Ana Sayfa Blog Sayfa 567

Depremzedeler için hazırlanan AFAD kolileri ile seçim propagandası

AKP Sur İlçe Başkanı Davut Yıldız ile akrabaları AFAD’ın depremden kolilerini kendi akrabalarına ve seçim bölgelerine dağıttı

Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin ardından İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) depremden etkilenen illerde dağıtılmak üzere hazırladığı yardım kolileri, depremden 2 buçuk ay sonra, AKP’liler tarafından akrabalara ve seçim bölgelerine dağıtıldı.

Köy köy dağıttılar

AKP Sur İlçe Başkanı Davut Yıldız ile amcasının oğlu ve Sur Belediyesi Fen İşleri Müdürü Mehmet Yıldız, yardım kolilerini, yakın akrabalarıyla Amed merkez Sur ilçesi köylerinde seçim çalışmalarını yürüttükleri, Tilelêk (Özekli), Dawda (Davudan), Çûkûr (Yayık), Kêvire Birrî (Kesiktaş) ve Şikêfte (Vural) AKP’nin yardımları gibi dağıttığı öğrenildi.

AMED

#Depremzedeler #için #hazırlanan #AFAD #kolileri #ile #seçim #propagandası

Kalın: Partiler programlarına tecridi koymalı

Partilerin programlarında tecridin olmamasını eleştiren HDK Sağlık Meclisi üyesi Leyla Kalın, ‘Parti programları Kürt halkını görmezden gelemez. Tecridi kendi programlarına koymak zorundalar’ dedi 

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998 tarihinde Suriye’den çıkarılmasıyla başlayan süreç, 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilmesiyle devam etti. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı kesintili telefon görüşmesinden bu yana ise aile ve avukatlarının tüm girişimlerine rağmen haber alınamıyor.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Sağlık Meclisi Üyesi Leyla Kalın, tecridin toplum sağlığı üzerindeki etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

‘Toplumsal sağlık, kendini özgür ve güvende hissetmektir’

Toplum sağlığının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirten Kalın, bunun sadece sağlık boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kalın, “Kişinin politik olarak kendini rahat hissetmesi ve kendini güvende hissetmesi, kendini rahat, özgür bir şekilde ifade etmesi gerekiyor. Türkiye’deki şartları ortaya koyduğumuzda aslında bir toplum sağlığının olmadığını, kişilerin ifade özgürlüklerinin kısıtlandığını görebiliyoruz. Bu da Türkiye’nin toplumsal sağlık karnesini açık bir şekilde ortaya koyuyor” dedi. Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerle birlikte toplum sağlığının kalmadığını belirten Kalın, bu durumun ise bir öfkeye dönüştüğünü belirtti.

İmralı tecridinin toplum sağlığına yönelik etkilerine değinen Kalın, “uygulanan tecrit kişi özelinde ele alınabilecek bir durum değildir. Bir yönetim biçimidir. Bu durumun pandemi süreci ile daha da derinleştiğini görebiliyoruz. Cezaevlerinde uygulanan tecridin toplum üzerinde uygulanan tecritten bağımsız olmadığını biliyoruz. Kentlerde insanlarda aynı şekilde tecrit altına alınıyor. En ufak basın açıklamalarında abluka altına alınması, insanların şiddette mahkum ediliyor olması, özgürlüklerin elinden alınıyor olması aslında cezaevlerinde uygulanan tecridin bir sonucudur. Dolayısıyla bu tecrit sisteminin ortadan kalkması; insanların rahat nefes alabilmesini, özgür olabilmesini beraberinde getirecektir” dedi.

‘Tecrit  kaldırılmalı’

Kürt halkının Abdullah Öcalan’ı önder olarak gördüğünü dile getiren Kalın, “Kürt halkı Abdullah Öcalan’ı önder olarak tanımlıyor. Bu tanımlama noktasında Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması toplumsal barışa önemli katıklar sunacaktır” dedi.

Tüm bunlar göz önündeyken 14 Mayıs’a hazırlanan siyasi parti ve ittifakların seçim ve parti programlarında tecride yer vermemesinin büyük bir eksiklik olduğunu belirten Kalın, Cumhur İttifakı’nın mutlak tecridi derinleştirdiğini, Millet İttifakı’nın ise kendi içerisinde hala ulusal kodları barındırdığını söyledi. Kalın, şöyle devam etti: “Dolayısıyla tecride dair laf söylenmemesi, tecridin ortadan kaldırılmasına dönük söz söylenmiyor olması kendi bulunmuş oldukları zihni eksikliklerle değerlendirmek gerekiyor. Bunun muhatabı yine Kürt halkıdır. Kürt halkının bu tecride karşı bir öz güç ortaya koyabilmesi gerekir. Öncelikle mevcut kodların kaldırılabilmesi gerekir. Parti programları Kürt halkını görmezden gelemez. Tecridi kendi programlarına koymak zorundalar. Yoksa bunun yansımaları yıllara tekabül ediyor. AKP’nin kaybediyor olması, MHP’nin kaybetmesinin sebebi de buradan geliyor.”

