Ana Sayfa Blog Sayfa 6126

İHD’de eşbaşkanlık dönemi

İHD iki gün süren 18’inci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Daha fazla mücadele edileceği vurgusunun yapıldığı kongrede, İHD’de eşbaşkanlığa geçilmesi kararlaştırıldı

İnsan Hakları Derneği (İHD), iki gün süren 18’inci Olağan Genel Kurulu’nu Hacı Bektaş Veli Derneği konferans salonunda gerçekleştirdi. Kongreye İHD şubelerinin tamamı, siyasi partiler, emek güçleri sivil toplum örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. “Barış Hemen Şimdi” sloganı ile gerçekleştirilen kongre salonuna Amed’in Sûr ilçesinde katledilen Amed Baro başkanı Tahir Elçi’nin fotoğrafı asıldı.

En ağır süreç

Kongrede konuşan İHD kurucusu Akın Birdal, derneği 80 askeri darbesinden sonra kurduklarını ve hak ihlallerine karşı mücadele ettiklerini belirterek, İHD’nin demokrasi ve hukuk tarihinde önemli bir yerinin olduğunu söyledi. Birdal, HDP Eşbaşkan ve milletvekillerinin tutuklanması, basına yönelik baskılar ve iktidarın hak ihlallerine dikkat çekerek, yaşanan sürecin 42 yıl boyunca darbe yılları yaşayan Türkiye tarihinin en ağır süreci olduğunu dile getirdi. Birdal, son zamanlarda artan hak ihlallerine Avrupa Birliği, (AB) Avrupa Güvenlik İş Birliği Teşkilatı (AGİT) ve dış çevrelerin her seferinde sadece “Endişe duyuyoruz” açıklamalarını eleştirerek, var olan duruma daha ciddi yaklaşmaları gerektiğini de söyledi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, HDP vekillerinin ve tutuklanması ve Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile basın kurumlarının kapatılmasını sert bir dille eleştirerek, Türkiye’deki AKP iktidarında olan şeyin tipik bir otoriter anlayış ve uygulamaları olduğunun altını çizdi.

500 bin kişi göç etti

Türkdoğan, savaş sürecinde 500 bin insanın zorunlu göçe tabii tutulmasının da gözden kaçırıldığını belirterek, 16 Ağustos 2015 ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında 321 sivilin katledildiğini, devletin rakamlarına göre ise, 67 bin konutun yıkıldığını ve 500 binin üzerinde insanın göç ettiğini söyledi.

‘Demokrasi cephesi kurulmalı’

HDP Çewlîg (Bingöl) Milletvelili Hişyar Özsoy da, Eşbaşkanlarının kurul delegesi olduğunu, fakat hukuksuzca tutuklandığına dikkat çekerek, yeterince bir örgütleme ve demokrasi cephesi ile AKP’nin saldırılarının durdurulabileceğini kaydetti. Özsoy, etkin mücadele edilmemesi halinde oluşturulacak yeni ırkçı bir yapının dönüştürülmesinin yılları alacağını ifade ederek, demokrasi cephesinin ve mücadelesinin bir an önce örülmesi gerektiğine işaret etti. Yapılan kongrenin sonunda İHD de eşbaşkanlık sistemine geçildi. Tüzük değişikliğinin yapıldığı kongrede Eren Keskin ve Öztürk Türkdoğan eşbaşkanlığına seçildi.

HABER MERKEZİ

İnşaat işçilerinden HDP protestosu

İstanbul’da inşaat işçileri, HDP eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ ile 7 milletvekilinin tutuklanmasını protesto etti

Adı sık sık iş cinayetleriyle gündeme gelen Emaar İnşaat’ta çalışan işçiler, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve milletvekilleri İdris Baluken, Selma Irmak, Nursel Aydoğan, Gülser Yıldırım, Ferhat Encu, Abdullah Zeydan ile Leyla Birlik’in tutuklanmasını yürüyüş yaparak protesto etti. Evrensel Gazetesi’nin geçtiği habere göre; Üsküdar Ünalan Mahallesi’nde bir araya gelen inşaat işçileri, “HDP halktır halk burada” sloganları attı. Aralarında İnşaat İşçileri Sendikası’na üye işçilerin de bulunduğu eylem polis ablukasının ardından son buldu.

