Ana Sayfa Blog Sayfa 555

Gözaltına alınan gazeteciler adliyeye sevk edildi

Amed merkezli operasyonda gözaltına alınan gazeteciler Abdurrahman Gök, Beritan Canözer, Mehmetşah Oruç ve Mikail Barut, adliyeye sevk edildi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’nin aralarında gazeteci, siyasetçi, sanatçı ve avukatların bulunduğu 216’sı hakkında gözaltı kararı verdiği ve bunlardan 128’inin gözaltına alındığı soruşturmada adliyeye sevkler başlandı. Bir yandan emniyet ifadeleri sürerken, diğer yandan emniyette ifade vermeyi kabul etmeyenlerin adliyeye sevkleri başlatıldı.

Emniyette ifade vermeyi kabul etmeyen gazetecilerden Abdurrahman Gök, Beritan Canözer, Mehmetşah Oruç ve Mikail Barut ile siyasetçi Hakim Kaya, Şahin Biçimli, 78’liler Derneği’nden Abdulgani Alkan adliyeye sevk edildi.

Gün içinde emniyette ifade vermeyi kabul etmeyenlerin adliyeye sevkleri beklenirken, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatların tümü emniyette ifade vermediği öğrenildi.

2 avukat serbest bırakıldı

Gözaltına alınan avukatlar Gurbet Özbey Öner ile Jiyan Sametoğlu emzirme döneminde olan bebekleri nedeniyle gözaltına alınmalarının ardından dün savcılığa sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından, adli tedbir kontrolü talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Gurbet Özbey Öner, Jiyan Sametoğlu, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

AMED

#Gözaltına #alınan #gazeteciler #adliyeye #sevk #edildi

Dersim 3 fay zonunun yer aldığı bölgede: Peki kent depreme hazırlıklı mı?

3 fay zonunun bulunduğu Dersim’de, 75 kilometre uzunluğundaki Kuzey Anadolu Fay Zonu, Pîlemor’den geçiyor peki kent depreme hazır mı?

Dersim deprem riskinin yüksek olduğunu kentlerden biri. 3 fay zonunun yer aldığı bölgede, Çewlig’in Çêrme (Yedisu), Erzingan’ın Çimîn (Üzümlü) ve Pîlemor (Pülümür) ilçelerinde aktif olan fay hatları bulunuyor. Yaklaşık 75 kilometre uzunluğundaki Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kalan kısmı Dersim’in (Pîlemor) Pülümür ilçesinin bir kısmını da içine alıyor.

MA’dan Zerrin Sargut’a konuşan TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Uğur Beycan, Dersim’de riskli yapıların olduğunu söyledi.

İmar affı

Depremlerin sürekli hale geldiğini hatırlatan Beycan, Türkiye’nin depremlere dair iyi bir sınav vermediğini söyledi. Beşeri ve doğal afetlerin doğayı sınadığını ifade eden Beycan, “Geçmişten günümüze Erzingan Gölcük, Wan depremlerinin görüldüğü Türkiye’de, bir de sel felaketleri gelişiyor. Sistematik olarak önlem alma, doğayı, bilimi esas almaya tabi olmuyoruz. Bu anlamda,  bilimi ve realiteyi esas alan bir anlayıştan uzak olan bir noktadayız. Maraş Depremini ‘asrın felaketi’ yerine ‘asrın ihmali’ olarak değerlendiriyoruz. Deprem bölgelerinde gelen vuruş gücü, Dersim’de de etkisini gösterdi” dedi.

Dersim’deki durum

Dersim’in de bir deprem gerçekliğinin olduğunu vurgulayan Beycan, “Kırılması beklenen fay hatları var. Dersim’de olacak depremlere dair bir an önce somutlamaya gidilmeli. Dersim özelindeki bütün kurumların ve STK’lerin, meslek örgütlerinin ve kamu kurumlarının bu konuyla ilgili çalışma yapması gerekiyor. Depremin 4’üncü ve 5’inci gününde TMMOB ve TBB düzeyinde bir deprem protokolü imzalanmıştı. Bu protokolü de imza altına alarak, Dersim Barosu üzerinden komisyon kurduk.  Öncelediğimiz durum da bir yapı stokumuz var ve yapı stokumuz üzerinden bir tektik iyileştirme ve değiştirme kapsamında ‘deprem mevzuatı iyileştirme’ çalışmasına girdik. 32 maddelik bir deprem iyileştirmesi çıktı. Oluşturduğumuz mevzuatı da Dersim Belediye Meclisi’ne sunduk. Şu anda bunlarla ilgili bir kamusal çalışma yürütülüyor. Depremden sonra Kent Konseyi Kurulu fiilen kuruldu. En yakın zamanda bir zemine oturtacağız” diye belirtti.

Dersim’in merkez mahalleleri kaygı verici  

Dersim’de riskli yapıların tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Beycan, “Dersim’in mevcut bir yapı stoku var, bu yapı stokunun öne çıkarılması gerekir.  Bunun üzerinden riskli yapıların tespit edilmesi, riskli yapıların yıkılması gerekir. Dersim’de 3 bin 500 civarında bir yapı var. Bunun yüzde 60’ı eski binalar. Bu yapıların çoğu da Atatürk Mahallesi ve Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunuyor. Bu iki alanla ilgili kaygılarımız çok yok. Dersim merkezdeki mahalleler, daha eski yerleşim yerleri,  bu da mevcut yapının yüzde 30 ve 40’ını oluşturuyor. Bu ciddi bir rakam ve bu rakam üzerinde de kaygılarımız var. Dersim merkez çarşı ve mahalleler daha büyük bir risk boyutunda” dedi.

