Ana Sayfa Blog Sayfa 568

AKP Bedlis’te tabela partisi olacak

Bedlis’ten başka yerlere göç eden veya mevsimlik işçi olarak başka yerlere giden Bedlis’liler bu sözü duysa muhtemelen inanmayacak. Ama Bedlis’in tamamının söylediği tek söz şu: ‘AKP’yi tabela partisi yapacağız.’

Ferhat Çelik/Sadık Topaloğlu

Bu seferki adresimiz Bedlis. Diyarbakır’dan Bedlis’e doğru yol alırken “7 Haziran 2015 ve 28 Haziran 2015 seçim sonuçlarını tekrar gözden geçiriyoruz. Veriler ışığında tahminlerde bulunurken 14 Mayıs seçimlerine günler kala Kurdistan’da Yeşil Sol Parti’nin yarattığı havayı da ihmal etmiyoruz. Yalnız Bedlis tüm ezberleri bozuyor. Yoldaki tahminlerin hepsi havada kalıyor. Halka karşı mahcubiyetimizi gizlemek için bir anda seçime dair yaptığımız tüm tahminleri bir anda unutuyoruz. Çünkü merkezden ilçelerine kadar herkesin ağzından çıkan tek şey var: “AKP’yi tabela partisi yapacağız.”

Köy boşaltmaları, işsizlik vb. gerekçelerce Bedlis’ten başka yerlere göç eden veya mevsimlik işçi olarak başka yerlere giden Bedlis’liler bu sözü duysa muhtemelen inanmayacak. Çünkü Bedlis, 22 yıllık AKP iktidarı döneminde AKP’ye oy vermiş, desteklemiş bir kent. Fakat bu sefer durum çok farklı. Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Bedlis’in bulunduğu coğrafi konum ve bundan dolayı kent üzerinde dönen oyunlar, giderek derinleşen ekonomik kriz halkın canına tak etmiş durumda. Hangi ilçesine gidersek gidelim, hangi insana dokunursak dokunalım aynı sorunlardan dert yakınıyor ve AKP’nin bu seçimlerde bir vekil dahi çıkaramayacağını ifade ediyor.

AKP’deki tartışmalar

Tabi sadece bu nedenden dolayı ifade etmiyorlar. Önceki dönemlerde AKP’ye oy veren kesimler bu dönemde AKP’nin adayından oldukça rahatsız. Özellikle Şirnex Belediyesi’ne kayyum olarak atanan ve belediyeyi borç batağına sürükleyerek, birçok usulsüzlükle gündeme gelen AKP Bedlis Milletvekili Adayı Turan Bedirhanoğlu’ndan. Bedlis’te AKP’yi destekleyen 3 aşiretten biri adaydan dolayı AKP’yi desteklemeyeceğini açıklamış ve alttan altta Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceklerini açıklıyorlar. Diğerleri de vekilliğin kendi hakları olduğunu ama kendilerinin aday gösterilmediğini bundan dolayı seçimlerde bunun hesabını soracaklarını ifade ediyorlar.

Yine daha önce AKP’den milletvekili olan Edip Safter Gaydalı da İYİ Parti’den milletvekili adayı. Bu durumun AKP’den birçok oy götüreceği kentte konuşulurken halkın İYİ Parti’ye asla yanaşmayacağı da dile getiriliyor. Verirler vermezler bilinmez ama Bedlis halkı buna dayanarak 3-0 demiyor.

Yeşil Sol’a tam destek

Türkiye genelinde her partiden aday tercihleri konuşulup tartışma konusu yapılırken belki de adaylarını konuşmayan tek parti ve il Yeşil Sol Parti Bedlis adayları geliyor. Daha önce kentte Halkların Demokratik Partisi’nde(HDP) çeşitli görevler alan Yeşil Sol Parti adayları kent halkı tarafından sevilen isimler konumunda. Bundan dolayıdır ki kent halkı bu sefer Yeşil Sol Parti’ye ve adaylarına destek vereceklerini gür bir sesle açıklıyorlar.

Hedef 3 vekil

Daha önce uğradığımız Mersin, Adana, Semsûr’de olduğu gibi burada AKP’nin seçim çalışmalarına denk gelmiyoruz. Diğer partilerin aday tartışmalarının halen sürdüğünü öğrendiğimiz kentte Yeşil Sol Parti ise tam gaz saha deyip çalışmalara başlamış. Önceki seçimlere nazaran coşkunun biraz daha az olduğu kentte, Yeşil Sol Parti adayları her gün bir ilçede açılışlar ve esnaf gezileri düzenliyor. Bayramdan sonra gece-gündüz demeden sahada olacaklarının sinyalini de veren Yeşil Sol Partililer, kentin 3 vekilini de alacaklarını ifade ediyorlar. Gittikleri her yerde coşku ile karşılaşan Yeşil Sol Parti adayları da 3 vekili almak için özellikle daha önce AKP’nin yüksek oy aldığı bölgelere giderek çalışmalarını sürdürüyor.

Tek korku AKP’nin oyunları

Bayramla birlikte daha çok sahada olacaklarını ifade eden adaylar, Bedlis’te gitmedik ev bırakmayacaklarını söylüyorlar. Bedlis ve ilçelerinde yapılan gezilerde halkın en çok korktuğu konuların başında ise seçim güvenliği geliyor. Bu konuda adaylara da telkinlerde bulunan halk, “Tek korkumuz oyunlar, yoksa hiçbir şekilde AKP kazanamaz” diyerek sandıklara çok daha iyi sahip çıkılması gerektiğini ifade ediyorlar.

Oy çalmanın ismi

Seçim çalışmalarının merkezi olan Tetwan’da çalışmalar diğer bölgelere göre daha coşkulu yürütülüyor. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde 295 oy farkıyla AKP’nin belediyeyi kazandığını sürekli olarak hatırlatan ilçe halkı, gerçeğin öyle olmadığını AKP’nin hilelerle belediyeyi HDP’den aldığını ifade ediyor. Bu durumun belediye seçimlerinden sonra AKP’li meclis üyeler dahil, AKP’ye oy vermiş birçok kesim tarafından dile getirildiği ve bu duruma tepki gösterildiği de ifade ediliyor. Bu seçimlerde hilelere rağmen AKP’ye geçit vermeyeceklerini de ifade eden halk, “Erdoğan diyor ki Kürtler bize oy veriyor. Fakat Kürtler kendilerine oy vermedi, bu seçimde de vermez. Oyları çalıyorlar. Bunu da ‘Kürtler bana oy verdi’ olarak açıklıyorlar. İşte bu dönemde bu oyunlara geçit vermemeliyiz. Bakalım Kürtlerden oy alabiliyor mu?” diyerek seçim sonuçları açıklanana kadar Yeşil Sol Parti’yle birlikte bütün halkın sandıklarına sahip çıkması gerektiğini ifade ediyorlar.

İşçilerden partilere çağrı

Halkın bir diğer korkusu ise dışarıda mevsimlik göçü olarak giden kişilerin seçimlerde gelip oyunu kullanamaması. Kentteki orta yaştaki insanların birçoğunun çalışmak için başka metropollere göç etmek zorunda kaldığını belirten halk, partilerin bu işçilerin getirilip götürülmesinde aktif rol alması gerektiğini belirtiyor. İstanbul’da çalışan ve Bayramı ailesiyle geçirmek için kente gelen bir işçi de aynı durumdan yakınıyor. İstanbul’a gidip gelmesinin maddi anlamda kendisini zorlayacağını belirterek, “Ben bayrama gelirken iş yerimden oy kullanmak istediğimi ve seçimlerden sonra geleceğini ifade ettim. Fakat kabul etmediler. Bayramdan sonra gidip birkaç gün sonra geri gelmek beni çok zorlar. Onun için biz işçilere bu konuda yardım etmeleri gerekir” diyerek çağrıda bulunuyor.

