Ana Sayfa Blog Sayfa 586

Munzur Çayı’na düşen 3 genç aranıyor

Dersim’de Munzur Çayı’na düşen aracın içerisinde bulunan 3 genci arama kurtarma çalışmaları 2’nci gününde devam ediyor

Dersim-Ovacık karayolunun 40’ıncı kilometresinde dün Munzur Çayı’na düşen otomobilin içerisinde bulunan 3 genç halen bulunamadı. Debisi yüksek çaya uçan otomobilde Mehmetcan Demiral (22), Baran Aslantaş (22) ve Azad Demiral (21) isimli gençler bir süre sonra suya kapılarak kayboldu. Hava destekli arama kurtarma çalışmaları sürerken, kayıp gençler şimdiye kadar bulunamadı. Akıntıya kapılan gençlerin bayram tatili dolayısıyla Amed’ten Dersim’e gittikleri öğrenildi.

Aileler, arama kurtarma çalışmalarını endişe içinde takip ediyor.

Kaynak: MA

#Munzur #Çayına #düşen #genç #aranıyor

Yeşil Sol Parti ilk mitingini Colemêrg’te yapıyor

24 Nisan’da Colemêrg’te İlk seçim mitingini gerçekleştirecek olan Yeşil Sol Parti, 14 mayıs seçimlerinde iktidara güçlü cevap vermeye hazırlanıyor

Kurdistan ve Türkiye’de halklar 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerde iktidarı değiştirmeye hazırlanıyor. Özellikle Kürt ve sol-sosyalist seçmenin ilgisini üstüne çeken Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) seçim irtibat büro açılışları dahi miting havasında geçiyor. Özellikle Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılma tehlikesine karşı Yeşil Sol Parti ile seçimlere gireceğini duyurması da bu ilgiyi iki katına çıkardı.

Başlangıç Colemerg’te

Halkta büyük bir umut uyandıran Yeşil Sol Parti, seçimlere sayılı günler kala kent kent miting programları çıkarmaya başladı. Yeşil Sol Parti’nin ilk miting adresi ise seçim coşkunun dorukta olduğu kentlerden biri olan Colemêrg (Hakkari). Miting, 24 Nisan (Pazartesi) günü Colemêrg merkezde Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Eski TEDAŞ binası meydanında saat 13.00’da yapılacak. Mitinge ise Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, HDP Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Wan 1’inci Sıra Adayı Pervin Buldan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Êlih 1’inci Sıra Adayı Keskin Bayındır ile Başak Demirtaş, bölge vekilleri ve Yeşil Sol Parti Colemêrg milletvekili adayları katılım sağlayacak. Mitingde ayrıca sanatçı Azad Bedran da ezgileri ile sahne alacak.

‘Halkın tercihi demokrasi olacak’

Yeşil Sol Parti’de amaç açılışları yapılan ve adeta mitinge dönüşen seçim bürosu açılışlarına katılan binleri on binler yaparak miting alanında buluşturmak. Mitingin hazırlık çalışmaları hakkında bilgi veren HDP Parti Meclis (PM) üyesi Leyla Atsak, 14 Mayıs’ın Türkiye açısından değişim ve dönüşüm seçimi olduğunu dile getirerek, halkın tercihinin demokrasiden, barıştan ve adaletten yana olacağını vurguladı.

‘AKP’nin gitme vakti geldi’

Çalışmalarına dikkat çeken Atsak, şimdiye kadar kent merkezinde 4 tane seçim bürosu açtıklarını söyledi. Atsak, “Büro açılışlarında aday tanıtımlarımız oldu halkın sahiplenmesi ve coşkusu, AKP iktidarın artık gitme zamanı olduğunu gösterdi. Kazanımlarının başarılarının sahibi halklardır. Sokaklarda, mahallelerde, meydanlarda direnen ve mücadele eden gençlerin ve kadınların seçimidir. Bu sloganlarla biz kendi çalışmalarımızı mahallelerde halk toplantıları, halk buluşmaları ve ziyaretleri bu şekilde devam ettiriyoruz” dedi.

‘14 Mayıs kadınların, gençlerin sesi olacaktır’

Halkın alanlarda PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması, hak ihlalleri ve yaşanan hukuksuzlukların son bulması mesajı verdiğini kaydeden Atsak, yaşanan adaletsizliklere karşı 14 Mayıs seçimlerinde insanların kendi seslerini adaletten yana kullanacağını vurguladı. Atsak,  AKP-MHP iktidarının gençlere ve kadınlara dönük politikalarını da hatırlatarak “hesap sorma” seçimi olacağının altını çizdi. Atsak, “14 Mayıs kadınların, gençlerin sesi olacaktır. Seçime kadar Colemêrg’te çalmadığımız kapı, gitmediğimiz ev kalmayacaktır. Yeşil Sol’u herkese tanıtacağız” diye ekledi.

Mitinge çağrı

14 Mayıs’a kadar ev, köy ve mahalle ziyaretlerinin aralıksız bir şekilde süreceğini ifade eden Atsak, 24 Nisan’da ilk start mitinglerine de çağrı yaparak, “O meydanda yine halklarımızın sesi gür ve coşkulu bir şekilde iktidarın gitmesi yönünden çıkacaktır. Colemêrg ilinin bu coşku ve heyecanı 14 Mayıs’ta sandıklara yansıyacağından çok eminiz. Kentten çıkaracağımız 3 vekille, Meclis’i daha güçlü tutacağız. Kazanımlar ve başarı direnen halkların olacaktır” dedi.

COLEMÊRG

#Yeşil #Sol #Parti #ilk #mitingini #Colemêrgte #yapıyor

İzmir’den aday olan Burcugül Çubuk: Kadın Bakanlığı kuracağız

Yeşil Sol Parti İzmir’de Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Burcugül Çubuk’u aday gösterdi: İstismarcıları destekleyen sisteme karşı görevlerimiz var

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti),14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Genel Seçimleri için çalışmalarına tam hız devam ediyor.

Yeşil Sol Parti’ İzmir 1’inci Bölge 1’inci sırada Burcugül Çubuk’u aday gösterdi. Çubuk, yıllardır sol-sosyalist ve feminist hareket içinde yaptığı çalışmalar ile öne çıkan isimlerden biri.

