Ana Sayfa Blog Sayfa 6111

Enerji içecekleri hepatit riskini artırıyor

ABD’nin Florida eyaletinde yaşayan 50 yaşındaki inşaat işçisi halsizlik, iştahsızlık, karında ağrı ve şişlik, bulantı ve kusma, idrarda koyuluk şikayetleriyle sağlık ekiplerine başvurdu. Hastayı muayene eden Florida Üniversitesi sağlık ekibi kronik hepatit C tespit etti. Testler sonucunda transaminaz denilen karaciğer enzimlerinde artış görüldü. Karaciğer biyopsisi sonucunda da hastaya ağır akut hepatit teşhisi konuldu. Doktorlar hastalığın sebeplerini araştırırken sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı ve beslenme ile ilgili sorular sordular.

Hastanın söylediği tek bir şey normalin dışındaydı. Son üç hafta boyunca, her iş gününde dörder, beşer kutu enerji içeceği tüketmişti.

Enerji içeceği kullanımını bırakan hastada belirtilerin de kaybolduğu gözlendi. Dr Jennifer Harb’ın liderliğindeki araştırmacılar, enerji içeceği tüketiminin hızla arttığını ve tüketicilerin bu içeceklerin içeriği ve potansiyel riskleri hakkında bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. WASHINGTON

Dengbêj Medine, Umut hikayelerini taşıyor

Çocukluğundan bu yana kilamlar söyleyen Dengbêj Medine, her kilamın bir hikâyesinin olduğunu belirterek, kilamların önce hikâyesini anlatıyor, sonra kilamı seslendiriyor. Dengbêj Medine, yaşamını yitiren oğlu Umut’u da ‘ah umudum, hayat seninle’ kilamıyla anlatıyor 

Mêrdîn’in (Mardin) Stewr (Savur) ilçesine bağlı Eywen köyünde yaşayan Medine Altun, kilamlarla tanınıyor. Serhat dengbêj geleneğini sürdüren Dengbêj Medine, 1990’larda Mûş’tan Stewr’e göç ediyor. 8 yaşındayken Seyîtxanê Ker (Sağır Seyitxan) üzerine söylenen kilamı dinleyerek dengbêjliğe başladığını anlatıyor.

Her kilamın bir hikâyesinin olduğunu belirten Medine, kilamların önce hikâyesini, ardından üzerine söylenen kilamı dile döküyor. En büyük acısının 2009’da yitirdiği oğlu Umut olduğunu söylüyor. Yüreğindeki acıları kilamlarla dile getiren Medine, “Umuduma ölüm yakışmıyor” sözlerini ağıt yakarak anlatıyor. Dengbêj Medine, geleneksel bir toplumda yaşamasına rağmen, toplumun mal ettiği cinsiyet rollerini de tanımıyor. Geleneksel yapıya karşı dengbêjliği sürdüren Dengbêj Medine, aynı zamanda iyi bir süvari olduğunu ve yıllarca kaçakçılık yaptığını da anlatıyor.

Seyîtxan’ın kilamıyla başladım

Küçük yaşlarda dengbêjliğe başlayan Medine’nin söylediği kilamlardan biri de Seyîtxanê Ker. Seyîtxane Ker’in bir savaşçı olduğunu ve ağalar, beyler tarafından öldürüldüğünü belirten dengbêj, Seyîtxan üzerinden söylenen kilamdan etkilendiğini ve dengbêjliğe bu kilamla başladığını söyledi. Kilamda Seyîtxan’ın ağa ve beylerle yaptığı mücadelenin anlatıldığını ifade eden Medine, “Seyîtxan diyor ki, ‘biz bir türlü Serhat yaylalarını ağa ve beylerden kurtaramadık’. Seyîtxan’ın kilamı, Seyitxan’ın yaylalardaki mücadelesine, Seyîtxan’ın ölümünün nasıl olduğuna yer veriyor” diyor.