Sorunları çözmeye gayret ediyoruz

Depremden sonrası kentte bulunan sivil toplum örgütleriyle, baro ve belediyenin birlikte bir “deprem mevzuatı” hazırladıklarını belirten Beycan, mevzuatın tek başına yeterli olmadığını ve çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

DERSİM

#Dersim #fay #zonunun #yer #aldığı #bölgede #Peki #kent #depreme #hazırlıklı #mı

Hatay’da 18’i resmi 22 sahaya moloz dökülüyor

Hatay’da 18’i resmi 22 sahaya moloz dökülüyor. Kentte bu duruma karşı yurttaşlar asbest tehlikesine karşı mücadele ediyor

Hatay’da kamyonların üstü açık bir vaziyette toz bulutu oluşturarak taşıdığı molozlar, yaşam alanları, tarım alanları ve Miheyla Kuş Alanı gibi bölgelere dökülmeye devam ediliyor. İskenderun, Belen, Samandağ, Defne, Antakya, Yayladağı ilçelerindeki arazilere dökülen molozlar, ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) gerekçe edilerek Asbest Yönetmeliği askıya alınarak gerçekleştiriliyor.

Asbest karşıtı mücadele

Depremin ilk zamanlarından beri mücadele yürüten Hatay Ekoloji Platformu üyesi Fernur Bahçeci, depremlerden etkilenen 4 büyük il olduğunu, çöken binaların büyük çoğunluğunun 2010 yılı öncesi yapılan binalar olduğunu belirtti. MA’dan Müjdat Can’a kjonuşan Bahçeci Bu tarihe kadar yapılan binalarda asbest kullanıldığını belirten Bahçeci, asbestin 2011 yılında kullanımının yasaklandığını ifade etti.

85 binden fazla kimyasal

Asbestin yapı malzemesi olarak kullanılmasının nedeninin ısıya, kimyasal maddelere karşı oldukça dirençli olması olduğunu, “mucizevi bir madde” olarak nitelendirildiğini ve yalıtım malzemesi olarak binalarda kullanıldığını ifade eden Bahçeci, yıkılan binalarda sorunun sadece asbest olmadığını, 85 binden fazla kimyasal toksinden bahsedildiğini kaydetti.

18’i resmi 22 saha var

Depremden sonra 4 döküm sahası olduğunu ve bunların yaşam alanlarına yakın olduğunu belirten Bahçeci, Hatay genelinde şu anda 18’i resmi, 4’ü kural dışı toplam 22 döküm sahası bulunduğunu söyledi.

Halka uyarı

Çalışmalarının devam ettiğini belirten Bahçeci, şöyle konuştu: “İnsanların gelecekte yaşayacağı riskleri bilip, buna karşı bir an önce enkazın bahçemden, bağımdan kaldırılıp ‘ben evimi yapayım’ derdinden çok, bunun gelecekteki nesilleri nasıl etkileyeceğini düşünmesi gerekiyor. İnsanları çok iyi anlıyoruz. Bu yıkımlara daha fazla maruz kalmak istemiyorlar. Ancak olması gereken şey, bu işlemlerin bir an önce olması yerine kurallarına uygun bir şekilde yapılması olacak.”

HATAY

#Hatayda #18i #resmi #sahaya #moloz #dökülüyor

Diplomalı pilavcı: Mülakat değil de keşke liyakat olsaydı

Üniversiteyi birincilikle bitirmesine rağmen atanamayan geçimini tavuk pilav satarak sağlayan Fuat Özdemir, ‘Mülakatlar yüzünden binlerce mağdur olan insan var’ diyerek mülakatların kaldırılmasını istedi

Milyonlarca işsizin olduğu Türkiye ve Kurdistan kentlerinde özellikle üniversite mezunu işsiz sayısı her geçen gün artıyor. İşsizliğin yaşandığı kentlerden biri de Bedlîs ( Bitlis).

Nüfusunun büyük bölümü gençlerden oluşan kentte, her yıl binlerce kişi iş bulmak ve çalışmak umuduyla Türkiye’nin büyük metropol kentlerine göç ediyor. Kent özelinde AKP-MHP iktidarı uyguladığı ekonomik politikalar nedeniyle işsizlik ve yoksulluğun artmasına neden oldu. Bedlîs’te 1940 yılında üretime giren Bitlis’in ilk sigara fabrikası da 20 Aralık 2007 tarihinde kapatılınca kentte işsizlik oranı daha da arttı.

Okulu birincilikle bitirdi

Genç işsizlerden biri de Fuat Özdemir. Özdemir, Muş Alpaslan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü birincilikle bitirmesi rağmen atanamadığı için mesleği yerine tavuk pilav satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.

KPSS olmayınca tavuk pilav

Atanamadığı için yıllarca işsiz kalan Özdemir, Bedlîs’in Tetwan ilçesinde Wan Gölü sahilinde el arabasıyla pilav, tavuk satarak ailesini geçindirmeye çalışıyor. Mülakat mağduru Özdemir, tepki amacıyla pilav arabasının üzerine “Diplomalı Pilavcı” yazdı. Özdemir, “Okuduğum yıllarda üniversiteyi birincilikle bitirdim. Hedefim vergi müfettişliğiydi. Birçok sınava ve mülakatlara girdim. Girdiğim mülakatların sayısı çok fazla ama bir türlü atanamadım. Ya kriterlere uygun değildim ya da başka nedenlerden dolayı elendim. Pilavcılık serüvenim ise İzmir’de başladı. İzmir’de KPSS kursuna giderken akşamları İzmir Basmane’de tavuk pilava çıkıyordum. İki yıl boyunca İzmir’de bu işi yaptım. Daha Sonra Tatvan’a geldim” diyor.

