Ana Sayfa Blog Sayfa 595

Kadınlar Silopiya mitinginde buluştu

Yeşil Sol Parti’nin Silopiya’da düzenlediği kadın mitingi coşkulu bir şekilde başladı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti), seçim çalışmaları kapsamında planladığı kadın mitingi, Şirnex’in (Şırnak) Silopiya ilçesinde Newroz Alanı’nda yüzlerce kadının katılımıyla başladı.

Yeşil Sol Parti bayrakları ile süslenen alanda kurulan sahneye ise “Bi ruhê Sêvê, Fatma û Pakîzeyan emê pergala desthilatdar biguherînin”, “Dayîkên Botanê bi tilîliyên xwe, dê textê zaliman hilweşine” pankartları ile Yeşil Sol Parti flamaları asıldı. Alana gelen kadınlar için iki arama noktası kurulurken, kadınlar, çalınan müzikler eşliğinde halaya durdu.

Mitinge, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Şirnex Milletvekili Nuran İmir, Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarının da katıldığı mitingde Koma Jin Ma ile Kardeş Türküler’den Feryal Öney ve Burcu Yarkın’ın sahne alması bekleniyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Kadınlar #Silopiya #mitinginde #buluştu

‘Depremden ölmedik, molozdan öleceğiz’

Deprem enkazlarının mera alanlarına döküldüğü Wêranşar ilçesinde kurulmuş olan platformun üyesi avukat Elif Ekin Pekdemir, yurttaşların, ‘Biz depremden ölmedik, molozdan öleceğiz’ dediğini söyledi

Mereş (Maraş) merkezli depremlerde yıkımın oluştuğu Meletî’de (Malatya) enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Enkaz molozları, İnönü Üniversitesi kampüsü ve 16 mahallenin içinde yer aldığı Batalgazi ilçesine bağlı Memurek bölgesi ile Wêranşar (Doğanşehir) ilçesine bağlı Çiğlik, Kelhalil, Eskiköy, Suçatı ve Yuvalı mahallelerinin mera alanlarına dökülüyor. Memurek ve Wêranşar’da yaşayanlar, molozların dökülmesinin bir an önce durdurulmasını ve dökülen molozların kaldırılması için mücadelelerini sürdürüyorlar. Wêranşar ilçesi mera alanına dökülen molozlara karşı Doğanşehir Toplumsal Ekoloji Dayanışma Platformu kuruldu. Molozların etkilediği Çığlık Mahallesi’nde yaşayan platform üyesi avukat Elif Ekin Pekdemir, talepleri karşılanıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

‘Suç duyurusunda bulunduk’

Molozların mera alanlarına dökülmesine karşı kaymakamlığa bilgi edinme başvurusunda bulunduklarını kaydeden Pekdemir, “Ancak dilekçemize bir cevap alamadık ve dilekçemiz Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne gitti, ancak yine bir cevap alamadık. Bütün dilekçelerimiz cevapsız kaldı. 18 Nisan’da bizde buna karşı bölgede yaşayan 4 yurttaşımızla birlikte Doğanşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na çevrenin kasten kirletilmesi suçundan suç duyurusunda bulunduk. 20 Nisan da burada açıklama yapmak istedik, ancak jandarma hiçbir karar göstermeden burada açıklama yapmamıza izin vermedi. Hangi karara göre izin vermediklerini sorduğumuzda ise ‘gidin mülki idare amirine sorun’ dediler. Ancak uğraşlarımız sonucunda buraya yakın bir yerde açıklamamızı yaptık. Bu süreci hukuki olarak takip etmeye devam edeceğiz” dedi.

Halk sağlığı tehdit altında

Molozların döküldüğü mera alanına yakın 5 mahallenin içme suları ve tarımsal arazi sularının geçtiği bilgisini paylaşan Pekdemir, molozların döküldüğü alana yakın ormanlık alan ile kayısısı bahçelerinin bulunduğunu ifade etti. Molozların çevre ve halk sağlığı sorununa neden olduğuna dikkat çeken Pekdemir, “Molozların içerisinde asbest denilen kanserojen maddeler var. İçerisinde doğa da kaybolmayan kimyasal maddeler bulunmakta ve bu kimyasallar hiçbir şekilde ayrıştırılmadan direkt bu bölgeye dökülüyor. Halk sağlığı uzmanları da yaratabileceği hastalıklar konusunda ve maske takılarak enkazların sulama yöntemiyle kaldırılması konusunda uyarıda bulundular. Ancak hiçbir şekilde maske takılmadan ve sulama yapılmadan enkazlar kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.