Burcugül Çubuk kimdir

1985’te Afyon Emirdağ’da doğan Çubuk, ilk ve ortaokulu burada okudu. Daha sonra ise babasının iş imkanı bulmaması nedeniyle ailesiyle birlikte Antalya’ya taşındı. Annesi bir dönem kuaförlük yapan Çubuk, gençlik yıllarında lisede Devrimci Liseliler (DEV-LİS) ile tanıştı. DEV-LİS için “Cinsiyetçi ve militarist bir eğitime karşı, ana dilde, eşit parasız demokratik eğitimi savunuyorlardı” diyen Çubuk, Kurtuluş Hareketi’ne ve onun bileşeni olan Sosyalist Demokrasi Partisi’ne (SDP) katıldı. Anadolu Üniversitesi İşitme Engelliler Öğretmenliği bölümünde okurken Gençlik Sendikası’nın (Genç Sen) kuruluşunda yer aldı. İlerleyen zamanlarda ise Devrimci Parti’ye üye oldu ve farklı görevlerin ardından burada Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Devrimci Parti aynı zamanda HDP’nin de bir bileşeni.

Kadın mücadelesi

HDP’nin Meclis’te ayrı bir kadın grubunun bulunması, eşbaşkanlık sistemi gibi partinin “mor çizgilerine” dikkat çeken Çubuk, Yeşil Sol Parti’de de kadın mücadelesinin parti ile sınırlı olmadığını ifade etti. “Biz partideki kadınlarız, dayanışmada yan yanayız” diyen Çubuk, “Bugün kotada her seferinde daha üst bir rakama ulaşmamız, eşbaşkanlarımızın söylediği her sözün kamuoyunda karşılık buluyor olması, kadınların yaptığı politikanın kadınlar için olmasından. Geçmişte sisteme entegre olmuş kadın modelleri vardı. Şimdi kadın politikası yapan kadın öncü modeller var” diye belirtti.

Yeşil Sol’da kadın yoldaşlığı

“Yeşil Sol’da kadınlar birbirinin yurdudur” diyerek partideki kadın yoldaşlığına da dikkat çeken Çubuk, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 90’lı yıllarda korucuların tecavüz suçlarını meşru gören sözlerini, AKP’li Bakan Derya Yanık’ın tecavüz failleriyle çekilmiş fotoğrafları olduğunu hatırlatarak, “HDP’li kadınlar suç işleyen herhangi bir erkeği affetmiyorlar. Bizim erkek üyemiz diye bakmıyorlar, hesaplaşıyorlar. Kadınların vekili nasıl oluru bize onlar gösterdi. Biz de onlardan biriktirdiklerimizle süreci örgütlüyoruz. Bunlar bizim yıllarca kalacağımız pozisyonlar değil. Görev yerine getiriyoruz, kadınlara işçi sınıfına çocuk istismarcılarını destekleyen cezasız bırakan sisteme karşı görevlerimiz var. Meclis’le kadın mücadelesi arasında bizim açımızdan ayrım yok” diye belirtti.

Kadın düşmanı sistem

İktidarın Yeniden Refah Partisi ve HÜDA-Par ile kurduğu ittifaklara da dikkat çeken Çubuk, “Devletin bekası ve faşizm bu kadar iç içeyse tamamı kadın düşmanıdır. HÜDA-Par, Hizbullah diyerek bizi korkutmak istiyorlar. Şu an tam olarak Türkiye’de ve Kürdistan’da yaşayan herkes tehdit ediliyor. Bu tehdidin karşısında Konca Kuriş olacağız, Azadiya Welat çalışanı olacağız ve vazgeçmeyeceğiz” diye ekledi.

Kadın Bakanlığı kurulacak

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adıyla kadının ailedeki nesne olarak tanımlandığını dile getiren Çubuk, beyannamelerinde yer alan Kadın Bakanlığı’na dair, “Bütün bunların yanında da bütün cinsel ekonomik şiddetin yöneleceği canlı olarak tariflenmektedir. Hem bu yasaları gerçekleştirmek hem de saydıklarımızı gerçekleştirmek için Kadın Bakanlığı kuracağız. Bakanlığın yapacağı işlerin kararını tarikatlar vermeyecek. Bütün yönetim mekanizması projeleri açısından tamamen kadınların elinde olacak ve kadınlara şeffaf olacak” şeklinde ifade etti.

Haber: Melike Aydın/ JINNEWS

 

#İzmirden #aday #olan #Burcugül #Çubuk #Kadın #Bakanlığı #kuracağız

‘Asıl katillerin yargılanması için mecliste olacağım’

Hak arayanların Meclis’teki sesi olmak için Yeşil Sol Parti’den aday olduğunu aktaran Tedik  ‘7 yıldır adliyelerde adalet arıyorum, asıl katillerin yargılanması için mücadele mecliste olacağım’ dedi

Ankara Garı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne yönelik bombalı saldırıda katledilen 104 isimden birisi olan Emek Partisi Genel Yönetim Kurulu üyesi Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, Meclis yolundu. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), anne Tedik’i Antalya’dan aday gösterdi. Tedik, 1963’te Meletiî’nin (Malatya) Argan (Akçadağ) ilçesinin Ören köyünde doğdu. Tedik, küçük yaşlarda devrim hareketleriyle tanıştı. 93 yılında Ankara’ya yerleşen Tedik, belediyede işe girmesinden sonra sendikal mücadeleye katıldı. Aynı zamanda insan hakları mücadelesi veren Tedik, uzun yıllardır Ankara Katliamı’nın sorumlularından hesap sormak için mücadele ediyor.

‘Gerçek katillerin yargılanması için mücadele edeceğim’

Adaylık sürecine dair konuşan Tedik, “1992-1996 yılları gözaltıların, kayıpların en çok yaşandığı yıllardı. Kürdistan’da kontra cinayetlerle kaybedilen her insan için Ankara’da mücadele ediyorduk. Eşim de ben de kamu emekçisi olmamıza rağmen demokrasi ve insan hakları mücadelesinde hep en önde olduk. Bu yüzden de çocuklarımız bizimle birlikte işçi sınıfı mücadelesinde alanlarındaydı. 1O Ekim Barış Mitingi’ne de tüm aile katılmıştık. Korkmaz orada katledildi. O günden sonra 10 Ekim aileleri olarak gerçek katillerin yargılanması için mücadelem devam ediyor” diye konuştu.

Halklara umut olmak için mecliste

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tek adam rejimine karşı bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Tedik, “Bu ülkede yoksulluk, sefalet, zamlar, insan hakları ihlalleri hiçbir dönemde olmadığı kadar AKP-MHP rejimi döneminde yaşandı. Sadece sendikalı oldukları için ya da insanca yaşayacak bir ücret talep ettikleri için işten atılan yüzbinlerce işçi var. Bu ülkede demokratik hakların kırıntıları bile kalmamış durumda. Sol ve sosyalistler, halklara umut olmak için Emek ve Özgürlük ittifakı çatısı altında buluştu” dedi.

