Ana Sayfa Blog Sayfa 568

Amed! 12-0 sana yakışır

Tutuklu bulunan Amed Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı ile seçimi konuştuk: Amed! 12-0, sana yakışır. 12. sırada Yeşil Sol listesinde fedakar bir meslektaşım, arkadaşım Dr. Samet Mengüç var, ben de kefiliyim. Samet olmazsa eksik kalırız, ona göre asılalım seçime. Amed ya me ye.

Hüseyin Kalkan

Yerine kayyum atansada o hala Amed halkının nezdinde eşbaşkan. Eşbaşkan Selçuk Mızraklı da kentine ve hemşehrilerine güveniyor. Ve 12-0 çağrısı yapıyor. Bu durumda bize diyecek fazla bir söz kalmıyor, sadece Mızraklı’nın çağrısını iletiyoruz. Elçiye zeval olmaz derler. Gerisi Amed halkının işi.

  • Seçime giderken nasıl bir manzara ile karşı karşıyayız?

15-20 yıl önce “Êdî bes e” ile sloganlaşan durum bugün Türkiye halklarının ortak sesine dönmüş durumda. Statüko ile değişim, diktatörlük ile demokrasi, hukuksuzlukla adalet, tutsaklıkla özgürlük gibi temel eksenle müesses nizama karşı duruş şekilleniyor. Ya yarınlarımızda iradeleşeceğiz ya da yakıcı, kırıcı bu rejimle cebelleşmeye devam edeceğiz. Bu nedenle giderek pusun dağılacağı, sandıkta netleşeceği bir süreçteyiz. Aynı dönemde her kesimin rallide gibi hız yapacağını, her gün sarsıcı kartların açılacağını, olayların yaşanabileceğini de öngörebiliriz. Saflar giderek netleşecektir.

  • Yeşil Sol Parti’nin alacağı sonuç süreci nasıl etkileyecek?

Bugünlere direnerek, mücadele vererek gelen bir çizginin temsilcisi olan Yeşil Sol “Başka bir dünya mümkün” fikriyatının cisimleşmiş halidir. Bu nedenle değişimin mayasını da, aşısını da yapacak, taşıyacaktır. Meclis aritmetiğinde çözüm geliştirme, demokratikleşme ve eşitsizliklerin telafisinde katalizör ve anahtar olduğu gibi toplumsal demokratik değişiminde geri beslemesi olacaktır.

  • Seçim sonrası ortaya çıkacak Meclis tablosu Kürt sorununun çözümünde nasıl bir rol oynar?

Çok uzun zamandır Türkiye’ye özgü devlet sisteminde temerküz eden kurumsal yapılar -ki buna siyasal alanda dahildir-, ciddi bir tıkanıklığı, ataleti ve çözümsüz bırakılan, inkar edilen sorunlarının tutsaklığını yaşıyorlar. Hayatiyetleri emip enerjilerini boşaltarak var olabileceğini sanan sistem çözüm gücünü kaybetti. Yeni bir yol bulmak ya da yeni yol açmakla karşı karşıya. Kürt sorununun çözümü birçok başka sorun başlıklarının da çözümüne dönüşmüş. Selefi bataklığına düşmelerinden, mafya, kara para, uyuşturucu bilimum kötü yollara sapılması da bu sorunun çözümsüzlüğünde ısrar edilmesindendi. Çözüm de kirli ve karanlık yapılardan kurtulmaktan, kırılgan olmayan gelişkin bir demokrasiye ulaşmayı sağlayacaktır. Şüphesiz ki hiçbir şey bir hafta, bir ayda olmayacak. Öncelikle tarafların samimiyeti, çözüm iradesinin şekillenmesi ve çözüm dilinin egemen olması, yürütmeyi markaja alabilen denetimi ve sürecin ihtiyacı olan yasama görevini yerine getirmesi gerekecek. Böylelikle hem çözümün merkezinde olabilir hem de sürecin ihtiyaçlarına göre sorunun asli yapıları ile sinerji oluşturan hareket iletici kayışlar rolünü sahiplenebilir.

  • Depremde hem HDP hem de Amed halkı önemli bir dayanışma örneği gösterdi. Eğer Kürt kentlerine kayyum atanmasaydı nasıl bir tablo ortaya çıkardı?

