Ana Sayfa Blog Sayfa 6139

İşte gözaltına alınan HDP Milletvekillerinin ortak savunması

HDP Genel Merkezi, yapılan olan ortak savunma metnini açıkladı. HDP Eş Genel Başkanları ve HDP milletvekillerinin ortak savunma metni şöyle;

“Partim Halkların Demokratik Partisi (HDP), 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde 6 milyondan fazla oy alarak ve yüzde 10’luk seçim barajını aşarak 80 milletvekili ile parlamentoya girmiştir. Demokratik siyaset yoluyla ve sandık iradesiyle AKP’nin tek başına iktidar olmasını ve tek başına anayasa yapmasını engellemiştir. Ülkede ‘tek adam’ rejimi inşa etmek isteyen ve bunun için her türlü hukuksuzluğu yapmaktan çekinmeyen Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarına saygı duymamış ve koalisyon hükümetleri kurulmasına engel olarak ülkeyi erken seçime götürmüştür. Bu esnada 3 yıla yakın bir süre devam eden çözüm sürecini de kendi işine gelmediği ve oylarını artırmaya yaramadığı için sonlandırmış ve bütün ülkeyi adeta ateşe atarcasına bir çatışma ortamına sürüklemiştir. Yaşanan çatışma ortamında yurttaşlarımız haklı olarak güvenlik kaygısı ve telaşı içerisine girmişler, bu korku ve şok ortamında yapılan ve eşit/adil olmaktan uzak seçimlerde AKP yeniden tek başına iktidar olmuştur.”

“ÜLKEYİ KAN GÖLÜNE ÇEVİRİP…”

“Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçim sonuçlarını gördükten sonra büyük bir panik ve telaşla parlamentoyu ve hükümeti yok sayarak, yargıyı önemli ölçüde denetim altına alarak, medyayı tümüyle kendisine bağlayarak ülkede bir darbe gerçekleştirmiştir. Anayasa’yı tanımadığını, fiili olarak rejimi değiştirdiğini hatta Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını bile tanımadığını açıkça ifade edecek kadar fütursuzlaşmış ve devlete el koyduğunu açıkça ilan etmiştir. Hakkında Başbakanlığı döneminde işlendiği iddia edilen rüşvet, hırsızlık, kara para aklama, İran’a uygulanan uluslararası ambargonun kırılmasına yönelik altın ticaretine bağlı gelişen yasadışı faaliyetler; Suriye’de terörist gruplara yasadışı silah gönderilmesi dâhil birçok ciddi suçlama vardır. Bu soruşturmaları da yargı üzerinde kurduğu baskı ve kontrol sayesinde şimdilik örtbas etmeyi başarmaktadır. Şimdilik örtbas ettiği bu soruşturmalardan kalıcı olarak kurtulmanın biricik yolunun bütün yetkileri kendisinde toplamak olduğunun farkındadır. Bu uğurda yapamayacağı hiç bir çılgınlığın olmadığı da artık aşikârdır. Ülkeyi kan gölüne çevirip her gün ülkenin dört bir köşesine gönderdiği cenazelerle milliyetçi ve şoven duyguları, ırkçı nefret söylemini kabartmayı başarmış, ‘ülke bölünme tehdidi altındadır’ yalanıyla etrafına biriktirdiği halk yığınları ile kendi kişisel emellerine hizmet edecek şekilde adım adım hedefine doğru ilerlemektedir.”

