Ana Sayfa Blog Sayfa 6125

İnsan beynini etkileyen 10 roman

Bilim dünyası insan beynini farklı bir biçimde etkileyen on romanı belirledi.

Edebiyatın‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını belirledi.

Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor.

Nitelikli bir roman, bu etkileriyle insan beynini de keskinleştiriyor ve insan davranışlarına ilişkin bilgiler veriyor. İki bilim insanı, insan beynini en fazla geliştiren on romanı da tespit etmişler. Listede Tolstoy’un Anna Karenina veya Virginia Woolf’un Bayan Dalloway’ın yanı sıra Muhsin Hamid’in 2007 yılında yazdığı ‘The Reluctant Fundamentalist / Gönülsüz Köktendinci’ isimli romanı da yer alıyor.

Listede yer alan romanlar şöyle;

Johann von Goethe / Genç Werther’in Acıları (1787)

Jane Austen / Aşk ve Gurur (1813)

Nathaniel Hawthorne / Kırmızı Leke 1850

Gustave Flaubert / Madam Bovary (1856)

George Eliot / Middlemarch (1870)

Leo Tolstoy / Anna Karenina (1877)

Virginia Woolf / Bayan Dalloway (1925)

Toni Morrison / Sevgili (1987)

J.M. Coetzee / Utanç (1999)

Muhsin Hamid / Gönülsüz Köktendinci (2007)

– See more at: http://www.edebiyathaber.net/insan-beynini-etkileyen-10-roman/#sthash.gcJU3JTa.dpuf

AB İlerleme Raporu’nda Türkiye’ye zayıf not

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından 9 Kasım Çarşamba günü açıklanması beklenen İlerleme Raporu’nun Türkiye’ye ilişkin bugüne kadar yayınlanan en olumsuz rapor olacağı öne sürüldü.

Haftalık Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung’un haberine göre, raporda Türkiye’de hukuk devleti ve ifade özgürlüğü alanlarındaki gerilemeye dikkat çekiliyor.

Yaklaşık 100 sayfalık raporun taslağında, Türkiye’de ulusal güvenlik ve terörle mücadeleye ilişkin yasaların uygulanmasında keyfi davranıldığı ifade ediliyor. Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana çok sayıda gazetecinin tutuklanması ve medya kuruluşunun kapatılmasının ciddi bir kaygıyla izlendiğine vurgu yapılıyor.

Raporda, adaletin bağımsızlığı konusunda da gerileme yaşandığına, darbe girişimi sonrasında hâkim ve savcıların yaklaşık beşte birinin görevden uzaklaştırıldığına dikkat çekiliyor. AB Komisyonu Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde zanlıların hâkim karşısına çıkartılmadan 30 güne kadar gözaltında tutulmasını eleştiriyor. Raporda ayrıca tutuklu ve mahkumlara yönelik işkence iddiaları dile getiriliyor. AB Komisyonu, bu konuda uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından yayınlanan raporlara dikkat çekiyor.

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana 110 bin ordu mensubu, polis, hâkim ve savcı görevinden uzaklaştırıldı veya tutuklandı, çok sayıda gazeteci hapse atıldı. Bu kişiler PKK veya darbe girişiminden sorumlu tutulan Fettullah Gülen hareketine destek vermek veya üyesi olmakla suçlanıyor. Türk hükümetinin sert tutumu nedeniyle, AB’den Türkiye’nin üyelik müzakerelerini sorgulayan sesler yükseliyor. (Deutsche Welle)

HDP’ye kapatma davası mı geliyor?

HDP’li genel başkanların ve vekillerin tutuklanmasının ardından bundan sonraki yasal sürecin nasıl yürüyeceği tartışılıyor. Hukukçu Fikret İlkiz’e göre HDP hakkında bir kapatma davası da açılabilir.