Sebahat Tuncel’e tutuklandı

FOTO: AFP

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, hakkında ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlamalarıyla soruşturma başlatılan ve 4 Kasım’da Diyarbakır Adliyesi önünde gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, emniyetteki işlemlerinin ardından bugün öğlen saatlerinde adliyeye getirildi.Sebahat Tuncel çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Diyarbakır’da geçen cuma günü, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için Diyarbakır Adliyesi önünde bir grup partiliyle beklerken gözaltına alınmıştı.

Cumhuriyet

DBP’den HDP’ye destek açıklaması

Diyarbakır’ın merkez Yenişehir İlçesinde Demokratik Toplum Kongresi (DTK) binası önünde, HDP milletvekilleri ile basın açıklaması yapan DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP’nin aldığı kararlara destek verdiklerini söyledi. Bir yol ayrımıyla karşı karşıya olduklarını anlatan Yüksek, Kürt sorunu demokratik yöntemlerle çözülmesini talep etti. Yüksek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

DTK’nin açıklamasına polis ablukasından görüntüler

“Demokratik Bölgeler Partisi olarak, HDP’nin bugün yaptığı açıklamayı destekliyoruz. Yasama faaliyetlerini durdurmasını destekliyoruz. Meclis’ten çekilmeme, demokratik siyaseti terk etmeme, bu zeminde ısrarla mücadele etme duruşunu da destekliyoruz. Çünkü biz hala başladığımız yerdeyiz. Hala demokratik bir çözüm arıyoruz. Bu çözümden uzaklaşan, bunu baltalamaya çalışan AKP’dir. Bu açıdan HDP’nin açıklamasını destekliyoruz. Ama artık dönüp, halkımızla da tartışacağız. Halkımızla, bize destek verenlerle bu meseleyi masaya yatıracağız. Çok basit bir durumla karşı karşıya olmadığımızı biliyoruz. Stratejik bazı kararlar almanın gerektiğinin farkındayız. Bizleri kendi temsilcisi olarak seçen halkımızla tartışmadan stratejik kararlar almak istemiyoruz. Türkiye’nin demokrasiden, özgürlükten yana olan, sorunun çözümü izin demokratik siyasetten yana olan tartışmadan, konuşmadan bir sonuca gitmek istemiyoruz. Fakat bir yol ayrımıyla karşı karşıya olduğumuzu da biliyoruz. Böylesi tarihi ve kritik kararlaşma sürecinde halkımızla birlikte karar vereceğiz. Bize göre hükümet kararını vermiş. Bizleri Meclis’in dışına atmak, birlikte çözüm fikrini baltalamakla kararını veriyor. Bizler de bu konuda elbet kararımızı vereceğiz. Demokratik siyasal mücadeleden asla vazgeçme niyetimiz yok. Bu alanı AKP veya cuntacılara terk etmeye niyetimiz yoktur. Bunun mücadelesini vereceğiz. Biz Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesini istiyoruz. Bu ülkeye artık kalıcı bir barış, huzur gelsin istiyoruz. Kürt sorunun çözülsün, ülkenin demokratikleşmesini istiyoruz. Bir kişinin bile burnu kanamadan, biz siyasetçilerin bu meseleyi bir sonucu kavuşturması için sorumluluğumuzun olduğunu biliyoruz.”

DTK’nin açıklaması polis ablukası altında gerçekleştirildi.

Kritik ziyaret… ABD Genelkurmay Başkanı Ankara’da

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’la görüşmek üzere, bugün Ankara’ya resmi bir ziyarette bulundu. ABD tarafının talebi üzerine gerçekleşen ziyaret kapsamında, Genelkurmay Karargahı’nda toplantı yapıldığı öğrenildi.

Kadıköy’deki eyleme sert müdahale… Polis, HDP’li vekile vurdu

Kadın örgütleri ve çeşitli siyasi partilerden kadınlar, HDP’li kadın milletvekillerinin tutuklanmasını Kadıköy’de protesto etti.

‘İrademiz ve geleceğimiz için buradayız direniyoruz’ diyerek İskele Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar vekillerin serbest bırakılmasını istedi.

Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ve HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit de destek verdi. Tutuklu kadın vekillerin mesajlarının okunmasının ardından açıklama yapan Pervin Buldan, Meclis’te kadınlar adına yapacak çok iş olmasına rağmen demokratik siyasetin önüne geçilmesi nedeniyle Meclis çalışmalarına katılmama kararı aldıklarını ifade etti. Vekillerin tutuklandığı yerde demokrasiden söz edilemeyeceğini vurgulayan Buldan, arkadaşlarının serbest bırakılmasını istediklerini söyledi.

