Ana Sayfa Blog Sayfa 6140

‘Tüm halkı onuruna sahip çıkmaya çağırıyoruz’

HDK Eşbaşkanı Gülistan Koçyiğit ve Ertuğrul Kürkçü HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerine yönelik darbeye karşı tüm Türkiye halklarını onuruna sahip çıkmaya çağırdı. Koçyiğit, ‘Bu HDP milletvekillerinin kaçırılmasıdır’dedi
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşbaşkanı Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Ertuğrul Kürkçü, Kürt Siyaseti’ne Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile 10 milletvekilinin gözaltına alınmasına karşı halkları mücadeleye çağırdı. Koçyiğit, milletvekillerinin gözaltına alınmasını halkın iradesine yönelik kesintisiz darbenin devamı, en son hali olarak değerlendirdi. Koçyiğit, “Bu darbeyi daha önceki darbelerde olduğu gibi tanımıyoruz. Halkımızla birlikte direneceğiz. Halkımız her yerde gerekli cevabı verecektir” dedi. Koçyiğit, “Bu yoldan dönülmeli ve eşbaşkanlarımızla ve milletvekillerimiz derhal serbest bırakılmalıdır. Bu aklın gideceği yer Hitler faşizmidir, iç savaştır, kardeş kanı dökülmesidir, karanlık günlerdir. Bu operasyonları yapanlara, bu ülkeyi karanlığa sürüklemeye çalışanlara şunu söylüyoruz: Buna izin vermeyeceğiz. Eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi için dün yürüttüğümüz demokratik mücadeleyi bugün de sürdüreceğiz. Hem irademizi savunacağız hem de eşit, özgür, demokratik bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Herkesi bu karanlığa karşı direnmeye’

Bu bir onur mücadelesidir diye konuşan Koçyiğit, “Faşizme karşı ayakta kalma, varlık mücadelesidir. Mevcut yönetim bütün halkaların iradesini, demokratik mevzileri yok etmeye dönük saldırı gerçekleştiriyor. HDP seçmeni olup olmamaktan bağımsız, demokrasiye yönelik yapılan saldırıya karşı tüm halkımız bu darbeye karşı tutum almalıdır. HDP’ye oy veren halkımız da kendi onuruna sahip çıkmalıdır. Bugün bu mücadele Türkiye Cumhuriyeti tüm yurttaşların demokratlık, vatandaşlık görevidir. HDP’ye oy vermekle ilgili bir görev değildir. Türkiye zifiri bir karanlığa itiliyor. Buna karşı mücadele etmek her yurttaşın görevidir. Herkesi bu karanlığa karşı direnmeye, aydınlık için, barış, eşitlik, demokrasi mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

‘HDP milletvekilleri kaçırıldı’

Kürkçü ise ‘Bu gece olanların ceza hukukuyla hatta herhangi bir hukukla izah edilebilir tarafı yok. Bu HDP milletvekillerinin kaçırılmasıdır. Olanların açıklaması budur’ dedi. Kürkçü, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’yi “Nazi tipi” bir diktatörlüğe götürdüğünü belirterek, “Devlet, parlamenter demokrasinin uluslararası standartlarına bağlı kalacak mı kalmayacak mı? Temel soru bu” açıklamasını yaptı.

‘Geleceğimize sahip çıkacağız’

Öte yandan, HDP’li vekil Filiz Kerestecioğlu ise “Bu darbeleri defalarca kez yaşadık. Biz kendi aydınlık geleceğimize de halkla beraber sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ben inanıyorum bizimle yürüyen insanlarda şuan derin bir üzüntü içinde olsalar da bunu düşünüyorlar. Kendi iradelerine yapılan bir darbe olduğunu düşünüyorlar. Herkesin istediği daha huzur içinde yaşamak, düşünce özgürlüğü, yaşam hakkı, insan haklarının hayata geçmesi… Bütün bunlar aslında çok mümkünken malesef bir ikbal için, başkanlık için ve onun etrafında toplananların iradesi için tekçi bir anlayışla ülkeyi yönetmek için bunlar yapılıyor” şeklinde konuştu.

