Ana Sayfa Blog Sayfa 592

Erziromlu Kürt gençleri: Meral’i Serhat’ın kızı yapacağız

‘Kürt gençleri artık kimliğini sahiplendi’ diyen Erziromlular seçimin kaderini Kürt gençlerin belirleyeceği görüşünde. Gençler ise ‘Tabi ki oyumuzu kendimize vereceğiz, bize küfür edenlere değil’ diyor

Hicran Urun

14 Mayıs genel seçimleri için geri sayım başladı. Yalnızca Türkiye halkları değil dünya siyaseti de gözünü bu seçimlere çevirmiş durumda. AKP-MHP bloğunun gidişi ile birlikte hem iç siyasette hem de dış siyasette ciddi bir değişim yaşanacağı görüşü hakim. Türkiye halkları, özellikle de iktidara muhalif kesimler son 20 yılda AKP-MHP bloğunun baskıcı ve savaş yanlısı politikalarından, ranta ve yolsuzluğa dayalı ekonomi programından çok çekti.

‘Artık yeter’

AKP’nin 2023 seçimleri için belirlediği ‘doğru adam doğru zaman’ sloganına sokak, ‘artık yeter demenin zamanı’ sözleri ile yanıt veriyor. Sokağın sesi, AKP-MHP bloğunun gidişini işaret ederken bunun en belirgin göstergesi olarak da Erzirom (Erzurum) kenti çıkıyor karşımıza. Erzirom, AKP’nin kalesi olarak biliniyor.

Kent, Meclis’e toplamda 6 milletvekili gönderiyor. 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP, 214 bini aşkın oyla birinci parti olarak Meclis’e 4 milletvekili yollamış. MHP, 95 bini aşkın oyla ikinci parti olarak Meclis’e 1 vekil yollarken, 73 bini aşkın oyla üçüncü parti olan HDP de Meclis’e 1 milletvekili yollamış.

2018 genel seçimlerinde ise AKP yine 4 vekil ile birinci parti, MHP 1 vekil ile ikinci parti olurken bu kez Meclis’e 6’ıncı vekili yollayan CHP ile ittifak halinde seçimlere giren İYİ Parti oluyor. Partiler olarak oy oranına baktığımızda ise HDP 49 bini aşkın oy ile 34 bin bandında kalan İYİ Parti’yi geride bırakıyor ancak tek başına aldığı oy oranı ittifakı geçemiyor ve Meclis’e vekil yollayamıyor. Kentteki oyların temel dağılımındaki farklılıklarda artış ya da azalış genelde AKP ile HDP arasında. HDP’nin oyunun azaldığı dönemde oylar AKP’ye yönelmiş, HDP’nin oylarının arttığı dönemde ise AKP’nin oyları azalmış.

‘İstasyon Meydanı’ndaki miting’

Kentte iki damarın hakim olduğunu söylemek mümkün; Milliyetçi, muhafazakar kesim ve Kürtler.

Milliyetçi kesim ekonomiden dert yanarken, Kürtler özellikle HDP’nin 73 binden fazla oy aldığı 2015 seçimlerinden sonra artan baskıya dikkat çekiyor. Kentte 2015 yılında yaşananlar hafızalardaki yerini koruyor. Kiminle konuşsanız söze ‘İstasyon Meydanı’ndaki miting’ diye başlıyor.

Erzirom’da 4 Haziran 2015’te HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın İstasyon Meydanı’nda yaptığı miting öncesi başlayan milliyetçi saldırılar halkın hafızasında hâlâ diri. Kentte, o gün HDP’ye ait 150’nin üzerinde araç yakılmış, 3’ü ağır 200’ün üzerinde insan yaralanmış ve HDP aracını süren Aydın Taşkesen diri diri yakılmak istemişti. Erzirom halkı bu olayların özellikle gençler üzerinde ciddi bir etki yarattığı görüşünde. O gün o zulme tanık olan gençlerin her biri politikleşti ve kent halkına göre bugün seçimin kaderini değiştirecek olanlar da o gençler.

‘AKP olmayacak net’

Kentte seçim çalışması yürüten Yeşil Sol Partililer bu durumu, “Kürt gençleri artık kimliğini sahiplendi, 2015’te yaşananlar gençler için bir kırılma noktası oldu” sözleri ile özetliyor. Erzirom’da ilk defa oy kullanacak seçmen sayısı 79 bin. Bu yaş grubunun (18-23) kent seçmeni içerisindeki oranı ise %15,5 civarında. Bu da kentteki tüm dengeleri değiştirebilecek ciddi bir oran.

Hem Yeşil Sol Parti seçim bürosu içerisinde çalışma yürüten gençlerin heyecanı ve çokluğu hem de kent merkezinde kurulan pazarda bildiri dağıtan partililere gençlerin ilgisi, bu 79 bin oyun renginin ağırlıkla ne olacağı konusunda bir fikir veriyor. En azından büyük bir çoğunluğunun AKP olmayacağını çok net. Gençler, hem ekonomik kriz hem de artan baskılar nedeniyle AKP’den uzaklaştığı gibi Yeşil Sol Parti’ye de daha fazla yakınlaşıyor.

‘Tabi ki oyumuz kendimize’

Pazarda bildiri dağıtımı sırasında Yeşil Sol Parti’nin broşürünü slogan atarak alan bir genç, sohbet etme isteğimi geri çevirmiyor. ‘Neden Yeşil Sol’ soruma verdiği yanıt da kentteki Kürt seçmenin tercihini özetliyor:

“Tabi ki oyumuzu kendimize vereceğiz, bize küfür edenlere değil. İktidar Kürtler kentten vekil çıkarmasın diye elinden geleni yaptı. Burası Serhat’a açılan kapı, parti burada kazanırsa bütün Serhat’ta kazanır. Devlet de bunu biliyor. O yüzden burada çok fazla oyunlar oynanıyor. Ama Meral’i (Danış Beştaş) kesin Serhat’ın kızı yapacağız. İkinci vekili de zorlayacağız. 15 Mayıs sabahı Newroz ateşi yakacağız burada.”

