözeterek gereken duyarlılığı sergileyeceğine inanıyoruz. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız. ”

HABER MERKEZİ

#Asrın #Hukuk #Bürosu #Tecrit #sisteminin #magazinsel #ele #alınması #kabul #edilemez

Çandar: 14 Mayıs’tan sonra tek bir tutuklu gazeteci olamamalı

Sur’da basın çalışanlarıyla bir araya gelen Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Cengiz Çandar, seçimin basın özgürlüğü için önemli fırsat olduğunu söyleyerek, ’14 Mayıs’tan sonra burada tek bir arkadaşımızın tutuklu olmaması lazım’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed milletvekili adayları, seçim çalışmaları kapsamında Sur ilçesinde bir otelde basın çalışanlarıyla bir araya geldi. Buluşmaya, kentin milletvekili adayları Ceylan Akça, Sevilay Çelenk, Halide Türkoğlu, Cengiz Çandar, Serhat Eren, Mehmet Emin Aktar ve Samet Mengüç ile Yeşil Sol Parti Amed İl Eşsözcüleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Eşbaşkanları katıldı.

100’e yakın gazeteci kaybettirildi

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde basına yönelik baskılara dikkat çeken milletvekili adayı Sevilay Çelenk, “Ben de uzun yıllarını gazetecilik eğitimi veren bir kurumdan geçirmiş biri olarak, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamak istiyorum. Basına yönelik baskılar yeni değil. Basına dönük baskılar, Cumhuriyetin 100 yıllık tarihindeki bir süreklilik içinde düşünülmeli. 100 yıllık tarihimizde neredeyse 100’e yakın gazeteci zorla kaybettirildi, ya da katledildi, bunu en iyi bilen coğrafya, Kürt coğrafyası. Kürt medyası her zaman bir baskının otoriterleşmenin zulmü altında çalışmıştır. Sadece sansür tehlikesi altında değil, doğrudan yaşamına kasteden bir tehdit altında çalışmıştır. Bu süreç AKP iktidarı döneminde de devam etti. İktidar böyle bir süreklilik içinde bu cesareti bularak, her fırsatta Kürt medyası üzerine gidiyor” diye belirtti. .

Çandar: Gök’ün tutuklu olmasının simgesel anlamı var

Daha sonra milletvekili adayı Cengiz Çandar, konuştu. 40 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yaptığını ifade eden Çandar, 25 Nisan’da 21 kentte yapılan operasyonda gazetecilerin de gözaltına alınıp tutuklandığını belirtti. Çandar, tutuklanan gazetecilerden biri olan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök’ten söz etti. Çandar, “Abdurahman Gök de tutuklandı. Hepiniz onu tanıyorsunuz. Burada, biz sizlerle beraberken, onun adını anmadan burada konuşmak istemedim. Tutuklandığı için değil sadece, Gök’ün siciline baktığımda, tüm Türkiye medyasında kendim de dahil olmak üzere, dil bilgisi olarak, mesleki alan hakimiyeti olarak onun kadar donanımlı biri daha yok. Ancak o şuan tutuklu. Bunun özel ve simgesel bir anlamı da var. Bu kadar donanımlı bir gazetecinin seçime iki hafta kala zindana gönderilmesi, bu rejimin Kürt halkına nasıl baktığını, Türkiye’deki özgürlükler konusundaki algısının ne olduğunu yeterince ortaya koyuyor” dedi.

’14 Mayıs basın özgürlüğü için önemli fırsat’

Bu seçimlerin Türkiye’deki basın özgürlüğünün sağlama alınması için tarihi bir seçim olduğunu ifade eden Çandar, “Bu seçim, tutuklu olan arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması ve mesleklerini özgür bir şekilde inşa edebilmeleri için önemli bir fırsat. 14 Mayıs’tan sonra burada tek bir arkadaşımızın tutuklu olmaması lazım. Burada kim gözaltına alınırsa, Ankara’nın, İstanbul’un ayağa kalması lazım. Onların tutuklanması bizim nasıl mücadeleyle yüz yüze olduğumuzu anlatıyor ve anlatmak zorunda” ifadelerinde bulundu.