‘Gazetecileri serbest bırakın’

Viyana Merkezli Basın Enstitüsü Derneği (IPI) Yönetim Kurulu Başkanı ve ABD gazetelerinden Miami Herald’ın editörü John Yearwood ile IPI Türkiye’den Emre Kızılkaya, gazetemiz İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç ile görüştü, geçmiş olsun dileklerini iletti. IPI Yönetim Kurulu Başkanı John Yearwood ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’de olanlardan IPI olarak derin rahatsızlık duyduklarını belirterek şöyle dedi: “Hükümetten gözaltında ve hapislerde olan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana hep mağdur olan ve kurban edilen gazeteciler oluyor.

Hükümete iki çağrı

IPI olarak bu durumdan endişeliyiz ve son bulmasını istiyoruz. Bu darbe girişiminin ceremesini haksız yere gazeteciler çekmemeli, onların işi ne görüyorlarsa olduğu gibi herşeyi haberleştirmek. Cumhuriyet de bunu yapıyor. Neyse gerçek onu söylüyordu ve onları tekrar işlerinin başında görmek istiyoruz. Türk hükümetine iki çağrımız var. Birincisi; Gözaltındaki gazetecilerin insanca muamele görmeleridir ve ikincisi de derhal salıverilmeleridir. Şuan avukatlarıyla da görüşemedikleri bir durum var. Bugün de burada Cumhuriyet’e destek için bulunuyoruz. Yalnız değilsiniz.”

Dünya devlerinden mesaj yağdı 

WSJ: Laik gazeteye operasyon

ABD’de yayımlanan Wall Street Journal gazetesi, “Türkiye’nin gelişimine gözaltı” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıda, “Ankara’nın darbe girişimini gazetecileri baskı altında tutmak için bahane olarak kullanıldığı” belirtilirken gazetemize yönelik operasyondan “Ülkenin önde gelen laik gazetelerinden Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun da içinde bulunduğu 13 kişi, pazartesi günü yapılan baskınlarla gözaltına alındı” diye yazdı. Gazete, “Türkiye, eğer Erdoğan bu hukuksuz yolu izlemeye devam edecekse, daha fazla NATO üyesi olarak kalmamalıdır” görüşünü savundu.

Die Zeit: Cumhuriyet hedefi tutmadı

Alman Die Zeit gazetesi “Erdoğan, direnç gösteren tek kale kalan Cumhuriyet’in de sesini kesmek istedi. Ancak bu kez hedefi tutturamadı. Tüm partilerden milletvekilleri, solcular, laikler, Kürtler, sendikalar ve işlerinden edilen gazeteciler, meslektaşlarının arkasında durdu, gazete binasının önüne akın ederek bir ‘Cumhuriyet nöbeti’ başlattı” ifadelerine yer verdi. Gazete tam sayfada da “Susturulmak isteniyorlar” manşeti atıp gazetemizden Hikmet Çetinkaya ve Aydın Engin’in de yer aldığı 29 gazetecinin fotoğraflarıyla birlikte nerede çalıştıkları, neyle suçlandıkları ve yasal durumları aktarıldı.

FAZ: Merkel’e alarm sonrası sorusu

Frankfurter Allgemeine Zeitung, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Cumhuriyet operasyonuna yönelik tepkisini yorumladı: “Federal hükümetin, Cumhuriyet gazetesindeki gözaltı dalgasına yönelik tepkisinin gecikmesi, Erdoğan otokrasisine mülteci krizi yüzünden itibar edilmek zorunda kalındığı için, Türkiye’ye yönelik hafif önlemlerin devreye sokulacağı şüphesini doğuruyor. Başbakan, ‘alarm verici’ diyor. Peki alarmdan sonra ne olacak?”

DIE WELT: Türkiye tehlikeli olur

Almanya’nın Die Welt gazetesi “Erdoğan’a kırmızı çizgiler çekilmeli” başlıklı haberinde “AB sınır çizmezse Erdoğan canının istediğini yapar ve bunun tüm Avrupa için ağır sonuçları olur” diye yazdı. Die Welt, gazetemiz yazar ve yöneticilerinin FETÖ ile işbirliğinden gözaltına alınmasının, Almanya’nın solcu gazetesi TAZ’ın çalışanlarının Neo Nazi örgüt NSU ile işbirliğinden gözaltına alınması kadar saçma olduğunu belirtti. Die Welt “Diktatörlüğün kurulmasının ilk işaretlerinden biri. Demokratik olmayan Türkiye birkaç yüz bin sığınmacıdan çok daha büyük tehlikedir” diye yazdı.

