Ana Sayfa Blog Sayfa 605

10 Ekim-Der ve İHD’nin mücadelesini Meclis’e taşıyacak

Yeşil Sol Parti Ankara 2’nci bölge adayı İhsan Seylan, 10 Ekim-Der ve İHD’den aldığı mücadeleyi Meclis’e taşıyacağını söyledi

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin yapılacağı 14 Mayıs’a sayılı günler kalırken, Emek ve Özgürlük İttifakı’yla seçime giren Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çalışmalarını sürdürüyor. Seçim sonucunun merakla beklendiği kentlerin başında ise Ankara geliyor. Yeşil Sol Parti, Ankara 2’nci bölgede İhsan Seylan’ı milletvekili adayı gösterdi.

İhsan Seylan kimdir?

Erzirom Tatos (Tekman) doğumlu Seylan, Ankara ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ne eğitim gördü. Kürtler, Aleviler, azınlıklar ve hak ihlalleri alanlarında çalışmalar yapan Seylan, DAİŞ’in Emek ve Demokrasi Güçleri’ne yönelik saldırısı sonucunda 103 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Gar Katliamının ardından Qira Enqere (Ankara’nın Karası) belgeselinin yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendi.

10 Ekim Barış Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der) kurucu yönetiminde eş başkan olarak yer alan Seylan, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi başta olmak üzere halklar, inançlar ve toplumsal sorunlara ilişkin çeşitli sivil toplum örgütünde de çalışma yürüttü. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube yönetiminden seçim sürecinde ayrılan Seylan, hala 10 Ekim Barış Derneği yöneticiliğini sürdürüyor. Seylan, Yeşil Sol Parti Ankara 2’nci bölgeden milletvekili adayı oldu. 10 Ekim katliamına ilişkin dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik dava açan Seylan, Meclis’e 10 Ekim’in hesabını sormaya gideceğini belirtiyor.

Adalet mücadelesinin yanında olmak istiyoruz

MA’dan Yüsra Batıhan’a konuşan Seyhan, zulmün, acının ve faşizmin büyüdüğü dünyada hak temelli sorunlar ortaya çıktığını belirtti.

Seyhan konuşmasında“10 Ekim’de 103 insan öldürüldü, 500’e yakın yaralı var. Bu konu Türkiye’nin hangi gündeminde. 90 ay oldu. Sadece ailelerin ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü bir mücadele var. Onların adalet arayışında yanlarında olmak istiyoruz. Bir taraftan da öznesi olduğumuz için oradayız. İHD’de de insan hakları alanındaki sorunları görüyoruz. Her gün acı, hukuksuzluk, baskı ve işkenceleri görüyoruz. Ben Türkiye’deki her vicdanlı insanın böyle hissettiğini ve mücadele ettiğini görüyorum. Umarım mücadeleyi daha iyi alanlara taşıyabiliriz. Herkesin hayali dilini özgürce konuştuğu, kültürünü yaşadığı bir dünyadır. Bu imkansız değil. Her zaman bir umut var ve bu umudun peşindeyiz” diye konuştu.

Barış’ı esas alıyoruz

Uzun yıllardır yürüttüğü hak mücadelesinde “Barış” söylemini esas aldıklarını belirten Seylan, bu güne kadar yürüttükleri mücadelede siyaset üstü bir tavır benimsediklerini kaydetti. Seylan, Yeşil Sol Parti’den aday olma sürecini ise şöyle anlattı: “Yeşil Sol Parti’nin söz konusu duruma yaklaşımının, toplumun ezilen, ötekileştirilen kesimlerinin sesi olduğunu hissettik. Yeşil Sol Parti, insanlara bir gelecek umudunu aşılıyor. Programında kadına, çocuğa, mülteciye, engelliye kadar her hakkı savunması benim için çok değerli ve bu yüzden Yeşil Sol Parti’den aday olduk.”

ANKARA

 

#EkimDer #İHDnin #mücadelesini #Meclise #taşıyacak

Gazeteci Serdar Akinan gözaltına alındı

Muhammed Yakut’un iddialarını gündeme getiren gazeteci Serdar Akinan gözaltına alındı

Gazeteci Serdar Akinan, bu sabah Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki evinde gözaltına alındı. Akinan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Gözaltına alınıyorum. Ayvacık ilçe emniyete götürülüyorum” sözleriyle gözaltı anına ilişkin video paylaştı.

Akinan, bir süredir Youtube’ta “Delilerin Delisi” isimli kanalda video yayınlamaya başlayan Muhammed Yakut’un iddialarını gündeme getirmişti. Akinan’ın Youtube kanalında konuşan Yakut, “15 Temmuz tiyatroydu. Anlatacağım göreceksiniz. (AKP’li parti yöneticileri) Bilmiyorlar mı tiyatro olduğunu? Namusuma şerefime ölen insanların hepsinin katli bunların boynunadır. 252 adam öldü bu ülkede. Hulusi Akar, eğer ben seni Kayseri’de taşlatmazsam namussuzum açıkladığım zaman. AK Partili milletvekilleri bilmiyor mu? Ulan siz evinize nasıl giriyorsunuz? Tiyatro mu, piyes piyes! Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan bilmiyor mu tiyatro olduğunu? Hepsi biliyor” ifadelerini kullanmıştı.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Serdar #Akinan #gözaltına #alındı

Yeşil Sol Parti’den İkitelli Cemevine ziyaret

0

Yeşil Sol Parti İstanbul 3. bölge milletvekili adayları Çiçek Otlu ve Celal Fırat Küçükçekmece’de bulanan İkitelli Cemevi, Tokat Toklar Köyü Derneği ve Tokat Reşadiye Büşürüm Köyü Derneğini ziyaret ettiler.

İkitelli Cemevi ziyareti yapan Yeşil Sol Parti adaylarını Cemevi Başkanı Bekir Güler, cemevi yönetimi, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, federasyon yönetimi ve cemevi üyeleri karşıladı.

“Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığını ret ediyoruz!”

Cemevi ziyaretinde konuşan Celal Fırat, vekil adaylığı kararını İkitelli Cemevinde yaptıkları toplantıda Alevi Dernekleri Federasyonu yöneticileriyle yaptığı toplantıda aldıklarını söyleyerek “ En önemli şey bizim birliğimizdir. Yıllardır baskı, zulüm ve katliamlarla susturulmak isteniyoruz. Alevi toplumuna dair mahkemelerde özelikle AİHM’de bir çok karar alındı ama bunlar uygulanmadı. Bununla beraber AKP iktidarı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kurdu. AKP Hükümeti 21 senedir bu ülkede ki bütün inançların içini boşaltıp bölmek istedi. Kısası AKP-MHP yanına Hüda-Par’ı da alarak kendi gibi düşünmeyen herkese terörist diyor. Bu politikalar sonucu ortaya çıkar daire başkanlığını ret ediyoruz.” dedi.