Sağlık sözcüğünü kısaca anlamlandırırsak yaşamın iyiliği diyebiliriz. Yerel yönetimler ile ilişkili kısmı ise, çok dile getirilmese de en kapsamlı sağlık kurumları olduğu gerçeğidir. Şehrin, toplumun ve doğanın sağlığı başlıklarında önleyici ve koruyucu başta olmak üzere sağlığını teminle mükelleftirler.
Bu girizgahtan sonra pandemi ve deprem sürecinde şehrin bilgisine, diline, kaygılarına, umutlarına sahip olmayanların sevda ile, emek ile, sahiplenme ile sorunları ele almabilmeleri mümkün olmuyor. Yapı güvenliğinden lojistiğe, deprem anından sonrasında, arama kurtarmadan yaraların sarılmasına kadar yerel yönetimler ihtiyaç noktalarına kan ve can aktaran kılcal sistem gibi çalışırlar.
Sivil ve kamu kuruluşlarını etkin bir işbirliği ile ahenk ile sinerji yaratarak soruna yönelinmesini sağlar. Tam da burada yerinden hazırlık ve müdahale yeteneğinin etkisi ortaya çıkıyor. Yapı güvenliğinden, zemin etütlerine kadar kentsel gelişimde doğru adımların atılmasına kadar yaşanacak bir afette de yerel yönetimlerin deprem çantası hazır olmalıdır. Zaten kritik olan 3-7 günde hazırlıklı ve etkin olunduğunda kamunun ve dayanışma zincirlerinin desteği de ardından gelir.
Tek adam rejimi isteksiz davranmadı, yarattığı enkazın altında kaldı. Rejim hantal, liyakatsiz ve çıkar temelli şekillenmiş. Yoksa ellerinde keramet olsa bunu da “Allah’ın lütfuna” çevirmek isterlerdi.

  • Türkiye ve Kürdistan deprem kuşağında bulunuyor. Kalıcı bir çözüm için neler yapılmalı?

Akademi, yerel yönetimler, sivil toplum ve kamusal kurumların işbirliği, uyumu ve planlaması ile jeolojik etütlerin, doğa ile uyumlu kentsel gelişim akslarının, yapı dayanıklılık ve güvenliğinin gözden geçirilmesi ilk iş olacaktır. Akabinde yaşamı önceleyerek, yoksul tabanlı yerinde dönüşüm ya da doğru yerde yeni yerleşimle iskanı planlamak ve gerçekleştirmek gerekiyor. Yanı sıra deprem bilincinden güvenli toplanma ve yaşamın idamesi alanlarına kadar çok boyutlu hazırlıklar, planlamalar yapılmalıdır.

  • Amed halkına seçimle ilgili çağrınız nedir?

AMED! 12-0, sana yakışır. 12. sırada Yeşil Sol listesinde fedakar bir meslektaşım, arkadaşım Dr. Samet Mengüç var, ben de kefiliyim. Samet olmazsa eksik kalırız, ona göre asılalım seçime.
AMED YA ME YE

#Amed #sana #yakışır

DBP Meclis üyesi Taşkın serbest bırakıldı

Amed merkezli operasyon kapsamında gözaltına alınan DBP Meclisi ve Seçim Koordinasyonu Üyesi Aziz Taşkın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı çıkarılan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi ve Seçim Koordinasyonu Üyesi Aziz Taşkın dün Aydın Efeler ilçesin Yeşil Sol Parti seçim bürosunda gözaltına alındı.

Bugün SEBGİS aracılığıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ifade veren Taşkın, adli kontrol şartıyla Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Taşkın, Diyarbakır Hakimliği’nce, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#DBP #Meclis #üyesi #Taşkın #serbest #bırakıldı

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti’nden tutuklamalara tepki

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti, gözaltı ve tutuklamalara tepki göstererek, gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti, Amed merkezli soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteciler için yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Basına karşı yürütülen bu operasyonlar zaten can çekişen basın ve ifade özgürlüğünü bir adım daha geriye çekmektedir” denildi.