Coşkumuz 15 Mayıs’ta olacak

Halk ise 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bütün ibrenin Yeşil Sol Parti’den olduğunu da ifade ediyor. Her ne kadar Tetwan’da coşku diğer yerlere göre fazla ise de diğer seçimlere nazaran az göründüğünü ve bunun nedenini sorduğumuz halka, şu karşılığı alıyoruz. “Kurdistan açık bir cezaevine dönüştü. Onun için öyle eskisi gibi coşku yok. Sadece burada değil Kurdistan’ın her yerinde bu böyle. Ama sandıklarda çıkacak coşku büyük olacak. Bizler de coşkumuzu 15 Mayıs sabahına saklıyoruz. 15 Mayıs’tan sonra da Kurdistan’ı cezaevlerine çevirenlerden hesabını mutlaka soracağız.”

Gündüz sahada akşam büroda

Kentte gittiğimiz her yerde benzer durumlarla karşılaşıyoruz. Gündüzleri yapılan açılış ve ziyaretlere katılan kitle akşamları iftardan sonra açılan seçim bürolarına akın ediyorlar. Her masanın konusu seçimler olurken, yarına dair nelerin yapılabileceği de burada netleştiriliyor. Çok geç saatlere kadar süren bu sohbetlerde Yeşil Sol Parti’nin tarihi bir zafer elde edeceği belirtiliyor. Tabi bu sohbetler burada son bulmuyor. Evlerde yatana kadar bu sohbetler yapılıyor. Büroda tartışılanlar tekrar tekrar anlatılıp bu bilgiler ışığında yeni yol ve yöntemler belirleniyor.

Büronun emektarı

Seçim bürolarının çay yapan emektarlarını da unutmamak gerekir. Çalışmalardan yorgun dönen, ya da yaptığı çalışmaya ara verip dinlenmek isteyenler uğradığı seçim bürolarında, çayı hemen önlerinde buluyorlar. Biri boşalıyor diğeri iniyor. Adete “hadi şu yorgunluğu at ve çabuk çalışmana dön” dercesine çaya doyuruyor seni. Çay yapan emektarlar sahaya inemese de onlar çalışmaların motor gücü olma pozisyonunu koruyorlar.

Ortak emekten ortak zafere yürüyen Bedlisliler 14 Mayıs’ı iple çekiyor.

#AKP #Bedliste #tabela #partisi #olacak

Muğla’ya Yeşil Sol lazım

Muğla, bir vekilliğin tümüyle imkânsız olduğu bir yer değil. Diğer partilerin listelerindeki sabıkalar düşünülünce geçmişteki 43 bin oyun üzerine koymak belki de mümkün, Tek liste seçeneğinde bu elbette daha çok mümkündü

M.Ender Öndeş

Aydın’dan Bodrum’a doğru geçtikçe, bu kez daha başka türlü bir doğal ve siyasal ortam çıkıyor karşıma. Bodrum diyorum, çünkü Muğla kent merkezi siyasal olarak -en azından HDP açısından- çok işlevli bir yer değil; siyaset daha çok Bodrum, Milas, Datça üzerinden dönüyor. Öte yandan, üst ve iç Ege’deki muhafazakâr çerçeve de buralarda çok baskın değil. Yeşil Sol Muğla Milletvekili 1. Sıra adayı Hasan Yıldırım’ın deyişiyle, özellikle Bodrum, “Seküler Türkiye’nin başkenti” gibi bir şey.

Tuhaftır, orada da Yeşil Sol / HDP dışında aktif bir seçim atmosferi yok. Diğer partilerde somut bir hareketlilik görünmüyor. Adaylar konusunda ise ciddi sıkıntılar var.

Politik bir kent

Aralarında HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar’ın ve HDP bileşenlerinden bazılarının da olduğu heyeti karşılamak için yollara düşüyoruz. Selimiye’den heyet alınıp konvoyla Bodrum Yalıkavak’taki seçim bürosu açılışına gidilecek. Bodrum, Datça filan denilince bizim gibi metropollerde yaşayan insanların çoğunun zihninde apolitik bir turizm/eğlence alanı imajı oluşuyor. Hele HDP açısından düşünüldüğünde, belki birçok insan ‘ne alaka’ diyebiliyor ama aslında bölgede hatırı sayılır bir Kürt nüfus var ve ayrıca seküler/sol kesimden birçok insanın yazlık değil sürekli yaşadığı bir yer. 43 bin oydan söz ediyoruz sonuçta; hiç de az sayılmaz.

Yolda Bodrum/Muğla ve çevresini anlatıyor Hasan Yıldırım: “Bu 43 bin oy, ağırlıklı olarak Bodrum, Milas, Datça’nın ve yine ağırlıklı olarak Kürt oyu tabii ki. Diğerleri için kullanılan ‘emanet oy’ doğru bir kavram değil aslında. Bu bir alacak verecek meselesi değil, doğru değil öyle bakmak. Siz seçmene dokununca o oyu alıyorsunuz, önemli olan o. 2019’da da emanet vermedik ki biz. Doğruydu verildi. Bunu emanet olarak tartışmak yanlış. İnsana gidersin, ‘bunun değişmesi lazım’ dersin, ikna edersin, oyunu verir. Var olan oyunuz da öyledir. Çalışmazsanız, gidip dokunmazsanız o oyu yeniden alamazsınız. Sürekli çalışma, sürekli yenilenme ihtiyacı vardır.

Göç ve yerleşme

Kürtlerin hayatı konusunda da şunları söylüyor Yıldırım: “Burada da getto özellikleri gösteren, Kürtlerin yoğunlaştığı yerler, mahalleler var. Bodrum’da 4-5 yer böyledir. Ama Bodrum’da katmanlar arası geçiş de var. 20-30 yıl öncesinin taş ustası, şimdi müteahhitlik yapıyor ya da o edindiği sermayeyi farklı alanlarda değerlendiriyor. Ve tabii o zaman oturduğu yer de değişiyor.”

Muğla’nın Kürtlerin kaçarak değil, koşa koşa geldikleri bir yer olduğunu söylüyor Yıldırım, “Ağırlıkla Serhat kitlesi var, Buraya Bodrum olduğu için, çalışmak için gelenler var. 80’li yıllarda burası çok göç almaya başladı. Ağırlıkla inşaat işçisi göçüydü. Sonra onlar, aradan geçen 20-30 yıl içerisinde belli bir mülkiyet edindiler, giderek çocukları akademik kariyer yapan üniversite mezunları oldu ve daha yerleşik, özgüvenli hale geldiler.”

Turizmin arka planı

“Zevkin alınıp satıldığı bir dünya burası” diyor Yıldırım, “Zevk pahalı bir şey. Bir tatmin düzeyi yaratıyor. Muğla ve ilçeleri, birbirinden farklı seküler özellikler gösteriyor. Yaşam tarzı itibarıyla öyle. Datça farklı bir dünyadır; Ortaca, Köyceğiz, Bodrum başkadır, Yatağan işçi yoğunluğunun olduğu bir alandır, Milas ise Muğla’nın zencilerinin, en dipteki katmanların yaşadığı bir alandır. Bodrum da bu işin zirvesi, Türkiye’nin Monaco’sudur. İnsanlar buraya para harcamaya geliyorlar. Ama bu kadar zevkin bir arka planı, hizmet alanı, o alanda çalışanlar var” diye kaydediyor ve eski günlere dönüyor: “Biz yıllar önce HADEP döneminde burada akşam 21.00’de açıyorduk partiyi. Çünkü insanlar gece sabaha kadar çalışıp gündüz yatıyor. Şaşırmıştım ben hatta. Yazın böyle durum. Kışın da inşaat sektörü var. Sonuçta inşaat sektörünün de, turizmin de yükünü çeken, geri plandaki isimsiz çalışanlar ve elbette Kürtler. Ağır bir sömürü çarkı var burada.”