“Bu amacına, yani başkanlık adı altında dikta rejimine ulaşabilmesi için önündeki tek engel Halkların Demokratik Partisi’dir. Partimizin 1 Kasım seçimlerinde de barajı aşarak 59 milletvekili ile parlamentoya girmesi, Erdoğan’ın tek başına anayasayı değiştirme çoğunluğuna ulaşmasını bir kez daha engellemiştir. Bu nedenle; olası bir erken veya ara seçim ile birlikte kendisine sadık milletvekillerinden oluşan 367 çoğunluğunu sağlamış bir AKP grubunun oluşması için çabalamaktadır. Partimiz HDP, Türkiye’nin çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı toplumsal yapısına uygun bir politikayı benimseyerek bünyesinde bütün farklı kimlik ve inançların temsilcilerini barındırmaktadır. Bizler demokrasiye ve birlikte yaşama inanan Türkler, Kürtler, Araplar, Ermeniler, Türkmenler, Süryaniler, Ezidiler, Mıhellemiler ve daha birçok etnik grup olarak bir arada eşit ve adil bir yaşamın mümkün olabileceğine inanıyor ve bunun ancak çoğulcu bir demokrasi, güçlü yerel demokrasi ve özerklikler ile sağlanabileceği düşüncesindeyiz.”

“HDP ERDOĞAN İÇİN TEHDİT OLARAK ALGILANMAKTADIR”

“Partimiz HDP, kadınların özgürlük ve kurtuluş mücadelesini sahiplenmektedir. Kadınların siyasete eşit katılımını güvence altına alarak, Türkiye’nin şimdiye kadar parlamenter siyasetteki en yüksek kadın temsil oranına kavuşmasını sağlayan partimizdeki kadın vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması Türkiye’deki kadınlara yönelik bir tehdit, kadınların mücadelesine de bir darbedir. Her türlü şiddete tümüyle karşıyız ve bütün sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin gücüne inanmaktayız. Bu yönüyle HDP, tek adam, tek dil, tek mezhep faşizmini egemen kılmaya çalışan Erdoğan için aynı zamanda ideolojik açıdan da “tehdit olarak algılanmaktadır. Bu gerekçelerle partimiz HDP, siyasi hayatına başladığı günden beri Erdoğan’ın hedefi haline gelmiştir. Partimizle her türlü hile ve adaletsizliğe, saldırı ve bombalamalara rağmen seçimlerde baş edemeyince şimdi de dokunulmazlıklarımızın Anayasa’ya ve Meclis İçtüzüğü’ne aykırı bir şekilde kaldırılmasını sağlayıp bağımsızlığı ve tarafsızlığı açıkça tartışmalı hale gelmiş olan bir kişi olarak yargı önünde bizleri sözde yargılamaya tabi tutmak istemektedir.”

“SAVAŞ POLİTİKASINI AKP DEVREYE KOYMUŞTUR”

“Bizlerin dokunulmazlığını kaldıran AKP Hükümeti vakit kaybetmeden orduya dokunulmazlık zırhı giydirmiş, askerlerin özellikle son bir yılda Kürt kentlerinde işledikleri suçları yargıdan kaçırmanın peşine düşmüştür. Dokunulmazlık zırhına 14 Temmuz 2016’da kavuşan Ordu 15 Temmuz 2016’da Darbe Girişiminde bulunmuştur. Meclis’i bombalayacak kadar gözü dönmüş darbecilerin elini güçlendirenler yine 7 Haziran’dan bu yana çatışma siyasetini dayatan, demokratik siyaseti dışlayarak savaş politikalarını devreye koyan AKP Hükümeti olmuştur. Başarısız darbe girişiminden sonra demokratik ilkeler ışığında bir uzlaşma ile büyük bir toplumsal barışı sağlamak mümkünken, Erdoğan ve AKP Hükümeti olağanüstü hal rejimine geçme kararı almış ve tüm ülke Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı KHK’larla yönetilmeye başlanmıştır.

