Ana Sayfa Blog Sayfa 561

Cemal: Erdoğan korktuğu için operasyon düğmesine bastı

21 kentte 126 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti İstanbul 2’nci Bölge milletvekili adayı gazeteci Hasan Cemal, ‘Seçim sandığından, milletin oyundan korkmasa, bu operasyon için düğmeye basmazdı’ dedi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 21 kentte yapılan ve en az 126 kişinin gözaltına alınmasına tepkiler sürüyor.
14 Mayıs seçimlerine günler kala gerçekleştirilen ev baskınları ve gözaltılara tepki gösteren isimlerde biri de Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul 2’nci Bölge milletvekili adayı gazeteci Hasan Cemal oldu.

Korku yüzünden düğmeye bastı

“Gözaltılar Erdoğan’ın ne kadar korktuğunu gösteriyor” diyen Cemal, “Seçim sandığından, milletin oyundan korkmasa, bu operasyon için düğmeye basmazdı. Dikkat ederseniz bu operasyonda gazeteciler, avukatlar ve siyasetçiler gözaltına alınıyor. Neden? Çünkü gerçeklerden korkuyor. Erdoğan’ın ne kadar eridiğini görüyor ve yazıyor. Erdoğan, işte bu korku yüzünden düğmeye bastı” diye belirtti.

Avukatlar seçim güvenliği için alındı

Avukatlara yönelik bu saldırının ise seçim güvenliğini ortadan kaldırmaya dönük olduğunu söyleyen Cemal, “Avukatlar; sandık güvenliği konusunda en önemli güç. ‘Sandıklarla istediğim gibi oynayıp, seçim sonuçlarını değiştirebilirim’ diye düşünüyor. Avukatları da yok etmek istiyor. Politikacıları, siyasetçileri gözaltına alıyor. O siyasetçiler de 14 Mayıs’ta Erdoğan’ı seçim yoluyla indirmek için çalışıyor. Bir tarih yazmak için uğraşıyorlar. Anlaşılan Erdoğan bundan korkuyor” diye belirtti.

Muhalefeti yok etmek istiyor

Gözaltına alınanların “terör” üzerinden suçlu olarak lanse edilmeye çalışıldığını kaydeden Cemal, “Erdoğan, bu ‘terör’ sözcülüğü ile karşısında olan muhalefeti yok etmek istiyor. O yüzden de ‘siz teröristsiniz’ diyor. Bununla birlikte halkı korkutup, oy kaçırmak istiyor. Bu artık çakar olmaz bir yöntemdir. Bunun herhangi bir inandırıcılığı, güvenirliliği kalmamıştır” diye konuştu.

Herkes tepki göstermeli

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve muhalefetin sessizliğine de tepki gösteren Cemal, “‘Demokrasiden yanayım’ diyen bir siyasetçi, ‘Adalet ve hukukun üstünlüğünden yanayım’ diyen bir siyasetçi ve ‘Erdoğan’ı göndermek istiyorum’ diyen bir siyasetçi bu operasyona tepki vermesi lazım” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

#Cemal #Erdoğan #korktuğu #için #operasyon #düğmesine #bastı

‘Kızım onca zulüm gördü nasıl pişman olsun!’

30 yıldır tutuklu olan Hatice Çakmak’ın tahliyesi 6 ay ertelenirken, anne Cahide Çakmak, ‘Kızım bunca gördüklerinden, yaşadıklarından sonra nasıl pişmanım desin’ diye sordu

AKP döneminde özellikle siyasi tutuklulara yönelik bir politikaya dönüştürülen infaz yakmalar sonucu son 3 yılda onlarca tutuklunun tahliyesi engellendi. Onlardan biri de Alanya L Tipi Cezaevi’nde bulunan ve 30 yıldır tutuklu olan Hatice Çakmak.

30 yılın üstüne 6 ay!

