Ana Sayfa Blog Sayfa 6150

Bizim kadınlara sözümüz var

Çıkarılan son KHK ile hakkında kapatma kararı verilen tek kadın haber ajansı JINHA çalışanları: ‘Kadınlara yönelik zulmü belgelediğimiz gibi kadın direnişinin de sesi olmaya çalıştık. Bu da birilerini rahatsız etmiş olmalı. Ancak bizim kadınlara sözümüz var. Devam edeceğiz’ 

Hicran Urun

Devlet ‘erkek’ olunca dolayısıyla onun en güçlü ideolojik aygıtlarından biri olan medyanın da dili erkek oluyor. Erkek medyanın içselleştirilmiş eril ve cinsiyetçilik kokan diline karşı, kadının sesini-sözünü ‘erkekler ne der diye düşünmeden’ yükselten bir kadın haber ajansıydı JINHA. Devlet ve erkek şiddetine maruz kalmış, mobinge uğramış, emeği sömürülmüş kadınların yanı sıra, meydanları ve meclisleri erkeklere bırakmayan kadınların sesiydi.

Geçtiğimiz günlerde çıkartılan KHK ile 15 basın kuruluşu ile birlikte kapatılmasına karar verildi. JINHA üzerindeki baskılar önce sitelerine dönük erişim engelli ile başladı, Jin Haber Ajansı’nın (JINHA) sitesi toplamda 10 kez kapatıldı, onlarca kez erişime engellendi. Özellikle Kürdistan’da abluka altına alınan kentlerde ‘savaşın kadın yüzünü’ aktaran muhabirleri defalarca gözaltına alındı, tutuklandı. Şuan ajansın editörlerinden Zehra Doğan ise hala tutuklu bulunuyor. Gazetemize konuşan JINHA emekçisi kadınlar ise “Kadınların sözünü taşımaya devam edeceğiz” diyor.

Kapatma kararının ne ile ilgili olduğunu düşünüyorsunuz?

Asmin Bayram/kameraman-muhabir: JINHA olarak mikrofonlarımızı kadınlara uzattık ve kadınların sesini duyurabileceğimiz her yerdeydik. Cizre’deydik, Nusaybin’deydik, Sur’daydık ve Gever’deydik. AKP’nin savaş suçlarını fotoğraflarımızla, görüntülerimizle teşhir ettik, belgeledik. Zulmü belgelediğimiz gibi direnişin de sesi olmaya çalıştık. Belki de aktardığımız haberlerle kadınlar ve bir halk, ‘Botan kazanırsa tüm insanlık kazanacak’ diyen Pakize Nayırları unutmayacak. Bu da birilerini rahatsız etmiş olmalı.

Peki bundan sonrası için planlarınız nedir?

Özgür Basın’da olmak demek ötekinin sesi olmak demektir. Özgür Basın’da çalışmaya karar verdiğiniz ilk gün katliamları, baskıyı, kapatılmaları ve işkenceyi göze alıyorsunuz demektir. Gurbetteli ve Apê Musa geleneğinin ardılları olarak nerede durduğumuzu ve ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Kadınların yanında ötekilerin yanında olmanın bedelini ödedik ve bununla da gurur duyuyoruz. Son olarak sloganımızda da söylediğimiz gibi; erkekler ne der devlet ne hüküm verir demeden yazmaya ve belgelemeye devam edeceğiz.

Gerçekler karanlıkta kalsın istiyorlar

Mekiye Görenç /editör: Emile Zola’nın bir sözü var: “Gerçeği yerin altına gömseniz bile, o birgün büyüyerek patlayacak ve herşeyi yok edecektir.” Bugün de KHK’ler ile kapatılan tüm muhalif basınla gerçekler karanlıkta kalsın istiyorlar.