AKP ‘kalesinde yıkılacak’

Kentte sadece Kürtler değil AKP’ye oy vermiş kesim de iktidardan yakınıyor. Pazar fiyatlarını gören, yolsuzluktan, yoksulluktan şikayet ediyor. Geçmişte AKP’ye oy vermiş seçmenin şimdi eli tekrar AKP’ye oy vermeye gitmiyor. Kentte AKP’ye karşı ciddi bir güvensizlik oluşmuş. Tabi bunda adı sık sık rüşvet iddiaları ile gündeme gelen ve AKP’nin bu seçim liste dışı bıraktığı Erzirom milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun etkisi de büyük.

Özcesi AKP bu kez ‘kalesinde yıkılacak’ gibi görünüyor. Bu kez rüzgar bambaşka esiyor. Erzirom’da eriyen AKP oyları 2023 genel seçimleri ile ilgili ‘değişim yakın’ diyor.

#Erziromlu #Kürt #gençleri #Merali #Serhatın #kızı #yapacağız

Nasyonalizm

‘Qazi Muhammed adını nasyonal Kürtlükle anmak resminin yanına nasyonal gibi ulus devletin ırkçı söylemini yazmak Kurdistan tarihine Kürt direnişçilerine ve kahramanlarına, Kurdistan şehitlerine ve en başta Qazi Muhammed’e yapılmış en büyük saygısızlık ve adaletsizlik olacaktır’