JINNEWS’ten Şehriban Aslan’ın haberine göre, 1993’te tutuklandıktan sonra Amed’de Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) müebbet hapis cezası verilen Çakmak’ın 25 Mart’ta 30 yıllık infazı doluyordu. Ancak Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı Çakmak’In önceki yıllarda aldığı hücre cezalarını gerekçe göstererek tahliyesini 6 yıl sonraya erteledi.

Sürgün edilmediği yer kalmadı

Kızının durumuna dair bilgi veren anne Cahide Çakmak, kızının 30 yıldır tutsak olduğunu ve keyfi bir şekilde tahliye edilmediğini söyledi. İnfazı yakılan Fahriye Ceylan’ın da akrabaları olduğunu söyleyen Çakmak, “Çocuklarımızı neden bırakmıyorlar? Zaten cezaları bitmiş, cezaevinde bir ömür yatmışlar. Kızımın götürülmediği cezaevi kalmadı. Sivas, Batman, Mardin, İzmir ve daha birçok yer. Düşünün o kadar fazla ki artık aklım almıyor unutmuşum. Şimdi de Alanya’da. Benim fıtığım, iltihaplı romatizmam var. Tansiyonum, göz tansiyonum var. Gözlerimden iki kere ameliyat oldum. Bu halde nasıl gidip kızımı göreyim? En son yaz aylarında gitmiştim. Zaten bırakılacaktı diyordum ama infazını yaktılar” sözlerine yer verdi.

Kardeşimin kemiklerini verdiler

Kızının 30 yıldır cezaevlerinde baskı gördüğünü kaydeden Çakmak, “Kızımın ‘pişmanım’ demesini istemişler, kızım da yok demiş. Bu kadar kaybımız varken nasıl ‘pişmanız’ diyeceğiz. Kendi ailemden bile kaybettiğim çok sayıda kişi var. Onlardan biri de kardeşim. Aylarca kemiklerini almak için uğraştık. Savcı bizi defalarca götürüp getirtti, kemiklerini vermek için. Aylar sonra elimize küçük bir torbada kardeşimin kemiklerini verdiler. Bu vicdan mıdır? Zulüm değil midir bu” diye sordu.

Sürekli zulüm gördük

Çakmak, yaşadıklarının temelinde köy baskınları olduğunu ve çocukların yaşanan zulmü kabullenmediğini ifade ederken, “Biz Bismil’de Heciya Kurmanca (Kazancı) köyündeydik. Askerler tarafından sürekli baskın oluyordu. Görmediğimiz işkence, görmediğimiz zulüm kalmadı” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

Nasıl pişmanım desin!

Kızı Hatice’nin de Bedlîs’te (Bitlis) gözaltına alındığına ve 36 gün işkencede kaldığına dikkat çeken Çakmak, “Yine soruyorum kızım bunca gördüklerinden, yaşadıklarından sonra nasıl pişmanım desin. Bizler de çocuklarımızın yolundan asla vazgeçmeyeceğiz. Daima çocuklarımızın arkasındayız. Bizi öldürseler de ne yaparlarsa yapsınlar geri adım atmayacağız” mesajını verdi.

HABER MERKEZİ

#Kızım #onca #zulüm #gördü #nasıl #pişman #olsun

Halk yardım beklerken AFAD’ın yardım kolileri, Bakan Yanık’ın seçim otobüsünden çıktı

Halkın sahada görmek istediği AFAD AKP’nin seçim otobüslerinde. CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, AFAD yardım kolilerinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın seçim otobüsünden çıktığına ilişkin video yayınladı

Mereş merkezli depremler sonrası on binlerce insan hayatını kaybetti. Yüzbinlerce insan yardıma muhtaç bir şekilde dayanışmak için bölgeye giden yurttaşlarla birlikte kendi kendilerinin yarasını sarıyor.

Depremin ilk gününden bu güne AFAD’ın sahadaki etkisizliği ise halkta tepkilere yol açıyor. Tüm bunlar yaşanırken AFAD’ın yardım kolileleri seçim çalışmalarında kullanılmaya başlandı.