“İÇ SAVAŞ ZEMİNİ GİTTİKÇE GÜÇLENMEKTEDİR”

Bir darbe girişiminden demokrasi devşirilmesi gerekirken, yeni bir darbe sürecine geçiş yapılmıştır. Seçilmiş belediyelere kayyum atanması, binlerce öğretmenin açığa alınması, KHK’larla yeni bir darbe rejimi örüldüğünün en somut göstergeleridir. 7 Haziran seçimlerinden önce devreye konulan savaş politikalarıyla darbe zemini yaratan Erdoğan ve AKP, 15 Temmuz darbe girişimine varan sürecin zeminini oluşturmuştur. 15 Temmuz sonrasında uygulanan politikalar ve devreye konulduğu anlaşılan anti-demokratik konsept ise iç savaş zeminini gittikçe güçlendirmektedir. Bu kaostan çıkışın tek yolu demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve sivil-askeri vesayet rejimlerine son vermek olmasına rağmen bugün bu yolun tercih edilmediğini, bizleri on yıllarca geriye götürecek uygulamalarla acı şekilde görmekteyiz.”

“VEREMEYECEĞİM HESABIM YOKTUR”

“Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. Şu anda da yasamanın, Meclis’in dokunulmazlığa sahip bir üyesi, milletvekili sıfatıyla karşınızdayım. Benim temsil ettiğim bu kimliğe ve halkımın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün değildir. Ben, adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. Veremeyeceğim hiç bir hesabım da yoktur. Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altındayken, düğmesiz olan cübbelerini iliklemeye çalışan böylesi bir siyasi yargılamanın öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceğim. Şahsınıza ve kişiliğinize yönelik hiç bir tereddüttüm ve saygısızlığım yoktur. Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosunda figüran olmayı kabul etmiyorum. Soracağınız hiç bir soruya cevap vermeyeceğim, yapacağınız hiç bir yargılama faaliyetinin adil olacağına inancım yoktur. Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır. Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları siyasetçilerdir, yargı mensupları değildir. Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduğu, aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaşmalara bağlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunların ve tezgâhların parçası olmayı reddetmelisiniz. Bizler ülkemizde çoğulcu demokratik bir rejim inşa edilip, barış ve huzur sağlanıncaya kadar siyasi mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.

“CEZAEVİNDE OLSAK DA BU DÜŞÜNCELERE DEVAM EDECEĞİZ”

Toplumsal kutuplaşma ve kamplaşmaya karşı eşit ve birlikte yaşamı, şiddete karşı demokratik siyasi mücadeleyi, tekçiliğe karşı çoğulculuğu, faşizme karşı demokrasiyi, mezhepçi/ırkçı politikalara karşı inanç ve vicdan özgürlüğünü, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı eşitliği ve elbette Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı bütün haklarını, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebini, dini azınlıkların inanç özgürlüklerini, kadınların toplumsal/sosyal/siyasal/ekonomik yaşama eşit katılımını, kapitalist tahribata karşı çevre ve ekolojinin korunmasını, sermayenin kar hırsına karşı emeğin, çalışanların haklarını savunmaya, korumaya devam edeceğiz. Parlamentoda da olsak, cezaevinde de olsak bu düşüncelerimizi savunmaktan ve bunlar uğruna mücadele etmekten bizi alıkoyamayacaksınız. Başkanlık adı altında ülkemize ve halkımıza dayatılan bu faşist düzenden kurtulacağımızdan şüphemiz yoktur. Er ya da geç demokrasi mücadelemiz kazanacaktır. Erdoğan şahsında, köhnemiş bu rejim değişecektir. Sizden hiç bir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir.”

Almanya’dan HDP’ye Meclis’te ziyaret

Almanya Devlet Bakanı Böhmer, resmi temaslarda bulunmak üzere daha önce geldiği Ankara’da bugün beraberindeki heyetle birlikte HDP’nin Meclis grubunu ziyaret etti. Böhmer, HDP’li Hişyar Özsoy’a “Özellikle şu anki zor durumunuza ilişkin birtakım bilgiler almayı umut ediyorum. Zira HDP milletvekillerinin bazılarının gözaltına alındığını duymuş bulunmaktayız. Sizinle bu konu hakkında görüşmek de istiyoruz” dedi. HDP’li Özsoy, ise ziyaretlerinden dolayı Böhmer’e teşekkür ederek, şöyle konuştu: 

