Ana Sayfa Blog Sayfa 604

Karayılan: Barış olmadan Türkiye’de demokrasi gelişmez

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan PKK Merkez Komitesi Üyesi Murat Karayılan, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin önemine değinerek, ‘Barış yaşanmadığı sürece Türkiye’de demokrasi de gelişmez; Türkiye ekonomisi de düzelmez’ dedi

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere 25 gün gibi kısa bir süre kalırken, partiler çalışmalarını sürdürüyor. 2023 yılı seçimlerinin önemli olduğuna dair açıklamalar da sürüyor. Stêrk TV’nin programına katılan PKK Merkez Komitesi Üyesi Murat Karayılan da seçimler ve Türkiye’nin saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CPT tecridi meşrulaştırıyor

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecride değinen Karayılan, iktidarın Abdullah Öcalan’ın sesinin duyulmasından korktuğunu ifade ederek, “Bunun için o kadar çağrı yapılmasına, yürüyüşler gerçekleştirilmesine rağmen İmralı’daki izolasyon, tecrit ve psikolojik işkence sisteminde hiçbir gevşeme yapmıyorlar. Zaten CPT de bunun önüne perde çekiyor ve meşrulaştırıyor” diye konuştu.

Fikirleri dünyada tartışılıyor

Karayılan, Öcalan’ın düşünce sisteminin evrensel bir paradigma haline geldiğini ifade ederek, “Kürt Halk Önderi’nin dünyanın sorunlarına dönük geliştirdiği düşüncelerinin küresel çapta bir umut oluşturması bizler için gerçekten büyük bir gurur. Önder Apo’nun demokratik modernite temelindeki paradigması ve demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğüne dayalı devrim hakkındaki fikirleri yerkürede bir umut oluşturuyor” dedi.

Savaşı Erdoğan başlattı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Amed’de dile getirdiği şeylerin tamamının yalan olduğunu kaydeden Karayılan, “Her şeyden önce, savaşı onlar başlattılar. Biz halen Dolmabahçe Mutabakatı çizgisindeyiz. Hiçbir zaman biz onu bozmadık. Onlar, Kürtlerin kanı temelinde iktidarlarını kalıcılaştırmak istedi. Bunun için masayı devirdiler ve bize saldırdılar. Kürt halkının kimliğini kabul etmek istemediler ve üzerimize geldiler. Biz ise buna karşı direniyoruz. Direnişimiz, onurumuz ve insanlığımız içindir” diye konuştu.

Cenazeleri gelip alabilirler

Savaşta yaşamını yitiren Mustafa Bazna ve Naci Kaygusuz adlı askerlerin cenazelerinin ellerinde olduğunu, bunun için cenazelerin alınması yaptıkları çağrılara karşılık verilmediğine işaret eden Karayılan, “Tarafsız sivil kuruluşlar Amediyê kazasına gelip kırsal alanda bizleri görebilir. Eğer gelirlerse biz bu cenazeleri sağlam bir şekilde kendilerine teslim edebiliriz. Ramazan Ayı’ndayız ve önümüzdeki günler Ramazan Bayramı’dır. Dolayısıyla bu askerlerin aileleri gelir, sivil kuruluşlar üzerinden bizimle ilişki kurarlarsa biz bu cenazeleri kendilerine teslim edebiliriz. Bunun karşılığında hiçbir şey istemiyoruz” dedi.

Barış olmadan demokrasi olmaz

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere de değinen Karayılan, “Seçim süreci açısından çok fazla hayallere kapılmamak gerekir diye düşünüyorum, ancak Türkiye sol demokrasi güçleri ve Kürt halkı bu süreçte kendini çok daha fazla güçlendirebilir. Halkımız hiçbir şeyi başkasından beklememeli, kendisine güvenmelidir. Türkiye’de iki güçlü ittifaktan söz ediliyor. Cumhur ve Millet ittifakları. Mesela 6’lı Masa denilen Millet İttifakı, bir yıldır tartışıyor ve birçok yazı hazırlamışlar, projelerini ortaya koymuşlar; bin sayfalara varan yazılarla ve kitaplarla yapacakları her şeyi izah ettikleri söyleniyor, ancak bu projelerin hiçbirisinde Kürt sorunu yoktur. Tıpkı Lozan Antlaşması gibi. Türk devleti Kürt halkına karşı savaş pozisyonunda olduğu sürece, yani bir barış yaşanmadığı sürece Türkiye’de demokrasi de gelişmez; Türkiye ekonomisi de düzelmez” dedi.