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, Bakan Derya Yanık’ın seçim otobüsünün içerisinde AFAD yardım kolilerinin bulunduğu videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

Videoyu Twitter’dan paylaşan CHP’li Taşçıer, Yanık’tan açıklama istedi.

Taşçıer’in paylaşımı şöyle: “Derya hanım açıklayabilecek misiniz? Milletin vergileriyle, bağışlarıyla alınan malzemeleri şahsi adaylığınız için parti aracından dağıtmak da ne? AFAD kolilerinin seçim aracında ne işi var? Devlet’in uçakları, araçları, tüm imkanlarını seferber ettiniz daha yetmedi mi?”

HABER MERKEZİ

 

#Halk #yardım #beklerken #AFADın #yardım #kolileri #Bakan #Yanıkın #seçim #otobüsünden #çıktı

Sudan’daki çatışmalarda biyolojik sağlık sorunu uyarısı

Sudan’da yaşanan çatışmalara ilişkin açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Hartum’daki halk sağlığı laboratuvarının işgal edildiğini ve bu yüzden biyolojik sağlık riski uyarısında bulundu

Kuzey Afrika ülkesi Sudan’ın başkenti Hartum ve diğer şehirlerde 15 Nisan sabahı Sudan ordusu ile paramiliter güç HDG arasında başlayan silahlı çatışmalar sürüyor. Sudan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; ordu ile HDG arasında 15 Nisan’da başlayan çatışmalarda şu ana kadar 460 kişi yaşamını yitirdi. 11 eyaletteki çatışmalarda 4 bin 63 kişi de yaralandı. Yaralanma, ölüm ve çatışmaların diğer etkilerini takibi için tüm eyaletlerde çalışma yürütülüyor.

4 cezaevinde tutuklular firar etti

Öte yandan başkent Hartum’daki dört cezaevinden tutukluların firar ettiği öğrenildi. “Soykırım ve savaş suçları” ile suçlanan devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in de kaçanlar arasında olduğu öne sürüldü. Cezaevinin bulunduğu sokaklarda tutukluların tek tip kıyafetlilerin yürüdüğü görüntüler dijital medyada paylaşıldı.

‘Gıda, su, ilaç ve yakıt kıtlığı sorunu’

Farid Aiywari, “Ana problem olarak gıda, su, ilaç ve yakıt kıtlığı sürüyor. İlaç, ulaşım ve gıda fiyatları da büyük oranda arttı” diyerek, IFRC’nin durumu yakından izlediğini söyledi. Sudan Kızılayı ile iş birliğine devam edeceklerini belirten Farid Aiywari, sağlık ve psikososyal destek alanında insani yardım sağlamaya hazır 40 binden fazla gönüllünün olduğu bilgisini verdi.

‘Biyolojik sağlık riski’

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sudan Temsilcisi Nima Said Abed ise ülkedeki sağlık tesislerinin yüzde 32’sinin saldırılar nedeniyle tamamen kapatıldığını, bir kısmının askeri üs haline getirildiğini söyledi. Başkent Hartum’daki merkezi halk sağlığı laboratuvarını, çatışmanın taraflarından birinin işgal ettiğini ve askeri üs olarak kullandığına dikkati çeken Nima Said Abed, “Laboratuvarda kolera dahil birçok numune olduğu için bu son derece tehlikeli. Buranın işgal edilmesiyle ilgili büyük bir biyolojik sağlık riski var” dedi.

‘Salgın riski yüksek’

Çatışmayla bağlantılı halk sağlığı riskinin oluştuğuna işaret eden Nima Said Abed, Sudan’da kolera ve sıtma riskinin yüksek olduğunu, ülkede kızamık salgını olduğunu söyleyerek bu salgınlarda çok sayıda insanın ölebileceği uyarısında bulundu. Nima Said Abed, savaşan taraflardan birinin laboratuvarı işgal etmesi, teknisyenleri kovması ve laboratuvardaki tüm biyolojik maddeleri elinde tutmasının büyük risk teşkil ettiğini de dikkat çekti.

