Ana Sayfa Blog Sayfa 542

HDP’den tutuklanan aday Dönmez’le ilgili açıklama: Deliller sahte

Milletvekili Adayı Ayten Dönmez’in tutuklanmasına ilişkin açıklama yapan HDP, ‘sahte delil’ vurgusu yapara ‘Gerçekler bilirkişi raporuyla ortaya çıkacaktır’ ifadelerini kullandı

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan yapılan açıklamada “Sahte deliller, seçilmiş savcı ve hakimlerle vekil adayımız Ayten Dönmez tutuklanmıştır, gerçekler bilirkişi raporuyla ortaya çıkacaktır” ifadeleri yer aldı.

Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Ayten Dönmez’in 26 Nisan’da tutuklanmasına ilişkin açıklama yapan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, “Sahte deliller, seçilmiş savcı ve hakimlerle vekil adayımız Ayten Dönmez tutuklanmıştır, gerçekler bilirkişi raporuyla ortaya çıkacaktır” dedi.

Yazılı açıklamada, “Çok aceleci oldukları, kaybetmenin paniğiyle hareket ettikleri vekil adayımızı apar topar tutuklamalarından belli olmuştur. Soruşturma dosyasında gizlilik kararı olmasına rağmen gözaltının daha ilk dakikalarından itibaren basına servis ettikleri sahte resimlerle bir algı oluşturmaya çalışmışlardır. Jandarmanın yanlı kriminal sonuçları dayanak gösterilerek sahte deliller üzerinden, seçilmiş özel savcı ve hakimler eliyle vekil adayımız tutuklanmış ve böylece algı operasyonları sürdürülmüştür” denildi.

Açıklamanın devamında ise şu sorular soruldu:

Hakkında gizlilik kararı bulunan ve avukatların bile ulaşamadığı bilgilere yandaş medyanız nasıl ulaştı?

Bu bilgiler vekil adayımızı hedef gösteren Suç İşleri Bakanınız tarafından mı servis edildi?

Bu bilgilerin yargı eliyle değil de siyasi bir kumpas olarak Suç İşleri Bakanınız tarafından organize edildiği çok belli değil mi?

Avukatlarımızın talep ettiği bilirkişi ve HTS kayıt sonuçları bağımsız kurumlarca değerlendirildiğinde hakikat açığa çıkacak ve yayınladığınız sahte resimlerle vekil adayımızın aynı kişiler olmadığı açığa çıkacaktır. Bu durumda Cumhurbaşkanı ve Suç İşleri Bakanı başta olmak üzere tüm sorumlular istifa edecek mi?

Açıklama, “Kamuoyunun bilmesini isteriz ki vekil adayımız Ayten Dönmez bu halkın gönlünde vekildir. Hiçbir kumpas davası bu hakikati değiştirmeyecektir. Dört elle sarıldığınız algı operasyonlarınız bizleri yolumuzdan alıkoyamayacak ve büyük kaybedişinizi engelleyemeyecektir” denilerek noktalandı.

ANKARA

#HDPden #tutuklanan #aday #Dönmezle #ilgili #açıklama #Deliller #sahte

Hatay Barosu sandık güvenliği için çalışıyor: Halkın iradesinin peşindeyiz

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde sandık güvenliği için kentte çalışma yürüten Hatay Barosu adına konuşan İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ali Bilgin, ‘Birilerinin değil, halkın iradesinin tecellisi peşindeyiz’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere kısa bir süre kalırken, sandık güvenliği çalışmaları da hız kazandı. Mereş ( Maraş) merkezli depremlerde etkilenen 11 kentte özellikle çalışmalara büyük bir önem verilirken, binlerce kişinin sandık başına gitmesi bekleniyor. Deprem kentlerinden Hatay’da da seçimlerde 1 milyon 62 bin 40 kişi oy kullanacak.