Tutuklama kararlarının ardından HDP’li vekiller cezaevlerine gönderildi. HDP’li vekillerin cezaevlerine gönderilmesinin ardından bundan sonraki hukuki sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin sorular ortaya çıktı. Bu soruların başında Demirtaş ve Yüksekdağ dahil cezaevlerindeki HDP’liler hakkında nasıl bir hukuki işlemin yürüyeceği geliyor.

Parti kapatmaya giden yol

DW Türkçe’ye bu soruyu yanıtlayan Türk Ceza Hukukçuları Derneği Başkanı Fikret İlkiz, cezaevlerindeki vekillerin ifadelerinin alınmasıyla birlikte vekiller hakkında ceza davası açılacağını söyledi. Davanın açılmasıyla birlikte ocak ya da şubat aylarında ilk duruşmanın da yapılacağını anlatan İlkiz, vekillerin haklarında açılacak ceza davasında hangi suçla yargılanacaklarının haklarında verilecek cezaları da belirleyeceğine dikkat çekti.

Hukukçu Fikret İlkiz

İlkiz’e göre eğer geçmişteki örnekler üzerinden gidilirse davanın kısa sürede tamamlanması söz konusu. “Eğer örgüt oluşturma suçu gibi bir suçtan bahsedilirse vekiller hakkında bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebilir. Yok, anayasal düzeni yıkmak gibi bir suç ortaya konursa, bunun sonu müebbet hapis cezası olur” diyen İlkiz, bu süreçte yargının nasıl işleyeceğinin de Türkiye’nin hukuki yapısını yeniden gündeme getireceğini belirtti. İlkiz, “Bu iş, yargının işi ancak iktidarın ya da egemen gücün yargıya etkisi önümüzdeki süreçte bir kez daha ortaya konulabilir. Sıkıntılar da daha çok burdan ortaya çıkacaktır. Türkiye’de yargı bağımsızlığına olan inanç, ortadan kalkmıştır” diye konuştu.

Deutsche Welle’den Hilal Köylü’nün haberine göre, HDP’li vekillerin yargılanması sürecinde Türkiye’nin gündemine bir kez daha ‘siyasi parti kapatma davası’ da gelebilecek. Fikret İlkiz, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, kapatma istemiyle bu süreçte HDP’nin kapatılması davasını da açıp yürütebilir. Bunun yolu da HDP’li vekillerin tutuklanmasıyla daha da açılmıştır” değerlendirmesi yaptı. Bütün bunların “Türkiye’nin geriye gidişi”nin göstergesi olacağını anlatan İlkiz, “1994’te dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra cezaevine gönderilen Leyla Zana, Hatip Dicle ve arkadaşlarının başına gelenlerin Türkiye’yi sürüklediği karanlık tünele bir kez daha girilmiştir” şeklinde konuştu.

“Yapılanlara açıklama getirmek hukuken sıkıntılı”

Tutuklu HDP’li vekiller için kuvvetle muhtemel ‘örgüt kurma’ suçundan ceza davası açılacağını söyleyen bir diğer isim Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran. Canduran, DW Türkçe’ye “Bu süreçte vekillere ve Türkiye’ye neler olacak?” sorusunu yanıtlarken, HDP’li vekillerin tutuklanmasıyla Türkiye’nin daha önce yaşanan hukuk skandallarının bir adım ötesine geçtiğine vurgu yaptı.

“Yargı bağımsızlığının olmadığı bir ortamda, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığı bir durumda HDP’li vekillere yapılanlara açıklık getirmek hukuken çok sıkıntılı” diyen Canduran, “Türkiye’de önümüzdeki günlerde hukuk faşizminin dozu daha da yükselecek” ifadelerini kullandı. Tutuklama kararıyla birlikte devletin gücünü HDP’li vekiller üzerinde göstermeye çalıştığını söyleyen Canduran, “Tutukluluk bir koruma tedbiri olarak uygulanıyorsa dikkatli davranmak gerekir. Seçilmiş vekilleri tutuklamak en son başvuracağınız uygulama olmalıdır ki, bu yapılmamıştır” dedi.

