Ana Sayfa Blog Sayfa 560

Edirne’de kalker ocağı durduruldu

Vaysal köyündeki kalker ocağının kapasite artışı için verilen ‘ÇED Olumlu’ kararının iptaline yönelik dava açan köylüler haklı bulundu

Edirne İdare Mahkemesi, Lalapaşa ilçesine bağlı Vaysal köyündeki kalker ocağının kapasite artışı için verilen ‘ÇED Olumlu’ kararının iptaline yönelik dava açan köylüleri haklı buldu. Karar bilime ve mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilirken, köylülerin avukatı Bülent Kaçar, yargı kararının gecikmesizin uygulanıp ocağın kapatılması gerektiğini belirtti. İlçenin Vaysal köyünde faaliyet gösteren kalker ocağı işletmesi, kapasite artışı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne başvurdu. İl Müdürlüğü söz konusu artış için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunu olumlu yönde açıkladı.

ÇED olumlu kararı iptal

Açılan davanın karar duruşması 13 Nisan’da Edirne İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, davayı açan Vaysal Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetimi, köylüler, onların avukatları ve bakanlık avukatı katıldı. Mahkeme heyeti, proje için verilen ÇED gerekli değildir kararını iptal etti. Mahkemenin iptalin gerekçeli kararını açıklamasının ardından köylüler ve avukatları Bülent Kaçar basın açıklaması yaptı.

Mahkeme kararı uygulansın

Yargı kararını uygulamaları yönünde çağrıda bulunan Kaçar, “6 ayrı bilimsel disiplin heyet raporuyla, bu projenin hukuksuzluğu ve ortadan kaldırılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Davalı Bakanlık yetkililerine sesleniyoruz; gecikmeksizin yargı kararını uygulayın ve çok zararlı olduğu ortaya çıkan bu kalker ocağını derhal kapatın. Doğaya ve 4 köye her gün yapılan bu işkenceyi durdurun. Kapasite artışı yapılan ocağın ve tesisin var olan tüm faaliyetlerinin bilime, hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, 6 ayrı bilimsel disiplinden uzman ve akademisyenlerin ayrıntılı bilirkişi raporuyla ve Edirne İdare Mahkemesi’nin gerekçeli iptal kararı ile sabittir” diye konuştu.

Doğa katliamı yapılıyor

Vaysal Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı İbrahim Karapoyraz da, “Bölgemizde gerçekten bir doğa katliamı yaşanıyor ve bunu herkes görmezden geliyor. Burada yaşam hakkı hepimizin. Oradaki bir böceğin de çimenin de ağaçların da. Sadece para kazanmak olarak görmemek lazım bazı şeyleri. Para kazanmak uğruna doğa katliamı yapılıyor orada. Arılar, böcekler, hepsi katlediliyor. Tozlaşmadan dolayı üreme olmuyor. Tarımsal olarak kaybımız var ama diğer hayvanların sesi çıkmadığı için bizim gibi konuşamıyorlar, dertlerini anlatmıyor ve ölüyorlar” ifadelerini kullandı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Edirnede #kalker #ocağı #durduruldu

Hava kirliliğinden yılda 1200 genç ölüyor

Hava kirliliği Avrupa’da çocuklar ve gençler arasında yılda bin 200’den fazla erken ölüme neden oluyor

Avrupa Çevre Ajansı’na (AÇA) göre, hava kirliliği Avrupa’da çocuklar ve gençler arasında yılda bin 200’den fazla erken ölüme neden oluyor. Hazırlanan rapor, Avrupa Birliği’nin (AB) 27 üye ülkesi de dahil olmak üzere kıtadaki yaklaşık otuz ülkeyi kapsıyor. Birleşik Krallık veya Ukrayna gibi bazı önemli ülkeler dahil edilmezken, bu durum kıtanın hava kirliliği konusundaki bilançosunun gerçekte daha kötü olduğunu gösteriyor.