‘Yaşamı yeniden inşa edeceğiz’

Deprem bölgelerinde yaşanan çevre ve halk sağlığı sorunlarına karşı gelişen mücadelelere vurgu yapan Pekdemir, “Deprem sonrasında ilçemizde acil yıkım kararı olup yıkılan binaların yüzde 75’inin molozları bu bölgeye getirildi. Günlük 250 araçla bin 200 sefer yapılarak molozlar bu bölgeye dökülüyor. Samandağ’da, Memurek’te ve burada insanlar yaşam alanı için mücadele ediyor. İnsanlar birçok yakını ve ailesini kaybetmelerine rağmen mücadele etmeye devam ediyorlar. Ve bu insanlar ‘biz depremden ölmedik, molozdan öleceğiz’ diyorlar. Bu cümle aslında depremin hakikatini özetliyor. İnsanlar ‘tüm yitirdiklerine rağmen yaşam alanlarımızı savunacağız ve yaşamı yeniden inşa edeceğiz’ diyorlar. Bu irade karşısında kimse duramaz” şeklinde konuştu.

Ekoloji örgütlerine çağrı

Taleplerinin molozların dökülmesinin durdurulması ve bilimsel yöntemlerle çevre ve insan sağlığı gözetilerek, molozların kalıcı moloz alanlarına kaldırılması olduğunu ifade eden Pekdemir, çevre ve ekoloji kurumlarına şu çağrıda bulundu: “Bizler rant uğruna alınmış kararlarla çevreye ve insan sağlığına verilecek zararlara karşı mücadele ediyoruz. Deprem bölgesinde molozlara ve çevre kirliliğine karşı mücadele eden herkes aynı zamanda birer depremzede. Bizde buradan gitmiyoruz, diyerek irademizi çok net bir şekilde ortaya koyduk. Burada çevre ve insan sağlığı için tehlike arz eden molozlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm sivil toplum kuruluşları ve çevre örgütlerine çağrımız, bu süreçte bize destek olmalarıdır.”

Haber: Mahmut Altıntaş / MA

#Depremden #ölmedik #molozdan #öleceğiz

EMO: Üretim de başladı

Çarşamba BES’le ilgili başlayan hukuki süreç devam ederken, tesis inşaatı tamamlandı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali (BES) inşaatının tamamlandığını ve tesisin üretime başladığını bildiren açıklamasında santrale yönelik “ÇED gerekli değildir” kararının iptali için 2019 yılında başlatılan hukuk sürecinin ise halen devam ettiğini bildirdi. Elektrik Mühendisleri Odası 48. Dönem Yönetim Kurulu imzasıyla yayımlanan basın açıklamasında, yerel mahkemenin 2’si işlemin iptali, 1’i davanın reddi olmak üzere 3 ayrı karar verdiği ve 3 kararın da Danıştay’dan döndüğü hatırlatıldı. BES’lerde aynı zamanda tehlikeli-tehlikesiz her türden atığın yakılıyor olması ise bulunduğu çevreyi büyük oranda zehirliyor.

Günlük 1500 ton su kullanılacak

Samsun Çarşamba BES Projesi’yle ilgili mahkeme süreçlerine EMO da davacılar yanında müdahil olmuştu. Dava dilekçesinde söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu, sürecin kamuoyunun bilgisi dışında yürütüldüğü belirtilirken, biyokütle enerji santrallerinin kömürle çalışan termik santrallerden daha fazla azot oksit, uçucu organik bileşenler, partikül madde ve karbonmonoksit yaydığına dikkat çekilmişti. Ayrıca, santralin üretime geçmesiyle günde 1.500 ton su kullanılacağı, ovada tarım yapılamayacağı, hava kirliliğinin artacağı, halk sağlığının bozulacağı ve su kaynaklarının kirleneceği vurgulanmıştı.