“Öncelikle bu heyetimizi başka koşullarda karşılamak isterdik. Bugün Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık günlerinden birisi maalesef bu nedenle burada olmanızı bir dayanışma göstergesi olarak anlıyoruz. burada olduğunu için teşekkür ediyoruz. Dün ki gözaltılar ve devam eden mahkeme süreciyle ilgili bilgileri paylaşacağız. Ortada hukuki bir sürecin olmadığını düşünüyoruz. Zaten anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı bir şekilde dokunulmazlıkları kaldırılan vekillerimiz yine son derece hukuksuz şekilde gözaltına alınıp savcılığa sonra mahkemeye gönderilmişlerdir. Türkiye’de hukukun üstünlüğü yoktur. Hukuk rafa kaldırılmıştır ve kesinlikle tarafsız ve bağımsız bir yargının olduğuna inanmıyoruz. Bu siyasi operasyon c başkanı Erdoğan tarafından başlatılmıştır ve nihai hedefi başkanlık sistemine giderken kendisini 2015’teki Haziran ve Kasım seçimlerinde durdurmayı başaran HDP’yi seçimlerde alt edemeyip şimdi son derece taraflı cumhurbaşkanı emrinde olan hukuk kurumlarıyla HDP’yi saf dışı etmeye çalışıyor. Durum bu kadar nettir bizim açımızdan Biz de HDP olarak barış, demokrasi ve özgürlükler konusunda en ufak bir değişikliğe geçmeyeceğiz. Mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Bu ülke türkü kürdü bütün farklılıklarıyla çok daha iyi bir geleceği hak ediyor. Darbe süreci maalesef bir demokrasi sürecine verilebilecekken Erdoğan, bu darbeyi kendi iktidarını sağlamlaştırmak için başkanlık sistemine geçmek için fırsat olarak kullanıyor. Biz de bunun önüne geçmek içini sonuna kadar duracağız ve direneceğiz”

İtalya’dan Türkiye’ye HDP çağrısı

Paolo Gentiloni, Twitter hesabından paylaştığı iletide, “Bu gece Türkiye’de, Demirtaş ve diğer HDP milletvekillerinin gözaltına alınmış olmasından dolayı endişeliyiz. İtalya, muhalif milletvekillerinin haklarına saygı duyulması çağrısında bulunuyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’deki büyükelçimizi çekelim”

Bu arada İtalya’da, söz konusu gözaltı işlemlerinin ardından hükümete, Türkiye ile ilişkileri gözden geçirme çağrıları da yapıldı.

Kürt halkına karşı Türkiye’de sınırsız bir baskı uygulandığını ve bunun, faşist ve totaliter bir rejimin kuruluşu anlamına geldiğini öne süren Yeniden Komünist Yapılanma Partisi lideri Paolo Ferrero, “İtalya ve Avrupa buna müdahale etmeli. Erdoğan durdurulmalı. Türkiye’deki büyükelçimizi derhal geri çekmeli ve bu ülkeyle ticari ilişkilerimizi sonlandırmalıyız” diye konuştu.

İran: Türkiye’ye elektrik akışını borç nedeniyle durdurduk

Felahetiyan, alıcı Türk firmasının İran’a olan 200 milyon dolar tutarındaki borcunu ödemediği için elektrik akışının kesildiğini ifade etti.

“İhracatı durdurmamızın ‘en önemli nedeni’ ödenmeyen borçlardır” diyen İranlı yetkili, “Ödenmemiş borçların alınması ve ihracatın yeniden başlaması için görüşmelere başlanmıştır” diye konuştu.

Felahetiyan, borçların ödenmesi konusunda güvence verilmesi durumunda elektrik satışını yeniden başlatabileceklerini kaydetti.