 ‘Gar katliamında kimin parmağı varsa yargılanacak’

Hak arayanların Meclis’teki sesi olmak için Yeşil Sol Parti’den aday olduğunu aktaran Tedik, AKP iktidarı döneminde yaşanan katliamları anımsattı. Tedik, barış ve demokrasi talebiyle Ankara’da yapılan mitingde oğlunu kaybettiğine işaret ederek, “7 yıldır adliyelerde adalet arıyorum. Bizim adalet davamız sürerken bu katliamda sadece 9 IŞİD’li yargılandı. Ben Meclis’te asıl katillerin yargılanması için mücadele edeceğim. Her 2 ayda bir davamız görülüyor ama bizim istediğimiz gibi hesap sorulmadı, içimiz soğumadı. Dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı, Ankara Emniyet Müdürü… Kimlerin bu olayda parmağı varsa hepsinin tek tek yargılanması için Meclis’te olacağım” ifadelerini kullandı.

‘İktidarını devam ettirmek için katliamlar yaptı’

Tedik, Cumhur İttifakı’nın Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) ile ortaklık yaptığını ve yeniden “karanlık bir hesap” yaptığını dile getirdi. Tedik, “AKP, 7 Haziran’da iktidarını devam ettirmek için bu katliamları yaptı. O dönem yaşanan katliamları, oylarını arttırdıklarını dair söylemlerde kullandılar. Bugün aynı şekilde 90’larda Hizbullah’ın devamı olan HÜDA PAR’la ortaklık yaparak, tekrar o karanlık dönemlere dönülmesini istiyorlar. İŞİD’le aynı zihniyettedir, hiçbir farkları yok. Eğer bunlar tekrar iktidara gelirse, ülke o karanlık katliamlarla dolu döneme tekrar dönecek. Bizler de sokakta mecliste her yerde bunların karşısında olacağız. kazanmalarına asla izin vermeyeceğiz. Ülkeyi karanlığa sürükleyenlere karşı; işçiler, kadınlar, emekçiler olarak daha fazla çalışmalıyız” diye konuştu.

‘Halk kazanacak’

Antalya’da mahalle mahalle seçim çalışmalar yaptıklarını ifade eden Tedik, şöyle devam etti: “Halk artık kendine güven veren bir iradenin olmasını talep ediyor. Yeşil Sol Parti olarak bu irade ve güç bizde var. Antalya halkının bize yaklaşımı çok olumlu, çünkü biz alternatifiz. İşçi, kadın, öğrenci, emekçi kısaca tüm ötekileştirilenler için orada olacağız, biz kazanacağız, halk kazanacak.”

Kaynak: AMA

#Asıl #katillerin #yargılanması #için #mecliste #olacağım

Ayşegül Doğan: Babamın yolundan yürümek gurur verici

Kürt siyasetçi Orhan Doğan’ın kızı gazeteci Ayşegül Doğan, ‘Babamın yolundan yürümek gurur verici. Bu mesele hala ortada duruyor, pek çok kazanıma rağmen çok da acı var ve büyük fedakârlıklar var’ dedi

22 gün kalan 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için çalışmalar devam ediyor. Çalışmalarına hız veren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de adaylarıyla birlikte seçim bölgelerinde miting havasında geçen etkinlikler yapıyor.

Çalışmaların yoğun olarak sürdüğü bölgelerden biri de Botan kentleri. Yeşil Sol Parti, burada 4-0 hedefliyor. Adaylar arasında Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Newroz Uysal Aslan, gazeteci Ayşegül Doğan, Zeki İrmez ve Bedirhan Osal yer alıyor.

Paris’te okudu

Şirnex’in (Şırnak) adaylarından Ayşegül Doğan, gazeteci kimliğinin yanı sıra, ömrünü barış mücadelesine adayan Kürt siyasetçi Orhan Doğan’ın kızı olarak da tanınıyor. Doğan, Metz Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Paris Yüksek Gazetecilik Okulu mezun olduktan sonra, Paris Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Ulusal Enstitüsü’nde Kürt Dili ve Edebiyatı kürsüsünde okutmanlık yaptı.

Gazetecilik yaptı

Agence France-Press (AFP), Le Monde Diplomatique gibi birçok uluslararası ajansta çalışan Doğan, birçok belgeselin yapımında da yer aldı. Uluslararası çalıştay ve konferansların düzenlenmesinde organizatörlük, çevirmenlik, iletişim ve siyaset danışmanlığı yapan Doğan, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan İMC TV’de de program sunuculuğu yaptı. Doğan son olarak, Youtube kanalı olan Yeniden TV’de de program sundu.

Orhan Doğan’ın kızı olarak kabul görmedim

Lise çağında Şirnex’den Ankara’ya göç ettiklerini ve Çankaya Lisesi’ne kayıt olduğunu belirten Doğan, ilk göçlerinde yaşadığı sorunları, “Ancak bir Kürt ve siyasetçi Orhan Doğan’ın kızı olarak hiçbir zaman kabul görmedim” sözleriyle anlattı. O dönemlerde Kürt siyasetinde yer alan birçok ailenin de benzer şeyler yaşadığını dile getiren Doğan, “Çoğu ya sürgüne gitti, ya toprağın altına, ya da cezaevine girdi. Yani, yaşatmak istedikleri hayatı yaşayamadılar. Bu acıları anlatırken, kendi kişisel yaşanmışlıklarını anlatırken bile utanıyorum. Şuan Cizîrdeyim. Özelikle insanlar bana 2015-2016 sürecinde yaşadıklarını anlattıklarında gerçekten kelimelerle tarif edemiyorum. Hala bunları nasıl çözebiliriz ısrarı olan bir seçmen kitlesi var. İşte belki en zor soru bu, böyle bir seçmen kitlesinin karşısında, nasıl bir siyaset yapacağız. Bunun üzerinde düşünmek gerek” dedi.

Cizîr benim için önemli

Milletvekilliği adaylığı teklifinin Şirnex’ten geldiği için reddedemediğini ifade eden Doğan, “Burası benim için özel bir yer. Mesela, 2004’te Demokrasi Partisi (DEP) milletvekilleri tahliye olduğu zaman, bizim en görkemli mitinglerimizden biri Cizîr’de olmuştu ve üstelik organizasyon da yoktu. O sevgi selini hayatım boyunca unutamam. Aktif siyaset dediğimiz şey bizim gibi insanlar için daha çok adanmışlık. Bu böyle bir döneme, milletvekilliğine, belediye başkanlığına, başka bir şeye sığdırılamayacak bir şey” diye belirtti.