DIŞ HABERLER

#Sudandaki #çatışmalarda #biyolojik #sağlık #sorunu #uyarısı

Yeşil Sol Parti milletvekili adayına gözaltı

Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Ayten Dönmez gözaltına alındı

Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Ayten Dönmez gözaltına alındı.

Ayrıntılar geliyor…

#Yeşil #Sol #Parti #milletvekili #adayına #gözaltı

Mûş adayları halkı mitinge çağırdı

Yeşil Sol parti Mûş milletvekilli adayları yarın kentte yapıalcak miting için katılım çağrısında bulundu: Miting alanında bir araya gelerek kararlı duruşumuzu gösterelim

Mûş’ta, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), yarın Kobanê Meydan’ında, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve kentin milletvekili adaylarının katılımıyla miting düzenleyecek. Kentin milletvekili adayları, hazırlıkların tamamlanan mitinge katılım çağrısında bulundu.

‘İstanbul Sözleşmesi için alanda olacğaız’

Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından Sümeyye Boz, kadının gücüyle AKP iktidarını göndereceklerini belirtti. Boz, 27 Nisan’da Mûş’ta gerçekleştirecekleri mitinge katılım çağrısı yaparak, “Bu miting tarihi bir miting olacak, başarımızın, zaferimizin önünü açacak. Miting alanında özellikle kadının gücünün önde olmasını istiyoruz. Kadın hakları, kadın üzerinde yürütülen politikalar ve İstanbul Sözleşmesi için alanlarda haykıracağız. ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesiyle alanda olacağız” diye konuştu.

Kentin milletvekili adaylarından Sezai Temelli ise, “Büyük Mûş mitingini Belediye önünde gerçekleştiriyoruz. Orada yan yana gelerek, dosta, düşmana gücümüzü, kararlı mücadelemizi ve bu seçimlerde Yeşil Sol Parti ile olan irademizi bir kez daha ortaya koyacağız. Kadınları, gençleri, çocukları ve diğer herkesi mitinge bekliyoruz. Serkeftin ya me ya” diye belirtti.

Kaynak: MA

#Mûş #adayları #halkı #mitinge #çağırdı

Gökalp: Ampül yerine halkın üzerine güneşi çekeceğiz

‘Sandıklar halkın iradesidir sahip çıkılmalı’ diyen Yeşil Sol Parti Bedlîs milletvekili adayı Gökalp, ‘Ampül yerine halkın üzerine güneşi çekeceğiz’ dedi

Bedlîs’te seçim çalışmalarını sürdüren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 3 milletvekili adayının 3’ünü de Meclis’e göndermeye hazırlanıyor. 355 bin nüfusa sahip olan Bedlîs’in (Bitlis), 210 binden fazla seçmeni bulunuyor. Bedlîs’in tek kadın adayı olan Semra Çağlar Gökalp, kentteki kadınlarda ayrı bir heyecan yaratmış durumda.

Gökalp Kimdir?

1988 yılında Bedlîs’in Lêrd (Kayalıbağ) köyünde doğan Gökalp, çocukluğunu bu köyde geçirdi. 1990’lı yıllarda köylerinin boşaltılması ve yakılması nedeniyle Antalya’ya göç etmek zorunda kalan Gökalp, ilk ve orta öğrenimini Antalya’da okudu. Gökalp, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İngiltere’de dil eğitimi alan Gökalp, Van Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü ve AB ve Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü’nde görev aldı. Wan Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasından sonra Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen Gökalp, Antalya İnsan Hakları Derneği (İHD) Şube yönetiminde aktivist olarak çalışma yürüttü.