18 yaş altında risk büyük

Hava kirliliğinin yol açtığı ölümler arasında 30 yılda belirgin bir iyileşmeye rağmen, gençlerin sağlığı hala kötü etkilenmeye devam ediyor. Rapora göre, doğrudan etkilenen çocuk veya ergenlerin sayısı genel nüfusa kıyasla “nispeten düşük” kalsa bile, hava kirliliği küçüklerin sağlığı için ana çevresel risk oluşturuyor ve yaşam beklentilerini kısaltıyor. Eğilim son yıllarda iyileşme gösterdi ancak 18 yaşın altındakilerin yaşamları boyunca “hastalık riskini önemli ölçüde artırıyor”.

2020’de 238 bin erken ölüm

Kasım ayında yayınlanan başka bir AÇA raporuna göre, gözlemlenen ülkelerde, yani AB, Türkiye, Norveç, İzlanda, İsviçre ve Lihtenştayn’da hava kirliliği nedeniyle Avrupa’da 2020’de tüm yaşlarda en az 238 bin kişi erken öldü. En ciddi hava kirliliği, öncelikle akciğerlerin derinliklerine nüfuz eden ince parçacıklardan geliyor. Sağlık kurumlarına göre bunu nitrojen dioksit (NO2) ve ozon (O3) takip ediyor.

Dünyada her yıl 7 milyon

1990’ların başında ince parçacıklar, AB’nin 27 ülkesinde neredeyse bir milyon erken ölüme neden olmuştu. Ajansın verilerine göre 2005 yılında 431 bin kişi bundan dolayı öldü. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, hava kirliliği dünyada her yıl yedi milyon erken ölüme yol açıyor. Bu da sigara içmek veya kötü beslenmenin ortaya çıkardığı bilançoya yakın bir durumu ifade ediyor. Hava kirliliğinin yol açtığı ölümlerin birkaç yüz bini 15 yaşın altındaki çocuklardan oluşuyor.

BRÜKSEL/ANF

#Hava #kirliliğinden #yılda #genç #ölüyor

Avrupa yarın sandık başında olacak

14 mayıs seçimleri için yarın sandık başına gidecek Avrupa seçmenin kaygısı sandık güvenliği olduğunu söyleyen Yeşil Sol Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu’nda yer alan Hüseyin Ataş, ‘Avrupa’daki seçmenler değişim inancı taşıyor’ dedi

14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için yurtdışındaki seçmenler yarın sandık başına gidiyor. 3 milyon 286 bin 786 seçmenin bulunduğu Avrupa ülkelerinde, 4 bin 969 sandık kurulacak.

Seçmenler, bulundukları ülkelerin temsilcilikleri, konsolosluk, hava limanları ile gümrük kapılarında oy kullanabilecek. Avrupa saati ile 09.00’da başlayacak olan oy verme işlemi saat 21.00’da sona erecek. Ayrıca seçmen katılımını yükseltmek ve seçim kolaylığını sağlamak amacıyla birçok ülkede gezici sandıklarda kurulacak.

‘Avrupa seçmeni değişim inancında’

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), yaklaşık 4 aydır alanlarda çalışma yürütürken, sandık güvenliği için her sandık için bir müşahit konumlandırmayı planlıyor. Yeşil Sol Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu’nda yer alan Hüseyin Ataş, seçmenleri oylarını kullanmaya ve sandıkları korumaya çağırdı.

Avrupa’da 4 aydır yürüttükleri seçim çalışmalarında ortaya çıkan atmosferi “7 Haziran” olarak değerlendiren Ataş, seçmenlerin bu seçimde bir değişim ve dönüşüm yaratacağını belirtti. Seçmenlerdeki genel eğilimin Emek ve Özgürlük İttifakı’nın oluşturduğu Yeşil Sol Parti’den yana olduğunu belirten Ataş, “Avrupa’da yaşayan yurttaşların ülkedeki gelişmelerden bağımsız ve kayıtsız değil. Ülkeye rahat gidip gelmek, ülke ekonomisi buradaki seçmen için önemli. Seçmenler değişim ve dönüşümün gerçekleşmesi gerektiği yönünde inanç taşıyor. O nedenle bu seçimi kritik görüyorlar. ‘Tek adamın 21 yıllık yönetimini durduracağımız bir seçim olacak’ diyorlar. Bu noktada umutları çok güçlü. Yani tek adam rejiminin yıkılacağının umudunu taşıyorlar” diye belirtti.