Tutuklanan HDP’li vekiller, milletvekili sıfatlarını henüz kaybetmediler. Vekiller hakkında verilen mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından onaylandıktan sonra TBMM Genel Kurulu’nda da okunacak. Genel kurulda kararın okunmasıyla birlikte HDP’liler, milletvekilliklerini kaybedecekler. Vekillerin, tutuklu yargılanırken meclisten maaş almayı sürdürecekleri, soru önergeleri göndererek de meclisin denetim faaliyetlerine uzaktan katılabilecekleri belirtiliyor.

McGurk: “Rakka Konusunda Türkiye İle Danışma İçinde Olacağız”

Amerika’nın IŞİD Karşıtı Koalisyon Özel Temsilcisi Brett McGurk Ürdün’ün başkenti Amman’da Rakka ve Musul operasyonlarına değindi.

Rakka’ya yönelik operasyonun ilk safhasının başladığını belirten McGurk bu operasyonun bölüm bölüm olacağını vurguladı. Brett McGurk, bunun da alandaki ortaklarımız Suriye Demokratik Güçleri ve bölgedeki müttefiklerimizle özellikle de Türkiye ile danışılarak yapılacağını söyledi.

McGurk, Amerika Genelkurmay Başkanı Dunford’un Rakka operasyonuyla ilgili görüşmelerde bulunmak için Türkiye’de olduğunu hatırlattı.

Rakka operasyonunda birbirini takip eden safhalar olcağını kaydeden Özel Temsilci IŞİD’in Rakka’dan çıkartılacağını söyledi. McGurk bunu yaparken de Suriye’nin güneyine odaklanacaklarını da kaydetti. McGurk, Ürdün’ün sınırında tehlike olmaması için Ürdünlülerle çalıştıklarını da kaydetti.

McGurk, önceliklerinin IŞİD’den alınan topraklara yerel güçlerin yerleştirilmesi olduğunu söyledi.

Rakka’yı özgürleştiren güçlerin bölgeden Araplar olmasını istediklerini belirten McGurk, bu savaşçıların birçoğunu eğittiklerini ve operasyon ilerledikçe bunların katılımlarının da artacağını kaydetti.

“Tabi ki Suriye Demokratik Güçleri ile yakın şekilde çalışıyoruz diyen” McGurk, IŞİD ile savaştıklarında onlara hava desteği sağlıyoruz, bununRakka’nın kuzeyine doğru ilerlediklerinde koordine edilmesi ve devam etmesi gerekiyor” dedi.

Tutuklu HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinden mesaj

Tutuklanan HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve milletvekilleri avukatları aracılığıyla gönderdikleri mesajlarda direnişi büyütme çağrısı yaptı

Kürt Siyaseti’ne yapılan darbe ile tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve milletvekilleri avukatları aracılığıyla mesaj gönderdi. Mesajlar şöyle:

Figen Yüksekdağ:

“Her şeye rağmen umudumuzu tüketemez, direncimizi kıramazlar. İçeride ya da dışarıda HDP ve bizler yine Türkiye için biricik özgürlük ve demokrasi seçeneğiyiz. İşte bütün korkuları bundandır. Kimse moralini bozmasın, gardını direncini düşürmesin. Bu nefret ve saldırganlığın korkudan olduğunu unutmasın. Mutlaka sevgi ve cesaret kazanacaktır. Sevgi ve selamlarımla.”

