Ana Sayfa Blog Sayfa 6090

AİHM Aktaş’ın durumunu için harekete geçti

AİHM, ağır hasta tutsak Ergin Aktaş için yapılan başvuruyu acilen inceleme kararı aldı. AİHM, Aktaş’ın durumuna ilişkin Türkiye’ye cevaplaması için 5 soru gönderdi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İzmir Menemen R Tipi Hapishanesi’nde tutulan ağır hasta tutsak Ergin Aktaş için avukatlarının yaptığı başvuruyu “acil” olarak incelemeye aldı. AİHM Türkiye’ye 18 Kasım’a kadar yanıtlaması istemiyle Aktaş’ın durumuna ilişkin sorular gönderdi.

AİHM Türkiye’den şu soruların cevabını istedi:

“1-Menemen R Tipi Hapishanesi’nde kalan başvurucunun fiziksel durumu hakkında bilgi veriniz?
2- Başvuru sahibine kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yer tahsis edilmiş mi ya da kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için hücresinin fiziksel koşulları düzenlenmiş mi?
3- Başvuru sahibi giyinmek, duş almak gibi günlük temel ihtiyaçlarını nasıl karşılamaktadır?
4- Hapishane yönetimi yukarıda belirtilen ihtiyaçlarını karşılamak için tutuklu arkadaşlarından yardım almak gibi başvuru sahibinin hapishane koşullarını yumuşatmak adına herhangi bir uygulama yaptı mı?
5- Başvuru sahibinin ailesi ve diğer tutuklularla görüme ve iletişimine dair uygulanan sınırlamalar nelerdir?”

Sürgünlerle işkence yapılıyor!

1988 doğumlu olan Ergin Aktaş’ın sol kolu dirseğine yakın yerden, sağ kolu da bilekten kesilmiş durumda. Elinin ve kolunun kesilmesine yol açan patlamadan önce de başından vurulmuş. Bu nedenle kafasında çizik bulunuyor. Konuşmakta zorlanıyor ve unutkanlık yaşıyor. Bunlara ek olarak da KOAH hastası ve mide ülseri.

Erzurum, Metris, Ümraniye ve Silivri hapishanelerinde tutulan Aktaş, 2016 yılının Nisan ayında İzmir Menemen R Tipi Hapishanesi’ne sürgün edildi. Avukatların Türkiye’de yaptığı tüm girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine uluslararası hukuk kurumlarına başvurular yapıldı. Avukatlar Gülizar Tuncer ve Fazıl Ahmet Tamer, “yaşama hakkı ihlali ve işkence yasağına aykırılık” gerekçeleriyle AİHM’e “acil tedbir” başvurusunu yapmıştı. Anayasa Mahkemesi’ne 2014 yılında yapılan “acil tedbir” başvurusuna, 2 yıl sonra gelen yanıtta, “İşkence ve aşağılayıcı muamele yok” denilmişti.

Raporlara rağmen tahliye edilmiyor!

Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlalini görmeyen kararına rağmen, Adli Tıp Kurumu’nun Ergin Aktaş hakkında üç raporu bulunuyor. ATK, 12 Temmuz 2013, 30 Nisan 2014 ve 17 Şubat 2016 tarihli raporlarında Aktaş’ın yaşadığı ağır sakatlık nedeniyle cezaevinde yaşamını tek başına idame ettiremeyeceği yönünde rapor verdi. Ancak buna rağmen mahkeme ve savcıların “toplum için zararlı” kararları üzerine Ergin Aktaş tahliye edilmedi.

Kaynak: ANF

Çocuğunu övdüğü için hapsi istendi

Yaşamını yitiren PKK’li sanatçı Delila’nın annesi Gülsuma Güçer hakkında, gazeteci Hasan Cemal’e Farqîn’deki ‘sokağa çıkma yasakları’yla ilgili verdiği röportajda, Delila ile ilgili kurduğu cümlelerden dolayı 9 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı

