Ana Sayfa Blog Sayfa 579

Kadın mitingine çağrı: Zulme karşı tek ses olalım

Kadın seçim bürolarının açılmasının ardından, kadın mitingleri de başlıyor. İlk kadın mitingi bugün Silopiya’da yapılıyor. TJA’dan Güler Tunç, ‘tek adam rejimi’ne karşı kadınları mitinge çağırdı

Türkiye ve Kürdistan kentlerinde gerçekleştirilecek seçimlere 20 gün kaldı. Halkın büyük bir coşku ile desteklediği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), bugün Şirnex’ın Silopiya ilçesinde ilk kadın seçim mitingini gerçekleştirecek. İlçe, köy ve mahallelerde çalışmalarını sürdüren kadınlar, bugün Silopiya’daki Newroz alanında “Dîsa Jin Dîsa Jiyan” şiarıyla miting düzenleyecek. Mitinge, partinin Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran da katılacak.

Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivisti Güler Tunç, mitinge katılım çağrısı yaptı. Yeşil Sol Parti’nin Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde kadın mitingleri gerçekleştireceğini aktaran Tunç, “Önümüzde önemli bir seçim var. Yeşil Sol Kadın Meclisi ile birlikte Amed, Wan, Êlih (Batman), Sêrt (Siirt) ve Şirnex’te (Şırnak) kadın mitingleri gerçekleştireceğiz. Botan’da seçim çalışmaları sürüyor. Bugün yürüttüğümüz her çalışma kadının emeği ve öncülüğünde örgütleniyor” dedi.

Tarihi bir seçime girildiğini dile getiren Tunç, son 21 yıldır AKP-MHP iktidarının baskıcı rejimi nedeniyle çekilen zorluklara işaret etti. Tunç, “Bu seçim biz kadınlar için önemli ve tarihi. Zalim ve kadın düşmanı AKP-MHP iktidarını göndermek için 14 Mayıs bizler için bir fırsat. 21 yıldır binlerce kadın şiddete maruz kaldı, binlercesi katledildi. Kazanımlar yok edilmek istenildi. Bu seçimin kaderini biz kadınlar belirleyeceğiz” diye konuştu. ŞIRNEX/MA

Alanları mora boyayalım

Mitingin önemine vurgu yapan Güler Tunç, kadınlara şu çağrıyı yaptı: “24 Nisan’da Silopiya’da bulunan Newroz alanında gerçekleştireceğimiz miting için hazırlıklarımız tamam. Tüm Botanlı kadınlara çağrımız şudur; gelin bu zalimlerin gitmesi için sesimizi yükseltelim. Gelin alanlarda mor rengine bürünelim” çağrısı yaptı.

ŞIRNEX

#Kadın #mitingine #çağrı #Zulme #karşı #tek #ses #olalım

DAİŞ saldırılarından bir ayda 54 kişi hayatını kaybetti

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi yaptığı açıklamada, DAİŞ saldırıları ve mayın patlaması sonucundan Hama’da Nisan ayında 54 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre, Nisan ayının başından bu yana Hama’daki DAİŞ saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

Gözlemevine göre, Nisan’da ve savaş kalıntılarından 36 sivil ve 18 asker hayatını kaybetti.

DIŞ HABERLER

#DAİŞ #saldırılarından #bir #ayda #kişi #hayatını #kaybetti

‘Seçim zaferini ve Kürt dil bayramını birlikte kutlayacağız’

Şirnex Yeşil Sol Parti Şirnex milletvekili adayı Zeki İrmez, 15 Mayıs’ta seçim zaferi ve Kürt Dil Bayramını birlikte kutlayacaklarını söyledi 

Yeşil Sol Parti, 14 Mayıs seçimleri öncesi Şirnex’te (Şırnak) çalmadık kapı bırakmıyor. Partinin kentteki seçim irtibat büroları mitinge dönerken, adaylara büyük bir ilgi göze çarpıyor. Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Mehmet Zeki İrmez Şırnex’teki seçim çalışmalarına dair Mezopotamya Ajansından Zeynep Turgut’a konuştu.

İrmez Kimdir?

Mehmet Zeki İrmez, 1980 Şirnex doğumlu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi mezunu olan İrmez, uzun yıllar Şirnex’te öğretmenlik yaptı. 2016 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen İrmez, bu kez İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Kurdi-Der gibi yerlerde hem insan hakları hem de anadilde eğitim hakkı için mücadele verdi. İrmez, daha sonra mücadelesini siyasete taşıyarak, 2017 yılında Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Örgütü Eşbaşkanlığı görevini üstlendi. 2020 yılına kadar bu görevi sürdüren İrmez, son olarak Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Şirnex İl Eşbaşkanlığı’na seçildi.