Rubar Amedi

Son dönemlerde Nasyonal Kürtler adı altında bazı oluşumlar Newroz alanlarında ve sosyal medyada Qazi Muhammed’in de posterini taşıyarak nasyonal Kürt flama ve bayraklarını milliyetçilik ile sembolize ederek güncel politik tartışmaların ortaya çıkmasına neden olmuşlardır.
Bu bağlamda nasyonalizm nedir ve Kürtler ile nasıl bir ilişkisi bağlantısı olabilir diye güncel bir durum değerlendirmesi gerekmektedir.
Nasyonalizmin fikir babası 1898 yılında Fransız teorisyen Maurice Barres’tir. Rusya’da gelişen Marksist sosyalizmi ölümcül bir hastalık ve zehir olarak değerlendirmiştir. Marksizmi liberallik ile suçlayarak nasyonal sosyalizmin kolektif milliyetçiliği geliştirmenin aracı olduğunu açıklamıştır.
Buna göre işçi sınıfı ve emekçi kesimi kendi ülkelerindeki işveren sermayedar patron kesimine değil yabancı ve dışarıdan gelen (ki özelikle Yahudi sermayedar) işverenler ile mücadele etmesi gerektiğini savunarak işçi sınıfını nasyonal milliyetçiliğe teşvik etmiştir. Âdeta yerli işveren ve patron kesiminin sömürüsünü milliyetçilik adı altında meşrulaştırmıştır.
18 ve 19. yüzyılda ulus devletler ile başlayan milliyetçilik uygarlık sahnesinde yeni olmasına rağmen ulus devletin adeta dini olarak değerlendirilip her türlü yıkımın ahlaki ve politik yozlaşmanın temel nedeni olmuştur. Bir virüs gibi toplumların kanına bulaşan bu hastalık beraberinde toplumun tüm kesimlerini etkileyerek bir toplum kırımın yaşanmasına eril cinsiyetçi ve iktidarcı bir yapının vazgeçilmez en temel argümanı olmuştur.
20. yüzyılda nasyonal milliyetçiliğin ete kemiğe bürünmüş hali İspanya’da Franko faşizmi, İtalya’da Mussolini, Almanya’da Hitler faşizmi olmuştur.
Hitler bir röportajında sosyalizmi Alman toplumunun refaha kavuşma bilimi olarak ele alıp komünistlerin sosyalizm sözcüğünü çaldığını iddia edip “Komünizm sosyalizm değildir. Marksizm sosyalizm değildir. Marksistler terimi çalmışlar ve anlamını bozmuşlar, sosyalizmi onların elinden alacağız” dediği görülmektedir ve hatta daha sonra partisinin adını Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak da değiştirmiştir. Nasyonal sosyalist teriminin yaratıcısı olan Maurice’yi kendine daha yakın görerek bu doktrini ilke olarak benimsemiştir.
Bu milliyetçi ve nasyonal zihniyet salt bir ırk üzerine dayanan diğer tüm toplumsal katmanları reddeden ve hatta toptan imha anlayışı meşrulaştıran bir ideolojidir. Yakın toplumsal tarihimizde bu yaklaşım gerek iç savaşla gerek paylaşım savaşları ile toplumları felakete sürüklemiş ve toplumun tüm gelişim nüvelerini ortadan kaldırmıştır.
İlk etaplarda kurtuluş gibi görünen ulus devlet ve milliyetçilik mantığı karakteri ve doğası itibari ile kendi içerisinde bir canavara dönüşerek kendi içindeki tüm farklılıkları tüketen tek dil, tek vatan, tek bayrak, tek din esasına dayanarak faşizmin en uç noktada gelişmesine neden olmuştur. Böylelikle milliyetçilik ve din ulus devletlerin en büyük savunma kalkanı durumuna getirilmiştir.
Nasyonal milliyetçilere göre “Ulusu oluşturan insanlar arasında aynı kanı taşımanın verdiği yakınlaşmadan kaynaklanan bir topluluk ruhu vardır. Aynı ırkın parçalarını oluşturan bu insanları bir araya toplayan şey kişisel çıkar ve yasalardan çok taşıdıkları kan bağıdır. Kişiler kendi yaşamları için bir hak talebinde bulunmazlar, ırkın çıkarlarını esas alan hukuki düzenlemelerin sağladığı olanaklar ile yetinirler. Her türlü gelişmenin temel koşulu ırkın yükselmesi ve korunması olduğundan özel ve kişisel çıkarlara hizmet eden örgütlenmelere asla izin vermezler.”
Kürtler ile nasyonalizm arasında bağ kurmak mümkün mü?
Kurdistan birinci paylaşım savaşından sonra dört parçaya bölünmüş ve sömürge bir konumuna getirilmiştir. Bu konumundan dolayı kendi kaderini tayin etme hakkı bir hak olarak benimsenmiş ve konjonktürel durum içerisinde tüm mücadeleleri bu amaç uğruna olmuştur. Zaman zaman yapılan isyanlar gerçekleşen direnişlerin ana mantığı bir ulus olabilme ve özgürlüğüne kavuşabilmedir.
İkinci paylaşım savaşından sonra ezilen ulusların ulusal kurtuluş mücadeleleri ve başarıları Kürtlerin ulus olma bilinci ve hakkını daha da kuvvetlendirerek Kürt aydınlarının her dört parçada da ulusal bilince yönelik birtakım çalışmalara ve örgütlenmelere gitmelerine yol açmıştır.
Gerek Önderliksel sorun ve gerekse de sömürgecilerin baskı ve zor uygulamaları bu konuda bir başarının ortaya çıkması önünde en büyük engel olmuştur.
Yakın tarihimizde Mahabad Kürt Cumhuriyeti ile sonuçlanan devlet olma girişimi 11 ay gibi kısa bir süre ayakta kalabilmiş, iç ve dış ihanetler sonucu Qazi Muhammed ve bakanlar kurulu İran şahı tarafından Çarçıra Meydanı’nda idam edilerek Kürtlerin devlet olma hayallerini büyük bir katliamla engellemiştir.
Tarihimizde yaşadığımız bu acı dramatik olayları tekrardan yaşamamak için artık milliyetçiliğin ulus devletin çağımız dünyasında sorunları çözen değil sorun yaratan bir yapı olduğunu bilince çıkarmamız gerekir. Ulus devlet modeli bir kurtuluş gibi görünse de günümüzde içinde olduğu sistemsel kriz ile çok daha net anlaşılıyor ki ne toplumsal sorunlara ne ekonomik sorunlara ne de özgürlük sorunlarına asla çare olamamıştır. Savaşlarla yıkımlarla ve sömürülerle sürekli kendini canlı tutarak tek kudretli güç olduğunu ilan edip alternatif demokratik sistemlere karşı vazgeçilmez olduğunun propagandasını yapmaktadır.
“Ulus devlet ne evrensel ne de yerel gerçekliği ifade eder tersine evrenselin ve yerelin inkârı anlamına gelir.” Bunun için ulus devlet modeli yerine demokratik ulus modelini esas almak tüm bu sorunların çözümünü geliştirmek ve uygulamak anlamına gelir. Demokratik Ulus, “Katı siyasi sınırlarla, tek dile, kültüre, dine ve tarih yorumuna bağlanmamış, çoğulcu özgür ve eşit yurttaşlarla toplulukların bir arada dayanışma içinde yaşam ortaklıklarını ifade eder.”
Özgür birey ve toplumun kendini ifade etme ve yaşam biçimi olarak da irade olarak da kendilerine yeni bir norm bulma hayat bulma imkânı sağlamaktadır. Ortadoğu coğrafyası bunun için en ideal olandır.
Nasyonal ulus devlet mantığı tüm toplulukları inkâr ederken, özgür birey ortak yaşam önünde en büyük engel iken halen kendisi ve varlığı kriz olan ulus devlet sistemini savunmak ne kadar mantıklı tüm sorunların ana kaynağı bu sistem iken bu canavara dönüşen sistemi kurtuluş olarak ele almak ve buna sarılmak ne kadar mantıklı.
Kürtlerin yaşadığı coğrafyada tüm etnik azınlıklar ile bir arada ve beraber yaşamanın tek alternatifi demokratik özerkliktir. Hiç kendimizi kandırmayalım. Kürtler adına kurulacak bir ulus devletin Türkiye’den Irak’tan, İran’dan, Suriye’den hiçbir farkı olmayacaktır. Doğası gereği ve teklik esasına dayanma zorunluluğu gereği zalimliği esas almaktan öteye geçemeyecektir.
Kurdistan’da Kürt olmak her şeyden önce yurtsever olmaktır. Kürtçe bunun tam olarak karşılığı Niştimanperverliktir. Yani toprağını halkını ve ülkesini sevmektir. Kürdistan’da yaşayan sadece Kürtler değildir. Bu topraklar Êzidî’nin Asuri’nin Keldani’nin ve Ermeni’nin de toprağıdır, yaşam alanıdır. Bir Kürt yurtseveri olarak onlar da bu toprakların yurtseverleridir, yaşayanıdır, can verenidir.
Kim Aram Tigran’ın, kontralarca katledilen Süryani Mihail Bayro’nun, yaşamını yitiren yüzlerce Êzidî gençlerimizin ve komutanlarımızın yurtsever olmadığını iddia edebilir. Nasyonal bir fikir asla bunlara yaşam hakkı tanımayacaktır. Hiçbir statü tanımayacaktır. Öyle değil deniliyorlarsa ulus devletin ana mantığına açıp bakalım tekçi zihniyetten başka nasıl bir yaklaşım sergileyecek ki, aksi bir durumun olması kendini reddetmek ve inkârı anlamına gelir. Bunun için diyoruz ki; Kürtler ile beraber yaşamak isteyen halkların idealleri demokratik ulus ve demokratik özerklikle mümkündür. En ideal çözüm halkların ortak yaşamı ve ortak harekâtıdır. Nasyonal bir mantık ve nasyonalizm asla buna çözüm değildir.
Bu bağlamda Qazi Muhammed adını ‘Nasyonal Kürtlük’le anmak resminin yanına nasyonal gibi ulus devletin ırkçı söylemini yazmak Kurdistan tarihine, Kürt direnişçilerine ve kahramanlarına, Kurdistan şehitlerine ve an başta Qazi Muhammed’e yapılmış en büyük saygısızlık ve adaletsizlik olacaktır.