‘En kısa zamanda kapatılmalı’
Mahkemenin iki kez bilirkişi heyeti tarafından yerinde incelettiği dava konusu tesis hakkında, iki kez ÇED gerekli değildir işlemini durdurma kararı ve bir kez de davanın reddi kararı verildi. Ancak mahkemenin bu kararları Danıştay tarafından bozuldu. Son bilirkişi raporunun ardından Samsun 3. İdare Mahkemesi, 8 Kasım 2022 tarihinde davayı reddetti. EMO, mahkeme kararına karşı temyiz başvurusu yaptı. Açıklamada, “Çarşamba BES’e karşı 2019 yılında başlatılan hukuki süreç devam ederken, santralin inşaatı tamamlanarak 2020 yılında faaliyete geçirildi. Hukuka aykırılığının yanı sıra doğal doku ve canlı yaşamı için büyük tehlikeler oluşturan Çarşamba BES, bölge halkının itirazları da dikkate alınarak en kısa zamanda kapatılmalıdır” diye belirtildi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#EMO #Üretim #başladı

‘Ermeni Soykırımı’nı Tanı, af dile, tazmin et!’ çağrısı

Ermeni Soykırımı’nın yıldönümü için yapılan basın açıklamasında konuşa İHD Genel Başkanı Eren Keskin, ‘Soykırım, Tanı, Af Dile, Tazmin et!’ dedi

24 Nisan 1915’te yaşanan Ermeni Soykırımın yıldönümüne ilişkin yapılan açıklamalarda, soykırımın tanınması ve yüzleşilmesi çağrıları yapıldı. Bu amaçla İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu basın açıklaması gerçekleştirdi.

Dernek binasında yapılan toplantıya Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul milletvekili adayı Dersim Dağ, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekili Musa Piroğlu, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve çok sayıdaki kişi de katıldı.

İzlerini bile sildiler

Türkiye ve Kurdistan’da 1’inci Dünya Savaşı’nın öncesinde 2 milyon Ermeni halkının yaşadığını belirten Keskin, 1915’te başlayan soykırım sonrası ve Cumhuriyet dönemindeki politikalar sonucu Ermenilerin yerleşim yerlerinden edinilerek yaşamlarına dair her şeyin yok edildiğine dikkat çekti. “Devlet Ermenileri imha etmekle kalmadı. İzlerini de sildi. Bugün Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde onlardan iz bulamazsınız” diyen Keskin, yaşam yerlerinden alıkonulan Ermeni’lerin yanı sıra bankalarındaki hesaplarına, değerli eşya ve kasalarına da el konularak “soygun”a uğradıklarına vurgu yaptı.

Soykırım 99 yıldır inkar ediliyor

Keskin, “Ayrıca 20. yüzyılın başından itibaren Amerikan ve Fransız hayat sigortası şirketleri on binlerce Hıristiyan’a hayat sigortası yaptı, bunların değerinin de o zamanın parasıyla 20 milyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. İttihatçılar, bu hayat sigortası tazminatlarına da, resmi yazılarında ‘sahipleri öldü, mirasçıları da kalmadı, Osmanlı hazinesine devredilmelidir’ diyerek göz koydular. Ermeni Soykırımı 99 yıldır inkâr ediliyor. İnkârın, insanlığa karşı işlenmiş bu akla hayale sığmaz suçun gizlenmesinde bu büyük hırsızlığın da payı var” diye kaydetti.

Soykırım, Tanı, Af Dile, Tazmin et!

Keskin, “Soykırım sonucu anayurtlarından kopartılıp dünyanın dört bir yanına dağılmış Ermenilerin uğradıkları, hesaba da, sayıya da gelmeyecek kadar büyük kayıplarının telafisine yönelik talep, istek ve dileklerine yanıt verilmelidir. İnkâr, böyle bir telafi ve adaletin yerine gelmesi sürecinin de önünde engeldir. Bu yüzden yıllardır bir çağrı yapıyoruz: Soykırım, Tanı, Af Dile, Tazmin et!” dedi.

İHD Ankara ve Adana şubeleri de, aynı gerekçeyle dernek binasında basın açıklaması yaptı.