 ‘14 mayısa kadar sandık güvenliğini sağlayacağız’

Avrupa’daki seçmenin en büyük kaygısının sandık güvenliği olduğuna dikkat çeken Ataş, bundan kaynaklı Avrupa’da da seçim güvenliği önemli konuların başında geliyor. Avrupa’da seçim kurulları oluşturarak olası kaygıları gidermeye çalıştıklarını belirten Ataş, sandıkların korunması için heyetlerin oluşturulduğunu aktardı. Ataş, “Bu heyetin sandıklarla beraber ülkeye gönderilmesini sağlayacağız. Bu sandıkların 14 Mayıs’a kadar güvenliğinin sağlanması bu heyetlerde olacak. Bu çalışmada sadece bizler değil aynı zamanda uluslararası bağımsız kurullarda yer alacak. Onlarca Avrupalı heyet ve parlamenter, sandıkların korunması için ülkede olacak. Bu bağımsız heyetlerin genişlemesi için de çalışmalarımız sürüyor. Amacımız güvenliği uluslararası bir boyuta taşımak” dedi.

Gezici sandık

Sandık kurulumu için sadece konsolosluklar ve havalimanlarının olmadığını ayrıca Yeşil Sol Parti Seçim Koordinasyonu’nun oluşturduğu komisyonların birçok ülkede belediyelerden kiraladıkları yerlerde seçim sandıklarını kuracağı bilgisini veren Ataş, şöyle dedi: “Komisyonlar, bu sandıkların kurulacağı yer ve oy verme işlemlerinin tarihini duyuruyor. Bu sandıklar farklı ülkelerde farklı tarihlerde kurulacak. Örneğin Düsseldorf’ta sandık kurulumu 3 gün, Köln’de 4 gün kuruluyor. Tüm bunların dışlında seçmen katılımının yükseltilmesi için gezici sandıklar da bulunacak. Tüm bunların planlanması yapıldı.”

AKP ve MHP’nin, Avrupa’daki seçmenlerin özellikle konsolosluklarda oy kullanacağı yönünde bilgi yaydığını ifade eden Ataş, “Belirlediğimiz bağımsız yerler yasal ve güvenilir sandıklardır. Sadece konsolosluklarda kullanmak zorunda değilsiniz. Türkiye vatandaşı olan ve pasaportu olan her yurttaşımız oy kullanabilir. ‘İltica edenler oy kullanamaz’  diye bir takım söylentiler var. Buradan bir kez daha aktarayım böyle bir durum yok. Herkes oy kullanabilir”dedi.

 Araçlar kaldırılacak

7 Haziran benzeri bir coşku ve heyecan var. 7 Haziran nasıl ki değişimin ve dönüşümün heyecanını yarattıysa14 Mayıs seçimleri için de öyle diyebilirim. Bu seçimlerde sandığın yüzde 35’ini alabileceğimizi söyleyebilirim.  Bunun için halkı sandığa götürmek için araç da kaldırıyoruz. Son olarak olası bir güvensizliğe ilişkin herkesi sandıkları korumaya çağırıyorum.”

Avrupa’da sandık kurulacak olan ülkeler ve sandıkların ne kadar süreyle bulunacağı sırasıyla şöyle;

  •  Almanya 27 Nisan – 9 Mayıs 2023 tarihleri arasında (13 gün)
  •  Fransa 27 Nisan – 9 Mayıs 2023 tarihleri arasında (13 gün)
  •  Avusturya 27 Nisan -9 Mayıs 2023 tarihleri arasında (13 gün)
  •  Danimarka 27 Nisan – 9 Mayıs 2023 tarihleri arasında (13 gün)
  • Lüksemburg 27 Nisan – 9 Mayıs 2023 tarihleri arasında (13 gün)
  •  Hollanda 29 Nisan – 7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  Belçika 29 Nisan – 7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  İngiltere 29 Nisan-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  İsviçre 29 Nisan-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  Norveç 29 Nisan-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  Avustralya 29 Nisan-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  Kanada 29 Nisan – 7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  ABD 29 Nisan-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  Yunanistan 29 Nisan – 7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (9 gün)
  •  İsveç 1-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (7 gün)
  •  Finlandiya 1-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (7 gün)
  • İtalya 3-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (5 gün)
  • Polonya 3-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (5 gün)
  • Romanya 3-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (5 gün)
  • Çekya 3-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (5 gün)
  •  Bulgaristan 4-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (4 gün)
  •  İrlanda 5-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (3 gün)
  • İspanya 5-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (3 gün)
  • Japonya 5-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (3 gün)
  • Macaristan 5-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (3 gün)
  • Bosna Hersek 5-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (3 gün)
  • Malta 6-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (2 gün)
  • Moldova 6-7 Mayıs 2023 tarihinde (2 gün)
  • Portekiz 6-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (2 gün)
  • Sırbistan 6-7 Mayıs 2023 tarihleri arasında (2 gün)
  • Slovakya 6-7 Mayıs 2023 tarihinde (2 gün)