#Nasyonalizm

Öncelik yaraları sarmak

Bir yandan yaraları sarıp diğer yandan seçim çalışmalarını yürüteceklerini belirten Yeşil Sol Parti Semsûr Adayı Ali Kenanoğlu, ’14 Mayıs’ta Semsûr’a bu acıları yaşatan iktidardan hesap soracağız. Onları göndereceğiz’ dedi

Ferhat Çelik / Sadık Topaloğlu

14 Mayıs’ta gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaşırken, 6 Şubat’ta depremin vurduğu kentlerde oyların nasıl ve nerelerde kullanılacağı henüz bilinmiyor. Depremden önce 300 binden fazla insanın yaşadığı Semsûr merkezde depremle birlikte bu sayı 30 binlere inmiş durumda. Depremde sağ kurtulabilen Semsûrlular da 14 Mayıs’ta sandıklara gitmekte kararlı olduklarını ama nerede ve nasıl oylarını kullanacaklarını bilmediklerini ifade ediyor. Sandıklara giderek AKP’ye kendilerini sahipsiz bırakmanın hesabını soracaklarını ifade eden Semsûrlular, seçimlerde nasıl hareket edeceklerini ve nerede oy kullanacaklarını kendilerine açıklanmasını istiyor. Semsûr’da Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden (Yeşil Sol Parti) aday olan Ali Kenanoğlu ve Hayriye Korkmaz’la kentte sürdürdükleri çalışmalara ve bundan sonra yapacakları çalışmalara dair konuştuk.

Kadınlar mağdur

Savaşlarda, depremlerde ve yoksullukta en çok mağdur olan kesimin kadınlar ve çocukların olduğunu ifade eden Hayriye Korkmaz, bu deprem sürecinde bunu yaşadıklarını söyledi. Kadınların depremde acı içerisinde kıvrandıklarını belirten Korkmaz, “Sevdiklerini kaybetmenin üzüntüsü, bin bir emekle kurdukları evlerinin başlarına yıkılması, bir buçuk dakikada hayatlarının gitmesi herkeste derin yaralar açtı. Bundan dolayı biz kadınların hem Adıyaman’ımıza hem de coğrafyamıza verdiğimiz sözlerimiz var. Elimizden geldiğinde mücadelemizi sürdüreceğiz ve seçimlerde 6 Şubat’ta bize yaşatılanlardan hesap sorma çabası içerisinde olmaya çalışacağız” dedi.

İlk günden beri alanlarda

Depremin ilk gününden bu yana alanlarda olduklarını ifade eden Korkmaz, şöyle devam etti: “Depremin ilk gününden bu yana kadınlarla birlikteydik. Yaralarını sarmaya, acılarına az da olsa ortak olmaya çalıştık. Yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalıştık. Bu eril zihniyetin oluşturduğu enkazı, bu sistemi yıkmak için hepimizin bir arada olması gerektiğini tekrar tekrar söyledik. Bundan sonra da yeni bir yaşamı var edebilmek için beraber mücadele edeceğimizi, kendi haklarımızı kendimizin alabileceği daha eşit, daha ekolojik bir yaşamı oluşturabilmek için beraber yol yürüyeceğimizi anlattık” diye belirtti.

‘AKP enkazın altında kaldı’

Depremin 3. günüyle birlikte çadır kentler kurduklarını ifade eden Korkmaz, “Narlıkuyu, Zülfikar 1, Zülfikar 2 gibi çadır kentlerimiz var. Buralara sürekli olarak gidiyoruz. Halkın ne ihtiyacı varsa karşılamaya çalışıyoruz. Yine köylere gidiyoruz. Özellikle kadınların ihtiyaçlarını giderme noktasında çaba harcıyoruz. Burada yıkılan bir şehir var, biten hayatlar var. Hala yerlerde olan enkazlar var. Ama enkazın en büyüğünü iktidar belirledi. İktidar halkı enkazın altında bıraktığı gibi kendisi de enkazın altından kaldı. Çok acıdır ki en az yüz binin üzerinden canımız gitti. Gidenleri kurtaramadık ama kalanlarla yeni yaşamı kurmak için birbirimize vermiş olduğumuz sözlerimiz var” diye konuştu.

Tarihi seçim

14 Mayıs seçimlerini çok tarihi bir seçim olacağının altını çizen Korkmaz, bu seçimin aynı zamanda geleceği belirleyeceğini dile getirdi. Seçimlerin “varlık ve yokluk” seçimi olacağına vurgu yapan Korkmaz, “Bu seçim kendi kaderimizi de kederimizi de belirleyeceğimiz bir seçim olacak. O yüzden öncelik kadın yoldaşlarıma, kız kardeşlerime, annelerime ama bütün herkese çağrımdır. Lütfen hem oylarımıza, hem şehrimize, hem birbirimize hem de bizden çalınan yaşamları geri almak için elimizden geleni yapalım. Bu süreçte bu mücadeleyi devam ettirip 15 Mayıs günü zafer elde edelim” ifadelerini kullandı.

‘Oylara sahip çıkalım’

Depremle birlikte hayatta kalan bir kesimin dışarıya göç ettiğini de hatırlatan Korkmaz, “Depremle birlikte geçici süreliğine giden bir kesim var. Seçimlerde onları tekrardan geri getirmek için bizlerin çalışması var. Ayrıca oylarına sahip çıkmak için bütün herkesi sandık başına çağırıyoruz, müşahit olmaya çağırıyoruz. Mesele sadece oy vermek değil. 2018 genel seçimlerinde de gördüğümüz gibi bizden oyların çalınmaması için 14 Mayıs günü sonuçlar kesinleşene kadar gerekirse nöbetleşip oylarımıza sahip çıkalım” çağrısında bulundu.

Aleviler kendilerine oy vermeli

Tokat’ta bir Alevi köyünde doğduğunu ve bu inancın siyasal hayatına yön verdiği bir kişi olduğunu ifade eden Kenanoğlu, Alevi Dergahı’ndan bir önderin oğlu olarak büyürken bilincinin de tarihsel bellek ile dolduğunu ifade etti. Hak gaspına uğrayan ve asimilasyon ile yüz yüze kalan bir toplumun ferdi olduğunu aktaran Kenanoğlu, “İmha, inkar ve asimilasyon politikaları bu gün de devam ediyor. Bu koşullar altında varlığımızı sürdürmek, geleceğimizi oluşturmak ve inancımızı koruyabilmek için Türkiye’nin demokratikleşmesi, eşit, özgür ve adil bir ülke olması gerekiyor. Bunun yolu da bu anti-demokratik uygulamalardan, ülkenin tekçi anlayıştan dolayı sorun yaşayan tüm toplumsal kesimler ile ortak mücadeleden geçiyor. Bu kesimler ile özgürlük yürüyüşü yapmaktan geçiyor. Ben de bu tespiti yaptığım için yolum Kürt hareketi ile kesişti. Çünkü Kürt halkının özgürlüğü aynı zamanda Alevilerin de özgürlüğüdür” dedi.