Eller işte, gözler yukarıda

Yolun sonunda vardığımız Yalıkavak’taki açılışta da Yıldırım’ın söylediklerinin pratik görünümüyle karşılaşıyoruz. Etkinliğe kendi pankartları ve radikal sloganlarıyla gelen genç grubun metropollerdeki HDP gençliği gibi öğrenci ağırlıklı olmadığını görmek zor değil. Sahillerin manzarası bu biraz. Tatil ve eğlencenin arka planında her zaman, bütün o şatafatı ve hizmeti sunan emekçiler var ve bu insanların Kürt olması şaşırtmıyor. “Ama” diyor, Yıldırım, “O zevk alım satımının bir bölümünden herkes bir parçacık nemalandığı için, klasik işçi eksenli bir zemin oturmuyor.” Yani bir süre sonra yukarıya doğru tırmanmak isteyen bir kesim bu.

Yıldırım, “Şu anda Bodrum’da 25-40 yaş arasında, akademik düzeyi yüksek ama aidiyet düzeyi düşük bir Kürt orta sınıfı var. Bir süre sonra bunlar, Bodrum’un ekonomik hayatında ciddi bir aktöre dönüşecekler. Bodrum Vakfı (BODAV) diye bir kurum oluştu mesela. Şu anda da Bodrum sermayesinin yüzde 7’sine tekabül eden bir güç var ortada. Bu bize bir alan da açıyor tabii. Değerlendirilebilirse bu alan önemli” diyor ama her sınıfsal yükseliş, bir taraftan ulusal duygulardan kopuş ve kimliğin zayıflaması anlamına da geliyor.

Çalışmalar sürüyor

Seçim konusunda herkes ümitli, çalışmalar da sürüyor. Ama bölgede TİP’in de seçime girmesi, işleri biraz daha zora sokuyor. Dönüş yolunda anons arabasında konuştuğum Milas’lı bir emekli öğretmen/partili, “Tek liste olsaydı da yine TİP’li biri aday olsaydı, şu iktidara bir vekil kaybettirseydik” diye serzenişte bulunuyor. Yoldaki molalarda konuştuğum kadınlar da aynı sıkıntıyı ifade ederken Yeşil Sol’un kadın aday konusundaki eksiğini dile getiriyorlar. Aslantuğ’un ise Bodrum’da yaşamak dışında bir rolünün olmadığını, onca zamandır verilen bir çok ekoloji mücadelesinde hiç görülmediğini anlatıyorlar. Kısacası Muğla, şu anda kestirilmesi zor, belki de sürprizleri olan bir geleceğe doğru yürüyor.

CHP listesinde skandal isim

CHP listelerinde Gelecek Partisi kontenjanından aday yapılan eski Manisa AKP milletvekili Selçuk Özdağ, geçmişiyle de bugünüyle de hayli problemli biri. En kanlı cinayetlerin işlendiği 1975-1980 döneminde Manisa Ülkü Ocakları Başkanı olan Özdağ’ın ‘görev’ sürecinde CHP İl Başkanı Mete Erdem ve CHP il Kadın Kolları başkanı eczacı Neşe Gülersoy, ülkücü katiller tarafından öldürülmüş ve Özdağ bütün bu cinayetlerin planlayıcısı olarak yargılanmıştı. Cezaevinden sonra çeşitli partilerde yer alan Özdağ, önce AKP’den milletvekili olmuş, son dönemde de partiden ayrılarak Gelecek Partisi’ne katılmıştı.

Ancak, Özdağ’la ilgili sorunların hepsi bu kadar değil. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde kadın öğrencilere tacizde bulunması nedeniyle Özdağ hakkında açılan bir soruşturma da halen yürüyor. Önceki günlerde Muğlalı kadınlar, bu konuyla ilgili CHP Genel Merkezi’ni uyarmak için bir imza kampanyası başlattı. CHP’li kadınların “örgüt kararı”nı gerekçe göstererek imzalamadığı Kampanya metninde, “Biz farklı partilere oy veren ve farklı kimliklere sahip kadınlar, bu seçimin önemini bilerek, tarafımıza dayatılan taciz geçmişine sahip bir milletvekili adayının listede yer almasını kabul etmiyoruz ve bu yanlıştan ivedi bir şekilde dönülmesini talep ediyoruz. Kamuoyuna bu konuda herhangi bir açıklama yapmadan önce, bu yazı ile öncelikle size sesleniyoruz ve Selçuk Özdağ’ın aday listesinden çıkarılmasını istiyoruz. Aksi durumda 14 Mayıs 2023 tarihinde seçimlerde Muğla’da CHP’ye kati suretle oy vermeyeceğiz ve seçim gününe kadar Muğla seçmenlerini de bu adaylık hakkında bilgilendirmeyi görev bileceğiz” ifadelerini kullanıldı.

#Muğlaya #Yeşil #Sol #lazım

Beş vekili de alacağız

Yeşil Sol Parti Êlih adayları iktidara büyük yanıtı Êlih’ten verileceklerini, büyük bir inanç ile beş vekil çıkaracaklarını ve parlamentoya 100 vekil göndereceklerini söylediler

Selman Çiçek

Halkın ve siyasetçilerin beş vekil hedefi ile kenetlendiği Êlih’in (Batman) Yeşil Sol Parti adayları, seçim çalışmaları ve hedeflerini gazetemize değerlendirdi.

Keskin Bayındır 1984 Batman’ın Kozluk ilçesinin Timok (Gümüşörgü) köyünde doğdu. Öğretmen olan Bayındır 30 Kasım 2019 tarihinden beri Demokratik Bölgeler Partisi’nin de (DBP) Saliha Aydeniz ile birlikte Eş Genel başkanlığını yapıyor. 29 Ekim 2016 tarihinde KHK ile öğretmenlik görevinden ihraç edilen Bayındır, 2018-2019 yıllarında HDP parti meclisi üyesi olarak görev yaptı. Êlih’in Kurdistan kentleri içinde özel bir yeri olduğunu söyleyen Bayındır, tarihsel olarak direniş kültüründen beslenen, ilk özyönetim deneyiminin yaşandığı bir kent olduğunu hatırlattı. Kısa süren belediye başkanlığı halen dilden dile örnek olarak anlatılan Edip Solmaz’ın izinden gittiklerini söyleyen Bayındır, “Bizlerin Batman adaylığı bu yüzden bir onurdur. Edip Solmazların, Metin Can’ların, Habip Kılıç’ların ve adlarını ansak sayfalar tutacak nice değerli demokrasi şehitlerinin anısına sahip çıkarak Êlih’te çalışacağız. DBP olarak da Êlih, yürüttüğümüz çalışmaların merkezi konumunda ve oldukça özel bir yere sahiptir. İktidara en büyük yanıt bu yüzden Êlih’ten olacaktır. Buna inancımız tamdır” diye konuştu.

