Ana Sayfa Blog Sayfa 580

Kerem Fırtına: Meclis’e güçlü katılım bu seçimde çok önemli

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili Kerem Fırtına, Meclis’e güçlü katılıma değinerek, ‘Meselelerin daha güçlü seslendirilmesi ve arkasında sağlam durulmasını sağlayacaktır’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere 21 gün gibi kısa bir süre kalırken, tüm partiler seçim çalışmalarına devam ediyor. Milletvekili adayları da seçim bölgelerinde geceli gündüzlü çalışma yürütüyor.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı olan oyuncu Kerem Fırtına’da seçim çalışmaları yürüten isimlerden.

1981’de Üsküdar’da doğan Fırtına, ortaokul ve lise çağlarında amatör tiyatro ile başladığı sanat hayatını, profesyonel oyunculuk ile sürdürüyor. Hak savunucularının “Leman Teyzesi”, devrimcilerin “Leman ablası” insan hakları mücadelesinin öncü isimlerinden Leman Fırtına’nın torunu olan Fırtına, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda (TİHV) büyür. Amcası araştırmacı yazar Doğan Fırtına’ya öykünen Fırtına, çocukluk hayali olan Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni de İstanbul’da okur. Amcasının cezaevi süreci ile devlet baskısıyla tanışan Fırtına, bu yıllarda siyasi mücadelenin önemini de anlar.

Lise ve üniversite yıllarında siyasi çalışmalarının ilk adımlarını atan Fırtına, üniversite eğitiminin tamamlamasının ardından birçok film ve dizide oynamaya başladı. Bu süreçte de siyasete ilgisini koparmaya Fırtına, o günden bugüne kendisini bir HDP’li olarak tanımlıyor. Bu amaçla, HDP’nin teklifi üzerine Fırtına, 3 Temmuz 2022’de gerçekleştirilen 5. Büyük Kongre’de kurulan HDP Danışma Kurulu’nda yer alırken, 14 Mayıs’ta ise Yeşil Sol Parti’nin teklifini kabul ederek, İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı olmayı kabul etti.

Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’un sorularını yanıtlayan Fırtına mücadelenin önemine değindi.

*Sanatla geçen hayatınız, siyasetle devam ediyor. Siyaset sahnesine çıkmanızdaki etkenler neler oldu?

Ben hayatı, hayatın bütününü, aldığımız tüm kararları siyasi bulan bir insanım. Davranışımızı da siyasi bulan bir insanım. Siyasete atılmak gibi bir aşama yok hayatımda. Ben böyle yaşıyorum. Sadece aktif, daha kurumsal bir görev almış oldum. Yoksa siyasete atılma kararı gibi bir durum yok.

*Hak savunucularının Leman Teyzesi, devrimcilerin Leman ablası babaanneniz. Leman Fırtına’nın yaşamınıza etkileri oldu mu?

Her şeyden önce öyle bir babaanneye sahip olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. İzlediğim bir insandı, çünkü zaten evimizin içinde büyük büyük hareketler, büyük büyük toplanmalar olurdu. Ben de baya küçük biriydim, hep böyle izlerdim gelen insanları, gelen insanlar büyük, toplantılar büyük, meseleler büyük, ben küçük… Babaannemle aktif olarak İHD toplantılarına giderdim. İHD’nin başka faaliyetleri de vardı, uçurtma gibi, piknikler gibi, çocuklar içinde ailelerin buluştuğu her sene düzenli yapılan keyifli aktiviteleri vardı, oralarda hep beraberdik zaten, sonrada böyle devam ediyoruz. Bakalım.

*HDP Danışma Kurulu’nda yer aldınız, bugün Yeşil Sol Parti’de milletvekili adayısınız. Neden Yeşil Sol Parti?

Benim düşünceme göre mücadele etme zamanı. Tam da görev alma zamanı. Dolayısıyla gururla ve seve seve kabul ettim. Toplum için, toplumuna bağlı bağlı, insanına bağlı insanlarız. Bir uçak gibi düşünürsek, bizim uçağımız sağa yatmış vaziyette. Böyle uçamayız. Düşer o uçak. Dolayısıyla bunu dengeye getirmek lazım, sola ağırlık verip, uçağın balansını düzeltmek gerekiyor. Tam da o yüzden tabi ki seve seve görev aldım. Bence mecburiyet.

*Adaylık konusunda nasıl tepkiler aldınız?

Genelde destek aldım. Güzel tepkiler aldım, elbette olumsuz düşüncelerini iletenler de var. Ama siyasete de bu yüzden giriyorum, meramımı anlatmak, derdimi anlatmak, sandığın gibi değil demek için. Olumlu tepkilerin de olumsuz tepkilerin de başımın üstünde yeri var. Olumsuz tepkilerin ezbere devam etmesini istemiyorum.

*“Birlikte değiştireceğiz” sloganıyla seçimlere gidiyorsunuz…

Yüzde 100. Başka türlü olmaz, birlikte değiştireceğiz. Biz bir şey değiştirmeye talip değiliz, beraber değiştireceğimizi söyleyen, hatta ancak beraber değiştirirsek değişir diyenleriz.

*Ülkede öncelikli değiştirilmesi gereken ana sorunları sıralasanız ne olurdu?

Temel olarak ülkemizin demokrasi sorunu var. Zaten saydınız, sıralasak uzun bir liste olacak bu sorunların temel sebebi, demokrasi sorunumuz. Buna ihtiyacımız var, çok ciddi bir tekçi zihniyet hüküm sürüyor ülkede. Birinci sıra elbette demokrasi sorunu, bugün Kürt sorunu diye tarif ettiğimizin şeyin kaynağı demokrasi sorunu. Kürtlerin çıkardığı bir huzursuzluktan yada kavgacılıktan yana bir sorun yok ortada. Biz merkezi yönetimin mutlak şekilde güçlendirilmesinin sonucunda işte işler buraya geliyor. Sahip olduğumuz haklarımızdan doğan, söz hakkımızı, katılım hakkımızı, bizi, hayatımızı ilgilendiren, günlük yaşantımızı ilgilendiren hiçbir kurala, karara katılamıyoruz. Hiçbirinde söz hakkımız yok. Bu da tabi ki her türlü huzursuzluğu, her türlü zorluğu yaşatır bize.

Demokrasi halka doğru genişlemeli

Amed’te yaşayan insanın yaşam koşullarına Amed halkı, İkizdere’de yaşayan İkizdere köylüsünün, -şimdi oraya bir HES yapıyorsunuz- orada yüz yıldır yaşayan insanların köylerindeki evlerinin konumları, yaşam tarzlarını kökünden değiştiriyorsunuz. Oluyor mu öyle, olmuyor! Sonrasında ne oluyor, buna itiraz sonucunda ne oluyor? Devletin baskı aygıtları devreye giriyor… Demokrasi dediğimiz, en kaba haliyle açarsak içini, haklarımızın halka doğru, topluma doğru genişlemesidir. Sahip olduğumuz haklar bize çok uzakta duruyor.

