Ana Sayfa Blog Sayfa 6102

Celalettin Cerrah: Ben suçluysam herkes suçlu!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti davasında İstanbul Eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ifade verdi. Cerrah, kendisine herhangi bir talimat ve bilgi verilmediğini savunarak, ‘Eğer sırf emniyet müdürü diye ben suçluysam, İçişleri Bakanı, Vali dahil herkes suçlanabilir, herkes yargılanabilir’ dedi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in suikast ile katledilmesine ilişkin açılan ve Trabzon Emniyet, İstanbul Emniyet ve İstihbarat Daire Başkanlığı kamu görevlilerinin de yargılandığı dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediliyor. Tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve tutuksuz sanıklar Celalettin Cerrah, Reşat Altay, Ahmet İlhan Güler, Sabri Uzun ve daha önce duruşmaya katılmayan Dink cinayeti tetikçisi Ogün Samast salonda hazır bulunurken, Tamer Bülent Demirel, Osman Gülbel, Ali Poyraz, Yasin Hayal, Şükrü Yıldız, Mehmet Ali Özkılınç ve Özkan Mumcu SEGBiS aracılığıyla bulundukları cezaevlerinden duruşmaya katıldı.

Uzun ve Özkılınç arasında tartışma

Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’la halen tutuklu olan eski Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Ali Özkılınç arasında tartışma yaşandı. Uzun dünkü duruşmada Özkılınç’ın raporu nedeniyle görevden alındığını ve Özkılınç’ın Gülen Cemaati üyesi olduğunu iddia etmişti. Bu iddiaya cevap veren Özkılınç, “Kendisi bunu sürekli dile getiriyor. Bu raporu ben yalnız başıma hazırlamadım. Beraber hazırladığımız müfettişler görevli hala. Biz görevden alındıktan sonra rapor hazırladık ve göreviyle ilgili bir teklif hazırlamadık” dedi. Mahkeme heyeti de Uzun’a “Ali Fuat Yılmazer, Hedef Şahıslar Programının kendisinin hazırladığını söyledi” diyerek bu konuda Uzun’dan açıklama istedi. Uzun tamimi kendisinin hazırladığını söyledi. Yılmazer, “Bu bir program ve o programla ilgili bir düzenlemedir. Ben o zaman İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Şube müdürüydüm. Ben programı işletime soktum. Kendisi bariz yalan söylüyor. Tehditlerin kaynaklarını net bir şekilde ortaya konması için hazırladım” diye konuştu.

Cinayet günü

Daha sonra savunma yapan eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, görevini ihmal ettiği suçlamasını reddetti. Dink cinayetinden sonra Adalet ve İçişleri Bakanlarının, Ramazan Akyürek ve şube müdürleri ile toplantı yaptığını belirten Cerrah, “Akyürek bu toplantıda ne F4 raporundan ne de İstanbul’a gönderilen yazıdan bahsetmemiştir. Olaydan sonra olaylarla ilgili bilgiler gizlenmeye devam edilmiştir. Akyürek’e “elinizde bilgi var mı?” diye sordum, “yok” dedi. Sonradan elinde bilgi olduğunu öğrendik. Elimizde sadece resim olduğu için basına vererek halktan destek alınmasını söyledim” dedi. Ogün Samast’ın yakalanma sürecinde de Akyürek’in bilgi vermediğini söyledi. SamasT’ın Erhan Tuncel’in ismini vermesinin ardından onu çalıştıran Muhittin Zenit’in İstanbula çağrıldığını ifade eden Cerrah, Zenit’in gelmesinden dolayı soruşturmanın kesintiye uğradığını söyledi.

‘Benim görevim değil’ dedi

“Dink’i korumak gibi bir görevim yoktur. Eylem Trabzon sınırları içinde planlanmıştır. İstanbul’a gelen yazıdan bana hiç söz edilmedi. Koruma tedbiri alma yetkim yoktu” diyerek kendini savunan Cerrah, herhangi bir bilgi ve talimat almadığını belirterek, “Bir ihmal varsa bile bu bana değil, il koruma ve merkez koruma kuruluna aittir” dedi.