Tecrit kırılmalı

Gazetecilerin Kürt sorununa ilişkin sorduğu sorulara Çandar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit ile yanıt verdi. Çandar, “Şuanda olmadık bir dönemdeyiz. 2 yıldır Abdullah Öcalan’dan haber alınamıyor. Bu antidemokratik uygulama Türkiye’deki rejimin karakterinin zirve noktasıdır. Ülke yarın bir gün bu rejimden kurtulduğu anda demokratikleşme noktasına gider. İlk yapılması gereken ve bizlerin de ele alması gereken konulardan biri İmralı’daki tecridin kaldırılmasıdır. İmralı ve tecrit kavramları bir daha yan yana gelmemeli. Kürt sorununun çözümü meselesi, daha ilerki yolda mutlaka ele alınması ve düşünülmesi gereken istasyondur. Oraya varmak için öncelikle yapılması gereken, demokratik ikliminin yerleştirilmesi, toplumsal barış havasının oluşturulması. Onun da olmassa olmazlarından biri İmralı tecrittin kaldırılması” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

#Çandar #Mayıstan #sonra #tek #bir #tutuklu #gazeteci #olamamalı

Uganda Çalışma Bakanı koruması tarafından öldürüldü

Uganda Çalışma Bakanı Charles Okello Engola, evinde koruması tarafından öldürüldü

Uganda Çalışma, İstihdam ve Endüstriyel İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Albay Charles Okello Engola’nın, evinde koruması tarafından silahla vurularak öldürüldüğü belirtildi.

Uganda Meclis Başkanı Anita Among yaptığı açıklamada, “Bu sabah, Engola’nın koruması tarafından öldürüldüğü ve ardından korumanın kendisini de vurduğuna dair üzücü bir haber aldım. Huzur içinde yatsın” ifadelerini kullandı.

İsmi açıklanmayan korumanın Engola’yı neden öldürdüğüne ilişkin açıklama yapılmadı.

Engola, daha önce savunma bakan yardımcılığı görevini de yürütmüştü.

DIŞ HABERLER

#Uganda #Çalışma #Bakanı #koruması #tarafından #öldürüldü

Uçar: Kendi yaşamlarımızı inşa etmeye geliyoruz

Elbistan’da halk buluşmasına katılan Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, iktidarın seçimleri darbe olarak tanımlamasına tepki göstererek, ‘Biz o sandığa halaylarımızla, zılgıtlarımızla, ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganlarımızla gideceğiz ve bu iktidara kaybettireceğiz’ dedi

Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Mereş’in Bezarcix (Pazarcık) ilçesinde yaptığı halk buluşmasının ardından Elbistan ilçesine geçti. Konvoy eşliğinde buluşmanın olacağı Hacı Bektaş Veli Cemevi’nin yanında bulunan çadır kentlere gelen heyeti, alanda toplanan kitle Yeşil Sol Parti bayrakları, halaylar ve “Jin Jiyan Azadi” sloganları ile karşıladı.

Burada konuşan Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, depremde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Depremde yaşanılan acıların ortak olduğunu dile getiren Uçar, “Türkiye’de biz iki affet yaşadık. Birinci doğal affet ikincisi masadan kalkmayan bir iktidarla karşı karşıya kaldık. Bu ülkenin Kızılay’ı çadır satarken, bizler depremin ilk gününden bu yana yanınızdaydık. Depremde yıkılmadık, depremde bir irade ortaya çıktı ve bu irade ortaya çıktı. Temel ihtiyaçların karşılanmadığını biliyoruz, insanlarımız topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Ama çok iyi biliyoruz ki; Türkiye’nin her yeri deprem bölgesi ama iktidarın sözcüleri, ‘Depremi İstanbul’da bekliyorduk’ dedi. Tek adam rejimi emir verene kadar insanlar günlerce bekledi” diye konuştu.