HDP’li Hüda Kaya’ya müdahale

Buldan’ın ardından Gülistan Koçyiğit konuşma yaparken polis anons yaparak kadınların “5 dakika içinde dağılmasını” istedi, “Aksi halde müdahale edileceğini” söyledi. Buna rağmen kadınlar açıklamaya devam etti.

Ortak açıklama yapılırken açıklama yapılan alana yakın bir bölgede gözaltılar yaşandı. Kadınlar bu duruma tepki gösterdi. Eylemin ardından polisin gözaltına aldığı kişilere şiddet uygulamasına kadınlar tepki gösterdi.

Yaşanan arbede sırasında bir kadın sinir krizi geçirdi. Polisin daha sonra ara sokaklarda bazı kadınları gözaltına aldığı öğrenildi. Bu arada HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’ya bir polisin eline vurarak müdahale ettiği görüldü.

İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık: Ben de bu dinin ateistiyim

 

‘Antikapitalist Müslüman’ olarak tanınan ilahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, Antalya’da Konyaaltı Belediyesi’nin düzenlediği kitap fuarında konferans verdi. Hadis ve İslamiyetle ilgili açıklamalarda bulunan İhsan Eliaçık, İslam dininde bir başkasının mal ya da toprağını ele geçirilip ganimet elde etmenin söz konusu olmadığını söyledi. İslamiyet’te başkalarının topraklarının ele geçirilmesinin peygamberin vefatından sonra başladığını belirten Eliaçık, şöyle dedi:

“İlk halifeyle birlikte işgal girişimleri başlamıştır. Ben onların hiçbirine katılmıyorum. Onlar peygamberin yolundan sapmışlardır. Peygamberimizin vefatıyla beraber aslına bakarsanız bu iş bitmiş, Kerbela’dan sonra da doğduğu toprakların altına gömülmüş. Allah’ın dini de hala oradadır. Bugün yaşananlara bakıp da ateist filan olmayın. Hatta şunu söyleyeyim. Olmuşsanız bile caizdir. Niye caizdir? Yahu bu Allah’ın dini değil ki. Zaten ben de bu dinin ateistiyim. Mesela Cübbeli bana ‘ateist’ diyor. ‘O dinsiz, dinden çıkmış’ diyor. ‘Dini kabul etmiyor’ diyor. Ben senin anladığın dini, senin inandığın Allah’ı, senin inandığın peygamberi kabul etmiyorum. Çünkü öyle bir Allah, öyle bir peygamber tarihte yok ve yaşamadı.”

CENNETTEKİ HURİLER

Gerçek İslam ile bugünkü cereyan eden olayların arasında ilgi olmadığını ileri süren Eliaçık, cennetteki hurilerle ilgili de yanlış bir inanç olduğunu söyledi. Eliaçık, “Kuran’da anlatılanlar senin anlattığın gibi değil ki. Onlar ne yapıyorlar? Allah ile pazarlık yapıyorlar. O kafada olanlar cennetin kapısının önüne gidecekler şöyle bir bakacaklar, ‘Ben o kadar namaz kılıp oruç tuttum. O kadar hacca gittim. Zikir yaptım. Nerede huriler?’ diyecek. Oradakiler de diyecek ki ‘Huri filan yok.’ ‘Allah, o zaman boşuna mı bunlar’ diyecek. Adam o kadar maddeci ki, bir de başkasını maddecilikle suçluyor. Yani köşk, saray, yağlı ballı yiyecekler, içinde sayısını bilemediği kadar huriler, bunları istiyor. Yahu bunlar için din olur mu? Böyle bir din olur mu kardeşim?” diye konuştu.

HURİNİN ANLAMI BAŞKA

Hurinin ‘arkadaş’ demek olduğunu belirten İhsan Eliaçık, şöyle devam etti:

“Örneğin Hz. İsa’nın hurileri yani havarileri vardır. Havari kelimesi huri kelimesinin çoğuludur. Huri ‘havar’ kelimesinden gelmektedir. Havar; Arapça konuşmak, muhabbet etmek demektir. Dolayısıyla huri yoldaş, arkadaş demektir. Ayrıca Hz. İsa’nın havarilerinin hepsi de erkektir. Nasıl huri bunlar? Hepsi onun yoldaşları yani. Onun muhabbet ettiği insanlar. Huri kadın da erkek de olabilir. Kadın da erkek de yoldaş olabilir. Bunların cinsellikle bir alakası da yoktur. Yüksek ve yüce bir arkadaşlık ilişkisinden bahsedilmektedir. Ama bunu alıyor adam belden aşağıya indiriyor. Ondan başka kafası basmıyor zaten.”