Tarihi arka planı

Bir Tokatlı olarak neden Semsûr’da aday olduğunu ise Kenanoğlu şu sözlerle açıkladı: “Semsûr ile bağımız tarihseldir. Bu bağ zalimin zulmüne karşı verilen ilk direnişe kadar gider. Bildiğiniz gibi 1240’larda doğduğum yer olan Amasya Sancağı’nda Baba İlyas ile Semsûr’de Baba İshak’ın eş zamanlı başlattıkları bir yolculuk var. Biz de bugün bu yolculuğu birleştiriyoruz. Semsûr’da aday olman Baba İshak ile Baba İlyas’ın buluşmasını çağrıştırıyor. Çünkü bu direniş günümüz koşullarında demokratik siyasette vücut bulan bir direniştir. Baba İshak ile Baba İlyas’ın takipçileri olarak burada buluştuk. Bu buluşma bizi adalete ve özgürlüğe götürecektir.”

‘Yaralara merhem olacağız’

Bir yandan yaraların sarıldığı diğer yandan seçim çalışmalarının yapıldığı bir bölgede olduklarını aktaran Kenanoğlu, “Deprem bölgesinde müziksiz, halaysız, zılgıtsız ve deyişsiz bir seçim çalışması yürütüyoruz. Bu bizim açısından zor ama asıl zor olan Semsûr halkının yaşadığı zorluktur. Her evde acı var. Bu acıların içinde olan insanlara gidip bize oy verin demek çok zor. Bunun için o insanların yaralarına merhem olmak, o insanlar ile can ve dost olmak için mücadele edeceğiz. Semsûr’un yeniden ayağa kalkması ve yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Biz de seçim döneminde bunları tartışacağız. Aslında bir nevi seçim değil depremin yaralarını sarmak ve bu insanların geleceğini tartışıp, çözüm bulmaya çalışacağız. Öte yandan Semsûr’a bu acıları yaşatan iktidardan hesap soracağız. Bunun hesabını sormak için ise Yeşil Sol Parti’nin en az 100 vekil ile Meclis’te olması gerekir” diye ifade etti.

Alevilere çağrı

Son olarak Alevilere çağrı yapan Kenanoğlu, “Önemli bir yüzyıla giriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin en temel ayaklarından birisi Alevi toplumudur. Alevi toplumunun bu süreçte söz sahibi olması ülkenin demokratikleşmesi için önemli olacaktır. Yeşil Sol Parti olarak Aleviler için bir şey çizmiyoruz. Başından beri birlikte yapacağımızı ifade ediyoruz. Alevi toplumu bu ülkede nasıl yaşamasını istiyorsa bunu birlikte oluşturacağız. Cemevi ibadethane deniliyorsa olacaktır. Biz bunu tartışmayacağız. Alevileri Meclis’te temsil eden bir parti olarak oylarını da bu yönde kullanmalarını istiyorum. Yani Alevilerin kendilerine oy vermelerini istiyorum” şeklinde konuştu.

Hayriye Korkmaz

1979’da Semsûr merkeze bağlı Önümce köyünde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Semsûr merkezde tamamladı. Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. 2014-2015 tarihleri arasında Kadın Yaşam Derneği’nde yöneticilik yaptı. 2016-2018 yılları arasında HDP Semsûr İl Eşbaşkanlığı’nı yaptı.

 

Ali Kenanoğlu kimdir?

Ali Kenanoğlu, 1971 Tokat Almus doğumludur. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirmiştir. Yönetici-muhasebecidir. Hubyar Sultan, Boğaziçi Alevi Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu’nun kurucuları arasında yer almıştır. Hacı Bektaş Vakfında yöneticilik yapmıştır. 25 ve 27. Dönem HDP İstanbul milletvekili olan Kenanoğlu, evli ve 3 çocuk babasıdır. Meclis Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyesi de olan Kenanoğlu’nun mesleği mali işler sorumluluğudur. Kenanoğlu, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi (İÜ) Sosyoloji Bölümü’nde eğitim hayatını sürdürmektedir.

Meslek hayatında muhasebe ve finansman alanında yöneticilik yapan Kenanoğlu, kooperatifler ve kat mülkiyeti alanlarında deneyime sahiptir. Uzun yıllar Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Boğaziçi Alevi Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu gibi birçok Alevi kurumunun kuruluşunda ve demokratik kitle örgütünde yer alıp yöneticilik yaptı. Kenanoğlu’nun “Sultan Ocağı ve Beydili Sıraç Türkmenleri” isimli yayınlanmış bir kitabı da bulunmaktadır.

#Öncelik #yaraları #sarmak

Erdoğan Zonguldak’ta yine doğalgaz müjdesi verdi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu kez Zonguldak’ta doğalgaz ‘müjdesi’ vererek 1 ay süreyle konutların doğal gaz tüketiminden ücret alınmayacağını söyledi

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Zonguldak’ta Filyos Gaz İşleme Tesisi’nde düzenlenen ‘Karadeniz Gazı Devreye Alma Töreni’nde konuştu.

Yaptığı konuşmada bir kez daha doğalgaz “müjdesi” veren Erdoğan, Karadeniz gazının devreye alınmasıyla Sakarya sahasından ilk etapta günde 10 milyon metreküp, açacaklarını ifade ederek, “Yeni kuyularla birlikte ilerleyen süreçte günde 40 milyon metreküp gaz çıkartacağız. Tam kapasiteye çıktığımızda ülkemizin yıllık ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu buradan karşılayabileceğiz” sözlerini kullandı.

Konutlarda yapılacak mutfak ve sıcak su tüketiminde, 25 metreküp kullanıma kadar doğalgazın ücretsiz olacağını ifade eden Erdoğan, 1 ay boyunca ise hiçbir konuttan ücret alınmayacağını açıkladı. Erdoğan, 1 ay boyunca ücretsiz olan doğalgaz kullanımına mutfak ve sıcak suyun yanı sıra, ısınmanın da dahil edildiğini belirtti.

