Ana Sayfa Blog Sayfa 6149

Bir yoksul hastalığı olarak verem

Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan tüberküloz, 21’inci yüzyılda da can almaya devam ediyor. Dünya çapında bir mücadele yürütülüyor belki ama yine de özellikle yoksul bölgelerde ‘dirençli tüberküloz’ hükmünü sürdürüyor

İnsanlığın en eski belalarından olan tüberküloz hastalığıyla mücadele sürüyor ama yine de her gün binlerce kişi can vermeye devam ediyor. 26-29 Ekim tarihleri arasında İngiltere’nin Liverpool şehrinde 47’ncisi düzenlenen Uluslarası Solunum Yolu Hastalıkları Konferansı’nda özellikle tüberküloz hastalığıyla mücadele konusu öne çıktı. 2015 yılında günde 5 bine yakın kişinin (yılda 1.4 milyon) yaşamını yitirmesine yol açan hastalığın en dikkat çeken türü ise antibiyotiklere karşı dirençli olan ve ‘Çok İlaca Dirençli Tüberküloz (Multi-drug-resistant tuberculosis, MDR-TB)’e karşı alınacak önlemler de tartışıldı.

Milyonlarca hasta

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2015 yılında 10.4 milyon insan tüberküloza yakalanırken, 2014 ile 2015 yılları arasında hastalığa yakalanma oranı yüzde 1.5 geriledi. Ancak uzmanlar bu oranın yıllık yüzde 4 ile 5 arasında olmasının hedeflenmesini istiyor. WHO Tüberkülozla Mücadele Programı Yöneticisi Mario Raviglione’ye göre, 2035 yılında tüberküloz hastalığının tümüyle bitirilebilmesi için yıllık yüzde 5 bir azalmaya ihtiyaç var. Konferansta açıklanan verilere göre 2015 yılında MDR-TB türünden ötürü tedavi edilmesi gereken 580 bin kişiden sadece 120 bini tedaviye başlayabildi. Buna neden olarak ise birçok yoksul ülkedeki yetersiz sağlık hizmetleri gösteriliyor.

Dirençli tüberküloz nedir?

Tüberküloz hastaları eğer eksik ve yanlış ilaçlarlarla, düzensiz ve/veya yetersiz süre tedavi görürlerse tüberküloz mikropları ilaçlara direnç kazanır. Artık ilaçlar mikropları öldüremez hale gelir. Bu durum hastanın ilaç almasına rağmen bir türlü iyileşmemesi, mikrop çıkarmaya devam etmesine neden olur ve ancak laboratuvar testi ile anlaşılabilir. İlaca dirençli tüberküloz hastaları da tedavi edilebilir ve tamamen iyileşebilirler. Fakat bu tedavi çok daha uzun süreli, pahalıdır. Kullanılan ilaçların yan etkileri diğer ilaçlardan daha fazladır. Hastaların bazılarında ameliyat gerekmektedir.

HABER MERKEZİ

‘Savunma’ Roma Parkı’nı kurtardı!

İş makineleri, dün sabah bir kez daha İstanbul Cihangir’deki Roma Parkı’na girdi. Ancak İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin parkın SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınmasına kadar uzanabilecek kararı Beyoğlu Kent Savunması tarafından belediyeye ulaştırılınca kazı durdu.

Dün sabah iş makineleri çevik kuvvet eşliğinde parka girdi ve yıkıma başladı. Bunun üzerine parka gelen Beyoğlu Kent Savunması üyeleri kazının izinsiz olduğunu söyleyerek itiraz etti. Kent Savunması alanın arkeologlar olmadan kazılamayacağını bu yönde geçen cuma günü İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin bir karar aldığını belirtti. Ancak belediye ekipleri, kendilerine böyle bir karar ulaşmadığı yanıtını verdi. Bu yanıtın ardından Kent Savunması, Arkeoloji Müzesi ile bağlantıya geçerek kararın belediyeye ulaştırılmasını sağladı. Kararın ulaştırılması ile birlikte iş makineleri, parktan ayrılırken parkın arkeolojik SİT alanı ilan edilebileceği bildiriliyor. Geçen hafta başlayan inşaat çalışmaları, Cihangirlilerin protestosu ve temel kazma sırasında arkeolojik buluntular çıkması üzerine durdurulmuştu. İSTANBUL