Haber: Ergin Çağlar / MA

#Avrupa #yarın #sandık #başında #olacak

Sofralarımızda zehirli ürün tüketiyoruz

AB, 2022 yılında 311’i pestisit kalıntısı olmak üzere Türkiye kaynaklı 518 ürün için bildirimde bulundu. AB’ye kabul edilmeyen zehirli ürünler iç pazara sürülürken, iç pazar için üretilen ürünlerde ise hiçbir denetim yok

AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Alarm ve Dayanışma Ağı (ACN) bildirimlerinin de dâhil olduğu senelik raporlar yayınlanıyor. 2022 yılına ait rapor henüz yayınlanmadı ancak portal üzerinden yapılan bildirimlere göre Türkiye kaynaklı tarım zehiri bildirimlerinin sayısı 311’i pestisit olmak üzere toplam 518’e ulaştığı duyuruldu.

Birçok ürün zehirli

Zehirsiz Sofralar Platformu tarafından yapılan uyarı insan sağlığının tehdit altında olduğunu gösteriyor. AB’de yapılan Türkiye kaynaklı bildirimler: 2018’de 113, 2019’da 98, 2020’de 194 parti üründe limitlerin üzerinde pestisit bildirimi yapılırken, bu rakam 2021’de 613’e, 2022’de ise 518’e kadar yükseliyor. 2022’de pestisit bildirimi yapılan meyve ve sebzeler arasında en çok biber, limon, greyfurt, mandalina, portakal olmak üzere üzüm, asma yaprağı, patlıcan, kabak, domates, karpuz ve armut bulunuyor. Son 2 yılda yapılan bildirimlerin yarısından fazlası pestisitlerden kaynaklanıyor.

İhraç üründe varsa

2022 yılında bildirim yapılan ürünlerdeki pestisitler arasında Klorpirifos, Acetamiprid, Buprofezin, Prochloraz, Formetanate, İmazalil, Fenbutatin Oxide, Deltamethrin, Taufluvalinate, Flonicamid, Diafenhiuron gibi insan sağlığına zararlı olan zehirli maddeler bulunuyor. Türkiye’de 30.09.2021 tarihinde resmi yazıyla Fenbutatin Oxide’in, 31.12.21’de ise Klorpirifos Metil’in kullanımı sonlandırılmıştı. Buna rağmen ihraç edilen ürünlerde bile bulunması yasaklı olan pestisitlerin iç pazara sürülürken herhangi bir denetim yapılmıyor olması, zehirli ürünlerin sofralarımıza yerleştiğini gösteriyor.

Türkiye ilk sırada

2021 yılına ait ACN raporu tarım zehiri kullanımının yüksek oranda arttığına dair çarpıcı veriler içeriyor. Rapora göre 2021 yılında en çok bildirilen gıda güvenliği riski pestisitler oldu ve tarihte ilk defa pestisitler 1231 bildirimle en üst seviyeye ulaştı. Bu sayı 2020 ile karşılaştırıldığında % 61 daha fazla. 2019 yılının ise 4 katı. 2021 yılında en çok rapor edilen gıdalar, Türkiye menşeli ürünlerden kaynaklanıyor. Rekor seviyelerle tarım zehiri bildirimlerinde birinci sırada gelen Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyeli yüksek olmasına rağmen ticari itibarı giderek yitirilmiş durumda.