Halk Kürt Siyaseti’ne darbeye karşı sokağa çıktı

Türkiye ve Kürdistan’ın birçok merkezinde halk polis saldırılarına rağmen HDP eşbaşkanları Yüksekdağ ve Demirtaş ile milletvekillerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Kürt siyasetine yapılan darbe ile HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına karşı halk Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde sokağa çıktı. Ankara’da emek ve demokrasi güçlerinin, Kürt siyasetine yapılan darbe ile HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın önünde yapacağı açıklamaya polis saldırdı. Açıklama öncesinde polis, Yüksel Caddesi’ni ablukaya alırken, toplanan kitleye de gaz bombaları ile saldırdı.

HDP İl Eşbaşkanı İbrahim Binici, TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eşbaşkanı Lami Özgen ve TTB Başkanı Raşit Tükel, polis saldırısı sırasında darp edildi. Çok sayıda kişi gazdan etkilenirken, en az 6 kişi gözaltına alındı. Polis, Yüksel Caddesi ile Konur Sokağı halkın girişine kapattı. Kafelerde oturan insanlar zorla çıkartılırken, esnaf kepenk kapatmaya zorlanıyor.

Saldırıya karşı direniş

İstanbul Esenyurt, Sancaktepe ve Kadıköy’de toplanan yurttaşlara da polis saldırdı. Sancaktepe’de HDP üyeleri saldırıya “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarla karşılık verdi. Ara sokaklara dağılan kitle, tepkilerini sürdürüyor. Polis, ilçe binasını ablukaya aldı.

Aydın Didim’de ise HDP İlçe Binası önünde yapılan eyleme polis cop ve gaz bombalarıyla saldırdı. Aralarında HDP İlçe Eşbaşkanları Nuri İşbilir ve Gülten Süvarioğluları’nın da olduğu 15 kişi gözaltına alındı. Saldırıda çok sayıda kişi yaralandı.

Wan’da protesto

Wan’da da polisin saldırısına rağmen, halk HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Eyleme DBP Wan İl Eş Başkanı Sevinç Şeker, HDP il eşbaşkan yardımcıları Yunus Parim, Serkan Arslan, HDP PM Üyesi Abdurrahman Doğar, DBP PM Üyesi Barış Oflas, Wan Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Bekir Kaya, Hatice Çoban, ilçe belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, KJA aktivistleri ile HDP-DBP il ve ilçe örgütleri de katıldı. Burada kitleye seslenen HDP Wan Milletvekili Lezgin Botan, gözaltıların Meclis’in bir kere daha bombalanması anlamına geldiğini belirterek, “Halkımızı her akşam saat 18.00’da gürültü ve ses çıkarma eylemine çağırıyoruz. Tüm mahallelerimizde, sokaklarımızda AKP’nin darbesine karşı duracağız” diye konuştu.

‘Mücadelemizi büyüteceğiz’

Êlih’de (Batman) yapılan protestoya da HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Saadet Becerikli ve HDP, KJA, DBP il yöneticileri ile yüzlerce kişi katıldı. Halk “İrademe dokunma” pankartı açarken sık sık “Direne direne kazanacağız” sloganı attı. Açıklamayı yapan HDP il Eşbaşkanı İkram İrgi, hiçbir baskı karşısında geri adım atmayacaklarını belirterek, “Baskı, gözaltı ve tutuklamalar karşısında sonuna kadar direneceğiz. Hiç kimse bizden mücadeleden vazgeçmemizi beklemesin” ifadelerini kullandı. Ardından konuşan HDP milletvekili Başaran ise, “Bugün arkadaşlarımızı aldınız, biz de buradayız gelin bizi de alın. Biz sadece halkımıza hesap veririz. Ancak siz halka nasıl hesap vereceksiniz?” dedi. DEP milletvekil Orhan Doğan’ın bir dönem gözaltına alınıp yıllarca tutuklu kaldığını hatırlatan Başaran, “Kürtlerin mücadelen vazgeçeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Cizîr’de bodrumlarda insanları katlettiniz, bugün de milletvekili arkadaşlarımızı gözaltına aldınız. Ama bu halk hiçbir zaman size boyun eğmeyecek. Mücadelemizi yükselterek sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