Nafile konferanslara devam

Geçtiğimiz yıl Paris’te düzenlenen ve nisan ayında imzalanan İklim Antlaşması’nın kabul edildiği COP21 adlı İklim Konferansı’ndan sonra şimdi de Fas’ta COP22 adıyla buluşulacak. COP21’de kabul edilen ve nisan ayında imzalanan Paris Anlaşması’nda öngörülen iklim çalışmalarının ana hatlarının kesinleştirileceği COP22’de özellikle şeffaflık, uyum, teknoloji transferi ve kapasitelerin arttırılması gibi konular ele alınacak. Fas hükümeti adına COP22’ye başkanlık edecek olan Salahaddin Mezuar, bu yılki konferansın iklimsel değişikliklerden en çok etkilenen veya yoksul ülkeler için önemli olduğunu söyledi. Mezuar, özellikle Afrika ile okyanuslardaki ada ülkelerinin ‘seslerini daha iyi duyurabileceğini’ dile getirdi.

COP22 Bilimsel Komitesi Başkanı Nizar Baraka ise bu yılki konferansta BM üyesi ülkelerin atmosfere zarar vermemeye teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti. Baraka, karbondioksit salınımının azaltılması için daha fazla sürdürülebilir kalkınmaya ve yenilenebilir enerjilere dayanan yeşil ekonomiye geçişin cesaretlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. RABAT

Dakota yerlileri: Komün ve direniş

ABD’nin Kuzey ve Güney Dakota bölgesinden geçen ve geçtiği bölgedeki su kaynaklarına zarar verecek olan petrol boru hattına karşı Dakota yerlileri, direnmeye devam ediyor. Direniş sırasında kurdukları Kutsal Stone Kampı’nı (Sacred Stone Camp) boşaltmak isteyen Morton County Polisi, gün içinde yaptığı açıklamada yaşam savunucularının kampı terk etmemeleri halinde gözaltına alınacağını duyurmuştu. Yaşam savunucuları, polis saldırısına kurdukları barikatlarla direnen Dakotalılara, polis ses bombaları atıp 24 Ekim’de de 140 kişiyi gözaltına almıştı. Illinois, Kuzey Dakota ve Güney Dakota’dan geçen “Dakota Access” adlı 3.8 milyar dolarlık boru hattı projesinin yapımı, bölgedeki kutsal mezarlara zarar vereceği ve Missouri Nehri’nden sağlanan içme suyunu kirletebileceği gerekçesiyle protesto ediliyor. ABD’de bulunan fotoğrafçı Hikmet Sir’in eylül ayında çektiği fotoğraflar, aşevi, komün hayatıyla kolektif bir direniş sergilendiğini belgeliyor. HABER MERKEZİ

Antarktika’da büyük koruma

 

Antarktika’da yeryüzünün en büyük deniz rezervinin oluşturulmasında uzlaşıldı. Antarktika Fauna ve Deniz Florası’nı Koruma Komisyonu’na üye 24 ülke ile Avrupa Birliği (AB), Okyanusya ile Güney Amerika arasında yer alan Ross Denizi’nde 1,5 milyon kilometrekarelik alanın korumaya alınması kararı aldı. Böylelikle dünyanın koruma altındaki en büyük rezerv alanı oluşturulmuş oldu. Ross Denizi, Pasifik Okyanusu’nda Antarktika’nın batısında yer alıyor. Britanyalı kaşif James Clark Ross tarafından 1841’de keşfedilen Ross Denizi, dünya üzerinde insan kaynaklı zararlardan etkilenmemiş nadide alanlardan. Oldukça zengin bir biyoçeşitliliğe sahip Ross Denizi’nde rezerv alanı ilan edilmesi ‘büyük bir başarı’ olarak değerlendiriyor. Rezerv alanının ilanına ilişkin yıllardır süren müzakerelerde Rusya ve Çin’in itirazları olduğu biliniyordu.