Yaşamını yitiren evladıyla ilgili kurduğu cümlelerden dolayı Gülsuma Güçer hakkında 9 yıl hapis cezası istendi. Söylediği ezgilerle tanınan ve 2007 yılında yaşamını yitiren YJA-Star üyesi Şenay Güçer’in (Delila) annesi Gülsuma Güçer (63), Amed’in Farqîn (Silvan) İlçe Belediyesi Eşbaşkanı Zuhal Tekiner ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Meclis üyesi Mehmet Ali Dünser hakkında, gazeteci ve yazar Hasan Cemal’e verdikleri röportaj nedeniyle dava açıldı. Farqîn’de 2015 yılında ilan edilen “sokağa çıkma yasağı”ndaki yaşadıklarını aktardıkları için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Güçer, Tekiner ve Dünser hakkında hazırladığı iddianame, 4.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede Güçer, Tekiner ve Dünser’in “Suçu ve suçluyu övmek” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla 9’ar yıl 6’şar ay hapis ile cezalandırılmaları istendi. Gazeteci Hasan Cemal hakkında açılan soruşturma dosyası da, haberin yayınlandığı yerin İstanbul olması nedeniyle “görevsizlik” kararı verilerek İstanbul’a gönderildi.

‘Bizi bezdirip kaçırtmak istiyorlar’

İddianamede Hasan Cemal’in kaleme aldığı, Delila’nın yazdığı günlüğü konu alan, “Delila Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri” isimli kitabın mahkeme kararıyla yasaklandığı hatırlatıldı. İddianamede, Anne Güçer’in röportajda söylediği, “Acılar anlatmak ile bitmiyor… Hele son 13 günlük sokağa çıkma yasağı… Elektriksiz susuz ekmeksiz… Bazen de namazsız kaldım. Silahlar patlamaya başlayınca hepimiz arka tarafa kaçtık koridora banyoya… Şu panzer var ya bütün gece gürül gürül çalışıyor, beni uyutmuyor. Silah sesleri cabası. Acıları içime atıyorum… Kaç genç insan öldü, bizi bezdirip kaçırtmak, göç ettirmek istiyorlar. Ne kadar eziyet etseler gitmem” sözleri 9 yıl hapis için suç delili gösterildi.

Savcının beklentisi!

İddianamede, anne Güçer’in sözleri için savcı şu değerlendirmede bulundu: “Genç insanların öldüğünü söyleyerek, sanki vefat eden kişilerin güvenlik güçlerince durduk yere öldürülen siviller olduğu yönünde bir algı yaratmaya çalıştığı, yasaklı kitaptaki terörist Delila’yı övücü beyanlarda bulunduğu, güvenlik güçlerini işgalci gibi göstererek, röportajın hiçbir yerinde PKK/KCK, YDG-H unsurlarına yönelik kınama niteliğindeki beyanlarda bulunmadığı, kendi evinde rahat etmemesini sağlayan kişilerin terör örgütü mensupları olduğunu yadsıyarak terör örgütünün cebir, şiddet içeren yöntemlerini meşru gösterecek propaganda yaptığı…”

Delil çocuklar!

Dünser’in PKK saflarında yaşamını yitiren oğlu Umut Dünser için söylediği “şehit” sözünü de suç sayan savcı, Dünser’in konuşmasının genelinde PKK’yi değil devlet güçlerini “bölücü” gördüğünü ileri sürerek suç işlediğini savundu. Görevden uzaklaştırılan Belediye Eşbaşkanı Tekiner’in röportajda yer alan, “Bitmeyen bir kabus yaşıyoruz. Daha 9 yaşındaydım. Babamın en sevdiği yakın arkadaşı gözlerimin önünde öldürüldü… Korku evet var, ama 1990’ların korkusu daha büyüktü. Artık tek başımıza değiliz sonuna kadar mücadele edecek gücümüz var” sözleri 9 yıl hapis için delil olarak gösterildi.

Davanın ilk duruşması Ocak ayında görülecek.

Hindistan’da tecevüze karşı ‘tüfeği’ ile direniyor

Hindistan’da her geçen gün artan tecavüz ve cinsel istismar vakalarına karşı ‘Tüfekli teyze’ kendi özsavunmasını aldı. Hindistanda ‘tüfekli teyze’ olarak bilinen Begum, ilk kez 2013 yılında bir kadına tecavüz ve işkence eden 3 erkeği yakaladı. Daha sonra tecavüze karşı kendine bir misyon edinen Begum, “Bu canavarca suçu işleyen adamlar, tecavüz ettikleri kadınlarla evlendiriliyor” diyerek sisteme karşı çıkıyor.

Şiddet gören Ayten’in intihar ettiği iddia edildi

Mêrdîn’de (Mardin) eşinden şiddet gören ve tehdit edilen Ayten Özen’in intihar ettiği iddia edildi. Ayten Özen’in ağabeyi Abdurrahim Özen, kardeşinin öldürüldüğünü belirtti.