Kendi mesleğimi yapmak istiyorum

Tetwan’da da KPSS’ye çalıştığını ama bir türlü yerleşemediğini söyleyen Özdemir, “ İlk açtığım yıl işler biraz düşüktü ama şimdi işlerim çok iyi. Halk da büyük ilgi gösteriyor. Özellikle dışardan gelenler çok beğeniyor. Diplomalı Pilavcı ismi sahilin bir simgesi haline gelmiş durumda” dedi.

“Kendi mesleğimi yapmak isterdim. Yani içimde hep bir burukluk ve acı var” diyen Özdemir,”Çoğu zaman kurum sınavını geçiyordum. Kurum sınavını geçtiğim zaman bu kez mülakat engeline takılıyordum. Mülakatlarda sordukları soruların çoğunu biliyordum. Mülakat değil de keşke liyakat olsaydı. Seçimlerde mülakatların kaldırılacağı söyleniyor, umarım kaldırılır. Benim gibi mülakat mağduru binlerce insan var. Mülakatlar yüzünden binlerce mağdur olan insan var” diye bahsetti.

Mülakat kaldırılsın

Kente hizmet sektörüne bakıldığında çalışanların çoğunun üniversite mezunu olduğunu söyleyen Özdemir, “Tek isteğim bu seçimde kim kazanırsa kazansın ama mülakatı kaldırsın” diye konuştu.

BEDLÎS

#Diplomalı #pilavcı #Mülakat #değil #keşke #liyakat #olsaydı

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Danimarka Parlamentosu heyetiyle görüştü

Özerk Yönetim heyeti, Danimarka Parlamentosu’nda Halkın Sosyalist Partisi heyetiyle görüştü

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Avrupa temsilcisi Ebdulkerîm Omer ve Danimarka temsilcisi Dara Mustefa’dan oluşan heyet, parlamento başkanı temsilcisi ve parlamento Dış İlişkiler Komitesi üyesi Karsten Honge ve partinin Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Serdal Benli’den oluşan Halkın Sosyalist Partisi heyetiyle görüştü.

Kopenhag’daki Danimarka Parlamentosu’nda yapılan görüşmede, her iki heyet, Suriye’nin genel durumunu, Şam hükümeti ve Ankara’nın yakınlaşmasına ilişkin gelişmeleri ve Suriye’nin yeniden Arap Birliği’ne dönmesi için yapılan çalışmaların konuşulduğu öğrenildi.

Destek istendi

Özerk Yönetim heyeti, Danimarka heyetine Özerk Yönetim’in 18 Nisan’da açıkladığı deklarasyonun yanı sıra Türkiye’nin bölge güvenliğini tehlikeye atan tehditleri, tutuklu DAİŞ’lilerin dosyası ve yargılanmaları, Rojava ve Hol kamplarında tutulan çetelerin ailelerinden bahsederken, ayrıca uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmesini, bölgede istikrarın sağlanması, terörün durdurulması ve yok edilmesi için Özerk Yönetimi siyasi, ekonomik, güvenlik ve askeri alanda desteklemesi gerektiğini belirtti.

Danimarka heyeti ise, Özerk Yönetimi desteklemeye devam ettiklerini ve Birleşmiş Milletler (BM) 2254 sayılı kararın uygulanmasının önemini vurguladı. Ayrıca terörün yok edilmesi için ortak çalışmalarını sürdüreceklerini teyit ettiler.

DIŞ HABERLER

#Kuzey #Doğu #Suriye #Özerk #Yönetimi #Danimarka #Parlamentosu #heyetiyle #görüştü

Rojava’dan gözaltılara kınama

Amed merkezli operasyonlarda gözaltına alınanlara Rojavalı kurumlardan destek geldi

Mezopotamya Demokratik Kültür ve Sanat Hareketi (TEV-ÇAND), Kuzey ve Doğu Suriye Edebiyat Divanı ve Kültür Kurulu ortak bir basın açıklaması yaparak, siyasi gözaltıları kınadı

Qamişlo’daki Mihemed Şêxo Kültür ve Sanat Merkezi önünde yapılan açıklamaya onlarca kişi katıldı.

Açıklamayı okuyan TEV-ÇAND üyesi Zîlan Mecîd, gözaltıların seçimler öncesine denk geldiğine dikkat çekerek tüm demokratik kesimlerin, örgütlerin, güçlerin ve partilerin bu sürece hassas yaklaşması gerektiğini kaydetti.

Açıklamada AKP-MHP iktidarının kazanması durumunda bölge halklarının siyasi, kültürel ve fiziki soykırımla karşı karşıya kalacağı uyarısı yapıldı.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki sanatçı ve yazarlar olarak Bakur’da gözaltına alınan sanatçıların yanında olduklarını belirten Mecîd, umudun, sesin, zaferin ve davanın bir olduğunu kaydetti.

Açıklamada Yeşil Sol Parti’nin Bakurê Kurdistan ve Türkiye halklarının onurlu yaşamını ve kimliğini temsil ettiği belirtilerek, seçimlerde Yeşil Sol’a destek verilmesi çağrısı yapıldı.