Kürtlerin büyük bir öfkesi var

Seçim çalışmalarının coşkusu ve verdiği heyecan, içinde bulunulan yoğunluğu gölgede bıraktığını söyleyen Bayındır, “Halkımızda müthiş bir coşku, inanç ve kararlılık var. Bu coşkuyu ve inancı yüreğimizde hissediyoruz ve bu bize büyük bir moral veriyor. Girdiğimiz her evde, dokunduğumuz her insanda değişim isteğini çok net görüyoruz. Kadınların ve gençlerin enerjisi ve inancı bize umut veriyor. Özellikle 2015’ten bu yana Kürtler üzerinde her türlü katliam politikalarını yürüten AKP-MHP iktidarına ve çoktan çökmüş çöktürme planlarına karşı büyük bir öfke var. Kürt halkı sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’de de faşist iktidarı tarihin çöp sepetine yollamak için adeta gün sayıyor. Şimdiye dek seçim çalışması yürüttüğümüz her il ve ilçede şu mesajı çok net: Kürtlerin yıllardır süren amansız direnişi büyük bir öfkeye bürünmüş durumda. Kürt halkı iktidarı göndermeye kararlı. Öyle görünüyor ki, bu iktidarın sonunu Kürt halkı getirecek. Bunu çok yakında hep birlikte göreceğiz” dedi.

Demokratik Cumhuriyeti inşa edeceğiz

Yeşil Sol Parti seçmenin hak ve varlığını savunan bir parti olduğunu ifade eden Bayındır,  Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek üzere yola çıktıklarını söyledi. Hayata ekolojik temelde kadın özgürlüğünü savunarak demokratik siyaseti önüne hedef olarak koymuş bir parti olarak değişim sözünü verdiklerini belirten Keskin, “Daha önceki seçimlerde başka partilere oy veren seçmen de bu seçimlerde Yeşil Sol Partiye oy verecektir. Kürdün iradesini yok sayan zulüm iktidarına Batman halkı bir bütün olarak itiraz edecek, “Buradayım ve değiştiriyorum” diyecektir. Her Batmanlının gözünde okuduğumuz net mesaj budur” dedi.

Karşılığı olmayan hamleler

AKP-MHP iktidarı seçimleri kaybetmemek için paramiliter güçlere ev sahipliği yapan kimi yapılar dahil tüm güçleri devreye koyarak yeniden kazanmanın telaşına kapılmış durumda olduğunu belirten Keskin, “Bu kadar aciz bir durumda. Tabiri caizse tüm tuşlara aynı anda basıyor ama halkta hiç bir karşılığı olmayan hamleler yapıyor. Batman halkı 90’lı yıllarda çok sancılı bir süreçten geçti, ağır kayıplar verdi. Bu tarih, Batman halkının hafızasında hala canlı olarak duruyor. Irkçıları, kontra ve Ergenekon artıklarını aynı sepette gören Batman halkı elbette bunların hesabını soracaktır. Halkın aklıyla dalga geçen bu kirli ittifakın halkta hiç bir karşılığı yoktur” diye belirtti.

Êlih kadının rengi

Êlih’in ikinci sıra adayı ise Zeynep Oduncu. 1987 Gercüş doğumlu olan Oduncu, Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tatvan MYO’da Bilgisayar Teknoloji programı bölümünden mezun oldu. 2014 yerel seçimlerinde DBP’den Kercews (Gerçüş) Belediye Eş Başkanı olarak seçilen Oduncu, 2016 yılında yerine kayyum atandı. Êlih’te kadının rengi ile aday olduğunu belirten Oduncu, Êlih’in kadınlarıyla güçlü olduğunu, kadınların bu kente direnişe öncülük ettiğini söyledi. Coşku ve inanç dolu olduğunu söyleyen Oduncu, “Bu coşkuyla Êlih’te beş sıfır yapacağımıza inanıyorum. Yeşil Sol Parti’yi herkese en iyi şekilde anlatmamız gerekiyor. Meclise en az 100 milletvekili göndermemiz gerekiyor. Bu yüzden herkes işin ucunda tutmalıdır, kadınlara bu başarının önemli aktörleri olacaktır” diye konuştu.

Motive olduk

Êlih’in üçüncü sıradaki vekil adayı ise halen mecliste vekillik yapan Mehmet Rüştü Tiryaki. Êlih’te oldukça sevilen Tiryaki 1971 yılında Sason’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Tiryaki, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Kurucu Üyeliği ve Genel Merkez Yöneticiliği, KESK ve EĞİTİM-SEN’de hukuk müşavirliği ve avukatlık yaptı. Tiryaki, 2015 senesinden beri HDP Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi olarak siyaset hayatını sürdürüyor. Bir dönem daha Êlih’i temsil etmenin kendisi için gurur verici bir durum olduğunu belirten Tiryaki, güçlü bir şekilde seçime girdiklerini, yeni bir parti ile hedeflerinin beş vekili de almak olduğunu söyledi. Beş vekili alacaklarına inandıklarını söyleyen Tiryaki, “Açılışlarımız miting gibi geçiyor. Köy ve ilçelerde de bu durum geçerli” dedi.

Biz Başaracağız

AKP’nin HÜDA-PAR ile ortaklığına da değinen Tiryaki, “Kürt halkının geçmişinde kan, acı ve gözyaşı olanlarla AKP’nin ortaklık ettiğini söyledi.   Bu durumun halkı ve partisini çok daha fazla motive ettiğine dikkat çeken Tiryaki, “Bu durum halkımızda ciddi bir tepkiye yol açtı. Bu aynı zamanda bir motivasyon kaynağı. Bir yandan 90’lı yılların cinayetlerinin failleri diğer tarafta ise halkın öz evlatları var. Herşeye rağmen başaracağız. İktidar tarihsel olarak dönemini tamamladığı kanısındayız. Bunu halkta düşünüyor. Son yedi yılda kan, acı ve gözyaşı var. İktidar Kurdistan’ın dört parçasına acı ihraç ediyor. Açık Kürt düşmanlığı yürüten bir siyasi iktidar var. Halkımızı sarı torbalarla tehdit eden bir iktidar var. Biz başaracağız. Önümüzde aydınlık bir dönem var” dedi.

Kürtlerin varlık seçimi

Bingöl doğumlu olan Nurten Ertuğrul ise Êlih’in 4’üncü sıra adayı. Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu olan Ertuğrul Mali müşavir olarak çalıştı. Bir hak savunucusu olan Ertuğrul, Hak Adalet Platformu, Ortak Yaşam Platformu, Bir Aradayız Platformu gibi birçok STK’da aktif rol aldı. Hemhal Fikir Platformu’nda aktif bir çalışma yürüten Ertuğrul, 2016 seçimlerinde HDP’nin İstanbul milletvekili adayı oldu. Uzun yıllardır sivil toplum örgütlerinde hak arayıcılığını yaptığını söyleyen Ertuğrul, “Aday olduğum için ağır bir yükü omuzladığımı hissediyorum. Normal bir seçim süreci yaşamıyoruz. Bir inşa süreci yaşıyoruz. Bu süreçte biz Kürtler, topyekûn hareket etmezsek geçmiş yüzyılda boynumuza bırakılan ağır yükü biz çocuklarımıza devredebiliriz. Bunun için gece gündüz, kim nerede ise herkes elini taşın altına sokmalıdır. Bu Kürtlerin varlık seçimidir. Biz iktidarı seçmiyoruz. Kürtlerin varlık seçimini yapıyoruz” şeklinde konuştu.

