Ana Sayfa Blog Sayfa 6149

Halep’te yeni bir ateşkes denemesi

 

Rusya Genelkurmay Başkanlığı, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in emri doğrultusunda, Suriye’nin Halep kentinde sivillerin kenti terk edebilmeleri için 4 Kasım’da 09.00-19.00 saatleri arasında “insani mola” uygulanacağını açıkladı. Halep’te 20 Ekim’de de ateşkes ilan edilmişti. Üç günlük ateşkeste Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in El Nusra’nın Halep’i boşaltması için kendisine “rica”da bulunduğunu, kendisinin de “gerekli talimatı verdik” dediğini aktarmıştı.

Üç gün uzatılan ateşkes sonrası kentteki tüm gruplar, ablukayı kırmak için eş zamanlı olarak saldırıya geçmişti.

MOSKOVA

 

 

Mülteciler zorda BM suskun

Musul’dan Rojava-Kuzey Suriye’nin Hesekê kentine göç eden mülteciler, zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Rojava Yönetimi ve Heyva Sor a Kurd’un (Kürt Kızılayı) kısıtlı imkanlarla sunduğu hizmetler ise mülteci sayısının fazla olmasından dolayı yetersiz kalıyor.

Recim Selîbî Sınır Kapısı’ndan Rojava’ya geçen binlerce Iraklı göçmen, çadırları olmadığı için kazdıkları hendeklerin üstünü çadır parçalarıyla örterek, kum fırtınasınlarından korunmaya çalışıyor.

Kürt Kızılayı çalışanları, özellikle akşam saatlerinde havanın daha da soğuduğunu, bu yüzden en çok çocukların zorlandığını belirterek, “Akşamları çocukların durumu daha da ağırlaşıyor. Aileler, çocuklarını bize getirdiğinde ancak ağrı kesici verip, iğne yapabiliyoruz” ifadelerinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) ise mültecilere destek için verdiği yardım sözünü hala yerine getirmiş değil.

HESEKÊ / ANHA

 

 

Sapanca’da can pazarı…

Sakarya’nın Sapanca ilçesinde çekilen can çekişen köpek görüntüleri, sosyal medyada gündem oldu. Sapanca Belediyesi zabıtaları tarafından zehirlendiği iddia edilen köpeklerin öldüğü söyleniyor. Twitter’da #SapancadaKatliamVar hashtagı TT oldu. Çok sayıda Twetter kullanıcısı, yaşananlara tepki gösterdi. Zehirin etkisiyle can çekişen köpekler, duyarlı yurttaşların olay yerine çağırdığı veteriner hekimin ilk müdahalesinden sonra kliniğe kaldırıldı. Köpeklere zamanında müdahale edilmesini sağlayan duyarlı yurtdaşların çektiği bir videoda yer alan görüntülerde, bazı yurtdaşların benzer olayların sıklıkla yaşandığı söylemleri duyuluyor. Öte yandan Sapanca Belediyesi Zabıta Müdürü Aydın Yıldız, sosyal medyada yer alan, sokak köpeklerinin zehirlenmesi olayı ile hiçbir ilgilerinin olmadığını öne sürdü.

SAKARYA

 

 

 

Tükenmez Dergisi yazarları yargılandı

Tükenmez dergisi yazarlarından M. Ali Çelebi, Mustafa Sütlaş ve İsmail Ağan 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı

İsmail Ağan, savunmasına Paris Komünü ve Rojava arasındaki benzerlikleri teorik olarak ele aldığını belirterek ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini istedi. Mustafa Sütlaş da, 27 yıl hekimlik yaptığını, bir aktivist olarak Kaymakamlık izniyle sağlık çalışmaları için Kobane’ye gittiğini, dava konusu yazıda gördüklerini yazdığını kaydetti.