Medya devinden özgürlük uyarısı

Axel Springer Medya Grubu Başkanı Mathias Döpfner, gazetemize yapılan operasyona ve gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Döpfner, “Türkiye’de basın özgürlüğü ayaklar altına alındı” dedi. Döpfner, “Türkiye’deki mevcut durumu büyük bir endişeyle izlediğini, ancak Türkiye’deki gelişmelere dair Avrupa Parlamentosu’nun ardından federal hükümetin de açık ve eleştirel bir açıklama yapılmış olmasından” memnuniyet duyduğunu ifade ederek açıklama için geç kalındığını belirtti.

WDR EDİTÖRLER KURULU: Düşünce özgürlüğü garanti altına alınmalı

Batı Alman Radyo Televizyon Kurumu (WDR) editörleri ve onun temsilcisi olan Editörler Kurulu yaptıkları açıklamayla, Türkiye’nin en saygın ve önemli gazetelerinden birisi olduğunu belirttikleri gazetemizin çalışanlarının gözaltına alınmasını kınayarak, derhal salıverilmesini talep ettiler. Türkiye gibi büyük ve güçlü bir ülkenin, düşünce özgürlüğünün varlığı adına gücünü bağımsızlığından alan bir medyaya ihtiyacı olduğunun belirtildiği açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Türk adaletinden, Türk hükümetinden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan talebimiz, anayasa ile garanti altına alınmış olan basın özgürlüğünün ve gazeteciler için anayasadaki basın özgürlüğünden kaynaklanan tüm hakların, istisnasız tüm gazeteciler için yeniden tesis edilmesi, ayrıca medya ve çalışanlarına yönelik baskıların sona erdirilerek, düşünce özgürlüğünün garanti altına alınmasıdır.”

Ankara, İstanbul ve Antalya’da HDP protestolarına polis müdahalesi

 

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve HDP Ankara milletvekili Sırrı Süreyya Önder ,Diyarbakır milletvekilleri İdris Baluken, Ziya Pir, Nursel Aydoğan, Şırnak milletvekilleri, Leyla Birlik, Ferhat Encü, Selma Irmak, Hakkari milletvekili Abdullah Zeydan ve Mardin Gülser Yıldırım’ın gözaltına alınması İstanbul ve Ankara’da protesto edilmek istendi.

İstanbul’un Esenyurt ilçesinde operasyonu protesto için toplananlara polis müdahale etti. Polis, Esenyurt’ta toplanan gruba plastik mermi ve biber gazıyla müdahale etti.

ANKARA’DA DA MÜDAHALE

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında HDP Eş Genel Başkanları ve HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için aralarında DİSK Başkanı Kani Beko ve KESK Başkanı Lami Özgen’in bulunduğu gruba, polis ekipleri Ankara Yüksel Caddesi’nde müdahale etti. Polis ile grupta bulananlar arasında arbede çıktı. Polis, polis biber gazı ve plastik mermiyle müdahale ettiği gruptan bazılarını gözaltına aldı.

HDP protestosuna polisten biber gazı ve plastik mermili müdahale – VİDEO

ANTALYA’DA TOMA’LI MÜDAHALE: İL BAŞKANI VE 4 KİŞİ GÖZALTINDA

 

ANTALYA’da, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bazı milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek isteyen gruba, polis tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti. Polis, HDP İl Eş Başkanı İhsan Nergiz’in de aralarında bulunduğu 5 kişiyi gözaltına aldı.

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek isteyen bir grup, saat 12.30’da HDP İl Başkanlığı binasından çıkarak Cumhuriyet Meydanı’na yürümek istedi. Polis, yürüyüşün kanunsuz olduğunu belirterek, gruba il binasına dönmesi uyarısında bulundu. İkazlara rağmen yürümek isteyen grubun önü, çevik kuvvet ekiplerince kesildi.

Gruptakilerin yürümekte direnmesi üzerine biber gazıyla müdahale edildi. Ardından hazır bekletilen toplumsal olaylara müdahale aracından (TOMA) eylemcilere tazyikli su sıkıldı. Polis, eylemcilerden, aralarından HDP İl Eş Başkanı İhsan Nergiz’in de bulunduğu biri kadın 5 kişiyi gözaltına aldı. Diğer eylemciler ise müdahaleden sonra HDP İl binasına döndü. Polis, binanın çevresinde yoğun güvenlik önlemi alarak beklemeye başladı.

Antalya’da HDP’lilere polis müdahalesi – VİDEO 

AB: Derin endişe duyuyoruz

HDP eş genel başkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasıyla ilgili AB’den ilk tepki, Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’den geldi.