“Mecliste sesimiz daha gür çıkacak”

Türkiye’de yeni bir dönem başladığını, bu dönemde AKP bloğunun her kesime yer vereceğini iddia ettiğinin ancak Alevilerden hiç bahsetmediğini belirten Fırat “Yeşil Sol Parti bize adaylık teklifi yaptığında seçim beyannamesinde Diyanet işleri Başkanlığının kaldırılacağı ve yerine her inancın kendi önünü açacak bir yönetim biçimi kuracağı bir ülkeyi anlatıyordu. Daha önce HDP’nin de benzer bir parti programı vardı. Daha önce olduğu gibi Yeşil Sol Parti’nin halklara olan eşit yaklaşımını ve Demokratik ülke hayalini desteklemek için buradan aday olduk. Yeni dönemde meclis’de sesimizi daha gür çıkaracağız” şeklinde konuştu.

Ramazan sofraları siyasilerin de ilgi odağı oldu

Bitlis Konfederasyonunun vermiş olduğu iftar yemeği, değişik çevrelerden toplum önderlerini yan yana getirdi.

Seçime denk gelen süreç vesilesi ile ramazan sofraları siyasilerin de ilgi odağı oldu. Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Pir Celal Fırat, HDP İl Eş Başkanı Ferhat Encü, Yeşil Sol Parti Küçükcekmece İlçe Eşbaşkanları Fatma Kömürcü ve Vezir Altıntaş, İkitelli Cemevi Başkanı Bekir Güler de iftar yemeğinde hazır bulundular.

Yeşil Sol Parti, Demokrasi Mücadelesinin Tartışmasız En Güçlü Adresidir.

Celal Fırat iftarda gönüllerin birlendiğini belirterek “Tüm toplumuzun sorunları aynı. Bu sorunlar Cumhuriyetin Demokratikleştirilmesi ile aşılacaktır. Demokratik bir cumhuriyete giden yolda Yeşil Sol Parti tartışmasız tek adrestir.” dedi.

Herkesi sorumlu davranmaya çağıran Fırat, geleceğin tesadüflere teslim edilemeyeceğini belirterek “Tek bir oy dahi çok kıymetlidir. Bu seçimlerde tek seçeneğimiz Yeşil Sol Partidir. Oylarımızı bölmeden, parçalamadan Yeşil Sol’da toplamalıyız” dedi.

Alevi Dernekler Federasyonu eski Genel başkanı ve Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı olan Pir Celal Fırat, Yeşil Sol Parti’de İstanbul 3. Bölgeden milletvekili adayı.

alevinet – istanbul

Amed’de hedef tarihi hezimet

Seçimin nabzını almak için geldiğimiz Amed’de halkın çoktan karar verdiğine tanık olduk. Amed kenti Yeşil Sol Parti’nin renklerine bürünürken, seçmenler AKP’ye tarihi bir hezimet yaşatmak için gün sayıyor

Selman Çiçek

Seçim startının aylar öncesinde verildiği Amed’de adayların açıklanmasının ardından seçim atmosferi de yayılmaya başladı. Günlerdir gezdiğim kentte Yeşil Sol Parti’yi temsil eden yeşil bayraklardan başka bir renk görmek mümkün değil. Adeta yeşile bürünen kentte ne AKP ne CHP ne de diğer partilerin esamesi okunmuyor. Yıllardır Amed’de dengeleri değiştirmek için her yolu deneyen AKP’de şimdilerde ise klasikleşen bir tabela parti havası var. AKP il binasında günlerdir sessizlik hakim iken AKP’nin adayları ise heyecan yaratmadı. Yıllardır sistem partileri arasından mekik dokuyan Ensarioğlu ailesinden medet uman AKP ve İYİ Parti, bu seçimde eli boş döneceğe benziyor.

Hedef 11 vekil

Son milletvekili seçimi olan 24 Haziran’da AKP’ye büyük fark atan HDP, bu seçimde ise Yeşil Sol Parti ile tarihi bir farka koşuyor. 24 Haziran’da AKP ve MHP’nin oyları 190 bin iken HDP ise 558 bin oy aldı. CHP ve İYİ Parti’nin aldığı oy oranı ise 57 bin oldu. HDP’nin dokuz vekil aldığı kentte AKP ise gümrükten gelen 13 bin oy sayesinde 3 vekil çıkardı. 7 Haziran seçimlerinde ise HDP bir rekora imza atarak 640 bin oy alırken AKP-MHP 120 bin oyda kalmıştı. Bu seçimde AKP sadece 1 vekil çıkarırken, 14 Mayıs seçimlerinde de benzer bir tablonun açığa çıkacağı düşünülüyor. Amed’de Yeşil Sol Parti’nin 10 vekil çıkaracağına kesin gözüyle bakılırken 11’inci vekilin de sürpriz olmayacağı konuşuluyor.

Bisikleti ile öncü olan partili

Adayların halkla buluştuğu gün Amed rengini iyice belirledi. Kadın mücadelesinden hukuk mücadelesine, siyasal mücadeleden inanç mücadelesine kadar her alanda yetkin olan adayların halkla buluşması kentte büyük coşku yarattı. Adaylara halkın sevgisi görülmeye değerken yol boyunca elindeki Yeşil Sol Parti bayrağı ile bisikletle konvoyu bir an bile bırakmayan yurttaşın azmi her şeyi özetliyor. Seçim otobüsü önünde bisikleti ile adeta zaferin öncüsü olan yurttaş, azmi ile bu sürecin nasıl sonuçlanacağına dair bizlere ipuçları verdi. Yine yol boyunca okullarında konvoyun gelişini gören öğrencilerin, derslerini bırakarak can havli ile okul kapısına çıkarak adayları selamlaması bize seçimin nasıl sonuçlanacağına dair ikinci bir ipucunu verdi.

Erdoğan ilgi görmedi

Kentte Yeşil Sol Parti’nin büro açılışları mitinge dönüşürken her sokakta bir Yeşil Sol Parti bürosu görmek mümkün. Yeşil Sol Parti’nin büro açılışları bile mitinge dönerken Tayyip Erdoğan’ın açılış adı altında yaptığı miting ise ilgi görmedi. Adeta tüm kamu çalışanlarının gelmesi zorunlu hale getirilen açılışın yapıldığı alan boş kaldı. Mitinglerini genelde Amed’in en küçük meydanı olan İstasyon Meydanı’nda yapan Erdoğan, bu sefer ise alanı dolduramama korkusu ile çok dar bir alan olan Kışla Caddesi’nde yaptı. Buna rağmen alanın boş kalması AKP’nin Amed’de artık tamamen iflas ettiği yorumlarına yol açtı.