“HADİSLERE DEĞİL KURAN’A KULAK VERİN”

Konuşmasında yapılan hukuksuzlukları meşrulaştırmak için hadislerin uydurulduğunu da iddia eden İhsan Eliaçık, şöyle konuştu:

“Hadis uydurmak kolay. Ayet uyduramazsın. Çünkü bir kitap var. ‘Peygamberimiz şöyle buyurdu’ diyerek 2.5 milyonu geçmiş uydurulan hadis sayısı. Dolayısıyla biz bu hadisleri din kaynağı olarak göremeyiz. Benden de size tavsiye. ‘Şu hadis sahih’, ‘şu doğru’, ‘peygamberimiz şunu söylemiş’ gibi tartışma yapmak yerine hadislerin tamamını din kaynağı olarak görmekten vazgeçin. Elimizin altında zaten yeterince büyük, oku oku bitmeyen Kuran-ı Kerim var. Onu hallettiniz de iş hadislere mi kaldı? İyi bir insan olmak için Kuran’daki temel esaslara uyması dahi yeterlidir. Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, aldatmayacaksın, iftira atmayacaksın. Bu dört temel esas dışında. Bu dört esas da insan haklarıyla ilgilidir.”

Zülfü Livaneli ve Kardeş Türküler Cumhuriyet’te

Gazetemize yönelik soruşturma kapsamında 9 yazar ve yöneticimizin tutuklanmasının ardından Cumhuriyet’e destek artarak devam ediyor. Zülfü Livaneli ve Kardeş Türküler şarkılarıyla destek için Cumhuriyet’te.

 

‘Beyaz Öncü’ kelebeği Sêrt’te görüntülendi

Türkiye’de bugüne dek hiç görüntülenemeyen ‘Beyaz Öncü’ (Belenois Aurota) kelebeği ilk kez Sêrt’te (Siirt) görüntülendi. Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Görevlisi Oktay Subaşı ‘Beyaz Öncü’nün, 1 ila 3 ay arasında yaşadığını belirtti.

Türkiye’de var olduğu bilinen ancak hiç görüntülenemeyen ‘Beyaz Öncü’ kelebeğini ilk kez Siirt’te aynı zamanda doğa fotoğrafçısı olan taksici Nihat Kaymaz görüntüledi.

Kaymaz, “Eylül ayı içerisinde piknik için gittiğim Botan Vadisi’nde ilk kez gördüğüm kelebeklerin fotoğraflarını tesadüfen çektim. Bu fotoğrafları yaban hayat fotoğraflarını yayınlayan bir sitede paylaştım. Daha sonra büyük bir ilgi gördü bu fotoğraflar. Gerek telefonla, gerekse mail ile bir çok insan bana ulaştı. Yurdun dört bir tarafından akademisyenler beni arayarak bu kelebek türünün fotoğraflarını çekmek istedi. Ancak, sonradan öğrendiğim kadarıyla ‘Beyaz Öncü’ kelebeğini Türkiye’de ilk kez görüntüleyen ben olmuşum.

Sêrt göç merkezi

Bu kelebeğin Türkiye’de uçtuğunun bilindiğini ancak bugüne dek hiç görüntülemediğini ifade eden Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Görevlisi Oktay Subaşı, ‘Bu kelebekler bazen 3 ay bazen 1 ay yaşayabiliyorlar ve daha çok sıcak yerleri tercih ediyorlar. Yaptığımız araştırmada ise ‘Beyaz Öncü’ kelebekleri şu an göç etmeye hazırlanıyor. Yaptığımız gözlemlerde, Siirt ve civarında yukarıda belirtilen diğer göçmen kelebek türlerinden ‘Mezopotamya Kolotisi’ ve ‘Sultan’ kelebeğine de bir çok alanda rastlamış olmamız, Siirt’in göçmen kelebeklerin flora ve faunasına ve uygun iklim koşullarına sahip olduğunu göstermektedir” dedi. SÊRT

Nazi devrinin başlangıcı gibi

Geçen hafta sonu Stuttgart’ta karşılaşınca, birbirini iyi tanıyan iki dost gibi kucaklaştık; oysa ilk kez tanışıyorduk.
Edzard Reuter, 88 yaşındaydı.
Leziz bir Türkçe ile “Nasılsınız” diye sordu.
Türkçe, ona çocukluğundan mirastı. 1935’te 7 yaşındayken Türkiye’ye gelmiş, 18’ine kadar kalmıştı.
Nedeni, elindeki kitapta yazılıydı (“İkinci Vatan Türkiye”, Reiner Möckelmann, Çeviren: Ahmet Arpad, T.İş Bankası Y., 2016).