Mogherini, HDP yöneticileri ve milletvekillerinin gözaltına alınması ile ilgili derin endişe duyduklarını belirterek, Türk yetkililerle bu konuda temasa geçtiklerini, AB büyükelçilerinin Ankara’da toplandığını söyledi. AB yetkilileri, büyükelçilerin toplantısıyla ilgili başka bilgi vermedi.

Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü, Hollandalı parlamenter Kati Piri ise twitter hesabından yaptığı açıklamada “Türkiye için çok kötü bir haber. Yeniden. HDP milletvekilleri gözaltında” mesajını paylaştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/BK/HS

 

Alman Adalet Bakanı’ndan NSU özürü

Dortmund’da yayımlanan Ruhr Nachrichten gazetesine konuşan Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, ortada devlete ait ‘büyük bir fiyasko’ olduğunu belirterek, çok fazla hatalar yapıldığını ve bu hataların telafisinin bulunmadığını söyledi.

Maas, “Aşırı sağcı NSU örgütünün on yılı aşkın bir süre boyunca cinayetlere devam ederek ülke içinde dolaşabilmesi ve bizim bunu durdurup vatandaşları daha iyi koruma görevini yerine getirememiş olmamız büyük bir devlet fiyaskosudur” diye konuştu.

Faillerin neden olduğu acının telafi edilemeyeceğini ve kurban yakınlarının öfke ve hayal kırıklığını çok iyi anlayabildiğini belirten Maas, “Bunun bir daha yaşanmasına asla izin verilemez. Bunun için elimizden gelen herşeyi yapmalıyız” dedi.

Almanya’da 2001-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldürmek, 2001 ve 2004 yıllarında Köln’de iki bombalı saldırı düzenlemek ve yeraltında yaşamaya başladıkları 1998’den itibaren 15 silahlı soygun gerçekleştirmekle suçlanan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü, eldeki mevcut bulgulara göre Uwe Böhnhardt, Uwe Mundlos ve Beate Zschäpe’den oluşuyordu.

Hücrenin iki üyesi Böhnhardt ile Mundlos’un cesetleri, 4 Kasım 2011’de bir banka soygununun ardından yanmış bir karavanda bulunmuş, böylece örgüt ortaya çıkarılmıştı. İkiliyle aynı evde yaşayan Beate Zschäpe’nin yargılanmasına Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam ediliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AFP/BK/HS

 

Alman emniyetinden terör uyarısı

Federal Alman Emniyet Müdürlüğü, IŞİD’in son zamanlarda aldığı askeri yenilgilerin Batı ülkelerindeki terör saldırısı tehlikesini artırdığı uyarısında bulundu. Neue Osnabrücker Zeitung gazetesinin emniyetten aldığı bilgilere dayandırdığı haberinde, “IŞİD’in Batı ülkelerinde ‘medyatik’ saldırılar düzenleyerek itibar kazanmaya çalışabileceği ve IŞİD militanlarının Avrupa’ya dönmekte oldukları” belirtildi.

Federal Emniyet Müdürlüğü’nün verilerine göre, terör milisini desteklemek üzere Suriye ve Irak’a giden 870 radikal İslamcının üçte bir kadarı Almanya’ya döndü. Dönenlerden bazıları hakkında tahkikat başlatılırken Anayasayı Koruma Teşkilatı da tehlikeli olarak sınıflandırılan militanları izlemeye aldı.

IŞİD cazibesini kaybediyor

Federal Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasında Almanya’dan ayrılan İslamcı sayısındaki düşüşe sınır kontrollerinin arttırılmasının ve yenilgiye uğrayarak toprak kaybeden IŞİD’in cazibesini kaybetmesinin neden olduğu belirtildi.

Berlin’de dün IŞİD bağlantılı olduğu tahmin edilen bir terör zanlısı gözaltına alınmıştı. Emniyet çevrelerinden yapılan açıklamada zanlının yakında terör eylemi yapmayı planladığı belirtildi.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/KNA/AG/HS

 

AB’den HDP’ye operasyon açıklaması: Endişe verici

Twitter hesabından paylaşımda bulunan Carl Bildt, “Birçokları, HDP liderlerinin gözaltına alınmasının, Kürt sorununda daha da bozulmalara yol açacağı endişesini taşıyor” uyarısında bulundu.
 