Muhalefet öz gücüne dayanmalı

Seçim çalışmalarının önemine de işaret eden Karayılan, “İşte bunun için buradaki en önemli husus, yurtsever-demokratik güçlerin kendi kendilerini güçlendirmesidir. Çalışmaları, büyümeleri, Meclis’e daha fazla kişiyi taşımaları önemli. Bu kesimler kendilerini güçlendirir ve Türkiye siyasetinde daha etkin olurlarsa işte o zaman birçok şeyin önünü de açabilirler. Bunun için de kimseden beklentiye girmeden kendi öz güçlerine dayanmalıdırlar. Bunun için halkımızın, demokratik çevrelerin, Kurdistani ve Türkiyeli ittifak güçlerinin çalışması gerekiyor. Elbette mitingler ve medya konuşmaları da gereklidir fakat insanlarımız duygusaldır; ev ev ziyaret etmek, tüm köyleri dolaşmak gerekiyor. Mesela özellikle de şimdiye kadar AKP’ye oy verenlere ve insani duygulara sahip samimi Müslümanların hepsine uğramak ve bir çaylarını içmek gerekiyor. Niye? Çünkü AKP’nin yaptığı şeylerin ne insanlıkla, ne İslamiyet’le, ne de hukukla alakası var” dedi.
Cumhur İttifakı için “Bunların aday gösterdiklerine bakın, bir de kendilerine bakın; hırsızlar ve katiller ittifakıdır” diyen Karayılan, bunların vereceği bir şey olmadığını ifade ederek, muhalefetin öz gücüne güvenmesi ve kendine oy vermesi gerektiğini ifade etti.

HABER MERKEZİ

#Karayılan #Barış #olmadan #Türkiyede #demokrasi #gelişmez

CHP Ataşehir temsilciliğine silahlı saldırı düzenlendi

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, partisinin Ataşehir Örnek Mahallesi’ndeki temsilciğine ateş açıldığını duyurdu

CHP’li Canan Kaftancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, CHP’nin Ataşehir Örnek Mahallesi temsilciliğine düzenlenen saldırıyı duyurdu.

Seçimler yaklaşırken, muhalefetin parti binalarına yönelik saldırılar da sürüyor. Geçen haftalarda Yeşil Sol Parti ve CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı’na yapılan silahlı saldırının ardından, Ataşehir Örnek Mahallesi seçim ofisine bir saldırı daha gerçekleştirildi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla saldırıyı şu ifadelerle aktardı:

“Ataşehir Örnek Mah. temsilciliğimize saldıran tahrip eden ve 3 el ateş açanlara (kuru sıkı olduğu tahmin ediliyor) bu cesareti veren ve bu koşulları oluşturan iktidardakilerin siyaset anlayışı ve korkularıdır. Biz korkmayız ama bence de sizler korkun. Korkacak çok şeyiniz var!

Vatandaş Kılıçdaroğlu’nu yüreğine yazmış zaten. Camlara RTE yazsanız kaç yazar! Saldıran, azmettiren ve bu iklimi oluşturanlar sorumludur ve görevlileri biran önce sorumluları bulmaya davet ediyorum. 14 Mayıstan sonra AKP dahil hiçbir siyasi parti böylesi bir durumu yaşamayacak

Aradaki fark bir kez daha farkedilsin diye: Bu seçim vatandaşın iradesine sahip çıkmak için bu saatte bile çalışanlarla, vatandaşın parasıyla sürdükleri sefa devam etsin diye elinden şiddetten, kötülükten başka bir şey gelmeyen vandallar arasında yapılacak olan seçimdir!”