Siyaset benim hayatım

Türkiye’ye dönmesinde DEP’in önemli bir rolü olduğunu söyleyen Doğan o süreci ise şöyle anlattı: “Babamlar tutuklandığında ben de 1995’te yurt dışına gitmek zorunda kaldım. Üniversiteyi Türkiye’de okuma şansım ortadan kalkmıştı. Fransa Kürt Enstitüsü’nün organize etiği bir burs programı çerçevesinde Fransa’ya gittim. Fransa’ya gittiğimde daha 17 yaşındaydım. Çocukluğumda doktor, avukat falan olmak istiyordum. Her Kürt’ün bir doktor, avukat olma sevdası vardır. Çünkü bu iki meslekten çok mahrum ve yoksunduk. Hayalim doktor olup Cizre’ye dönüp ücretsiz sağlık hizmeti vermekti. Ama Fransa’ya gidince iletişim okumaya karar verdim ve gazetecilik okudum. Ailemin teşvikiyle de bu alana ihtiyacımız olduğunu düşündüm. Sonra da Paris’te gazetecilik okudum ve birçok yerde staj yaptım. Arada bir Kürtçe okutmanlık da yaptım. Bu benim Kürtçe okuryazarlığımı sağladı. 2002’de Türkiye’ye döndüm, ülkeye dönme nedenim de DEP milletvekillilerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda yeniden yargılama süreçleri başlamasıydı. DEP’lilerin dayanışmaya ihtiyacı vardı. 2004’te tahliye oldular ve tahliye oldukları zaman da iletişim, parti siyaset danışmanlığı gibi gönüllü işler yaptım. Aslında siyaset benim hayatımdaydı.”

Babamın izinde olmak guru verici

Doğan, Meclis’te gazetecilerin hakları için de mücadele edeceğini ifade ederek, “Gazetecilik yapmaktan asala vazgeçmeyeceğim” dedi. Babasının yürüttüğü onurlu mücadeleyi kendisinin de sonuna kadar sürdüreceğini söyleyen Doğan, “Babamın yolundan yürümek gurur verici. Bir yanım yaprak döker, bir yanım bahar bahçe. Çünkü bu mesele hala ortada duruyor, pek çok kazanıma rağmen çok da acı var ve büyük fedakârlıklar var. 90’lardan bu yana Türkiye’nin çok sayıda çatışma çözümü deneyimi oldu ama hiç biri başarılamadı, hiçbiri nihayete erdirilemedi, hiç biri arzu edilen gibi olmadı” dedi.

Sandıklarımıza sahip çıkmamız lazım

Türkiye ve bölgede “sandık güvenliği” sorununu olduğuna dikkat çeken Doğan, “Seçim ve sandık güvenliği konusunda koordineli bir çalışma yürütmeye çalışıyoruz. Seçmenlerimizden de şunu istiyoruz; Oyunuzu kullanın ama oyunuzun nereye gideceğine lütfen birleştirmelere kadar takip edin. Oy kullanmak yetmiyor, sandıklarımıza da sahip çıkmamamız lazım” dedi.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Ayşegül #Doğan #Babamın #yolundan #yürümek #gurur #verici

Eğitim Sen kurucularından İlknur Birol İstanbul’dan aday: Her engeli aştık

Eğitim Sen kurucularından İlknur Birol Yeşil Sol Parti’nin İstanbul milletvekilli adaylarından biri. Birol ‘Yoksulluktan kurtulmanın formülü 3’üncü Yol’da’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçim çalışmalarını büro açılışları, halk ve esnaf buluşmalarıyla sürdürüyor. En kalabalık nüfusa sahip İstanbul’un 39 ilçesinde ise çalışmalar dur durak bilmiyor. Kentin 3 bölgesinde 98 milletvekili adayı ile seçime hazırlanan Yeşil Sol Parti’nin milletvekilli adaylarından biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı İlknur Birol.

İlknur Birol kimdir?

Dersimli olan Birol, 1965 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Birol’un, siyasi mücadelesi 1980 askeri darbe sonrası başladı. Öğretmen olan Birol, 1987 yılında emek hareketi içerisinde yer aldı, aynı dönemlerde eğitim emekçilerinin sendikalaşma mücadelesinde de bulundu. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) kurucularından olan Birol, iki dönem Merkezi Örgütlenme Sekreterliği yaptı.

Tutuklandı

Bu dönemde katıldığı bir mitingde yaptığı konuşmasından dolayı dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a “hakaret ettiği” iddiasıyla tutuklandı ve öğretmenlikten atıldı. 2014-16 yıllarında Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) çalışmalarında yer alan Birol, 2016 yılında mesleği olan öğretmenliğe geri döndü. Emekli olduktan sonra HDP’de aktif olarak yer alan Birol, 2021 yılında HDP İstanbul İl Eşbaşkanlığı’na seçildi.

İstanbul’un 3’üncü bölgesinden aday olan Birol’un iki çocuğu var.

MA’dan Ergin Çağlar İlknur Birol ile seçim çalışmalarını konuştu.

Seçimler kritik bir öneme sahip

14 Mayıs seçimlerinin tarihsel önemine vurgu yapan Birol, AKP’nin 20 yıllık iktidarının ülkeyi, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak büyük bir krize sürüklediğini belirtti. Gelinen aşamada ise sistemin adeta çöktüğünü ifade eden Birol, bundan dolayı 14 Mayıs seçimlerinin halklar için “kritik” bir öneme sahip olduğunun altını çizdi. Birol, “Demokratik Cumhuriyet ihtimalinin kapısının aralanacağı bir seçim olacak. Çünkü faşist ve tekçi bir rejimin toplumu getirdiği hal; birbiriyle kutuplaşmış, yoksullaşmış, savaşın her an halklara dayatılacağı bir sistemle karşı karşıyayız. Bu seçimle toplum kurtulma, değiştirebilme ihtimali var” dedi.

Emekçi halkın haklarını savunmak

Seçimleri ve parlamentoyu bir mücadele alanı olarak gördüklerini belirten Birol, “Milletvekili olarak Meclis’te bulunmanın önemi; birincisi ezilen emekçi halkların haklarını savunmak, korumaya almak ve güvencede tutmaktır. İkincisi, her türlü engele rağmen halktan daha büyük bir güç olmadığını göstermektir. Bizim milletvekili adaylığımız da bütün bu panorama içinde, bunları yerine getirmek için bir temsil arayışıdır” ifadelerini kullandı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Yeşil Sol Parti listelerinden seçime girerek, halklara “3’üncü Yol”u işaret ettiğini belirten Birol, Türkiye’nin geleceğinin 3’üncü Yol ile mümkün olacağını bir kez daha vurguladı.