‘Kadın temsiliyeti yüksek olan partiyiz’

Yeşil Sol Parti’yi, ülkede yaşanan tüm sorunların çözüm adresi olarak gördüğü için aday olduğunu söyleyen Göklap, “Yeşil Sol Parti, kadın temsiliyetinin en yüksek olduğu partidir. Yeşil Sol Parti aslında kadın partisidir. Bitlis’teki kadın temsiliyetinin diğer illere nazaran çok üst düzeyde olmadığını gördüm. Biraz muhafazakar ve dindar bir yapıdan kaynaklı kadının rengini pek göremediğimiz bir şehir. Ancak burada bir potansiyel var. Daha önceden de emek verilmiş, çalışmalar yürütülmüş. Ancak bu son zamanlarda yapılan baskılar, tutuklamalar ve yönelimler insanları biraz daha içe çekilen bir noktaya getirmiş” dedi. Gökalp, Kadınların kentteki görünümünü artırmak, kentteki eşit temsiliyeti sağlamak içim siyasette kadınların daha çok yer almasının önemine değindi.

‘Kayyum atamaları kadınlara darbedir’

Bedlîs’te kayyum atamalarıyla kadın kazanımlarının hedef alındığını ifade eden Gökalp, “Kayyum atamalarındaki ilk saldırılar, kadın kazanımlarına oldu. Bitlis’in sorunlarında biri de derin bir işsizlik ve yoksulluk var. Aslında kentin çok muazzam tarım ve hayvancılık alt yapısı var. Meclis’e gittiğimiz zaman bu konuda girişimlerimiz olacaktır. Bu yüzden kentin dışında olan Bitlisli yatırımcıların Bitlis’e gelip yatırım yapması ve sahip çıkmaları, büyük anlamda işsizliği çözmenin ilk adımı olacaktır.

‘Kürt kadınlarına borcum var’

Mücadelesini siyasi alana taşımasındaki en büyük motivasyonun Kürt sorununun barışçıl çözümü ve Kürtlerin gasp edilen haklarını geri almak olduğunu ifade eden Gökalp, “Bir kadın olarak iktidarın kadına dönük yok etme politikalarına dur demek benim en büyük sorumluluğumdur. Türkiye’nin özgür bir atmosfere büründüğü, eşit koşullar içinde yaşadığı, tam bir barışın inşa edildiği, herkes için adaletin geçerli olduğu yeni bir dönemin habercisi olan tarih 14 Mayıs’tır. Bizler de Yeşil Sol Parti olarak böylesi bir dönemin vazgeçilemez kanadındayız. Umut, solun yeşile büründüğü bu yoldadır” ifadelerini kullandı.

Umudu yeşerten sahiplenme

Bedlîs’in köprü görevi gören bir kent olduğunu ifade eden Gökalp, “Bu köprü Serhed ile Botan’ı birbirine bağlıyor. Hedefimiz çeşitli sistemsel politikalar ile yıkılmaya çalışılan bu köprüyü onarmak ve beş bin yıllık tarihi geçmişe sahip olan bu kenti eşitlikçi ve özgürlükçü bir esas ile yeniden inşasını sağlamak. Halk bu inşaya kulak veriyor. Halk bunu önemsiyor. Bu süreçte halk, artık gri rengine bürünmeyecek bir atmosferi kendi ifadelerindeki heyecanla gösteriyorlar. Bize, Yeşil Sol Parti’ye de bu zeminde geliyorlar” ifadesini kullandı.

Ampul yerine güneşi çekeceğiz

Özgürlüğün, adaletin, barışın ve eşitliğin önündeki engelleri aşmaya az bir zaman kaldığını dile getiren Gökalp, “Bizler Bitlis’te 3, Türkiye’de ise 100 vekil ile bu engelleri aşacağımıza inanıyoruz. Halkımızın bu inanç ekseninde yanımızda olmasını istiyoruz. Sandıklar halkın iradesidir, ona sahip çıkılması gerekir. Seçim günü ise halkın ampulü söndürmesi ve sandıkların üzerine güneşi çekmesi gerekiyor. Işığın çok olduğu yerde çalamayacaklar ve biz kazanacağız” diye konuştu