En çok tespit narenciyede

2021 yılına ait raporda, tehlike ve ürün kategorisine göre yapılan değerlendirmede en çok bildirim yapılan 10 konu başlığının 3’ünde Türkiye’nin adı geçiyor. Sebebi 359 parti meyve ve sebzede pestisit, 57 parti meyve ve sebzede aflatoksin ve 39 parti tohum, kabuklu yemiş ve türevi ürünlerde aflatoksin tespit edilmiş olması. Menşei Türkiye olarak bildirilen ürünlerden özellikle limon, portakal, mandalina ve greyfurt gibi narenciyelerdeki uygunsuzluklar sebebiyle 2020’de 191 olan RASFF bildirimlerinin sayısı (etilen oksit dikkate alınmadan) 2021’de 361’e çıktı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Sofralarımızda #zehirli #ürün #tüketiyoruz

Hamaney’in eski temsilcisi Süleymani öldürüldü

İran’da Hamaney’in eski temsilcisi Ayetullah Abbas Ali Süleymani’nin silahlı saldırıda öldürüldüğü açıklandı

İran’da dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in eski temsilcisi Ayetullah Abbas Ali Süleymani’nin bir silahlı saldırıda öldürüldüğü açıklandı. İran devlet televizyonu tarafından yapılan açıklamada, ülkenin kuzeyindeki Mazenderan eyaletine bağlı Babolser’deki suikastın ardından saldırıyı gerçekleştiren kişinin gözaltına alındığı bilgisi verildi.

Belucistan ve Zahidan’da yöneticilik yaptı

İran’ın dini liderini denetleyen ve atayan 88 sandalyeli Uzmanlar Meclisi’nde görev yapan Süleymani, daha önce de dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in İran’ın Sistan ve Belucistan eyaletindeki kişisel temsilcisiydi. Eyaletin yönetim merkezi olan Zahidan, Jîna Emîn protestolarının en yoğun yaşandığı bölgelerin başında geliyordu.

8 yılda bir seçiliyorlar

İran’daki Uzmanlar Meclisi, İran Anayasası’na göre, İran liderini seçen, denetleyebilen ve azledebilen bir kurul olarak çalışıyor. Uzmanlar Meclisi, sekiz yılda bir halk tarafından seçiliyor ve 88 din adamından oluşuyor.

Ülkede, nisan 2022’de ülkenin kuzey doğusundaki Meşed kentinde iki Şii din adamı öldürülmüştü. Bu saldırının cihatçılar tarafından gerçekleştiği açıklanmıştı.

Ayetullah İran’da dini bir makam olarak da bilinir. Günümüzde İran’da bin civarında Ayetullah olduğu tahmin ediliyor.

DIŞ HABERLER

#Hamaneyin #eski #temsilcisi #Süleymani #öldürüldü

128 kişinin ifade işlemleri başladı

Amed merkezli operasyonda dün gözaltına alınan 128 kişinin ifade başlandı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dün başlattığı bir soruşturma kapsamında Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hâkimliği’nin haklarında gözaltı kararı verdiği 216 kişiden 21 kentte gözaltına alınan 128 kişinin emniyetteki ifade işlemleri başladı.

Kentteki polis karakollarının bazılarının depremden zarar görmesi nedeniyle farklı karakollarda tutulan 128 kişinin dosyasında avukat görüş kısıtlamasının kaldırılmasının ardından emniyet ifadelerine başlandı. İfadeler, kişilerin gözaltında tutulduğu karakollarda alınıyor.

AMED

#kişinin #ifade #işlemleri #başladı

Celal Fırat’tan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki

0

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat yaptığı açıklamada, nefret dilinin toplumu böldüğünü ve düşmanlaştırdığını belirterek “Halklara eşitlik, inançlara özgürlük” dedi.

AKP-MHP iktidarının başı Recep Tayyip Erdoğan ve haddini bilmeyen sözcülerinin nefret dilinden bıktıklarını söyleyen Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili Celal Fırat, “AKP Genel Başkanı R. T. Erdoğan bugün de nefret söylemlerine devam ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi çıkışına atıfta bulunup, Alevi inancını yok sayan bir açıklamada bulundu. Bununla da yetinmeyip bu ülkede ki bütün halkları tekleştirdi.” diye konuştu.