Öncülük gençlerden

Yeşil Sol Parti’ye ilgi sadece kent merkezinde değil ilçelerde de benzer ilgiyi görmek mümkün. Adayların gezdiği ilçelerden Hani, Eğil, Dicle, Ergani ve Bismil’de ilgi kent merkezinden daha fazla idi. Yediden yetmişe herkesin vekil adaylarını sahiplenişi gözlemlenirken en büyük sahipleniş ise gençlerden. Bu seçimin temel belirleyici kitlelerinden biri olan gençleri her etkinlikte görmek mümkün. Gençlerin sahiplenişi sadece büro açılışlarına katılmakla olmayıp özellikle Yeşil Sol Parti’nin seçim çalışmasına aktif olarak katıldığını gözlemledik. Gençlerin öncüsü olduğu bir seçim çalışmasının olduğu kentte Yeşil Sol Parti’nin gençlerin öncü rolü ile zafere ulaşılacağına inanılıyor.

Sandık güvenliği için özel komisyon

Seçimin bir diğer önemli konusu ise; sandık güvenliği. Yeşil Sol Parti’nin yöneticileri bu konuda güvenliği elden bırakmıyor. Sandık güvenliği için özel bir komisyon kuran Yeşil Sol Parti, sandıkta görev alan insanları haftalık eğitimden geçiriyor. Bu konuda konuştuğumuz yetkililer, sandık güvenliği konusunda geçmişten gelen tecrübelerden de faydalanarak özel bir çalışma yürüttüklerini, tek bir oylarının dahi çalınmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Sandık güvenliğinin yanı sıra Yeşil Sol Parti’nin tanıtılması için de özel bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışma ne kadar incelikle yapılsa da kentin büyük çoğunluğu Yeşil Sol Parti’yi tanımış bile.

14 Mayıs’ta büyük ses olacağız

Kentin bir diğer gündemi ise Amed’in politik durumu. Uzun bir süredir yoğun bir faşist abluka altında olan kentte, neredeyse hiçbir demokratik eyleme izin verilmiyor. Seçim bürosuna bile binlerce polis yığılırken polisin sürekli bir provokasyon peşinde olduğunu gözlemledik. Uzun bir süredir sessiz olan Amed’de bu durumun endişe verici olmadığı, tam tersi korkulası bir durum olduğu konuşuluyor. Bu konuda 2016 Amed Serhildanı’nı hatırlatan Amedliler, 2016 öncesi de Amed’in sessiz olduğunu ama bu sessizliğin günlerce süren bir isyana dönüştüğünü söyledi. Amed’in 14 Mayıs’ta yine sandıklara giderek tarihi bir farkla zaferini ilan ederek büyük ses çıkaracağı söyleniyor.

#Amedde #hedef #tarihi #hezimet

 Tarım kenti Adana’daki yoksulluğun tek nedeninin iktidar olduğunu belirten Yeşil Sol Parti adayları: AKP tıpış tıpış gidecek

Tarım kentinde halkın giderek yoksullaşmasının tek nedeninin iktidar olduğunu ifade eden Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Adayı Ferhat Kabaiş, Adanalılara seslenerek, ‘Seçim günü büyük bir kararlılıkla sandıklara gitsinler. Bizlere yaşatılan her şeyin hesabını birlikte sandıkta soralım’ dedi

Ferhat Çelik/Sadık Topaloğlu

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günler kalırken, siyasi partiler 14 Mayıs’a hazırlanıyor. Sahaya hızlı giriş yapan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de Türkiye’nin dört bir yanında halk buluşmaları, büro açılışları, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor. Açılışı gerçekleşen her büroya binlerce insan katılırken sahada adeta 7 Haziran 2015 seçimlerimdeki coşku hakim. Sahada çalışmaların yoğunlaştığı kentlerden birisi de Adana. Önceki dönemde HDP’den 2 milletvekili Meclis’e gönderilirken, bu kez hedef en az 3 vekil. Adana’nın Yeşil Sol Parti adayları, seçim çalışmaları kapsamında ziyaret etmedik ev bırakmayacaklarını söyleyerek hedefledikleri sayıda vekille Adana’yı Meclis’te temsil edeceklerini söyledi.

En büyük sorun işsizlik

Adana Milletvekili adayı Ferhat Kabaiş, Kurdistan’dan Adana’ya 1980’lerden başlayıp 1990’larda giderek artan yoğun bir Kürt göçünün yaşandığını hatırlatarak, bunlardan birisinin de kendisi olduğunu söyledi. Kurdistan’dan gelen insanların oturduğu mahallelerde büyüdüğünü, ilkokulu, ortaokulu Adana’da okuduğunu ifade eden Kabaiş, Kürtlerin ve Adanalıların yaşadığı bütün sorunları yaşadığını ve çözüm için mücadele edeceğini belirtti. Kurdistan’dan Adana’ya gelen insanların yaşadığı en büyük sorunun kimliksel problemin yanında yoksulluk ve işsizlik olduğunu ifade eden Kabaiş, “Şu anda Adana’nın genelinde bu problem söz konusu ama özellikle Kurdistan’dan göçen halkımızda bu daha belirgin. Bu süreçte onlarla bu konuda neler yapabilirizi tartışmak, işsizliğin önüne geçmek, yoksulluğun azaltılması konusunda ne gibi çalışmalar yapacağımızı konuşup bu konuda adımlar atacağız” diye belirtti.

Tarım kentinde yoksulluk

Çukurova topraklarının bereketinden söz eden Kabaiş, “Belki bir ülkeyi besleyecek derecede bir verimliliği olan bu topraklarda ne yazık ki Adana halkı yoksul ve aç durumda. Burada bir ülkeyi besleyeceğimize Adana kendisini besleyemez duruma getirilmiş bir halde. Seçim çalışmalarımız boyunca da halklarla yan yana gelerek, onlarla tartışarak bu süreci geçireceğiz” diye konuştu.

‘Halk bir adım önümüzde’

Kentte seçim çalışmalarına başladıklarını dile getiren Kabaiş, çalışmalarının çok coşkulu bir şekilde devam ettiğini söyledi. Halkın kararlı olduğunun altını çizen Kabaiş, “Bizler de halkın yanına giderek onlardan enerji ve güç alıyoruz. Partimiz HDP kapatılma davasıyla yüz yüze olduğu için Yeşil Sol Parti’den seçime giriyoruz. Halkımız bunu öğrenmiş. Gittiğimiz her yerde bunu tekrar tekrar anlatıyoruz. Sahada gördüğümüz şey halkımızın her zaman olduğu gibi bizlerin bir adım önünde olduğu. Bizler de onlara layık olmaya çalışacağız ve çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

Gençlerin sorunları

Çalışmalar kapsamında ev ziyaretleri, mahalle ziyaretlerine başladıklarını da ifade eden Kabaiş, “Bu seçimde gençler çok önemli bir noktada duruyor. Evet; Türkiye yeni bir sürece girecek ve bunun kaderini de gençler belirleyecek. Özellikle yeni oy kullanacak gençlerle bir araya gelmeye çalışacağız. Onları dinleyeceğiz, sorunlarını anlayacağız. Onlarla ilgili programlarımız olacak” dedi.