Selahattin Demirtaş:

“Öncelikle bütün dostlara selam ve sevgilerimi iletiyorum. Ülkemizin her gün daha fazla karanlığa itildiği bu günlerde, bizim hukuksuz bir şekilde tutuklanmamız. Sadece bu karanlığın biraz daha koyulaşmasına sebep olmuştur. Ancak bizi bu karanlıkta teslim alacağını sananlar, unutmasınlar ki tek bir kibrit çöpü, tek bir mum bu karanlığı aydınlatmaya yeterlidir. Bulunduğumuz yer ve koşullar ne olursa olsun halkımızın özgür yarınlarda barış içerisinde yaşaması için gerekirse mum gibi yanmaya devam edeceğiz. Herkes demokrasi mücadelesinde görev başında olmalı, canla başla bu karanlığı ortadan kaldırıp aydınlık geleceğimiz için çalışılmalıdır. Moralim ve sağlığım çok iyidir. Sevgilerimle.”

İdris Baluken:

“Halkımız moralli olsun, onuruna sahip çıkan halkımızı selamlıyor. Bizlerde onurumuza sahip çıkıyoruz. Burada olması gerekenler bizler değil bu komplo ve mizanseni hazırlayanlardır. Bizi marjinalize etmek için bizim nerde olduğumuzu dahi saklıyorlar. Bu bir rehin alma ve kaçırılma politikasıdır. Tarih boyunca bu dikta bu anlayış hep yıkılmıştır, yok olmaya mahkûm olmuştur. Bizlerin duruşu ile bir kez daha böyle olacaktır. Bulunduğumuz her yerde mücadelemize devam edeceğiz. Halkımıza selamlar.”

Ferhat Encu:

“Bu bir mücadele, bu mücadelenin binlerce toprağa düşmüş tutuklusu var. Biz kendimiz onlardan ayrı tutmayız. Bu şiddetli bir saldırı dalgasıdır. Ancak direnişle püskürtülebilir. Bizlerde burada direniyoruz, direneceğiz. Hiç kimse mutsuzluğa kapılmasın, umudunu diri tutanlar bu zulme karşı koyabilir. Umut birleşmektir aynı zamanda. Faşizme karşı halkımızın ortaya koyduğu onurlu direniş kazanacaktır. Eşbaşkanlarımızın rehin alındığı bir ülkede hiç kimse ben özgürüm diyemez. Halkımıza selam ve sevgilerimi iletirim.”

Gülser Yıldırım:

“AKP diktatörlüğü ne yaparsa yapsın bizi ne mücadelemizden nede inandığımız değerlerden asla vazgeçiremeyecektir. Yaptığı bu insanlık dışı uygulamalar, bizim ona karşı vermiş olduğumuz mücadelede ne kadar haklı olduğumuzu göstermektedir. Azmimiz daha da büyümüştür. Tüm halkımızın bilmesini istiyorum. Selam ve sevgilerimle.”

Leyla Birlik:

“Zor bir süreç ve darbedir. İçeride ve dışarıda direneceğiz. Ve mutlaka kazanacağız. Selamlar.”

Nursel Aydoğan:

“Tutuklanmamız HDP’nin tasfiyesinin bir parçasıdır. Unutulmamalıdır ki HDP bir dava partisidir. Cezaevinde olsak da davamızın ve mücadelemizin takipçisiyiz. Tutuklanmamızla ilgili olarak hiç kimsenin asla morali bozulmasın, hiç kimse asla ve asla umutsuzluğa kapılmasın. AKP’nin yönelimi ne düzeyde olursa olsun bizler moralimizi güçlü tutacağız. Umudumuzu büyüteceğiz.”

Selma Irmak:

“AKP darbesi aleni bir şekilde ortaya çıktı. Bu darbe demokrasi cephesinin önünü almaya yöneliktir. 80 darbesinden daha sinsi bir darbedir. Gelişen geniş muhalefete duyulan korkudur. Direniş devam edecek, halkımız dışarıda biz burada direneceğiz. Cezaevleri ikinci adresimizdir. Kadın arkadaşlara özel selamlarımı iletiyorum. Kadınlar AKP’nin kabusu olacaktır. Halkımız geleceğine sahip çıksın. Türkiye ve Kürdistan halklarına direniş çağrısında bulunuyoruz. Selam ve sevgilerimle.”