LONDRA

 

Kültürümüzü yaşatacağız

4 yıldır kültürel faaliyet yürüten Sema Kültür Merkezi’nde yeni dönem atölye çalışmaları başladı. Kültür merkezinde sanat derslerinin yanı sıra Kürt dili dersleri de veriliyor. Merkezde çalışan Kürt Dili Öğretmeni Avşin Evdilbari, baskılara rağmen Kürt kültürünü yaşatmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi

girî (Ağrı) Belediyesi bünyesinde hizmet veren  Sema Kültür Merkezi’nde (Navenda Çandê Ya Semayê) yeni dönem atölye çalışmaları başladı. Yaklaşık bir yıldır kültür sanat alanında ücretsiz hizmet veren Sema Kültür Merkezi tiyatro, halay, ney, keman, erbane, resim, gitar, fotoğrafçılık, sinema ve Kürt dili gibi birçok alanda eğitim veriyor. Sema Kültür Merkezi Çalışanı, Kürt Dili Öğretmeni Avşin Evdilbari, bütün baskılara rağmen Kürt kültürüne yönelik soykırımı engellemek ve Kürt kültürünü yaşatmak için açacakları atölyelerle hizmet vereceklerini söyledi.

Dilimizi yaşatacağız

Kürt kültürüne yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının özellikle son süreçte arttığına dikkat çeken Evdilbari, “Kürt kültürünü yaşatmak için yıllardır verilen bir mücadele var. Baskıdan kültür ve sanat alanı da nasibini aldı. Kürt dili ve kültürü için mücadele vereceğiz” dedi.

21 sınıf açtık

Bu yıl dördüncü dönem eğitim çalışmalarına başladıklarını söyleyen Evdilbari, açılacak atölyelerde eğitim almak için 350 kişinin kayıt yaptırdığını belirterek, “Başvurular sonucu 21 sınıf açtık. Bu sınıflarda tiyatro, halay, ney, keman, erbane, resim, gitar, fotoğrafçılık, sinema, Kürt dili gibi birçok alanda ders verilecek. İlerleyen süreçte Arapça ve İngilizce dil kursları açacağız” dedi.

Eğitmenler gönüllü çalışıyor

Bir yılı aşkın süredir Sema Kültür Merkezi’nde çalışmalarda yer aldığını belirten Evdilbari, bu süre zarfında bin 100 öğrenciye eğitim verdiklerini ifade ederek, şöyle devam etti: Gelişim gösteren öğrencilerimiz şu anda bünyemizde ders veriyor. Alt yapımızı da bu şekilde oluşturuyoruz. Birçok eğitmenimiz Kürt kültürünü yaşatabilmek için gönüllü çalışıyor. El ele verirsek dilimiz ve kültürümüz asimile olmayacak. AGIRÎ

‘Rojava’da Devrim’ İngilizce’de

Tatort Kurdistan Kampanyası aktivistlerinden Anja Flach, Ercan Ayboğa ve Tarihçi Michael Knapp’ın birlikte Almanca olarak kaleme aldıkları Rojava’da Devrim: Suriye Kürdistan’ında Demokratik Özerklik ve Kadınların Özgürleşmesi (Revolution in Rojava:Democratic Autonomy and Women’s Liberation in Syrian Kurdistan) kitabı İngilizce dilinde yayınlandı. Üç yazar, 2014’ün Mayıs ayından itibaren Rojava’nın Cizîrê Kantonu’nda yaptıkları dört haftalık araştırma sonrası, hazırladıkları kitap kapsamlı bir inceleme olarak okurlara sunuluyor. Dört haftalık süre içerisinde Cizîrê’de değişik halklardan birçok temsilci, siyasi örgüt, parti, akademi, YPG/YPJ temsilcisi ve aktivistle yüzlerce görüşme gerçekleştiren yazarlar, bu görüşmeleri hummalı bir derleme sonucunda, farklı alanlardaki araştırmalarla bütünleştirerek 352 sayfadan oluşan kitap hazırladılar. İngiltere’den Pluto Press Yayınevi tarafından İngilizce basımının yapıldığı kitabın önsözü Antropolog Prof. Dr. David Graeber’e, sonsözü ise PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah’a ait. Kitabın İngilizce çevirisi de, ABD’li yazar ve editör Janet Biehl tarafından yapıldı.