Akyürek’i suçladı

Dink’in İstanbul Valiliği’ne çağrılmasıyla ilgili olarak da bilgisinin olmadığını ileri süren Cerrah, “Eğer sırf emniyet müdürü diye ben suçluysam, İçişleri Bakanı, Vali dahil herkes suçlanabilir, herkes yargılanabilir” diye konuştu. İstanbul Valiliği’nin tehditlerden haberi olduğunu dile getiren Cerrah, “Dink aranmış ve Valilikte görüşülmüştür. Dönemin Valisi bana haber vermemiştir. Dink’e yönelik tehditler toplantılarda gündeme gelmemiştir” dedi.

‘Yorum yaparsam arkadaşlarımı suçlarım’

Cerrah savunmasının ardından sorulara yanıt verdi. Hakimin, “Dink’e yönelik kampanyada saldırıya uğrama ihtimali il asayiş toplantısında gündeme geldi mi?” sorusuna “Hayır, bu konu hiç konuşulmadı” yanıtını verdi. Cerrah soruları yanıtlarken, “10 sene sonra bütün delillere vakıfız ama o günler için yorum yaparsam yanlış olur, arkadaşlarımı suçlarım” diye konuştu. “Nokta istihbarat olmadan önlemek mümkün değildir” diyen Cerrah, canlı bomba olaylarıyla benzetme yaptı.

Duruşma aranın ardından devam ediyor.

Kadınlardan Avrupa devletlerine: Kaygılar pervasızlığı engellemiyor

 

Paris, Rennes, Mannheim, Freiburg ve Den Haag’da bir araya gelen binlerce kadın HDP’ye yönelik operasyoları protesto ederek Avrupa devletlerine ‘Kaygılarınız Erdoğan’ın pervasızlığını engellemiyor’ diye seslendi

Avrupa’da yaşayan Kürtler ve sol sosyalist kuruluşlar HDP eşbaşkanları ile birlikte parlementelerin tutuklanmasını protesto etmek için günlerdir alanlarda. Avrupa’ın bir çok kentinde eylem düzenleyen kadın örgütleri, tutuklu kadın milletvekilleri ile birlikte Amed Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata ve DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’e dikkat çekerek, “Kadınlar faşizme karşı direniyor” pankartları taşıdı.

Fransa’nın başkenti Paris’te kadınlar Fransız Haber Ajansı (AFP) binası önünde eylem gerçekleştirdi. Avrupa Kürt Kadın Haraketi, Sosyalist Kadınlar Birliği ve Avrupa Demokratik Kadın Haraketi üyelerinin katıldığı eylemde ortak açıklama yapıldı.

AFP yetkilileri ile görüştüler

Açıklamada tutuklanan kadın siyasetçiler için “İrademizi teslim alamazsınız” vurgusu yapıldı. HDP’nin ırkçı ve ayrımcı politikalara karşı mücadele ettiğinin altı çizilen açıklamada devamla şu ifadeler yer verildi: “HDP kadınların, halkların, işçilerin, ezilenlerin, gençlerin partisi oldu. HDP’li kadın milletvekilleri Figen Yüksekdağ, Nursel Aydoğan, Leyla Birlik, Selma Irmak, Gülser Yıldırım ve daha önce HDP milletvekilleri olan ve ayrı zamanlarda tutuklanan Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat’ı HDP’nin kadın partisi olması mücadelesinin temsilcileri olarak görüyor ve sahipleniyoruz. Öfkemiz büyük! Şimdi erkek egemen sisteme karşı mücadele eden HDP’yi ve onun kadın vekillerini sahiplenme, enternasyonal dayanışma günüdür. Bu dayanışmayı büyütelim.” Açıklamadan sonra kadın eylemciler adına bir heyet AFP yetkilileri ile görüşme gerçekleştirildi. AFP yetkilileri, bu durum karşısında daha duyarlı olacaklarını belirtti.

Almanya’da stand kuruldu

Fransa’nın Rennes kentinde de Zin Kadın Derneği ve CDK-Rennes öncülüğünde Place de la Mairie’de eylem yapıldı. Daha sonra Ouest France Haber Ajansı binasına doğru sloganlarla yürüyen kitle adına bir heyet, ajans direktörüyle bir görüşme gerçekleştirdi. Almanya’nın Freiburg kentinde ise Nuda Kadın Meclisi ve Freiburg Demokratik Kürt Toplum Merkezi tarafından bir bilgilendirme standı açıldı.