HABER MERKEZİ

#Rojavadan #gözaltılara #kınama

Cezası 2 yıl önce bittiği halde tahliye edilmiyor

Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Sevgi İlboğa, cesazı 2 yıl önce bitmesine rağmen tahliye edilmiyor

Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Sevgi İlboğa, cezası bittiği halde tahliye edilmiyor. 2016 Temmuz ayında tutuklanan İlboğa’ya 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. İlboğa’nın 2 yıl üç ay önce tahliye edilmesi gerekirken infazı yakılarak tahliyesi engelleniyor.

İlboğa’nın yaklaşık 20 gün önce, tutuklandığından beri kaldığı Oltu T Tipi Cezaevi’nden Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildiği belirtildi. Gazetemize ulaşan yakını, İlboğa’nın babası Sofi Sıdık İlboğa’nın ağır hasta olduğunu da kaydederek Sevgi İlboğa’nın biran önce serbest bırakılmasını istedi.

HABER MERKEZİ

#Cezası #yıl #önce #bittiği #halde #tahliye #edilmiyor

Antalya kendinden emin

2015’ten bu yana her seçimin hakkını veren Antalya, şimdi bir değil iki vekille Ankara’ya gelmeyi hedefliyor. Vekil adayları, Yeşil Sol’un kendi potansiyelini iyi değerlendirmesi halinde bunun mümkün olduğunu söylüyor

M. Ender Öndeş

Muğla’dan sonra Antalya, ‘o da sahil bu da sahil’ mantığıyla biraz ‘yatay geçiş’ gibi oluyor ama aslında karakterleri farklı şehirler bunlar. Bir anlamda Antalya daha fazla ‘büyük şehir’ gibi görünüyor. Geliş zamanım biraz erken sanırım, birçok yerde olduğu gibi Antalya’da da çalışmalar yeni ısınmaya başlamış durumda. “Yavaş yavaş hızlanacak” diyor HDP Grup Başkanvekili ve Antalya adayı Saruhan Oluç, “Ramazan’ın da etkisi var tabii biraz. Halk toplantıları ve açılışlar yapıyoruz şimdilik.”

Yüksek bir potansiyel

“Antalya’da yaklaşık 300 bin Kürdistan doğumlu seçmen var; nüfus değil seçmen ve bu büyük bir sayı. Bu seçmenlerin önemli kısmına ulaşmamız gerekiyor” diyor Oluç ve bu yüzden hedefin yüksek olması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Ayrıca, Antalya’nın yerlilerine ulaşmamız gerekiyor; bu çalışmayı daha önce yapmıştık. İnanç grupları açısından örneğin. Burada Alevi toplulukları oldukça yaygın. Onun dışında Antalya’daki sol, devrimci gelenek önemli bir rol oynuyor. Bütün bunlara zaman ayırıp yeterli bir çalışma yapıldığında iyi bir sonuç almak mümkün.”

Getto değil yerleşik

Geçen seçimlerde alınan 108 bin civarında oyun sosyolojik olarak kategorize edilmesinin zor olduğunu söylüyor Oluç, “Ama bizim Antalya’nın Kepez, Muratpaşa gibi ilçelerden en güçlü oyumuz vardır. Yine bizim seçmenimizin yoğun yaşadığı Manavgat, Alanya gibi yerlerden yüksek oyumuz var. Bunun bir kısmı geleneksel oyumuzdur; onun dışında da çeşitli yerlerden oy geliyor.”
Manisa’yı örnek vererek sorduğum soruya da şöyle yanıt veriyor: “Antalya’da çok öyle getto yaşamı yok Kürtlerin. Dağılmış haldeler. Tabii ki Kepez en yoğun ve zaten en yüksek oyu da Kepez’den alırız. Orada bile getto gibi değildir. Antalya’da çok hızlı gelişme oluyor. Mesela Kepez’de de bir kentsen dönüşüm yaşandı. Getto mantığıyla bakılırsa Antalya’da yanlış yapılır. Buradaki Kürtlerin çoğu zaten uzun zamandır yerleşik olan, işi olan, ticaret yapan, hayatını burada kurmuş insanlardır.”
Sonuç olarak, “Açıkçası, potansiyel seçmenimize ulaşırsak 2 vekilliği zorlarız” diyor Oluç.

Sendikadan partiye…

Bir başka aday Canan Çalağan ise KESK’ten ve emek hareketinden geliyor. 2016’da KHK ile ihraç edilen öğretmenlerden biri. 2010-2014 arasında KESK kadın sekreterliği yapmış. “Bu dönem KESK’te bir dizi kadın kazanımının kurumsal olarak hayata geçtiği, Kadın Meclisi’nin ilk defa kurulduğu, dışa karşı olduğu kadar içeride de erkek egemen işleyişe karşı mücadeleler yürütüldüğü bir dönemdi” diyor ve “KESK içindeki kadın mücadelesi bu anlamda özel bir yere sahiptir ve ben de onun bir parçasıydım” diye ekliyor. Daha sonra gözaltılar tutuklamalar gelmiş ve oralardan yolu HDK’ye ve sonunda Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcülüğü ile siyasetin bir başka alanına geçmiş.

Gri bir Antalya istiyorlar

“Antalya aslında kadim bir coğrafya” diyor Çalağan, “Doğasıyla, nüfus bileşimiyle de bir kültür beşiği. Ancak mevcut iktidarın uyguladığı şoven ve kutuplaştırıcı politikalardan etkilenen illerden biri. Böylesine büyük bir renklilik ve zenginlik bir beton imparatorluğu ile, beton anlayışıyla bu renklilikleri yok sayan bir koyu gri renge büründürülmek isteniyor. İktidarın müdahaleleri olmasa, insanların karşı karşıya geleceğini düşünmüyorum” diyor.