110 konteynerde sandık kurulacak

Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde bin 89 sandık kurulacakken, 245’inin konulduğu okulların depremden etkilenmesinden dolayı bölgelerde sandıkların 110’unun konteynırde kurulması bekleniyor. Yine ulaşımın zor olduğu kırsal mahallelerde ise yurttaşlar için oy çadırlarının kurulması planlanıyor. Bu amaçla Hatay Barosu da sandık güvenliği için gerekli çalışmalarına devam ediyor.

Seçim günü sahada olacağız

Çalışmalarına dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Müjdat Can’a bilgi veren Hatay Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ali Bilgin, İzmir Barosu ve TBB’de alınan eğitmen toplantısının ardından Hatay’daki sivil toplum örgütlerine eğitim verdiklerini söyledi. Seçimde meslektaşlarının nasıl görev alacağına dair görev dağılımı yaptıklarını ifade eden Bilgin, “Oy ve Ötesi gibi kurumlarla da dayanışma göstereceğiz. Seçim günü de sahada olacağız” dedi. Halkın iradesinin sandığa doğrudan yansıması için ellerinden geleni yapacaklarını söyleyen Bilgin, “Öncelikle sandık güvenliğinin sağlanması, daha sonra da sandık güvenliği riskinin kalmayacağı bir ortam yaratma mücadelesini vermeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Halk iradesine sahip çıkacaktır

10 Şubat’ta ilan edilen 3 aylık OHAL’in seçim öncesi yeniden uzatılabileceğine ve bunun etkilerine dair de konuşan Bilgin, “Bunun seçimi etkileyip, etkilemeyeceğini OHAL’in uzatılmasına göre değerlendireceğiz ama bu uzatılsa da uzatılmasa da buradaki halk kendi iradesine sahip çıkacaktır” dedi.

Buralar hepimizin

Hatay Barosu’nun neredeyse tüm meslektaşlarının şehre geri döndüğünü belirten Bilgin, “Hiçbir partiye, görüşe göre hareket etmiyoruz. Yardım çağrısı aldığımız her yerde olmaya çalışacağız. Birilerinin değil, halkın iradesinin tecellisi peşindeyiz. Halkımız gelsin oyuna ve sandığa sahip çıksın. Zira buralar hepimizin” diye konuştu.

HATAY

#Hatay #Barosu #sandık #güvenliği #için #çalışıyor #Halkın #iradesinin #peşindeyiz

İBB zabıtaları şiddeti savundu: Zor kullanmak zorundaydık

Şirinevlerde ‘dilendikleri’ gerekçesi ile bir ailenin 17 yaşındaki çocuğu İBB’nin zabıta ekipleri tarafından zorla alınırken kadınlar da darp edildi. Konuyla ilgili konuştuğumuz Zabıta Genel Müdürlüğü, şiddeti ‘zorundaydık’ sözleriyle savundu

Meltem İnci

6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin ardından Dilok’tan (Antep) İstanbul’a geldiklerini iddia eden ve “dilenen” bir aile Şirinevler’de bulunan üst geçitte İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) zabıtalarının şiddetine maruz kaldı.

Görgü tanıklarının gazetemizle paylaştığı videoda İBB’nin zabıta ekiplerine ait olduğu aracın bir çocuğu aldığı, ailenin buna karşı çıkmaya çalıştığı ancak itirazlara rağmen zabıta ekipleri tarafından götürüldüğü görülüyor. Öte yandan gazetemize ulaşan görgü tanıkları, çocuğun götürülmesine itiraz eden kadınların zabıta ekiplerince darp edildiğini de belirtti.

Konuyla ilgili olarak İBB’nin çözüm merkezi olan 153’ü arayıp zabıta müdürlüğüne bağlanmak istediğimizi ancak sadece durumla ilgili bilgi alıp dönüleceği ifade edildi. Daha sonra tarafımıza dönüş yapan Zabıta Genel Müdürlüğü, bahsi geçen çocuğun 15 yaşında olduğunu ve ’15 yaşın altındaki kişilerin ancak çocuk olarak görüldüğünü’ belirtti.

Zabıta şiddeti savundu

Çocuğun alındığını doğrulayan Zabıta Müdürlüğü, “Çocuk nerede?” sorumuzda ise “Kimlik tespiti yaptık. Üzerindeki paralara ise kamu adına el koyduk. Daha sonra serbest bıraktık” ifadelerini kullandı.