Amed Barosu’dan açıklama

Amed Barosu da, yazılı açıklama yaparak, “Süregelen soruşturma tehditlerine rağmen önceki yıllardaki açıklamalarımızda belirttiğimiz üzere, ister kurbanların dediği gibi ‘Medz Yeghern’, ister topraklarımızda adlandırıldığı üzere ‘Fermana Fılla’, isterse Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin’in ‘Ermeni Halkına yapılanlardan esinlenerek düşündüm ve kaleme aldım’ dediği şekliyle ‘Soykırım’ olarak zikredelim, felaket ve acı, yani hakikat değişmeyecektir. İki bin beş yüz sene boyunca bu topraklarda yaşayan, bu toprakların diline, kültürüne, sanatına katkı sunan Ermeni toplumu artık bu topraklarda yaşamamaktadır” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Ermeni #Soykırımını #Tanı #dile #tazmin #çağrısı

Tutuklu kadın gazetecilerden Kılıçdaroğlu’na mektup

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan kadın gazeteciler, yazdıkları açık mektupla Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na 6 soru yöneltti

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’ne 20 gün kalırken, Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan JINNEWS editörü Habibe Eren ve JINNEWS muhabiri Öznur Değer ile Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever ile MA muhabirlerinden Berivan Altan ve Ceylan Şahinli, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na hitaben açık mektup kaleme aldı.

Hak ihlallerine tanıklık ediyoruz

Mektupta tarihi bir seçim sürecine girildiğini belirten gazeteciler şu ifadeleri kullandı: “Biz de yargının siyasallaştığı, tarafsızlığını yitirdiği bu dönemde, yaptığımız haberler dolayısıyla Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutsak edilen gazeteci kadınlar olarak bu süreci yakından takip ediyoruz. Aylardır hapishanede insanlığa karşı işlenen suçlara başka yaşam hakkı ihlali olmak üzere tecrit, sağlığa erişim hakkını engellenmesi, infaz yakılmaları, işkence ve kötü muamele gibi yaygın hak ihlallerine tanıklık ediyoruz.

Sivil ölüm

Bilindiği gibi özgürlükten alıkonulmaktan daha büyük bir eziyet yoktur. Evrensel bildirgelerde bu durumu ‘sivil ölüm’ olarak tanımlanmaktadır. Ancak bugün hapishanelerde yaşanan insanlık dışı uygulamaların insani, vicdani, ahlaki ve hukuki hiçbir dayanağı yoktur.

Çözüm önerileriniz neler

Bu tarihi seçime doğru giderken, toplumun en büyük beklentisi adaletin tesis edilmesidir. Sizin de bu süreçte sıklıkla vurguladığınız adaletin tesisi için, adaletsizliğin merkezi haline gelen hapishanelerde, adaletin sağlanması için ne gibi politikalar yürüteceksiniz? Sıraladığımız sorunlara dair çözüm önerilerinizin neler olduğunu, tutsak kadın gazeteciler olarak merak ediyoruz.”

Gazetecilerin, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yanıtlamasını istediği sorular şu şekilde: 

  • “Faşist diktatörlüklerde bile hasta tutsaklar idam edilmezken, Türkiye hapishanelerinde sadece son bir yılda (2022) çoğu ağır hasta tutsak olmak üzere 75 tutsak fili idam edildi. Sağlıklı beslenme hakkı ve tedavi hizmetlerinden yoksun bırakılan ağır hasta tutsaklar böylece ölüme mahkum ediliyor. Tüm bu uygulamalara karşı yaşamak için direnen ağır hasta tutsakların infazlarının ertelenmesi iin ayrım yapmaksızın genel düzenleme yapacak mısınız?
  • 1 Ocak 2021’de yürürlüğe konulmasının ardından, kendini adeta mahkeme yerine koyarak, keyfi kararlar ve gerçekleştirdiği hukuksuz, kayıt dışı mülakatlarla tutsakların tahliyesini engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nı (İGK) kaldırmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda iki yıldır yaşanan mağduriyetleri gidermeye dönük adımlar atacak mısınız?
  • Hapishanelerde yaşanan ırkçı, cinsiyetçi, militarist ve dini istismar eden uygulamaları ortadan kaldıracak mısınız?
  • Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) raporlarına da açıkça yansıyan ağırlaştırılmış hapis ile cezalandırılan tutsakların ağır tecrit koşullarına ilişkin çözümünüz var mı? Tecride dayalı infaz rejimine son verecek misiniz?
  • Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal yönünde verdiği kararlar doğrultusunda, Türkiye’den somut adım atılmasına dönük bildirimde bulunduğu ‘umut hakkı’ olarak bilinen, ağırlaştırılmış hapis cezası alan tutsakların şartlı salıverilme imkanlarının sağlanması için adım atacak mısınız?
  • İnfaz yasasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmaya ve 12-17 yaş arası binlerce çocuğun hapisle cezalandırılmasının önlenmesine yönelik bir düzenleme yapacak mısınız?”