Gazeteciliği savundu

M. Ali Çelebi de sözlü ve yazılı savunma yaptı. Çelebi sözlü savunmasında “Demokrasilerin ve demokratik anayasaların ana sütunlarından biri basın özgürlüğüdür. Gazeteci veya yazar sadece görünene ve su yüzeyine bakmaz, fotoğraflamaz, suyun derinliklerine de bakar” dedi. Dava konusu edilen yazısının, IŞİD ve Baas diktatörlüğünün, Kürt, Arap, Ermeni, Türkmen, Asuri ve Süryanilere yönelik dehşet saçan politikalarına dair olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

‘Suriye’de olanları konu edinmiştir’

Çelebi yazılı savunmasında da şunları kaydetti: “Dava konusu edilen yazı Suriye’de dehşet saçan IŞİD’in işgali altındaki Gire Spî’de olanlara dairdir. Gire Spî’deki savaştan yola çıkarak Suriye’de olanların fotoğrafı çekilmeye çalışılmıştır. Gire Spî kenti IŞİD işgali altındaydı. Burkan El Fırat güçleri 15-16 Haziran 2015’te IŞİD’i kentten çıkarmıştı. Yazıda kentteki çatışmaları analiz ediyordu.

Basın özgürlüğü vurgusu

Söz konusu analiz basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü çerçevesinde yazılmıştır. Basın ve yazarın görevlerinin, eşitliği referans alıp etnik, din, mezhep, cinsiyet vb hiçbir ayrımı yapmadan olguları, gelişmeleri irdelerken soru sormak, eleştirmek, tahlil etmek, tespitlerde bulunmak, doneleri süzgeçten geçirerek kontrol etmek; sadece görüneni değil görünmeyeni de açığa çıkarmaya çalışmak; söyleyene ve söylenene bakarken ardındaki hakikatleri kamuya aktarmak olduğu evrensel ilkelerdir. Basın, habercilik faaliyeti söylenenler ile pratikler arasındaki ayrımları ortaya koyarak, çelişkileri, yanlışları ve doğruları açığa çıkarır.

Habercilik ve haber-yorumu besleyen araştırma, durum tespiti, eleştiri ve analitik tahlil; toplumsal iletişim hakkının realize edilmesinin temel parametreleridir. Perde gerisine ayna tutmak gazeteciliğin olmazsa olmazlarındandır. Toplumsal ilerleme ve toplumsal barış damarlarının kök salması, ancak önyargılardan arınmış habercilikle, dezenformasyona karşı sosyolojik ve tarihsel hakikatlerin gün ışığına çıkarılmasıyla, kamuya doğru yansıtılmasıyla, objektif bilginin karartılmadan okuyuculara ulaştırılması çabasıyla mümkündür.

‘Haberciliğin inkarıdır’

Olay, gelişme ve olgusal süreçleri verirken misenformasyona başvurulması, yani yanlış sunum, yanlış bilgilendirme, hakikatin tümünü vermek yerine bir kısmı gizleyerek yanlış algı inşa etmeye çalışmak gazeteciliğin temel ilkelerine, iletişim hakkına aykırıdır. Gazeteciden, yazardan, editoryal titizlik yerine, evrensel ilkeler yerine, objektif tutum yerine dezenformasyon ve misenformasyon beklemek gazeteciliğin reddi, haberciliğin inkarı olur.

Tv, gazete, dergiler gibi en yaygın iletişim araçlarında olayların, fikirlerin, düşüncelerin doğru yansıtılması hayatidir. Objektif basın faaliyetlerinin geliştirilmesiyle yanlış bilgi ve sahteliklerin önüne geçilir. Aksi halde gerçeklerin çarpıtılması, yalan-yanlış şeylere bulandırılması, kamuoyundan gizlenmesi uzun vadede toplumsal dokuda tamiri güç hasarlar bırakır. Objektif, perdelerin ardına itilmeyen, hasır altına atılmayan, sansürsüz habercilik aynı zamanda demokrasi arkeolojisinin aydınlatıcısıdır.”