AKP kalelerini kaybediyor

Aday gösterildiği 3’üncü bölgede AKP’nin bir önceki seçimlerde güçlü bir destek aldığını söyleyen Birol, ancak bu seçimler öncesi AKP’nin ciddi anlamda bir çözülme yaşadığının somut görüldüğünü söyledi. Bölgedeki halkın ciddi bir arayış içerisinde olduğunu belirten Birol, “Seçmen, günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı sıkıntılardan dolayı tercihini değiştirmek zorunda kalmış. Bugün iktidar, devletin tüm imkan ve olanaklarının yanında gizli tehditlerini de sunmuş durumda. Yoksul halk, ‘Ya yardımım kesilirse, yardım alamazsam’  tehdit girdabına sürüklenmiş durumda. Ancak bunun bu seçimde pek bir karşılığının olacağını düşünmüyorum. Yani AKP seçmeni gri alanda birikmiş durumda. Bu gri alanda bekleyen seçmenler ‘Tercihimi akılcı mı duygusal mı yapayım?’ diyen seçmenler. Tercihini değiştirme aşamasına gelmiş durumda” ifadelerini kullandı.

Engellemelere rağmen

Ana akım medyanın Yeşil Sol Parti’ye uyguladığı ambargoya da değinen Birol, “Tüm engellemelere rağmen kapı kapı dolaşarak neden Yeşil Sol Parti’yi tercih etmeleri gerektiğini anlatmaya devam ediyoruz. Her engeli aştık, seçimlerde iki kat oy alma hedefimizi sürdürüyoruz” diye belirtti.

İSTANBUL

#Eğitim #Sen #kurucularından #İlknur #Birol #İstanbuldan #aday #engeli #aştık

Hatimoğulları: Tecritin kaldırılmasıyla Kürt sorunu çözülür

Yeşil Sol Parti Adana milletvekili adayı Tülay Hatimoğulları ‘bu iktidar kesinlikle gidecek’ diyerek Kürt sorunun çözümünün tecritin kaldırılmasıyla mümkün olacağını söyledi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçimlerine kısa bir süre kala, seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Yeşil Sol Parti’nin iddialı olduğu kentlerden biri de Adana. 2018’deki Genel seçimlerinde kente Halkların Demokratik Partisi (HDP) yüzde 13,5 ile 2 milletvekili çıkardı. 28. Dönem Cumhurbaşkanlığı ve Genel seçimlerinde, 1 milyon 612 bin 680 seçmenin sandık başına gitmesi bekleniyor.

HDP Adana Milletvekili ve aynı zamanda Yeşil Sol Parti adayı Tülay Hatimoğulları, seçim çalışmalarına ilişkin önceki seçimdeki 2 vekil sayısını 4’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Hatimoğulları, halkın mevcut kötü koşullardan çıkması için Yeşil Sol Parti’ye oy vermesi gerektiğini vurguladı. Halkın otoriterleşmeden ve diktatörlükten kurtulma eğiliminin Yeşil Sol Parti ile mümkün olacağını dile getiren Hatimoğulları, “Neden Yeşil Sol Parti? Daha fazla soldan vekilin, daha fazla Alevi vekilin, daha fazla Kürt vekilin, daha çok kadın vekilin, daha çok sosyalistin Meclis’e girmesi için adresimiz Yeşil Sol. HDP fikriyatının elbette Meclis’e taşınması için Yeşil Sol diyeceğiz” dedi.

‘İstanbul sözleşmesinin yürürlüğe girmesi’

Adana’nın mevcut sorunlarının başında işsizlikle birlikte derinleşen yoksulluğun geldiğini belirten Hatimoğulları, Yeşil Sol Parti’nin işsizlik ve yoksullukla mücadele noktasında önemli bir noktada olduğunu, halklar, emekçiler ve işçilerin adresi olduğunu dile getirdi. AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddeti ve katliamların katlanarak arttığına dikkat çeken Hatimoğulları, Adana’da kadın cinayetlerinin Türkiye ortalamasının üstünde olduğuna değindi. Hatimoğulları, Yeşil Sol Parti’nin kadına yönelik şiddet konusunda en net tutumu ortaya koyduğunu belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi ve 6284 sayılı yasanın uygulanması için de büyük bir mücadele yürüteceğini ifade etti.

 ‘Tecritin kaldırılmasıyla Kürt sorunu çözülür’

Türkiye’nin en büyük sorununun Kürt sorunu olup, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engel olduğunu aktaran Hatimoğulları, iktidarın yoksulluk ile mücadele etmesi gerektiği yerde  ‘güvenlikçi’ politikalara bütçe ayrıldığını ifade etti. Bütçenin savaşa değil, halka ayrılması için Kürt sorunun çözülmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, Kürt halkının haklarına kavuşmasının, tüm halkların haklarına kavuşmasının önünü açacağını dile getirdi. Hatimoğulları, Kürt sorunu olmak üzere kadın, genç, çocuk, işçi ve emekçilerin sorunlarının çözüm için çalışacaklarını ifade ederek, Kürt sorunun çözümünün ise İmralı tecridinin kaldırılmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

Sandık güvenliği

Sandık güvenliğine dair çalışmalarının devam ettiğini, her sandıkta müşahitler bulundurup, oylarına sahip çıkacaklarını aktaran Hatimoğulları, “Bu iktidar kesinlikle kaybedecek, gidecek. Adana’da daha önce 2 vekil vardı. Biz şimdi iki vekili aşan bir düzeyde oy almayı hedefliyoruz. Daha çok milletvekili çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla burada Yeşil Sol Parti’ye bizim toplum olarak daha fazla sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

ADANA

#Hatimoğulları #Tecritin #kaldırılmasıyla #Kürt #sorunu #çözülür

HDP Hewlêr’den cinayetlere tepki: BM sorumluluğunu yerine getirmiyor

HDP Hewlêr Temsilcisi Nasır Yağız, Federe Kürdistan Bölgesi’nde 1 yılda 5 ismin katledildiğini söyleyerek ‘BM’nin sessizliği yerel hükümete güç veriyor’ dedi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde Kürt siyasetçi, aydın ve gazetecilerine dönük suikastler sürüyor. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Hewlêr Temsilcisi Nasır Yağız, son dönemlerde yaşanan suikastlare tepki gösterdi.

KDP’nin sessizliği

Kürtlere karşı “yok etme konseptinin” devrede olduğunu söyleyen Yağız, “Bu suikastlar korkutma ve sindirme amaçlanıyor. Hüseyin Türeli arkadaşımıza daha önce de bir suikast girişimi olmuştu. Buradan anlaşılacağı gibi bu siyasi cinayet göz göre göre işlenmiştir. Hükümet tarafından şuana dek suikastları durdurmaya dönük herhangi bir önlem alınmamıştır. Temsilci arkadaşlarımızın diplomatik temaslarına rağmen bu cinayetler gerçekleştirildi. Hükümetin, Bakur’lu siyasetçilerin burada aldığı tehditlere karşı herhangi bir önlemi olmadı” dedi.