90’ların ruhu var

Mele Ekrem Baran ise Êlih’in 5’inci sıra adayı. Kürt seydalarından olan Baran, Amed Bismil doğumlu, 2 dönem Din Adamları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) başkanlığı yapan Baran, DİAYDER davasında,19 ay tutuklu kaldı. Mele Ekrem Baran, 1992 yılında imamlık görevinde ihraç edildi. 1993 yılında İzmir’e göç ederek oradaki Kürt siyasi partilerinde görev ve yöneticilik yaptı. Hedefinin mücadeleyi farklı bir seviye ulaştırmak olduğunu belirten Baran, Êlih’te beş vekil çıkardıklarında buradaki bir çok tabuyu da yıkacaklarına inandığını söyledi. 90’laardaki ruhu bugünlerde yeniden yaşadığını söyleyen Baran, “AKP 20 yıldır dini istismara ediyor. Bu siyaset artık çöktü. HÜDA-PAR ortaklığı onları daha da geriletecektir. Demokratik Müslümanlar artık uyandı” diye konuştu.

#Beş #vekili #alacağız

Sünniliğe Bezenmiş Bir Alevilik Ne İsa’ya Ne De Musa’ya Yarar!

Aleviler arasındaki sosyo-ekonomik statü farklılığına “Aleviler Neden Parçalanıyor” başlıklı yazımda birazcık değinmiştim. Hepimiz biliriz ki kişinin düşüncesini ve eylemini belirleyen onun üretim ilişkilerindeki rolüdür. İşçi sınıfından bir kişi nasıl ki patronu gibi düşünemez ve yaşayamazsa, bir köylü de toprak ağası gibi düşünemez ve yaşayamaz. Aydınlar ile yobazlar; ezilenler, sömürülenler, ötekileştirilenlerle; ezenler, sömürenler ve ötekileştirenler hiçbir zaman aynı, eşit ve denk değillerdir. Bunlar aynı düşünemez ve yaşayamazlar. Toplumsal mücadele içindeki rolleri farklıdır ve çelişkilidir. Bu çelişkiler varolduğu sürece uzlaşmaz mücadeleler kaçınılmazdır. İşte bundandır ki Türkiye toplumunun bir unsuru olan Aleviler arasında da bu çelişkilerin görülmesi kimse tarafından yadırganmamalı. Bu farklılıklar insanlık varolduğu sürece de devam edecektir. Ta ki tüm dünya insanları Kamil İnsan olana kadar.

Alevilerin bir kesimini oluşturan tüccar ve işadamları ile bu kesimin alt tarafını oluşturan bürokrat ve üst düzey memurlar ve yöneticiler sınıfsal karakterleri gereği halk gibi düşünemiyor, düşünemezler. Bunlar her dönemde uygun bir yol ve yöntem bularak siyasal egemen güçlerle ilişki içine girebilmektedirler. Dolayısıyla çok da Alevilik diye bir dertleri olduğunu düşünemiyorum. Bu yapının (istisnalar hariç) Aleviliği Sünni gibi algılaması ve yorumlaması her ne kadar yadırgasak da sınıfsal karakterleri gereği normaldir. Bazı şartlar bu kesimin halkın yanında gibi görünmesinin zeminini gündeme getirmiş olmasının altında mutlaka çıkarsal bir anlayışın olduğunu unutmamalıyız. Tıpkı bir dönem işleri sıkıntıya giren bir Alevi işadamının her inşaat temelini atarken soy dedesinin dualarıyla tören yapması gibi veya bir diyet borcu gibi görüp ürettiği bazı mamullerin defolularını cemevi düzenlemesinde kullanılmak üzere bağışlaması gibi.

Bu sınıfsal yapı içinden çıkıp milletvekili olan siyasetçilere (istisnalar hariç) baktığımızda farklı bir fotoğraf göremeyiz. Alevi anne-babadan doğarlar lakin TBMM’nde “Alevi” olduklarını anımsamazlar bile… Bu güzel toplumun dertlerini dert edinmezler.

Son üç seçimdir Alevi siyasetçileri “Alevi temsilcisi” olarak kendi listelerinde yer vererek TBMM’ne taşıyan HDP-Yeşil Sol Parti geleneğini bu çizginin dışında tutmak gerekiyor.

Alevileri Türkiye toplumundan bağımsız düşünemeyiz. Tüm sosyo-ekonomik yapılar kendi düşüncesini içinde bulunduğu durum doğrultusunda oluşturur ve uygular. Bu kesim esas olarak uzlaşmacı, işbirlikçi ve gericidir. Ve genellikle de sağcı partilerle dirsek temasındadırlar. Hepimiz biliriz ki bu kesimin Aleviler içindeki temsilcisi Prof. Dr. İzzettin Doğan’dır. Sayın İzzettin Doğan atadan dededen sağcı partileri desteklediği bilinmektedir ve hatta babası Hüseyin Doğan bu partilerde milletvekilliği de yapmıştır. Tabii ki konumuz Sayın Doğan değildir. Bir örnek için adını belirttim.

Yine ağırlıklı olarak bu kesim içinden çıkan bir gurup Alevi 1966 yılında Birlik Partisi’ni kurmadılar mı? Kurdular da ne oldu? 1969 seçimlerinde 11 milletvekili ile parlamentoya girdiler. Çok kısa bir süre sonra üçü hariç diğerleri (Sayın Mustafa Timisi ile Haydar Özdemir ve milletvekili seçildikten sonra Ankara’ya giderken trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen Sami İlhan hariç) Süleyman Demirel’in genel başkanı olduğu Adalet Partisi’ne (satıldılar) katıldılar. Bu durum Alevi toplumunun moralini bozup güven duygusunu ortadan kaldırmıştır. Bu da Alevilerin bir daha bir siyasal oluşum etrafında bir araya gelmelerini olanaksız kıldı. İşadamı Sayın Ali Haydar Veziroğlu’nun kurduğu Demokratik Barış Hareketi işte geçmişteki bu olumsuzluk yüzünden girdiği seçimde binde 2 oy alarak hüsrana uğradı. Bu nedenle de Aleviler bazı siyasal partiler tarafından hep suiistimal edilmişlerdir. CHP tarafından da çantada keklik görülmüştür. Hatta Alevilerin bu durumu gözlemleyen ve son yıllardaki irticacı siyasal iktidara karşı saflarını ağırlıklı olarak Atatürk ulusalcılığı içinde belirleyen Alevilerin oylarına MHP bile sulanmaktadır.

Bu kesimi iyi tanımalıyız. Bu kesimin yol göstericiliğindeki her eylem bilmeliyiz ki Alevileri bir adım daha geriye götürür. Bu kesimin günümüzde Alevilerin içindeki temsilcileri o kadar tehlikeli işler yapıyorlar ki anlatamam! Bunlar ne yaptı biliyor musunuz? Bunlar Alevi ibadetini tek bir erkanla yürütülmesinin kitabını da yazdılar. Şimdi bir çok cemevi dedesi geleneksel Alevi ibadetinden vazgeçip bu kitaptaki erkanı yürütmeye başladı. Bunun sakıncası ne diyeceksiniz biliyorum. Bu bizi Sünniliğe bir adım daha yaklaştırır. Geçmişten günümüze pirimizin, mürşidimizin, rehberimizin yürüttüğü erkanlar durup dururken mi ortaya çıktı? Hayır! Her Alevi ocağının temsilcileri içinde bulunduğu toplumsal duruma uygun erkanlar geliştirerek Aleviliğe katkıda bulunup zenginleştirmiştir. Ondandır bugüne ulaşmış onlarca erkan var. Bunlar: Başta Hacı Bektaş Erkanı, Abdal Musa Erkanı, Balım Sultan Erkanı, Kızıldeli Erkanı, Güvenç Abdal Erkanı gibi onlarcasını sayabiliriz.