İSTANBUL

#CHP #Ataşehir #temsilciliğine #silahlı #saldırı #düzenlendi

Katıldığı programlarda yorum yapması suç sayıldı

Yaptığı programlar suç delili sayılan tutuklu gazeteci Zeynel Abidin Bulut’un iddianamesinde, katıldığı programlarda yaptığı yorumlar da suçlama konusu oldu

Amed’te tutuklu bulunan ve “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla cezalandırılmak istenen gazetecilerden biri olan Zeynel Abidin Bulut, diğer meslektaşlarıyla birlikte 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

Paylaşımlar suç sayıldı

İddianamede katıldığı televizyon programları ve evinin aranması sırasında el konulan kitaplar aleyhine delil olarak sıralandı. İddianameye göre Bulut, güncel olayların tartışıldığı programlara katılarak ve yorumlar yaparak “terör propagandası yaptı ve örgüt hiyerarşisine girdi”. Evinden el konulan kitaplar da suçlamalar arasında yer alırken, kitaplar için ‘toplama emri’ olduğu kaydedildi. Ayrıca Bulut’un İddianamede program yapan meslektaşları hakkında sosyal medyadan yaptığı açıklamalar yer alırken, aleyhine ifade veren gizli tanığın ifadeleri de delil olarak sunuldu.

8 Haziran 2022’de Amed’de Kürt gazeteciler ve yapım şirketlerine yönelik polis baskınlarının ardından Bulut ve 16 gazeteci “örgüte üye olmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

AMED

#Katıldığı #programlarda #yorum #yapması #suç #sayıldı

‘Yadê Gulê’nin Newroz’u Meclis yolunda

Yeşil Sol Parti’nin Şirnex adaylarından Newroz Uysal Aslan, dedesi, babası ve dayısını mücadelede çeşitli tarihlerde kaybetmiş. Uysal aynı zamanda partinin her etkinliğe katılan annesi Yadê Gulê’nin mirası üzerine Abdullah Öcalan’a avukatlık yaparken, mücadelesini Meclis’e taşımak istiyor

Seçimlere 25 gün gibi kısa bir süre kalırken, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Çalışmaların yoğun olarak sürdüğü bölgelerden birisi de Botan kentleri. Yeşil Sol Parti’nin Şirnex’te (Şırnak) hedefi ise 4-0 yapmak. Adaylar arasında Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Newroz Uysal Aslan, gazeteci Ayşegül Doğan, Zeki İrmez ve Bedirhan Osal yer alıyor.

Göç üstüne göç

Adaylardan Uysal Aslan aynı zamanda PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapıyor. Uysal, Şirnex’e bağlı Gilûdur (Kemerli) köyünde 1992’de dünyaya geldi. 1980 – 1990’lı yıllarda yürütülen güvenlikçi politikalardan dolayı ailesi ile göç ederek önce Şirnex’e ardından da Cizîr’e (Cizre) yerleşti.

Yurtsever bir ailede büyüyen Uysal, küçük yaşında işkence, tutuklama ve haksızlıklara şahitlik etti. Uysal, kentte Yadê Gulê (Gulê Uysal) olarak tanınan annesinin mücadelesi ve yurtsever kimliğinden, duruşundan etkilendi.

Yadê Gulê’nin Newroz’u

Çocukken annesiyle birlikte kentte yapılan miting, Newroz, anma ve etkinliklerde sahneye çıkarak yazdığı şiirleri okudu. Herkes artık onu “Yadê Gulê’nin Newroz’u” olarak tanıdı. Yadê Gulê’nin en büyük istediği ise Abdullah Öcalan’ı görmekti. Abdullah Öcalan uluslararası komployla 1999’da Türkiye’ye getirildiğinde henüz 7 yaşında olan kızı Newroz’dan hukuk okumasını ve Abdullah Öcalan’ın avukatı olmasını istedi. Bu isteği onun vasiyeti oldu. Annesinin bu isteğiyle tek bir şeye odaklanan Uysal, hem gençlik çalışmalarında yer aldı hem de Mem û Zin Kültür ve Sanat Merkezi’nde tiyatro, koro ve folklor çalışmalarında yer aldı.

Hukuk okur

Annesinin isteğini yerine getirmek İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bölümünü kazanan Uysal 2014’te mezun olurken, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapmak için Asrın Hukuk Bürosu’na başvurur ve daha sonra da Özgürlük için Hukukçular Derneği’ne (ÖHD) üye olur. İlk avukatlık tecrübesini ise 2015-2016 yıllarında Şirnex ve ilçelerinde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında yaşanan hak ihlallerin açığa çıkarılması ve kolluk güçleri tarafından katledilenlerin avukatlığını üstlenerek yaptı.