‘Halkımız için mücadele ediyoruz’

Bulunduğu her alanda haksızlığa ve emek sömürüsüne karşı mücadele ettiğini belirten İrmez, “KHK ile görevden alınmam bir sürpriz değildi. Sokağa çıkma yasaklarından sonra Şirnex’e döndüğümüzde birçok arkadaşım tutuklandı. Birçok kişi hakkında yakalama kararı olduğu için doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Süreç boyunca elimden ne geldiyse yapmaya çalıştım” diye konuştu.

‘Tüm krizler Kürt sorununa bağlı’

Aday gösterildiği kentte birçok sorun olduğunu ve tüm sorunların kaynağını Kürt sorunundan aldığını ifade eden İrmez, “Yüz yıldır çözüme kavuşamayan en büyük mesele Kürt meselesidir. Bu kentteki doğa kırımı, talanı da, ülkedeki ekonomik kriz de, kültürel asimilasyon da Kürt meselesine bağlıdır. Kürt meselesi çözülmedikçe bu sorunlar da çözülmeyecek. Kürt sorunu sürdükçe ülkedeki sorunlar daha da derinleşecektir. Şirnex’te de çözülmesi gereken çok sorun var. Şirnex’te yürütülen hukuk başka yerde yok. Başka bir kentte gittiğimizde böyle bir şey göremiyoruz. Burada yürütülen ve adına hukuk denilen şey Kürt sorunuyla bağlantılıdır. Şirnex’in doğası 3 yıldır katlediliyor, suyu kirletiliyor. Burada iş alanları yok, gençleri gidip çalışabileceği bir tek fabrika bile yok. Bu işsizlik sorununa, doğa kırımına ve bölgede yürütülen hukuk dışı uygulamalara karşı Meclis’te sözümüzü söyleyeceğiz” diye kaydetti.

‘Amacımız AKP-MHP iktidarını göndermek’

İrmez, kentteki bir başka sorunun da sandık güvenliği olduğunu ifade etti. Geçmiş dönemlerde yaşananları anımsatan İrmez, “Her bir seçimde hileler ortaya çıktı. 2018-2019 seçimlerinde elimize ulaşan veriler hile yapıldığının kanıtıydı. Bunun için çok itirazlar, başvurular yaptık. Ama hepsinden ret cevabı aldık. Bu seçim biraz daha farklı ve önemli. AKP-MHP, 21 yıldır iktidarda ve halkımız için tek bir şey dahi yapmadı. Amacımız 14 Mayıs seçimlerinde AKP-MHP iktidarını göndermektir. Botan’da, özelikle gençlerde büyük bir coşku var. Oylarını kullanmak için 14 Mayıs’ı bekliyorlar. Gençler sandıklarını korumak için hem il hem de ilçe binalarımıza uğruyorlar. Bu bizlere güç veriyor. Seçim günü oy sayımı bitene kadar herkes sandıkları korumalı ve okulların bahçelerinde olmalıdır. Bu seçimde provokasyon girişimleri de olacak. Çünkü bu iktidar kaostan besleniyor. Halkımıza çağrım; o gün ne olursa olsun, sandıklara sahip çıkmalıdır. 14 Mayıs gününü hesap sorma günü yapacağız. 15 Mayıs aynı zamanda Kürt Dil Bayramı. Her iki bayramı birlikte kutlayacağız” ifadelerini kullandı.

ŞIRNEX

#Seçim #zaferini #Kürt #dil #bayramını #birlikte #kutlayacağız

Mêrdîn adayı Kaya: Kadınlara özel politikalar hayat geçireceğiz

Yeşil Sol Parti Mêrdîn adayı Leyla Kaya, ‘Temel amaçlarımızdan biri de Kadın Bakanlığı’nı kurmak. Kadınlar için özel politikalar hayata geçireceğiz. Kadınlar için öncülük edeceğiz ve kadın sorununa dair yapıcı adımlar atacağız’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimler için aday listelerini netleştirdikten sonra belirlenen vekil adayları seçim bölgelerine giderek çalışmalara başladı. Türkiye ve Kurdistan kentlerinde seçim turları da düzenleyen Yeşil Sol Parti’de hedef 100 vekil çıkarmak ve bunun için adaylar da dahil herkes canla başla çalışıyor.

Çalışmaları yoğun yapıldığı kentlerden biri de Mêrdîn. Yeşil Sol Parti Mêrdîn 5’inci sıra Milletvekili adayı avukat Leyla Kaya, partisinin çalışmalarını ve sandık güvenliğine dair değerlendirmelerde bulundu.