İSTANBUL

 

#Kalın #Partiler #programlarına #tecridi #koymalı

Kerem Fırtına: Meclis’e güçlü katılım bu seçimde çok önemli

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili Kerem Fırtına, Meclis’e güçlü katılıma değinerek, ‘Meselelerin daha güçlü seslendirilmesi ve arkasında sağlam durulmasını sağlayacaktır’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere 21 gün gibi kısa bir süre kalırken, tüm partiler seçim çalışmalarına devam ediyor. Milletvekili adayları da seçim bölgelerinde geceli gündüzlü çalışma yürütüyor.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı olan oyuncu Kerem Fırtına’da seçim çalışmaları yürüten isimlerden.

1981’de Üsküdar’da doğan Fırtına, ortaokul ve lise çağlarında amatör tiyatro ile başladığı sanat hayatını, profesyonel oyunculuk ile sürdürüyor. Hak savunucularının “Leman Teyzesi”, devrimcilerin “Leman ablası” insan hakları mücadelesinin öncü isimlerinden Leman Fırtına’nın torunu olan Fırtına, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda (TİHV) büyür. Amcası araştırmacı yazar Doğan Fırtına’ya öykünen Fırtına, çocukluk hayali olan Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni de İstanbul’da okur. Amcasının cezaevi süreci ile devlet baskısıyla tanışan Fırtına, bu yıllarda siyasi mücadelenin önemini de anlar.

Lise ve üniversite yıllarında siyasi çalışmalarının ilk adımlarını atan Fırtına, üniversite eğitiminin tamamlamasının ardından birçok film ve dizide oynamaya başladı. Bu süreçte de siyasete ilgisini koparmaya Fırtına, o günden bugüne kendisini bir HDP’li olarak tanımlıyor. Bu amaçla, HDP’nin teklifi üzerine Fırtına, 3 Temmuz 2022’de gerçekleştirilen 5. Büyük Kongre’de kurulan HDP Danışma Kurulu’nda yer alırken, 14 Mayıs’ta ise Yeşil Sol Parti’nin teklifini kabul ederek, İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı olmayı kabul etti.

Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’un sorularını yanıtlayan Fırtına mücadelenin önemine değindi.

*Sanatla geçen hayatınız, siyasetle devam ediyor. Siyaset sahnesine çıkmanızdaki etkenler neler oldu?

Ben hayatı, hayatın bütününü, aldığımız tüm kararları siyasi bulan bir insanım. Davranışımızı da siyasi bulan bir insanım. Siyasete atılmak gibi bir aşama yok hayatımda. Ben böyle yaşıyorum. Sadece aktif, daha kurumsal bir görev almış oldum. Yoksa siyasete atılma kararı gibi bir durum yok.

*Hak savunucularının Leman Teyzesi, devrimcilerin Leman ablası babaanneniz. Leman Fırtına’nın yaşamınıza etkileri oldu mu?

Her şeyden önce öyle bir babaanneye sahip olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. İzlediğim bir insandı, çünkü zaten evimizin içinde büyük büyük hareketler, büyük büyük toplanmalar olurdu. Ben de baya küçük biriydim, hep böyle izlerdim gelen insanları, gelen insanlar büyük, toplantılar büyük, meseleler büyük, ben küçük… Babaannemle aktif olarak İHD toplantılarına giderdim. İHD’nin başka faaliyetleri de vardı, uçurtma gibi, piknikler gibi, çocuklar içinde ailelerin buluştuğu her sene düzenli yapılan keyifli aktiviteleri vardı, oralarda hep beraberdik zaten, sonrada böyle devam ediyoruz. Bakalım.

*HDP Danışma Kurulu’nda yer aldınız, bugün Yeşil Sol Parti’de milletvekili adayısınız. Neden Yeşil Sol Parti?

Benim düşünceme göre mücadele etme zamanı. Tam da görev alma zamanı. Dolayısıyla gururla ve seve seve kabul ettim. Toplum için, toplumuna bağlı bağlı, insanına bağlı insanlarız. Bir uçak gibi düşünürsek, bizim uçağımız sağa yatmış vaziyette. Böyle uçamayız. Düşer o uçak. Dolayısıyla bunu dengeye getirmek lazım, sola ağırlık verip, uçağın balansını düzeltmek gerekiyor. Tam da o yüzden tabi ki seve seve görev aldım. Bence mecburiyet.

*Adaylık konusunda nasıl tepkiler aldınız?