Kadınların darp edilmesi ile ilgili sorumuza da “Bu kişiler dilenci, dolayısıyla zor kullanarak almak zorundayız. Başka türlü kendilerine işlem ve kimlik tespiti yapamayız” diye yanıt vererek şiddeti savundu.

#İBB #zabıtaları #şiddeti #savundu #Zor #kullanmak #zorundaydık

Mahkeme bile AKP’li belediyenin çöpüne engel olamadı!

Semsûr’da mahkemenin durdurma kararına rağmen yeniden başlatılan Katı Atık Depolama Tesisi projesi hem hastalık yayıyor hem de çevreyi kirletiyor

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde yerle bir olan kentlerden biri olan Semsûr’da (Adıyman) bir yandan enkazların molozları sağlık sorunlarına yol açarken, bir yandan da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı GAP Kalkınma İdaresi’nin sağladığı fonla, Adıyaman Belediyeler Birliği’nin Tümrüz Tepesi’nde kurduğu Katı Atık Depolama Tesisi tehlike saçıyor.

Bir yandan molozlar bir yandan çöpler

2006’da başlayan, ancak köylülerin mahkemeye taşıması sonucu 2011’de Adıyaman İdare Mahkemesi kararı ile durdurulan proje, 2019 yerel seçimler sonrası faaliyete geçirildi. Katı Atık Depolama Tesisi, alana yakın birçok köy ve mahallede hem insanlara, hem de diğer canlılara zarar veriyor.

Birçok köy etkileniyor

2019 yerel seçimlerinden sonra AKP’den belediye başkanı seçilen Süleyman Kılınç, daha önce mahkemenin durdurma kararına rağmen proje yeniden başlarken, projenin tamamlanmasıyla birlikte, şehrin çöpleri Zeynel Abidin Türbesi mevkiinde yer alan Tümrüz Tepesi’ne dökülmeye başlandı. Çöplerin bu alana dökülmesi merkeze bağlı Fexrikan (Kayaönü), Kistikan (Uğurlu), Kazni (Dardoğan), Şexler köyleri ile merkez Petrol Mahallesi’nin mera alanlarında tahribata neden olurken, bölgede yaşayan yurttaşlar, yakılan çöplerin dumanına maruz kalıyor.

Mahkeme bile durduramadı

Yaşadıkları sorunları anlatan köylülerden Hüseyin Canan, çöpten yayılan koku ve çöplerin yakılmasıyla yükselen dumanlardan dolayı pencerelerini kapalı tuttuklarını söyleyerek, ” Mahkeme kararının ardından birkaç yıldır buraya çöp dökülmüyordu. Ancak yerel seçimlerden sonra projeye tekrardan başlandı ve yaklaşık bir yıldır yeniden çöpler dökülmeye başlandı” dedi.

Çöpler türbeye dökülüyor

Evlerinin Semsûr merkezde olduğunu, ancak 6 Şubat’ta meydana gelen deprem sonrası köye yerleşmek zorunda kaldıklarını belirten Canan, “Çöpün içinde yaşıyoruz. Döküldüğü yere yakın bir noktada Zeynel Abidin Türbesi var, insanlar oraya ibadet için gidiyordu ama çöpten dolayı kimse gidemiyor” dedi.

Duman hastalık yayıyor

Aynı köyden Ali Karakuş ise çöplerin döküldüğü yerde tarlaları olduğunu söyleyerek, “Ne yapacağız, nasıl ekinimizi toplayacağız, o üzümleri nasıl yiyeceğiz?” diye sordu. Alanın mera olduğunu, hayvanları otlatacak yer kalmadığını dile getiren Karakuş, “Bir çok hayvan zehirlendi. Çocuklarımız da bu kötü koku ve dumandan hasta oluyorlar. Deprem bizi öldürmedi ama bu duman öldürecek” diyerek tepki gösterdi.