HABER MERKEZİ

#Erdoğan #Zonguldakta #yine #doğalgaz #müjdesi #verdi

Şirinevler’de bildiri dağıtımı halk buluşmasına dönüştü

İstanbul 3. Bölge adayı Kerem Fırtına’nın da katıldığı Yeşil Sol Parti’nin Şirinevler Meydanı’ndaki bildiri dağıtımı ve esnaf ziyareti yoğun katılımlı halk buluşmasına dönüştü

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) seçim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yeşil Sol Parti, İstanbul Bahçelievler ilçesinde bulunan Şirinevler Meydanı’nda açılan stantta bildiri dağıtımı yaptı, esnafı ziyaret etti. Yeşil Sol Parti Bahçelievler İlçe Örgütü ve İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Kerem Fırtına katıldığı bildiri dağıtımı ve esnaf ziyaretine halk yoğun ilgi gösterdi.

Şirinevler Meydanı’nda kurulan standa yoğun ilgi gösteren halk, sandık görevlisi olmak için sıra bekledi. Stanta konulan bağış sandığına bağış yapan yurttaşlar, Bizim partimiz kendimize bağış yapıyoruz” dedi. Ayrıca çocukların da kendi harçlıklarını biriktirip bağış kutusuna para bırakması dikkat çekti. Sık sık “Jin Jiyan Azadi” sloganlarının atıldığı stantta gençler ve kadınlar Kürtçe ve Türkçe şarkılar söyleyerek halay çekti. Milletvekili adayı Kerem Fırtına’nın stant ziyaret edeceğini duyan yurttaşlar, yoğun yağmura rağmen stanttan ayrılmadı. Fırtına’nın stanta gelmesiyle “Oylar Yeşil Sol’a “ Jin Jiyan Azadi” sloganları atan halk, Fırtına ile fotoğraf çekti.

Bildiri dağımı halk buluşmasına döndü

Halk buluşmasına dönen bildiri dağıtımında konuşan Kerem Fırtına, “Ben aslında nutuk atan biri değilim, baş başa konuşmayı daha seven biriyim. Henüz vekil değilim size şuanda bir vaatte bulanacak da değilim. Ama size şu iki sözü verebilirim: Biri demokratik cumhuriyet için hiç yılmadan, bir adım daha geri adım atmadan çalışacağıma, didineceğime söz veririm. Bana güvenen sizleri bir gün dahi hayal kırıklığına uğratmayacağıma söz veririm” diye konuştu.

Esnaf ziyareti

Bildiri dağıtımının ardından Şirinevler Yürüyüş Yolu ve Şirinevler Meydanı’ndaki esnafı ziyaret eden Yeşil Sol Partililer, esnafın sorunlarını dinledi. Ekonomik sorunların yanı sıra ülkedeki adaletsizlikten şikayetçi olan Esnaflar, ekonomik krizin en çok esnafı etkilediğini söyledi. Türkiye’deki sorunların çözülmesi için adaletin gelmesi gerektiğini belirten esnaflar, bunun için ilk başta siyasi tutsakların özgürlüğünün sağlanması gerektiği ifade edildi. Esnaf ziyareti sırasında yoldan geçen bir yurttaş, Fırtına’yı durdurarak“ Ben AKP’liyim ama bu seçimde oyum Yeşil Sol Partiye’dir. Size başarılar dilerim” dedi.

Esnaf ziyaretlerini ardından Hürriyet Mahallesi’nde bulunan Mardin Yalım Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YALIM) derneğinden gençlerle buluşan Yeşil Sol Parti, gençlerin sorunlarını dinledi.

HABER MERKEZİ

 

#Şirinevlerde #bildiri #dağıtımı #halk #buluşmasına #dönüştü

Soylu, kendisini protesyo eden Yeşil Sol Parti’lilere kızdı: Hala özgürlük istiyorsunuz

Yeşil Sol Parti’nin seçim standında bulunan partililer, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun konuşmasını müzik çalarak protesto etti. Soylu, partililere hakaret ederek ‘hala özgürlük istiyorsunuz’ dedi

İçişleri Bakanı ve AKP İstanbul milletvekilli adayı Süleyman Soylu, Esenler İlçesi’nde yaptığı konuşma sırasında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) seçim standında bulunanlar tarafından müzik çalınarak, protesto edildi.

Seçim otobüsü üzerinde konuşma yaptığı esnada müziğin sesini kısmadıkları gerekçesiyle Yeşil Sol Parti standını hedef gösteren Soylu, partililere “Tam 45 dakikadır saygısızlık ve nezaketsizlik yapıyorsunuz, hala özgürlük istiyorsunuz” sözleriyle hakaret etti.

HABER MERKEZİ

#Soylu #kendisini #protesyo #eden #Yeşil #Sol #Partililere #kızdı #Hala #özgürlük #istiyorsunuz

Suruç Aileleri İnisiyatifi 93’üncü ayda adalet talebini yeniledi

Suruç Aileleri İnisiyatifi, adalet talebiye yapılan eylemin 93’üncü ayında Kadıköy’de bir araya geldi. Yapılan açıklamada, ‘İŞİD terör örgütünün Türkiye’de yaptığı katliamlar için açılan davalar birleştirilmeli ve aralarındaki bağlantı açığa çıkarılmalıdır’ denildi

Suruç Aileleri İnisiyatifi, Kobanê’ye geçmek üzere Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde Rıha’nın Pirsus ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi’nde toplanan gençlere yönelik DAİŞ’in canlı bomba saldırısı sonucu 33 kişinin katledilmesine dair her ay düzenledikleri protesto eylemi nedeniyle 93’üncü ayında da Kadıköy’de bulunan Halitağa Caddesi’nde bir araya geldi. Eyleme, Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili adayları Çiçek Otlu, Hakan Öztürk Burcu Ayyıldız ve Berfin Polat da destek verdi.

Basın açıklamasını Suruç yaralısı Koray Türkay yaptı.