Mannheim’de yürüyüş

Almanya’nın Mannheim kentinde de Ronahi-Berivan Kadın Meclisi, Kürt Toplum Merkezi, DGB, HDK gibi kurumların ortak organizesiyle bir yürüyüş gerçekleştirildi. Paradeplatz’ta bir araya gelen binlerce kişi, buradan Mannheim Üniversitesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Üniversite önünde mitingle devam edem eylemde Alman Sol Parti (Die Linke), Marksist Leninist Alman Partisi (MLPD), DBG, NAV-DEM ve Ronahi-Berivan Kadın Meclisi’nin mesajları okundu.

Hollanda’nın Den Haag kentinde de kadınlar TJK-E öncülüğünde bir eylem düzenlendi. Den Haag kentindeki Parlamento binası önünde gerçekleşen eylemde konuşan Ronahi Kadın Meclisi Sözcüsü Güneş Gündemir, Avrupalı devletlere seslenerek, “Kaygılarınız, Erdoğan’ın pervasızlığını engellemiyor” vurgusunu yaptı.

HABER MERKEZİ / ANF

 

 

 

 

 

Sansürü duvar gazetesiyle deldiler

 

Semsûr’da (Adıyaman) bir imam hatipte yaşanan cinsel istismar olayının ortaya çıkmasının ardından getirilen yayın yasağını kadınlar kendi duvar gazeteleri ile protesto etti.

Gerger İmam Hatip Lisesi’nde öğrenim gören yaklaşık 30 öğrencinin cinsel istismara maruz kaldığı CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından duyurulmuştu. AKP’nin, 9 Kasım’da Yarkadaş’ın açıklamalarını yayımlayan haber sitelerine erişim engeli getirmesi üzerine kadınlar 10 Kasım’da harekete geçti. “Kadın Gazetesi” ismiyle kendi gazetelerini hazırlayan kadınlar erişim engeline karşı İstanbul’un otobüs duraklarına, duvarlarına,  “Adıyaman’da 30 çocuk cinsel istismara uğradı” haberini astı.

İSTANBUL

 

 

Muhalefete rağmen 12 yaş düzenlemesinde ısrar

Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yeni düzenleme ile çocuğa karşı işlenen cinsel istismar suçlarında ceza artırımına gidildi, ancak kadın ve sivil toplum kuruluşlarının karşı çıktığı 12 yaş düzenlemesinde geri adım atılmadı.

Gazate Duvar’da yer alan habere göre Ceza Muhakemeleri Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda köklü değişiklik öngören tasarı TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında ceza artımı getiren düzenlemede, muhalefet ile sivil toplum örgütlerinin karşı çıktığı 12 yaş düzenlemesinde ise geri adım atılmadı.

Yeni düzenlemeye göre çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarında 8 yıldan 15 yıla kadar, hapis cezası verilebilecek. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası uygulanacak. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması halinde ise verilecek ceza istismar durumunda 10 yıldan, sarkıntılık durumunda 5 yıldan az olamayacak. Tasarıyla, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar, tutuklama yasağı kapsamından çıkarılıyor. Böylece, 2 yıla kadar hapis cezası öngörülen vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlarda da tutuklama kararı verilebilecek. Bu düzenleme, İstanbul’da belediye otobüsünde Abdullah Çakıroğlu adlı şahsın, Ayşegül Terzi adlı hemşireye şort giydiği için saldırmasıyla gündeme gelmişti.

ANKARA

 

 

370 dernek kapatıldı!

İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada 370 derneği kapattığını duyurdu.
İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada: ”OHAL Kanunu 11. Maddesi kapsamında genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak amacıyla 39 ilde milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen; FETÖ bağlantılı 153, PKK/KCK bağlantılı 190, DHKP-C bağlantılı 19 ve DEAŞ bağlantılı 8, olmak üzere toplamda 370 derneğin faaliyeti valiliklerimizce durdurulmuştur. Bunlara ilişkin inceleme, değerlendirme çalışmaları devam etmekte olup; terör örgütleri ile irtibatlı tüm yapı, grup, oluşum, kurum ve kuruluşlarla mücadelemiz hız kesmeden kararlılıkla devam edecektir” ifadeleri kullanıldı.