Köpeği zehirlendi

Petrol Mahallesi’nde yaşayan Hikmet Şen de, köpeğinin dumandan zehirlendiğini söyleyerek, “Veteriner çağırdık, iğne ve serum verdik ama 3 gün aradan geçmesine rağmen durumu düzelmedi. 3 gündür köpeğimiz can çekişiyor. 4 tane keçimiz öldü. Dere kenarına dökülen çöp, dere suyunu zehirliyor” şeklinde konuştu.

Haber: Mahmut Altıntaş / MA

#Mahkeme #bile #AKPli #belediyenin #çöpüne #engel #olamadı

Hizbullah’a verileceği iddia edilen cami seçim propagandası için ‘bitirildi’

Hizbullah’a tahsis edileceği ileri sürülen ve yapımında 2 işçinin yaşamını yitirdiği cami inşaatı, dava süreci bitmeden propaganda için bitirildi

Êlih’te (Batman) Hizbullah’a tahsis edileceği belirtilen ve henüz dava süreci süren cami inşaatı seçim için tamamlandı.

Gültepe Mahallesi’nde 8 bin kişilik tasarlanan cami alanında “eğitim” alanlarının yanı sıra 500 kişilik otopark bulunuyor. Cami inşaatında 25 Kasım 2022’de meydana gelen kazada 2 işçi yaşamını yitirdi, 24 işçi de yaralandı. İşçilerin ölümü ile sonuçlanan olayda şimdiye kadar her hangi bir yargılama olmazken, cami inşaatı da tüm itirazlara rağmen bitirildi.

Şehirden kopuk, ulaşımı olmayan ve sadece Hizbullah’ın siyasal faaliyetlerine tahsis edileceği ileri sürülen cami, AKP’nin 1’inci sıra adayı Ferhat Nasıroğlu’nun kurduğu Fernas Şirketler Grubu tarafından yaptırıldı.

Siyaset camiye girdi

Görevden alınarak yerine kayyum atanan Êlih Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Demir, siyasetin camilere taşınmasını Mescid-i Dırar olarak değerlendirerek, “İslam tarihinde Mescid-İ Dırar Emeviler döneminde ortaya çıktı. Bu mescitlerde fitne yayılırdı. Şimdi de Erdoğan ve partisi camileri siyasete alet etmiştir. Ve burada insanlara hakaret yağıyor” dedi.

Halka kazandırılacaktı

Caminin yapıldığı yer ile ilgili kamuoyunda ciddi tartışmalar yaşandığını ancak yetkililerin bu itirazlara kulak tıkadığını ifade eden Demir, “Caminin yapıldığı yer ile ilgili etrafında yapılaşma olmadığı ve buranın sadece protokol camisi olacağını bundan kaynaklı burayı halkın yaşam alanı olarak kullanılmasını istedik. Batman halkının kullanımı için uzun yıllar süren projeler hazırlanmış ve burası kamuoyuna kazandırılacaktı. Batman kayyımı caminin yerini ve etrafını usulsüz bir şekilde diyanete tahsis etmek istedi.” diye konuştu.

AKP’nin 1’nci sıra adayı tarafından yaptırıldı

AKP’den milletvekili adayı olan Ferhat Nasıroglu adına olan inşaat şirket tarafından yaptırılan camii inşaatında yaşanan ölümün üstünün örtülmeye çalışıldığını sözlerine ekleyen Demir, “Kentin yeşil alanlara ihtiyacı varken, bu alanın protokol camisi olarak kullanılması, israfın ve iş bilmezliğin en büyük görünümüdür. Kamuoyunda oluşan itirazları din düşmanı olarak yaftalamak da mevcut iktidar dilinden ibarettir. İslam dininin temel özelliklerinden olan gösteriş ve israftan uzak olması gerekirken böylesine bir yapının yapılması sorgulanmalıdır. Tepelik bir yere, insanların zor ulaşacağı bir yere cami yapıyorlar. Camii için bir yer belirledik ancak bunu kabul etmediler” ifadelerinde bulundu.