Kadınlara dayatılan yaşam

Antalya’nın kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddette ortalaması yüksek illerden biri olduğunu söylüyor Çalağan, “Erkek iktidar düzeni kadını sadece aile içerisinde tanımlıyor ama Antalya’da örneğin kadın cinayetlerinin önemli bölümü aile içerisinde işlenmiş. Yani, bu cendereyi kırmak isteyen kadınlara, ne olursa olsun, ölseniz bile onun içerisinde kalacaksınız dayatması var.”

Cennetin bedeli

“Antalya barınma ve günlük yaşamın idamesi bakımından emekçilerin yoksullaştığı, zorlandığı bir yer” diyor Çalağan, “Bütün Türkiye’yi besleyebilecek bir tarım kenti aslında ama sokağa, pazarlara gittiğinizde kendi ürettiği ürünü almakta zorlanan büyük bir halk kitlesini görürsünüz. Buralarda çalışan kadınlar, turizm sektöründeki insanlar kötü, güvencesiz ve esnek koşullarda çalışıyorlar ve ev kiraları da Antalya’da uçmuş. Yine bu kadar güzel bir coğrafyada ekolojik sorun tavan yapmış halde. Dün Phaselis’te yerelden gelişen bir direnişe katıldık. Gördüğü her yeri rant alanı yapan, dünyanın toplumsal hafızasını üstüne beton dökerek yok etmeye çalışan bir iktidar var. Çok güzel ve çok kültürlü bir kent rant ve talan uğruna yoksullaştırılıyor.”

Rantın örtüsü milliyetçilik

Çalağan şöyle sürdürüyor sözlerini: “Bütün bunları örtmek için milliyetçilik ve ırkçılık gerekiyor, kadın düşmanlığı gerekiyor. İktidarı bu kutuplaşma ayakta tutuyor zaten. Vatan, millet beka adı altında insanları geleceksizleştiren, yoksullaştıran, derin yaralar açan bir süreçten geçiyoruz ve burada insanlarla buluşmak, Yeşil Sol açısında önemli. Yeşil Sol, gerçek bir Türkiye partisi. Ezilenlerin ve halkların partisi. Karadenizli bir Çerkez olarak buradan aday olmak benim için onurdur. Kürt halkının on yıllardır süren mücadelesi çok önemli ama yok sayılan, ötekileştirilen diğer halkların da partisiyiz biz. Sadece kimlik üzerinden değil, biz aynı zamanda sosyalist bir çizgide, emeğin hakları için, yoksulluğa karşı da bir mücadele yürütüyoruz. Ayrıca, beyaz erkek aklıyla doğanın sınırsız bir talana uğratılmasına karşı yürüttüğümüz ekoloji mücadelesi de önemli bir hat. Bütün bunları kapsayan bir üçüncü yol içerisinde, yani öznelerin doğrudan, çoğulcu biçimde bütün süreçlere dahil olabildikleri bir yeni yaşam tahayyülümüz var.”

Elbette hesaplaşacağız

Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in annesi Zühre Tedik de Antalya’da Yeşil Sol adaylarından. Oğlu Uğur Çolak’ı Soma Katliamı’nda yitiren tarım işçisi Gülsüm Çolak ve yine Ankara katliamında eşiyle oğlunu yitiren Metin Kılıç gibi, Zühre Tedik için bu seçim bütün diğer politik gerekçelerin ötesinde bir hesaplaşma anlamı da taşıyor. “Partilerimizin bizi Meclis’e taşımasının anlamı, ifadesi tabii ki hesaplaşmadır. Sadece eşlerini, çocuklarını kaybetmiş kadınlar, erkekler değil de aslında, gerçekten toplum olarak, ülke olarak bunlarla hesaplaşmak gerekiyor. Bugün de sırf kazanmak için, dünün kontra-hizbullah örgütlerini, 90’lı yılların katliamlarını yapanları Meclis’e taşımak istiyorlar. Biz bunun için de, geleceksiz, can güvenliği olmayan bir ülkede değil, gerçekten özgür, demokratik bir ülkede yaşamak ve yaşatmak için de iktidara adayız” diyor.

Her yerde anlatacağız

“Bu diktatörlüğe son vermek, onların Meclis’te sesini kısmak için tek yürek olmalıyız diye düşünüyorum” diyen Tedik, “Mesela Soma’da Gülsüm’ün, Roboski’deki annelerin, Urfa’da Emine annenin sesi duyulmalı orada. Bu iktidar böyle devam ederse, biz yandık, başka anneler yanar çünkü. Birlikte kazanacağız, kadınlar kazanacak, gençler kazanacak ve bu cinayetleri işleyenlerin iktidar olmasını engelleyeceğiz” ifadelerini kullanıyor.
Son olarak, acısıyla öfkesini anlatıyor Zühre Tedik: “Hepimiz, sevdiklerimizi, oğlumuzu, kızımızı, gencecik, hayata doymamış insanlarımızı kaybettik, onların gelecek hayallerini yok ettiler, ben de oğlum Korkmaz’ı Gar Katliamı’nda kaybettim. Kalanlar için de gidenler için de çok ağırdı. Bunun için, sokaklarda, mahallelerde, atölyelerde, her yerde çalışacağız. Meclis’te değil sadece, sokaklarda da bunu anlatacağız. Başkaları helalleşme diyor ama biz hesaplaşacağız.”