 En güvenli yer olması gerekirken

Suikastlarla Kürt kimliğinin hedef alındığını belirten Yağız, “Suikastlare uğrayan kişiler siyasi sorunları olup, Güney Kurdistan’a gelen arkadaşlarımızdır. Kurdistan yönetimi kendi iç güveliğini ve huzurunu sağlayamadığı gibi arkadaşlarımızın da insanca yaşama koşullarını sağlayamamaktadır. Bu karanlık güçlere cesaret veren, KDP şahsında Başur hükümetinin işbirlikçi Kürt kimliğidir. Bakur’dan buraya gelen Kürt siyasetçiler için burası en güvenli yer olması gerekirken, en güvensiz yer olmasını görmek her Kürdün yüreğini yakıyor. Bu suikastlarla hedeflenen, direnen özgür Kürt kimliğinin ve varlığının yok edilmesidir.” ifadelerini kullandı.

BM sessiz

Yağız, Birleşmiş Milletler’in (BM) saldırılar karşısındaki sessizliğini eleştirerek, sessizliğin faillere cesaret verdiğini vurguladı. Yağız, şunları şöyledi:

“Bu konuda temsilciliğimiz yazılı ve sözlü görüşmeler gerçekleştirdi. Bu konuda arkadaşlarımızın temel yaşam hakkını savunmaları için girişimlerimiz oldu. Bu görüşmeler bu süreçten sonra daha sık olacaktır. Bizler BM’den formumuzu alıp iltica ediyoruz. İltica başvurumuzu ilk olarak BM’ye yapıyoruz. Bu yaşananların sorumlusu BM ve bölge hükümetidir. Bugüne kadar bu suikastlare dair BM’nin tek bir açıklaması olmadı. Süleymaniye’de 3 arkadaşımız şehit oldu. Şehit düşürülen bütün arkadaşlarımız BM’nin formuyla burada iltica eden arkadaşlarımızdır. BM görev ve sorumluluğunu yerine getirmiyor. BM’nin sessiz kalması haliyle yerel hükümete güç veriyor. Kürt topraklarında Kürtler korunamıyor.”

Kaynak: MA

#HDP #Hewlêrden #cinayetlere #tepki #sorumluluğunu #yerine #getirmiyor

Rumine Sarayı’nda ‘Jin, Jiyan, Azadi’ paneli

‘Jin, Jiyan, Azadi’ panelinde konuşan Brüksel Jineoloji Merkezi üyesi Elif Kaya, ‘Rojava’dan doğarak, Rojhelat’ta, İran’da gelişen ‘Jin, jiyan, azadi’ esasında Abdullah Öcalan’ın özgürlük felsefesiyle yaşam bulmuştur’ dedi

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 100’üncü yılı nedeniyle Rumine Sarayı’nda düzenlenen etkinlikler kapsamında bir panel gerçekleştirimişti. Rumine Sarayı’nda “1923 Lozan, Kürtler Neredeydi?” adıyla düzenlenen panelin ardından bu hafta “Jin, jiyan, azadi” paneli düzenlendi.

Brüksel Jineoloji Merkezi üyesi Elif Kaya ile İsviçreli Sanat Tarihçisi Matthieu Jaccard’ın katılımıyla düzenlenen panel öncesi performans sanatçısı Mîrkan Deniz tarafından 2015 yılında yaratılan Lozan Antlaşması’nın imzalandığı masanın temsili salonda sergilendi.

Ermeni soykırımı konuşuldu

Lozan 2023 Komitesi adına Sevgi Koyuncu, Lozan’da düzenlenen paneller zincirine ilişkin bilgilendirme yaptı. Sanat tarihçisi Matthieu Jaccard tarafından yapılan sunumla başlayan panelde Jaccard 24 Nisan 1915’te gerçekleşen Ermeni Soykırımı’nın yıl dönümünün yaklaştığını belirterek, katliamda yaşamını yitirenleri andı.

Jaccard, insanlık tarihi üzerinden soykırım ve sömürü anlayışının her dönem yaşandığına dikkat çekerek, bölgenin kadim halkları Ermenilere ve Rumlara yönelik yaşanan soykırıma değindi. Jaccard, “Bu soykırım tehdidi altında 100 yıl önce burada imzalanan anlaşma Kürtlere geri dönmüştür” diye konuştu.

Kürtler dillerini korudular

Brüksel Jineoloji Merkezi üyesi Elif Kaya da, Jineoloji biliminin tanımını yaparak, Mezopotamya topraklarında yaşayan ve Lozan’da emperyalist devletler eliyle 4 parçaya bölünen Kürtlerin mücadeleci bir irade geliştirerek, 100 yıldır süren soykırım tehdidine rağmen kendi dillerini ve toplumsal geleneklerini koruduklarını söyledi.

‘Jin Jiyan azad’ sloganları atıldı

Rojava’da sürdürülen direnişle kazanılan devrimin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği özgürlük paradigmasının ışında yaratıldığını belirten Kaya, “Rojava’dan doğarak, Rojhelat’ta, İran’da ve bugün tüm Ortadoğu’da ortak söylem olarak gelişen ‘Jin, jiyan, azadi’ esasında Abdullah Öcalan’ın özgürlük felsefesiyle yaşam bulmuştur” dedi.

Soru cevap bölümüyle devam eden panel “Jin, jiyan, azadi” sloganıyla sona erdi.

Lozan Antlaşması etkinlikleri 28 Nisan – 19 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek olan sergi ile devam edecek.

DIŞ HABERLER

#Rumine #Sarayında #Jin #Jiyan #Azadi #paneli

Erganili annemizin feraseti ile kazanacağız

Seçim çalışmalarını anlatan Yeşil Sol Parti İstanbul adayı Cengiz Çiçek: Erganili bir anne ‘Ağaca basacağım mührü, yaprakları biraz seyrelmiş ama fark etmez.’ dedi. Bizi başarıya bu feraset ulaştıracak

Hüseyin Kalkan

Erken kalkan yol alır diye bir laf var. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) tam da böyle yaptı. Erken kalktı ve yol aldı. Aldığı yolla bütün ülkede bir seçim atmosferi yarattı. Bu atmosferin bir parçası olan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı Cengiz Çiçek’le Marmara turu kapsamında Gebze’de yapılan büro açılışı dönüşünde buluşuyoruz. Çiçek, kampanyanın gidişinden memun. Parti örgütlerinin ve kadroların sürece motive olduklarını ve sürece sadece bir seçim olarak bakmadıklarını söylüyor. Çiçek kampanya ile ilgili şunları söylüyor: “Şöyle söyleyebiliriz. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) olarak, hem Emek ve Özgürlük ittifakı olarak en erken seçim çalışmasına başlayan taraf olduk. Saha çalışmalarımızda hiçbir partiyi görmüyoruz. Bu örgütümüzün, kurumlarımızın, yoldaşlarımızın sürece son derece motive olduklarının göstergesi, aynı zamanda halkın bu meseleyi sadece seçimden ibaret görmediğinin göstergesi. Özellikle bu ikinci söylediğim son derece umut verici. Temas ettiğimiz her insan, her yurttaş ve yaptığımız her çalışmada insanların bu meseleye sadece bir sandık meselesi olarak bakmadığını ortaya seriyor. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sahada 14 Mayıs seçimlerinin demokrasi ve özgürlükler lehine değişim arzusunun toplumda ne kadar canlı olduğunu görüyoruz. Bütün gözlemlerimiz şu yönde; bu seçim sıradan bir seçim değil. Bütün halkların, bütün farklı sınıfların, bütün kimliklerin, gençlerin, kadınların, Alevilerin, ekolojistlerin, demokratik değişime ve özgürlüklere yönelik ne kadar iştahlı olduğunu, istekli olduğunu ve bu değişimin öznesi olmak istediklerinin örnekleri ile dolu.”