“Kaybedeceğini anlayınca bağırarak ve hakaret ederek konuşan Erdoğan sanırım nefret diliyle Türkiye halklarını birbirine düşürmeyi hedefliyor. Siyasetini bağırarak yürüten Erdoğan nefret dilini sürdürmeye devam ediyor.” diyen Fırat konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu dil yıllar boyunca bütün halkları ötekileştirmiş ve düşmanlaştırmıştır. Bu dil Anadolu insanını dili olamaz. Bugün bir cumhurbaşkanı adayı çıkıp ben “ALEVİYİM” diye açıklama yaparak nefret dilinden uzaklaşmamız gerektiğini söylerken, aday olan ve hali hazırda Cumhurbaşkanı olan kişi çıkıp bu açıklama üzerinden nefret dili üretiyor. Türkiye halkları artık bu söylemlerden bıktı. Biz artık ötekileştirilmediğimiz ve eşit olduğumuz bir ülke de yaşamak istiyoruz.

2023 seçimlerine giderken, toplumumuzu ötekileştiren ve nefret tohumları saçan bu dilin artık toplumda bir karşılığı yoktur ve bir etkisi kalmamıştır. Bizler bu ülke de üçüncü bir yolun olduğunu bu seçimde de halklarımızın desteğiyle göstereceğiz. Çünkü partimiz Yeşil Sol Parti tüm halkların ve inançların eşitliliğinin temsil edildiği partidir. Partimiz, haklarımızın temsilinin kendisidir.

Bizler Türkiye’de ki bütün inançların özgürce yaşadığı bir ülke için mücadele ediyoruz. Halklara eşitlik, inançlara özgürlük için oylarımız Yeşil Sol Parti’ye!”

‘Operasyonların amacı toplumu sindirmek’

Amed’de yapılan operasyonlarda dair değerlendirmelerde bulunan Amed Barosu Başkan Yardımcısı Mehdi Özdemir, ‘Bu baskı rejimi, hak aramanın önünü kesmek, toplumu korkutmak ve sindirmek amacıyla hak savunucularını hedef haline getirmektedir’ dedi

Amed merkezli 21 kentte gazeteci, sanatçı, siyasetçi, hukukçu ve sivil toplum örgütü yöneticilerine yönelik dün yapılan ev ve işyeri baskınlarında gözaltına alınanların arasında bulunan tutuklu gazetecilerin avukatı Resul Temur’un odasındaki tüm materyallere ve savunma dosyalarına el konuldu. Temur’un bürosunda yapılan 5 saatlik arama sonrası savcı, tutuklu gazeteciler aleyhine kendisinin hazırlamış olduğu iddianameyi de suç delili olarak el koyması dikkati çekti.

Savcı suç işlemektedir

Operasyona dair değerlendirmelerde buluna Amed Barosu Başkan Yardımcısı Mehdi Özdemir, “Meslektaşlarımıza ilişkin soruşturma kapsamında, takip ettikleri dava dosyasının suçlama konusu yapılarak, delil mahiyetinde el konulması, avukatlık mesleki faaliyetinin açıkça engellenmesidir. Kaldı ki el konulan dava dosyalarından birisinin iddianamesinin aramayı gerçekleştiren savcı tarafından hazırlanması ve el konulması, keyfiyeti bizlere göstermekte, açıkça savcı suç işlemektedir” dedi.

Hak savuncuları hedef haline getirildi

Hukuk devleti ve yargıya duyulan güvenin her geçen gün zedelendiğini vurgulayan Özdemir, “Meslektaşlarımız açısından yargısal işlemlerin suç şüphesine dayanmadığı, keyfi arama işlemlerine maruz bırakılarak savunma dokümanlarına el konulduğu hukuksuz bir süreç yaşanmaktadır” diye belirtti. Hak savunucularına yönelik baskıların ciddi bir şekilde arttığını belirten Özdemir, “Yasal ve meşru savunuculuk faaliyetleri nedeniyle şiddet, taciz, tehdit, müdahale gibi çok çeşitli hak ihlallerine maruz bırakılan hak savunucularını engellemek amaçlanmaktadır. Bu baskı rejimi, hak aramanın önünü kesmek, toplumu korkutmak ve sindirmek amacıyla hak savunucularını hedef haline getirmektedir” dedi.