BEDLÎS

#Gökalp #Ampül #yerine #halkın #üzerine #güneşi #çekeceğiz

17 kuruluştan gözaltılara tepki: Gözdağı uygulamalarına son verilmeli

Amed merkezli yapılan operasyonda aydın, gazeteci, avukat 126 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren 17 kuruluş yaptıkları açıklama ile ‘Türkiye yetkililerine, Kürt gazetecilere, avukatlara ve Kürt siyasi parti yetkililerine yönelik sistematik taciz ve gözdağı uygulamalarına son vermeli’ çağrısı yaptı

Amed merkezli dün 21 kentte yapılan operasyonla en az 126 kişinin gözaltına alınmasına tepkiler sürüyor. Gözaltına alınanlara ilişkin 17 uluslararası kuruluş açıklama yaparak, serbets bırakılmalarını sitedi.

Gözaltına alınanların seçimden önce yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Seçimler öncesinde özgür ve çoğulcu bir medya ortamına duyulan ihtiyacı yineliyoruz” denildi.

Gözaltılar serbest bırakılmalı

Baskınların sistematik taciz olduğu belirtilen açıklamada, “Medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve insan hakları örgütleri Türkiye yetkililerine, Kürt gazetecilere, medya çalışanlarına, medya kuruluşlarına, onları savunan avukatlara ve Kürt siyasi parti yetkililerine yönelik sistematik taciz ve gözdağı uygulamalarına son vermeli, bu kişilerin avukata erişimini sağlamalı, yöneltilen suçlamaların tüm ayrıntılarını açıklamalı ve bu kişilerin gözaltından serbest bırakılmalarını sağlamalıdır” çağrısı yapıldı.

Seçim vurgusu

Baskınların seçime sayılı günler kala yapıldığının hatırlatıldığı açıklamada, “Yetkilileri, gözaltındaki gazetecilere, avukatlara ve siyasi aktivistlere derhal avukat erişimi sağlamaya ve yöneltilen suçlamaların tüm ayrıntılarını açıklamaya çağırıyoruz. Görevi kötüye kullandıklarına dair inandırıcı bir kanıt bulunmadığı takdirde, bu kişiler derhal serbest bırakılmalıdır” ifadeleri yer aldı.

İmzacı kuruluşlar şu şekilde:

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)
PEN İngiltere
Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ)
Uluslararası Basın Kurumu (IPI)
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT)
PEN Amerika
Uluslararası PEN
PEN Hollanda
PEN Norveç
PEN Québec
Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24)
San Miguel PEN
PEN İskoçya
Güneydoğu Avrupa Medya Organizasyonu (SEEMO)

İsviçre Kürdistan Gazeteciler Derneği’den çağrı

Öte yandan gözlatılara dair İsviçre Kürdistan Gazeteciler Derneği Eşbaşkanları Rüştü Demirkaya ve Safoura Bazrafshan da açıklama yaparak, Türkiye’de gazetecilere yönelik zulmün sona erdirilmesi, halen cezaevinde bulunan gazetecilerin derhal serbest bırakılması, terörle mücadele mevzuatının yürürlükten kaldırılması, etkin garantilerin getirilmesi çağrısı yapıldı. Türkiye’de ifade özgürlüğü hakkının saldırı altında olduğu dile getirilen açıklamada, “Gazetecilerin, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının, avukatların, sanatçıların ve siyasetçilerin keyfi suçlamalarla uzun süre tutuklu kalması demokrasiye hakarettir” denildi.

180 ülke içinde 149’uncu sırada

Türkiye’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 149’uncu sırada olduğuna dikkati çekilen açıklamada, “Kürdistanlı gazeteciler olarak, insan haklarını savunan tüm kurum, kuruluş ve bireyleri, Türkiye’nin bu kabul edilemez tavrına karşı tepki göstermeye, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik bu saldırı karşısında insan hakları için ayağa kalkmaya çağırıyoruz” diye belirtildi.