Kaynak: JINNEWS

#Tutuklu #kadın #gazetecilerden #Kılıçdaroğluna #mektup

Yeşil Sol Parti ilk seçim mitingine Colemêrg’te başladı

Yeşil Sol Parti, seçim mitinglerinin startını Colemêrg’te verdi. Kitle mitinge halaylarla başladı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), seçim mitinglerinin startını Colemêrg’te (Hakkari) veriyor. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın konuşmacı olarak katılacağı miting (Tekser) şehir otogarındaki miting alanında düzenleniyor.

Yer yer Yeşil Sol

Dün geceden beri yağan yağmura aldırış etmeyen halk, miting saatine doğru alana gelmeye başladı. Halkın, ulusal Kürt kıyafetleriyle alana geldiği alanın tamamı Yeşil Sol Parti flamalarıyla süslendi. Yağmurun devam ettiği kentte, miting saatinde alanın tamamen dolması bekleniyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Yeşil #Sol #Parti #ilk #seçim #mitingine #Colemêrgte #başladı

Dep mitingine çağrı: Barış ve eşitlik için tüm halkımızı bekliyoruz

Dep yarın yapılacak miting için çağrı Yeşil Sol Parti’nin Xarpêt kadın adayları kadın çağrısı yaptı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), yarın Xarpêt’in (Elazığ) Dep (Karakoçan) ilçesinde seçim mitingi düzenleyecek. Cumhuriyet Mahallesi’nde saat 15.00’te yapılacak ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in katılacağı miting için katılım çağrısı yapan Xerpêt’in kadın milletvekili adaylarından Nurşat Yeşil, “14 Mayıs’ta sandık başına gideceğiz bu oylama aynı zamanda bir kader oylaması olacak. Ya faşizm kurumsallacak ya da demokratik özgür yarınlar için oyumuzu kullanacağız. Bu yüzden sizleri Yeşil Sol Parti’ye oy vererek desteğinizi bekliyoruz. Yarın Karakoçan Cumhuriyet Mahallesi’nde yapacağımız mitinge tüm halımızı davet ediyoruz” dedi.

Katılım çağrısı

Adaylardan Sultan Yaray ise, “Herkesin dikkati Xarpêt’tedir. Bu nedenle mitinge katılım çok önemlidir. Xarpêt halkı ve ilçeleriyle birlikte barışı eşitliği isteyen tüm halkımızı alanda bekliyoruz” diye konuştu.

XARPÊT

#Dep #mitingine #çağrı #Barış #eşitlik #için #tüm #halkımızı #bekliyoruz

Londra sokakları Yeşil Sol bayraklarıyla doldu

27 Nisan’da Avrupa’da sandık başına gidecek Kurdistanlı ve Türkiyeli yurttaşlar seçim çalışmalarına devam ediyor

Kurdistan ve Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için Avrupa’da oy kullanma işlemi 27 Nisan’da başlayacak. Yeşil Sol Parti bir yandan seçim çalışmalarına devam ederken, bir yandan da oy kullanma çağrısı devam ediyor.

Onlarca araç bir araya geldi

Emek ve Özgürlük İttifakı, Yeşil Sol Parti için Londra’da yaptığı seçim çalışmaları kapsamında Kuzey Londra’da onlarca araç ile seçim turu yaptı. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) yerleşkesinde bir araya gelen onlarca araç burada araçlarını Yeşil Sol Parti flamaları ile süsledi. Seçim müziklerinin çalındığı araçlarda “Buradayız birlikte değiştireceğiz”, “Halklar kazanacak faşizm kaybedecek” yazılı afişler de yer aldı.