Abdullah Zeydan’ın geç saatlerde Edirne Cezaevi’ne götürüldüğü için avukatların henüz kendisi ile görüşemediği bildirildi.

Mersin İlçe Eşbaşkanı gözaltına alındı

Mersin’de Yenişehir ilçe binasına gelen polisler HDP Eşbaşkanları Yüksekdağ ve Demirtaş’ın posterlerini indirerek İlçe Eşbaşkanı Selahattin Karakeçili’yi gözaltına aldı

Mersin’de polis Yenişehir ilçe binasına baskın düzenledi. Baskın sırasında Demirtaş ve Yüksekdağ’ın postelerini indiren polislere İlçe Eşbaşkanı Selahattin Karakeçili tepki gösterdi. Polisler bunun üzerine Karakeçili’yi gözaltına aldı.

 

Kadınların eylemine saldıran polis HDP’li vekile vurdu

HDP’li Eşbaşkanlar ve milletvekillerinin tutuklanmasını Kadıköy İskele Meydanı’nda protesto eden kadınların eylemine polis saldırdı.Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenilirken, polisler HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın eline vurdu

HDP’li Eşbaşkanlar ve milletvekillerinin tutuklanması, HDP ve HDK Kadın Meclisleri’nin çağrısıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda kadın örgütleri tarafından protesto edildi. ‘İrademiz ve geleceğimiz için buradayız direniyoruz’ sloganlarının atıldığı eyleme HDP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ve HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit de destek verdi. Tutuklu kadın vekillerin mesajlarının okunmasının ardından açıklama yapan Pervin Buldan, Meclis’te kadınlar adına yapacak çok iş olmasına rağmen demokratik siyasetin önüne geçilmesi nedeniyle Meclis çalışmalarına katılmama kararı aldıklarını ifade etti. Vekillerin tutuklandığı yerde demokrasiden söz edilemeyeceğini vurgulayan Buldan, arkadaşlarının serbest bırakılmasını istediklerini söyledi.

Buldan’ın ardından Gülistan Koçyiğit konuşma yaparken polis anons yaparak kadınları tehdit etti. Polisin tehdidine karşı kadınlar açıklamaya devam etti. Açıklamanın ardından polisler kadınlara saldırdı. Biber gazı, plastık mermiler ve tazyikli su kullanan polisler, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın eline vurdu.

Komünist Başkan Maçoğlu’ndan tutuklamalara tepki: Birleşik bir cephe uzatılmadan hemen kurulmalı

Tunceli’nin Ovakcık İlçesi’nin TKP’li Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerinin ve HDP Eş Genel Başkanları ile vekillerinin tutuklanmasına tepki göstererek, birleşik bir cephenin acilen kurulması gerektiğini söyledi.

İlerihaber’den Tuğba Özer’e konuşan Maçoğlu şunları söyledi:

“BİRÇOK GAZETENİN KAPANMASI MUHALİF TAVIRLARINDAN DOLAYI”

“Bu yaşananlar kendisi gibi düşünmeyenleri tasfiye etmeye çalışan, kendisi doğrultusunda yazmayanları tasfiye etmeye çalışan daha çok politik manevralar aslında. Birçok gazetenin kapanması muhalif tavırlarından dolayı. Cumhuriyet, TV 10, Hayatın Sesi bunlardan bazılarıdır.

 HDP’nin eş başkanlarının, belediye  başkanlarının ve milletvekillerinin tutuklanmasının temel nedeni de çok dilliliği ve farklılıkları reddeden bir siyasetin Türkiye’de hüküm sürmesidir. Biz bunları doğru bulmuyoruz. Halkın iradesini, halkın haber alma hakkını engellemenin özgürlüklere vurulan bir ket olduğunu düşünüyorum.”