Açıklamanın devamında, “Diyarbakır merkezli yürütülen operasyonlarda birçok Gazetecinin gözaltına alınıp tutuklandığını üzülerek takip etmekteyiz. Fezlekelerde gördüğümüz kadarıyla meslektaşlarımıza yöneltilen bütün isnatlar temel gazetecilik faaliyeti kapsamındadır ve demokratik düzende asla suç olarak değerlendirilmemelidir. Basına karşı yürütülen bu operasyonlar zaten can çekişen basın ve ifade özgürlüğünü bir adım daha geriye çekmektedir. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: #GazetecilikSuçDeğildir #GazetecileriSerbestBırakın” denildi.

HABER MERKEZİ

#Bitlis #Gazeteciler #Cemiyetinden #tutuklamalara #tepki

Gözaltındakilerin aç bırakılmaları protesto edildi

Amed merkezli operasyonda gözaltına alınanların savcılık ifadeleri alındığı halde saatlerdir haklarında işlem yapılmadan aç bırakılmasını protesto eden avukatlar, savcının odasına yürüdü

Amed merkezli 21 ilde yürütülen operasyonda gözaltına alınarak, savcılık ifadeleri alındığı halde saatlerdir haklarında işlem yapılmadan aç bırakılan avukat ve diğer kişilerin avukatları soruşturmayı yürüten savcının odasına yürüyerek alkışla protesto etti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 143 kişiden adliyeye sevk edilenlerin savcılık ifadelerinin alınmasına rağmen, hakimliğe sevk edilmeden saatlerdir nezarethanede tutularak yemek verilmesine izin verilmeyen avukat, gazeteciler ve diğer kişilerin avukatları soruşturma savcısının odasına yürüyerek, durumu alkışla protesto etti.

HABER MERKEZİ

#Gözaltındakilerin #aç #bırakılmaları #protesto #edildi

Aydın’dan kadınlar gözaltı ve tutuklamaları protesto etti

Aydın Kadın Dayanışma Platformu, Amed merkezli gözaltı ve tutuklamaları yaptıkları açıklama ile protesto etti

Aydın Kadın Dayanışma Platformu, Amed merkezli yapılan operasyon kapsamında gözaltı ve tutuklamaları protesto etmek için Aydın Kent Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Yeşil Sol Parti Aydın Milletvekili adayları Ebru Günay ile Rojin Tangan Doğan katıldı.

Basın metnini platform üyeleri Öznur Özağaç ile Hale Dalkıran okudu. Gözaltı ve tutuklamaların seçim operasyonu olduğu belirtilen açıklamada, “Böylesi hukuk dışı ve adalete aykırı bir operasyonun tek açıklaması korkudur. siyasal iktidarın son çırpınışıdır” denildi.

14 Mayıs seçimlerine dikkat çekilen açıklamada, “14 Mayıs kadınlar için salt bir iktidar seçimi değildir. Kadınlar açısında bir rejim oylaması yapılacaktır. Bugün bu alanda tüm haksızlıkları gördüğümüzü, baskılarınıza boyun eğmeyeceğimizi ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğimizi haykırıyoruz. Demokrasi ve adaletten asla vazgeçmiyoruz” ifadelerine yer verildi.

Daha sonra konuşan Yeşil Sol Parti adayı Ebru Günay ise, iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı birlikte mücadele edeceklerini belirterek, “Yapılan operasyon AKP iktidarının kaybetme korkusunun açık göstergesidir. Çünkü bu operasyonda sandık güvenliğini sağlayacak olan avukatlar, hakikatin sesini ve sözünü söyleyen gazeteciler, sanatıyla iktidarı eleştiren sanatçılar ve partimizin üye ve yöneticileri gözaltına alındı” dedi.

‘Erkek devlet şiddetine sandıkta hayır diyeceğiz’