Aileden birçok kayıp

Annesinin mücadelede olmasında etki ettiğini ifade eden Uysal, “Partinin düzenlediği miting, etkinlikler ve faili meçhul giden insanların anmasında genellikle şiir okuyordum. Bu yüzden herkes bana ‘Yadê Gulê’nin Newroz’u’ diyordu. Babam, dedem ve dayım bu mücadele uğrunda farklı tarihlerde hayatlarını kaybetti. Annemin en büyük arzusu Sayın Öcalan’ın özgür olduğunu görmekti. ‘Öcalan’ı özgür göremesem gözüm açık gider’ derdi. O yüzden benim avukat olmamı istiyordu” dedi.

Türkiye’nin kuruluşundan bu yana Kürtlere karşı bir düşman hukukunun mevcut olduğunu dile getiren Uysal, “Bugün her iki ittifak da Sayın Öcalan’ın tecridi üzerinde kendine alan açmaya çalışıyor. Bizler de bu tutuma karşı, Sayın Öcalan’ın gerçek anlamda içerisinde bulunduğu tüm manipülasyon ve spekülasyonlara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Özel savaş politikalarına karşı mücadele

Diğer yandan aday gösterildiği kentin birçok sorununa işarete den Uysal, sorunları Meclis’e taşıyarak, hukuki mücadelesini de sürdüreceğini belirtti. Uysal, “Hem Şirnexli olmamdan hem de avukatlık yapmamdan kaynaklı, kentin toplumsal, siyasal, ekonomik, ekolojik bir çok soruna bakma fırsatı buldum. Bizim programımızda son 8 yılda, Şirnex’e dönük mevcut iktidarın ortaya çıkartmış olduğu özel savaş politikalarını da açığa çıkartmak. Bugün kadınlara ve gençlere dönük uyuşturucu, fuhuş politikaları ve kadına yönelik şiddet artmış durumdadır. Cudi Dağı’ndaki ağaç kıyımı ve bölgedeki hastanelerle ilgili problemler hala devam ediyor. Bu sorunları, ilgili kurumlarla paylaşarak çözüm bulacağız” ifadelerini kullandı.

Hedef 4 vekil

Halkın bu seçimde Şirnex’te 4-0 yaparak iktidara gereken cevabı vereceğini ifade eden Uysal, “Halkta ciddi bir öfke hali var. Bu noktada 4-0 yapacak ciddi bir irade ve ciddi bir kabul hali de var. Tabi bu durum bizi rehavete sürüklememeli. Şuan bizim için seçim güvenliği çok önemlidir” dedi.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Yadê #Gulênin #Newrozu #Meclis #yolunda

Tarım işçisi kadınlar sömürü karşısında Yeşil Sol Parti’ye oy çağrısında bulundu

Kadın tarım işçileri emeklerinin karşılığını alabilmek için Yeşil Sol Parti’ye vereceklerini ifade etti

Siyasi partiler 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere hazırlık yaparken, İzmir’in Menderes ilçesinde roka toplayarak geçimini sağlayan tarım işçisi kadınların da gündeminde emek sömürüsü ve seçimler var.

Çalışma saatleri belli olmayan kadınlar, ekonomik kriz, yoksulluk ve çalışma koşullarının zorlukları altında eziliyor.

MA’dan Semra Turan ve Delal Akyüz’e konuşan işçi kadınlar “20 yıldır bir kişi ülkeyi yönetiyor. Bu seçimde mutlaka değişim olmalı, bir kişinin değil farklı insanların da yönetebileceğini görmek istiyoruz” dedi.

Emeğimiz görünür olmalı

Günlük aldıkları 300 TL yevmiye ile hiçbir şey alamadıklarını söyleyen kadınlar, emeğinin bir kıymeti olmadığını belirtti. Bütün bu zorluklar altında yaşam mücadelesi veren kadınlar, 14 Mayıs seçimlerini yakından takip ediyor. Kadınlar, emeğinin görünür olması ve insanca bir yaşam için değişimden yana.