Beni oğlumun yanına defnedin

Medine, yaşama umudu ve yoldaşı oğlu Umut’un, yaşamını yitirdiğine inanmak istememiş ve yıllarca onu görmek için mücadele etmiş. Ama artık onu sonsuzluğa uğurladığını belirten Medine, bundan sonra mezarını görmek için mücadele edeceğini kaydediyor. Medine’nin vasiyeti ise, Umut’un mezarının yanına defnedilmek. Medine, kilamında “savaşçım” dediği oğlu Umut’a, en çok yakıştığını söylediği kilamı seslendiriyor: “Umudum,  ben ölür müyüm, ben ölmem/ Kürt savaşçısı, ben taşların dibindeyim/ ah umudum, hayat seninle / Ben Kürt savaşçısının boyuna baktığımda / beyaz bir ağaç gibi / insanlar dünya malını kaybetti / Ben Kürt savaşçısını kaybettim.”

MÊRDÎN

İstanbul Kitap Fuarı’na geri sayım başladı

35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 12-20 Kasım tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de start alıyor. Onur yazarı Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, teması ise “Felsefe ve İnsan” olarak belirlenen fuara 800 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılıyor. Fuar süresince söyleşi, panel, şiir dinletileri ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 300 etkinlik gerçekleştirileceği belirtildi. Onur Konuğu’nun Almanya olduğu fuara Almanya’dan 30 yayınevi ve 13 konuk yazar katılıyor. Fuarda çocuklara yönelik “Eğitim Hakkı”, “Farklılıklar”, “Eleştirel Okuma ve Düşünme” üzerine atölye çalışmaları düzenleniyor. Felsefe teması kapsamında yurt dışından çocuk kitabı yazarları Brigitte Labbé ve Oscar Brenifier ise fuarın konukları arasında. Labbé, 18 Kasım Cuma ve 19 Kasım Cumartesi günü çocuklara ve ebeveynlere yönelik iki ayrı atölye çalışması ve söyleşi gerçekleştirecek. Oscar Brenefier ise 13 Kasım Pazar günü çocuklarla felsefe üzerine bir söyleşi düzenleyecek.

Metin Altıok Şiir Ödülü Tanyol’a verildi

Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından bu yıl 9’uncusu verilen “Metin Altıok Şiir Ödülü” sahibini buldu. İstanbul Şişli Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen törenle, “Gelecek Günlerin Şarabı” kitabıyla ödüle layık görülen Şair Tuğrul Tanyol’a ödülü takdim edildi. Evrensel gazatesinde yer alan habere göre, İlhan Erdost için saygı duruşuyla başlayan gecede konuşan ödülün sahibi Tanyol, kötülüklerden arınmak ve insanları sevmek için ülke olarak şiire daha çok ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Törende konuşan Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok da “Elbette Sivas’ta yitirdiğimiz tüm insanları anıyoruz ve asla unutmamak gibi görevimiz, sorumluluğumuz ve inancımız var” dedi. Tören, Nevzat Karakış ve ekibinin verdiği konserle son buldu. İSTANBUL

Ehmed: Barabarlığın kalesi yıkılacak

Rakka’yı özgürleştirme operasyonuna ilişkin konuşan Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Rakka’nın özgürleşmesinin “barbarlığın kalesinin yıkılması anlamına geleceğini” söyledi.

Rakka’nın özgürleştirilmesinin “insanlığı terörizm belasından kurtarmak” olduğunun altını çizen Ehmed, operasyonun siyasi boyutuna ilişkin ise şunları söyledi: “Rakka’nın özgürleştirilmesi Kuzey, Güney ve Doğu Suriye’yi birbirinden ayıran bölgenin temizlenmesi demektir. O yüzden siyasi anlamda da büyük bir öneme sahiptir. Suriye sorunu ve iç savaşın bitmesi için kilit rol oynuyor. Suriye sorununun çözümü de ancak böyle bir sistemle gelir. Halkın, halkların olduğu yerde kendilerini yönetmesiyle sorun çözülür.”

Türkiye’nin Cerablûs’tan Îdlib’e kadar olan hatta “tampon bölge” kurmak isteğini söyleyen Ehmed, “Bu tampon bölgeyi de Halep’i kuşatıp daha sonra saldırılarla ele geçirme, topraklarına dahil etme çerçevesinde yapıyor. Türkiye’nin amacı Halep’e ulaşmaktır. Halep’i ele geçirme üzerine yaptığı planda mutlaka diğer güçlerle karşı karşıya gelecek. Çelişkiler yaşayacak ve dayatması durumunda çatışmalar yaşayacak” dedi.