Alevilerin üzerinde hep bu kesim tarafından oyun oynanmıştır.

Günümüzde bilişim teknolojilerinin çok yaygın kullanıldığı bir çağda özellikle gençlerimizin kafası karışıyor. Gençlik geleceğimiz ise her sorumlu Alevi bilgisini yeniden üretip sunmak zorunda. Lakin bilimden ve gelenekten kopuk, kulaktan dolma bilgilerle değil. Kendimize göre bir Alevilik anlatırsak bu doğru olmaz. 1400 yıldır yaşanan Alevilik bizim rehberimiz olmalı.

Sünniliğe bezenmiş bir Alevilik ne İsa’ya yarar, ne de Musa’ya!

Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı: Durduk yere etnik köken, mezhep tartışması açıyorlar

Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ açıklamasını hedef alan Erdoğan, ‘Karanlık pazarlıklarını gizlemek için durduk yere etnik köken, mezhep tartışması açıyorlar. Bu ülkede kimse kimseye mezhebini sormaz’ dedi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Maraş’ta “depremzedelerle bayramlaşma” etkinliğine katıldı.

Burada yaptığı konuşmada Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” açıklamasını hedef alan Erdoğan “Karanlık pazarlıklarını gizlemek için durduk yere etnik köken, mezhep tartışması açıyorlar. Bu ülkede kimse kimseye kökenini, mezhebini sormaz” dedi ve ekledi: “Seccade, secde nedir bilmeyenlerin, ağzından çıkandan bihaber olanların seçim öncesi başlattıkları bu istismar siyaseti ülkemizde zemin tutmaz.”

HABERMERKEZİ

 

#Erdoğan #Kılıçdaroğlunu #hedef #aldı #Durduk #yere #etnik #köken #mezhep #tartışması #açıyorlar

Sancaktepe’de kadın seçim bürosu açıldı

Yeşil Sol Parti Sancaktepe’de kadın seçim irtibat bürosunun açılışını yaptı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti, İstanbul’un Sancaktepe İlçesi’ne bağlı Meclis Mahallesi’nde kadın seçim irtibat bürosu açılışı gerçekleştirdi. İstanbul kadın milletvekili adaylarının katıldığı açılışta çok sayıda kadın bir araya geldi.

Açılış öncesi bildiri dağıtarak büroya yürüyen kitleyi polis engellemeye çalıştı. Ancak adaylar ve kadınlar, engel tanımayarak büyük bir coşku ve alkışlarla büroya yürüdü. Kadınlar, yürüyüş esnasında zılgıtlar eşliğinde, “Sokakları da meydanları da boş bırakmıyoruz diyen kadınların gücüyle geliyoruz. Kazanacağız” sözleriyle seslendi. Büroya varan kitle sık sık, “Jin jiyan azadî” sloganı atarak uzun süre halaya durdu.

‘Bizden korkuyorlar’

Açılışta konuşan Kezban Konukçu Kok, “Buralara kolay gelmedik. Nasıl ki ilçemizden buraya gelirken mücadele ettiysek, bugünlere gelirken de çok mücadele ettik. Ancak gözümüzdeki kararlılığı, inancı, direnci görenler bizden korkuyorlar. Bu kararlılık, inanç ve direnç bize kazandıracak. Mutlaka kazanacağız, buna sonsuz inanıyoruz. Bu inancı sizden alıyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde, yanı başımızda İran’da ‘Jin jiyan azadî’ diyen kadınların gücünden alıyoruz. Ülkemizde her türlü katliama karşı sokakların, meydanların yasaklanmasına karşı sokakları boş bırakmayan kadınların gücüyle geliyoruz” şeklinde konuştu.

Büro açılışı “Jin jiyan azadî’ sloganı, alkış ve zılgıtlarla yapıldı.

HABER MERKEZİ

 

 

#Sancaktepede #kadın #seçim #bürosu #açıldı

Emek ve Özgürlük İttifakı Paris’te miting yaptı

Emek ve Özgürlük İttifakı, Paris’te gerçekleştirdiği mitingde 27 Nisan’da başlayacak oy kullanma sürecine katılım çağrısı yaptı

Emek ve Özgürlük İttifakı, Fransa’nın başkenti Paris’te miting düzenledi.  Paris Republique Meydanı’nda binlerle buluşan ittifak bileşenleri, meydanı Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) bayraklarıyla donattı.

Saygı duruşuyla başlayan mitinge Amed milletvekili adayı Berdan Öztürk konuşmacı olarak katıldı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise görüntülü olarak bağlanarak halka seslendi. Fransız Yeşiller Partisi ve Fransız Komünist Parti temsilcileri de mitingde yer aldı.

27 Nisan’da başlıyor

Paris Emek ve Özgürlük İttifakı Seçim Koordinasyonu adına ilk olarak sözü alan Vedat Bingöl, 21 yıllık AKP-MHP iktidarına karşı demokratikleşme sürecinin önünü açma açısından söz konusu seçim sürecinin tarihsel olduğunu vurguladı. Bingöl, 27 Nisan’da Paris’te başlayacak olan oy kullanma işlemi için halkı seçim sürecinde sandık başına çağırdı.

Uçar görüntülü bağlandı

Mitinge görüntülü olarak bağlanan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Değişimi birlikte başlatacağız” diyerek, Avrupa’daki halkın iradesinin sandığa yansımasının önemine vurgu yaptı. Ülkedeki baskı rejimine karşı hep birlikte irade olunması gerektiğini belirten Uçar, 27 Nisan-9 Mayıs arasında Fransa’da oy kullanma işlemi sırasında halkın sandık başında olması gerektiğini hatırlattı.

İmralı’yı işaret etti

Paris’teki katliamlarda yaşamını yitirenleri anarak sözlerine başlayan Berdan Öztürk de “Söz konusu seçim, aynı zamanda katliamları aydınlatmanın mücadelesidir” dedi. 21 yıllık AKP-MHP iktidarının son bulması için halkın iradesinin ancak çözüm olacağını ifade eden Öztürk, “Çözümü Amerika’da, Rusya’da ya da başka yerde arayanların aksine çözümün adresi İmralı’dır. İmralı tecridin, ülkedeki tutuklamaların, kayyumların, baskıların ve yaşanan tüm hukuk dışı süreçlerin son bulması için seçimler önemli bir yerde duruyor” ifadelerini kullandı.

Sandık başına gitme çağrısı

Deza Amed, Kewana Zêrîn ve Farqîn Azad’ın sahne performansı ile halayların durmadığı mitingde Emek ve Özgürlük İttifakı Paris bileşenleri toplu olarak sahnede yerini alarak, halka seslendi. Tutuklu seçilmişler, gazeteci, hukukçuları hatırlatan ittifak temsilcileri, “Ülkede güneş doğana kadar bu mücadele sürecek ve seni başkan yaptırmayacağız” diye bir kez daha Paris Republique Meydanı’nda halka sandık başına gitme çağrısı yaptı.

HABER MERKEZİ

 

#Emek #Özgürlük #İttifakı #Pariste #miting #yaptı

 Gazeteci Gülşen Koçuk serbest bırakıldı

Hakkında yürütülen iki soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci Gülşen Koçuk, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı

Jinnews editörü Gazeteci Gülşen Koçuk, hakkında yürütülen iki soruşturma kapsamında Wan’da gözaltına alındı. Gözaltına alınan Koçuk, 5 saat sonra Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile Diyarbakır ve Edirne savcılığınca ifadesi alındı.