Yeşil Sol’un ağacı

Çiçek, halkın Yeşil Sol Parti amblemine aşina olduğunu ama bunun yeterli olmadığını, bu amblemi her taraf taşımak gerektiğini söylüyor ve şu çağrıyı yapıyor: “Biz HDP’nin ağacı ile yola çıktık, şimdi Yeşil Sol’un ağacı ile yol devam ediyoruz. Bu zaten kitlemizce bilinen bir husus. Bizim seçmenimiz zaten çok politik bir seçmen. Seçim olmasa da bütün süreci izleyen ve gelişmelere göre tavır alan bir seçmen. O nedenle Yeşil Sol ismini benimsemesi o kadar zor olmadı. Seçmenimiz mührü nereye basacağını çok iyi biliyor. Sahadaki gözlemimiz şu yönlü; kendi seçmenimizin neredeyse tamamı Yeşil Sol Parti’yi oldukça yakından tanıyor, amblemini çok iyi biliyor. Mührü nereye basacağını çok iyi biliyor. Ama bu yeter mi? Yetmez. Şu çağrıda yapmak istiyoruz sizler aracılığı ile bütün arkadaşlarımız, bütün yoldaşlarımız, bütün yöneticilerimiz, bu partiye gönül vermiş bütün insanlardan ricamız şu; Yeşil Sol Parti’nin amblemini ceplerinde taşısınlar, her yere götürsünler, Yeşil Sol Parti’nin amblemini görünür kılsınlar. Bu da bizim için aynı zamanda bir seçim çalışması, bir toplumsal örgütlenme çalışması. Sadece kendi seçmenimiz, kitlemiz için değil, bizim dışımızdaki seçmenlerin de tanıması, bilmesi önemlidir.”

Seyrek yapraklı ağaç

Çiçek, iki amblem arasındaki benzerlik ve farklılığa dair bir örneği anlatıyor: “Erganili bir anne, bizim bir çalışanımızın annesi Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğini şöyle anlatıyor: ‘Nereye vereceğimi biliyorum. Ağaca basacağım mührü, yaprakları biraz seyrelmiş ama fark etmez.’ Sohbetimiz sırasında arkadaş anlattı bunu. Bu aynı zamanda kitlemizin partisi ile nasıl bir duygu bağı kurduğunu, bir bilinç bağı kurduğunu gösteriyor. Erganili annemizin feraseti, duygusu, bilinci bizi başarıya götürecek temel faktörlerden biri. Temel hedefimiz elbetteki tek adam rejimini seçimlerde yıkmak ama ikinci hedefimiz ki en az birinci hedef kadar önemli o da Cumhur İttifakı’nı Meclis’te azınlığa düşürmek. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettirir ama Meclis’te Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu devam ederse bir sistem krizi ile karşı karşıya kalırız. Bu sistem krizi bizi tekrar 7 Haziran 2015’tekine benzer bir çatışmalı sürece götürebilir.”

Seçim sonrası için

Çiçek, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimle sınırlı olan bir ittifak olmadığını, esas olarak seçimden sonrası için daha gerekli olduğunu belirtiyor. Çiçek, ittifakla ilgili şunları söylüyor: “Emek ve Özgürlük İttifakı bizim için sadece bir seçim ittifakı değil. Bir mücadele ittifakıdır ve bir mücadele ittifakı olarak devam etmesi gerek. Bu zorunlu bir şey. 15 Mayıs’la birlikte halkların bu ittifaka daha fazla ihtiyacı olacak. Toplumsal mücadelenin ittifaka daha fazla ihtiyacı olacak. O yüzden seçim çalışmalarını aynı zamanda bu ittifakın seçim sonrası tarihsel rolünü oynaması, toplumsal muhalefet rolünü oynaması için de biriktirmemiz, güçlendirmemiz gerekiyor. Bu yönü ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nı daha çok bir politik seçenek olarak halklarını huzuruna sermek, insanlarla tanıştırmak çok daha önemli. Bizim bütün saha çalışmalarında gördüğümüz, Emek ve Özgürlük İttifakı halkın güvenini kazanmış olduğudur. Emek ve Özgürlük İttifakı içinde zaten iki parti ayrı logo ile seçime giriyor. Bazı şehirlerde yarışıyoruz ayrı partiler olarak, ama sonuç itibariyle her iki partiye verilmiş oylar Emek ve Özgürlük İttifakı’na gösterilmiş teveccühün de göstergesidir. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın toplamda alacağı oy seçimden sonraki süreçte demokrasi ve özgürlük mücadelesi açısından çok önemlidir. Ortaya çıkacak tabloyu bizim nasıl değerlendireceğimiz ayrı bir tartışma konusu ama gerçekte seçim öncesi süreci hem sandıkta AKP-MHP iktidarını devirmeye dönük hem sandık sonrası olası müdahaleleri karşı bir toplumsal mücadeleye dönüştürmek gerekiyor. Bizim bütün gözlemlerimiz Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimde gerçek bir başarıyla çıkacağı yönündedir. İki egemen kutup dışında üçüncü yol diye tanımlıyoruz kendimizi, üçüncü yol bu seçimde daha da güçlenmış olarak çıkacaktır.”