Hep çalışmalarda oldu

Mêrdîn’in Artuklu ilçesine bağlı Embarê köyünde doğan Kaya, eğitimini Mêrdîn’de devam etti. Ardından 2014 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Kaya, 2018’de bölümü bitirerek Mêrdîn’e geri döndü. Mêrdîn Barosu’na bağlı avukat olan Kaya, özellikle kadın dosyalarına baktı. Rosa Kadın Derneği Hukuk Komisyonu’nda da yer alan Kaya, ayrıca Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Eşbaşkanlığı görevine de seçilirken, son olarak eşil Sol Parti Mêrdîn İl Eşsözcülüğü görevini yaptı.

Yapıcı adımlar atacağız

Kadın, çocuk, toplum, doğa ve 3’üncü Yol’un temsilcisi olduğu için Yeşil Sol Parti’de yer aldığını söyleyen Kaya, “ Kadınlar olarak Yeşil Sol Parti’nin içinde kendimizi görebiliyor ve sözlerimizi söyleyebiliyoruz. Bu yüzden Yeşil Sol’dayım” dedi. Seçim beyannamelerine de dikkat çeken Kaya, “Kadınlar erkekler tarafından her türlü şiddete maruz kalıyor ama devlet mekanizması buna karşı hiçbir şey yapmıyor. Şiddete maruz kalan kadına yargı da eril bir dil ile yaklaşıyor ve kadını suçluyor. Yargılamayı da böyle yapıyor. Bundan dolayı partimiz bu cezasızlığı ortadan kaldırıp kadını korumak istiyor. Yine temel amaçlarımızdan biri de Kadın Bakanlığı’nı kurmak. Kadınlar için özel politikalar hayata geçireceğiz. Kadınlar için öncülük edeceğiz ve kadın sorununa dair yapıcı adımlar atacağız” dedi.

Başarılı çıkmalıyız

Toplumun iktidarın politikalarının farkında olduğunu belirten Kaya, “Halk sorunlarının çözüm adresi olarak Yeşil Sol’u görüyor. Sokakları gezdiğimizde halkın süreci yakından takip ettiğini görüyoruz. Şimdiki sistem kendini tecrit, milliyetçilik ve cinsiyetçilik üzerinden yürütüyor. Halk bunu çok iyi görüyor. Kadın özgürlüğü, doğayı korumak, halkların özgürlüğü için seçimden başarı ile çıkmalıyız” dedi.

Sandık güvenliği önemli

Kaya, seçimlerde sandık güvenliğine de dikkat çekerek, “Her seçimde sandıklar üzerinden kirli oyunlar oynanıyor. Seçim günü hem sandık sorumlularımız hem de avukatlarımız sandıkların güvenliği için alanda aktif olacaklar. Bunla ilgili çalışmalarımızda sona yaklaştık. Sandık güvenliği için ayrıca eğitimler de olacak” bilgisini verdi.

Haber: Rojda Aydın / JINNEWS

#Mêrdîn #adayı #Kaya #Kadınlara #özel #politikalar #hayat #geçireceğiz

Kimyasal silah saldırıları 2 yılı geride bıraktı

Türkiye, KDP’nin desteğiyle Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan  Zap, Metîna ve Avaşîn’e yönelik yaptığı kimyasal silah saldırılar iki yılı geride bırakırken, bu saldırılarda sonuç elde edemedi

Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nin Zap, Metîna ve Avaşîn bölgelerine yönelik 23 Nisan 2021’de başlattığı ve 17 Nisan 2022’de genişlettiği saldırılar devam ediyor. Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) ortaklığında devam eden saldırıların bilançosu gün geçtikçe ağırlaşıyor. Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı açıklamasında, 14 Nisan 2022 ile 14 Nisan 2023 tarihleri arasında 259 HPG ve YJA-Star üyesinin yaşamını yitirdiği aktarılırken, bu süreçte asker ve korucuların Zap, Avaşîn ve Metîna’da bazı alanlardan geri çekildiği, 2 bin 833 asker ve korucunun yaşamını yitirdiği, 387’sinin de yaralandığı ifade edildi. Açıklamada, yine  3 bin 730 kez yasaklı bomba ve kimyasal silahlarla saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.

Kimyasalla KDP desteği

Kimyasal silah kullanımı 2 yılını geride bırakan saldırılarda, dünyada insanlık suçu olarak kabul edilen en çok tartışılan konuların başında geldi. Kimyasal silah saldırılarında en az 44 HPG’li yaşamını yitirdi. HPG, 18 Ekim 2022’de 2 HPG’linin kimyasaldan etkilenerek yaşamını yitirdiği görüntülerini paylaşması üzerine, kimyasal silah kullanımı tüm dünyanın gündemine düştü. Uluslararası bağımsız kurumlar araştırma çağrısı yaparken, bölgede inceleme yapmak isteyen uzmanlar KDP tarafından engellendi.