Saldırı planlıydı

DAİŞ tarafından gerçekleştirilen patlamaların yakın tarih aralıklarıyla yapıldığına dikkat çeken Türkay, bunun planlı bir şekilde yapıldığını ifade etti. Türkay”Yine, yapılan bu bombalı saldırılarla ilgili yapılan yargılamalar sırasında ortaya çıkan deliller toplamı aynı noktaya işaret etmektedir. İşid’in Türkiye’de yaptığı bütün katliamlar birbiri ile bağlantılıdır. Suruç katliamı davası boyunca bu bağlantıyı güçlendiren delilleri mahkeme heyetine sunmamıza rağmen görmezden gelindi” diye kaydetti.

‘Davalar birleştirilmeli’

Yapılan bütün saldırıların mahkemeler tarafından tekil olarak kabul edildiğine işaret eden Türkay, patlamaların iç yüzünün yeteri kadar araştırılmadığına dikkat çekti. Türkay devamla, “Tekil olarak kabul edilen her patlama birkaç kişi üzerine yıkılarak gerçek sorumlular yargı önünden kaçırıldı. Bu davalarda katliamı yapan tetikçiler kadar onlara yardım edenler ve yargılanmalarına engel olanlar da suçludur. Katliam davasının başından beri söylediğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz. İŞİD terör örgütünün Türkiye’de yaptığı katliamlar için açılan davalar birleştirilmeli ve aralarındaki bağlantı açığa çıkarılmalıdır” diye belirtti.

‘Meclis’te hesap sorulacak’

Türkay, konuşmasının devamında adalet talebini yinelerek şöyle konuştu: “Sadece Suruç katliamı değil bu topraklarda başta İŞİD terör örgütünün yaptığı katliamlar olmak üzere adalet mücadelesine konu olan bütün adaletsizlikler için de adalet aramaya devam ediyoruz. Hepinizin bildiği gibi önümüzdeki ay 2023 genel seçimleri yapılacak. Yapılacak seçimlerde yıllardır adalet mücadelesi yürüten ailelerimizden Metin Kılıç Yeşiller ve Sol gelecek Partisinden Ankara 3. Bölge milletvekili adayı oldu. Suruç katliamında eşi Ferdane ve oğlu Nartan’ı ölümsüzlüğe uğurladığımız Metin Kılıç katliamın yaşandığı günden bu yana adalet mücadelesi yürütüyor. Seçilmesi durumunda adalet mücadelesine meclis kürsülerinde devam edecek olan Metin Kılıç’a başarılar diliyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Suruç #Aileleri #İnisiyatifi #93üncü #ayda #adalet #talebini #yeniledi

EŞİK’ten aday listeleri analizi: En yüksek kadın aday oranı Yeşil Sol’da

EŞİK Platformu’nun yaptığı analize göre, milletvekili listelerinde kadın oranı en yüksek parti Yeşil Sol Parti olurken, yeni Meclis’te 33 ilden kadın vekil olmayacak

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerle ilgili açıkladığı milletvekilliği kesin aday listelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

AKP, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İyi Parti, MHP, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili listeleri üzerinde yapmış olduğunu incelemeye dair grafik de paylaşan EŞİK; “Yeni Meclis’in eşit temsilden yine çok uzak olacağını ortaya koymaktadır. Kadınlar siyasete girmek istemiyor iddiasını çürüten çok sayıda kadın aday adayı olmasına rağmen, birçok partinin kesinleşmiş listelerinde çok az sayıda kadına yer verildiği; büyük bölümünün de seçilemeyecek yerlere konularak listelerdeki kadın oranının yapay şekilde yükseltildiği görülmektedir” denildi.

Tek tek incelendi

YSK listelerinde cinsiyet belirtmediği için incelemenin tüm vekillerin isimleri tek tek kontrol edilerek gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, söz konusu incelemeyi Meclis’te yer alması beklenen siyasi partilerin kesinleşmiş aday listeleri üzerinden ve 2018 seçim sonuçları temel alınarak yapmış oldukları karşılaştırmalar ve hesaplamalarla yaptıklarını açıkladı.

EŞİK’in kesin aday listesi üzerinden yaptığı incelemenin sonuçları şöyle:

“ * 33 ilden kadın vekil çıkmamaktadır. Bu iller TBMM’nin 28. Dönemi boyunca sadece erkek vekillerce temsil edileceklerdir. Cumhuriyet tarihi boyunca kadın vekil çıkarmamış olan 20 ilden 18’inde bu seçimde de kadın vekil çıkmayacağı görülmektedir.

* MHP’nin 40, AKP’nin 34, İyi Parti’nin 22, CHP’nin 21 ilde kadın adayı bulunmamaktadır.

* Meclis’e 117 kadın vekilin girmesi ve Meclis’teki kadın oranının yüzde 19.50 olması beklenmektedir.

* TİP ile Yeşil Sol Parti’nin oy oranları 2018 seçimine göre artacak olursa, ilk sıralarda kadınlara en çok yer veren partiler oldukları için, Meclis’e girecek kadın sayısı da artacaktır.

En yüksek kadın oranı Yeşil Sol Parti’de

* Milletvekili listelerinde kadın oranı en yüksek parti Yeşil Sol Parti (%43.50); ikinci parti ise TİP’dir (%42.13). Kadın adayı en az olan parti MHP’dir (%15.17); hemen ardından AKP (%18.67) gelmektedir.

* Aday listelerinde birinci sırada en çok sayıda kadın vekile yer vermiş olan parti TİP’dir (%47.06), ardından Yeşil Sol Parti (%39.08) gelmektedir. En az sayıda kadını birinci sıraya yazan parti AKP’dir (%4.60) ve onu MHP (%8.05) takip etmektedir.

Seçilecek aday oranı en yüksek Yeşil Sol Parti’de

* Listelerde seçilebilir yerlerde yer alan kadın oranı en yüksek olan parti Yeşil Sol Parti (%41.54) iken en düşük orana sahip parti MHP’dir (%4.00). MHP’yi %11.36 ile İyi Parti, %18.18 ile CHP ve %19.05 ile AKP izlemektedir.