Büyük yanılgı içindeler

Dünyanın ilk kadın haber ajansı JINHA ‘erkekler ne der diye düşünmeden yazıyoruz’ şiarıyla kadınlar için önemli bir gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kuruldu. Kuruldugu günden bu yana tüm ezilen, iradesi yok sayılan kadınların sesi-soluğu oldu. Kapısına mühür vurmakla biz kadınları susturacaklarını zannedenler büyük bir yanılgı içindeler. Bizler Deniz’e, Gurbetelli’ye ve Şilan’a söz verdik, bu sözü tutmaya devam edeceğiz.

Amaç kazanımları kırmak

Dilan Karamanoğlu / muhabir:  JINHA’yı kapatmak sadece bir ajansın çalışmalarını durdurmak olarak algılanmamalı, bu kadın iradesine ve mücadelesine dönük bir saldırı ve kadınların kazanımlarını kırma amaçlı. JINHA kadın direniş alanlarını kendisine mesken bellemiştir. Sokak eylemlerinden, panellere, sendikalardan, politikaya, savaş alanlarından, ekoloji mücadelesine her alanda yer almıştır.

Sözümüzü söyleyeceğiz

Bu zamana kadar nasıl ki Karadeniz’den Ege’ye, Marmara’dan Akdeniz’e, Rojava’dan Güney’e, Kuzey’den Doğu Kürdistan’a kadınları yazdıysak yine yazmaya devam edeceğiz. Ajansımızın kapatılmasının ardından sosyal medyada destek sunanlar ya da telefonlarımızı arayıp dayanışma içinde olduğunu belirtmek isteyen yüzlerce kadın oldu. Gidemediğimiz illerdeki kadınlar dahi bu dayanışmanın bir parçası olmuş ve destek için ellerinden geleni yapmıştır. Bizim bu kadınlara sözümüz var. Bizim katledilen bedenleri teşhir edilen direnişçi kadınlara sözümüz var. Erkekler ne der diye düşünmeden, erk aklın hükmüne, saltanatına, Saray’ına inat kadın dayanışmasını büyüterek sözümüzü söyleyeceğiz.

JINHA susmayacak!

JINHA ile dayanışmak isteyen İstanbul’daki kadın örgütleri de, harekete geçerek, JINHA Haber Noktası kampanyası başlatıyor. “JINHA susmayacak” başlığıyla yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ilk kadın haber ajansı JINHA KHK ile kapatıldı! Ama susmayacak! Biz kadınlar, JINHA Haber Noktası’nda JINHA ile birlikte, ‘Erkekler ne der, ne hüküm verir’ demeden yazmaya devam edeceğiz, kadın odaklı haberciliği sürdüreceğiz. Hepimiz JINHA muhabiriyiz, mekanlarımız JINHA’nın, kurumlarımız JINHA’dır” denildi. JINHA Haber Noktası takvimi ise şöyle: 3 Kasım: Yeryüzü Kafe, 4 Kasım: Sosyalist Kadın Meclisi, 5 Kasım: İstanbul LGBTİ, 6 Kasım: Devrimci Partili Kadınlar, 7 Kasım: Filmmor, 8 Kasım: Eğitim-Sen 3 Nolu Şube 9 Kasım: HDP Kadın, 10 Kasım: Mezopotamya Kültür Merkezi, 11 Kasım: Özgürlükçü Hukukçular Derneği.

 

Irmak: Halk nasıl direndiyse öyle direneceğiz

Mêrdîn’de DBP ilçe binalarına yapılan baskınlardan sonra ilçeleri ziyarette bulunan HDP Colemêrg Milletvekili Selma Irmak, direniş çağrısı yaparak, ‘Halkımız nasıl direndiyse, bizler de halkımızla birlikte direneceğiz’ dedi

Mêrdîn’de (Mardin) Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ilçe binalarına yapılan baskınlar sonrası ilçeleri ziyaret eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg (Hakkari) Milletvekili Selma Irmak, Dêrik (Derik) DBP binasında konuşarak, yapılan baskınları kınadı. Baskınların kayyuma hazırlık olduğunu vurgulayan Irmak, “Halkımız nasıl direndiyse, bizler de halkımızla birlikte direneceğiz” dedi. Binaların talan edildiğini belirten Irmak, “Kendilerine ait eşyaları da binalarda bırakmışlar. Yarın öbür gün zorbalıklarını arttırmak için bugün hazırlık yapıyorlar. Bütün bu baskılar kayyum hazırlığıdır” diye konuştu.