“HALK SAVAŞ İSTEMEDİĞİNİ YÜKSEK SESLE BAĞIRIYOR”

“Biz Savaşı istemeyen, yaşama hakkını savunan ve kutsal olduğunu düşünen, isterse bizim gibi düşünsün isterse bize düşman gibi baksın yine de yaşama hakkını savunmaya devam eden bir görüşe sahibiz.

Bir başka siyaset adına konuşabilme ihtimalim yok ama şunu söyleyebilirim;  Kürt coğrafyasında yaşayan halkların Türkiye’de kendisini ötekileştiren siyasete sırt çevirmesi söz konusu. Artık güvensizlik durumu toplumda artıyor. Bu biraz da siyasi sistemle ilgili. Onu savaşa iten mesele de siyasetle alakalı. Siyasetin savaşı zorladığını düşünüyorum.”

Oradaki halktan kiminle konuşursam savaş istemediğini  yüksek sesle bağırıyor, düşünüyor.

‘BİRLEŞİK BİR CEPHE UZATMADAN HEMEN KURULMALI’

Ovacık’ta , Pülümür’de yollar kesiliyor. Bu orada yaşayan insanları kaygılandırıyor, zaten yapmak istedikleri o bu işten soğutmak… Biz bunu boşa çıkaracak çalışmalarla bir şeyler  yapmak için Türkiye’nin çok yerinde paneller yaparak bu çabanın altını boşaltmaya çalışıyoruz.Böyle olmaması içinde çaba harcıyoruz.

Birleşik bir cephe uzatmadan hemen kurulmalı. Türkiye’de sadece solcular, sosyalistler değil vicdanlılar, insanlık adına kaygı duyanlar, Türkler, Kürtler, Çerkezler insanlık adına bir araya gelip yüksek sesle konuşmalı. Hemen barış ama onurlu bir barış. Halkların da barıştığı onurlu bir barış…”

ABF Bileşenleri ve Demokrasi Bloğu’ndan basın toplantısı

İzmir’de, HDP, EMEP, İzmir Alevi ve Bektaşi Federasyonu bileşenleri, Birleşik Haziran Hareketi, EHP, Kaldıraç,  ESP, SYKP, Yeşil Sol Parti dün akşam yapılmak istenen eyleme polisin saldırması ve 58 kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.

HDP il binasında düzenlenen basın toplantısında metni okuyan HDP İl Eş Başkanı Mahfuz Güleryüz, AKP hükümetinin, toplumda oluşan darbe karşıtı atmosferi fırsata çevirerek kendi sivil darbesini adım adım gerçekleştirdiğini ifade etti. Güleryüz, “Millet iradesini ağzından düşürmeyen, demokrasiyi ancak dört yılda bir kurulan sandıklarda çoğunluğu sağlamak olarak algılayan Saray ve AKP iktidarı, binlerce kamu emekçisini ihraç ederek başlattığı baskı ve sindirme sürecini özgür basını susturarak, belediyelere kayyım atayarak, gazetecileri ve belediye başkanlarını tutuklayarak iyice tırmandırmıştır” dedi.

“Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır”

Saray ve AKP’nin, bu saldırılarla halkların iradesini tümüyle teslim almak istediğini dile getiren Güleryüz şunları söyledi: “Gelinen noktada artık bıçak kemiğe dayanmıştır. İradelerine sahip çıkmak isteyen emek, barış ve demokrasiden yana devrimci güçler, bu utanmazca ve hayasızca saldırılar karşısında Türkiye’nin her yerinde ayağa kalkmışlardır. Ne var ki ülke çapında yüzlerce kişi, Sarayın ve AKP’nin kolluk güçlerinin yoğun şiddetine maruz kalarak gözaltına alınmıştır. İzmir’de gözaltına alınanlar, haklarında hiçbir takibat yapılmadan derhal serbest bırakılmalıdır. Gün, irademize sahip çıkma, dayanışma ve hep birlikte zulme karşı direnme günüdür. Çünkü çok iyi biliyoruz ki zulme karşı direnmek bir haktır ve direnenler her zaman kazanmıştır.”