2 işçi hayatını kaybetti

Hukuka aykırı bir şekilde yapımı devam eden inşaatta 2 işçinin yaşamını yitirmesi, 24 işçinin ise yaralanması ile yaşanan olaya ilişkin yargılamanın yapılmadığını da hatırlatan Demir, sonuçlanmayan dava sürecine rağmen camii inşaatının seçim propagandasına yetiştirildiğini söyledi.

Kaynak: MA

#Hizbullaha #verileceği #iddia #edilen #cami #seçim #propagandası #için #bitirildi

Riha’da köy baskını: AKP’ye oy verin

14 Mayıs seçimlerini kazanmak için tüm hukuksuzluklara başvuran AKP-MHP, Riha’da köylüleri gözaltına alarak oy istedi

14 Mayıs genel seçimlerine sayılı günler kala AKP-MHP iktidarı seçim çalışmalarına baskı ve gözaltılarla devam ediyor. Amed merkezli gözaltı operasyonlarında aralrında gazeteci, hukukçu, sanatçı ve siyasetçinin olduğu çok kişinin evine baskın düzenlenmesinin ardından bir operasyon haberi de Riha’dan (Urfa) geldi.

Riha’nın Wêranşar (Viranşehir) İlçesi’nde bulunan Kevirbel (Dikilitaş) köyüne dün sabah saatlerinde operasyon yapıldı. “Örgüt mensuplarının köyde bulunduğu” iddiasıyla yapılan operasyonda, köylülerin evi köpeklerle arandı. Evlerde bir şey bulamayan askerler, 60 yaş üstü Kamil Yılan, Mustafa Yılan ve Kundur Yılan gözaltına aldı.

Bölgedeki karakola götürülen köylülere, tanımadıkları kişilerce “Sizi serbest bıraktıracağız, sizi PKK’den kurtardık. Oyunuzu AKP’ye verin” dedikleri iddia edildi. Bu konuşmanın ardından köylüler serbest bırakıldı.

Gazetemize ulaşan köylüler, her seçim öncesi böylesi olaylarla karşı karşıya kaldıklarını aktardı. Ayrıca gözaltı sırasında evlere zarar verildiğini söyleyen köylüler, köylerinde hiçbir örgüt üyesinin bulunmadığını, bu tür baskılarla AKP’ye oy vermeye zorlandıklarını belirtti.

HABER MERKEZİ

#Rihada #köy #baskını #AKPye #verin

Mereş’te 4.7 büyüklüğünde deprem

Mereş’in Göksun ilçesinde 4.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Mereş (Maraş) Göksun ilçesinde 4.7 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Saat 04.55’te gerçekleşen depremin yerin 6,89 kilometre derinliğinde gerçekleştiği öğrenildi.

Kandilli Rasathanesi’ne göre ise deprem 4.6 büyüklüğünde olurken, yerin 5 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

MEREŞ

#Mereşte #büyüklüğünde #deprem

Amed’de gözaltı operasyonu: Birçok eve baskın düzenlendi

Amed’de birçok eve baskın düzenlendi. Gazeteci Sedat Yılmaz’ın da olduğu çok sayıda kişiye gözaltı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan operasyon kapsamında Amed’de birçok eve baskın düzenlendi.

Birçok evde aramalar sürerken, aralarında gazeteci Sedat Yılmaz’ın da olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Ayrıntılar geliyor….

#Amedde #gözaltı #operasyonu #Birçok #eve #baskın #düzenlendi

Fincancı dayanışma içim Amed’de

Diyarbakır adliyesine gelen TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ‘Bu seçimle sonları geldiğini tüm Türkiye düşünüyor artık. Artık kaçacak yerleri yok’ dedi

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Amed merkezli soruşturmada gözaltına alınan ve tutuklananların yakınlarına dayanışma ziyaretinde bulundu. İfadelerin sürdüğü Diyarbakır adliyesi önüne gelen Fincancı’ya TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut ve Amed Tabipler Odası Başkanı Elif Turan eşlik etti.