Yerle yönetimler önemli

Yerel yönetimlerin önemi budur, bunu gördük, pandemide, depremden sonraki depremzedelerin yaşadığı mağduriyette gördük. Merkezi yönetimin gücü yetmez zaten. Eski bir sistem bu. Güncellenmediğinde artık çalışmıyor. Aynı şey. Siz ekranda oynadığınız bir oyunun son sürümünü kullanırken, insanı, doğayı, canlıyı, bizi yöneten kurallarla ilgili kurallar bütününün en eski sürümünü, yüz yıl önceki sürümünü kullanıyoruz.

*Seçmenle buluşuyorsunuz, sokağa, halkın nabzına dair izlenimiz nedir? Değişim mümkün mü?

Umutluyum, bir kere umut yoksa, mücadelenin de anlamı yok. Mevzu yol öyle değil mi? Bir şeyleri değiştirmeye çalıştığımızda, düzeltmeye çalıştığımızda, bizim hayatımızı rahatlatacak geri dönüşler sonuç diye sandığımız şeyler olacak. Neyi ne kadar göreceğimizi bilemeyiz. Ama yolda giderken o iyileştirmedir amaç.

*Biraz sanatı konuşalım, özellikle Kürt sanatına dönük ciddi baskılar ve engellemeler söz konusu. Bu Kürtlerle de sınırlı kalmıyor. İktidarı eleştiren, yanında saf tutmayan tüm sanatçılar hedef alındı. İktidarın sanat politikalarını, sanatçılara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence zaten bu dediğiniz sorunların sebebi, sanatın özgür olmamasıdır. İktidar, devlet sanata sahipse, sanatın üzerine tente açtıysa, o zaman iktidara göre tabi ki sanat şekillenir, sanatçılar kıstırılır. Bu kaçınılmaz olandır. Dolayısıyla iktidara göre gündelik çözümler üretmek yerine, sanatı özgür bırakmak gerekir.

Özerk sanat kurulu olmalı

Özgür sanat için bir özerk sanat kurulu olsa, özel kaynaklı olsa, kamu desteği, kampanya desteği, toplum desteği, böyle bir bütçesi olsa, özgür sanatçıların projeleri oralardan geçse, desteklense, o zaman zaten hiçbir dönemin iktidarına göre sanatçının şekillenme, şekillenmeyen sanatçının sıkıntı yaşama, kaynaksızlıktan dolayı proje üretememe gibi sorunları zaten ortadan kalkacaktır. İş yine demokrasiye dönüp geliyor. Baskıdan, iktidara bağlılıktan kurtulmayınca, bugün gündelik sorunları halletseniz, iki ay sonra yine bir sorun çıkacaktır yada kadrolar değişince yine bir sorun çıkacaktır. Sanatçı her kadroya göre nasıl şekillenebilir. Öyle sanat mı olur, öyle ürün mü çıkar? Mümkün değil.

*Hedefiniz büyük, 100 vekil dediniz. Doğup büyüdüğünüz İstanbul için hedefiniz nedir?

Aday olmasaydım da yine bir HDP, Yeşil Sol Parti seçmeni olsaydım, bir tahminde bulunurdum. Tabi ki partimin çok vekil çıkarması, zaten bu konuştuğumuz meselelerin daha güçlü seslendirilmesi ve arkasında sağlam durulmasını sağlayacaktır. O yüzden çok önemli. Ama yol mühim. Bu seçim döneminde neyi ne kadar anlatabildiğimiz mühim. Bu yüzden benim için o bir sonraki aşama. Kaç vekil çıkardık, nasıl ilerleyebiliriz, etkinliğimiz ne durumda.

İSTANBUL

#Kerem #Fırtına #Meclise #güçlü #katılım #seçimde #çok #önemli

Colemêrg adayları: 15 Mayıs’ta zaferi kutlayacağız

Yeşil Sol Parti Colemêrg adayları 14 mayıs seçimlerinde  kentte tulum çıkarmayı hedefleyerek alacakları oyların rekor düzeyde olduğunu belirtti

Kurdistan ve Türkiye’de siyasi partilerin adaylarını belirlemesinin ardından seçim çalışmaları hızlandı. Seçim coşkunun dorukta olduğu kentlerden biri olan Colemêrg’te (Hakkari), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) adayları Vezir Parlak, Öznur Bartın ve Onur Düşünmez’e ilgi oldukça yoğun. Adayların yaptığı her seçim çalışması ve etkinlikleri mitinge dönüşüyor. 2018 yılındaki Genel seçimlerde 168 bin 258 seçmenin olduğu kentte, Halkların Demokratik Partisi (HDP) oyların yüzde 70,2’si ile 2 milletvekili, AKP ise yüzde 23,8 ile 1 milletvekili çıkardı. Kente 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için 186 bin 155 seçmenin sandık başına gitmesi beklenirken, Yeşil Sol Parti’nin Colemêrg’te hedefi 3’te 3 yaparak, yüzde 90 oranında oy almak.

 Onur Düşünmez kimdir?

Yeşil Sol Parti’den Colemêrg milletvekili adayı hukukçu Onur Düşünmez, 1990’da Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde doğdu. Gençlik çalışmalarında yer alan Düşünmez, 2012 yılında Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yerleşti. Düşünmez, 4 yıllık üniversite serüvenin ardından avukat olarak görev yapmaya başladı. Düşünmez, 2016 yılında mezun olduktan sonra İstanbul’a geçerek stajyerlik eğitimini tamamladı. Düşünmez, 2017 yılında Gever’e dönerek burada mesleki faaliyetlerine devam etti. Avukatlık mesleğini yaptığı süreçte, 2019 yılında Colemêrg Baro seçimlerinde baro yönetim kurulu üyesi olarak seçilen Düşünmez, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) çeşitli çalışmalar yürüttü. Düşünmez, 2021 yılında da, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) Colemêrg Şubesi’nde kurucu üye olarak yer aldı. 2022 yılında ise derneğin eşbaşkanı oldu.

‘Umut 3’üncü yol’

Gençler ve kadınların öncü olduğu ve barışın haykırıldığı bir partinin, Türkiye’nin tek umudu olduğunu belirten Düşünmez, bu umudun 3’üncü Yol umudu olduğunu söyledi. Düşünmez, tüm halkı Yeşil Sol Parti etrafında kenetlenmeye çağırarak, “Bu sahipleniş bizi güçlü kılacaktır ve biz elbet Türkiye’nin iktidar partisi olmayı başaracağız” diye konuştu.