Ozan ve sanatçılardan Tv10’a destek sürüyor

Dersimli Sanatçı Gelengül Üstündağ: Tv10 benim sesimdir, düşüncemdir, nefesimdir

Kapatılmasının ardından her hafta Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi kararı alan Tv10’a Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan Ozan ve Sanatçıların desteği sürüyor. Paris’te yaşayan Dersimli Sanatçı Gelengül Üstündağ da bu haftaki eyleme katılarak destek verdi. Alevilerin sesi olan Tv10’un kapatılmasına her alanda tepkilerin yükseltilmesi gerektiğini ifade eden Üstündağ eylem sonrası PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Bu eylemlere katılarak Tv10’a destek vermek bir sanatçı olarak benim için bir sorumluluktur.  Çünkü Tv10 benim sesimdir, benim düşüncemdir, benim nefesimdir.”  dedi.

Kapatılmasının ardından her hafta Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi kararı alan Tv10’a Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan Ozan ve Sanatçıların desteği sürüyor. Paris’te yaşayan Dersimli Sanatçı Gelengül Üstündağ da bu haftaki eyleme katılarak destek verdi. Alevilerin sesi olan Tv10’un kapatılmasına her alanda tepkilerin yükseltilmesi gerektiğini ifade eden Üstündağ eylem sonrası PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Bu eylemlere katılarak Tv10’a destek vermek bir sanatçı olarak benim için bir sorumluluktur.  Çünkü Tv10 benim sesimdir, benim düşüncemdir, benim nefesimdir.”  dedi.

PİRHA-Her hafta Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi kararı alan Tv10’a Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan Ozan ve Sanatçıların desteği sürüyor. Bu hafta eyleme Paris’te yaşayan Dersimli Sanatçı Gelengül Üstündağ da katılarak destek verdi. Eylemin ardından PİRHA’ya konuşan Üstündağ Tv10’un Aleviliğe büyük katkısı olduğunu belirterek, “Ağuçan Ocağı’ndan gelen bir Ocakzade’yim. 5 senedir evimde Tv10’suz yapamayan bir müzisyenim. Bu kapatılma sonrası Tv’yi açmak dahi istemiyorum. Tv10’un Aleviliğe büyük katkısı olmuştur. Her köye, en ücra köşelere giderek Alevilerin sesini ekranlara taşıması büyük bir başarıdır.” Diye konuştu.

 

Dersimli Sanatçı Gelengül Üstündağ: Tv10’un üzerimizde emeği çoktur

Tv10’un Alevi Ozanların ve sanatçıların sesini duyurma noktasında emeğinin çok olduğunu da vurgulayan Sanatçı Üstündağ şunları ifade etti: “Tv10’un sesinin kesilmesi sadece yayıncılığın kesilmesi değil, Alevi toplumunun ve muhaliflerin sesinin kesilmesi demektir. Tv10’un sesinin kısılması benim sesimin kısılması demektir. Çünkü ben Desimli bir sanatçı olarak kendimi ifade edecek bir mecra bulamıyorum. Bu nedenlerle Tv10’un var olması şarttır. Sesinin kesilmesine müsaade edemeyiz.”

“Tv10’a destek vermek bir sanatçı olarak benim için bir mecburiyettir”

Alevilerin sesi olan Tv10’un kapatılmasına her alanda tepki gösterilmesi gerektiğini ifade eden Üstündağ, “Bu eylemlere katılarak Tv10’a destek vermek bir sanatçı olarak benim için bir sorumluluktur.  Elimden geldiğince de bu eylemlere katılarak televizyonumuzun yanında olacağım. Çünkü Tv10 benim sesimdir, benim düşüncemdir, benim nefesimdir.”  dedi.

pirha