Direniş çağrısı

Tüm baskılara karşı yılmayacaklarını söyleyen Irmak, halkın içinde olmaya devam edeceklerini ifade ederek, “Baskı uygulayanlar, uyguladıkları baskı içinde boğulacaklar. Halkımız partilerimizin etrafında halka oluşturmalıdır. Mardin’in başta kadınlarına daha sonra bütün halkına çağrıda bulunuyoruz. Direnişlerini büyütmelidirler” dedi.

‘Halkın içine giremiyorlar’

Parti binalarına yapılan baskınlarda 30’un üzerinde yöneticinin gözaltına alındığını hatırlatan Irmak, gözaltına alınanların avukat ile görüşmelerinin de kısıtlandığını dile getirdi. Irmak, son olarak şunları söyledi: “Ne Nusaybin’de, ne Derik’te el konulan belediyelerimizde kayyumun çalışamadığını görüyoruz. Gelen kayyumlar kaymakamlıkta oturuyorlar. Zırhlı araçlarla belediyelere gidip geliyorlar. Atanan korucular belediyede çalıştırılıyor. Halkın içine girmeye yüzleri bile yok. Halk zaten kayyumu tanımıyor. Geldikleri gibi gidecekler”

Kaynak: ANF

HDP Milletvekili İrmez’in evine polis baskını

HDP Milletvekili Aycan İrmez’in Şirnex’teki evi sabah saatlerinde polislerce basıldı. İrmez baskına ilişkin ‘Gözdağı vermek istiyorlar’ dedi

Sokağa çıkma yasağının devam ettiği Şirnex’te (Şırnak) sabah saatlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Aycan İrmez’in evi polislerce basıldı. Evde arama yapan çok sayıda özel hareket polisinin, İrmez’in nerede olduğunu sorduğu öğrenildi. İrmez’in akrabalarına ait olan iki eve daha baskın yapan polisler, evlerin kapılarını kırdı. Polisler Beşir İnan adlı yurttaşı gözaltına aldı.

‘Suç duyurusunda bulunacağım’

Baskın sırasında evde bulunmayan İrmez, yaşananları şöyle anlattı: “Önce amcamın evi kapıları kırılarak basılıyor. Gürültüyü duyan annem ile babam, evin kapısını açıyorlar. Özel harekat polisleri bir anda evimize doluyor. Ailemi yere yatırıyorlar. ‘Aycan İrmez’in evi burası mı?’ diye soruyorlar. Baba, milletvekili olduğumu ve resmi ikametgahımın olduğunu söylüyor. Ancak buna rağmen evde arama yapıyorlar. Ardından tutanak tutup çıkıyorlar.” İkinci kez evinin polis tarafından basıldığını hatırlatan İrmez, “Hakkımda açılan soruşturmalar, yeni yeni davalara dönüşmeye başladı. Örneğin 22 Kasım’da duruşmam var. Hakkımda herhangi bir gözaltı ya da yakalama kararı henüz yok. Daha önceki baskının ardından da suç duyurusunda bulunmuştum. Yine bulunacağım. Baskınlar, hedef haline getirildiğimizi gösteriyor. Halkın iradesini tanımadıklarını, yaptıkları tutuklamalar ile gösterdiler. Aynı politik yaklaşımın sonucu olarak evim ikinci kez basıldı” dedi.