 Araştırma yapan heyetler engellendi

Uluslararası Nükleer Savaşı Önleme Doktorları üyesi biyoloji uzmanlarından Jan Van Aken ve Josef Savari, eylül ayında kimyasal silahları incelemek için Kürdistan Bölgesine yaptıkları ziyarette Hirur ve Kanî Masî’de araştırma yapmalarının Amediye kaymakamı tarafından engellendiği ve araştırma yapmalarına izin verilmediğini açıkladılar.

Yine Werxelê’de kullanılan ve üzerinde “Gaz El Bombası” yazılı bombanın görüntüsü yayınlandı. Söz konusu bomba, 13 Ocak 1993’te Paris’te imzaya açılan ve 1997’de yürürlüğe giren Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretilmesinin, Stoklanmasının ve Kullanılmasının Yasaklanması ve İmhasına Dair Sözleşmeye göre yasak.

KDP’ye bağlı Kürdistan Anti-Terör’ün, kimyasal gaz ve bombalara karşı HPG’ye giden gaz maskelerine el koyması da en çok tepki çeken olaylardan biri oldu.

Köpeklere patlayıcı bağlandı

Kimyasal silah kullanımının yanı sıra 1990’lı yıllarda birçok suçla gündeme gelen “Hançer Timi” gibi korucular da bölgede öne sürüldü. Yine saldırıların sürdüğü dönemde Türkiye’nin, birçok paramiliter gücü de Suriye’den Federe Kürdistan Bölgesi’ne kaydırarak, saldırılarda kullandığı gündeme geldi. Saldırılarda hayvanlar da kullanıldı. ANF, 31 Temmuz 2022’de patlayıcı ve kamera yüklenen bir köpeğin tünellere sürüldüğüne dair görüntüler yayımladı.

70 askeri üs kuruldu

Türkiye, saldırıların sürdüğü dönemde KDP’nin yönetiminde olan Barzani ailesi ve bağlı özel güçlerin onayıyla Federe Kürdistan Bölgesi’nde yeni askeri üsler kurmayı sürdürdü. Irak Parlamentosu Asayiş ve Güvenlik Komisyonu üyesi Bedir el-Ziyadi’ye göre, Türkiye Federe Kürdistan Bölgesi’nde 70 askeri üs kurdu ve buralara 30 bin asker yerleştirdi.

 Sivil katliamlar durmadı

Zaxo kentine bağlı Perex köyünde 9 Arap turist, hava saldırısıyla katledildi. Saldırılar sadece kırsalla sınırlı kalmadı; Kürt siyasetçilere yönelik birçok suikast gerçekleşti. 16 Eylül 2021’de Süleymaniye’de Ferhad Barış Kondu adlı yurttaş, silahlı saldırı sonucu yaralandı. 17 Eylül 2021’de PKK Komitesi üyesi Yasin Bulut (Şukri Serhed), Süleymaniye’de bir suikast sonucu katledildi. 18 Mayıs 2022’de Zeki Çelebi, iş yerinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. 28 Ağustos’ta da Tevgera Azadî Yönetim Kurulu üyesi ve yazar Suheyl Xurşid Ezîz (Mamoste Şemal), Kifrî’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve akademisyen Nagihan Akarsel, 4 Ekim 2022’de Süleymaniye’de silahlı saldırı sonucu katledildi. En son 18 Nisan’da Hüseyin Türeli adlı siyasetçi, Dohuk’un en kalabalık alışveriş merkezinde gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu katledildi.

İçten  ve dıştan tepkiler

Siyasi suikast ve kimyasal saldırılar boyunca Chrisian Peacemaker Teams (Hristiyan Barış Grubu-CPT), Avrupa Kürt Kültür ve Sanat Hareketi, Katalonya Parlamentosu gibi birçok uluslararası kurum ve kuruluş, Türkiye’ye saldırılarını sonlandırma çağrısı yaptı. Saldırıların daha fazla kan dökülmesine neden olacağı açıklaması yapılırken, Federe Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani’den de KDP yönetimine “saldırılarda rol alma” çağrısı yapıldı.

Kimyasalın araştırılmasını isteyenler tutuklandı

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, olayın araştırılmasına dair yaptığı açıklama nedeniyle 26 Ekim 2022’de gözaltına alınarak daha sonra tutuklandı. Yaklaşık 3 ay tutuklu kalan Fincancı, 11 Ocak 2023’te 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasıyla tahliye oldu.