Amaç sindirmek

Özdemir, “Bugün sivil alanda meşru talep ve görüşlerini dile getiren, bunlar için harekete geçerek örgütlenen, muhalif kimliği bulunan neredeyse herkes çeşitli engellemelerle karşılaşmaktadır. Sivil alandaki hareketliliği kısıtlamak amacıyla, yargı tehdidi ile sivil alanın baskı altına alınmaya çalışıldığı, süreç yaşanmaktadır. Yargısal işlemlerin niteliği ve uygulanma şekli, keyfi tehdit unsurunu barındırdığı kadar, muhalif kesimleri sindirmeyi amaçladığı görülmektedir” diye belirtti.

AMED

 

#Operasyonların #amacı #toplumu #sindirmek

Yeşil Sol Parti’den Wan’da kadın mitingi

Yeşil Sol Parti’nin Wan’daki kadın mitingi, binlerce kişinin katılımıyla başladı

Yeşiller ve Sol Parti’nin (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçim çalışmaları kapsamında 24 Nisan’da startını verdiği mitingler sürüyor. Yeşil Sol Parti, Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinin ardından bugün de Wan’ın Rêya Armûşê (İpekyolu) ilçesinde bulunan Musa Anter Parkı’nda “Buradayız, kadınlarla değiştireceğiz” şiarıyla miting düzenliyor.

Parti bayraklarıyla süslenen alana girişlere izin verilmesi üzerine kitle 3 koldan alana girdi.

Mitinge yöresel kıyafetleriyle katılan kadınlar, ellerinde parti bayrakları ile sarı, kırmızı ve yeşil renkli flamalar taşıdı.

Miting öncesinde yürüyüş

Çok sayıda kadın da Halkların Demokratik Partisi (HDP) il binası önünde toplanarak, miting alanına yürüdü. Parti binası önünde bir süre halaya duran kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla alana doğru yürüyüşe geçti. Birbirinden renkli yöresel kıyafetler giyen kadınlar, “Dîsa jin, dîsa jiyan” dövizleri taşıdı.

Ayrıntılar geliyor..

 

#Yeşil #Sol #Partiden #Wanda #kadın #mitingi

Sürgün, ölüm, cezaevi… ve şimdi halkı için vekil adayı

Ailesi birçok Kurdistanl aile gibi sürgün, katletme ve cezaevi yaşana Yeşil Sol Parti Agirî milletvekili adayı Nejla Demir, halkının toprağına dönmesi için mücadele edeceğini söyledi 

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları 81 ilde çalışmalarına devam ediyor. Yeşil Sol Parti’nin iddialı olduğu kentlerden biri de Agirî. 2018 seçimlerinde 4 milletvekilinden 3’ünü HDP, birini ise AKP aldı. Yeşil Sol Parti’nin bu seçimdeki tek hedefi ise kentten 4 milletvekili kazanmak. Yeşil Sol Parti’nin Yüksek Ziraat Mühendisi milletvekili adayı Nejla Demir de, temel hedefleri arasında göçe zorlanan halkı tekrar topraklarıyla buluşturmak olduğunu söylüyor.

Ailesiyle birlikte zorlu süreç yaşadı

Demir’in hayat hikayesi Kurdistan’da yaşayan ve yurtsever her ailenin hikayesi gibi. Demir’in babası Mehmet Hanifi Demir, siyasi hayatı nedeniyle farklı tarihlerde toplam 20 yıl cezaevinde kaldı. Baba Mehmet Hanifi Demir’e, hayatını kaybeden oğulları için kurdukları taziye nedeniyle “örgüt propagandası” iddiasıyla ile 6 yıl 8 ay, annesi Gülsün Demir’e ise, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla 4 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Demir’in anne ve babası, verilen cezalar nedeniyle yurt dışında çıkmak zorunda kaldı. Babasının cezaevi hayatına ilişkin Demir, “Kürt toplumun yaşadığı travmatik olayları, zor süreçleri biz de yaşadık” dedi. Demir, 2016 çatışmalı süreçte hayatını kaybeden erkek kardeşi Mahsun Demir için “Mücadelenin bugün bu kadar canlı olmasının nedeni canlarını siper eden insanlar sayesinde. Evet kardeşimi kaybettim. Zaten ondan sonra dünyam daha bir değişti, ondan sonra bu mücadeleye nasıl omuz verebilirim diye düşünmeye başladım” ifadelerini kullandı.