Kaynak: ANF

 ‘Avrupa’ya giden Müslümanları gördükçe kinim artıyor’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul Beşiktaş Conrad Oteli’nde düzenlenen “İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadınların Rolü Bakanlar Konferansı”nda konuştu. Daha iyi yaşam için Avrupa’ya göç etmek isteyen mülteciler ile ilgili konuşan Erdoğan, “Türkiyeli bir Müslüman olarak Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da yaşananlardan hicap duyuyorum. İtilip kakılmak pahasına Avrupa ülkelerine gitmeye çalışan Müslümanları gördükçe utanıyor hicap duyuyorum bir taraftan da kinim, hırsım artıyor. O dergilerin kapağına Aylan bebeğin resmini basmak suretiyle ondan bir şeyler kotarmaya çalışanları gördükçe hırsım kinim artıyor. Çünkü dürüst, samimi değiller” diye konuştu.

 

 

Avrupa’dan vize uyarısı

Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff, “Gazetecilerin tutuklanması nedeniyle vize serbestisi 2018’e kalabilir” dedi. lman Bild gazetesine konuşan Lambsdorff, idam tartışmaları, basın ve muhalefete yönelik baskıları eleştirerek, “Bu durumda vize serbestisi 2017’de de gerçekleşmez ve bu tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hatası olur” diye konuştu. B muhafazakar grup (EVP) milletvekili Herbert Reul de, benzer bir açıklamada bulundu. Reul, “Erdoğan böyle devam ederse, vize serbestisi uzak bir geleceğe sarkar” ifadelerini kullandı.

ANKARA

Ebadi’den sert mesaj: Savaş Türkiye’yi parçalar

Türkiye’nin Güney Kürdistan sınırına askeri sevkiyat yapmasına sert tepki gösteren Irak Başbakanı Ebadi, ‘Irak’ın işgali, Türkiye’nin parçalanmasına neden olur’ dedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise Katar’da, ‘Başika gereksiz bir gerginlik yarattı’ dedikten sonra Antalya’da da Ebadi’ye meydan okudu

Musul operasyonuna alınmayan Türkiye’nin Güney Kürdistan sınırına askeri sevkiyat yapmasına Irak Başbakanı Haydar El Ebadi’den sert tepki geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Başika Kampı’nın “gereksiz bir gerginlik yarattığını” söyledi.

Ebadi: Türkiye parçalanır

Bağdat’ta basın toplantısı düzenleyen Ebadi, Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemediklerini ancak böyle bir durumun oluşması halinde ise Türkiye’nin parçalanacağını söyledi. Ebadi, “Irak’ın işgali, Türkiye’nin parçalanmasına neden olur… Türkiye ile savaşmak, karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Ancak karşı karşı gelmemiz halinde, buna da hazırız. O zaman (Türkiye’yi) düşman olarak nitelendirir, ona göre muamele ederiz” diye konuştu.

Hazırlık amaçlı

Ebadi’nin açıklamalarından kısa bir süre önce Türkiye, Şirnex’in (Şırnak) Silopiya (Silopi) ilçesine Ankara ve Çankırı’dan zırhlı araçlar göndermiş ve 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı birlikleri de Silopiya’ya doğru yola çıkarılmıştı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, asker sevkiyatının “bölgedeki önemli gelişmelere karşı hazırlıklı olma” amacı taşıdığını söylemişti.

Şengal’e tehdit

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son günlerde yaptığı açıklamalarda sık sık Şengal’i ve Êzidîleri tehdit etmiş ve Şii Heşdi El Şabi milislerinin Tel Afer’e yönelmesi karşısında da “Cevabımız farklı olur” demişti. Işık da askeri sevkiyat ile hedeflerinin Şengal olduğunu şu sözlerle dile getirmişti: “Eğer o bölgede, özellikle Sincar bölgesinden Türkiye’ye yönelik tehdit ve terör örgütünün orada yuvalanma girişimi olursa Türkiye gereğini yapar.”