Pluto Press Yayınevi, kitabı “Suriye Kürdistan’ında devam eden toplumsal dönüşümle ilgili ilk ayrıntılı çalışma” olarak tanımlıyor. Kitap, bu hafta boyunca İngiltere’de kitabın yazarlarından Ercan Ayboğa ve çevirmen Janet Biehl’in de katılacağı panellerle tanıtılacak. Tatort Kurdistan Kampanyası, geçmiş yıllarda “Kuzey Kürdistan’da Demokratik Özerklik Deneyimi” adlı kitabı yayınlamıştı. AMSTERDAM / ANF

Komünde şarkılar yeni ruhla söyleniyor

Rojava’nın Cizîrê Kantonu’ndaki Dêrik kentinde Dêrik Sor Mahallesi sakinleri, kendi inisiyatifleriyle yöresel şarkıları derleyip seslendirecek olan bir sanat grubu oluşturdu.

Köy ve mahallelerde inşa edilen komünler eğitim, sağlık, yönetim, savunma ve benzeri çalışmaların yanı sıra toplumsal kültürü geliştirme ve koruma alanında da çalışmalar yürütüyor. Dêrik’te bulunan Sor Mahallesi komünü de, kültürel değerleri yaşatmak adına sanat çalışmaları yürütüyor. Bu çerçevede Sor Mahallesi komünü, yöresel şarkıları derleyip seslendiren  bir sanat grubu oluşturdu. Komün, bundan 4 ay önce yöresel şarkı ve deyişleri derleyip seslendirecek bir müzik grubu oluşturma kararı almıştı ve komün üyelerinden oluşan 6 kişi tarafından bu grup kuruldu. Grup üyeleri bu çalışmayla geleneksel Kürt kültürünü ve folklorunu yaşatmayı amaçlıyor. Çalışmalarını organize etmek, şarkı seçimlerini ve prova yapmak için her hafta toplantı düzenleyen grup üyeleri, düzenledikleri gecelerde Kürt yöresel kıyafetleriyle şarkılarını seslendiriyor. Grup aynı zamanda şarkıların ve deyişlerin hikayesi üzerine eğitim görüyor. Grup üyeleri, her hafta cuma gecesi komün merkezinde yöresel şarkılarını seslendiriyor.

Kawa Hemo-Derik / Anha

Murakami’ye ‘Çirkin Ördek Madalyası’

Japonya’nın 20. yüzyıldaki tanınan yazarlarından Haruki Murakami, Hans Christian Andersen Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Ödül, Murakami’ye Danimarka’nın Odense kentinde düzenlenen törende verildi. Uluslararası Çocuklar ve Gençler için Kitaplar Kurulu tarafından dağıtılan ödül çocuk kitabı yazarları ve çizerlerine veriliyor. Jüri, Murakami’ye ödülü verme gerekçesi olarak “Klasik anlatım sanatı, yaygın kültürü, Japon gelenekleri, düşsel gerçeklik ve felsefi tartışmaları cesurca bir arada kullanma yeteneği” diye ifade etti. Ödülü daha önce kazananlar arasında dünya çapında satış rekorları kıran “Harry Potter” serisinin yazarı Joanne Rowling de bulunuyor. Kazanan yazara para ödülünün yanı sıra “Çirkin Ördek Madalyası” takdim ediliyor. AMED

Fiskayalı çocuklar kütüphanelerini geri istiyor

Amed’in Yenişehir ilçesine bağlı Fiskaya semtinde yaşayanlar, kullanılamaz hale gelen Şehit İsmail Mızrak Kütüphanesi’nin tahribatının giderilip yeniden faaliyete geçmesini istiyor. Amed Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile halk tarafından çocuklar için açılan Şehit İsmail Mızrak Kütüphanesi, Sûr ‘ilçesinde sokağa çıkma’ yasağı olduğu dönemlerde tahrip edildiği için kapatılmıştı. Halk, kütüphane görevlisinin yerinde olmamasından dolayı kullanılamaz hale geldiğini belirtti. Halk, kütüphanedeki tahribatın giderilmesini istiyor. AMED