‘Bebeğiyle birlikte cezaevine girdi’

Demir, 2019’da Rojava’ya yönelik attığı bir twit nedeniyle 6 aylık bebeğiyle cezaevine girmek zorunda kaldı. Demir bir süre Ağrı Cezaevinde kalırken daha sonra Oltu Cezaevine sürgün edildi. Demir, “Bebeğim 6 aylıktı. Türkiye’nin operasyonları başlattığı bir dönemdi o zaman Rojava’nın güçlü direnişi, kadınların ön safhada yer alması, Jin jiyan azadî, sloganlarının dünyada ses yarattığı bir dönemde, kendi çapımda bir paylaşım yaptım. 2 gün sonra gözaltına alındım ve 1 ay bebeğimle birlikte cezaevinde kaldım” diye konuştu.

Ağrı halkını yakından tanıyor

Yurtsever bir ailede büyüdüğünü söyleyen Demir, milletvekili adayı olma nedenlerini ise şöyle özetledi: “Toplumsal olaylara karşı bir tepkim her zaman vardı ve olaylara dahil oluyordum. Bugün baktığımızda gözaltına alınan arkadaşlarımız, tutuklu siyasetçilerimiz, göçe zorlanan gençlerimiz, özgürlükleri kısıtlanan ve her zaman vatan haini ilan edilen gençlerimiz, bunlar temel sebeplerdi. Doğalında gelişen bir siyasi tutumun vardı, bunu artık yerde muhalefet yaparak, itiraz ederek, dayatmaları kabul etmemek yeterli gelmedi ve aday başvurusu yaptım. Yaklaşık 12 yıldır Ağrı’da sahada çalışıyorum, insanların tarlalarına, evlerine, köylerine gidiyorum ve bundan dolayı onların sorunları hakkında bir hakimiyet imkanım oldu. Yine sistemin dayattığı bir erk sistem var ve bu erk zihniyetin kadına dayattığı şey günün sonunda kadını sadece tüketici ilan eden zihniyete karşı bir ses olmam gerekiyordu. ”

Herkesin yurduna dönmesini istiyorum

Kentin temel geçim kaynaklarının başında tarım geldiğini söyleyen Demir, “Devletin bu konuda yıpratıcı politikaları oldu. Eğitimden sağlığa her alanda bu politikalar yürütülse de tarımda daha farklı işledi. Çiftçilerin meslekleri itibarsızlaştırıldı, emekleri ucuzlatıldı, öz üretimden uzaklaştırıldı, üretimleri, toprakları ellerinden alındı ve en sonunda göçe zorlandılar. Önceliğim insanları tekrar topraklarıyla, tohumlarıyla, köyleriyle birleştirmek ve öz üretim bilincini oluşturmak. Herkesin yurduna dönmesi gerekiyor ve buna önayak olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘Halkların umutlarını bitirdiler’

AKP iktidarının 20 yıldır halkın umudunu çaldığını belirten Demir, “Halkların umutları bitirdiler. İnsanlar bunu kabul etmediğini ve sistemi değiştirmek için ne kadar güçlü davranacaklarını gördük. İnsanların coşkulu halini gördükçe şunu diyoruz; ‘5 vekil olsaydı, 5 vekil de çıkartırız’. Öyle bir hava, coşku var.

‘AKP’yi sandığa gömecek umudumuz var’

Sandığa gitmeyen seçmenler için ikna komisyonları kurulduğunu hatırlatan Demir, “İnsanlarla birebir temas kurulacak. Herkesin, Kürtlerin Yeşil Sol Parti’den bir beklentisi var. Gençlerden beklentimiz var. AKP iktidarı, 20 yıl önce oyuncak verdiği çocuklarının kendisine oy vereceğini düşünüyor ama gençler, geleceklerinin nasıl bir ipotek altında olduğunun farkında. Gençler bugün burada kalmak yerine iş bulma umuduyla yurtdışına gidiyor. Mülteci konumunda yaşamayı yeğliyor. O gençler sandığa gelecek ve AKP’yi sandığa gömecek umudumuz var” ifadelerini kullandı.

Haber: Berivan Kutlu / MA

#Sürgün #ölüm #cezaevi #şimdi #halkı #için #vekil #adayı