Baskı, sömürü

20 yıldır tarım işçisi olarak çalışan Şükran Kuş, yeşillik işinde çalıştığını anlatarak, hiç bir dönem bu kadar geçim sıkıntısı yaşamadıklarını söyledi.  14 Mayıs seçimlerini yakından takip ettiklerini söyleyen Kuş, “Kürdüz oylarımızı da bizi temsil eden Kürt adaylarına vereceğiz. Halk olarak yan yana mücadele ederek, kazanabiliriz. Yaşadığımız bu zorlukların üstesinden gelebiliriz. Nereye kadar baskı, sömürü… Bütün bunlara karşı oylarımızı Yeşil Sol’a vereceğiz” dedi.

 ‘En küçük ihtiyacını alamıyoruz’

10 yıldır tarım işçisi olan Sarya Biçen de, yaz-kış ekmek parası için çalıştıklarını aktardı. Her şeyin pahalı olmasından yakınan Kuş da, “Evet çalışıyoruz, ama kazandığımız ihtiyaçlarımızı bile karşılamıyor. Çocuklarımızın en küçük ihtiyacını alamıyoruz. Bu kadar emek veriyoruz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Paranın hiç bir değeri kalmamış, Eskiden aileden bir kişi çalışırdı, geçimimizi sağlayabiliyorduk. Şimdi ailede tek bir kişi çalışmasa geçinmekte zorlanıyoruz. 300 TL para ile karnımızı bile doyuramıyoruz” diye belirtti.

İnsan olarak görülmüyoruz

Kadın emeğinin görünmesini isteyen işçi Fidan Kahraman ise “Türkiye’de kadınlar insan olarak bile görülmüyor, yok sayılıyor, Eziliyor. Kendi ayaklarım üzerinde durmak için yeri geldiğinde bebeğimi evde tek başına bırakabiliyorum. Buna mecburum, çocuklarımın karnını doyurmak zorundayım. Çünkü sistem kadınlara bu yaşamı dayatıyor. Özelikle de hem Kürt kimliğimiz, hem kadın olmamızdan kaynaklı birçok sorun yaşıyoruz. Emeğimiz yok sayılıyor. Kendi kız çocuklarımızı okutmuyoruz, bilinçlendirmiyoruz. O yüzden bu sefalet hayata da mahkûm kalıyoruz. Kendi haklarım için oyumu Kürtlere vereceğim” diye ifade etti.

Sistem değişmeli

8 yıldır tarım işçiliği yapan Faike Görgülü de, sömürü sistemine vurgu yaparak, süründüklerini aktardı. Görgülü, “Ne doğru düzgün bir maaş ne de bir sigortamız var. 300 TL yevmiye ile ne yapabiliriz? Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz, hiçbir şey yetmiyor. İyi bir maaş almak istiyoruz” diyerek, bu seçimde Erdoğan’ın düşmesini istedi. Cumhurbaşkanlığı oyunu CHP’ye, Milletvekili oyunu ise Yeşil Sol Parti’ye vereceğini söyleyen Görgülü, “Kadınların katledilmediği, emeğinin görünür olması için bu sistemin değişmesi lazım” diye konuştu.

İZMİR

#Tarım #işçisi #kadınlar #sömürü #karşısında #Yeşil #Sol #Partiye #çağrısında #bulundu

Altan: Asıl suçlular bizi özgürlüğümüzden alıkoyanlardır

Hukuksuzluk ısrarla devam ettirilmeye çalışıldığını söyleyen tutuklu gazeteci Altan, ‘gazetecilik suç ise biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz’ diyerek hukuksuzluğa karşı sessiz kalmayın çağrısında bulundu

Amed’te 8 Haziran’da düzenlenen operasyon kapsamında 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. 8 gün süren gözaltı ardından 16 gazeteci tutuklandı. 10 ayı aşan tutukluluk ardından gazetecilere ilişkin hazırlanan iddianame Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, haklarında hazırlanan iddianameye ilişkin avukatı aracılığıyla açıklama yaptı.

Altan iddianamenin 10 ayda hazırlanması ve duruşma tarihi olarak 11 Temmuz’un verilmesine tepki göstererek,, “Aradan geçen bunca zaman sonra hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi ancak davanın açıldığı Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi de sanki “üç ay da benden gelsin” dercesine 11 Temmuz’a duruşma günü belirledi. Ayrıca tensiple tahliye talebimiz de reddedilerek, var olan hukuksuzluk ısrarla sürdürülmeye çalışılmaktadır. Yine de bunca şeye rağmen iddianamenin hazırlanmış olmasını olumlu bir adım olarak görmekteyiz. Bu gelişme bu açıdan önemli. Baştan beri aslında bizlerin herhangi bir suçunun olmadığını, yaptığımız işin tamamen gazetecilik faaliyeti olduğunu ve gazeteciliğin de suç olmadığını söylemeye çalıştık” dedi.