Avrupa’da ‘irademe dokunma’ eylemleri

Almanya’nın Berlin, Wesel, Hamburg, Darmstadt ve Münih kentlerinde HDP’ye yönelik operasyonlara karşı binlerce kişinin katıldığı protesto eylemleri yapıldı.  Norveç’in Bergen, İsviçre’nin Zürih kenti, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da protesto eylemleri, Avusturya’nın başkenti Viyana’da ise “İrademe dokunma” sloganıyla ile başlatılan eylemler sürüyor. Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yaşayan Kürdistanlılar da, Kopenhag Havaalanı’nda sivil itaatsizlik eylemi yaptı.

Afganistan’dan dayanışma

Vekillerin tutuklanmasına bir tepki de Afganistan’dan geldi. Afganistan Dayanışma (Hambastagi) Partisi yayınladığı dayanışma mesajında ülkede dayanışma eylemleri yapıldığı belirtildi. Parti sözcüsü Selay Ghaffar, “HDP,  sizler, dünyada azınlık olan toplumsal cinsiyet, din ve ırkları temsil eden nadir partilerden birisiniz”dedi. “Umut verici bir şekilde, HDP’lilerin yüzündeki gülümseme zaferlerinin bir göstergesidir” denilen açıklamada, vekillerin serbest bırakılmasının istendi.

HABER MERKEZİ

 

 

 

İsveç ve Hamburg Eyalet parlamentolarından HDP ile dayanışma

Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda grubu bulunan 5 partiden 93 milletvekili ve İsveç Parlamentosu’nda grubu bulunan 7 siyasi parti, Türkiye’de tutuklu HDP milletvekilleri, belediye başkanları ve gazetecilerle dayanışma çağrısı yaparak, tutukluların serbest bırakılmasını istedi 

Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda grubu bulunan 5 partiden 93 milletvekili, Türkiye’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri, belediye başkanları ve gazetecilerin tutuklanmasına karşı dayanışma açıklaması yaptı. SPD (Sosyal Demokrat Parti) Yeşiller, CDU ( Hrıstiyan Demokratlar Birliği), Sol Parti ve FDP ( Liberaller) milletvekilleri tarafından destek bulan dayanışma açıklamasında, eyalet parlamentosundaki 121 milletvekilinden 93’ü imza attı. Sol Parti Eşbaşkanı Sabine Boddinghaus tarafından okunan açıklamada şunlara yer verildi: “Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 37 bin kişi tutuklandı, yüz binden fazla kişinin işine son verildi. 160 basın kuruluşu kapatıldı. Muhalif çizgideki gazeteciler tutuklama ve gözaltılarla susturulmaya çalışılmakta, hatta üniversitelerdeki bilim insanları da bu baskılara maruz kalmaktadır” denildi.

‘Tutsaklar serbest bırakılsın’

Milletvekilleri adına yapılan ortak açıklamada ise, Türkiye hükümeti ile Almanya Federal Parlamentosu ve AB Konseyi’ne çağrı yapıldı. Türkiye’den cezaevlerine işkencenin tekrar gündemde olduğu ve Erdoğan’ın idam cezasının tekrar yürürlüğe girmesinden söz ettiğinin belirtildiği açıklamada, “OHAL adı altında keyfi uygulamalar ve hukuksuzluklar sürmektedir. Türkiye’deki günden güne yoğunlaşan anti demokratik uygulamalar, AB-Türkiye arasında sürmekte olan üyelik ilişkisini ciddi anlamda tehlikeye sokmuştur. Hamburg eyalet parlamentosunun milletvekilleri olarak Türkiye’deki demokratik hak ve özgürlüklerin savunucusu, milletvekilleri, belediye başkanları ve gazetecilerle dayanışma içindeyiz. Cezaevlerindeki tüm tutuklular serbest bırakılsın. OHAL’e son verilsin. İnsan hak ve özgürlükleri başta olmak üzere, düşünce özgürlüğüne saygı gösterilsin” denildi.