Seyit Evran / Qamişlo – Anf

Kerkûk’tan Rakka’ya bir özgürlük yolcusu…

Üç yıl YNK pêşmergeliği yaptıktan sonra YPG’ye katılan ve şimdilerde de “Fırat’ın Gazabı Operasyonu”nda yerini alan YPG’li Şaklavan Kerkûkî, Rakka’da yaşayan ve zulüm gören Arap, Kürt, Türkmen, Ermeni, Süryani halkları için operasyona katıldığını söylüyor.

Aslen Rojhilatlı (Doğu Kürdistan) olduğunu ancak İran devletinin baskıları dolayısıyla Güney Kürdistan’ın Kerkûk kentine göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Kerkûkî, Pêşmergelikten ayrıldıktan sonra YPG saflarında Til Hemis, Cezaa, Serêkaniyê, Girê Spî (Til Ebyad) ve Sirrin hamlelerine katıldığını söyledi.

Rakka’nın halkları için operasyona katıldığını dile getiren Şaklavan Kerkûkî, operasyonda bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ediyor.

Sinan Deniz / Rakka – Anf

‘Kantonların birleşmemesi için her şeyi yapıyorlar’

Geçtiğimiz günlerde Efrîn’de bir dizi temasta bulunan ve orada basın toplantısı düzenleyen Rusya Savunma Bakanlığı Basın Birimi Sorumlusu Merat Morsin, “Türkiye’nin Efrîn ile Kobanê’nin birleşmemesi için her şeyi yaptığını” söyledi.

Türkiye ile Rusya’nın herhangi bir anlaşma yapmadığını iddia eden Morsin, “Türk devleti Rusya’ya ait savaş uçağını düşürüp, pilotunu öldürdüğünde biz de bölgede bulunuyorduk ve yaşanan olayın görüntülerini kaydettik. Rusya halkı, Türkiye’nin bu tavrını unutmayacaktır” dedi.

Kürtlerin kendi toprağı için direndiğini söyleyen Morsin, “Kürt halkının kazanacağına inanıyoruz. Çünkü kendi çocuklarının kanlarıyla sulanmış topraklarını terk etmedi” ifadelerinde bulundu. Efrîn’den sonra Halep’teki Kürt mahallesi Şêx Meqsûd’u ziyaret edeceğini dile getiren Morsin, Türkiye’nin “cihatçı gruplara verdiği desteğe ilişkin belgeleri topladıklarını” kaydetti.  Silêman Ehmed – Nûrhat Hesen / Efrîn – Anha

‘Özgür günler hediye edeceğiz’

Rakka’yı özgürleştirme operasyonuna katılan QSD bünyesindeki Süryani Askeri Meclisi’nin komutanı Kîno Gabriyêl, “Rakka halkına özgür günler armağan edeceğiz” dedi. Süryani halkına destek çağrısı yapan Gabriyêl, şunları söyledi: “Bizler de Suriye halkının çocuklarıyız ve Rakka halkının öncesinde Cebhet El-Nusra ve sonrasında IŞİD çetelerinin işgali altında yaşadıkları zulme son vermek istiyoruz. Çetelerin katlettiği, zorla göçe sevk ettiği ve evlerinin talan edildiği Rakka halkına özgür günler armağan etmek istiyoruz.”

Nurhan Ebdî / Rakka – Anha

İZBAN emekçisi GREV dedi

Sık sık taşeronluğu eleştirip emekçi haklarından söz eden CHP’nin elindeki belediyelerde taşeronluk da emek haklarının gaspı da sürüyor. İzmir’de CHP’li belediyenin asgari ücrete mahkum ettiği İZBAN işçileri greve gitti

Açlık sınırının bin 405 TL, yoksulluk sınırının 4 bin 578 TL olduğu bir dönemde emekçilerin ekonomik haklarını düzeltmesi istenen İZBAN A.Ş. ile Demiryol-İş arasında süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Salı sabahı İZBAN işçileri greve başladı.

İzmir’in Aliağa-Torbalı hattını birleştiren banliyö çalışanları direnişe geçti. İZBAN’da çalışan 340 personeli kapsayan toplu sözleşme görüşmelerindeki uyuşmazlık nedeniyle Demiryol-İş’in aldığı karar ile salı sabahı saat 08.00’den itibaren grev başladı. İZBAN bünyesinde makinistler, istasyon operatörleri, gişe çalışanları, bakımcılar olmak üzere toplamda 340 personel iş bıraktı.