 ‘Colemêrg rekor kıracak’

Aday karşılamalarının coşkulu geçtiğini söyleyen Düşünmez,  “Colemêrg’te tek hedefimiz kazanmak, kazanmanın dışında başka bir seçeneğimizin olmadığını görüyoruz. Biz de bu halkın duyduğu barış özlemine cevap olabiliriz. Colemêrg bu kez sadece 3-0 yapmakla yetinmeyecek, oy oranında da büyük bir yükseltme olacağına inanıyoruz. Rekoru da kıracağımızın bilincindeyiz çünkü halktaki coşku ve moral bunu yansıtıyor” dedi. Seçimlerde elde edilecek olan zaferin tüm halkların zaferi olduğunu vurgulayan Düşünmez, “Asıl kazanım AKP’nin artık hiçbir şekilde buralara sirayet edemeyeceği. AKP artık bu topraklardan silinmelidir. Faşist iktidarlar bu topraklardan artık arkalarına bakmadan gitmelidir”dedi.

Öznur Bartın kimdir?

Colemêrg’in bir diğer adayı ise Öznur Bartın. Geverli olan Öznur, ilk, ortaokul ve liseyi Gever’de okudu. Burada gençlik çalışmalarına katılan Bartın, 2010 yılında Denizli Pamukkale Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü ve aynı üniversitede formasyon alarak öğretmen oldu. Bir dönem HDP Wan İpekyolu İlçe Eşbaşkanlığı yaptıktan sonra 2019-2021 yıllarında da HDP Wan İl Eşbaşkanlığı yaptı.

Yeşil Sol Parti Colemêg adayı Bartın, 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimler ve çalışmalarına dair  JINNEWS’e konuştu.

‘Birlikte kazanacağız’

Partilerinin daha güçlü olabilmesi için 14 Mayıs seçimlerinden zafer elde etmeleri gerektiğini söyleyen Bartın, “Bizim geleneğimizden yola çıkarsak politik bir halktan geliyoruz. Bu sürecin artık Meclis’te çözülmesi için en fazla vekil sayısıyla Meclis’te olursak elbette ki orada ki sesimiz sözümüz daha güçlü çıkacaktır. Bunun için de bütün çalışmalarımızı yürütüyoruz. İl ve ilçe örgütlerimiz bütün kurumlarımız, yapılarımız, gençliğimiz ve kadınlar hep birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu zaferi elde edeceğimizi çok iyi biliyoruz. Çünkü biz mazlum halkın, gençliğin, kadınların, işçilerin, emekçilerin sesiyiz. Ve hepsinin sesi olduğumuz için de bu mücadeleyi de birlikte kazanacağımıza inanıyoruz” dedi.

‘Onur mücadelesi veriyoruz’

Colemêrg’in sistem tarafından dışlandığını ve ötekileştirildiğini kaydeden Bartın, belediyelerine kayyum atanması ile birlikte hizmetin de halka götürülmediğinin altını çizdi. Bartın, halk iradesinin tanınması gerektiğini de söyleyerek, partilerinin yapacağını şöyle aktardı: “Biz kimlik kavgası veriyoruz, dil mücadelesi veriyoruz, kültür mücadelesi veriyoruz, onur mücadelesi veriyoruz ve bunların hepsinin kabul görülmesi değil aslında bunlar mücadeleyle halk gerçekliğini elbette ki yasal olarak da anayasal olarak da biz de bir zeminde olmak istiyoruz. Milyonlarca bir halk gerçekliğinden bahsediyoruz ama hala sözde dil sözde halk terimleri kullanılıyor. Hizmet anlamında da halkımızın talepleri her neyse siyasal ve yerel anlamda bunların hepsini gerçekleştirmek için elbette ki biz de buradayız bu çalışmalar için bizler hazırız.”

‘Her yerde kadının sesi olacağız’

Yeşil Sol Parti’nin kadınlar için yapacaklarına da dikkat çeken Bartın , “Özel savaş politikalarının en yoğun yaşandığı Hakkari ve ilçeleri burada ki halkın özgünlüğü sistem tarafından maalesef hedef haline getirilmiş. İnsan onurunu çiğneyen, iradesini çiğneyen ve bunu malzeme olarak kullanmaya çalışan ahlaksız bir sistemden bahsediyoruz. Kirli bir savaştır. Bu savaşa karşı da elbette ki ilk başta kadın bilincinin kesinlikle açığa çıkarılması lazım ve özellikle kadın yoldaşlarımızla birlikte bizim bu sahiplenmeyi gerçekleştirmemiz lazım. Her yerde kadınların sesi, kimliği, dili ve mücadelesi olacağız. Bu kirli savaşı da bitirmek için her türlü mücadeleyi ve fedakarlığı da yapmaya hazırız” diye ekledi.

‘Zaferi halay ve zılgıtlarla kutlayacağız’

Seçime az bir süre kaldığını hatırlatan Bartın, bizim halkımızdan talebimiz şudur; kesinlikle sandıklara sahip çıkmamız gerekiyor. Hepsine halkımızın sahip çıkması ve seçim sürecinde seçim gününde gerekirse her bir okulda, her bir yerde nöbetini tutmamız gerekiyor. Tek çağrımız iradelerine sahip çıkmaları, iradelerini sahiplenmeleri. Güçlü bir şekilde bu zaferi 15 Mayıs’ta hep birlikte kutlayacağımızı, halaylarla zılgıtlarla bu zaferi kutlayacağımızı çok iyi biliyoruz” sözleri ile de sandık güvenliğine dikkat çekti.

COLEMÊRG

#Colemêrg #adayları #Mayısta #zaferi #kutlayacağız

AKP’li başkana tepki: Bu çadırlar vergilerimizle alındı!

Bazarcix’da AKP’li belediye başkanına ‘neredeydiniz?’ diyerek tepki gösteren Cennes Horos, ‘Bu çadırlar bizim vergilerimizle alındı o mu verdi bu çadırları bize sanki bize bunları söylüyor’ dedi

Mereş’in (Maraş) Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde meydana gelen fırtına ve hortum nedeniyle çadır ve konteynerlerin kullanılamaz hale gelmesi ve 3 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından çadır kenti ziyaret eden AKP’li Bazarcix Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan, depremzedelerin “neredeydiniz?” tepkisi ile karşılaştı.

Yurttaşı azarladı

Tepkilerin üzerine depremzedelere, “Buradayım. AFAD’ın çadırları burada. Ben olmasam bu çadırlarda kalabilir misiniz? Benim getirttiğim çadırlarda kalıyorsun sen. O zaman çadırda kalma… Ben seçilmiş belediye başkanıyım. 18 bin oy aldım” şeklinde cevap verirken, diğer bir yurttaş ise tepkisini, “Devlet kurdu bu çadırları, sen mi kurdun? Sen bir gün buraya gelip de milletin halini sormadın” sözleriyle dile getirdi.