KCK, Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin ardından “eylemsizlik” kararı aldığını ve daha sonra yaptığı açıklamada bu kararını 14 Mayıs seçimlerine kadar uzattığını duyurdu. Ancak “eylemsizlik” kararına rağmen bölgeye dönük saldırılar sürüyor.

HABER MERKEZİ

#Kimyasal #silah #saldırıları #yılı #geride #bıraktı

Ambargo ağırlaşıyor, BM heyetler göndermeli

Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik ambargo ağırlaşırken, Özerk Yönetim Toplumsal İşler Kurulu Eşbaşkanı Meryem El Îbrahîm BM’nin bölgeye bağımsız heyet göndermesini talep etti

Suriye’de Şam hükümetinin Şehba Kantonu ile Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleri üzerindeki ambargosu sürerken, 6 Şubat’ta Mereş’te (Maraş) yaşanan ve bölgeyi de etkileyen depremle durum daha da kötüleşti.

Sorunlar arttı

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin bölgeye yardım ulaştırması da yine rejim tarafından engellenirken, Özerk Yönetim Toplumsal İşler Kurulu Eşbaşkanı Meryem El Îbrahîm, Şam ambargosuna ilişkin Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) verdiği röportajda halkın yaşadığı sorunların derinleştiğini ifade etti.

Yardımların geçişi engelleniyor

Özerk Yönetim’in kısıtlı imkanlara rağmen bölgeye yardım etmeye hazır olduğuna işaret eden Meryem El Îbrahîm, “Şam hükümeti ambargosundan dolayı yardımların geçişi engelleniyor. Özerk Yönetim ise ambargonun kaldırılması için çalışmalarını sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bölgeye bağımsız heyet göndermesi çağrısı yapan Meryem El Îbrahîm, heyetin Şam hükümetinin politikası sonucu meydana gelen sorunları tespit etmesini istedi.

HABER MERKEZİ

#Ambargo #ağırlaşıyor #heyetler #göndermeli

Servis şarampole yuvarlandı: 13 kişi yaralandı

Kocaeli’nde servis minibüsü şarampole yuvarlandı. Kazada 13 kişi yaralandı

Anadolu Otoyolu’nun Kocaeli kesiminde düğüne gidenleri taşıyan servis minibüsünün devrilmesi sonucu 13 kişi yaralandı. Otoyolun Kartepe mevkisi Ankara istikametinde giden servis minibüsü şarampole devrildi.

İtfaiye ekiplerince araçta sıkışan yaralılar, kurtarılarak sağlık görevlilerine teslim edildi.

Kazada araçta bulunan 13 kişi, 112 Acil Servis ekiplerince Kocaeli ve Sakarya’daki hastanelere kaldırıldı.

KOCAELİ

#Servis #şarampole #yuvarlandı #kişi #yaralandı

Depremzedeler için hazırlanan AFAD kolileri ile seçim propagandası

AKP Sur İlçe Başkanı Davut Yıldız ile akrabaları AFAD’ın depremden kolilerini kendi akrabalarına ve seçim bölgelerine dağıttı

Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin ardından İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) depremden etkilenen illerde dağıtılmak üzere hazırladığı yardım kolileri, depremden 2 buçuk ay sonra, AKP’liler tarafından akrabalara ve seçim bölgelerine dağıtıldı.

Köy köy dağıttılar

AKP Sur İlçe Başkanı Davut Yıldız ile amcasının oğlu ve Sur Belediyesi Fen İşleri Müdürü Mehmet Yıldız, yardım kolilerini, yakın akrabalarıyla Amed merkez Sur ilçesi köylerinde seçim çalışmalarını yürüttükleri, Tilelêk (Özekli), Dawda (Davudan), Çûkûr (Yayık), Kêvire Birrî (Kesiktaş) ve Şikêfte (Vural) AKP’nin yardımları gibi dağıttığı öğrenildi.

AMED

#Depremzedeler #için #hazırlanan #AFAD #kolileri #ile #seçim #propagandası

Kalın: Partiler programlarına tecridi koymalı

Partilerin programlarında tecridin olmamasını eleştiren HDK Sağlık Meclisi üyesi Leyla Kalın, ‘Parti programları Kürt halkını görmezden gelemez. Tecridi kendi programlarına koymak zorundalar’ dedi 

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998 tarihinde Suriye’den çıkarılmasıyla başlayan süreç, 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilmesiyle devam etti. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı kesintili telefon görüşmesinden bu yana ise aile ve avukatlarının tüm girişimlerine rağmen haber alınamıyor.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Sağlık Meclisi Üyesi Leyla Kalın, tecridin toplum sağlığı üzerindeki etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

‘Toplumsal sağlık, kendini özgür ve güvende hissetmektir’