Genelde destek aldım. Güzel tepkiler aldım, elbette olumsuz düşüncelerini iletenler de var. Ama siyasete de bu yüzden giriyorum, meramımı anlatmak, derdimi anlatmak, sandığın gibi değil demek için. Olumlu tepkilerin de olumsuz tepkilerin de başımın üstünde yeri var. Olumsuz tepkilerin ezbere devam etmesini istemiyorum.

*“Birlikte değiştireceğiz” sloganıyla seçimlere gidiyorsunuz…

Yüzde 100. Başka türlü olmaz, birlikte değiştireceğiz. Biz bir şey değiştirmeye talip değiliz, beraber değiştireceğimizi söyleyen, hatta ancak beraber değiştirirsek değişir diyenleriz.

*Ülkede öncelikli değiştirilmesi gereken ana sorunları sıralasanız ne olurdu?

Temel olarak ülkemizin demokrasi sorunu var. Zaten saydınız, sıralasak uzun bir liste olacak bu sorunların temel sebebi, demokrasi sorunumuz. Buna ihtiyacımız var, çok ciddi bir tekçi zihniyet hüküm sürüyor ülkede. Birinci sıra elbette demokrasi sorunu, bugün Kürt sorunu diye tarif ettiğimizin şeyin kaynağı demokrasi sorunu. Kürtlerin çıkardığı bir huzursuzluktan yada kavgacılıktan yana bir sorun yok ortada. Biz merkezi yönetimin mutlak şekilde güçlendirilmesinin sonucunda işte işler buraya geliyor. Sahip olduğumuz haklarımızdan doğan, söz hakkımızı, katılım hakkımızı, bizi, hayatımızı ilgilendiren, günlük yaşantımızı ilgilendiren hiçbir kurala, karara katılamıyoruz. Hiçbirinde söz hakkımız yok. Bu da tabi ki her türlü huzursuzluğu, her türlü zorluğu yaşatır bize.

Demokrasi halka doğru genişlemeli

Amed’te yaşayan insanın yaşam koşullarına Amed halkı, İkizdere’de yaşayan İkizdere köylüsünün, -şimdi oraya bir HES yapıyorsunuz- orada yüz yıldır yaşayan insanların köylerindeki evlerinin konumları, yaşam tarzlarını kökünden değiştiriyorsunuz. Oluyor mu öyle, olmuyor! Sonrasında ne oluyor, buna itiraz sonucunda ne oluyor? Devletin baskı aygıtları devreye giriyor… Demokrasi dediğimiz, en kaba haliyle açarsak içini, haklarımızın halka doğru, topluma doğru genişlemesidir. Sahip olduğumuz haklar bize çok uzakta duruyor.

Yerle yönetimler önemli

Yerel yönetimlerin önemi budur, bunu gördük, pandemide, depremden sonraki depremzedelerin yaşadığı mağduriyette gördük. Merkezi yönetimin gücü yetmez zaten. Eski bir sistem bu. Güncellenmediğinde artık çalışmıyor. Aynı şey. Siz ekranda oynadığınız bir oyunun son sürümünü kullanırken, insanı, doğayı, canlıyı, bizi yöneten kurallarla ilgili kurallar bütününün en eski sürümünü, yüz yıl önceki sürümünü kullanıyoruz.

*Seçmenle buluşuyorsunuz, sokağa, halkın nabzına dair izlenimiz nedir? Değişim mümkün mü?

Umutluyum, bir kere umut yoksa, mücadelenin de anlamı yok. Mevzu yol öyle değil mi? Bir şeyleri değiştirmeye çalıştığımızda, düzeltmeye çalıştığımızda, bizim hayatımızı rahatlatacak geri dönüşler sonuç diye sandığımız şeyler olacak. Neyi ne kadar göreceğimizi bilemeyiz. Ama yolda giderken o iyileştirmedir amaç.

*Biraz sanatı konuşalım, özellikle Kürt sanatına dönük ciddi baskılar ve engellemeler söz konusu. Bu Kürtlerle de sınırlı kalmıyor. İktidarı eleştiren, yanında saf tutmayan tüm sanatçılar hedef alındı. İktidarın sanat politikalarını, sanatçılara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence zaten bu dediğiniz sorunların sebebi, sanatın özgür olmamasıdır. İktidar, devlet sanata sahipse, sanatın üzerine tente açtıysa, o zaman iktidara göre tabi ki sanat şekillenir, sanatçılar kıstırılır. Bu kaçınılmaz olandır. Dolayısıyla iktidara göre gündelik çözümler üretmek yerine, sanatı özgür bırakmak gerekir.