HABER MERKEZİ

#kuruluştan #gözaltılara #tepki #Gözdağı #uygulamalarına #son #verilmeli

İstanbul milletvekili adayı Turgut Öker Maltepe Cemevini ziyaret etti

0

İstanbul milletvekili adayı Turgut Öker,Maltepe programı kapsamında Zümrütevler Mahallesi Seçim İrtibat Bürosu’nu Maltepe Cemevi’ni ve Yıldızeli Doğanlı Köyü Derneği’ni ziyaret etti.

Zümrütevler Yeşil Sol Seçim İrtibat Bürosu ziyaretinde 1. Bölge Milletvekili adayı ile partililer seçim sürecinin ilerleyişini tartıştı. Öneriler ve planlamalar belirtildi. İrtibat bürosunun ardından Öker, Maltepe cemevi’ni ziyaret etti. Cemevinde Öker’i karşılayan yurttaşlar ilk olarak Yeşil sol ve HDP’ye yönelik operasyon soruldu. Öker, dünya diktatörlerinin taktiklerinin de kaderlerinin de aynı olduğunu vurguladı. Öker, “Örgütlenmeden sorumlu eş genel başkan yardımcılarımızı olarak seçim çalışmamızın engellenmesi hedefleniyor.” dedi.

Alevi bölgelerindeki sorunların konuşulduğu buluşmada iktidar partisinin baskılarının her yıl daha yoğunlaştığı tartışıldı. Yurttaşlardan biri, “AKPliler; dul maaşı, engelli hasta maaşı almanız için AKP’ye oy verme zorunluluğu var diyor. Hizmet vermek için Alevi köylerine bu şartlar kesiliyor. Oy oranına göre devletin yardımlarını veriyorlar. İhtiyaç sahipleri de denileni yapıyor. Suçlayamayız çünkü o kişiler için yaşamsal bir durum.” şeklinde konuştu.

Yurttaşlarla Avrupa’daki seçmenlerin oy kullan­masının önemini belirten Öker, geniş bir kampanya yürütüldüğünü söyledi. Bunun yanı sıra, Alevi örgüttüğünün Avrupa’da daha güçlü olmasının sebepleri soruldu. Öker çatı örgütünün öneminin yeniden altını çizmek gerektiğini belirtti. Öker, “Avrupa’da çatı örgütümüz var. Aleviler adına muhatap belli. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, devletlerin, kurumların tek muhatabıdır. Bizim çocuklarımız bu sebeple Avrupa’da Alevilik dersi alabiliyor. Burada, Alevilerin kendi yurdunda, 2000’lerin başına kadar “Alevi” demek yasaktı. Bunun için kurucu dokuz kişi yargılandık. Sebebi az olmamız değildi, örgütsüz olmamızdı.” dedi.

Seçim çalışmalarına ilişkin de konuşan Öker, “Milletvekilliği bizim için bir sosyal hak, maaş veya mevki kaygısı değil dava meselesi. Davamızın sözünü muhataplarının yüzüne söylemek istiyoruz. Birinci bölgede ya Yeşil Sol’un Alevi adayına oy vereceksiniz ya da CHP listesinden Temel Karamollaoğlu’ na Ahmet Davutoğlu’na oy vereceksiniz” dedi. Alevilerin kendi değerlerine sahip çıkmasının gerekliliğini vurgulayan Öker, “ülkenin kaderinin bu kadar değiştirecek virajda cemevlerinin taraf olması gerekir.” diyerek duyarlı olmaya ve kalıplara sıkışmamaya davet etti.