‘7 siyasi partiden HDP’ye destek’

İsveç Parlamentosu bünyesindeki 7 siyasi partinin milletvekillerinden oluşan İnsan Hakları Grubu da, bir açıklama yaparak Türkiye’deki hak ihlalleri ve HDP’ye yönelik baskıları kınadı. HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklandığının hatırlatıldığı açıklamada, “İsveç Parlamentosu’nun milletvekilleri olarak HDP’li meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını ve görevlerine dönmelerini talep ediyoruz. Halkın seçtiği politikacıların tutuklanması halk iradesine ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırıdır” ifadeleri yer aldı. Türkiye’de iktidarın insan haklarını sınırlayarak güçlenmeye çalışmasının kendilerini kaygılandırdığını ifade eden İnsan Hakları Grubu, Türkiye’nin altına imza attığı insan haklarını koruyan sözleşmelere saygı göstermesini, demokrasi ve parlamentarizmi güçlendirmesi gerektiğini söyledi. İnsan Hakları Grubu, İsveç hükümetine de demokratik reformların yapılması, yeniden barış görüşmelerine dönülmesi için konuyu Avrupa Birliği gündemine getirmesi çağrısı yaptı.

Açıklamada Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nden Serkan Köse, Moderat Parti’den Erik Bentzboe, Liberal Parti’den Maria Weimer, Merkez Partisi’nden Kerstin Lundgren, Sol Parti’den Lotta Johnsson Fornarve, Hıristiyan Demokrat Parti’den Sofia Damm ve Çevre Partisi Yeşiller’den Annika Lillemets’in imzaları bulunuyor.

Kaynak: ANF

Aleviler Demirataş’a saz gönderdi

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı aracılığıyla saz istemesi, Alevi derneklerini harekete geçirdi. HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş’ın bağlama istemesinin, son derece anlamlı bir tavır olduğunu söyledi. Sazın, Aleviler açısından büyük değeri olduğunu anlatan Doğan, “Selahattin başkanın bağlama istemesi önemlidir. Bu bir direnişin simgesidir aslında. Pir Sultan da, Nesimi de, bizim yedi ulu ozanlar da bağlamayı kullanmışlardır ve direnç aracı haline getirmişlerdir” dedi.

 

 

Yaralanan kayyum yaşamını yitirdi

Mêrdîn’de dün kaymakamlık binasındaki odasında yaşanan patlama sonucu ağır yaralanan Dêrik Belediyesi’ne Kayyum olarak atanan Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk yaşamını yitirdi

Mêrdîn’in Dêrik ilçesindeki önceden kaymakamlık binasına yerleştirilen el yapımı patlayıcının dün patlatılması sonucu yaralanan Dêrik Belediyesi’ne Kayyum olarak atanan Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk yaşamını yitirdi. Geçtiğimiz Eylül ayında Derik Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Kaymakam Safitürk, kaldırıldığı Derik Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahale sonrası Kızıltepe Devlet Hastanesine ardından da helikopterle Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Burada tedavisi devam ettiği sırada bu sabah saatlerinde yaşamını yitirdi.

Öte yandan Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) geçtiği habere göre, kayyum Muhammed Fatih Safitürk’ün yaşamını yitirdiği saldırıyı YPS üstlendi.

Kürt Siyaseti’ne operasyon sürüyor: HDP Meclis danışmanları gözaltında

Kürt Siyaseti’ne yönelik başlatılan operasyon bu sabah erken saatlerinde devam etti. HDP milletvekillerinin tutuklanmasının ardından OHAL kararnamesiyle işten atılan HDP Meclis grup danışmanları bu sabah gözaltına alınmaya başlandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanmasıyla başlayan Kürt Siyaseti’ne gece yarası operasyonunun ardından bu sabah HDP’nin Meclis Grup Danışmalarının evleri polis tarafından basıldı. Ellerinde bir gözaltı listesi bulunduğu öğrenilen polislerin sabah saatlerinde HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın danışmanı Olcay Çelik’in evine baskın düzenlendi. Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler arasında Olcay Çelik, Murat Gökdağ ve Muhammed Kaya bulunuyor.

‘Bu parti kapatmanın parçasıdır’

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen Twitter hesabı üzerinde yaptığı açıklamada, “Dokunulmazlığı olmayan, ifadeye gitmeme tavrı olmayan milletvekili danışmanlarına sabana karşı gözaltı operasyonu postmodern parti kapatmanın parçası” dedi.