Özerk sanat kurulu olmalı

Özgür sanat için bir özerk sanat kurulu olsa, özel kaynaklı olsa, kamu desteği, kampanya desteği, toplum desteği, böyle bir bütçesi olsa, özgür sanatçıların projeleri oralardan geçse, desteklense, o zaman zaten hiçbir dönemin iktidarına göre sanatçının şekillenme, şekillenmeyen sanatçının sıkıntı yaşama, kaynaksızlıktan dolayı proje üretememe gibi sorunları zaten ortadan kalkacaktır. İş yine demokrasiye dönüp geliyor. Baskıdan, iktidara bağlılıktan kurtulmayınca, bugün gündelik sorunları halletseniz, iki ay sonra yine bir sorun çıkacaktır yada kadrolar değişince yine bir sorun çıkacaktır. Sanatçı her kadroya göre nasıl şekillenebilir. Öyle sanat mı olur, öyle ürün mü çıkar? Mümkün değil.

*Hedefiniz büyük, 100 vekil dediniz. Doğup büyüdüğünüz İstanbul için hedefiniz nedir?

Aday olmasaydım da yine bir HDP, Yeşil Sol Parti seçmeni olsaydım, bir tahminde bulunurdum. Tabi ki partimin çok vekil çıkarması, zaten bu konuştuğumuz meselelerin daha güçlü seslendirilmesi ve arkasında sağlam durulmasını sağlayacaktır. O yüzden çok önemli. Ama yol mühim. Bu seçim döneminde neyi ne kadar anlatabildiğimiz mühim. Bu yüzden benim için o bir sonraki aşama. Kaç vekil çıkardık, nasıl ilerleyebiliriz, etkinliğimiz ne durumda.

İSTANBUL

#Kerem #Fırtına #Meclise #güçlü #katılım #seçimde #çok #önemli

Colemêrg adayları: 15 Mayıs’ta zaferi kutlayacağız

Yeşil Sol Parti Colemêrg adayları 14 mayıs seçimlerinde  kentte tulum çıkarmayı hedefleyerek alacakları oyların rekor düzeyde olduğunu belirtti

Kurdistan ve Türkiye’de siyasi partilerin adaylarını belirlemesinin ardından seçim çalışmaları hızlandı. Seçim coşkunun dorukta olduğu kentlerden biri olan Colemêrg’te (Hakkari), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) adayları Vezir Parlak, Öznur Bartın ve Onur Düşünmez’e ilgi oldukça yoğun. Adayların yaptığı her seçim çalışması ve etkinlikleri mitinge dönüşüyor. 2018 yılındaki Genel seçimlerde 168 bin 258 seçmenin olduğu kentte, Halkların Demokratik Partisi (HDP) oyların yüzde 70,2’si ile 2 milletvekili, AKP ise yüzde 23,8 ile 1 milletvekili çıkardı. Kente 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için 186 bin 155 seçmenin sandık başına gitmesi beklenirken, Yeşil Sol Parti’nin Colemêrg’te hedefi 3’te 3 yaparak, yüzde 90 oranında oy almak.

 Onur Düşünmez kimdir?

Yeşil Sol Parti’den Colemêrg milletvekili adayı hukukçu Onur Düşünmez, 1990’da Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde doğdu. Gençlik çalışmalarında yer alan Düşünmez, 2012 yılında Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yerleşti. Düşünmez, 4 yıllık üniversite serüvenin ardından avukat olarak görev yapmaya başladı. Düşünmez, 2016 yılında mezun olduktan sonra İstanbul’a geçerek stajyerlik eğitimini tamamladı. Düşünmez, 2017 yılında Gever’e dönerek burada mesleki faaliyetlerine devam etti. Avukatlık mesleğini yaptığı süreçte, 2019 yılında Colemêrg Baro seçimlerinde baro yönetim kurulu üyesi olarak seçilen Düşünmez, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) çeşitli çalışmalar yürüttü. Düşünmez, 2021 yılında da, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) Colemêrg Şubesi’nde kurucu üye olarak yer aldı. 2022 yılında ise derneğin eşbaşkanı oldu.

‘Umut 3’üncü yol’

Gençler ve kadınların öncü olduğu ve barışın haykırıldığı bir partinin, Türkiye’nin tek umudu olduğunu belirten Düşünmez, bu umudun 3’üncü Yol umudu olduğunu söyledi. Düşünmez, tüm halkı Yeşil Sol Parti etrafında kenetlenmeye çağırarak, “Bu sahipleniş bizi güçlü kılacaktır ve biz elbet Türkiye’nin iktidar partisi olmayı başaracağız” diye konuştu.

 ‘Colemêrg rekor kıracak’

Aday karşılamalarının coşkulu geçtiğini söyleyen Düşünmez,  “Colemêrg’te tek hedefimiz kazanmak, kazanmanın dışında başka bir seçeneğimizin olmadığını görüyoruz. Biz de bu halkın duyduğu barış özlemine cevap olabiliriz. Colemêrg bu kez sadece 3-0 yapmakla yetinmeyecek, oy oranında da büyük bir yükseltme olacağına inanıyoruz. Rekoru da kıracağımızın bilincindeyiz çünkü halktaki coşku ve moral bunu yansıtıyor” dedi. Seçimlerde elde edilecek olan zaferin tüm halkların zaferi olduğunu vurgulayan Düşünmez, “Asıl kazanım AKP’nin artık hiçbir şekilde buralara sirayet edemeyeceği. AKP artık bu topraklardan silinmelidir. Faşist iktidarlar bu topraklardan artık arkalarına bakmadan gitmelidir”dedi.