 ‘Mekanlarımız JINHA’nındır’

KHK ile 29 Ekim’de kapatılan Jin Haber Ajansı  (JINHA) için kadın örgütlerinin dayanışma çağrısıyla oluşturduğu JINHA Haber Noktası Nöbeti Kampanyası dün başlatıldı. Kadıköy’de bulunan Yeryüzü  Kadınları tarafından açılan Yeryüzü Kafe’de başlatılan kampanya kapsamında kapatılan JINHA’nın çalışanları, sabah erken saatte kafeye geldi. Haber noktası için ayrılan masanın üzerine mor bez serilerek JINHA Haber Noktası oluşturuldu. Nöbetin başlangıcında gerçekleştirilen açıklamada konuşan Yeryüzü Kafe’den Burçak Görel, “Şimdiye kadar sesini bizimle birleştiren JINHA’ya diyoruz ki bir mekanınız yoksa bütün kadınların mekanı sizindir” dedi. JINHA editörü Mekiye Görenç ise dayanışmanın devam etmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Biz kendimizi kadın mücadelesinden bağımsız ele almıyoruz. Kalemimizle kameralarımızla fotoğraf makinelerimizle erkek egemen zihniyete karşı mücadelemizi verdik. Bugünkü dayanışmayı da çok önemsiyoruz” sözlerini ifade etti.

İSTANBUL

 

Kılıçdaroğlu’ndan ‘sivrisinek’ ayıbı

HDP Eşbaşkanları ve vekillerin gözaltına alınması konusunda açıklama yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yine ‘Yenikapı Ruhu’ndan ayrılmadı ve HDP’li vekillere hakaret ederek hükümete ‘Kandil’ aklı verdi.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında, “Seçimle gelenlerin gidiş yolu ancak seçimle olmalıdır. Seçimle gelenleri ben yakalayacağım, hapse atacağım, öldüreceğim, mafya yöntemleriyle susturacağım onları derseniz o ülkeye barışı asla getiremezsiniz. Efendim terörle mücadele ediyoruz… Elbette ki her ülke terörle mücadele etmek durumundadır. Elbette ki terör bir insanlık suçudur. Elbette ki teröre hep birlikte siyasi görüşümüz ne olursa olsun, dur demek zorundayız. Terörle mücadelenin akılla ve mantıkla yapılması lazım. Nasıl devleti bilgiyle erdemle yönetecekseniz, sağduyu ile yönetecekseniz terörle mücadeleyi de aynı şekilde yapmak zorundasınız. Bataklık kurumuyorsa sivri sinekleri yok ederek terörü önleyemezsiniz. Açık ve net söylüyorum. Musul’a Rakka’ya gideceğiz diyorlar. İyi gidin, bir sorun sormak istiyorum. Burnunuzun dibinde kandil var, neden bir şey yapmıyorsunuz?” dedi.

Demirtaş: Beni halkım sorgulayabilir

Savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Demirtaş, savcılığın hiç bir sorusuna yanıt vermezken, en sonunda beyanında “Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım ve seçmenlerim siyaseten sorgulayabilir” ifadelerine yer verdi.

AKP hükümetinin eliyle Kürt siyasetine yönelik gerçekleştirilen darbe ile gözaltına alınan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, çıkarıldığı savcılıkta ifade vermedi. Savcılık tarafından sorulan hiç bir soruya cevap vermeyen Demirtaş, en sonda kısa bir beyanda bulundu.

Demirtaş’ın savcılıkta verdiği beyan şu şekilde:

“Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. Şu anda da yasamanın, parlamentonun dokunulmazlığa sahip üyesiyim. Milletvekili sıfatı ile karşınızdayım. Benim temsil ettiğim bu kimliğe ve halkın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün değildir. Ben adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yoktur.

Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altındayken düğmesiz olan cübbelerini iliklemeye çalışan böylesi bir yargılamasının öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceğim. Sizin şahsınıza ve kişiliğinize yönelik hiçbir tereddütüm ve saygısızlığım yoktur. Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosuna figüran olmayı kabul etmiyorum.

Soracağınız hiçbir soruya cevap vermeyeceğim. Yapacağınız hiçbir yargılama faaliyetinin adil olacağına inancım yoktur. Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır. Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları yine siyasetçilerdir, yargı mensupları değildir. Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduğu aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaşmalara bağlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunların ve tezgahların parçası olmayı reddetmelisiniz. Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur.

Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım ve seçmenlerim siyaseten sorgulayabilir.”