Seçimlerde 5 milyondan fazla gencin oy kullanacağını hatırlatan Kabaiş, “İlk olarak oy kullanacak gençlerin büyük bir kısmı işsiz veya üniversite düzeyinde. Üniversiteden sonra ‘iş bulabilecek miyim’ kaygısı yaşıyorlar. Bir diğer problem gençler artık bugünü yaşamak istiyorlar. Yine gençlerin kimlik sorunu var. Adana’da yaşayan gençlerimiz ötekileştirme sorunu yaşıyor. Bunu aşmaya çalışacağız. Bunlara ilişkin çalışmalarımızı arttıracağız. Mahalle örgütlerinden merkezi örgütlere kadar okullardan kütüphanelere kadar gençlerin kimlik problemlerinin çözümü için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Seçim güvenliği

Seçim güvenliği konusuna da değinen Kabaiş, şöyle devam etti: “İlgili komisyonlarımız çalışmalara başladı. Şimdi mahallelerde sandık sandık çalışmaların nasıl yapılacağı konusunda hazırlıklarımız sürüyor. Daha önce genel merkezimiz tarafından merkezi bir sistem kuruluyordu. Bu dönemde de böyle bir sistem kuracağız. Buraya bilgiler akacak. Burada partimizin ne kadar oy aldığından tutun seçim listesinin görseli hepsi iletilecek. Bunlar önemli şeyler ama burada bir çağrıyı da halka yapmak gerekiyor. Eğer biz sandıklarımızın başında olursak kimse bizim oyumuzu çalamaz. Bizler bu konuda çok deneyimliyiz. Yıllarca bunu denediler fakat bizim örgütlülüğümüz sayesinde bunu başaramadılar. Burada en büyük görev de gençlere düşüyor. Tüm gençleri bu süreçte il binamıza bekliyoruz. Bu konuda onlara çok güveniyoruz. Bizim hiçbir kuşkumuz yok, halkın da olmasın. Sandıktan çıkana herkes razı olacaktır.”

‘Hesabı sandıkta soralım’

Halkın değişime hazır olduğunu ve bunu çok istediğini sözlerine ekleyen Kabaiş, “Bizler de bu havayı aldık, bu havayı soluduk. Adana’nın sorunlarını biliyoruz. Adana halkıyla birlikte bu sorunları çözeceğiz. Daha fazla bir araya geleceğiz, sorunları daha fazla tartışacağız ve bu sorunların çözülmesi için gerekli mekanizmaları oluşturacağız. Buradan da Adanalılara çağrıda bulunmak istiyorum. Seçim günü büyük bir kararlılıkla sandıklara gitsinler. Bizlere yaşatılan her şeyin hesabını birlikte sandıkta soralım” diye konuştu.

Kadın düşmanı ittifak yenilecek

Türkiye’nin kadınlar için tam bir cehenneme çevrildiğini ifade eden HDP milletvekili ve Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Tülay Hatimoğulları da, bu seçimlerin kadınların AKP’den hesap sorma seçimi olacağını söyledi. Kadına yönelik şiddetin yüzyıllara dayandığını belirten Hatimoğulları, “AKP iktidarı döneminde otoriterleşmenin daha çok arttığı ve kadına yönelik şiddetin arttığını görüyoruz. Yapılan istatistiklerde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yüzde bin 400 oranında artmış durumda. Bunun nedeni nedir? Türkiye’de kadın cinayetlerinde bir cezasızlık durumu hakim. Öyle bir yargı sistemi var ki erkeği koruyor. Adeta kadın cinayetlerini teşvik eden bir pozisyona geliniyor. Bizler beyannamemizde de açıkladığımız gibi kadına yönelik şiddetle çok etkin bir mücadele yürütmek istiyoruz. Zaten siyasi parti olarak da bağımsız kadın kurumlarıyla, feminist hareketlerle Kürt kadınları ve Türkiyeli kadın hareketiyle bu çalışmaları yürütüyoruz. Fakat anayasada öyle bir değişiklik olarak ele alınabilmeli ki kadın cinayetleri ayrı bir başlıkla ele alınabilsin. Burada caydırıcı cezalar verilebilmeli ki bunlar yaşanmasın” dedi.

Kirli pazarlıklar

AKP-MHP’nin başını çektiği Cumhur İttifakı’nda kadına yönelik kirli pazarlıkların yapıldığının altını çizen Hatimoğulları, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu kirli pazarlıkta kadına ve çocuğa yönelik mücadele yasası 6284 sayılı kanunun yürürlükten kaldırılmasını talep ettiler. Tabi ki bu iktidar kadınların kılık kıyafetine de karışan bir iktidar. Bizleri kamusal alandan kopartıp eve hapsetmek isteyen bir iktidar. Biz bütün bunların farkındayız. Yeni oluşturmak istedikleri toplum modelini kadının bedeni üzerinde oluşturdukları kodlarla hayata geçirmek istiyorlar. Biz bu ülkenin Afganistan’a dönüşmesine asla izin vermeyeceğiz. 100 yıl önce Türkiye ilk kurulduğunda başörtülü kadınlara çok büyük müdahalelerde bulunuldu. Şimdi ise başı açık kadınlara müdahale ediliyor. Yani durum tersine dönmüş durumda. Biz iki duruma da karşıyız. Kadınlar konuştuğumuz konular üzerinden bu iktidarı göndermek zorundadır” ifadelerini kullandı.

Tarımı bitiren nedenler

Adana’nın daha önceden işçi göçü alan bir kent olduğunu belirten Hatimoğulları, gelinen noktada çok sayıda işçi göçü veren bir kent haline geldiğini söyledi. Bunun nedeninin Adana’nın teşvik bölgesinden çıkarılması olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “Dolayısıyla burası artık sanayisizleştirilmektedir. Bunları özellikle son 15 sene içerisinde daha fazla görebildik. Aynı zamanda Çukurova bir tarım bölgesi. Burada tarım alanlarının imara açılması söz konusu. Bundan dolayı tarım alanları daralmaya başladı. İkinci olarak bu iktidar çok değişik bir tarım politikası izledi. Biz bu ülkeyi yönettiğimizde çok özel tarım politikaları izleyeceğiz. Tarımı yeniden canlandıracağız. Hem bizim karnımız doymalı hem de ihracat yapabilmeliyiz. Bir diğer konu kota uygulamasıdır. Pamuğa hakeza tütüne kota uygulaması getirildi. Bu ülkede tarımı bitiren temel konuların başında bu kota uygulaması geliyor. Niye biz pamuk cenneti olan Çukurova varken veya buğday cenneti Konya varken dışarıdan ithal ediyoruz?” diye konuştu.

‘Kentimizi de kurtarmalıyız’

6 Şubat Bazarcix merkezli yaşanan depremleri de hatırlatan Hatimoğulları, “Depremle birlikte Türkiye’de kurumların içinin nasıl boşaltıldığını gördük. Dolayısıyla bu iktidarı gönderdikten sonra bizlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Biz bütün kurumları sil baştan yeniden kurmak zorundayız. Bu iktidardan kurtulmamızı gerektiren o kadar çok sebep var ki sayarak bitmez. O yüzden ben özellikle deprem bölgesinde olan yurttaşlarımıza seslenmek istiyorum. Biz bu iktidardan kendimizi de kentimizi de yeniden inşa etmek için kurtulmak zorundayız. Çünkü bu kentleri yeniden inşa etmek tek başına toplumsal dayanışmayla olmaz. Toplumsal dayanışma hayatta kalmamız için çok önemliydi. Ama kamusal hizmetin devreye girmesi lazım” şeklinde konuştu.