‘Son raunttayız’

Çiçek, seçim sonuçlarıyla ilgili şunları söylüyor: “Özellikle İstanbul’da gözlemimiz. Çok büyük bir yoksulluk var. Açlık sınırının altında yaşayan insanlar var. Markete alışverişe gidip fiyatları gördükten sonra, parasını sayıp bir şey satın almaktan vazgeçen insanlarımız var. Bu tablonun kendisi bile iktidarın kaybedeceğinin en somut işareti. Bunu bilmek için artık münecim olmaya gerek yok. Bu iktidar baş aşağı giden bir iktidar. Bu iktidarı halkın öfkesini fazlasıyla kazanmış bir iktidar. Burdan baktığımız zaman AKP-MHP iktidarının çıkarları ile toplumun çıkarları bu kadar zıt duruma gelmesi bile bu iktidarı gideceğinin göstergesi. Nesnel durum bu. Ekonomik parametrelere, kültürel parametreler, toplumsal parametrelere, bütün dinamiklere baktığımızda AKP-MHP iktidarının kaybetmemesi için bir sebep yok. Ama mitinglerinde, kitle çalışmalarımızdan insanlara hep şunu söylüyoruz. ‘Bunlar nasıl olsa giderler, gidecekler’ rehavetine kapılmayın, işimizi son derece sıkı tutmak zorundayız. Son derece soğukkanlı, bilinçli ve sonuç odaklı çalışma zorundayız. Bu bizim için bir hayat memat meselesi, bir gelecek meselesi, yaşamımızın elimizde alınıp alınmama meselesi. Bütün yurttaşlarımıza sesleniyorum. Nasıl olsa giderler, her türlü giderler kolaycılığına kapılmayalım. Gerçekte bu işi garantiye alalım. Bunlar tökezlediler, düştüler, rezil oldular, her türlü hırsızlıkları açığa çıktı, maskeleri düştü bu doğru. Ama biz hala son raunttayız. Bir boks maçına benzetirsek son rauntayız. Onları yıkacak darbeyi kitlenin bilinç düzeyi, feraseti vuracak. Bu yüzden başta seçim süreci olmak üzere adaylarımıza sahip çıkalım, seçim günü sandıklarımıza sahip çıkarak bu işi sonuna götürmeliyiz. ‘Nasıl olsa gidiyorlar’ demeyeceğiz. Başta sandık güvenliği olmak üzere, seçime kadar olan her günü bunlarını hırsızlıklarını düşünerek hazırlık yapmak zorundayız. İkinci gördüğümüz tehlike de bunun tam tersi, sahada yer yer karşılaşıyoruz. ‘Ne yapsak, ne etsek bunlar gitmez.’ Eğer böyle düşünürsek zaten bunlar gitmez. Bunlar gitmemek için ellerinden geleni yapacaklar ama öyle bir yenilgi tattırmalıyız ki gitmekten başka çareleri kalmasın. Bu da bize bağlı, örgütlenmemize bağlı, mücadelemize bağlı, sandığa ve oyumuz sahip çıkmamıza bağlı.”

Kadın mücadelesinde korkuyorlar

AKP önce tarikatların isteği üzerine İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Seçim ittifakını genişletmek için de ne kadar kadın düşmanlığını programlaştırmış parti varsa yanına aldı. Öyle bir hal aldı ki AKP’li isimler bile bu durumdan rahatsız oldu, Cengiz Çiçek, iktidarın kadın mücadelesi sonucu gideceğini anladığını ve bunun için kadın düşmanlığına hız verdiğini söylüyor. Çiçek’e göre bu ittifakın bu şekilde genişlemesi tesadüf değil. “AKP’nin Yeniden Refah Partisi ve HÜDA PAR ile geliştirdiği ittifakın en temel hedefi kadınlar. Bu ayan beyan ortada. Kendileri de bunu zaten hiç çekinmeden bütün platformlarda dile getiriyorlar. Neden kadınları hedefliyorlar? Sadece gerici bir ittifak olduğu için kadınları hedeflemiyor. Kadınların birleşik mücadelesinden korktukları için kadınları hedefliyorlar. Kadınların mücadelesinden korkuyorlar. Kadınların birleşik mücadelesinin bu sistemi değiştirme gücü olduğu için kadınlardan korkuyorlar. Kadınları ev kapatmaya çalışıyorlar. Kadın mücadelesi her yere değiyor. Bugüne kadar bu iktidarın örgütlendiği mahallelere kadın mücadelesi giriyor. Etkiliyor, tesir ediyor ve dönüştürüyor. En dönüştürcü güç de kadın hareketi. Yaptığımız bütün saha çalışmalarında kadınlar en cesur, en mücadeleci, en öfkeliler. Aynı zamanda kazanmaya dair inançları en yüksek olanlar da kadınlar. Kadınlar neşelerini, umutlarını sahaya taşıyorlar. AKP’nin yenilmesinde en büyük pay kadınların olacak.”

Rant kültürü ve deprem

Çiçek, iktidarın Mereş merkezli deprem sonrası müdahale ve yardımlarda gönülsüz davrandığını belirtiyor. Hangi ülke olsa bu kadar büyük depreme hazırlıksız yakalanacağından dem vurduklarını, günler sonra deprem bölgesine gittiklerinde ise şov yapmaya önem verdiklerini söylüyor. Çiçek, aynı süreçte milyon dolarlık uçak gemisi yaptırdıklarını ve bunu coşku ile ilan ettilerin, silahlanma harcamalarını 75 milyar dolara çıkarmakla övündüklerini belirtiyor. Çiçek, şunları ekliyor: “Evet her ülkede büyük bir deprem olabilir. Bizim tartıştığımız şu, bu doğal olay nasıl felakete dönüştü? Deprem öncesi hiçbir hazırlık yapılmadı, aksine imar afları ile ülkenin tabut evler rezervi artırıldı. Diğer yandan bir avuç müteahhidi zenginleştirmek için tarım arazileri imara açıldı. Beton üzerinden rant elde etmek AKP döneminde bir gelenek haline geldi. İktidarın bir kültürü haline geldi. Bir de merkezileşme politikalarına dikkat çekmek gerekiyor. Köyleri mahalle haline getirdiler, beldeleri mahale haline getirdiler. Deprem gibi felaketlere müdahale etmek için artık merkezden talimat beklemek gerekiyor. Demokratik özerklik sadece Kürt sorununu çözmek için gerekli olan bir sistem değil, böyle felaketler karşısında zamanında harekete geçmek için de gereklidir. Geçtiğimiz günlerde Erdoğan, bir uçak gemisi denize indirdi. Savaş gemisi yapacak kadar paranız varsa neden kentleri depreme hazırlamıyorsunuz? Neden depreme dayanıklı konutlar yapmıyorsunuz? Çünkü deprem vergilerini silahlanmaya harcadınız. Bugün savaş gemileri üzerinde yapılan propaganda AKP-MHP iktidarının bütün rantçılığını ortaya koyan bir uygulamadır. Depreme dayanıklı tek bir konut yapmadılar ama milyar dolarlık savaş gemisini denize indirdiler. Boğazda savaş gemisini AKP’nin seçim bürosu gibi ziyarete açtılar. O savaş gemisinin ziyarete açıldığı yerde insanlar açlık sınırının altında yaşıyorlar.”

#Erganili #annemizin #feraseti #ile #kazanacağız