Çadırda kalmak zorluyor

AKP’li başkana tepki gösteren Cennet Horos JINNEWS’e yaşananları anlattı. İlk depremde evde olduklarını ve hemen dışarı çıktıklarını söyleyen Horos , iki üç gün boyunca dışarıda soğukta kaldıklarını söyledi. Dışarıda kalamayacaklarını anlayınca Kurtdere köyüne geçtiklerini dile getiren Horos , “Oranın cemevinde kaldık. Üzerinden zaman geçince çadırları kurdular buraya geldik. Akşamları nefes almakta zorluk çektiğim için uyuyamıyorum. Hala çadır üstüme geliyor gibi. Ama içindeki yastık, yorganlarımızı evimizden aldık” dedi.

Fırtınada çadırlar uçtu

Evinin ağır hasarlı olmasından dolayı evlerine giremediğini dile getiren Horos, “Fırtına olunca depreme şükredecek hale geldik. Fırtına daha kötüydü, fırtına da çadır içindeydim. Çadırı zor tutum fırtına durduğunda dışarı çıktım. Bir baktım tüm çadırlar uçmuş gitmiş. Bağırdım, sinir krizi geçirdim ve çok kötü oldum” diye belirtti.

Depremden sonra bir kez bile görmedik

Çadır kentin durumuna bakmak için aşağı indiğini ve o sırada AKP’li belediye başkanın geldiğini duyduğunu ifade eden Horos olayı şöyle anlattı: “Belediye başkanı AFAD’ın orada durmuştu. Ben de sinirlenerek AFAD’ın oraya gittim ve ‘bugüne kadar neredeydin. Şimdiye kadar neredeydin’ diye bağırdım. AKP’li belediye başkanı benimle dalga geçer gibi, ‘ben buradayım sen neredesin cevabını verdi. Birkaç kere söyledim ama açıkçası bizimle dalga geçti. Biz verdik çadırları deyince ben daha fazla sinirlendim. Yollar kötü, arabalar geçemiyor neden düzeltmiyorsunuz dediğimde de bir cevap alamadım açıkçası. Bu çadırlar bizim vergilerimizle alındı o mu verdi bu çadırları bize sanki bize bunları söylüyor. Depremden bu yana bir kez dahi görmedik evinde oturuyordu.”

MEREŞ

 

#AKPli #başkana #tepki #çadırlar #vergilerimizle #alındı

Muğla’da 4.1 büyüklüğünde deprem

Muğla’da sabah saat 06.40’da 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

Muğla’nın Ula ilçesinde merkez üssü Armutçuk olan 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sabah 06.40’daki depremin derinliğini Boğaziçi Kandilli Rasathanesi 4 km olarak açıkladı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise depremin büyüklüğünü 3.9, derinliğini 7 km olduğunu bildirdi.

MUĞLA

#Muğlada #büyüklüğünde #deprem

Alanya’da Êlih otobüsüne saldırı

Alanya’dan Êlih’e giden özel bir firmaya ait yolcu otobüsü bir grubunun saldırısına uğradı. Saldırıda 3 kişi yaralandı

Antalya’nın Alanya ilçesinden Êlih’e (Batman) doğru seyir halinde olan Özlem Batman firmasına ait otobüs dün akşam bir grup tarafından karayolunda durdurularak saldırıya uğradı. Alınan bilgilere göre, olay yol üzerindeki bir tesiste, işletme sahipleri ile yaşanan tartışma daha sonra seyir halindeki otobüsün önünün kesilmesi ile devam etti. Saldırıda otobüs sürücüsü, muavin ile bir yolcu darp edilerek yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, saldırganların olay yerinden geldikleri araçlarla kaçtıkları belirtildi.

Yolcular çekti

Yolcuların telefonla çektikleri görüntüde, otobüs sürücüsü ve muavinin yaralı olduğu görülürken, hastanede yapılan ilk müdahalenin ardından otobüs, Êlih istikametine doğru yoluna devam ettiği bildirildi.

İki kez saldırdılar

Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan yolculardan Murat D., otobüsün iki kez saldırıya uğradığını, saldırılarda otobüs kaptanı, muavin ile olayı ayırmaya çalışan bir yolcunun yararlandığını söyledi. Saldırının organizeli bir saldırı olup, olay yerine gelen polisin saldırganlara müdahale etmediğini belirten yolcu saldırı sırasında hakaretlere maruz kaldıklarını ve yaralıların tedavilerinin ardından Êlih’e doğru yola çıktıklarını söyledi.

HABER MERKEZİ

#Alanyada #Êlih #otobüsüne #saldırı

Jin Dergi ‘Erkek adaletin politikası cezasızlık’ kapağı ile yayında

Her pazar yayımlanan web dergi Jin’in sekizinci sayısı ‘Erkek adaletin politikası cezasızlık’ manşetiyle okuyucu ile buluştu

Bu sayıda geçtiğimiz günlerde katledilen Gabonlu Dina’nın ve onun gibi yurtdışından gelen kadınların Türkiye’de yaşadıkları hak ihlalleri, mülteci kadınların katledilmesi ve faillerin cezasız kalması, adaletin erkeği koruyan politikası gündeme alındı

Yeni sayıda Ezgi Sıla Demir ‘Mülteci, göçmen kadınlara yönelik şiddet biçimleri ve artan şüpheli ölümler’ adlı yazısında mülteci kadınların Türkiye’de yaşadıkları hak ihlalini kaleme aldı.

Esma Kaya Ceylan ise ‘Pippa’dan Dina’ya adaletsizlik sürüyor’ başlıklı yazısı ile Barış Gelini eylemi için yola çıkan Pippa Bacca’dan bu yana adaletin erkeği koruyan politikasına değiniyor.

Oya Açan ise ‘1 Mayıs’ta kadınlar…’ kadınların 1 Mayıs’taki yerine ve önemine değindi.

Şeyda Arslantaş’ın ‘Özgürlük ve Demokratik Siyaset’ başlıklı yazısında demokratik siyasetin var olan siyaseti nasıl şekillendireceğine ve yapılandıracağına değinirken, Saliha Ayata ise ‘Kültür, dil, kimlik, toplumsallık ısrarı’ kültürün yaşamdaki yerine ve önemine vurgu yapıyor.

Yüksel Mutlu bu sayıda ‘Kadınlar seçimde ne yapmalı?’ bu seçimin kadınların gelecek tercihi açısından önemini anlatırken, Martha Laraba Sambe de yazısından Jn ekibinin yaptığı ‘Hesap verebilirlik farkındalığı; 16 günlük aktivizmin 30 yılı’ başlıklı çeviride ise Afrika’da kadın hak ihlallerine ve cezasızlık politikasına değiniliyor.