Alevilik derslerinin modern dönem pedagojik model ile nasıl olabileceğine ilişkin Öker’e sorular yöneltildi. Avrupa’daki Alevilik derslerinden örnekler veren Öker, “Eğitimde dünkü alışkanlıklarımızla bugünün yeniliği buluşturuluyor. Derslerine el ele tutuşup rızalık vererek başlıyor.” dedi. Alevilerin birinci dönem sorunlarının bittiğini söyleyen Öker şu şekilde konuştu: “Artık cem evimiz var, Aleviyiz demek yasak değil. Yeni dönemimiz cemevini yaşam alanına dönüştürmekten geçer. Seçim sahası da burada örnek ‘neler yapabiliriz’i konuşalım.”

Öker, cümlelerini sonlandırırken oyların boşa gitmemesi için özen gösterilmesi gerektiğini belirtti. Bu sürecin sonunda milletvekili kaybının mecliste AKP’yi güçlendireceğini söyleyerek özellikle gençlerin bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Öker son olarak, “Gün maceraya girme günü değildir” dedi.

Program kapsamında Yıldızeli Doğanlı Köyü Derneği’ni de ziyaret eden Öker, görüştüğü canlardan desteklerini istedi. Seçim sürecinde Alevilerin yerinin Yeşil Sol olması gerektiğini belirtti. Öker, “Seçimde en doğru kişiyi ve partiyi seçmeliyiz. Ortak çıkarlarımızın, halkların yanında olanları seçmeliyiz. Biz bir adım geri adım atsaydık, bugün Mansur Yavaş’ı aday olarak görürdük. Biz halka, Alevilere, değerlerimize sahip çıkarız. Bunu bilerek sandığa gitmelisiniz. Yeni yüzyılda kaybeden olmayalım. Bütün mazlum halklar yan yana gelmezse kazanamaz. IŞİD barbarlığından kaçan Ezidi’ye sahip çıkmazsak Madımak acımızı da bir tek biz yaşarız. Bu birliği partimi sağlıyor” dedi.

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili adayları ile Firuzköy Vakfı ve Firüzköy Cemevi’ni ziyaret

0

Fırat:
“Bu güzel coğrafyayı sevgiyle buluşturacağız”

AKP-MHP iktidarının Türkiye halklarına ihanet ettiğini; soygun ve talan düzeni ile devleti yönettiğine dikkat çeken Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat, HDP inanç masasından Nesimi Aday, HDP Avcılar İlçe Eş Başkanı Yalçın Gültekin ve 3. bölge adayı Çiçek Arıç ile birlikte Firuzköy Vakfı, Cem Vakfı Firuzköy Şubesini (Firuzköy Cemevi) ziyaret etti.
Misafirperverlikleri için Firuzköy Cemevi başkanı Satılmış Koldaş’a, yönetim kuruluna ve canlara teşekkür eden Fırat, “Bugün seçim meydanlarında Cumhur İttifakı’nın utanmaz, arlanmaz temsilcileri Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun inanç kimliği üzerinden kin ve nefretlerini kusuyorlar. Aleviler ve Bektaşiler olarak bizlere de hakaret ediyorlar. Bu utanç verici saldırıları sizlerin huzurunda bir kez daha kınıyorum.
Bugün Yeşil Sol Parti’mizin Diyarbakır yönetici ve üyelerine yönelik saldırılar ve gözaltına almaları bir provokasyondur. Gidici olduklarını anlayan siyasi iktidar ve AKP Genel Başkanı Erdoğan kontrolsüz bir davranış bozukluğu duygusuyla hareket etmektedir. Bizler onun bu tavrından dolayı temkinli ve sakin olmak zorundayız, üzerimize provokatörlerini gönderiyor, gönderecek. Bize düşen görev uyanık olmak ve tüm tertip, saldırılarını boşa çıkarmaktır.” dedi.
“Laik demokratik cumhuriyeti yeniden inşa edeceğiz.” diyen Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu coğrafyada yaşayan Türk, Kürt, Çerkes, Laz, Ermeni, Ezidi, Arap, Alevi, Sünni, Hıristiyan, Yahudi, dinli-dinsiz hepimiz bu topraklara ortağız ve kardeşlik duygusuyla birbirimize yakınız. Bizim şiarımız BARIŞTIR.”