Koçuk’a 8 Haziran 2022 tarihinde Amed’te yapılan operasyonda gözaltına alınan ve 16 gazetecinin tutuklandığı dosya ile ilgili sorular soruldu. Gazetecilerin dosyasına eklenen yeni belgelerde Koçuk’a yaptığı programların nerede yayınlandığı, yaptığı haberler ve 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle yayınlanan bir haber soruldu. Koçuk ifadesinde gazeteci olduğunu, yaptığı tüm haber ve programların gazetecilik kapsamında olduğunu söyledi.

‘Tüm paylaşımlar gazetecilik kapsamında’

Koçuk’a isnat edilen bir diğer iddia ise Akademisyen Bekir Yüksel Hoş’un yaptığı suç duyurusu. Hoş’un Edirne Cumhuriyet Savcılığına yaptığı suç duyurusunda Koçuk’un kendisine hakaret ettiğini iddia etmişti. Koçuk, bu suç duyurusu ilgili de “Söz konusu kişinin paylaşımını ahlaki ve şiddet içerikli olduğu için ben de twiti attım” dedi.

Koçuk’un avukatı Cihat Durmaz ise, müvekkilinin yaptığı tüm paylaşım ve haberlerin  gazetecilik kapsamında olduğunu söyledi.

Koçuk, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Adliye önünde konuşan Koçuk, “Kürt gazeteciler gününde gözaltına alınmam manidar. Ki zaten bu soruşturmalarla ilgili ifade vermiştim. Suçlandığım tüm iddialar gazetecilikle ilgilidir. Ne kadar baskı uygulanırsa uygulansın gazetecilik yapmaya, hakikati ortaya koymaya devam edeceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#Gazeteci #Gülşen #Koçuk #serbest #bırakıldı

Esenyurt’ta miting gibi büro açılışı: İstanbul’da hedef 20 vekil

Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, mitinge dönen Esenyurt büro açılışında kitlenin iktidarı korkuttuğunu ifade ederek ‘Seçime sayılı günler kala tek adam rejimi karşısında en büyük güç sizlersiniz’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul İl Örgütü, Esenyurt ilçesinde merkezi seçim irtibat bürosunun açılışını gerçekleştiriyor. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile kent milletvekilli adayları açılışa katıldı.

Açılıştan önce halka tanıtılan milletvekilli adayları, kitle tarafından alkışlarla karşılandı. Meydanı dolduran kitle hep bir ağızdan, “Le Amede” şarkısını seslendirdi. Sık sık, “Jin, jiyan, azadi”, “Direne direne kazanacağız”, “Patates, soğan, güle güle Erdoğan” sloganlarının atıldığı açılışta, ilk olarak Ferhat Encu konuştu.

‘İstanbul’da hedef 20 vekil’

Kalabalığa işaret eden Encu, iktidara “Gelin bakın size Esenyurt nasıl cevap veriyor” diye seslendi. Encu, “Siz bayrağınızı, sesinizi yükseltiyorsunuz. Onlar baksınlar ve görsünler” dedi. AKP-MHP iktidarına, “Kendinizi kandırmayın, siz özgürlük yürüyüşünün önünü tutamazsınız” diyerek seslenen Encu, “Şimdi önemli bir seçime gidiyoruz. Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, sizi bekliyor. 14 Mayıs’ta sandığa gidelim ve tutuklu olan arkadaşlarımızın şahsında AKP-MHP’ye cevap verelim. AKP iktidarı, Kürtlere karşı savaş ve ölüm siyaseti yürüttü, Abdullah Öcalan şahsında tecrit uyguladı” diye belirtti.

Encu, “Siz kararınızı vermişsiniz. İstanbul’da hedefimizi belirledik. 20 vekil çıkartacağız ve parlamentoya 100 vekil göndereceğiz. Bizi tanımayanlara sandıkta cevap olacağız. İnanın 14 Mayıs’ta büyük cevap vereceğiz” dedi.

Fırtına: Oyları Yeşil Sol’da birleştiriyoruz

“Yeşil Sol Parti bu ülkenin aydınlık yüzü” diyerek sözlerine başlayan milletvekilli adayı Kerem Fırtına,  Demokratik Cumhuriyetin inşası ve halkın taleplerinin yasalarla güvence altına alınabilmesi için en yüksek sayıda milletvekilinin Meclis’e gönderilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yeşil Sol Parti’ye mesafeli olan yurttaşların ikna edilmesi gerektiğini vurgulayan Fırtına, bir oyun bile riske atılmaması gerektiği noktasında uyarılarda bulundu. Fırtına, “Biz ‘En az yüz vekil’ dedik ama bunun üzerine çıkmak size bağlı. Hiçbir oyu riske atma şansımız yok. Fakat çok daha fazlasıyla Meclis’e girebileceğimize eminim. Bütün oyları Yeşil Sol’da birleştiriyoruz. Yeşil Sol Parti’yle girdiğim bu yolda sizleri hayal kırıklığına uğratmayacağıma söz veriyorum” ifadelerini kullandı.

‘Tek adam rejimi karşısında en büyük güç sizlersiniz’

Açılışta konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, alanda oluşan coşkunun Kürt halkının bir kazanımı olduğunu belirterek, açılışı mitinge çeviren kitlenin iktidarı korkuttuğunu ifade etti. Uçar, “Sizin sesinizle Esenyurt’u demokrasinin yolu yapacağız. Oylar sadece parti belirlemeyecek. Yok sayıldığımız 100 yıldan sonra kadınların, Alevilerin, gençlerin nasıl bir yüzyıl yaşayacağını belirleyecek. Seçime sayılı günler kala tek adam rejimi karşısında en büyük güç sizlersiniz. Parti olarak adımız yeni olabilir ama arkamızda Kürt halkının demokrasi kazanımıyla, kadınların, gençlerin, Alevilerin ve tüm ötekileştirilenlerin emanet ettiği mirasla geliyoruz. Bu seçimin kendisi tek adamın yarattığı şiddet için bir hesap sorma zamanı” şeklinde konuştu.

Tecrit vurgusu

Kobanê Davası’nda tutuklu bulunan siyasetçilerin duruşmada söylediği “HDP’li seçilmişler olarak iktidara karşı veremeyecek hesabımız yok. Halklar da 14 Mayıs’ta hesap sormaya geliyor” sözlerini hatırlatan Uçar’ın, “Hesap sormaya var mısınız?” sorusu karşısında, kitle hep bir ağızdan, “Evet” diye haykırdı. Erdoğan’ın Amed’de, “Yeni yüzyılı Kürtlerle inşa edeceğiz” sözlerini hatırlatan Uçar, “Bu iktidarla Kürtlerin, kadınların, AYM kararına rağmen alanları gasp edilen Cumartesi Annelerinin kuracağı yeni bir yüzyıl yok.  Bizler Kürtler, kadınlar, gençlerle yeni yüzyılı kuracağız” dedi.

Uçar, “Tek adamın sözcüleri ‘Devlet hukuk devletidir’ diyor. Biz bu iktidarı Sayın Öcalan’a kendi yasalarını çiğneyerek uyguladıkları tecritten biliyoruz. Sizin hukukunuz, yok zulmünüz var. Bu yüzden 14 Mayıs’ta gitmek zorundasınız. Kürdistan’da da halkımız çok coşkulu ve ‘Sandıkta iktidarı göndereceğiz’ diyor” ifadelerini kullandı. Uçar’ın, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi hatırlatması üzerine kitle büyük bir coşkuyla, “Biji serok Apo” sloganları attı.