Ailelerle sohbet eden Fincancı, adliye önünde açıklama yaptı. Fincancı, yapılan operasyonun iktidar tarafından bir seçim manevrası olarak okumak gerektiğini söyledi. İktidarın tüm seçim süreçlerinde daha saldırgan olduğunu hatırlatan Fincancı, “Özellikle 2015 seçimlerinden sonra pek çok insan yitirildi. Bu seçimle sonları geldiğini tüm Türkiye düşünüyor artık. Artık kaçacak yerleri yok” şeklinde konuştu.

‘Dosyaların içi boş’

Etkin bir soruşturma yürütülmeden itirafçıların ifadeleriyle dosyaların oluşturulduğunu belirten Fincancı, “Bu dosyaların içinin boş olduğunu biliyoruz. Dosyanın boş olduğu ve içini dolduramadıkları için gizlilik kararı veriliyor. AKP, bu ülkenin yargısına bir bomba etkisi bıraktı ve sulh ceza mahkemeleri tetikçilik yapıyor. Tutuklanması gerekenleri sulh ceza mahkemesi üzerinden tutuklayıp bir süre faaliyet yürütmelerini engellemeye çalışıyorlar. Yıllardır bu iş böyle yürüyor ancak yıllardır mücadele de bitmiyor. Onları tutuklasa da onlar içerde dışarda kalanlar da dışarda mücadele ediyorlar. Az kaldı 16 gün sonra bunların tamamı değişecek değiştireceğiz irade bizim. Seçim irademizi ve denetlemeyi etkin kullanmalıyız” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın ardından Fincancı, adliye önünde bir süre Amed Baro Başkanı Nahit Eren’le sohbet etti.

HABER MERKEZİ

#Fincancı #dayanışma #içim #Amedde

Kadınlar değişimin öncüsü olacak

Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Dersim’i kadın bakış açısı ile yöneteceklerini, kadınların değişimin öncüsü olacağını söyledi

Selman Çiçek

Yeşil Sol Parti’nin Dersim adayı Ayten Kordu, Dersim’de yürüttüğü seçim çalışmalarını, partisinin kadın ve Alevi politikalarını gazetemize değerlendirdi.

  • Dersim halkının kadın vekil talebi üzerine aday gösterildiniz. Dersimde kadın temsiliyetine bu denli önem verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilgi ve birikimimle Dersim halkına hizmet için buradayım. Dersim; hakikati, inancı, kimliği bulduğumuz topraklardır. Bu topraklarda parti ve belediye olarak temsiliyetimiz var. Bir bütün olarak bir emeğimiz var bu topraklarda. Bu emeği daha fazla sürdürmek ve yükseltmek istiyoruz. Kadın temsiliyetini, kadın bakış açısını buradaki kadın arkadaşlarla birlikte en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Kentimiz bir kadın kentidir. Hem yaratılan değerler hem birikim hem de demokratik siyasetimizde açığa çıkan kadın emeğimiz var. Kentin büyük bir kısmı kadın emeği üzerine şekilleniyor. Kadın esnaflar, köylerde kadın emekçiler var. İnancımızın temel odağı da kadındır. Alevi kimliğimiz kadın emeği, kimliği ve bakış açısı ile şekillenmektedir. Elbette inancımız üzerinde asimilasyon politikaları oldu. Egemen erk anlayışı kendini gösteriyor. Özü itibari ile kadında cana can bakan toplumsal bir bakış açısı var. Dolayısıyla Dersim’de bu çok önemli bir şeydir. Hem dilimizde hem kimliğimizde var.

  • Kadınlar kentte ne gibi sorunlar yaşıyor ve bu sorunları nasıl aşacaksınız?