‘Tıpış tıpış göndereceğiz’

AKP’nin iktidarda durduğu sürece Türkiye’de hiç kimsenin yaşamının güvencede olmayacağının altını çizen Hatimoğlulları, son olarak şunları söyledi: “Bu rejimi ne yapıp edip göndermemiz lazım. Bu seçimler tek başına yeterli midir? Elbette değil ama bu seçimler bu ülkenin demokrasisi için büyük önem taşıyor. Bizler yani 3. Yol’u savunan HDP ve şimdi Yeşil Sol’la yolumuza devam ediyoruz. 3. Yol’un temsilcileri olarak bizim bu seçimde başarılı olmamız gerekiyor. Kimse bunlar gitmez algısına kapılmasın. Kitleler yeter ki kararlı olsun. Yeter ki biz birbirimize inanalım ve güvenelim. Biz bunları tıpış tıpış göndereceğiz.”

Tülay Hatimoğulları kimdir?

1977 yılında Hatay’ın Samandağ ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Samandağ’da tamamladı. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Lise yıllarından itibaren sol-sosyalist mücadele saflarında yer aldı. Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve HDP‘nin kuruluş ve örgütlenme süreçlerinde yer aldı. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) Eş Genel Başkanlığını yürüten Hatimoğulları, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümüne katkı sunmak amacıyla Yaşar Kemal ve Hrant Dink’in de içinde yer aldığı 301 aydının çağrısıyla oluşturulan Türkiye Barış Meclisi’nin kuruluş ve örgütlenme çalışmalarını yürüttü.

2000 yılında kadın dayanışmasını büyütmek için AMARGİ Kadın Akademisi’nin kuruluş ve örgütlenme faaliyetlerini yürüten Hatimoğulları, 2007 yılından bu yana kadın emeğini görünür kılmak, kadın bedeni ve kimliği üzerindeki her türlü denetim ve yok saymaya karşı kadın özgürlük mücadelesini yükseltmek amacıyla kurulan Kadın Emeği Kolektifi’nin örgütlenme çalışmalarında yer alıyor.

Ferhat Kabaiş kimdir?

Aslen Amedli olan Kabaiş, 1982 doğumlu. 2 yaşında ailesiyle birlikte Adana’ya göç eden Kabaş, ilkokul, ortaokul Adana’da okudu. 20 yıldır eğitim emekçisi olan Kabaiş, 8 yıl boyunca BDP ve HDP’de grup danışmalığı, uzmanlık yaptı. Son dönemlerde de HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın danışmanlığını yapan Kabaiş, 1 buçuk yıldır da Adana’da öğretmen olarak görev yapıyor.

#Tarım #kenti #Adanadaki #yoksulluğun #tek #nedeninin #iktidar #olduğunu #belirten #Yeşil #Sol #Parti #adayları #AKP #tıpış #tıpış #gidecek

Dersim Yazıları – III Devlet bütün güçleriyle Dersim’de!

Dersim, Cumhuriyet tarihinin kelimenin tam anlamıyla ilk özel savaş laboratuvarıdır. Direnişe karşı dönemin bilinen bütün savaş teknikleri kullanılmış, asimetrik bir güçle müdahale edilmiştir. Sözlü tarihte tekrarlanan “Dağ taş asker doluydu” sözü bir gerçeğin ifadesidir. Resmi belgeler sözlü tarihi doğrulamaktadır

Sait Çetinoğlu

Asker, jandarma, bekçiler, gönüllü – zorunlu milisler, adi suçluların ardından Özel Kuvvetler ve CB Muhafız Alayı da Dersim’de

Dersim, Cumhuriyet tarihinin kelimenin tam anlamıyla ilk özel savaş laboratuvarıdır. Direnişe karşı dönemin bilinen bütün savaş teknikleri kullanılmış, asimetrik bir güçle müdahale edilmiştir. Sözlü tarihte tekrarlanan “Dağ taş asker doluydu” sözü bir gerçeğin ifadesidir. Resmi belgeler sözlü tarihi doğrulamaktadır.

Bilindiği gibi Dersim Soykırımı iki safhada gerçekleşmiştir. İki safhada da en önemli aktör M. Kemal’dir. İlk safhada, M. Kemal’in ilgisi savaş planlarına nezaret edilmesi de dahil olmak üzere bizzat yakından ilgilenmiştir.

İlk safha ile ilgisinin kronolojisi;

20/22 Mart 1937 Kahmut Köprüsü’nün yıkılması ve Dersim olaylarının başlangıcı,

8 Haziran M. Kemal’in İzmir vapuru ile Trabzon’a hareketi,

10 Haziran Trabzon’a geliş,

Pontus’lu Rum banker Kabayannis Köşkü’nde Dersim harekatı ile ilgili çalışmalar, üstünde çalışma yapılan haritalar halen adı Atatürk olarak değiştirilen Kabayannis Köşkü’nde sergilenmektedir.

12 Haziran İstanbul’a geri dönüş.

5 Eylül Seyit Rıza’nın tutuklanması,

6-13 Eylül yargılama safhası ve idam cezası verilmesi,

20 Eylül Başbakan İsmet İnönü’nün görevine son verilmesi ve Celal Bayar’ın başbakan vekilliğine getirilmesi.

İnönü’nün görevden alınmasıyla ilk safha biter.

Başbakan İnönü’nün 18 Eylül’de Meclis’te yaptığı konuşması, CHP yayın organı Ulus Gazetesi’nde “İsmet İnönü Tunceli vaziyetini izah etti” başlığıyla ayrıntılı olarak verilir:

“Cumhuriyetin imar ve ıslah programına muhalefet eden. nüfusları az olmakla beraber altı aşirettir. Bugün, bu altı aşiretten müşevvik ve sergerde ne kadar adamlar varsa bunlar reislerile beraber faaliyet imkanından tamamen mahrum bırakılmışlardır. (Alkışlar) Altı aşiretten birinin reisleri imha edilmiş ve diğerlerinin reislerinin hepsi yakalanmış, adalete teslim edilmiştir… Cumhuriyet ordusu ve zabıtası, bu hadise esnasında yaptığı takiblerde hurafe olarak zihinlerde yerleşen ne kadar uçurum halinde dere ve ne kadar çıkılmaz dağ varsa hepsini Ankara sokakları gibi baştan başa geçmişlerdir. (Alkışlar) Kanun götüren ordu, jandarma neferlerinin ve ordudan bir neferin ayak basmadığı yer, inmediği dere ve çıkmadığı tepe yoktur. (Bravo sesleri alkışlar)