Yazmaya çalıştıklarımızı delil göstermişler

Yaptıklarının gazetecilik olduğunun bir kez daha iddianame ile ortaya çıktığını belirten Altan, “Siz bakmayın iddianamenin yedi yüz bilmem kaç sayfadan oluştuğuna. Aslında savcılık makamı bizim bile uzun uğraşlar sonucu anlatmayı başaramayacağımız bir şekilde dosyayı, nasıl gazetecilik yaptığımızı kanıtlayacak materyallerle doldurmuş durumda. Dosya içeriği ağırlıklı olarak yaptığımız haberler, çektiğimiz programlar, anlatmaya çalıştığımız, yazmaya çabaladığımız bir dolu delilden oluşmaktadır. Tamamı açık kaynaklarda yayımlanan, herhangi bir gizli saklısı olmayan, kendimizin zaten yayınlanması ve yayılması için çaba gösterdiğimiz bir dolu ‘delil!’ diye belirtti.

 ‘Makinalarımız bizim suç aletlerimiz’

Açıklamasının devamında yaşadıkları süreci anlatan Altan şöyle devam etti: Bilmem hatırlar mısınız? Gözaltına alındığımız süreçte Emniyet Müdürlüğü, kameralarımızı, fotoğraf makinalarımızı, bilgisayar ve hard disklerimizi ele geçirilen suç delilleri niyetine ‘Terörle Mücadele’ yazısı önünde sergilemişlerdi de tüm dünyaya rezil olmuşlardı. Aslında doğru yapmış, doğru söylemişlerdi; onlar bizim ‘suç aletlerimiz’di. Biz gazeteciler kamerayla, fotoğraf makinasıyla, yazı yazdığımız kalemle, bilgisayarla, not tuttuğumuz defterle suç işleriz. Bu suç aletleriyle işlediğimiz suçları da göstere göstere yayımlarız. İşte bu işlediğimiz suçlar da derlenir, toplanır, devletin tüm imkanları seferber edilerek büyük uğraşlar sonucu iddianameye dönüşür. Nasıl ki o gün haber ve programcılık cihaz ve teçhizatlarımız suç aleti olarak gösterildiyse, bugün de yaptığımız gazetecilik suç unsuru diye iddianameye dönüşmüştür.

Hukuksuzluğa karşı sessiz kalmayın çağrısı

Bilinmesini isteriz ki, ortada bir suç varsa bu suçu işlemeye bizler değil, bizi hukuksuz bir şekilde aylardır özgürlüğümüzden mahrum bırakanlardır. Ve bu suçun üstü öyle komplovari operasyonlarla, işi boş iddianamelerle örtülemez. Yine peşinen söyleyelim ki; bizler gazeteciyiz. Eğer gazetecilik suç olarak görülüyorsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Bu nedenle ilgili makamlara tekrardan çağrıda bulunuyoruz; mesnetsiz iddialarla yeterince mağdur edildik. Bu hukuksuzluğa artık bir son verin ve tutuklu gazeteci arkadaşlarımızı, bizleri bir an önce tahliye edin…”

AMED

#Altan #Asıl #suçlular #bizi #özgürlüğümüzden #alıkoyanlardır

10 Ekim-Der ve İHD’nin mücadelesini Meclis’e taşıyacak

Yeşil Sol Parti Ankara 2’nci bölge adayı İhsan Seylan, 10 Ekim-Der ve İHD’den aldığı mücadeleyi Meclis’e taşıyacağını söyledi

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin yapılacağı 14 Mayıs’a sayılı günler kalırken, Emek ve Özgürlük İttifakı’yla seçime giren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çalışmalarını sürdürüyor. Seçim sonucunun merakla beklendiği kentlerin başında ise Ankara geliyor. Yeşil Sol Parti, Ankara 2’nci bölgede İhsan Seylan’ı milletvekili adayı gösterdi.

İhsan Seylan kimdir?