AKP’nin hukuka, hakikate, kadın ve gençlere herkese düşman olduğunuu söyleyen Günay, “Bir kırım politikasıyla iktidarını devam ettirmek istiyor. Ama unuttuğu birşey var, bunun karşısında ezilen tüm toplumlar var. Kadın düşmanı politikalarına karşı 14 Mayıs’ta sandığa gidip oy vereceğiz. AKP-MHP faşizmine erkek devlet şiddetine karşı hayır demek için sandık başında olacağız. Bu iktidara kaybettirecek olan ‘Kadın yaşam özgürlük’ felsefemizdir. Bu iktidarın saray saltanatını yıkacak olan kadınların gücüdür. Bizler susmayan, korkmayan, itaat etmeyenleriz. İnatla ve ısrarla “Jin jiyan azadi’ diyerek, direnişimizi sürdürüyoruz. Deniz Poyraz ve katledilen tüm kadınların hesabını sormak için sandık başına gideceğiz. Bu iktidara kaybettireceğiz. Kadın mücacelesi ve direnişi AKP’den daha büyük ve daha köklüdür” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Aydından #kadınlar #gözaltı #tutuklamaları #protesto #etti

Çocuğa tecavüzle gündeme gelen cemaatten Erdoğan’a destek

Evlilik adı altında H.K.G.’nin 6 yaşından itibaren tecavüze maruz bırakılmasıyla gündeme gelen Hiranur Vakfı’nın bağlı olduğu İsmailağa Cemaati, seçimlerde Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı

H.K.G.’nin tecavüze maruz bırakılmasıyla gündeme gelen Hiranur Vakfı’nın bağlı olduğu İsmailağa Cemaati, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı. Cemaat sanal medyadan yayımladığı mesajda, “2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme yönündeki kararımızı kamuoyunun bilgisine arz ederiz” ifadelerini kullandı.

Çocuk tecavüzü ile gündeme gelmişti

İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin altı yaşındayken cemaat üyesi Kadir İstekli ile “evlendirilerek” yıllarca tecavüze maruz bırakıldığı ortaya çıkmıştı.

HABER MERKEZİ

#Çocuğa #tecavüzle #gündeme #gelen #cemaatten #Erdoğana #destek

Taksim’de, 1 Mayıs’ta katledilen kadınlar için anma

1 Mayıs 1977’de katledilen kadınları anmak için Taksim’de bir araya gelen kadınlar, ‘Varız, bize yasaklamaya çalıştığınız her yerdeyiz’ dedi

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyon(DİSK) Kadın Komisyonu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyon (KESK) Kadın Meclisi, Türkiye Mühendisler ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İKK Kadın Komisyonu, Türk Tabipler Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlık Kolu, Türkiye Bilişim Derneği (TDB) Kadın Komisyonu öncülüğünde “1 Mayıs 1977’den 2023’e katledilen kadınların hesabını vereceksiniz” şiarıyla Taksim Kazancı Yokuşu’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul milletvekili Züleyha Gülüm’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda kadın katıldı. Basın metnini kitle adına Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİMSEN) 3 No’lu Şube kadın sekreteri Seher Göğerçin okudu.

Zihniyet değişmedi

1 Mayıs 1977’de Kazancı Yokuşu’nda öldürülen kadınların başlattığı mücadelenin günden güne büyüdüğünü ifade eden Seher Göğerçin, kapitalist sistemin cinsiyetçi politikalarının karşı mücadelelerinin devam ettiğin söyledi. Kadın oldukları için, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yer bulamadığı çalışma koşullarına tabi oldukları için mobbinge, ayrımcılığa dikkat çeken Göğerçin, “İstihdamda kadına açılan ilk yer, bugün iktidarın kadın istihdamına ilişkin rakamları şişirmek için kadına önerdiği, cinsiyetçi iş bölümünü yeniden üreten işler olmuştu. İktidar, işveren ve sermaye sınıfının zihniyeti değişmedi. Kadınların örgütlenerek, örgütlü mücadeleye sahip çıkarak, bazı kazanımlar elde etti. Bu onların sadece hizmet sektöründe, cinsiyetçi iş bölümünü sürdürebilecekleri işlerde değil, farklı istihdam alanlarında da görünür olmalarını sağladı” diye konuştu.