Kazanacak olan bizleriz 

İktidarın Türkiye halklarına reva gördüğü sistemi kabul etmediklerini söyleyen Uçar, halkların kazanacağını söyledi. Uçar, “Bugün burada kadınların direnişi var. Bütün zorluklara rağmen mücadele eden kadınları selamlıyoruz. Bizleri evlere hapsetmeye çalışan, kadınları yoksullaştıran iktidara karşı en büyük direnişi kadınlar sergiledi. Kurdistani bir slogan olan ‘Jin jiyan azadî’şimdi dünyada yankılanıyor. Bu bizim başarımızdır. ‘Jin jiyan azadî’, Gülistan Doku’nun gülüşü, Deniz Poyraz’ın inancı, Nagihan Akarsel’in kalemi. O yüzden bu mücadele kazanacak. Yeşil Sol Parti’nin Meclis’te güçlü olması demek bize dayatılan erkek adalete karşı gerçek adaleti tesis etmek demek. O yüzden sandığa gidiyoruz ve tek adres Yeşil Sol Parti’ye oyumuzu veriyoruz. Bizi yok sayanlara, inkar edenlere karşı kurucu olmaya geliyoruz. Umutluyuz, beraberiz, yine biz, yine özgürlük, yine başarı. Hiçbir engelimiz yok kazanacak olan bizleriz” diyerek, halka seslendi.

Kalabalıktan kaynaklı büro önünde değil aracın üzerinde kurdele kesilerek açılış gerçekleştirildi.

Açılış halkın coşkuyla çektiği halaylar, zılgıtlar ve sloganlar eşliğinde sona erdi.

 

#Esenyurtta #miting #gibi #büro #açılışı #İstanbulda #hedef #vekil

Serbest bırakılan Cumartesi Anneleri’nden açıklama: Vazgeçmeyeceğiz

Eylemlerinin 943’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda polis saldırısı ile gözaltına alınan Cumartesi Anneleri, serbest bırakıldıktan sonra yaptıkları açıklamada darp edildiklerini, tehdit aldıklarını ve polisin kollarını kırmaya çalıştığını anlattılar

Cumartesi Anneleri, serbest bırakılmalarının ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ile İHD Genel Merkez Hapishaneer Komisyonu Üyesi Nuray Çevirmen’in yanı sıra çok sayıda insan hakları savunucusu toplantıya katıldı.

Burası bir polis devleti

Toplantıda konuşan Keskin, bir kez daha büyük bir hukuksuzlukla karşılaştıklarının altını çizdi. 1995’ten beri süren ve ailelerin başlattığı bu eylemin uzun süredir yasaklandığını dile getiren Keskin, “Biz buna karşı hep mücadelemizi sürdürdük. Ama en son AYM bu yasaklamanın bir hak ihlali olduğuna karar verdi. Bu coğrafyada en yüksek yargı kurumu Cumartesi Anneleri’nin yargılanmasına hak ihlali olduğu kararını verdi. Burası bir polis devleti. En yüksek yargı kurumunun verdiği kararın bir polisin gözünde hiçbir kıymeti yok. Saatlerce keyfi olarak hiçbir ihtiyacımız karşılanmadan serbest bırakıldık. Biz mücadelemize devam edeceğiz çünkü son derece haklıyız. Biz bu hakkımızı sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

3 haftadır gözaltı

İHD Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan da, “Gözaltına alınmamıza yönelik bize gösterilen bir karar yok. Hiçbir hukuki gerekçe olmadan 3 haftadır gözaltına alınıyoruz. Araçta da ters kelepçelendik. Aracın içinde sıcaklık 34 dereceydi. Hastanede yanımızda polislerle sanki suçluymuşuz gibi teşhir edildik. Suça maruz kaldık bugün, güvenlik güçleri suç işledi. Biz yine şikayetçi olduk. Ama anayasal hakkımızı kullanıyoruz. Bu yüzden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

‘Polis iki kolumu da kırmaya çalıştı’

Kayıp yakını Besna Tosun da şunları söyledi: “Polis bizim duruşumuzu, tavrımızı çok iyi bilir. Biz yıllardır buradayız, kararlıyız. ‘Bu anayasal bir hak ve hakkımızı kullanmakta kararlıyız. Siz de gözaltı yapacaksanız yaş ortalaması çok yüksek. Annem 2 kere kalp ameliyatı oldu, hastalıkları anlatıp biz kendimiz araca bineriz. Biz yapmamız gereken şeyi yapıp açıklama yapacağız’ dedik. Bu hafta çok farklı bir müdahaleye maruz kaldık. Daha alana varır varmaz yapamazsınız dediler ama ne anons ne de uyarıda bulunmadan darp ederek gözaltına aldılar bizi. Dışarıda çok açık bir şekilde yapmadılar bunu ama aracın içinde kamera olmadığı için 2 kadın polis iki kolumu da kırmaya çalıştı. Önce kolumu sonra omzumu kırmaya çalıştı. İki dizimi koltuğa dayayarak güç aldım. ‘Bunu yapmayın ben zorluk çıkarmıyorum’ dedim. Ama sürekli hakaret ve işkencelerine maruz kaldık. Kamera olmamasına güvenerek bize işkence yaptılar.”

Bütün Türkiye önünde 3 haftadır işkenceye maruz kaldıklarını dile getiren Tosun, “Siyasetçiler çok büyük laflarla alanda geziyorlar ama Cumartesi Anneleri’nin adalet talebini görmezden geliyorlar. Helalleşmeye, barışa giden yol Galatasaray Meydanı’ndan geçiyor. Bugün uğradığımız şiddetin herkes bir şekilde suçlusu. Hepiniz suçlusunuz. Sessiz kaldığınız, görmezden geldiğiniz için biz bütün dünyanın gözü önünde şiddete maruz kalıyoruz. Devleti yönetenlere hükümete, muhalefete de 28 yıllık direniş pratiğimizle söylüyoruz: Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Adil bir yargı önünde hesap vermeden vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Kayıp annesi: Biz kararlıyız

Gözaltında kaybedilen oğlu için 28 yıldır mücadele veren Hanife Yıldız ise “Bir anne düşünün ki oğlunu kendi eliyle vermiş hakkını arıyor. Buradan sesimi duyurmak istedim. Ama diyorlar ki, ‘Sen avukat mısın anayasa neyine.’ Avukat değilim ama sizin sayenizde avukat oldum ben de. Biz kararlıyız. Evladımı aramak suçsa yaşadığım sürece bu suçu yaşamaya devam edeceğim. Bir polis devleti olduğu tamamen göz önüne serilmiş. Basına da görevlerini yaptırmıyorlar. Siyasiler bizi diline almıyor. Düşünün ben şimdi akşam evime gidince kimi öpüp koklayacağım” şeklinde konuştu.

Polis tehdidi

Son olarak söz alan İHD Yönetim Kurulu üyesi Leman Yurtsever, gözaltına alınırken gazetecilere zafer işareti yaptığı sırada polisin koluma vurarak şiddet ve tehdide maruz kaldığını aktardı. Yurtsever, “Polis, ‘bu devleti size bırakmayacağız’ dedi. Kayıplarımızı arıyoruz, akıbetlerini ve faillerini soruyoruz ama ‘Devleti size bırakamayacağız’ diye bağırdı bize” dedi.

HABER MERKEZİ

#Serbest #bırakılan #Cumartesi #Annelerinden #açıklama #Vazgeçmeyeceğiz