‘Bu karanlık yoldan geri dönülmeli’

Roboskili aileler de vekillerin gözaltına alınmasına Roboski Der önünde yaptıkları basın açıklamasıyla sert tepki gösterdi. Aileler adına açıklama yapan Roboski Der Başkanı Veli Encü, gözaltına alınan milletvekilleri arasında Roboski’de 34 akrabasını kaybetmiş HDP milletvekili Ferhat Encu’nun da olduğunu belirterek, “Katliamdan bu yana Roboski’ye ve Roboski özelinde Ferhat Encu’ya karşı adeta düşmanca bir tavır ile yaklaşan AKP iktidarı, bütün ilkesiz ve hukuksuz uygulamalarını bir bir devreye koymuştur. Ankara’nın dehlizlerinde sümenaltı ettikleri Roboski Katliamı’nın hesabını sormak için gittiği Meclis’i adeta önünü tıkamak için türlü yollar deneyen iktidar son olarak gözaltına almak gibi bir faciaya da imza attı. Biz Roboskili aileleri olarak yapılan bu hukuksuz ve ahlaksız tutuma bir an önce son verilmesini istiyoruz. AKP iktidarı bu karanlık yoldan geri dönmeli.” dedi.

Halk HDP il ve ilçe örgütleri önüne akın ediyor

HDP il ve ilçe örgütleri halka kesintisiz eylem çağrısında bulunarak, halkın il ve ilçe binalarının önüne gelerek iradelerine sahip çıkmalarını istedi. Çağrıların ardından halk ve HDP üyeleri parti binalarına önüne akın edirek toplanmaya başladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerinin gözaltına alınmasının ardından HDP il ve ilçe örgütlerinden halka eylem çağrısı yapıldı. Yapılan hukuksuzluğa karşı halkın iradesine sahip çıkmasını isteyen HDP, acil olarak halkı örgüt binalarına çağırdı. HDP İl ve ilçe örgütlerinin yaptığı çağrıda “Eşbaşkanlarımız ve milletvekillerimize yönelik gerçekleşen gözaltı operasyonlarına karşı kesintisiz eylem ve il, ilçe binaları önünde oturma eylemi” yapacaklarını duyurdu.

Oturma eylemleri başladı

HDP İzmir İl Örgütü, Konak Eski Sümerbank önünde oturma eylemi yaptı. Eylemde “Vekilime dokunma irademe dokunma” ve “Eşbaşkanıma dokunma” yazılı pankartlar açıldı, sloganlar atıldı. Polis oturma eylemini izin vermedi, gerginlik yaşandı. HDP İzmir İl Eşbaşkanı Mahfuz Güleryüz, yaşanan durumun yalnızca bir hukuksuzluk olmadığını belirterek, utanç verici bir uygulama olduğunu vurguladı. Güleryüz, “Bizi gözaltılarla tutuklamalarla tehdit edenler bilsinler ki 40 yıldır ayaktayız, 40 yıldır direniyoruz. Gerekirse 100 yıl daha direneceğiz” dedi. Güleryüz eylemlerinin devam edeceğini belirterek, sokakları terk etmeyeceklerini de vurguladı.

HDP Bursa İl örgütünün çağrısıyla HDP üyeleri sabah saatlerinden itibaren Arabayatağı pazar alanında toplandı. Bursa İl Başkanı Yüksel Akgün engelleme girişimlerine rağmen açıklamasını gerçekleştirdi. “Kesintisiz eylem”de olacaklarını söyleyen Akgün, Arabayatağı alanından Yıldırım ilçe örgütü önüne geçileceğini açıklayan Akgün, akşam saat 18:00’de İl Örgütü binası önünde eylemlerine devam edeceklerini duyurdu. Bursa İl Başkanı Yüksel Akgün açıklama yapmak istersen polis ‘açıklama yapamazsınız’ uyarısı yaptı. Kitle, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Eşbaşkanlarımıza dokunma”, “Eşbaşkanlarımız onurumuzdur” sloganı attı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken tutuklandı

HDP Genel Merkezi’nden gözaltına alınan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, tutuklandı

HDP Genel Merkezi binasında MYK toplantısı sırasında gözaltına alınan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, Ankara’dan Çewlîg’e (Bingöl) getirildi. Baluken’in savcılıktaki işlemlerin ardından tutuklandı.