***

Babası Ernst Reuter, Magdeburg’un sosyal demokrat belediye başkanıydı. 1930’ların başında Alman demokrasisi krize girdiğinde “Gericilerin Almanya’yı ele geçirmesine izin vermeyelim. Hücum, hep hücum!” diye yazan adamdı.
Almanya, sağın iki lideri, Hitler ve Von Papen’in anlaşmasıyla, 30 Ocak 1933’ten itibaren Hitler’e devredildiğinde, Reuter, en yakın arkadaşına şöyle demişti:
“Yeni rejim bir intikam savaşı verecek, ama kazanamayacak. Sonunda kaçınılmaz olarak doğu bölgelerini kaybedecek. Biz belki 10 yıllığına çöle gideceğiz. Ama günün birinde yine döneceğiz.”

***

28 Şubat’ta Berlin Meclis binasının yakılması, faşistlere aradıkları fırsatı sundu. Devlet terörü ile cadı avı başladı. Faşist iktidar, bir yetki yasası ile Meclis’i devreden çıkarıp muhaliflerin tasfiyesine girişti. Öncelikli hedef, toplumun beyni sayılan akademisyenlerdi. Önce onlar üniversiteden atıldı.
Reuters da yaka paça başkanlıktan alındıktan sonra jurnalcilerin ihbarı sonucu “halkı huzursuz etme” suçlamasıyla tutuklanıp toplama kampına yollandı. 9 ay kaldığı hücresinde işkence gördü, lağım temizlemeye zorlandı, aşağılandı.
Ama aldırmadı.
Hücresinden yazdığı mektupta sevenlerine şöyle diyordu:
“Sakın nefretinizin esiri olmayın. Nefretle hiçbir sorunu çözemezsiniz.” S
erbest bırakıldığında Almanya’yı terk etmeye karar verdi. Tek bavulla ve cebinde 30 sterlinle Londra’ya geçti. Ama İngiltere’de hiç kimse Nazilerin ne yaptığıyla ilgili değildi.
Tam o günlerde Ankara’dan bir mektup aldı. Atatürk’ün genç Cumhuriyeti, kuruluşa omuz verecek akademisyenler arıyordu. Ekonomi Bakanlığı’nın bir ulaşım danışmanına ihtiyacı vardı.
“Hemen” dedi Reuters ve 1935 Haziranı’nda “ikinci vatanı” Türkiye’ye geldi. Orada “çöl” değil, taptaze bir Cumhuriyet coşkusu ve bilimi kutsayan bir liderlik vizyonu bulacaktı.
Hitler tetikçilerinin “vatan haini” suçlamalarına kulak asmadan bir yandan Mülkiye’de ders verip yeni başkentin kentleşmesine katkı sunuyor, bir yandan da Nazilerden kaçıp Türkiye’ye yerleşen 100’ün üzerinde akademisyenle birlikte teslim olmuş, paramparça bölünmüş muhalefeti örgütlüyor, Hitler devrildikten sonra kurulacak yeni Almanya’yı planlıyordu.
1946 sonunda döndüğü, “doğusunu yitirmiş” Berlin’in belediye başkanı oldu.
Alman tarihine unutulmaz bir damga vurdu.

***

Geçen hafta sonu buluştuğumuzda Edzard Reuter, çocukluğunun düş ülkesine yaptığı bir geziden yeni dönmüştü. Gördüklerinden dehşete kapılmıştı. Kulağıma eğildi:
“Türkiye’de şu anda olup bitenler, bana Almanya’da Nazi devrinin başlangıcını hatırlatıyor” dedi.
Çevremizde, o rejimden kaçıp gelmiş Türk akademisyenler vardı. Babasını Ankara’ya getiren trenler, 80 yıl sonra, bir tarih tekerrüründe ters yöne dönmüştü.
Şimdi faşizmi yenme sırası, Türkiye’deydi.

cumhuriyet