Demiryol-İş İzmir Şube Mali Sekreteri Hamdullah Giral, İZBAN’da asgari ücretle çalışan 105 işçi bulunduğunu belirterek, en yüksek ücretin net olarak bin 500-bin 600 liraya denk geldiğini dile getirdi. Giral, İZBAN yönetiminin halkı yanlış bilgilendirdiğini de kaydederek, “İZBAN yönetimi tekliflerinin, enflasyon rakamı ile memurlar ve kamu işçilerine yapılan ücret artışının çok üzerinde olduğunu söylüyor. Ama bu insanlar asgari ücret alıyor bunu söylemiyorlar” dedi. Toplu iş sözleşmesi taslağındaki ilk tekliflerinden yüzde 24 düzeyine indiklerini dile getiren Giral, İZBAN’ın teklifinin ise yüzde 11 olduğunu belirtti.

Çocukların harçlığı

Türk-İş verilerine göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 405 TL, yoksulluk sınırı 4 bin 578 TL oldu. Ancak İZBAN emekçileri açlık sınırının altında çalıştırılıyor. Açlık sınırının altında bir ücretle çalıştırılan işçilerin veriminin de düştüğünü, işçilerin olduğunu dile getiren Giral, “Biz yüzde 100 istemiyoruz. Biraz daha kaliteli bir yaşamı olsun, çocuğuna biraz daha fazla harçlık verebilsin istiyoruz. Bunun neti bin 734 liraya geliyor. 80 gün olan ikramiyemizi 90 gün istedik. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 110-112 gün ikramiyesi olan var” dedi.

Grev kırıcılığı

İZBAN A.Ş. tarafından yapılan açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, grev süresince elindeki tüm imkanları seferber ederek İZBAN güzergahındaki ESHOT ve İZULAŞ otobüs seferlerini artıracağını duyurdu.

BTS’den destek

KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Merkez Yönetim Kurulu, İZBAN çalışanlarının grev kararının yanında olduğunu açıkladı. BTS, “Tek talepleri insanca yaşanacak bir ücret olan İZBAN çalışanlarının bu talepleri gayet insani ve karşılanabilir bir taleptir. Diğer yandan iş sağlığı ve güvenliğinin de yeterince sağlanamaması nedeniyle çeşitli zamanlarda kazaların yaşandığı düşünüldüğünde çalışanların ekonomik haklarının yanı sıra çalışma koşullarının da iyileştirildiği bir sözleşmenin yapılması en temel haklarıdır… Kardeş sendikamız Demiryol-İş ve üyeleri ile sınıf dayanışması içinde olduğumuzu belirtiriz” dedi. BTS işverenin, İZBAN güzergahındaki ESHOT ve İZULAŞ otobüs seferlerini artıracağını şeklinde açıklamasını da eleştirdi.

İZMİR

SES’ten ihraç protestosu

SES Dîlok (Antep) Yönetim Kurulu, sendika şubesinde yaptığı basın açıklamasıyla kamu emekçilerine yönelik açığa alma ve ihraç uygulamalarını protesto etti. İhraç edilen SES üyelerinin de katıldığı açıklamada, “Mücadelemizi sürdüreceğiz ve mutlaka kazanacağız” denildi.

KESK şube temsilcilerinin de katıldığı basın açıklamasında mücadele çağrısına vurgu yapılırken, “KHK ile görevden uzaklaştırılan, diken üstünde iş yerlerinde çalışan ve halen açıkta bekleyen kamu emekçisi arkadaşlarımızı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi.

Cumhuriyet gazetesi yazarlarının tutuklanması ve devamında HDP eşbaşkanları ile milletvekillerinin tutuklanmasına da değinilen açıklamada, gelişmelerin ülkenin kaos ortamına sürüklenmesine zemin hazırladığı ifade edildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: “Bu durumun ülkenin birlikte yaşam umuduna hiçbir katkısı olmayacaktır. HDP milletvekilleri, basın ve muhalif kesimler üzerindeki baskının son bulması ve demokratik ortamın oluşması için hükümetin duyarlı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bizler bu gelişmeleri susarak, sineye çekerek, sıranın bize gelmesini bekleyerek kazanamayız. Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için yola çıktık. Mücadelemizi sürdüreceğiz ve mutlaka kazanacağız.” DÎLOK