Toplum sağlığının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirten Kalın, bunun sadece sağlık boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kalın, “Kişinin politik olarak kendini rahat hissetmesi ve kendini güvende hissetmesi, kendini rahat, özgür bir şekilde ifade etmesi gerekiyor. Türkiye’deki şartları ortaya koyduğumuzda aslında bir toplum sağlığının olmadığını, kişilerin ifade özgürlüklerinin kısıtlandığını görebiliyoruz. Bu da Türkiye’nin toplumsal sağlık karnesini açık bir şekilde ortaya koyuyor” dedi. Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerle birlikte toplum sağlığının kalmadığını belirten Kalın, bu durumun ise bir öfkeye dönüştüğünü belirtti.

İmralı tecridinin toplum sağlığına yönelik etkilerine değinen Kalın, “uygulanan tecrit kişi özelinde ele alınabilecek bir durum değildir. Bir yönetim biçimidir. Bu durumun pandemi süreci ile daha da derinleştiğini görebiliyoruz. Cezaevlerinde uygulanan tecridin toplum üzerinde uygulanan tecritten bağımsız olmadığını biliyoruz. Kentlerde insanlarda aynı şekilde tecrit altına alınıyor. En ufak basın açıklamalarında abluka altına alınması, insanların şiddette mahkum ediliyor olması, özgürlüklerin elinden alınıyor olması aslında cezaevlerinde uygulanan tecridin bir sonucudur. Dolayısıyla bu tecrit sisteminin ortadan kalkması; insanların rahat nefes alabilmesini, özgür olabilmesini beraberinde getirecektir” dedi.

‘Tecrit  kaldırılmalı’

Kürt halkının Abdullah Öcalan’ı önder olarak gördüğünü dile getiren Kalın, “Kürt halkı Abdullah Öcalan’ı önder olarak tanımlıyor. Bu tanımlama noktasında Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması toplumsal barışa önemli katıklar sunacaktır” dedi.

Tüm bunlar göz önündeyken 14 Mayıs’a hazırlanan siyasi parti ve ittifakların seçim ve parti programlarında tecride yer vermemesinin büyük bir eksiklik olduğunu belirten Kalın, Cumhur İttifakı’nın mutlak tecridi derinleştirdiğini, Millet İttifakı’nın ise kendi içerisinde hala ulusal kodları barındırdığını söyledi. Kalın, şöyle devam etti: “Dolayısıyla tecride dair laf söylenmemesi, tecridin ortadan kaldırılmasına dönük söz söylenmiyor olması kendi bulunmuş oldukları zihni eksikliklerle değerlendirmek gerekiyor. Bunun muhatabı yine Kürt halkıdır. Kürt halkının bu tecride karşı bir öz güç ortaya koyabilmesi gerekir. Öncelikle mevcut kodların kaldırılabilmesi gerekir. Parti programları Kürt halkını görmezden gelemez. Tecridi kendi programlarına koymak zorundalar. Yoksa bunun yansımaları yıllara tekabül ediyor. AKP’nin kaybediyor olması, MHP’nin kaybetmesinin sebebi de buradan geliyor.”

İSTANBUL

 

#Kalın #Partiler #programlarına #tecridi #koymalı

Kerem Fırtına: Meclis’e güçlü katılım bu seçimde çok önemli

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili Kerem Fırtına, Meclis’e güçlü katılıma değinerek, ‘Meselelerin daha güçlü seslendirilmesi ve arkasında sağlam durulmasını sağlayacaktır’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere 21 gün gibi kısa bir süre kalırken, tüm partiler seçim çalışmalarına devam ediyor. Milletvekili adayları da seçim bölgelerinde geceli gündüzlü çalışma yürütüyor.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı olan oyuncu Kerem Fırtına’da seçim çalışmaları yürüten isimlerden.

1981’de Üsküdar’da doğan Fırtına, ortaokul ve lise çağlarında amatör tiyatro ile başladığı sanat hayatını, profesyonel oyunculuk ile sürdürüyor. Hak savunucularının “Leman Teyzesi”, devrimcilerin “Leman ablası” insan hakları mücadelesinin öncü isimlerinden Leman Fırtına’nın torunu olan Fırtına, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda (TİHV) büyür. Amcası araştırmacı yazar Doğan Fırtına’ya öykünen Fırtına, çocukluk hayali olan Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni de İstanbul’da okur. Amcasının cezaevi süreci ile devlet baskısıyla tanışan Fırtına, bu yıllarda siyasi mücadelenin önemini de anlar.