‘Emeğimizin karşılığını istiyoruz’

“Varız, bize yasaklamaya çalıştığınız her yerdeyiz” diyen Göğerçin, “77 1 Mayıs’ında da olduğu gibi emeğimizin değersizleştirilmesine, yok sayılmasına isyan ediyoruz. İnsana yaraşır iş, eşdeğer işe eşit ücret, ayrımcılıktan ve şiddetten arındırılmış çalışma ortamlarında çalışabilmek istiyoruz. Evde, atölyelerde, fabrikalarda, kamu kurumlarında, tarlalarda emeğimizin karşılığını almayı istiyoruz. Bu meydanda söz söylemiş tüm kadınların sesine ses veriyor, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kalkmasına engel olan ne varsa karşısındayız diyoruz. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanundan vazgeçmiyor, uluslararası mekanizmaların çalışmasını istiyoruz. Kadının, LGBTİ+’ların kimlikleriyle istihdamda yer olabilmesine yönelik politikalar istiyoruz. Kadın emeğine güvence istiyoruz, İstediğimiz koşullar yerine getirilene kadar sözümüzü örgütleyecek, geçmişi bugüne taşımayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Açıklamanın ardından kadınlar, 1 Mayıs 1977 yılında 34 kişinin katledildiği yere karanfil bıraktı.

HABER MERKEZİ

#Taksimde #Mayısta #katledilen #kadınlar #için #anma

Kobanê’de 1 Mayıs kutlaması

Kobanê’de kutlanan 1 Mayıs’ta 15 emekçiye ödül verildi

Kuzey ve Doğu Suriye kenti Kobanê’de halk, “Özgür ve onurlu bir yaşam, demokratik bir Suriye için Dünya Emekçiler Günü’nü kutluyoruz” şiarıyla 1 Mayıs’ı kutladı. Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) Kobanê’deki ormanlıkta düzenlediği 1 Mayıs kutlamasına yurttaşların yanı sıra Özerk Yönetim temsilcileri, siyasi parti ve sivil toplum üyeleri katıldı. Kutlamanın yapıldığı alan, “Toplumun değeri büyük emeklerdir” ve “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankartlarla donatıldı.

Kutlamada konuşan TEV-DEM Fırat Bölgesi Eş Başkanı Hedle Hesen, “Emekçiler ülkelerin gerçek sahipleridir. Emek veriyor ve zulme maruz kalıyorlar fakat teslim olmuyorlar” dedi. 1 Mayıs’ın büyük bir değer olduğunu fakat baskıcı sistemlerin emekçilerin barış içinde yaşamasına izin vermediğine işaret eden Hedle Hesen, Türkiye’nin işçi sınıfının emeğini sömürmesini örnek verdi.

Emekçilere ödül

Konuşmanın ardından yurttaşlar müzik gruplarının şarkılarıyla halaya durdu. Son olarak Fırat Bölgesi’ndeki kurumlarda çalışan 15 emekçiye ödül verildi.

HABER MERKEZİ

#Kobanêde #Mayıs #kutlaması

Basın avukatı Temur’a avukatlığını yaptığı dosyalar soruldu

Basın hukuku alanında çalışan ve Kürt gazetecilerin avukatlığını yapan Resul Temur’a savcılık ifadesinde avukatlığını yaptığı dosyalar soruldu

Basın hukuku konusundaki deneyimleri nedeniyle haklarında soruşturma ve kovuşturma açılan Kürt gazetecilerin avukatlığını yapan Resul Temur’un savcılık ifadesi tamamlandı. Bugün sabah saatlerinde avukatlar Mehmet Öner, Zozan Acar, Pirozhan Karali’yle birlikte adliyeye sevk edilen Temur’a, açık tanık Ümit Akbıyık’ın Özgürlük İçin Hukukçular Derneği üyesi olduğunu söylediği ve “ÖHD’nin basın komisyonunda” olduğu iddiası ve ücretsiz avukatlık hizmeti verip vermediği ve bazı müvekkillerinin dosyaları soruldu.

‘11 yıl basın hukuku alanında çalıştım’

Akbıyık’ın “suçlama konusu yapılan” iddialarına yanıt veren Temur, Akbıyık adlı şahsı tanımadığını ifade etti. 13 yıldan beri avukatlık yaptığını belirten Temur, 13 yıllık meslek hayatının 11 yılını basın hukuku üzerine olduğunu ifade ederek, “Adli işlem gören Kürt gazetecilerin birçoğunun avukatlığını yaptım. Zannederim ki Ümit Akbıyık isimli şahıs ihtisas yapmış olduğum bu alanı bu şekilde kirminalize etmektedir. Girmiş olduğum dosyalara herhangi bir yapı, örgüt ya da şahsın örgütsel yönlendirmesiyle katılmadım. Özgürlük İçin Hukukçular Derneğine üyelik başvurusu yapmıştım. Başvurumun onaylanıp onaylanmadığını bilmiyorum. Bu dernek yasal bir dernektir. Ayrıca derneğin basın komisyonu şeklinde bir bölümü yoktur” dedi.