Kentimizin temel sorunlarından biri inancımıza olan yaklaşımdır. Kadınlarımızın bakış açısını çocuklara aktaramama endişesi var. Göç sorunu temel sorunlardan biri. İşsizlik oranı artıkça gençlerimiz göç etmek zorunda kalıyor. Bu işsizliğin temel kaynaklarından biri kentimize ekonomik yatırım yapılmamasıdır. Üretim geliştirilmiyor. İnsanlar burada kendi haline bırakılmış durumda. Dolayısıyla kadınlar hem evde çok çalışıyor hem iş yerine gidip çalışıyor. Her taraftan bir emek sömürüsü var. Taleplerimizden biri de ev içi emeği görünür kılmaktır. İnsanların emeğini güvence altına alıp emekli olma hakkı tanıyacağız. Açık, görünür bir şiddet yok belki ama hem yoksulluk, yaşam kaygısı, umutsuzluk bunlar ruhsal olarak bir şiddet yaratıyor. Kadın üzerinde örtülü bir şiddet var. O şiddeti bilince çıkarmak gerekiyor. İstanbul sözleşmesi, 6284 sayılı yasanın uygulanması temel taleplerimiz arasındadır. Bu iktidar 21 yıllık iktidarında bütün kadın haklarını gasp etti. Kentimizde kadınlara yönelik kooperatif çalışmaları belediye yönetimimiz tarafından yönetiliyordu. Ancak kayyumlar bu süreci sekteye uğrattı. Kayyumlarla beraber kadın müdürlükleri kapatıldı, kadın politikalarına son verildi. Kadın temsili, iradesi ve bakış açısı ile kentte çok daha fazla söz sahibi olup yerelde çözüm odaklı çalışmalar yapıp yaşanan sorunlara da son vereceğiz. Kadınların özel savaş politikalarına karşı öz savunma yöntemleri ile kendilerini savunma konusunda bilinçlenme çalışmaları yapacağız.

  • Kılıçdaroğlu’nun “Aleviyim” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz. Alevilere karşı yürütülen imha ve inkâr politikalarına karşı nasıl mücadele edeceksiniz?

Kılıçdaroğlu’nun yıllar sonra bu kadar açık “alevi” olduğunu ilan etmesi ve mesaj vermesi bence önemli bir gelişmedir. Çünkü aleviler gerçekten hep inkar, imha ve asimilasyona maruz kaldı. Halen o tehlike ile yüz yüzedir. Bu tek adam rejiminin bitmesini o yüzden istiyorlar. Alevilerin yaşam olanakları neredeyse kalmadı. Çünkü bu Sünni iktidarın yaklaşımı bütün kimlikleri, inançları ve farklılıkları yok ediyor. Alevilere karşı bir inkar ve dejenere etme politikası var. Dedeleri cemevi üzerinden diyanete bağlamak, maaşa bağlama bu tür şeyler üzerinden Sünni İslam’a entegre etmeye ve aşındırmaya çalışılıyor. Biz aleviler şunu söylüyoruz: “Bizi kimse tanımlamasın” Bütün alevi toplulukların ortak talebidir bu. Köklü ve eski bir inancımız var. Bu inanç kendini bütün imha ve inkar politikalarına karşı bugüne kadar sürdürmüştür. Bugün Aleviler ben varım, buradayım” diyebiliyor. Kendini savunabiliyor ama bu hükümet tarafında halen imha ve inkara uğradığının farkındadır. Dolayısıyla bir cumhurbaşkanı adayının “ben aleviyim” demesi yürütülen bütün mücadelenin geldiği sonuçtur. Mücadelenin geldiği aşamadır. Ama çok anlamlı ve değerlidir. Bunu sürdürmesi gerekiyor. Bir cumhurbaşkanı adayının “Ben aleviyim” demesi Alevileri de rahatlatan bir açıklama olmuştur. Yine biz zorunlu din derslerine karşıyız. Bunlar inancımıza yönelik baskı mekanizmalarının. İnanç özgürlüğü anayasal güvence altına alınmalıdır.

  • Dersim kültürü ve dili ile de inkar edilen bir kent. Bu imha ve inkara karşı ne tür politikalar geliştireceksiniz?