Erzirom Tatos (Tekman) doğumlu Seylan, Ankara ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ne eğitim gördü. Kürtler, Aleviler, azınlıklar ve hak ihlalleri alanlarında çalışmalar yapan Seylan, DAİŞ’in Emek ve Demokrasi Güçleri’ne yönelik saldırısı sonucunda 103 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Gar Katliamının ardından Qira Enqere (Ankara’nın Karası) belgeselinin yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendi.

10 Ekim Barış Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der) kurucu yönetiminde eş başkan olarak yer alan Seylan, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi başta olmak üzere halklar, inançlar ve toplumsal sorunlara ilişkin çeşitli sivil toplum örgütünde de çalışma yürüttü. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube yönetiminden seçim sürecinde ayrılan Seylan, hala 10 Ekim Barış Derneği yöneticiliğini sürdürüyor. Seylan, Yeşil Sol Parti Ankara 2’nci bölgeden milletvekili adayı oldu. 10 Ekim katliamına ilişkin dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik dava açan Seylan, Meclis’e 10 Ekim’in hesabını sormaya gideceğini belirtiyor.

Adalet mücadelesinin yanında olmak istiyoruz

MA’dan Yüsra Batıhan’a konuşan Seyhan, zulmün, acının ve faşizmin büyüdüğü dünyada hak temelli sorunlar ortaya çıktığını belirtti.

Seyhan konuşmasında“10 Ekim’de 103 insan öldürüldü, 500’e yakın yaralı var. Bu konu Türkiye’nin hangi gündeminde. 90 ay oldu. Sadece ailelerin ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü bir mücadele var. Onların adalet arayışında yanlarında olmak istiyoruz. Bir taraftan da öznesi olduğumuz için oradayız. İHD’de de insan hakları alanındaki sorunları görüyoruz. Her gün acı, hukuksuzluk, baskı ve işkenceleri görüyoruz. Ben Türkiye’deki her vicdanlı insanın böyle hissettiğini ve mücadele ettiğini görüyorum. Umarım mücadeleyi daha iyi alanlara taşıyabiliriz. Herkesin hayali dilini özgürce konuştuğu, kültürünü yaşadığı bir dünyadır. Bu imkansız değil. Her zaman bir umut var ve bu umudun peşindeyiz” diye konuştu.

Barış’ı esas alıyoruz

Uzun yıllardır yürüttüğü hak mücadelesinde “Barış” söylemini esas aldıklarını belirten Seylan, bu güne kadar yürüttükleri mücadelede siyaset üstü bir tavır benimsediklerini kaydetti. Seylan, Yeşil Sol Parti’den aday olma sürecini ise şöyle anlattı: “Yeşil Sol Parti’nin söz konusu duruma yaklaşımının, toplumun ezilen, ötekileştirilen kesimlerinin sesi olduğunu hissettik. Yeşil Sol Parti, insanlara bir gelecek umudunu aşılıyor. Programında kadına, çocuğa, mülteciye, engelliye kadar her hakkı savunması benim için çok değerli ve bu yüzden Yeşil Sol Parti’den aday olduk.”

ANKARA

 

#EkimDer #İHDnin #mücadelesini #Meclise #taşıyacak

Gazeteci Serdar Akinan gözaltına alındı

Muhammed Yakut’un iddialarını gündeme getiren gazeteci Serdar Akinan gözaltına alındı

Gazeteci Serdar Akinan, bu sabah Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki evinde gözaltına alındı. Akinan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Gözaltına alınıyorum. Ayvacık ilçe emniyete götürülüyorum” sözleriyle gözaltı anına ilişkin video paylaştı.

Akinan, bir süredir Youtube’ta “Delilerin Delisi” isimli kanalda video yayınlamaya başlayan Muhammed Yakut’un iddialarını gündeme getirmişti. Akinan’ın Youtube kanalında konuşan Yakut, “15 Temmuz tiyatroydu. Anlatacağım göreceksiniz. (AKP’li parti yöneticileri) Bilmiyorlar mı tiyatro olduğunu? Namusuma şerefime ölen insanların hepsinin katli bunların boynunadır. 252 adam öldü bu ülkede. Hulusi Akar, eğer ben seni Kayseri’de taşlatmazsam namussuzum açıkladığım zaman. AK Partili milletvekilleri bilmiyor mu? Ulan siz evinize nasıl giriyorsunuz? Tiyatro mu, piyes piyes! Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan bilmiyor mu tiyatro olduğunu? Hepsi biliyor” ifadelerini kullanmıştı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Serdar #Akinan #gözaltına #alındı

Yeşil Sol Parti’den İkitelli Cemevine ziyaret

0

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. bölge milletvekili adayları Çiçek Otlu ve Celal Fırat Küçükçekmece’de bulanan İkitelli Cemevi, Tokat Toklar Köyü Derneği ve Tokat Reşadiye Büşürüm Köyü Derneğini ziyaret ettiler.