Yeni sayıda yer alan başlıklar;

Mülteci, göçmen kadınlara yönelik şiddet biçimleri ve artan şüpheli ölümler / Ezgi Sıla Demir

Pippa’dan Dina’ya adaletsizlik sürüyor / Esma Kaya Ceylan

1 Mayıs’ta kadınlar… / Oya Açan

Özgürlük ve Demokratik Siyaset / Şeyda Arslantaş

Kültür, dil, kimlik, toplumsallık ısrarı / Saliha Ayata

Kadınlar seçimde ne yapmalı? / Yüksel Mutlu

Hesap verebilirlik farkındalığı; 16 günlük aktivizmin 30 yılı / Martha Laraba Sambe

Yeni sayıda yer alan yazıları okumak için tıklayınız.

İSTANBUL

#Jin #Dergi #Erkek #adaletin #politikası #cezasızlık #kapağı #ile #yayında

Lozan’da Seçim Koordinasyonu toplantısı: Sandık başında olacağız

Yeşil Sol Parti İsviçre Seçim Koordinasyonu tarafından seçimlere yönelik Lozan kentinde halk toplantısı gerçekleştirildi. İsviçre’de 29 Nisanda başlayacak oy kullanma işlemi hatırlatılarak ‘Oy kullanırken bizler de sandık başında olacağız. Sandık güvenliği konusunda ciddi bir hazırlığımız var’ denildi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İsviçre Seçim Koordinasyonu tarafından seçim çalışmalar hız kesmeden sürdürülüyor. Yapılacak olan seçimlere yönelik Lozan kentinde halk toplantısı gerçekleştirildi. Amed eski Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı ile seçim koordinasyonu adına Mehmet Sütçü’nün katılımıyla  düzenlenen toplantıya çok sayıda kişi katıldı.

Sandıklara gitme çağrısı 

Toplantıda konuşan Fırat Anlı seçimin önemli olduğuna vurgu yaparak gerek, “Faşizm ve diktatörlük karşısında duruş sergileyen ve ona karşı mücadele etmiş halklar 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerde de aynı iradeyi gösterecektir. Halkların, bu ceberut sistemi alaşağı etmek için sandık başına gideceği kesindir” dedi.

Geçmiş dönemlerde AKP-MHP tarafından yaşatılan ihlaller, hak gasplarına değinen Anlı, Yeşil Sol Parti olarak bu ihlallerin bir kez daha yaşanmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Anlı, “Tüm seçmeler mutlaka ama mutlaka seçim gününü aksatmadan sandık başına giderek oy kullanmalı ve Yeşil Sol Parti’ye mührü basmalıdır” çağrısı yaptı.

29 Nisanda başlıyor

Lozan Seçim Koordinasyonu adına söz alan Mehmet Sütçü de seçim tarihi açıklanmasından bugüne  yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.  İsviçre’deki seçmenlerin 29 Nisan-7 Mayıs tarihlerinde sabah 09.00 ile akşam 21.00 saatleri arasında oy kullanacaklarını dile getiren Sütçü, “Oy kullanırken bizler de sandık başında olacağız. Sandık güvenliği konusunda ciddi bir hazırlığımız var. Herkesin kendi çevresini harekete geçirerek oy kullanmalarını sağlamalıyız. Burada bulunan her arkadaşımızın bu bilinçle hareket edeceğine eminiz” ifadelerini kullandı.

13 merkezde çalışma yürütülüyor

Öte yandan İsviçre’de 13 ayrı merkezde seçim koordinasyonu çalışmalarını ev ziyaretleri ve halk toplantılarıyla sürdürüyor.  Bu kapsamda yarın dört ayrı kentte toplantıları gerçekleşecek.  Solothurn, Aarau, Cenevre ve Bern’de yapılacak olan halk toplantılarına sürgündeki Kürt siyasetçileri konuşmacı olarak katılacak.

HABER MERKEZİ

 

#Lozanda #Seçim #Koordinasyonu #toplantısı #Sandık #başında #olacağız

Emek ve Özgürlük İttifakı’dan Zürih’te miting: Herkes sandıklara gitmeli

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Zürih’te düzenlediği mitingde, 29 Nisan ile 7 Mayıs tarihleri arasında oy kullanılacağı hatırlatılarak ‘Herkes sandıklara gitmeli ve oyunu Yeşil Sol Parti’ye vermelidir’ denildi

Emek ve Özgürlük İttifakı, seçim çalışması kapsamında İsviçre’nin Zürih Rathausbrücke meydanında miting düzenledi. Mitinge İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) Eşbaşkanları, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu (İDHF), Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP), İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu (İGİF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), XETA-SOR, Avrupa Süryani Meclisi (ESU), İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu (İABF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve çok sayıda sürgünde bulunan siyasetçi katıldı.

‘Herkes sandıklara gitmeli’

Mitingde ilkin katılımcı kurum temsilcileri sahneye çıkarak halkı selamladı. Kurumlar adına ilk konuşmayı CDK-S Eşbaşkanı Selma Sürer yaptı. Sürer, 14 Mayıs seçimlerinin önemine değinerek “Tarihi bir seçim arifesindeyiz. Bu ceberut iktidarı çöpe atmak için az bir süre kaldı. Herkes sandıklara gitmeli ve oyunu Yeşil Sol Parti’ye vermelidir. 29 Nisan ile 7 Mayıs tarihleri arasında oy kullanacağız. Herkes önce sonra da çevresini duyarlı kılmalıdır” dedi.

ESP temsilcisi Gülderen Sevim de AKP-MHP iktidarının emekçilere, devrimcilere yönelik saldırılarını arttırdığına vurgu yaparak “Bu iktidarın gidişi yakındır. Onun için de daha fazla saldırganlaşacaklar ama bu saldırılar onları kurtaramayacak, gidecekler. Seçime az süre kaldı. Biz emekçiler birleşerek bunları yollayacağız” dedi.

İsviçrelilerden yoğun ilgi

Ardından sahne alan Koçgirili sanatçı Akın Oğul, söylediği Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçe şarkılarla halkı coşturdu. Sanatçının söylediği şarkılar eşliğinde halay çeken kitleye İsviçreliler yoğun ilgi gösterdi, çok sayıda İsviçreli de halaya katıldı.

  HABER MERKEZİ

 

#Emek #Özgürlük #İttifakıdan #Zürihte #miting #Herkes #sandıklara #gitmeli

AKP Bedlis’te tabela partisi olacak

Bedlis’ten başka yerlere göç eden veya mevsimlik işçi olarak başka yerlere giden Bedlis’liler bu sözü duysa muhtemelen inanmayacak. Ama Bedlis’in tamamının söylediği tek söz şu: ‘AKP’yi tabela partisi yapacağız.’