#Antalya #kendinden #emin

Kürt ve Arapların hedefi üç vekil

Botan’ın eşsiz güzellikleri arasında kalan Sêrt’te Kürt ve Arap halkı, Yeşil Sol Parti için üç vekili de alarak yıllardır kentte tek bir çivi çakmayan AKP’yi kentten tamamen silmek istiyor

Selman Çiçek

Eşsiz Botan vadisinin içerinde yer alan Sêrt’te seçimin nabzını görmek için kentteyiz. Ramazan bayramı yaklaşırken, kentte bir yandan bayram hazırlıkları yapılırken diğer yandan da bayram alışverişi yapılırken, insanların temel gündemi seçim. Hayat pahalılığının tavan yaptığı Sêrt’te bayram alışverişine çıkan halkın alım gücünün düşmesinden dolayı iktidara öfke büyük. Bu büyük öfkenin sandıklara yansıyacağı çok belli.

Birlikte yaşamın adresi

Kürt ve Arap halkının birlikte yaşadığı Sêrt, iktidarın ayırımcı politikalarından nasibini alan bir kent. Sêrt’in kalkınması ve gelişmesi için yıllardır tek bir proje bile üretmeyen iktidar, her seçim benzer adaylarla ve aynı söylem ile halka gidiyor. Fakat Kürt özgürlük hareketini temsil eden partilerin yerel yönetimlere gelmesi ile beraber Sêrt’te önemli gelişmelere tanık olduk. Yerel yönetimlerin AKP iktidarından HDP’ye geçmesi ile kent, özellikle birlikte yaşamın prototipi bir yer oldu. Arap ve Kürt halkının, yıllardır ötekileştirildiği kentte halklar birlikte yaşamanın en güzel örneğini sergiledi. Özellikle HDP’li belediyelerin halkı esas alan sosyal projeleri, çok dilli belediyecilik anlayışı iktidarın politikalarının gerilettiği Sêrt’te önemli çalışmalara imza atıldı. Halkta büyük takdir gören HDP’nin belediyecilik performansı kentte yeni bir çehre çiziyor.

Biz kazanacağız

Seçimim nabzını tutmak için Yeşil Sol Parti adaylarıyla il merkezinde bir araya geliyoruz. Yoğun büro açılışları ve halk buluşmalarının ardından bayramdan dolayı çalışmalarına esnaf ve kurum ziyaretleri ile devam eden vekil adaylarıyla birlikte sokağa çıkıyoruz. Vekil adayları yürüdükçe insanların ilgisine tanık olurken bu ilgiden programlar sürekli aksıyor. Halkın üç adayı bu kadar kısa bir sürede tanıyıp benimsemesi bize halkın şimdiden kararını verdiğini gösteriyor. Bir annenin, vekil adayı Sabahat Erdoğan Sarıtaş’ı görür görmez koşarak ona sarıldığına tanık olduk. Öyle bir sarılış ki bu, sanki yıllardır görmediği bir evladına sarılır gibi sarılıyor. Sarılırken dualarını da eksik etmiyor; Kürtçe “Em serbikevin” diyor yani; “Biz kazanacağız”

Üçüncü vekil için çalışacağız

Kentte buna benzer manzaraları sıklıkla görmek mümkünken, bir taraftan Yeşil Sol adaylarını takip ederken diğer taraftan da öteki partilerin ne yaptığına bakıyoruz. Ancak AKP’li adayların birkaç afiş ve bilbord çalışması dışında hiçbir çalışması yok. CHP ve İYİ Parti’nin esamesi bile okunmuyor. Yeşil Sol Parti’nin hummalı bir şekilde çalışmaları devam ediyor. Birçok ilçe ve merkeze bağlı mahallelerde seçim bürolarını açmış durumda. Bu bürolara halkın ilgisi oldukça yoğun, büroya gelen insanların tek gündemi, kentte iki vekilin kesin Yeşil Sol’un olduğu, üçüncü vekil için çalışacaklarını söylüyorlar. Üçüncü vekili alarak AKP’yi artık Sêrt’ten tamamen silmek istediklerini defalarca belirtiyorlar.

Örnek belediyecilik deneyimi

Yeşil Sol Parti adaylarından Tuncer Bakırhan, halkın yabancı olmadığı bir aday. 30 Mart 2014 seçimlerini kazanarak belediye başkanlığı yaptı. Tuncer, halk tarafından oldukça sevilen bir isim. Özellikle belediye olarak yaptığı projelerle Kürt ve Arap halkının beğenisini toplayan Bakırhan, şimdi de Sêrt’te vekil adayı olarak halkın karşısında. Demokratik, yereli esas alan belediyecilik anlayışı ile Arap ve Kürt halkının beğenisini toplayan Bakırhan, 17 Kasım 2016’de İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındı.