Lise ve üniversite yıllarında siyasi çalışmalarının ilk adımlarını atan Fırtına, üniversite eğitiminin tamamlamasının ardından birçok film ve dizide oynamaya başladı. Bu süreçte de siyasete ilgisini koparmaya Fırtına, o günden bugüne kendisini bir HDP’li olarak tanımlıyor. Bu amaçla, HDP’nin teklifi üzerine Fırtına, 3 Temmuz 2022’de gerçekleştirilen 5. Büyük Kongre’de kurulan HDP Danışma Kurulu’nda yer alırken, 14 Mayıs’ta ise Yeşil Sol Parti’nin teklifini kabul ederek, İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı olmayı kabul etti.

Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’un sorularını yanıtlayan Fırtına mücadelenin önemine değindi.

*Sanatla geçen hayatınız, siyasetle devam ediyor. Siyaset sahnesine çıkmanızdaki etkenler neler oldu?

Ben hayatı, hayatın bütününü, aldığımız tüm kararları siyasi bulan bir insanım. Davranışımızı da siyasi bulan bir insanım. Siyasete atılmak gibi bir aşama yok hayatımda. Ben böyle yaşıyorum. Sadece aktif, daha kurumsal bir görev almış oldum. Yoksa siyasete atılma kararı gibi bir durum yok.

*Hak savunucularının Leman Teyzesi, devrimcilerin Leman ablası babaanneniz. Leman Fırtına’nın yaşamınıza etkileri oldu mu?

Her şeyden önce öyle bir babaanneye sahip olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. İzlediğim bir insandı, çünkü zaten evimizin içinde büyük büyük hareketler, büyük büyük toplanmalar olurdu. Ben de baya küçük biriydim, hep böyle izlerdim gelen insanları, gelen insanlar büyük, toplantılar büyük, meseleler büyük, ben küçük… Babaannemle aktif olarak İHD toplantılarına giderdim. İHD’nin başka faaliyetleri de vardı, uçurtma gibi, piknikler gibi, çocuklar içinde ailelerin buluştuğu her sene düzenli yapılan keyifli aktiviteleri vardı, oralarda hep beraberdik zaten, sonrada böyle devam ediyoruz. Bakalım.

*HDP Danışma Kurulu’nda yer aldınız, bugün Yeşil Sol Parti’de milletvekili adayısınız. Neden Yeşil Sol Parti?

Benim düşünceme göre mücadele etme zamanı. Tam da görev alma zamanı. Dolayısıyla gururla ve seve seve kabul ettim. Toplum için, toplumuna bağlı bağlı, insanına bağlı insanlarız. Bir uçak gibi düşünürsek, bizim uçağımız sağa yatmış vaziyette. Böyle uçamayız. Düşer o uçak. Dolayısıyla bunu dengeye getirmek lazım, sola ağırlık verip, uçağın balansını düzeltmek gerekiyor. Tam da o yüzden tabi ki seve seve görev aldım. Bence mecburiyet.

*Adaylık konusunda nasıl tepkiler aldınız?

Genelde destek aldım. Güzel tepkiler aldım, elbette olumsuz düşüncelerini iletenler de var. Ama siyasete de bu yüzden giriyorum, meramımı anlatmak, derdimi anlatmak, sandığın gibi değil demek için. Olumlu tepkilerin de olumsuz tepkilerin de başımın üstünde yeri var. Olumsuz tepkilerin ezbere devam etmesini istemiyorum.

*“Birlikte değiştireceğiz” sloganıyla seçimlere gidiyorsunuz…

Yüzde 100. Başka türlü olmaz, birlikte değiştireceğiz. Biz bir şey değiştirmeye talip değiliz, beraber değiştireceğimizi söyleyen, hatta ancak beraber değiştirirsek değişir diyenleriz.

*Ülkede öncelikli değiştirilmesi gereken ana sorunları sıralasanız ne olurdu?

Temel olarak ülkemizin demokrasi sorunu var. Zaten saydınız, sıralasak uzun bir liste olacak bu sorunların temel sebebi, demokrasi sorunumuz. Buna ihtiyacımız var, çok ciddi bir tekçi zihniyet hüküm sürüyor ülkede. Birinci sıra elbette demokrasi sorunu, bugün Kürt sorunu diye tarif ettiğimizin şeyin kaynağı demokrasi sorunu. Kürtlerin çıkardığı bir huzursuzluktan yada kavgacılıktan yana bir sorun yok ortada. Biz merkezi yönetimin mutlak şekilde güçlendirilmesinin sonucunda işte işler buraya geliyor. Sahip olduğumuz haklarımızdan doğan, söz hakkımızı, katılım hakkımızı, bizi, hayatımızı ilgilendiren, günlük yaşantımızı ilgilendiren hiçbir kurala, karara katılamıyoruz. Hiçbirinde söz hakkımız yok. Bu da tabi ki her türlü huzursuzluğu, her türlü zorluğu yaşatır bize.