Çavuşoğlu: Gereksiz oldu

Katar’ın başkenti Doha’da Türkiye’nin askeri üssüne yaptığı ziyarette konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Başika Kampı gereksiz bir gerginlik yarattı. Olmaması gereken bir gerginlikti. Ama biz bunu yoluna koymak için de diplomatik çabalarımızı sürdürüyoruz” dedi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in, Bağdat ile Ankara arasında arabuluculuk yapabilecekleri yönündeki açıklamasını da “memnuniyet verici” olarak değerlendiren Çavuşoğlu, “Tabii İran’ın da burada pozitif bir katkısı olursa bundan memnun oluruz. İran’ın bu yaklaşımı için onlara teşekkür ederiz” diye konuştu.

KDP’ye mesaj!

Çavuşoğlu, dün de Antalya’da düzenlediği basın toplantısında, Ebadi’ye “Sen madem bu kadar güçlüsün niye PKK yıllardan beri senin topraklarını işgal ediyor. Zayıfsın, ondan sonra da kabadayılık yapmaya kalkıyorsun, retorik içine giriyorsun” dedi.

İsim vermeden Güney Kürdistan’da KDP’nin bağımsızlık çıkışlarına da karşı en sert tavrı kendilerinin gösterdiğini itiraf eden Çavuşoğlu, “Irak’ın toprak bütünlüğünü bizden daha güçlü destekleyen yoktur. Bugüne kadar ayrılma yönünde meyil gösterenlere karşı bu mesajı en güçlü biz vermişizdir. Başkaları gibi mavi boncuk hiç dağıtmadık” dedi.

HABER MERKEZİ

 

 

 

Çözüm Kayyum değil diyalog

Hükümete 8 maddelik bir çağrıda bulunan Amed Barosu, son olarak Amed Büyüşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki gösterdi. Baro, ‘Başta Kürt meselesi olmak üzere, tüm sorunların diyalog ve müzakere ile çözüleceğine inanıyoruz’ dedi

Amed Barosu, Türkiye’de son dönemde yaşananlara ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu. Baro Başkanı Ahmet Özmen, Baro Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda avukatın katıldığı basın toplantısında,
“Demokrasiye ve hukuka geri dönüş için çağrımızdır” başlıklı açıklamayı kamuoyuna duyurdu. Halk iradesine darbe Baronun taleplerinin de yer aldığı açıklama şöyle: “Bilindiği üzere son aylarda bir kısım belediye başkanlıklarına kayyum atanmış ve son olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanlarının tutuklanması ile birlikte Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na da kayyum atanmıştır. Demokrasinin olmazsa olmazı olan seçimlerle göreve gelmiş ve halk iradesini temsil eden yerel yöneticilere yönelik tutuklamaların ve yerlerine kayyum atamalarını kabul edilemez bulmaktayız. Bu ve benzeri uygulamaların demokratik kazanımlara ve halkın iradesine müdahale niteliğinde olduğunu belirtir, başta Kürt meselesi olmak üzere, toplumun tüm sorunlarının demokratik zeminde, diyalog ve müzakere ile çözüleceğine inanmaktayız.”

Baronun talepleri

Amed Barosu’nun 8 maddelik taleplerine de yer verilen açıklamada şöyle denildi:

1. OHAL rejimi kapsamında çıkarılan KHK’ler Anayasaya aykırı, TBMM’nin işlevini ortadan kaldırıcı şekilde yasal değişikliklere sebebiyet veren uygulamalardan vazgeçilmeli.

2. AB’ye uyum süreci kapsamında çıkarılan yasal düzenlemelerin KHK’ler ile değiştirilerek 1990’lı yılları aratmayacak şekilde; adil yargılanma ve savunma hakkını kısıtlayıcı ve ortadan kaldırıcı uygulamalardan vazgeçilmeli.

3. İfade ve basın özgürlüğünü ortadan kaldırıcı gazete ve haber ajanslarının kapatılması, yetkililerinin tutuklanması şeklindeki uygulamalardan vazgeçilmeli ve bu kapsamda tutuklama ve gözaltı işlemlerine son verilmeli.