HEP’ten Yeşil Sol’a bir aday

Bakırhan’ı önemli kılan bir diğer özellik ise HEP’te başladığı mücadelesinde HADEP’te milletvekili adaylığı, DEHAP’ta genel başkanlık, HDP’de ise belediye başkanlığı yaptı. Bakırhan, 14 Mayıs’tan sonra bu geleneğin devamı olan Yeşil Sol Parti’den milletvekili olacak. HEP’ten Yeşil Sol’a uzanan mücadelesi Kürt özgürlük hareketi çizgini savunan partilerinin serüvenini yaşayarak paylaşan, yeni partinin Kürtler için yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak “hem avantajlı hem de dezavantajlı” olduğunu söylüyor. Demokratik Kürt zemininin çok rahat ortamlarda mücadele yürütmediğini belirten Bakırhan, mücadele ederken her zaman bir alternatif yaratmak zorunda olduklarını söyledi. Kendilerine hiçbir zaman adil ve demokratik davranılmadığına dikkat çeken Bakırhan, “Yok gerekçelerle partilerimiz kapanıyor. Hiçbir dönem rahat bir çalışma yürütmedik. Tabi dezavantajdır. Ama halkımız artık bu konuda çok tecrübelidir. Annelerimiz geçmişte iple sıralamadaki yerimizi buluyordu. Örgütlülüğümüzün artması, dijital medyanın yaygınlaşması dezavantajlarımızı ortadan kaldırıyor” dedi.

Birlikte başaracağız

Sêrt’te dokunduğun her aileden birinin mücadele yaşamını yitirdiği, tutuklandığı ya da göç ettirildiği yoksul emekçi bir kent olduğunun altını çizen Bakırhan, “Bu kentte Araplarla birlikte yaşayacağımızı bilen, bütün stratejisi de bu olan bir siyasi gelenekten geliyoruz. Birlikte yaşayacağız ve birlikte başaracağız. Halkın iradesine atılan kayyum ile kesintiye uğrayan süreci yeniden birlikte Sêrt halkları ile öreceğiz” diye konuştu

Bizde mücadele bitmez

Sêrt’in Yeşil Sol Parti ikinci sıra adayı ise Sebahat Erdoğan Sarıtaş. 1988’de Sêrt’in Dihe (Eruh) ilçesinde doğan Sarıtaş, uzun yıllar kadın mücadelesinde aktif rol aldı. Yeşil Sol Parti’nin Türkiye’nin nefes aldığı bir parti olduğunun altını çizen Sarıtaş, Yeşil Sol’un Türkiye’de üçüncü yolun yegane seçeneği olduğunu söyledi. İktidarın bütün negatif argümanları ile sahada olduğunu belirten Sarıtaş, “Halktaki yaklaşım ve enerjiyi görüyoruz. İktidarda oyun bizde de mücadele bitmez. Türkiye’nin bütün kesimlerine sesleniyoruz; bu sadece bizi bağlayan bir seçim değil, herkesin geleceğini bağlayan bir seçimdir. Türkiye’nin geleceğini, ikinci yüzyılını beraber inşa edeceğimiz bir dönem olacaktır. Bütün alanlarda bir oy yetmez iki oyla çalışmamızı son ana kadar sürdüreceğiz” dedi.

Özgür basından mücadeleye

Yeşil Sol Parti’nin üçüncü sıra adayı ise uzun yıllar özgür basın geleneğinde gazetecilik yapan Abdullah Çetin, KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı ve Özgür Gündem gazetesinde çalıştı. Özgür basının neferlerinden biri olan Çetin, uzun yıllar Sêrt’te ezilen halkın sesi oldu. İki defa cezaevine giren Çetin 25 yıldır demokratik siyaset içerisinde. Önemli bir eşikten geçtiklerini söyleyen Çetin, iktidarın 22 yıldır halklara umut vaat ettiklerini ancak bu umuda hiçbir zaman cevap olmadığını söyledi. Umuda cevap olmayan bir iktidarın giderek totaliterleştiğine dikkat çeken Çetin, “Bugün umudu taşıyan tek güç var. Yeşil Sol Parti, her kesimi temsil eden bir siyasi geleneğin sürdürücüsüdür. Herkesin sorunlarına el atacağız. Birinci hedefimiz Kürtler üzerindeki imha ve inkar politikaları ile Öcalan üzerindeki tecridi kırmak olacaktır” dedi.

Son seçimde ne olmuştu?

24 Haziran seçimlerinde Sêrt’te 182 bin 854 seçmenden 149 bin 357 seçmen oy kullandı. HDP’nin 78 bin 795 oy alarak iki vekil çıkardığı kentte AKP ise 58 bin 046 oy alarak bir vekil çıkarmıştı.

#Kürt #Arapların #hedefi #üç #vekil

Uçar: 7 Haziran’da yarım kalan seçimi 14 Mayıs’ta tamamlayacağız

Halk buluşmasında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar, ‘7 Haziran seçimleri yarım kaldı. Şimdi bunu tamamlama zamanıdır. 14 Mayıs bizim kazanacağımız onların da kaybedeceği bir seçim olacak’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Ankara milletvekili adayları, Ankara Sokullu’da bulunan Ahmet Arif Parkı’nda halk buluşmasına katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe örgütleri, Emekçi Hareket Partisi (EHP) temsilcileri ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Ankara Üniversitesi öğrencileri başta olmak üzere birçok kişi buluşmaya katılım sağladı. Halaylarla başlayan halk buluşması konuşmalar ile sürdü.

Buluşmada söz alan HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu “15 Mayısta hep birlikte hem Edrine’den sevgili Demirtaşı çıkaracağız hem de Kobanê tutuklusu olarak bilinen bütün yoldaşlarımızı Sincan’dan konvoylarla alıp getireceğiz” dedi.