Demokrasi halka doğru genişlemeli

Amed’te yaşayan insanın yaşam koşullarına Amed halkı, İkizdere’de yaşayan İkizdere köylüsünün, -şimdi oraya bir HES yapıyorsunuz- orada yüz yıldır yaşayan insanların köylerindeki evlerinin konumları, yaşam tarzlarını kökünden değiştiriyorsunuz. Oluyor mu öyle, olmuyor! Sonrasında ne oluyor, buna itiraz sonucunda ne oluyor? Devletin baskı aygıtları devreye giriyor… Demokrasi dediğimiz, en kaba haliyle açarsak içini, haklarımızın halka doğru, topluma doğru genişlemesidir. Sahip olduğumuz haklar bize çok uzakta duruyor.

Yerle yönetimler önemli

Yerel yönetimlerin önemi budur, bunu gördük, pandemide, depremden sonraki depremzedelerin yaşadığı mağduriyette gördük. Merkezi yönetimin gücü yetmez zaten. Eski bir sistem bu. Güncellenmediğinde artık çalışmıyor. Aynı şey. Siz ekranda oynadığınız bir oyunun son sürümünü kullanırken, insanı, doğayı, canlıyı, bizi yöneten kurallarla ilgili kurallar bütününün en eski sürümünü, yüz yıl önceki sürümünü kullanıyoruz.

*Seçmenle buluşuyorsunuz, sokağa, halkın nabzına dair izlenimiz nedir? Değişim mümkün mü?

Umutluyum, bir kere umut yoksa, mücadelenin de anlamı yok. Mevzu yol öyle değil mi? Bir şeyleri değiştirmeye çalıştığımızda, düzeltmeye çalıştığımızda, bizim hayatımızı rahatlatacak geri dönüşler sonuç diye sandığımız şeyler olacak. Neyi ne kadar göreceğimizi bilemeyiz. Ama yolda giderken o iyileştirmedir amaç.

*Biraz sanatı konuşalım, özellikle Kürt sanatına dönük ciddi baskılar ve engellemeler söz konusu. Bu Kürtlerle de sınırlı kalmıyor. İktidarı eleştiren, yanında saf tutmayan tüm sanatçılar hedef alındı. İktidarın sanat politikalarını, sanatçılara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence zaten bu dediğiniz sorunların sebebi, sanatın özgür olmamasıdır. İktidar, devlet sanata sahipse, sanatın üzerine tente açtıysa, o zaman iktidara göre tabi ki sanat şekillenir, sanatçılar kıstırılır. Bu kaçınılmaz olandır. Dolayısıyla iktidara göre gündelik çözümler üretmek yerine, sanatı özgür bırakmak gerekir.

Özerk sanat kurulu olmalı

Özgür sanat için bir özerk sanat kurulu olsa, özel kaynaklı olsa, kamu desteği, kampanya desteği, toplum desteği, böyle bir bütçesi olsa, özgür sanatçıların projeleri oralardan geçse, desteklense, o zaman zaten hiçbir dönemin iktidarına göre sanatçının şekillenme, şekillenmeyen sanatçının sıkıntı yaşama, kaynaksızlıktan dolayı proje üretememe gibi sorunları zaten ortadan kalkacaktır. İş yine demokrasiye dönüp geliyor. Baskıdan, iktidara bağlılıktan kurtulmayınca, bugün gündelik sorunları halletseniz, iki ay sonra yine bir sorun çıkacaktır yada kadrolar değişince yine bir sorun çıkacaktır. Sanatçı her kadroya göre nasıl şekillenebilir. Öyle sanat mı olur, öyle ürün mü çıkar? Mümkün değil.

*Hedefiniz büyük, 100 vekil dediniz. Doğup büyüdüğünüz İstanbul için hedefiniz nedir?

Aday olmasaydım da yine bir HDP, Yeşil Sol Parti seçmeni olsaydım, bir tahminde bulunurdum. Tabi ki partimin çok vekil çıkarması, zaten bu konuştuğumuz meselelerin daha güçlü seslendirilmesi ve arkasında sağlam durulmasını sağlayacaktır. O yüzden çok önemli. Ama yol mühim. Bu seçim döneminde neyi ne kadar anlatabildiğimiz mühim. Bu yüzden benim için o bir sonraki aşama. Kaç vekil çıkardık, nasıl ilerleyebiliriz, etkinliğimiz ne durumda.

İSTANBUL

#Kerem #Fırtına #Meclise #güçlü #katılım #seçimde #çok #önemli