Müvekilleri soruldu

Müvekkilliğini yaptığı kişiler sorulan Temur, bu kişileri tanıdığını ve avukatlıklarını yaptığını belirtti. Avukatlığını yaptığı ve 16 Haziran 2022’de Kürt gazetecilere yönelik operasyonda 16 meslektaşıyla birlikte tutuklanan gazeteci Aziz Oruç’un da sorulduğu Temur, “Aziz Oruç’u tanırım. Kendisiyle resmi vekalet sözleşmemiz bulunmaktadır. Mevcut durumda tutuklu olduğu dosyayı takip etmekteyim. Bana sormuş olduğunuz bu şahısların vekalet sözleşmelerini dosyaya sunabilirim” ifadelerini kullandı.

‘Soruşturma Avukatlık Kanunu’n aykırı’

Temur’un avukatları da Avukatlık Kanunun 36’ncı Maddesi’nin avukatın müvekkille hukuk ilişkisine dair sır saklama yükümlülüğünü getirdiği hatırlatılarak, “Bir avukatın mesleki faaliyetlerini nasıl yürüttüğü, müvekkilleriyle nasıl bağlantı kurduğu, ücret alıp almadığı, ücret almışsa makbuz kesip kesmediği bir ceza soruşturmasının konusu olmadığı gibi doğrudan avukatlık mesleği ile ilgili olan ve avukatlık mesleği gereği müvekkil ile vekil arasında gizli kalması gereken bilgileri ifşa etmeyi amaçlamaktadır. Bu soruşturma bu yönüyle Avukatlık Kanunu’nun 36’ncı Maddesine aykırı olarak doğrudan avukatlık mesleğine yönelik tehdit içermektedir. Şayet bu soruşturma sonucunda müvekkilimizin tutuklanmasına karar verilirse bu tedbir çok ağır olacağı gibi savunma mesleğini ortadan kaldıracaktır. Yurttaşlar açısından da adil yargılanma e savunma hakkını ortadan kaldıran bir sonuç yaratacaktır” diye belirtti.

Tanık Ümit Akbıyık’ın beyanlarının somut hiçbir belgeye dayanmadığını ifade eden avukatlar, tanığın beyanlarının soyut suç isnadı içerdiğini ifade ederek, müvekkillerinin tutuksuz yargılanmasını istedi.

Savcılık ifadesi tamamlanan Temur’un, diğer avukatların ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkemeye sevk edilmesi bekleniyor.

Kaynak: MA

#Basın #avukatı #Temura #avukatlığını #yaptığı #dosyalar #soruldu

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti: Gazetecileri serbest bırakın

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, açıklama yaparak gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yaptı

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC), Yönetim Kurulu, Amed merkezli soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteciler için yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Basının, kamuyu ilgilendiren konularda özgürce haber ve bilgi verme, eleştiri ve denetim görevini yerine getirerek halkı bilgilendirme ve kamuoyu oluşturma işlevi, gazetecilik faaliyeti yürüten gazetecilerle mümkündür” denildi.

‘Kaygıyla izliyoruz’

Gazetecinin özgürce haber toplayabilmeli, bunları yorumlayabilmeli ve eleştirebilmeli denilen açıklamada, “Haber, eleştiri ve yorumları basabilmeli ve yayabilmelidir. Çünkü gazetecilik, haber toplama ve yayma faaliyetidir. Birçok uluslararası belgede ve birçok devletin Anayasasında düzenlenmiş ve güvence altına alınmış İfade ve basın özgürlüğü, Anayasamızda da teminat altındayken, gazetecilerin tutuklanmasını kaygıyla izliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Amed’te gözaltına alınıp tutuklanan gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yapılarak, “Yargılamalar tutuksuz yapılmamalıdır” denildi.

HABER MERKEZİ

#Güneydoğu #Gazeteciler #Cemiyeti #Gazetecileri #serbest #bırakın