Yazarlar beraatlerini isterken Mahkeme Heyeti duruşmayı 9 Şubat 2017’ye erteledi. Heyet duruşmaya gelmeyen Tükenmez sorumlu yazıişleri müdürü Osman Zorba’nın da zorla getirilmesini kararlaştırdı.

RSF: Baskı giderek artıyor!

Üç yıl aradan sonra ‘Basın Özgürlüğünün Düşmanları’ listesini yayımlayan RSF, listede Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da yer verdi. Türkiye’de basına dönük baskıların arttığına değinen RSF Almanya Temsilcisi Christian Mihr, Türkiye’deki basına yönelik saldırılar üzerine böyle bir karar aldıklarını açıkladı

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) “Basın Özgürlüğünün Düşmanları” listesinde bu yıl Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da yer aldı. Erdoğan ile birlikte listede IŞİD de yer alıyor. RSF Almanya Temsilcisi Christian Mihr yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın, medya kuruluşlarının kapatılması ve gazetecilerin gözaltına alınmasından sorumlu olduğu için bu listeye dahil edildiğini söyledi. Örgütün verilerine göre, Türkiye’de şu an en az 130 gazeteci cezaevindeyken, 140 medya kuruluşu ise kapatıldı. “Geçen yıl haziran ayında yapılan ve sonuçları Erdoğan’ın istediği gibi olmayan seçimlerin bu uygulamada bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz” diyen Mihr, o dönemden beri “baskının arttığını” gözlemlediklerini kaydetti.

Amaç dikkat çekmek

Mihr, darbe girişiminin ardından bağımsız ve eleştirel medyaya yönelik baskının belirgin bir şekilde çoğaldığını da dile getirirken, bu liste hazırlanırken yaşanan gelişmelerin dikkate alındığını aktardı. Mihr, Erdoğan’ın medyaya baskı uygulamak için “kapatma ve gazetecileri gözaltına alma” yöntemlerini uyguladığına dikkati çekti. Listede Erdoğan ile birlikte toplam 35 devlet ve hükümet başkanı, siyasi grup ve organize suç çetesi yer alıyor. Mihr, liste ile “basın özgürlüğü alanındaki ihlâllerden sorumlu olan kişilere dikkat çekmek istediklerini” söyledi.

Mücadele edenlere destek

Mihr, bu liste belirlenirken bu ülkelerde çok sayıda gazetecinin öldürülmesi, gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalması, yasal düzenlemeler ile basının kısıtlanması, gazetecilerin gözaltına alınması gibi kriterleri göz önünde bulundurduklarını belirtti. Mihr, yaptıkları çalışmayla bu listede adı geçen devlet ve hükümet başkanları üzerinde belirli bir “baskı” yaratmak istediklerini ve onları “kızdırmayı” hedeflediklerini söyledi. Mihr, bu şekilde bu ülkelerde basın özgürlüğü için mücadele edenlere destek olmayı amaçladıklarını söyledi. RSF’nin listesi son olarak 2013 yılında güncellenmişti. Liste 2 Kasım’da Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasının Önlenmesi Günü’nde açıklandı. BM’ye gazetecilere yönelik suçların engellenmesi için bir temsilci görevlendirmesini talep eden örgüt, bu çerçevede kampanya başlattı.

BERLİN

 

 

 

‘Saldırılar boşa çıkarılacak’

Amed merkezli HDP ve DBP’li kürt siyasetçilerine dönük gözaltı ve tutuklamalar sürüyor. HDP Colemêrg Milletvekili Selma Irmak, ‘Siyasal alanımız yok edilmek isteniyor, operasyonların amacı budur, ama Mardin, halkı bu soykırım saldırılarını boşa çıkartacaktır’ dedi

Mêrdîn’de (Mardin) önceki gün  Demokratik Bölgeler Partisi, (DBP) üyelerine yapılan eş zamanlı ev baskınlarında onlarca siyasetçi gözaltına alındı. Siyasetçilerin gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Colemêrg (Hakkari) Milletvekili Selma Irmak, yapılan gözaltıların amacının kürtleri siyaset dışına itmek olduğunu söyledi.