“Cumhuriyetin ıslahat ve imar programına muhalefet eden bütün engeller ortadan kaldırılmış ve program bir an fasıla vermeksizin ilerletilmekte bulunmuştur. Bugün orada yapılmakta olan yollar, kışlalar ve karakollar, mektebler, hükümet konaklarıyla memleketin en mamur ve en ziyade iş içinde bulunan bir muhitinin manzarasını görmek, size, hepimize zevk verse gerektir. (Alkışlar). Arkadaşlar, mukavemet vaziyetini bertaraf ettikten sonra, halkının refah ve serbestisi için takib edilen programa devam ediyoruz. Bu vaziyeti size arzederken yazın başından beri devam eden faaliyette kaçınılması mümkün olmıyan insan zayiatının da neden ibaret olduğunu, olduğu gibi söylemek isterim. Dün akşama kadar yani 17 eylüle kadar Dersim harekatının başından itibaren verilen zayiat şudur: Subay, bir şehit, dört yaralı, Er, 28 şehit, 46 yaralı, Bekçi, bir şehit bir yaralı.

“Arkadaşlar cumhuriyet kanunlarının hükümlerini yerine getirmek için aziz canlarını severek bu vatan uğrunda feda eden subay ve er bütün vatan evladlarımı huzurunuzda hürmetle yadediyorum. Bu vazifeyi iyfa etmek için bütün kudretlerini aşkla sarfeden cumhuriyet ordusunun ve cumhuriyet jandarmasının kumandanlarına, subay ve erlerine takdir ve şükranlarımızı ifade ettiğim zaman B. M. Meclisinin astı hissiyatını ifade etmiş olduğuma eminim. (Bravo sesleri alkışlar). İsyana iştirak edenlerden: Arkadaşlar, bütün bu hareket esnasında isyana iştirak eden, iğfal edilmiş zavallılarda vukubulan zayiatı olduğu gibi size söyliyeceğim: İsyana iştirak edenlerden 265 maktul, 20 yaralı vardır. 27 kişi yakalanmış ve müsademe esnasında 849 kişi teslim olmuştur. Bunların içinde mücrim olan, bilerek fenalık yapmış olan ve birçok zavallıların zararına sebeb olmuş olanlar vardır. Fakat bu çalışkan ve istidadlı türk halkının en çok kısmı, fesadcıların, bu fena başların zulmünden zarar görmüşlerdir. Bilerek bilmiyerek, muhalefet yoluna sapıp kanunun şiddetli tedibatına maruz kalmış olarak hayatlarını kaybedenler hakkında da B. M. Meclisinin teessürlerini ve bunun diğer vatandaşlara ibret olması temennilerini ifade ediyorum, zannediyorum.

“Arkadaşlar, hakikati türk milletine olduğu gibi söylerken bulunduğu gibi bu kadar uzun süren ve cumhuriyet kanunlarını behemehal yürütmek için gösterilen, azim şiddet karşısında bile zayiatın binnetice hafif olmasına dikkatinizi celbetmek isterim. Silahlar çok müessir ve silahları kullanmak için hiç bir tereddüt olmadığı halde isyan edenlere karşı silah kullanan ordu heyetleri ve cumhuriyet jandarması bir hayatı kurtarmak için ve korumak için ve içtinab kabil olan bir zararı ika etmemek için son derece şefkatle kuvvet içinde mündemiç olan şefkatledir ki, zayiat böyle mahdud sahaya inhisar etmiştir. B. M. Meclisinin memnun olacağına eminim. İsyana iştirak eden aşiret reislerinin hepsi mahkemeye verilmişlerdir. Umumi, tabii olan adliye mahkemesine verilmişlerdir. Bunlar, hakimlerin vereceği hükümlere göre, cumhuriyet kanunlarının kendileri için işaret ettikleri hükümleri, hakimlerin ağızlarından işiteceklerdir. Arkadaşlar, cumhuriyet kanunlarının ancak refahı, umranı, iyi geçinmeyi hedef tutan hükümlerini yürütmek için çetin şartlar içinde alınan müsbet neticelere ermek için cumhuriyet idaresinin kuvvetli olduğu kadar şefkatli ve adaletli olduğunu göstermek itibaıriyle Tunceli hadisesi en son ve en mukni bir misal olmuştur. (Şiddetli alkışlar, bravo sesleri)”

İnönü’nün konuşmasından anlıyoruz ki; Dersim meselesi bitmiş görünüyor. Liderler teslim olmuş, direniş kırılmıştır…

Başbakan bu konuşmasının ertesinde görevden alınıyor ve Ege pogromunun örgütleyicisi İttihad ve Terakki Cemiyeti murahhası Mahmut Celal vekaleten başbakanlığa getirilmiştir. Kronolojiyi izliyoruz:

28 Eylül M. Kemal’in Muhafız Alayının Dersim’den çekilmesi emri,

28 Eylül Başbakan Vekili’nin milli müdafaa bakanına Muhafız Alayının geri çekilmesi emrini bildirmesi,

1 Kasım Bayar’ın başbakanlığa getirilmesi,

12 Kasım Başbakan Bayar, İçişleri Bakanı ve CHP Genel Sekreteri Şükrü Kaya ve Bayındırlık Bakanı Kel Ali Çetinkaya başta olmak üzere bir heyet ile trenle doğu seyahati,

13 Kasım Sıvas’a geliş,

14 Kasım Malatya’da bazı açılışlar,

15 Kasım Seyit Rıza’nın idamı,

M. Kemal, Başbakan değişikliğinden sonra geniş bir kadro ile bölgeye gelmiştir. Seyit Rıza’nın idamının onların gölgesinde gerçekleştiğini söylemekte sakınca yoktur.

Dersim’de birçok güç kullanılmıştır. Onları önceki yazılarda listelemiştik. Bu kez bunların içinde en ilginç olandan söz edeceğiz. Bu güç Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’dır. Ankara’dan 1000 kişilik bir kuvvet gösteriş için Dersim’e getirilmemiştir herhalde. Muhtemelen önemli bir görevi olmalıdır. Alayın ne zaman Dersim’e geldiğini, görevinin de ne olduğunu bilmiyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın Dersim’den çekilmesi emri M. Kemal tarafından 28 Eylül 1937 tarihinde verilmiştir. Belge ıslak imzalıdır.

“BAŞVEKÂLET

Hususi kalem Müdürlüğü

Sayı

Başyaver Bay Celal tarafından telefonla dikte ettirilmiştir.

28/9/1937 S: 17,45

Celal Bayar’a:

Dersimde bulunan muhafız alayının orada işi bitmiştir. Avdetinin münasip olacağını anladım. Bu alayın doğrudan doğruya manevra meydanına getirilerek manevrada vazife verilmesinin ayrıca faideli bir tatbikat olacağı şüphesizdir. Siz demünasip görürseniz o yolda tertibat alınmasını icab eden makamlara emir edersiniz.

K. Atatürk

Emir veçhile lazım gelen tertibatının alındığına dair Başyaver Celal ile arz edildi.