Bu kavganın kazananı biz olacağız

Ardından konuşan Ankara milletvekili adayı Emirali Türkmen,“14 Mayıs’ta bu düzeni değiştirmek için yola çıkıyoruz. Bu yolculuk 100 yıllık bir hayatı değiştirme ve dönüştürme mücadelesidir. Bizler demokratik cumhuriyeti yeşertmek için geliyoruz. Şarkı söyledikleri için parklardan çıkarılan gençlerin ütopyaları için geliyoruz. Bizler bu mahallede adını veren ama hala Cemevlerine yasal hak kazandırılmamış Alevi yurttaşların eşitlik hakları için geliyoruz. Herkesin özgür olduğu herkesin şarkısını söylediği neşelendiği bir bahar için geliyoruz. Bu kavganın kazananı biz olacağız. Van’da askeri helikopterden atılan köylünün resimlerini çektiği için cezaevlerine atılan, iki gün önce gözaltına alınan gazeteci arkadaşlarımız, onlar yalnız değil. Onlar gerçeğin peşindeydiler hepimiz gerçeğin peşindeyiz. Hepimize kolay gelsin” dedi.
Adaylardan İhsan Seylan, gözaltılara tepki göstererkin, Metin Kılıç da “3’üncü yolun yolcuları; birlikteyiz, birlikte kazanacağız, mutlaka kazanacağız” mesajı verdi.

Uçar: Kazanan direniş olacak

Buluşmada söz alan Uçar da Yeşil Sol Parti’nin kadim bir mücadele geleneğini devraldığını belirterek gözaltılara ilişkin şunları söyledi: “Çok yabancısı olduğumuz bir süreç değil tek adam rejimi yol alırken kendisine en büyük engel olarak gördüğü toplumsal mücadele alanlarına yapabildiği tek şey gözaltına almak ve tutuklamak. Yüzlerce arkadaşımız cezaevlerinde. Bu mevcut tek adam rejiminin fotoğrafı. Bizler ise tutuklansak da gözaltına da alınsak bu mücadeleyi cezaevinde büyüten bir fotoğrafa ve güce sahibiz. Mevcut iktidarın ne kadar şiddeti varsa bu halkın ve gözaltına alınan arkadaşlarımızın da ondan kat be kat direnişi var. Kazanan direniş olacak bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

‘Sahada güçlüyüz ve kazanacak olan biziz’

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Uçar, “Biz Yeşil Sol Parti olarak bütün mücadele alanlarıyla birlikte siyasetin kendisini gerçek sahipleriyle buluşturmaya geliyoruz, yani siyasete müdahale ediyoruz, siyaseti demokratik bir hatta kavuşturmaya geliyoruz, tabii ki yine mücadele eden yol arkadaşlarımızla birlikte. Beyannamenizde ‘dîsa em’, ‘reyna ma’ dedik. İçinde bizim olduğumuz, kendimizi kurucu özne yaptığımız bir yol tarif ettik. Bu yolumuzun adı üçüncü yol. İki siyasete de muhtaç olmadığımızı bizi yok sayan bizim mücadelemizi görmezden gelen bütün siyasi güçlere karşı yeni bir yol inşa ettik ve yolun yolcuları hepimiziz. Bugüne kadar bu iktidar bütün mücadele alanlarını karşı karşıya getirdik ama biz bütün mücadele alanlarını bugün hem emek ve özgürlük ittifakı altında hem de Kürdistan’da Kürt özgürlük ve demokrasi ittifakı adı altında bir araya getirdik, sahada güçlüyüz ve kazanacak olan biziz. Onlar gidecek biz geleceğiz, onlar kaybedecek bizler kazanacağız, hiç kimsenin kuşkusu olmasın” ifadelerini kullandı.

‘Biat etmeyen bir halk gerçekliğimiz var’

Uçar, devamında şunları dile getirdi: “Biz kendi fotoğrafımızı çoktan çizdik ve üçüncü yol iddiasıyla demokratik bir Türkiye’yi de cumhuriyetin demokratik bir hale gelmesini de kendi ellerimizle başaracağız. Bizim kadın mücadelemizde yakın dönem örneği vermek isterim, kayyım rejimine biat etmeyen bir halk gerçekliğimiz var. Siyasi ablukalara karşı direnen bir halk gerekliğimiz var. Önümüze konan bütün barajları aşa aşa gelen ve bugün kendi hedeflerini koyan hem Kürdistan’da hem de Türkiye açısından kendi hedeflerini koyan bu hedeflere koşarak giden bir mücadele ile birlikte geliyoruz. Bunun gücü, başarısı bize yeter.

Yarım kalan işimizi tamamlayacağız

7 Haziran seçimleri yarım kaldı. Şimdi bunu tamamlama zamanıdır. 14 Mayıs bizim kazanacağımız onların da kaybedeceği bir seçim olacak bundan hiç kuşkumuz yok. Burada mücadelenin en güçlü öznesi elbette kadın arkadaşlarımız. AKP iktidarını en iyi tanıyan güçlü duruş sergileyen hiç bir geri adım atmayan sokakları dolduran, sesini yükselten bir kadın mücadelesi var. Bu kadın mücadelesi kadın yaşam özgürlük oldu jin jiyan azadî oldu. Çoktan bu sınırları aştı. Sayılı günler kaldı. Bu dönem parlamentoda varlığımızın güçlü olması bütün ideallerimizin hayata geçmesi noktasında çok önemli. Seçimde tek adresimiz Yeşil Sol Parti. Seçim sonrası demokratik bir ülkenin kurulmasında rol alacağız bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bunu başaracağız burada birlikte değiştireceğiz, buradayız kadınlarla ve gençlerle birlikte değiştireceğiz. Hepimizin yolu açık olsun en büyük halayımızı 15 Mayıs’ta kuracağız.”

HABER MERKEZİ

#Uçar #Haziranda #yarım #kalan #seçimi #Mayısta #tamamlayacağız