Ferhat Çelik/Sadık Topaloğlu

Bu seferki adresimiz Bedlis. Diyarbakır’dan Bedlis’e doğru yol alırken “7 Haziran 2015 ve 28 Haziran 2015 seçim sonuçlarını tekrar gözden geçiriyoruz. Veriler ışığında tahminlerde bulunurken 14 Mayıs seçimlerine günler kala Kurdistan’da Yeşil Sol Parti’nin yarattığı havayı da ihmal etmiyoruz. Yalnız Bedlis tüm ezberleri bozuyor. Yoldaki tahminlerin hepsi havada kalıyor. Halka karşı mahcubiyetimizi gizlemek için bir anda seçime dair yaptığımız tüm tahminleri bir anda unutuyoruz. Çünkü merkezden ilçelerine kadar herkesin ağzından çıkan tek şey var: “AKP’yi tabela partisi yapacağız.”

Köy boşaltmaları, işsizlik vb. gerekçelerce Bedlis’ten başka yerlere göç eden veya mevsimlik işçi olarak başka yerlere giden Bedlis’liler bu sözü duysa muhtemelen inanmayacak. Çünkü Bedlis, 22 yıllık AKP iktidarı döneminde AKP’ye oy vermiş, desteklemiş bir kent. Fakat bu sefer durum çok farklı. Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Bedlis’in bulunduğu coğrafi konum ve bundan dolayı kent üzerinde dönen oyunlar, giderek derinleşen ekonomik kriz halkın canına tak etmiş durumda. Hangi ilçesine gidersek gidelim, hangi insana dokunursak dokunalım aynı sorunlardan dert yakınıyor ve AKP’nin bu seçimlerde bir vekil dahi çıkaramayacağını ifade ediyor.

AKP’deki tartışmalar

Tabi sadece bu nedenden dolayı ifade etmiyorlar. Önceki dönemlerde AKP’ye oy veren kesimler bu dönemde AKP’nin adayından oldukça rahatsız. Özellikle Şirnex Belediyesi’ne kayyum olarak atanan ve belediyeyi borç batağına sürükleyerek, birçok usulsüzlükle gündeme gelen AKP Bedlis Milletvekili Adayı Turan Bedirhanoğlu’ndan. Bedlis’te AKP’yi destekleyen 3 aşiretten biri adaydan dolayı AKP’yi desteklemeyeceğini açıklamış ve alttan altta Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceklerini açıklıyorlar. Diğerleri de vekilliğin kendi hakları olduğunu ama kendilerinin aday gösterilmediğini bundan dolayı seçimlerde bunun hesabını soracaklarını ifade ediyorlar.

Yine daha önce AKP’den milletvekili olan Edip Safter Gaydalı da İYİ Parti’den milletvekili adayı. Bu durumun AKP’den birçok oy götüreceği kentte konuşulurken halkın İYİ Parti’ye asla yanaşmayacağı da dile getiriliyor. Verirler vermezler bilinmez ama Bedlis halkı buna dayanarak 3-0 demiyor.

Yeşil Sol’a tam destek

Türkiye genelinde her partiden aday tercihleri konuşulup tartışma konusu yapılırken belki de adaylarını konuşmayan tek parti ve il Yeşil Sol Parti Bedlis adayları geliyor. Daha önce kentte Halkların Demokratik Partisi’nde(HDP) çeşitli görevler alan Yeşil Sol Parti adayları kent halkı tarafından sevilen isimler konumunda. Bundan dolayıdır ki kent halkı bu sefer Yeşil Sol Parti’ye ve adaylarına destek vereceklerini gür bir sesle açıklıyorlar.

Hedef 3 vekil

Daha önce uğradığımız Mersin, Adana, Semsûr’de olduğu gibi burada AKP’nin seçim çalışmalarına denk gelmiyoruz. Diğer partilerin aday tartışmalarının halen sürdüğünü öğrendiğimiz kentte Yeşil Sol Parti ise tam gaz saha deyip çalışmalara başlamış. Önceki seçimlere nazaran coşkunun biraz daha az olduğu kentte, Yeşil Sol Parti adayları her gün bir ilçede açılışlar ve esnaf gezileri düzenliyor. Bayramdan sonra gece-gündüz demeden sahada olacaklarının sinyalini de veren Yeşil Sol Partililer, kentin 3 vekilini de alacaklarını ifade ediyorlar. Gittikleri her yerde coşku ile karşılaşan Yeşil Sol Parti adayları da 3 vekili almak için özellikle daha önce AKP’nin yüksek oy aldığı bölgelere giderek çalışmalarını sürdürüyor.

Tek korku AKP’nin oyunları

Bayramla birlikte daha çok sahada olacaklarını ifade eden adaylar, Bedlis’te gitmedik ev bırakmayacaklarını söylüyorlar. Bedlis ve ilçelerinde yapılan gezilerde halkın en çok korktuğu konuların başında ise seçim güvenliği geliyor. Bu konuda adaylara da telkinlerde bulunan halk, “Tek korkumuz oyunlar, yoksa hiçbir şekilde AKP kazanamaz” diyerek sandıklara çok daha iyi sahip çıkılması gerektiğini ifade ediyorlar.

Oy çalmanın ismi

Seçim çalışmalarının merkezi olan Tetwan’da çalışmalar diğer bölgelere göre daha coşkulu yürütülüyor. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde 295 oy farkıyla AKP’nin belediyeyi kazandığını sürekli olarak hatırlatan ilçe halkı, gerçeğin öyle olmadığını AKP’nin hilelerle belediyeyi HDP’den aldığını ifade ediyor. Bu durumun belediye seçimlerinden sonra AKP’li meclis üyeler dahil, AKP’ye oy vermiş birçok kesim tarafından dile getirildiği ve bu duruma tepki gösterildiği de ifade ediliyor. Bu seçimlerde hilelere rağmen AKP’ye geçit vermeyeceklerini de ifade eden halk, “Erdoğan diyor ki Kürtler bize oy veriyor. Fakat Kürtler kendilerine oy vermedi, bu seçimde de vermez. Oyları çalıyorlar. Bunu da ‘Kürtler bana oy verdi’ olarak açıklıyorlar. İşte bu dönemde bu oyunlara geçit vermemeliyiz. Bakalım Kürtlerden oy alabiliyor mu?” diyerek seçim sonuçları açıklanana kadar Yeşil Sol Parti’yle birlikte bütün halkın sandıklarına sahip çıkması gerektiğini ifade ediyorlar.