Öznur Bartın kimdir?

Colemêrg’in bir diğer adayı ise Öznur Bartın. Geverli olan Öznur, ilk, ortaokul ve liseyi Gever’de okudu. Burada gençlik çalışmalarına katılan Bartın, 2010 yılında Denizli Pamukkale Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü ve aynı üniversitede formasyon alarak öğretmen oldu. Bir dönem HDP Wan İpekyolu İlçe Eşbaşkanlığı yaptıktan sonra 2019-2021 yıllarında da HDP Wan İl Eşbaşkanlığı yaptı.

Yeşil Sol Parti Colemêg adayı Bartın, 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimler ve çalışmalarına dair  JINNEWS’e konuştu.

‘Birlikte kazanacağız’

Partilerinin daha güçlü olabilmesi için 14 Mayıs seçimlerinden zafer elde etmeleri gerektiğini söyleyen Bartın, “Bizim geleneğimizden yola çıkarsak politik bir halktan geliyoruz. Bu sürecin artık Meclis’te çözülmesi için en fazla vekil sayısıyla Meclis’te olursak elbette ki orada ki sesimiz sözümüz daha güçlü çıkacaktır. Bunun için de bütün çalışmalarımızı yürütüyoruz. İl ve ilçe örgütlerimiz bütün kurumlarımız, yapılarımız, gençliğimiz ve kadınlar hep birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu zaferi elde edeceğimizi çok iyi biliyoruz. Çünkü biz mazlum halkın, gençliğin, kadınların, işçilerin, emekçilerin sesiyiz. Ve hepsinin sesi olduğumuz için de bu mücadeleyi de birlikte kazanacağımıza inanıyoruz” dedi.

‘Onur mücadelesi veriyoruz’

Colemêrg’in sistem tarafından dışlandığını ve ötekileştirildiğini kaydeden Bartın, belediyelerine kayyum atanması ile birlikte hizmetin de halka götürülmediğinin altını çizdi. Bartın, halk iradesinin tanınması gerektiğini de söyleyerek, partilerinin yapacağını şöyle aktardı: “Biz kimlik kavgası veriyoruz, dil mücadelesi veriyoruz, kültür mücadelesi veriyoruz, onur mücadelesi veriyoruz ve bunların hepsinin kabul görülmesi değil aslında bunlar mücadeleyle halk gerçekliğini elbette ki yasal olarak da anayasal olarak da biz de bir zeminde olmak istiyoruz. Milyonlarca bir halk gerçekliğinden bahsediyoruz ama hala sözde dil sözde halk terimleri kullanılıyor. Hizmet anlamında da halkımızın talepleri her neyse siyasal ve yerel anlamda bunların hepsini gerçekleştirmek için elbette ki biz de buradayız bu çalışmalar için bizler hazırız.”

‘Her yerde kadının sesi olacağız’

Yeşil Sol Parti’nin kadınlar için yapacaklarına da dikkat çeken Bartın , “Özel savaş politikalarının en yoğun yaşandığı Hakkari ve ilçeleri burada ki halkın özgünlüğü sistem tarafından maalesef hedef haline getirilmiş. İnsan onurunu çiğneyen, iradesini çiğneyen ve bunu malzeme olarak kullanmaya çalışan ahlaksız bir sistemden bahsediyoruz. Kirli bir savaştır. Bu savaşa karşı da elbette ki ilk başta kadın bilincinin kesinlikle açığa çıkarılması lazım ve özellikle kadın yoldaşlarımızla birlikte bizim bu sahiplenmeyi gerçekleştirmemiz lazım. Her yerde kadınların sesi, kimliği, dili ve mücadelesi olacağız. Bu kirli savaşı da bitirmek için her türlü mücadeleyi ve fedakarlığı da yapmaya hazırız” diye ekledi.

‘Zaferi halay ve zılgıtlarla kutlayacağız’

Seçime az bir süre kaldığını hatırlatan Bartın, bizim halkımızdan talebimiz şudur; kesinlikle sandıklara sahip çıkmamız gerekiyor. Hepsine halkımızın sahip çıkması ve seçim sürecinde seçim gününde gerekirse her bir okulda, her bir yerde nöbetini tutmamız gerekiyor. Tek çağrımız iradelerine sahip çıkmaları, iradelerini sahiplenmeleri. Güçlü bir şekilde bu zaferi 15 Mayıs’ta hep birlikte kutlayacağımızı, halaylarla zılgıtlarla bu zaferi kutlayacağımızı çok iyi biliyoruz” sözleri ile de sandık güvenliğine dikkat çekti.