Stewr (Savur) ilçesine bağlı Sürgücü Beldesi’nde yaşanan olayda Ayten Özen’in evde bulunan av tüfeği ile intihar ettiği öne sürüldü. 6 yıldır ailesi ile görüştürülmeyen Ayten Özen’in ağabeyi Abdurrahim Özen, kardeşinin kayınvalidesi ve kayınpederi tarafından tehdit edildiğini, imam nikahı ile evli olduğu eşi tarafından ise sürekli şiddete maruz kaldığını söyledi. Ağabey Özen, “Kaynanası, kayınbabası ve eşini 5 ay önce Kızıltepe Savcılığı’na şikayet ettik. Savcılıkta Savur Savcılığı’na yönlendirdi. Kardeşim ifade vermeye gittiğinde yine tehdit edildi. Bu nedenle Ayten eşinin ailesinin tehdidi altında ‘bana iyi davranıyorlar’ dedi. Savcı da biliyor bu bir cinayettir” dedi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. İntihara sürüklenen kadınlar üzerine araştırma yapan kadın örgütleri “Kadın kırımının içinde yer alan bir olgu olarak kadın intiharları da erkek şiddetinin bir sonucudur” vurgusu yapıyor.

MÊRDÎN

HDP’de eşbaşkanlar olmadan ilk MYK toplantısı

HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’sız ilk MYK toplantısını yeni dönemin yol haritasını belirlemek amacıyla yapıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 4 Kasım’da eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ve milletvekillerinin tutuklanmasının ardından ilk kez eşbaşkanlar olmadan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ile bir araya geldi. Parti genel merkezinde sabah saatlerinde toplanan MYK’nin gündeminde, partiye dönük tutuklama ve gözaltı operasyonlarının ardından izlenilecek yol haritası var. Milletvekillerin tutuklanmasının adından Meclis çalışmalarına katılmama kararı alan HDP, önümüzdeki sürece ilişkin alınacak kararları toplantıda ele alacak. Önümüzdeki süreçte izlenilecek tavır konusunda seçmenler başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimleriyle bir araya gelme kararı alınan partide buna dair planlama da bu toplantıda belirlenecek.

5 üye eksik başladı

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın yanı sıra geçmiş dönemlerde tutuklanan MYK üyeleri Hüseyin Yılmaz, Alp Altınörs ve Atiye Eren’in dahil olmadığı toplantıda, 5 MYK üyesi eksik olarak başladı. Toplantının akşam saatlerine kadar devam etmesi beklenirken, gün içerisinde Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen tarafından toplantı gündemine dair genel merkez binasında bir açıklama yapılacağı da bildirildi.

ANKARA

‘Her sokak bir çalışma alanı’

Mersin’de Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Dayanışma Derneği (YAKAY-DER), Mezopotamya Kültürlerini Yaşatma Derneği ((MKM), Tarım İçileri gibi kapatılan birçok dernek bir araya gelerek ortak basın açıklamasıyla kapatmaları kınadı. Açıklamada söz alan İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, “İHD olarak kapatılan tüm kurumlara kapımız açık. Herkes kurumumuzda yarım kalan çalışmalarına devam edebilir” dedi. YAKAY- DER Mersin Şube Eşbaşkanı Ali Atsız ise, “Bizim 450 üyemiz var her bir üyemizin evini bir şubemiz çalışma alanımız haline getirceğiz” dedi. Akdeniz GÖÇ-DER Başkanı Reşat Aşan da, her sokağın her yerin kendileri için çalışma alanı olduğunu belirtti. MERSİN

HDP ilçe binasına silahlı saldırı

HDP İskenderun İlçe Örgütü dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce silahlı saldırıya uğradı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İskenderun İlçe Örgütü, dün gece geç saatlerde kimliği belirsiz kişi ve kişilerce silahlı saldırıya uğradı. Sabah ilçe binasına geldiklerinde pencerelerin kırıldığını gören partililer, polisi aradı. Saldırı ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Saldırıya tepki gösteren İskenderun İlçe Eşbaşkanı Ahmet Çahan, yapılan saldırıyı kınayarak, saldırının faili veya faillerinin bulunmasını istedi. İlçe binalarının daha öncede silahlı saldırıya uğradığını hatırlattı. Öğleden sonra HDP İskenderun İlçe binası önünde basın açıklaması yapacaklarını da vurgulayan Çahan, tüm demokrat kesimleri sahiplenmeye çağırdı.