Halk destek verdi

BAF yerleşkesinden başlayan araç konvoyu, Enfield, Edmonton, Tottenham, Dalston, Manor House, Harringey, Wood Green ve Palmers Green bölgelerinden geçerken, Kürdistan ve Türkiyelilerin yaşadığı bölgede halk zafer işaretleri ile konvoyu selamladı.

Britanya’da 29 Nisan ve 7 Mayıs tarihleri arasında özellikle Londra, Manchester, Liverpool ve Edinbourgh kentlerinde seçmenler sandık başına gidecek.

HABER MERKEZİ

 

 

 

#Londra #sokakları #Yeşil #Sol #bayraklarıyla #doldu

Kaypakkaya Sempozyumu Ulm’da da gerçekleştirildi

Partizan ve Sınıf Teorisi tarafından Ulm şehrinde düzenlenen ‘Geçmişten Günümüze Kaypakkaya’yı Anlamak’ başlıklı sempozyuma ilgi yoğundu. Sempozyum, Avrupa’nın çeşitli ülke ve kentlerinde, farklı konuşmacıların katılımıyla düzenleniyor.

Sempozyuma Partizan, Sınıf Teorisi temsilcisi ve Selim Açan katıldı. Yaklaşık dört saat süren sempozyum ilgi ve tartışmalar ile zenginlik kazandı.

Sempozyumda 68 kuşağının dünyadaki gelişimi, Türkiye devrimci hareketi ve önderlerinin ortaya çıkışı, Kaypakkaya’nın bu zeminde ki tarihsel rolüne değinildi. Kaypakkaya’nın tarihsel kopuşunun ana halkaları katılımcılar tarafından ele alındı. Güncel siyasal süreçlere vurgu yapıldı. Devrimin rolü ve önemi tartışıldı.

Sınıf Teorisi adına “Tarihsel İdeolojik Kökleriyle Kaypakkaya ve O’nun somuttaki karşılığı”, Partizan adına “Hesaplaşma, kopuş ve yeni bir yol olarak Kaypakkaya” başlıklarıyla sunum yapılırken, yazar Selim Açan ise “1968’de Dünyada gelişen devrimci durum ve bunun Türkiye’de iz düşümü ve Kaypakkaya” başlığıyla sunumunu yaptı.

Sunumların ardından yapılan konuşma ve sorularda özellikle seçimler, parlamento ve Cumhurbaşkanlığı noktaları tartışmanın gündemini oluşturdu.

Oldukça canlı geçen sempozyumda, 20 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan merkezi gece çağrısı da yapıldı. Dört saat süren sempozyum soru-cevap bölümüyle son boldu.

Hezex’te silahlı saldırı: 1 ölü, 2 yaralı

Hezex’e bağlı Zergûza Bana köyünde düzenlenen bir araca silahlı saldırıda 1 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi de yaralandı

Şirnex’ın (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesine bağlı Zergûza Bana köyü civarında dün gece saatlerinde düzenlenen silahlı saldırıda 1 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı. Alınan bilgilere göre, Cizîr-Hezex arasında bulunan yolda köye yakın bir bölgede seyir halindeki bir araca silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 23 yaşındaki Mehmet A., Abdullah E. ve 49 yaşındaki Eşref E. ağır yaralandı.

Operasyon başlatıldı

Yaralanan 3 kişi askeri helikopterle Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, Mehmet A. hastanede yaşamını yitirdi. Yaralı Abdullah E. ve Eşref E’nin hastanedeki tedavisi sürerken, saldırının gerçekleştiği bölgede hava destekli askeri operasyon başlatıldığı ve Zergûza Bana köyünün giriş ve çıkışlara kapatıldığı bildirildi.

Aynı köy

Silahlı saldırının gerçekleştiği köy, 27 Mart’ta HPG’li Selim Adıyaman’ın (Harun Elbak) kötü muameleye maruz kaldıktan sonra askerlere teslim edildiği köy olduğu belirtildi.

ŞIRNEX

#Hezexte #silahlı #saldırı #ölü #yaralı