COLEMÊRG

#Colemêrg #adayları #Mayısta #zaferi #kutlayacağız

AKP’li başkana tepki: Bu çadırlar vergilerimizle alındı!

Bazarcix’da AKP’li belediye başkanına ‘neredeydiniz?’ diyerek tepki gösteren Cennes Horos, ‘Bu çadırlar bizim vergilerimizle alındı o mu verdi bu çadırları bize sanki bize bunları söylüyor’ dedi

Mereş’in (Maraş) Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde meydana gelen fırtına ve hortum nedeniyle çadır ve konteynerlerin kullanılamaz hale gelmesi ve 3 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından çadır kenti ziyaret eden AKP’li Bazarcix Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan, depremzedelerin “neredeydiniz?” tepkisi ile karşılaştı.

Yurttaşı azarladı

Tepkilerin üzerine depremzedelere, “Buradayım. AFAD’ın çadırları burada. Ben olmasam bu çadırlarda kalabilir misiniz? Benim getirttiğim çadırlarda kalıyorsun sen. O zaman çadırda kalma… Ben seçilmiş belediye başkanıyım. 18 bin oy aldım” şeklinde cevap verirken, diğer bir yurttaş ise tepkisini, “Devlet kurdu bu çadırları, sen mi kurdun? Sen bir gün buraya gelip de milletin halini sormadın” sözleriyle dile getirdi.

Çadırda kalmak zorluyor

AKP’li başkana tepki gösteren Cennet Horos JINNEWS’e yaşananları anlattı. İlk depremde evde olduklarını ve hemen dışarı çıktıklarını söyleyen Horos , iki üç gün boyunca dışarıda soğukta kaldıklarını söyledi. Dışarıda kalamayacaklarını anlayınca Kurtdere köyüne geçtiklerini dile getiren Horos , “Oranın cemevinde kaldık. Üzerinden zaman geçince çadırları kurdular buraya geldik. Akşamları nefes almakta zorluk çektiğim için uyuyamıyorum. Hala çadır üstüme geliyor gibi. Ama içindeki yastık, yorganlarımızı evimizden aldık” dedi.

Fırtınada çadırlar uçtu

Evinin ağır hasarlı olmasından dolayı evlerine giremediğini dile getiren Horos, “Fırtına olunca depreme şükredecek hale geldik. Fırtına daha kötüydü, fırtına da çadır içindeydim. Çadırı zor tutum fırtına durduğunda dışarı çıktım. Bir baktım tüm çadırlar uçmuş gitmiş. Bağırdım, sinir krizi geçirdim ve çok kötü oldum” diye belirtti.

Depremden sonra bir kez bile görmedik

Çadır kentin durumuna bakmak için aşağı indiğini ve o sırada AKP’li belediye başkanın geldiğini duyduğunu ifade eden Horos olayı şöyle anlattı: “Belediye başkanı AFAD’ın orada durmuştu. Ben de sinirlenerek AFAD’ın oraya gittim ve ‘bugüne kadar neredeydin. Şimdiye kadar neredeydin’ diye bağırdım. AKP’li belediye başkanı benimle dalga geçer gibi, ‘ben buradayım sen neredesin cevabını verdi. Birkaç kere söyledim ama açıkçası bizimle dalga geçti. Biz verdik çadırları deyince ben daha fazla sinirlendim. Yollar kötü, arabalar geçemiyor neden düzeltmiyorsunuz dediğimde de bir cevap alamadım açıkçası. Bu çadırlar bizim vergilerimizle alındı o mu verdi bu çadırları bize sanki bize bunları söylüyor. Depremden bu yana bir kez dahi görmedik evinde oturuyordu.”

MEREŞ

 

#AKPli #başkana #tepki #çadırlar #vergilerimizle #alındı

Muğla’da 4.1 büyüklüğünde deprem

Muğla’da sabah saat 06.40’da 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

Muğla’nın Ula ilçesinde merkez üssü Armutçuk olan 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sabah 06.40’daki depremin derinliğini Boğaziçi Kandilli Rasathanesi 4 km olarak açıkladı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise depremin büyüklüğünü 3.9, derinliğini 7 km olduğunu bildirdi.

MUĞLA

#Muğlada #büyüklüğünde #deprem

Alanya’da Êlih otobüsüne saldırı

Alanya’dan Êlih’e giden özel bir firmaya ait yolcu otobüsü bir grubunun saldırısına uğradı. Saldırıda 3 kişi yaralandı

Antalya’nın Alanya ilçesinden Êlih’e (Batman) doğru seyir halinde olan Özlem Batman firmasına ait otobüs dün akşam bir grup tarafından karayolunda durdurularak saldırıya uğradı. Alınan bilgilere göre, olay yol üzerindeki bir tesiste, işletme sahipleri ile yaşanan tartışma daha sonra seyir halindeki otobüsün önünün kesilmesi ile devam etti. Saldırıda otobüs sürücüsü, muavin ile bir yolcu darp edilerek yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, saldırganların olay yerinden geldikleri araçlarla kaçtıkları belirtildi.