Kaynak: ANF

Yurttaşlar kent girişinde yine bir zulümle karşılaşıyor!

Şirnex’te 8 aydır yapılan saldırı ve yıkımın ardından ‘sokağa çıkma yasağı’ bu sabah kısmi olarak kaldırılmasının ardından zorla göç ettirilen yurttaşlar, evlerine geri dönmeye başlarken, kent girişinde yeni bir zulümle karşılaşıyor

Şirnex’te (Şırnak) 14 Mart tarihinde valilik tarafından ilan edilen ‘sokağa çıkma yasağı’ bu sabah itibari ile kısmi olarak kaldırıldı. Aylardır büyük bir bölümü yakılıp yıkılan kentten zorla göç ettirilen yurttaşlar da yasağın kısmi olarak kaldırılmasıyla birlikte geri dönüyor. Kent girişinde kurulan arama noktalarında tek tek aranan ve GBT kontrolü ile araç aramasının ardından içeri alınan yurttaşlara, bir de arama işkencesi yapılıyor. Yüzlerce kişi evinin akıbetini öğrenmek için kente akın ederken, arama noktasında uzun kuyruklar oluştu.

Çatışmalar 4 Haziran’da bitti

14 Mart’ta ilan edilen yasağın 82’inci gününde Şırnak Valiliği tarafından yapılan açıklamada “operasyonların son bulduğu” açıklanmasına rağmen yasak sürdürülmüştü. 12 mahallesi bulunan 69 bin nüfuslu kentte, çatışmalar 4 Haziran’da son bulmasına rağmen kentte eğitimlerini yeni tamamlayan özel harekatçılara “meskûn mahal eğitimi” verildi. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi, batı illerinden getirilen çok sayıda jandarma özel harekatçıya Şirnex’te şehir savaşı eğitimi alacağını açıklamıştı. Kentte özel harekatçılara eğitim verilemesiyle birçok ev ve işyeri kullanılamaz hale getirildi.

Sağlam binalar da yıkıldı

12 mahallesi bulunan kentte çatışmalar ağırlıklı olarak Bahçelievler, İsmetpaşa, Dicle, Yeni, Cumhuriyet, Gazipaşa, Yeşilyurt ve Aydınlıkevler mahallelerinde yaşanmıştı. Ancak kentin diğer mahalleleri de tank, top, obüs ve ağır silahlarla yerle bir edildi. Çatışmaların 4 Haziran’da son bulduğu kentte, “meskûn mahal eğitimi” sonrası ise yasak kaldırılmayarak yıkım başlatıldı. Özel şirketlere verilen ihalelerle kentin sağlam binaları da yıkıldı. Şehirlerinde çıkarılan yurttaşlar, topraklarını terk etmeyerek aylarca kent etrafında kurdukları çadırlarda yaşamıştı.

ŞİRNEX

İstanbul Maltepe’de patlama

İstanbul’da bir elektronik firmasına kurye ile gelen paket patladı, yaralıların olduğu belirtiliyor

İstanbul’un Maltepe ilçesine bağlı Zümrütevler Mahallesi’nde bulunan General Systems Design isimli elektronik firmasına kurye ile gönderilen paket patladı. Yaşanan patlama sonucu yaralananlar olduğu belirtildi. Patlama sonrası olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi.

Aldatılmamış ‘kumpas’ kurmuş

Eski MİT Müsteşarı Emre Taner’in TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’ndaki sunumu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “aldatıldık” dediği Ergenekon davası sürecindeki bazı karanlık noktaları gün yüzüne çıkardı.

Birgün gazetesinin haberine göre Taner, 2009 yılında Erzincan’da Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) üç mensubunun gözaltına alınmasının, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın izniyle gerçekleştiğini ilk kez açıkladı. Ayrıca dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in Adalet Bakanlığı’na gönderdiği ve “Jandarma ile adli mercilere tuzak kurulacak” uyarısı yaptığı yazının da MİT’ten gizlendiği ortaya çıktı.

“Erzincan Ergenekonu” olarak bilinen soruşturma, şimdilerde Cemaat soruşturması kapsamında tutuklu bulunan dönemin Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal tarafından başlatılmıştı. Dönemin ilk kırılması üç MİT mensubunun 2009 yılında gözaltına alınması olurken, bundan sonra ise soruşturma, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in makam odası basılarak gözaltına alınması ve tutuklanmasına kadar uzanmıştı.

HABER MERKEZİ