İşçilerden partilere çağrı

Halkın bir diğer korkusu ise dışarıda mevsimlik göçü olarak giden kişilerin seçimlerde gelip oyunu kullanamaması. Kentteki orta yaştaki insanların birçoğunun çalışmak için başka metropollere göç etmek zorunda kaldığını belirten halk, partilerin bu işçilerin getirilip götürülmesinde aktif rol alması gerektiğini belirtiyor. İstanbul’da çalışan ve Bayramı ailesiyle geçirmek için kente gelen bir işçi de aynı durumdan yakınıyor. İstanbul’a gidip gelmesinin maddi anlamda kendisini zorlayacağını belirterek, “Ben bayrama gelirken iş yerimden oy kullanmak istediğimi ve seçimlerden sonra geleceğini ifade ettim. Fakat kabul etmediler. Bayramdan sonra gidip birkaç gün sonra geri gelmek beni çok zorlar. Onun için biz işçilere bu konuda yardım etmeleri gerekir” diyerek çağrıda bulunuyor.

Coşkumuz 15 Mayıs’ta olacak

Halk ise 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bütün ibrenin Yeşil Sol Parti’den olduğunu da ifade ediyor. Her ne kadar Tetwan’da coşku diğer yerlere göre fazla ise de diğer seçimlere nazaran az göründüğünü ve bunun nedenini sorduğumuz halka, şu karşılığı alıyoruz. “Kurdistan açık bir cezaevine dönüştü. Onun için öyle eskisi gibi coşku yok. Sadece burada değil Kurdistan’ın her yerinde bu böyle. Ama sandıklarda çıkacak coşku büyük olacak. Bizler de coşkumuzu 15 Mayıs sabahına saklıyoruz. 15 Mayıs’tan sonra da Kurdistan’ı cezaevlerine çevirenlerden hesabını mutlaka soracağız.”

Gündüz sahada akşam büroda

Kentte gittiğimiz her yerde benzer durumlarla karşılaşıyoruz. Gündüzleri yapılan açılış ve ziyaretlere katılan kitle akşamları iftardan sonra açılan seçim bürolarına akın ediyorlar. Her masanın konusu seçimler olurken, yarına dair nelerin yapılabileceği de burada netleştiriliyor. Çok geç saatlere kadar süren bu sohbetlerde Yeşil Sol Parti’nin tarihi bir zafer elde edeceği belirtiliyor. Tabi bu sohbetler burada son bulmuyor. Evlerde yatana kadar bu sohbetler yapılıyor. Büroda tartışılanlar tekrar tekrar anlatılıp bu bilgiler ışığında yeni yol ve yöntemler belirleniyor.

Büronun emektarı

Seçim bürolarının çay yapan emektarlarını da unutmamak gerekir. Çalışmalardan yorgun dönen, ya da yaptığı çalışmaya ara verip dinlenmek isteyenler uğradığı seçim bürolarında, çayı hemen önlerinde buluyorlar. Biri boşalıyor diğeri iniyor. Adete “hadi şu yorgunluğu at ve çabuk çalışmana dön” dercesine çaya doyuruyor seni. Çay yapan emektarlar sahaya inemese de onlar çalışmaların motor gücü olma pozisyonunu koruyorlar.

Ortak emekten ortak zafere yürüyen Bedlisliler 14 Mayıs’ı iple çekiyor.

#AKP #Bedliste #tabela #partisi #olacak

Muğla’ya Yeşil Sol lazım

Muğla, bir vekilliğin tümüyle imkânsız olduğu bir yer değil. Diğer partilerin listelerindeki sabıkalar düşünülünce geçmişteki 43 bin oyun üzerine koymak belki de mümkün, Tek liste seçeneğinde bu elbette daha çok mümkündü

M.Ender Öndeş

Aydın’dan Bodrum’a doğru geçtikçe, bu kez daha başka türlü bir doğal ve siyasal ortam çıkıyor karşıma. Bodrum diyorum, çünkü Muğla kent merkezi siyasal olarak -en azından HDP açısından- çok işlevli bir yer değil; siyaset daha çok Bodrum, Milas, Datça üzerinden dönüyor. Öte yandan, üst ve iç Ege’deki muhafazakâr çerçeve de buralarda çok baskın değil. Yeşil Sol Muğla Milletvekili 1. Sıra adayı Hasan Yıldırım’ın deyişiyle, özellikle Bodrum, “Seküler Türkiye’nin başkenti” gibi bir şey.

Tuhaftır, orada da Yeşil Sol / HDP dışında aktif bir seçim atmosferi yok. Diğer partilerde somut bir hareketlilik görünmüyor. Adaylar konusunda ise ciddi sıkıntılar var.

Politik bir kent

Aralarında HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar’ın ve HDP bileşenlerinden bazılarının da olduğu heyeti karşılamak için yollara düşüyoruz. Selimiye’den heyet alınıp konvoyla Bodrum Yalıkavak’taki seçim bürosu açılışına gidilecek. Bodrum, Datça filan denilince bizim gibi metropollerde yaşayan insanların çoğunun zihninde apolitik bir turizm/eğlence alanı imajı oluşuyor. Hele HDP açısından düşünüldüğünde, belki birçok insan ‘ne alaka’ diyebiliyor ama aslında bölgede hatırı sayılır bir Kürt nüfus var ve ayrıca seküler/sol kesimden birçok insanın yazlık değil sürekli yaşadığı bir yer. 43 bin oydan söz ediyoruz sonuçta; hiç de az sayılmaz.

Yolda Bodrum/Muğla ve çevresini anlatıyor Hasan Yıldırım: “Bu 43 bin oy, ağırlıklı olarak Bodrum, Milas, Datça’nın ve yine ağırlıklı olarak Kürt oyu tabii ki. Diğerleri için kullanılan ‘emanet oy’ doğru bir kavram değil aslında. Bu bir alacak verecek meselesi değil, doğru değil öyle bakmak. Siz seçmene dokununca o oyu alıyorsunuz, önemli olan o. 2019’da da emanet vermedik ki biz. Doğruydu verildi. Bunu emanet olarak tartışmak yanlış. İnsana gidersin, ‘bunun değişmesi lazım’ dersin, ikna edersin, oyunu verir. Var olan oyunuz da öyledir. Çalışmazsanız, gidip dokunmazsanız o oyu yeniden alamazsınız. Sürekli çalışma, sürekli yenilenme ihtiyacı vardır.

Göç ve yerleşme

Kürtlerin hayatı konusunda da şunları söylüyor Yıldırım: “Burada da getto özellikleri gösteren, Kürtlerin yoğunlaştığı yerler, mahalleler var. Bodrum’da 4-5 yer böyledir. Ama Bodrum’da katmanlar arası geçiş de var. 20-30 yıl öncesinin taş ustası, şimdi müteahhitlik yapıyor ya da o edindiği sermayeyi farklı alanlarda değerlendiriyor. Ve tabii o zaman oturduğu yer de değişiyor.”