Yolcular çekti

Yolcuların telefonla çektikleri görüntüde, otobüs sürücüsü ve muavinin yaralı olduğu görülürken, hastanede yapılan ilk müdahalenin ardından otobüs, Êlih istikametine doğru yoluna devam ettiği bildirildi.

İki kez saldırdılar

Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan yolculardan Murat D., otobüsün iki kez saldırıya uğradığını, saldırılarda otobüs kaptanı, muavin ile olayı ayırmaya çalışan bir yolcunun yararlandığını söyledi. Saldırının organizeli bir saldırı olup, olay yerine gelen polisin saldırganlara müdahale etmediğini belirten yolcu saldırı sırasında hakaretlere maruz kaldıklarını ve yaralıların tedavilerinin ardından Êlih’e doğru yola çıktıklarını söyledi.

HABER MERKEZİ

#Alanyada #Êlih #otobüsüne #saldırı

Jin Dergi ‘Erkek adaletin politikası cezasızlık’ kapağı ile yayında

Her pazar yayımlanan web dergi Jin’in sekizinci sayısı ‘Erkek adaletin politikası cezasızlık’ manşetiyle okuyucu ile buluştu

Bu sayıda geçtiğimiz günlerde katledilen Gabonlu Dina’nın ve onun gibi yurtdışından gelen kadınların Türkiye’de yaşadıkları hak ihlalleri, mülteci kadınların katledilmesi ve faillerin cezasız kalması, adaletin erkeği koruyan politikası gündeme alındı

Yeni sayıda Ezgi Sıla Demir ‘Mülteci, göçmen kadınlara yönelik şiddet biçimleri ve artan şüpheli ölümler’ adlı yazısında mülteci kadınların Türkiye’de yaşadıkları hak ihlalini kaleme aldı.

Esma Kaya Ceylan ise ‘Pippa’dan Dina’ya adaletsizlik sürüyor’ başlıklı yazısı ile Barış Gelini eylemi için yola çıkan Pippa Bacca’dan bu yana adaletin erkeği koruyan politikasına değiniyor.

Oya Açan ise ‘1 Mayıs’ta kadınlar…’ kadınların 1 Mayıs’taki yerine ve önemine değindi.

Şeyda Arslantaş’ın ‘Özgürlük ve Demokratik Siyaset’ başlıklı yazısında demokratik siyasetin var olan siyaseti nasıl şekillendireceğine ve yapılandıracağına değinirken, Saliha Ayata ise ‘Kültür, dil, kimlik, toplumsallık ısrarı’ kültürün yaşamdaki yerine ve önemine vurgu yapıyor.

Yüksel Mutlu bu sayıda ‘Kadınlar seçimde ne yapmalı?’ bu seçimin kadınların gelecek tercihi açısından önemini anlatırken, Martha Laraba Sambe de yazısından Jn ekibinin yaptığı ‘Hesap verebilirlik farkındalığı; 16 günlük aktivizmin 30 yılı’ başlıklı çeviride ise Afrika’da kadın hak ihlallerine ve cezasızlık politikasına değiniliyor.

Yeni sayıda yer alan başlıklar;

Mülteci, göçmen kadınlara yönelik şiddet biçimleri ve artan şüpheli ölümler / Ezgi Sıla Demir

Pippa’dan Dina’ya adaletsizlik sürüyor / Esma Kaya Ceylan

1 Mayıs’ta kadınlar… / Oya Açan

Özgürlük ve Demokratik Siyaset / Şeyda Arslantaş

Kültür, dil, kimlik, toplumsallık ısrarı / Saliha Ayata

Kadınlar seçimde ne yapmalı? / Yüksel Mutlu

Hesap verebilirlik farkındalığı; 16 günlük aktivizmin 30 yılı / Martha Laraba Sambe

Yeni sayıda yer alan yazıları okumak için tıklayınız.

İSTANBUL

#Jin #Dergi #Erkek #adaletin #politikası #cezasızlık #kapağı #ile #yayında

Lozan’da Seçim Koordinasyonu toplantısı: Sandık başında olacağız

Yeşil Sol Parti İsviçre Seçim Koordinasyonu tarafından seçimlere yönelik Lozan kentinde halk toplantısı gerçekleştirildi. İsviçre’de 29 Nisanda başlayacak oy kullanma işlemi hatırlatılarak ‘Oy kullanırken bizler de sandık başında olacağız. Sandık güvenliği konusunda ciddi bir hazırlığımız var’ denildi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İsviçre Seçim Koordinasyonu tarafından seçim çalışmalar hız kesmeden sürdürülüyor. Yapılacak olan seçimlere yönelik Lozan kentinde halk toplantısı gerçekleştirildi. Amed eski Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı ile seçim koordinasyonu adına Mehmet Sütçü’nün katılımıyla  düzenlenen toplantıya çok sayıda kişi katıldı.