* Listelerdeki kadın oranı ile seçilebilir yere yazılan kadın oranları kıyaslandığında, aradaki farkın en açık olduğu parti TİP’dir, hemen ardından ise İyi Parti gelmektedir. İyi Parti listesinde yer bulan kadın sayısı 150 iken, seçilebilir yerde sadece 5 kadın adayın olduğu görülmektedir. İyi Parti’yi MHP takip etmektedir; MHP’nin listesinde 91 kadın varken, seçilebilir yere yazılan kadın sayısı sadece 2’dir. CHP listesinde 153 kadına yer vermekle birlikte, sadece 26 kadın aday CHP’den seçilebilir sıralarda yer almaktadır. (Seçilebilir yer nitelendirmesi, 2018 seçim sonuçları baz alınarak oluşturulmuştur.)

İllere göre kadın adaylar

* MHP’nin 40 ilde kadın adayı bulunmamaktadır.

* AKP; Adıyaman, Amasya, Artvin, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çankırı, Çorum, Elazığ, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Isparta, Kars, Kırşehir, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Rize, Siirt, Sinop, Tokat, Yozgat, Bayburt, Kırıkkale, Bartın, Ardahan, Iğdır, Karabük ve Kilis’te yani toplam 34 ilde hiç kadın adaya yer vermemiştir.

* İyi Parti; Afyon, Ağrı, Amasya, Artvin, Bilecik, Bitlis, Bolu, Burdur, Giresun, Gümüşhane, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Niğde, Sinop, Tokat, Tunceli, Uşak, Bayburt, Şırnak, Ardahan ve Kilis’te yani toplam 22 ilde hiç kadın adaya yer vermemiştir.

* CHP; Ardahan, Artvin, Bilecik, Bingöl, Edirne, Erzincan, Erzurum, Iğdır, Karabük, Kastamonu, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Malatya, Rize, Siirt, Sinop, Sivas, Şırnak ve Tokat’ta yani toplam 21 ilde hiç kadın adaya yer vermemiştir.

* Millet ittifakı; Ardahan, Artvin, Bilecik, Iğdır, Kastamonu, Giresun, Gümüşhane, Sinop, Tokat, Kırşehir, Kilis, Şırnak ve Rize’de, yani toplam 13 ilde, 6 parti olarak tek bir kadın aday çıkarmamış durumdadır.

* Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm illerde kadın adaylara, eşit temsile yakın oranda yer verdiği görülmüştür.”

‘Eşit temsiliyet vazgeçilmezimiz’

Eşit temsilin siyasetçilerin keyfi kararlarına bırakılamayacağına dikkat çekilen açıklamada, “İlk 100 gün içinde yapılacak ilk yasal düzenlemelerden biri de tüm seçimlerde ve atamalarda eşit temsil ilkesinin yasal zorunluluk haline getirilmesi olmalıdır. Eşit temsil olmayan listeler seçim kurulları tarafından reddedilmelidir. Eşitlik ilkesini ihlal eden atamalar iptal edilmelidir. Eşit temsil, ilk anayasa değişikliğinde de anayasal bir kural olarak düzenlenmelidir. Yasal güvenceli eşit temsil sağlayıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. Eşit temsil vazgeçilmezimiz” ifadelerine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#EŞİKten #aday #listeleri #analizi #yüksek #kadın #aday #oranı #Yeşil #Solda

Gençler Kadıköy’de pedal çevirdi

Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda bisiklet sürme etkinliğinde konuşan Yeşil Sol Parti İstanbul adayı Dağ, gençlere seslenerek, ‘Bize dayatılan betonlaşmış şehirlerde yaşamaya karşı, yoksulluğa karşı Yeşil Sol Parti’de buluşuyoruz’ dedi

Yeşil Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), “Pedallar çevrilecek, Yeşil Sol gelecek” şiarıyla Kadıköy’de bulunan Yoğurtçu Parkı’nda bisiklet sürme etkinliği gerçekleştirdi. Bisikletlerin renkli balonlarla süslendiği etkinliğe birçok gencin bisikletiyle hazır bulunduğu görüldü. Ayrıca etkinliğe Yeşil Sol Parti İstanbul milletvekili adayı Dersim Dağ destek verdi.

Ekolojik bir yaşam

Burada söz alan Dağ, ekolojik bir yaşam için pedal çevirdiklerini dile getirdi. Dağ devamla, “Aynı zamanda eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet için de Yeşil Sol Parti’de buluşuyoruz” dedi. Bütün gençleri 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Parti’ye oy verme çağrısında bulunan Dağ, “Bugün bize dayatılan betonlaşmış şehirlerde yaşamaya karşı, yoksulluğa karşı Yeşil Sol Parti’de buluşuyoruz. Ve diyoruz ki, eğer bu düzenden ve sistemden rahatsızsan, sende gel Yeşil Sol Parti’ye oy ver. Unutma senin, benim, bizim oyumuzla değişecek. Gençlerin oyuyla değişecek” şeklinde konuştu.

Yanlarında getirdikleri hoparlör ile müzik açan gençler, parkın içinde pedal çevirdikten sonra etkinliği sonlandırdı.

HABER MERKEZİ

#Gençler #Kadıköyde #pedal #çevirdi

Bazarcix’ta fırtına sonrası kriz masası

Bazarcix’ta meydana gelen fırtına ve yağmurdan sonra kriz masası kuruldu

Mereş’de depremin merkez üssü olan ve büyük bir yıkımın olduğu Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde öğlen saatleri ile beraber şiddetli yağış görüldü. Dakikalar içinde rüzgarın şiddetini artırması ile birlikte yağmurla beraber fırtına meydana geldi. Sağanak yağış, şiddetli fırtına ve hortum, Cengiz Topel Mahallesi’nde bulunan depremzedelerin yaşadığı çadır kenti yerle bir etti.

Yaşanan felaket nedeniyle bir çocuk yaşamını yitirirken, çok sayıda kişinin yaralandığı öğrenildi.

Yaşanılan felakete ilişkin Yeşil Sol Parti Bazarcix İlçe Örgütü depremzedelerin acil ihtiyaçlarına ilişkin kriz masası oluşturdu.

Kriz masası depremzedelerin gıda, çadır, konteynır, yatak, yorgan, kıyafet ihtiyacının acil giderilmesi çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

#Bazarcixta #fırtına #sonrası #kriz #masası