‘Sonuç alamayacaklar’

Savaşın derinleşmesi ile birlikte gözaltı ve tutuklamaların arttığına dikkat çeken Irmak, her zaman siyasi mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. AKP’nin anayasa el vermediği için partilerini kapatamadığını söyleyen Irmak, ancak topyekün saldırı, gözaltı ve tutuklamalar ile partilerinin fiilen kapatılmak istendiğine dikkat çekti.

Siyasal alan yok ediliyor

Mêrdîn il merkezi ve tüm ilçelerde DBP’ye yönelik gelişen siyasi soykırım operasyonlarına tepki gösteren Irmak, “Bu operasyonlar ile diğer alanlarda olduğu gibi Mardin’de de siyasal alanımız yok edilmek isteniyor. Mardin’de il ve tüm ilçelerde gerçekleşen operasyonların amacı budur, ama Mardin, halkı bu soykırım saldırılarını boşa çıkartacaktır” sözlerini kullandı. Irmak, Amed’de Belediye Eşbaşkanları Kışanak ve Anlı’nın tutuklanmasından sonra belediyeye kayyum atandığı sürecin bir benzerinin Mêrdîn’de hayata geçirilmek istendiğini söyledi. Irmak, ancak AKP’nin asla sonuç almayacağını ve direnişi daha da büyüteceklerini belirtti.

Koca bir yalan

AKP’nin benzer bir süreci 2009 ve 2011 yıllarında da hayata geçirdiğini anlatan Irmak, o dönemde kendisinin de aralarında yer aldığı binlerce siyasetçinin KCK adı altında siyasi soykırım operasyonları ile tutuklandığını söyledi. Siyasi soykırım operasyonlarının daha sonraki süreçte AKP tarafından Cemaat’e yıkılmak istendiğini belirten Irmak, “Bu koca bir yalandı, o gün yapılan operasyonlar da AKP’nin planıydı, AKP sadece Cemaat’e yıkarak kurtulmaya çalıştı. Şu anda o yıllarda gerçekleşen operasyonları kat be kat aşan operasyon ve uygulamalar da, o gün olduğu gibi AKP’nin planı ve uygulamasıdır” dedi.

‘Onura sahip çıkma günü’

HDP milletvekilleri, DBP’li belediye eşbaşkanları ve parti yöneticileri ile birlikte direneceklerini söyleyen Irmak, “Bugün artık direnme ve onuruna sahip çıkma günüdür, hiç kimse bu saldırılara karşı sessiz olmamalıdır. Hele ki Mardin’in direnişçi halkının bu saldırılara sessiz kalması beklenemez” çağrısı yaptı.

 Sedat Sur / Mêrdîn – Anf

 

 

 ‘Şimdi geçit yok demezsek…’

OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’e (KHK) karşı İzmir’de emek ve demokrasi güçleri, Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. “”Susma, sustukça sıra sana gelecek” pankartının açıldığı eyleme yüzlerce kişi katıldı. Burada konuşan TMMOB İKK Sözcüsü Melih Yalçın, darbecilerin başarılı olması halinde yaşanacakların gerçekleştiğini belirterek, “Özelde basın özgürlüğüne, genel olarak ise tüm özgürlüklere yönelik bu saldırganlığa karşı bir arada durarak ‘geçit yok’ demezsek, yarın saldırıların dozunun hangi aşamaya varacağını kestirmemiz bile imkânsız olacak” dedi.