BCA 30 10 111 745 19

Şef’in emri üzerine Milli Müdafaa vekili gerekli emri yerine getirerek, Alayın manevra meydanına boy göstererek manevrada bir görev verilmesini ister.

General Kâzım Özalp

Millî Müdafaa Vekili

Atatürkten telefon telakki ettiğim emirde; Dersimde bulunan Muhafız alayının orada işinin bittiği avdetinin münasip olacağı ve bu alayın doğrudan doğruya manevra meydanına getirilerek manevrada vazife verilmesinin ayrıca bir tatbikat olacağı beyan buyrulmuş olduğundan lazım gelen tertibat alınmak üzere icab edenlere emir buyrulmasını rica ederim.

Başvekil Vekili

Elden takdim edildi.

Paraf

BCA  30 10 111 745 18”

Bugün bile gönderilmesi zor olan bin kişilik bu kuvvet sadece manevra meydanında görülmesi için midir? Alay ne zaman Dersim’e gelmiş, ne gibi bir işlevi yerine getirmiştir sorusu askıdadır. Günlük asayiş raporlarında büyük – küçük, düzenli ve düzensiz her gücün görevi ayrıntılarla bildirilmekteyken Muhafız Alayı’nın görevinin saklanması manidardır.

Harekatın ikinci safhasından bir önemli belge de, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın Dahiliye Vekaleti’ne yazdığı 23.8.1938 günlü yazısıdır. Yazıda birliklerin görevleri ve konuşlanmalarının ayrıntılarla verilmesi yanında, hususi kuvvetlerden de açıkça imha için yararlanılması bildirilmektedir.

Direniş kırılmış, Dersim’de kullanılan asimetrik güç yanında parmağını dahi oynatamayacak durumda olan vatandaşlarına karşı devletin özel kuvvetleri ile imha harekatına girişmesi ne anlama gelmektedir?

“DAHİLİYE VEKÂLETİ

Hususi Kalem Müdürlüğü

Geldiği yer Tlg No Tarihi Şifre no Grubu Açanın adı

Palu 99 23.8.938 Seyahat.6 900 Tezgören

  1. Yüksek mukarrerat mucibince üçüncü Ordu manevrasının Birinci safhasını teşkil eden Tunceli Vilâyeti dahilindeki tarama harekâtı bitirilmiş ve Ordu İkinci safha manevra harekâtı için yer ve tertip almaktadır.

      2. 21 Ağustos 938 sıfır saatten itibaren emir ve kumandası dördüncü Umumî Müfettişliğe intikal eden Tunceli Bölgesindeki muhafaza, emniyet ve asayış kuvvetleri şunlardır:

A) İkinci Seyyar Jandarma Taburu Nazımiye’de (bir bölük Mazgirt’te),

B) Dokuzuncu Seyyar Jandarma Taburu Mameki’de,

C) Üçüncü Seyyar Jandarma Taburu Pülür’de,

D) Seyyar Jandarma Alayı karargâh ve iki tabur ile Hozat, bir tabur ile Çemişkezek’te (Hozat’taki taburdan bir bölük Karaoğlan’da),

E) Müfettişlik Muhafız Takımı ile Tank ve Köprücü Müfrezeleri Pertek Köprü başında,

F) Seyyar hastane Hozat’ta,

G) Üç Tayyareden mürekkep bir grup Verte.. tayyare meydanında.

 

3. İkinci Safha manevra harekâtına iştiraki faydalı görülen Jandarma Süvari Bölükleri de Dördüncü Umumî Müfettişlik emrine gönderilecektir.

4. Manevranın hitamına kadar Tunceli’nde bırakılan kuvvetlerin istihdam tarzları hakkında Dördüncü Umumî Müfettişliğin Dahiliye Vekâletine de arzettiği 20. Ağustos 938 gün ve 1723 sayılı yazısı genelkurmayca da muvafık görülmüştür.

  5. İkinci safha manevra harekâtının hitamını müteakıp Sekizinci Kolordu Birlikleriyle şimale doğru tekrar bir tarama yapılarak taramanın sonu alınacak ve mütebakî aksam ile de üçüncü safha manevra harekâtına başlanacaktır.

Cenup mıntıkasında yapılacak tetkikattan sonra iskân zuhurunda hususî teşkilâtımızla Tunceli’nde kalmış olması muhtemel bazı haydutların imhası için istifade etmek hususu düşünülmektedir.

6. 8.938 gün ve Seyahat 6 sayı ile Başvekâlete, Millî Müdafaa Vekâletine, Dahiliye Vekâletine arzedilmiş ve Ordu Müfettişliklerine, Genelkurmay İkinci Başkanlığına, Dördüncü Umumî Müfettişliğe yazılmıştır.

Genelkurmay Başkanı

Mareşal Fevzi Çakmak

BCA 30 10 111 750 9”

#Dersim #Yazıları #III #Devlet #bütün #güçleriyle #Dersimde

Peyas’te halk buluşması: İmralı tecridini kıracağız

Yeşil Sol Parti, Amed’in Peyas ilçesinde halk buluşması gerçekleştirdi. Burada konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekerek, ‘İmralı tecridini kıracağız’ dedi

Seçim çalışmalarını sürdüren Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Amed’in Peyas ilçesinde halk buluşması gerçekleştirdi. Halk buluşmasına, Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Amed vekil adayları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Başak Demirtaş: Zannediyorlar ki çaresiz kalacağız fakat çaresiz kalmadık

Buluşmada konuşan Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, “Siz merak etmeyin halkımız gereğini yapıyor, 14 Mayıs’ta mutlaka gereğini yapacak. Erdoğan yıllardır meydan meydan, TV TV, gezerek yargıya talimat veriyor. Figen, Selahattin’i, Gültan’ı hapse koyarak korkutmaya çalışıyor. Şimdi de HDP’yi kapatmaya çalışıyorlar zannediyorlar ki çaresiz kalacağız fakat çaresiz kalmadık. Yeşil Sol Partisi’ni bilmeyen duymayan kalmadı. 14 Mayıs’ta saraydaki bizi görecek öyle bir görecek ki bir kere daha bitmediğimizi onlara göstereceğiz. Selahaddin ve HDP’liler onların kabusu oldu ve olmaya devam ediyor” dedi.

‘Güçlerimizi Yeşil Sol Parti’de toplamalıyız’

Sonrasında söz alan EHEP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “İfade özgürlüğünü vurup dağıttığını biliyoruz. Kadınların eylemini halkların kardeşliğini vurup dağıtmak istediğini çok iyi biliyoruz ama Kürt ve Türk halkları buna izin vermeyecek, en üst seviyede kardeşliği yaratacak. Bizler çok tehlikeli bir iktidarla karşı karşıyayız. Despot bir iktidar bu kadar büyük bir tehlike karşımızdaysa tek yumruk tek vücut olmalıyız. Bu rejimi gönderebilmek için tüm güçlerimizi Yeşil Sol Parti’de toplamalıyız” diye belirtti.