Irmak ile Zeydan Hakkari Adliyesi’nde

Hakkari Cumhuriyet Başsavcısının talimatı ile Amed’deki evine baskın yapılarak gözaltına alınan HDP Colemêrg Milletvekili Selma Irmak ile Gever’de gözaltına alınan HDP Colemêrg Milletvekili Abdullah Zeydan Hakkari Adliyesi’ne getirildi. Polis ablukasına alınan adliyeye kimse yaklaştırılmazken, Irmak ve Zeydan’ın ifadelerinin alınmaya başlandığı belirtildi.

KCK’den ‘HDP’ye operasyon’ açıklaması

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ANF’deki habere göre KCK açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“AKP faşist iktidarı eşbaşkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere birçok HDP’li milletvekilini gözaltına almıştır. Bu saldırı, 30 Ekim 2014 Milli Güvenlik Kurulunda Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi’ni bastırma kararının pratikleşmesinin son halkasıdır. 24 Temmuz 2015’te başlatılan topyekun savaş saldırısının yeni bir aşamaya vardırılmasıdır. HDP’lilere yönelik bu gözaltılar, halkın iradesini kırmaya yönelik bir saldırıdır. Bu gözaltılar, aynı zamanda Kürt halkının varlığını tanımama anlamına gelmektedir. Soykırımcı sömürgeciliğin Kürt’ü bitirme politikası ve kararının ilanı bir daha açıkça ortaya konulmuştur.

BU TUTUKLAMA KARARI ÇOK ÖNCEDEN VERİLMİŞTİR
Bu tutuklama kararı çok önceleri verilmiştir. Sadece ortamı ve zamanı beklenmiştir. Faşist şef Tayyip Erdoğan’ın faşist Devlet Bahçeli ile görüştüğü konulardan birisi de bu tutuklamalar olmuştur. Bu görüşmede Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli’den tam destek almıştır. Artık AKP ve MHP tek parti haline gelmiştir. Zaten MHP’nin savunduğu tüm politikalar bugün AKP tarafından uygulanmaktadır.

Bu tutuklamalar, AKP’nin iktidara gelmesinin 14. yıldönümünde yapılmıştır. Böylece AKP’nin gerçek ideolojisi ve politikasının ne olduğu ortaya konulmuştur. AKP Kürtleri ezerek yeni bir hegemonik sistem kurmak istediğini de böylece göstermiştir. Tayyip Erdoğan yeni kurucu lider, AKP de yeni kurucu parti olarak Kürtleri ezerek otoriter hegemonik kurumsal faşist sistemini kurmak istemektedir. AKP’nin Kürtler ve demokrasi güçlerine yönelik bu saldırısı, öngördüğü sistemi kurma önündeki engelleri kaldırma saldırısıdır. Bu açıdan bu saldırılarını arttırarak sürdürecektir. Bu saldırıları durduracak tek yol ise Kürt halkı ile demokrasi güçlerinin ortak mücadelesi olacaktır.