Sandıklara gitme çağrısı 

Toplantıda konuşan Fırat Anlı seçimin önemli olduğuna vurgu yaparak gerek, “Faşizm ve diktatörlük karşısında duruş sergileyen ve ona karşı mücadele etmiş halklar 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerde de aynı iradeyi gösterecektir. Halkların, bu ceberut sistemi alaşağı etmek için sandık başına gideceği kesindir” dedi.

Geçmiş dönemlerde AKP-MHP tarafından yaşatılan ihlaller, hak gasplarına değinen Anlı, Yeşil Sol Parti olarak bu ihlallerin bir kez daha yaşanmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Anlı, “Tüm seçmeler mutlaka ama mutlaka seçim gününü aksatmadan sandık başına giderek oy kullanmalı ve Yeşil Sol Parti’ye mührü basmalıdır” çağrısı yaptı.

29 Nisanda başlıyor

Lozan Seçim Koordinasyonu adına söz alan Mehmet Sütçü de seçim tarihi açıklanmasından bugüne  yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.  İsviçre’deki seçmenlerin 29 Nisan-7 Mayıs tarihlerinde sabah 09.00 ile akşam 21.00 saatleri arasında oy kullanacaklarını dile getiren Sütçü, “Oy kullanırken bizler de sandık başında olacağız. Sandık güvenliği konusunda ciddi bir hazırlığımız var. Herkesin kendi çevresini harekete geçirerek oy kullanmalarını sağlamalıyız. Burada bulunan her arkadaşımızın bu bilinçle hareket edeceğine eminiz” ifadelerini kullandı.

13 merkezde çalışma yürütülüyor

Öte yandan İsviçre’de 13 ayrı merkezde seçim koordinasyonu çalışmalarını ev ziyaretleri ve halk toplantılarıyla sürdürüyor.  Bu kapsamda yarın dört ayrı kentte toplantıları gerçekleşecek.  Solothurn, Aarau, Cenevre ve Bern’de yapılacak olan halk toplantılarına sürgündeki Kürt siyasetçileri konuşmacı olarak katılacak.

HABER MERKEZİ

 

#Lozanda #Seçim #Koordinasyonu #toplantısı #Sandık #başında #olacağız

Emek ve Özgürlük İttifakı’dan Zürih’te miting: Herkes sandıklara gitmeli

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Zürih’te düzenlediği mitingde, 29 Nisan ile 7 Mayıs tarihleri arasında oy kullanılacağı hatırlatılarak ‘Herkes sandıklara gitmeli ve oyunu Yeşil Sol Parti’ye vermelidir’ denildi

Emek ve Özgürlük İttifakı, seçim çalışması kapsamında İsviçre’nin Zürih Rathausbrücke meydanında miting düzenledi. Mitinge İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) Eşbaşkanları, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu (İDHF), Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP), İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu (İGİF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), XETA-SOR, Avrupa Süryani Meclisi (ESU), İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu (İABF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve çok sayıda sürgünde bulunan siyasetçi katıldı.

‘Herkes sandıklara gitmeli’

Mitingde ilkin katılımcı kurum temsilcileri sahneye çıkarak halkı selamladı. Kurumlar adına ilk konuşmayı CDK-S Eşbaşkanı Selma Sürer yaptı. Sürer, 14 Mayıs seçimlerinin önemine değinerek “Tarihi bir seçim arifesindeyiz. Bu ceberut iktidarı çöpe atmak için az bir süre kaldı. Herkes sandıklara gitmeli ve oyunu Yeşil Sol Parti’ye vermelidir. 29 Nisan ile 7 Mayıs tarihleri arasında oy kullanacağız. Herkes önce sonra da çevresini duyarlı kılmalıdır” dedi.

ESP temsilcisi Gülderen Sevim de AKP-MHP iktidarının emekçilere, devrimcilere yönelik saldırılarını arttırdığına vurgu yaparak “Bu iktidarın gidişi yakındır. Onun için de daha fazla saldırganlaşacaklar ama bu saldırılar onları kurtaramayacak, gidecekler. Seçime az süre kaldı. Biz emekçiler birleşerek bunları yollayacağız” dedi.

İsviçrelilerden yoğun ilgi

Ardından sahne alan Koçgirili sanatçı Akın Oğul, söylediği Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçe şarkılarla halkı coşturdu. Sanatçının söylediği şarkılar eşliğinde halay çeken kitleye İsviçreliler yoğun ilgi gösterdi, çok sayıda İsviçreli de halaya katıldı.

  HABER MERKEZİ

 

#Emek #Özgürlük #İttifakıdan #Zürihte #miting #Herkes #sandıklara #gitmeli