İkitelli Cemevi ziyareti yapan Yeşil Sol Parti adaylarını Cemevi Başkanı Bekir Güler, cemevi yönetimi, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, federasyon yönetimi ve cemevi üyeleri karşıladı.

“Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığını ret ediyoruz!”

Cemevi ziyaretinde konuşan Celal Fırat, vekil adaylığı kararını İkitelli Cemevinde yaptıkları toplantıda Alevi Dernekleri Federasyonu yöneticileriyle yaptığı toplantıda aldıklarını söyleyerek “ En önemli şey bizim birliğimizdir. Yıllardır baskı, zulüm ve katliamlarla susturulmak isteniyoruz. Alevi toplumuna dair mahkemelerde özelikle AİHM’de bir çok karar alındı ama bunlar uygulanmadı. Bununla beraber AKP iktidarı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kurdu. AKP Hükümeti 21 senedir bu ülkede ki bütün inançların içini boşaltıp bölmek istedi. Kısası AKP-MHP yanına Hüda-Par’ı da alarak kendi gibi düşünmeyen herkese terörist diyor. Bu politikalar sonucu ortaya çıkar daire başkanlığını ret ediyoruz.” dedi.

“Mecliste sesimiz daha gür çıkacak”

Türkiye’de yeni bir dönem başladığını, bu dönemde AKP bloğunun her kesime yer vereceğini iddia ettiğinin ancak Alevilerden hiç bahsetmediğini belirten Fırat “Yeşil Sol Parti bize adaylık teklifi yaptığında seçim beyannamesinde Diyanet işleri Başkanlığının kaldırılacağı ve yerine her inancın kendi önünü açacak bir yönetim biçimi kuracağı bir ülkeyi anlatıyordu. Daha önce HDP’nin de benzer bir parti programı vardı. Daha önce olduğu gibi Yeşil Sol Parti’nin halklara olan eşit yaklaşımını ve Demokratik ülke hayalini desteklemek için buradan aday olduk. Yeni dönemde meclis’de sesimizi daha gür çıkaracağız” şeklinde konuştu.

Ramazan sofraları siyasilerin de ilgi odağı oldu

Bitlis Konfederasyonunun vermiş olduğu iftar yemeği, değişik çevrelerden toplum önderlerini yan yana getirdi.

Seçime denk gelen süreç vesilesi ile ramazan sofraları siyasilerin de ilgi odağı oldu. Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Pir Celal Fırat, HDP İl Eş Başkanı Ferhat Encü, Yeşil Sol Parti Küçükcekmece İlçe Eşbaşkanları Fatma Kömürcü ve Vezir Altıntaş, İkitelli Cemevi Başkanı Bekir Güler de iftar yemeğinde hazır bulundular.

Yeşil Sol Parti, Demokrasi Mücadelesinin Tartışmasız En Güçlü Adresidir.

Celal Fırat iftarda gönüllerin birlendiğini belirterek “Tüm toplumuzun sorunları aynı. Bu sorunlar Cumhuriyetin Demokratikleştirilmesi ile aşılacaktır. Demokratik bir cumhuriyete giden yolda Yeşil Sol Parti tartışmasız tek adrestir.” dedi.

Herkesi sorumlu davranmaya çağıran Fırat, geleceğin tesadüflere teslim edilemeyeceğini belirterek “Tek bir oy dahi çok kıymetlidir. Bu seçimlerde tek seçeneğimiz Yeşil Sol Partidir. Oylarımızı bölmeden, parçalamadan Yeşil Sol’da toplamalıyız” dedi.

Alevi Dernekler Federasyonu eski Genel başkanı ve Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı olan Pir Celal Fırat, Yeşil Sol Parti’de İstanbul 3. Bölgeden milletvekili adayı.

alevinet – istanbul