ARTIK SÖZÜN BİTTİĞİ YERDİR
Bu saldırılar bir merkezden yürütülmektedir. Tüm basının bir ağızdan milletvekillerinin gözaltına alınmasını “HDP’ye yönelik terör operasyonu” olarak vermesi bunun sonucudur. Bu gözaltılar sonrası hangi manşetlerin atılacağı da Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı özel savaş yürüten o merkez tarafından belirlenmiştir. Bundan sonraki tüm yayınlar ve açıklamalar bu göz altıları meşrulaştırma yönünde olacaktır. AKP MHP ile kurduğu ittifakla devrimci güçleri ezme politikasını daha da tırmandırarak sürdürecektir. Artık sözün bittiği yerdir. Bu durum karşısında tüm Kürt halkı ve demokrasi güçleri her yerde ayağa kalkarak direnmelidir. Artık direnmemek, teslim olmak ve soykırımcı sömürgeciliğin Kürt’ü bitirme politikasını engelsiz sürdürmesine yol vermek olur.

BAŞUR ROJAVA, ROJHILAT VE TÜM KÜRTLER AYAĞA KALKMALIDIR
Soykırımcı sömürgeciliğin saldırısı sadece Bakurê Kurdîstan halkına yönelik değildir; Başur, Rojava, Rojhilat tüm Kürtlere yönelik bir soykırım saldırısıdır. Bu açıdan Kürdistan’ın her yerindeki ve dünyadaki Kürtler de bu saldırıya karşı ayağa kalkmalıdır. Kürdistan’ın tüm siyasi partileri bu tutuklamaya karşı ortak tutum almalı ve tüm Kürtleri bu saldırıya karşı mücadeleye çağırmalıdır. Özellikle Başurê Kurdîstan’daki tüm siyasi güçler bu saldırıya karşı tutum almalı ve halkı Türk devletine karşı mücadeleye çağırmalıdır. Bu saldırı, Kürtlerin ortak tutum takınması ve mücadele etmesi gereken saldırıdır. Bakure Kurdîstan halkının siyasi iradesine yapılan bu saldırıya sessiz kalan her siyasi güç tarihi olarak töhmet altında kalacaktır.

GÜN DİRENME GÜNÜDÜR
AKP ve MHP Türkiye’nin demokratikleştirilmesine karşı direnmektedir. Türkiye’nin ihtiyacı demokrasidir. AKP ve MHP demokrasiden korktukları için bu saldırıyı yürütmektedirler. Eğer demokrasi güçleri direnirlerse bu saldırılar püskürtülecek, Türkiye demokratikleşip Kürt sorunu çözülecektir. Bu açıdan AKP iktidarına karşı olan ve Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen tüm demokrasi güçlerini ve ilerici insanlığı da bu saldırılara karşı mücadeleye çağırıyoruz.

Kürt halkı Amed başta olmak üzere tüm şehir ve kasabalarda bu saldırılara karşı ayağa kalkmalıdır. Gençler, kadınlar ve tüm Kürt halkı AKP iktidarına Kürt’ün iradesinin kırılamayacağını bir daha göstermelidir. Gün, direnme günüdür. Gün, Kürt’ün varlığını ortadan kaldırmak isteyenlere karşı ayağa kalkma zamanıdır.”

Varto Belediye Eş Başkanı Sabite Ekinci gözaltında

Muş’un Varto Belediyesi Eş Başkanı Sabite Ekinci’nin de aralarında bulunduğu 22 kişi gözaltına alındı.

Varto Emniyet Müdürlüğü ekiplerince akşam saatlerinde belediye ile HDP ve DBP ilçe binalarıyla bazı adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Belediye ve parti binalarında aramalar devam ederken, aralarında belediye eş başkanı Sabite Ekinci’nin de bulunduğu 22 kişi gözaltına alındı.

Soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi. (İHA)

AB Büyükelçilerinden Ankara’da olağanüstü toplantı

Avrupa Birliği (AB) Büyükelçileri Ankara’da olağanüstü toplanıyor.

HDP’ye yönelik terör operasyonunun AB tarafından yakından izlendiği bildirildi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, bugü büyükelçilerin toplanması için çağrıda bulunmuştu.

Büyükelçilerin Avrupa Komisyonu binasında bir araya gelmeleri bekleniyor.

Toplantının ardından büyükelçilerin HDP grubuna ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği henüz bilinmiyor.