‘Sizi zılgıtlarla göndereceğiz’

Türkiye’nin ikinci yüzyılının 14 Mayıs seçimleriyle belirleneceğini dile getiren Uçar, sandıklara giderek oyların kullanılması çağrısında bulundu. Halkı enkaz altında bırakanlardan hesap sorulacağını dile getiren Uçar, “Türkiye’de Kürt ve Alevi kimliğimiz inkar edildi, bizlerden ‘tür’ diye söz ediyorlar. Sizin ferasetiniz Kürt halkının ve Alevi halkının kadim dilini anlamaya yetmez” diye konuştu. Uçar, “Seçime az bir süre kala tek adam sözcüleri seçimi darbe olarak tanımlıyorlar. Bu ülkede özgür basın emekçilerine, hukuk örgütlerine darbeyi zaten onlar yapıyor. Ama bu darbeye karşı mücadele eden on binler var. Biz o sandığa halaylarımızla, zılgıtlarımızla, ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganlarımızla gideceğiz ve bu iktidara kaybettireceğiz. 7 Haziran 2015 seçimleri halkların kazanımıydı, iktidar müdahale etti. Bu iktidar herkese diz çöktüreceğiniz zannetti ama bu aşamada diz çökecek olan biz değil, iktidardır. Biz kendi yaşamlarımızı inşa etmeye geliyoruz” diye belirtti.

İktidarı kadınlar gönderecek

Uçar, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Seçimlere doğru giderken iki oy kullanacağız. Birinci oy Yeşil Sol Parti’ye. Demokratik bir parlamento için Türkiye’nin halklarının Yeşil Sol Parti’ye ihtiyacı var. İkinci oyumuz, tek adam rejimini kırmak için Kılıçdaroğulu’na. Bu mücadele her birimizin mücadelesi. Yokluğumuz üzerine iktidarını kuran güçlere kurucu olduğumuzu göstermemiz lazım. Bizim mücadelemiz parlamento da değil, sokaklarda, her yerde. Onlara rağmen Kürtler ve Aleviler inançlarını ve kimliklerini söylemekten vazgeçmediler. Bu iktidarı değiştirmeye geliyoruz. Eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık gücünü bize veren siyasetimizle eril siyasete de müdahale edeceğiz. İktidarı esasen biz kadınlar göndereceğiz.”

Buluşma, ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganları ve halaylarla sona erdi.

HABER MERKEZİ

#Uçar #Kendi #yaşamlarımızı #inşa #etmeye #geliyoruz

Yeşil Sol’dan DİSK’e ziyaret

Yeşil Sol Parti adayları Çiçek ve Birol DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nu sendika merkezinde ziyaret etti

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul milletvekilleri adayları Cengiz Çiçek ile İlknur Birol ve beraberindeki heyet, Beşiktaş’ta bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Merkezi’nde Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nu ziyaret etti. Heyeti, Çerkezoğlu ve DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu karşıladı.

Ziyarette ilk olarak konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı İlknur Birol, 14 Mayıs seçimlerini işaret ederek, bu seçimin tüm Türkiye halkları için bir değişim ve dönüşüm seçimi olacağını belirtti. Birol, bu değişim ve dönüşüm sürecinde işçilere ve emekçilerin büyük görevler üstleneceğini de sözlerine ekleyerek, şimdiden işçi ve emekçileri kutladıklarını aktardı.

‘Rejim ile demokrasi arasında bir seçim’

Ardından konuşan DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, 14 Mayıs seçimlerinin önemine dikkat çekerek, “Bu seçim rejim ile demokrasi arasında bir seçim olacak. Demokrasi işçinin emeğidir. Demokrasi olmadan emeğin hakları’ emeğin hakları olmadan da demokrasi olmaz. İşçi ve emekçinin yoksullaştığı, hak aramanın neredeyse imkansızlaştığı, tüm karar mekanizmalarında yoksun bırakıldığı bu süreçte, yepyeni bir sürece gireceğiz 14 Mayıs seçimleriyle. 1 Mayıs alanları dolduranlarda bu değişimin iradesiydi” dedi.

‘Halkımız tereddüt etmesin’

Gazetecilerin, seçim güvenliği konusunda çıkan tartışmalara ilişkin sorduğu sorulara cevap veren Birol, bunun iktidarın yarattığı bir algı operasyonu olduğunu söyledi. 31 Mart 2019 yılında yapılan yerel seçimlerde İstanbul’u örnek gösteren Birol, bu seçimde de sandığa sahip çıkacaklarını belirterek, “Halkımız tereddüt etmesin” dedi. Çerkezoğlu’da halk iradesinin üzerinde hiçbir gücün duramayacağını belirterek, “Türkiye’de çok köklü bir demokrasi geleneği var. Halk bu geleneğe sahip çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

Ziyaret, sorulan soruların ardından basına kapalı gerçekleşti.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Soldan #DİSKe #ziyaret