İmha ve inkarın bir diğer boyutu ise Kürtçe üzerindeki baskılardır. Kürtçe isimlerin değiştirilmesi buna verilecek en büyük örnektir. Kirmanckî isimlerimizi Türkleştirme ve kendi iktidar anlayışına göre isimler verme hafızayı silmedir. Bir insanın tarihi nasıl şekillenir. Köy ve toprağının ismi ile şekillenir. Bütün bunlar dil ve kültürü dejenere ediyor. Hem kimliğe saldırıyor hem inanca saldırıyor hem ekolojik kırıma uğratıyor hem de göçe zorluyor. Seni bu kentte yaşayamaz duruma getiriyor. Bu şekilde insanlar ekolojik olarak doğasında koparılıyor. Bu bir ruhu sakatlamadır. İnsansızlaştırma politikası yürütüyor. Özellikle gençlere umutsuzluk dayatılıyor. Gençlere umut diye yurt dışı adres gösteriliyor. Gençlerimiz için politikalar geliştirmemiz gerekir. Organizeli, örgütlü çözümleri bir an önce hayata geçirmeliyiz. Özel savaş politikalarına karşı direnen bir halk var. Israrla inancını yaşayan bir halk var.

  • Demokratik ulus inşa perspektifini nasıl hayata geçireceksiniz?

Biz üçüncü yol ittifakıyız. Üçüncü ittifak bir inşa sürecidir. Demokratik inşa sürecidir. Bu demokratik inşa sürecinde cumhuriyetin demokratikleşmesi, demokratik ulus ile mümkündür. Yani kimliklerin, inançların ve dillerin kendini özgürce ifade edebildiği ve anayasal güvence altında hissettiği bir inşa olmalıdır. Örneğin bölgemizde özellikle yaşlı kesimimiz kirmançkî lehçesi dışından başka bir lehçe bilmiyor. Dil her alanda olmalıdır. Sağlık alanın da eğitim alanında da olmalıdır. Anadil pazarlık konusu olmamalıdır. Tüm bunlar inşa sürecinde olacaktır. Bunun için tek adam rejimi önce gitmesi gerekir. Bizler Yeşil Sol Parti ve ittifakları ile birlikte en güçlü temsiliyet ile bu inşa sürecini adım adım hayata geçireceğiz.

  • Dersim halkından nasıl dönüşler aldınız ve mesajınız nedir?

Her yerde olumlu karşılanıyoruz. Bize dönük umut ve güven var. Kadına, harekete karşı bir güven var. Kent, kadın temsiliyetinden oldukça memnun. Bu zaten bizim talebimizdir diyorlar. Kadın aday olmasından oldukça memnunlar. İkincisi birleşenlerin ortak hareket etmesinden oldukça memnundur. Dersim zaten küçük ama bu kentin bileşenlerinin en azından birlikte hareket ediyor olmasından mutlular. Üçüncüsü, ittifakımızın cumhurbaşkanı adayı çıkarmaması tek adam rejimin yıkılması konusunda hareket etmesinden oldukça hoşnutlar. Bu durum ortaya konulan emeğin sonucudur. Bize düşen bu emeği daha da güçlendirmek, kentimizde kadın bakış açısını geliştirmektir. Çağrım şudur: tek adam rejimi yıkılmalıdır. Biz kadın temsiliyeti olarak elimizden geleni yapacağız. Herkes her yerde çalışmalı. Bizim ulaşamadığımız yerlere insanlar sorumluluk hissedip ulaşabilmelidir. Herkesin iki oyu var. Bilinçlendirme çalışması her yerde yapılmalıdır. Birlikteyiz, birlikte değiştirip ve başaracağız. Kadınlar bu değişimin öncüsü olacaktır.

Ayten Kordu Kimdir?

1971 Erzincan doğumlu Ayten Kordu, 1992’de aktif çalışmalara başladı. Sosyoloji mezunu olan Kordu, Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) Kadın Komisyonu’nda yer aldı. Kadın Komisyonu Başkanlığı, Bağcılar İlçe Yönetimi, İstanbul İl Yönetimi ve 1999’dan 2003’e kadar da merkez kadın kolları alanında çalıştı. 2003-2011 yılları arasında da Gökkuşağı Kadın Derneği çalışmalarında bulundu. Gökkuşağı Kadın Derneği’nin 2 dönem başkanlığını yapan Kordu, 2015 yılından sonra Dersim’e taşındı.

#Kadınlar #değişimin #öncüsü #olacak