İZMİR

 

 

 

Gazetecilik yine ‘suç’ sayıldı

Cumhuriyet gazetesine dönük operasyon kapsamında, 16 gazeteci yazar gözaltında tutulmaya devam edilirken Anadolu Ajansı’nda (AA) gazeteci yazarların “suçları” yer aldı.  Can Dündar’ın, 17-25 Aralık sonrası Ergenekon savcılarıyla görüşmesi suç sayılırken, ‘Yurtta Savaş, Dünyada Savaş’, ‘Sokaktaki Tehlike’, ‘Cadı Avı Başladı’, ‘Türkiye Kaosta’, ‘Eksik Demokrasi’ şeklindeki manşet başlıkları ise suç konusu oldu. Aydın Engin’in, darbe girişiminden önce yazdığı yazıda,  “Cihanda sulh, peki yurtta ne?” başlığı kullanması da suç sayıldı.

Savcı ‘Fetö’den yargılanıyor

Cumhuriyet gazetesine açılan soruşturmayı yürüten isim olan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İnam’ın, Selam Tevhid soruşturmasında kumpas kurduğu iddiası ile ‘FETÖ’ye üye olmaktan’ yargılandığı ortaya çıktı.

İSTANBUL

 

 

 

Êzidî kadınların çığlığı olacağız

 

3 Ağustos 2014’te Şengal’deki Êzidî halkına yönelik ferman ardından binlerce kadın IŞİD çetelerinin eline esir düştü ve katledildi. Fermana yanıt olarak kendi öz örgütlülüklerini oluşturan Êzidî kadınları, bugün en ön cephede yer alarak savunmasını yapıyor. YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) ile birlikte savunma gücünü oluşturan kadınlardan Berxwedan Tolhildan, “Bizler Êzidî kadınları olarak özgürlük mücadelesi içerisinde yer alıyor ve aynı zamanda Şengal’de en ön cephelerde yerimiz alıyoruz. Kadının kendi duruşu ve ölçüleri ile mücadele içerisinde yer alması son derece önemlidir ve bu Êzidî halkı için büyük bir gurur kaynağıdır. Çünkü Êzidî tarihinde ilk kez kadınlar bu şekilde örgütlenip mücadele ediyor” diyor. Özsavunma eğitimlerinin yanı sıra düşünsel olarak eğitim aldıklarını ifade eden Tolhildan, “YJŞ olarak köylerimizin kurtarılmasına yönelik operasyona katılacağız. Bu şekilde çeteler tarafından esir alınan, Musul’un pazarlarında satılan ve yakılan kadınların intikamını alacağız. Êzidî kadınlarının binlerce yıldır susmayan ve bugünlere gelen çığlığı olacağız” dedi.

ŞENGAL

 

 

 

Hükümet yeni tacizlere hazırlıyor

HDP İstanbul Milletvekili ve Parlamento Kadın Grubu Sözcüsü  Filiz Kerestecioğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, hükümetin kadın politikasının erkekleri suça teşvik ettiğini söyledi.

Kadın siyasetçilerin karşılaştığı saldırılara dikkat çeken Kerestecioğlu, “Hükümetin kadınları aşağılayan söylemleri; kadınların giydiği giysiler üzerinden tacizi meşru göstermeye çalışan erkeklere ‘Hoşuna gitmiyorsa mırıldanırsın’ diyerek erkekleri daha çok suça teşvik etmekte, suç işleyen erkekleri ise yargı ‘Akli dengesi yerinde değil’ diyerek iyi hâlden serbest bırakmaktadır” dedi. Sağlık emekçisi Ayşegül Terziye’ye otobüste saldıran erkeğin serbest bırakıldığını hatırlatan Kerestecioğlu, bu durumun yeni taciz ve saldırılara zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.

Savaş kadınları etkiliyor

KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanması ve dünyanın tek kadın haber ajansı JIHNA’nın kapatılmasının kadın mücadelesine dönük saldırılar olduğuna dikkat çeken Kerestecioğlu, kadınlara ilişkin yayınlanan raporları hatırlattı. Kerestecioğlu, “Bugün ülkede yaşanan savaş, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere, herkesi ciddi biçimde etkilemektedir. Bundan çıkmadığınız sürece kadınlara yönelik şiddetten de iş cinayetlerinden de çıkmanın yolu yoktur” dedi.

ANKARA