Muğla’nın Kürtlerin kaçarak değil, koşa koşa geldikleri bir yer olduğunu söylüyor Yıldırım, “Ağırlıkla Serhat kitlesi var, Buraya Bodrum olduğu için, çalışmak için gelenler var. 80’li yıllarda burası çok göç almaya başladı. Ağırlıkla inşaat işçisi göçüydü. Sonra onlar, aradan geçen 20-30 yıl içerisinde belli bir mülkiyet edindiler, giderek çocukları akademik kariyer yapan üniversite mezunları oldu ve daha yerleşik, özgüvenli hale geldiler.”

Turizmin arka planı

“Zevkin alınıp satıldığı bir dünya burası” diyor Yıldırım, “Zevk pahalı bir şey. Bir tatmin düzeyi yaratıyor. Muğla ve ilçeleri, birbirinden farklı seküler özellikler gösteriyor. Yaşam tarzı itibarıyla öyle. Datça farklı bir dünyadır; Ortaca, Köyceğiz, Bodrum başkadır, Yatağan işçi yoğunluğunun olduğu bir alandır, Milas ise Muğla’nın zencilerinin, en dipteki katmanların yaşadığı bir alandır. Bodrum da bu işin zirvesi, Türkiye’nin Monaco’sudur. İnsanlar buraya para harcamaya geliyorlar. Ama bu kadar zevkin bir arka planı, hizmet alanı, o alanda çalışanlar var” diye kaydediyor ve eski günlere dönüyor: “Biz yıllar önce HADEP döneminde burada akşam 21.00’de açıyorduk partiyi. Çünkü insanlar gece sabaha kadar çalışıp gündüz yatıyor. Şaşırmıştım ben hatta. Yazın böyle durum. Kışın da inşaat sektörü var. Sonuçta inşaat sektörünün de, turizmin de yükünü çeken, geri plandaki isimsiz çalışanlar ve elbette Kürtler. Ağır bir sömürü çarkı var burada.”

Eller işte, gözler yukarıda

Yolun sonunda vardığımız Yalıkavak’taki açılışta da Yıldırım’ın söylediklerinin pratik görünümüyle karşılaşıyoruz. Etkinliğe kendi pankartları ve radikal sloganlarıyla gelen genç grubun metropollerdeki HDP gençliği gibi öğrenci ağırlıklı olmadığını görmek zor değil. Sahillerin manzarası bu biraz. Tatil ve eğlencenin arka planında her zaman, bütün o şatafatı ve hizmeti sunan emekçiler var ve bu insanların Kürt olması şaşırtmıyor. “Ama” diyor, Yıldırım, “O zevk alım satımının bir bölümünden herkes bir parçacık nemalandığı için, klasik işçi eksenli bir zemin oturmuyor.” Yani bir süre sonra yukarıya doğru tırmanmak isteyen bir kesim bu.

Yıldırım, “Şu anda Bodrum’da 25-40 yaş arasında, akademik düzeyi yüksek ama aidiyet düzeyi düşük bir Kürt orta sınıfı var. Bir süre sonra bunlar, Bodrum’un ekonomik hayatında ciddi bir aktöre dönüşecekler. Bodrum Vakfı (BODAV) diye bir kurum oluştu mesela. Şu anda da Bodrum sermayesinin yüzde 7’sine tekabül eden bir güç var ortada. Bu bize bir alan da açıyor tabii. Değerlendirilebilirse bu alan önemli” diyor ama her sınıfsal yükseliş, bir taraftan ulusal duygulardan kopuş ve kimliğin zayıflaması anlamına da geliyor.

Çalışmalar sürüyor

Seçim konusunda herkes ümitli, çalışmalar da sürüyor. Ama bölgede TİP’in de seçime girmesi, işleri biraz daha zora sokuyor. Dönüş yolunda anons arabasında konuştuğum Milas’lı bir emekli öğretmen/partili, “Tek liste olsaydı da yine TİP’li biri aday olsaydı, şu iktidara bir vekil kaybettirseydik” diye serzenişte bulunuyor. Yoldaki molalarda konuştuğum kadınlar da aynı sıkıntıyı ifade ederken Yeşil Sol’un kadın aday konusundaki eksiğini dile getiriyorlar. Aslantuğ’un ise Bodrum’da yaşamak dışında bir rolünün olmadığını, onca zamandır verilen bir çok ekoloji mücadelesinde hiç görülmediğini anlatıyorlar. Kısacası Muğla, şu anda kestirilmesi zor, belki de sürprizleri olan bir geleceğe doğru yürüyor.

CHP listesinde skandal isim

CHP listelerinde Gelecek Partisi kontenjanından aday yapılan eski Manisa AKP milletvekili Selçuk Özdağ, geçmişiyle de bugünüyle de hayli problemli biri. En kanlı cinayetlerin işlendiği 1975-1980 döneminde Manisa Ülkü Ocakları Başkanı olan Özdağ’ın ‘görev’ sürecinde CHP İl Başkanı Mete Erdem ve CHP il Kadın Kolları başkanı eczacı Neşe Gülersoy, ülkücü katiller tarafından öldürülmüş ve Özdağ bütün bu cinayetlerin planlayıcısı olarak yargılanmıştı. Cezaevinden sonra çeşitli partilerde yer alan Özdağ, önce AKP’den milletvekili olmuş, son dönemde de partiden ayrılarak Gelecek Partisi’ne katılmıştı.

Ancak, Özdağ’la ilgili sorunların hepsi bu kadar değil. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde kadın öğrencilere tacizde bulunması nedeniyle Özdağ hakkında açılan bir soruşturma da halen yürüyor. Önceki günlerde Muğlalı kadınlar, bu konuyla ilgili CHP Genel Merkezi’ni uyarmak için bir imza kampanyası başlattı. CHP’li kadınların “örgüt kararı”nı gerekçe göstererek imzalamadığı Kampanya metninde, “Biz farklı partilere oy veren ve farklı kimliklere sahip kadınlar, bu seçimin önemini bilerek, tarafımıza dayatılan taciz geçmişine sahip bir milletvekili adayının listede yer almasını kabul etmiyoruz ve bu yanlıştan ivedi bir şekilde dönülmesini talep ediyoruz. Kamuoyuna bu konuda herhangi bir açıklama yapmadan önce, bu yazı ile öncelikle size sesleniyoruz ve Selçuk Özdağ’ın aday listesinden çıkarılmasını istiyoruz. Aksi durumda 14 Mayıs 2023 tarihinde seçimlerde Muğla’da CHP’ye kati suretle oy vermeyeceğiz ve seçim gününe kadar Muğla seçmenlerini de bu adaylık hakkında bilgilendirmeyi görev bileceğiz” ifadelerini kullanıldı.

#Muğlaya #Yeşil #Sol #lazım