‘İmralı tecridini kıracağız’

Daha sonra söz alan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk de, şunları söyledi: “100 yıl önce büyük bir yanlışlık yaptılar. Devlete sisteme sözümüzü söyleyeceğiz. 48 belediyemize el koydular. Halkımızın iradesini gasp edip yok saydınız. ‘İzmir demokrasidir, Amed demokrasi değildir’ yok öyle bir şey. Onurlu bir barışı inşa edeceğiz. AKP’nin sonu yakındır bir kere daha diyoruz. Tecrit en önemli konu. İmralı’da sayın Öcalan’a dönük ve arkadaşları üzerinde devam ediyor. ‘İmralı yoktur’ deyince yok mu oluyor? Kulaklarınızı tıkamayın tecrit işkencedir hukuksuzluktur bu işkenceye ne diyeceksiniz? 30’a yakın baro İmralı için başvurdular. Avrupa’daki avukatlar yine öyle ama hiçbir partinin konusunda tecrit yok. Kürt sorunu ve tecrit çözülmeden Kürt sorununu çözemezsiniz. Bu tecrit devam ettikçe kimse bize demokrasi ve özgür bir yaşamdan bahsedilemez. İmralı tecridini kıracağız.”

Öztürk’ün Öcalan üzerindeki konuşması sırasında alandan alkış ve zılgıtlar yükseldi.

‘Amed sokaklarda direniyor’

Son olarak söz alan Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın, halkın seçim süreci boyunca direniş destanı yazdığına dikkati çekerek, “Zalimle diktatörlükle karşı karşıyayız ve destan yazılıyor. Kayyum saray rejimi te başına yapamadığını şimdi yanlarına karanlık güçleri alarak yapmaya çalışıyor. Yedi yıldır yaptıkları çöktürme planına karşı Amed sokaklarda direniyor. Direnen halkların onurlu mücadelesi hiçbir diktatör tarafından yıkılamaz. Güçlü bir şekilde mecliste olmayız. Kürt sorunun çözülmesi barışın sağlanmasının sözü bizde. Biz bunu Meclis’te çözemeye adayız. Siz olmadan çözüm olmaz. Mecliste Kürt halkının kimlik hakkı kabul edilecek. Bunun sebebi sizin direnişiniz, direnmeye devam edeceğiz. 14 Mayıs’ta yeni bir süreci başlatacağız. Sandıklara sahip çıkalım, bunlarda oyun çok son dakikaya kadar mücadeleyi bırakmayalım. An serkeftin” şeklinde konuştu.

Buluşma heyet tarafından açılan seçim bürosu, devamında çekilen halaylar ile son buldu.

Kaynak: MA

#Peyaste #halk #buluşması #İmralı #tecridini #kıracağız

DBP, Yeşil Sol Parti ve HDP Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına konuk oldu

DBP, Yeşil Sol Parti ve HDP Adalet Nöbeti’ni 757’nci gününde sürdüren Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına konuk oldu

Şenyaşar ailesinin Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 757’nci gününde devam ediyor.
Pirsûs’taki evlerinden Riha Adliyesi önüne gelen Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar, “Şenyaşar ailesi için adalet” yazılı pankartın önünde nöbetini sürdürdü.

Adliye önünde iftarını açan Şenyaşar ailesine, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pirsûs ilçe örgütlerinden partililer eşlik etti. İftardan sonra kısa bir açıklama apan Urfa Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi Nahide Kılıç, başlattıkları adalet mücadelesinde ilk günden beri Şenyaşar ailesinin yanında olduklarını söyledi.

Ardından konuşan Ferit Şenyaşar, “Annemin adalet çığlığı bütün Urfa sokaklarında yankılanıyor. Adalet Bakanı bu annenin sesini duymasa da 14 Mayıs’ta Urfa halkı, Bekir Bozdağ’a ve AKP’ye gerekli cevap verecektir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#DBP #Yeşil #Sol #Parti #HDP #Şenyaşar #ailesinin #iftar #sofrasına #konuk #oldu

HDP’den Türeli cinayeti açıklaması: İzin verenler bu suçun ortağıdır

Duhok’ta katledilen Hüseyin Türeli için açıklama yapan HDP, ‘Kürdistan Bölgesi’nin bu cinayetler için merkez üssü haline getirilmiş olması da son derece vahimdir’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Federe Kurdistan Bölgösi’nin Duhok kentinde düzenlenen silahlı saldırıda Hüseyin Türeli’nin katledilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Türeli’nin Türkiye vatandaşı olduğu ve iktidarın Kürtlere yönelik baskılarından dolayı Federe Kürdistan Bölgesi’ne geçmek zorunda kaldığı vurgulanan açıklamada, “Türeli’yi katleden güçler yabancı değil. Bu güçler daha önce benzer korkakça ve karanlık yöntemlerle gazeteci, akademisyen Nagihan Akarsel’i aynı şekilde Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Yasin Bulut, Mehmet Zeki Çelebi’yi ve çok sayıda Kürt siyasetçi ve aktivisti katleden cinayet şebekeleridir. 90’lı yıllarda köyleri yakılarak mülteci konuma düşürülen ve hayata tutunmaya çalıştıkları Mahmur’u her gün bombalayanlardır. Kürt düşmanlığını Rojava’dan Şengal’e kadar her alana ölüm, talan, işgal ve yıkımla yayanlardır” denildi.

‘İzin verenler bu suçun ortağıdır’

Cinayeti işleyen güçlerin bu katliamlarla Kürtlere “sizin için dünyanın hiçbir bölgesi güvenli değil, size dünyanın hiçbir yerinde yaşam hakkı tanımıyorum” mesajı verdiği ifade edilen açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin bu cinayetler için merkez üssü haline getirilmiş olması da son derece vahimdir. AKP iktidarı ve yönettiği güçler Kürdistan Bölgesini özgür yaşamak isteyen Kürtler için en güvensiz bölge haline getirmeyi amaçlarken, buna izin veren, ortak olan güçler de bu suçların ortağıdır, bu utancın kaynağıdır” ifadelerine yer verildi.

‘Net tutumu almaya çağırıyoruz’

Açıklamanın devamı şöyle: “Yaşanan bu katliamları en sert şekilde lanetliyoruz. Katliamlarla, cinayetlerle ömrünü uzatmak isteyen, Kürtlere ölüm dışında seçenek bırakmayan 90’lı yılların aktörlerinin akıbeti ne ise bugün aynı yöntemleri kullananların da akıbeti bundan farklı olmayacaktır. Geçmişte bu saldırılar karşısında asla geri adım atmadık, hiçbir Kürt bu saldırılara karşı boyun eğmedi bugün de boyun eğmeyecek. Başta Kürt halkı olmak üzere, Türkiye’deki devrimci, demokratik güçleri bu cinayetlere karşı en net tutumu almaya çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#HDPden #Türeli #cinayeti #açıklaması #İzin #verenler #suçun #ortağıdır