4. Seçimle işbaşına gelmiş yerel yöneticilerin yerlerine kayyum atanma tasarruflarından vazgeçilmeli.

5. KHK’ler ile toplu ihraç uygulamalarının durdurulması, açığa alınan ya da ihraç edilen kamu personellerinin görevlerine dönmeleri sağlanmalı.

6. Başlatılan soruşturmalar kapsamında seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanma gibi ağır koruma tedbirine başvurulması yönündeki uygulamadan vazgeçilmeli.

7. İletişim, haberleşme ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı uygulamalardan vazgeçilmeli.

8. Toplumun bu denli hassas olduğu bir süreçte idam cezasının tartışmalara açılmasını doğru bulmamakla ve toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlamayacağından bu tartışmalara son verilmeli.

 

AMED

 

Öldürüp kurşun parasını istedier

2013 yılında bir araya gelen TSK bünyesindeki “intihar eden askerler”in aileleri, kurdukları Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği ile evlatlarının, TSK’den “intihar etti” denilerek teslim aldıkları cenazelerinin ölüm nedenlerini araştırıyor.

Dernek Başkan Yardımcısı Rıza Doğan’da “intihar etti” denilerek cenazesi kendisine verilen binlerce aileden biri. Dersim Pülümürlü olan Doğan ailesinin çocukları Uysal Doğan, askerlik yaptığı Mûş’un Hasköy ilçesindeki Güzelyazı Karakolu’nda 8’inci ayında intihar denilerek ailesine teslim edildi.

Savcı FETÖ’den tutuklu

Olayın soruşturulması için başvuran baba Doğan’nın talebi üzerine davayı Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Savcılığı yürütüyor. Davanın en başından beri dosyayı elinde tutan Savcı Orhan Çelik ise, Cemaat operasyonları kapsamında tutuklu. Doğan, çocuğunun intihar ettiğine dair hiçbir bulgu olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Oğlumun intihar ettiğini söylediler ama boğazından vurulan oğlumun balistik incelemelerde, kurşunun kendi silahından çıkmadığı ortaya çıktı. Aynı zamanda oğlumun silahının üzerinde parmak izi de yok?”

‘Oğlumu aşçı er vurdu’

Oğlunun intihar etmediğini aksine öldürüldüğünü dile getiren baba Doğan, oğlunun boğazından çıkan kurşunun karakolda aşçı olan erin silahından çıktığının anlaşıldığını belirtti. Aşçı askere hiçbir cezaii yaptırım uygulanmadığını söyleyen baba Doğan,  delillere rağmen iki kez takipsizlik verilen dosyayı Anayasa Mahkemes’ne taşıyor. Kürt ve Alevi oldukları için çocuklarının kimliklerinden dolayı ayrımcılık ve cinayete kurban gittiğine işaret eden Doğan, devletin kendisinden oğlunun boğazından çıkan kurşun parasını da istediğini ifade etti.

Ailelere çağrı

Aynı karakolda görev yapan 4 erle görüşen baba Doğan, “Çocuklarla görüştüğümde tedirgindiler. ‘Biz askerliğimizi bitirelim, seni gelip göreceğiz. Sana olayın iç yüzünü anlatacağız’ dediler. Fakat Komutanları tarafından sanıyorum tehdit edildiler. Çünkü çocuklar ‘Amca bu işin peşini sakın bırakma’ demişlerdi bana” diye konuştu. Tek taleplerinin adalet olduğuna vurgu yapan Doğan, şimdilik 150 ailenin örgütlendiği Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği’ne daha fazla ailenin kendilerine katılması çağrısında bulundu.

 Selami Aslan / Ankara

 

 

Metiner kendini gazi ilan etti!

TBMM Cezaevi Alt Komisyonu Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, Cemaat soruşturması tutuklularını cezaevlerinde ziyaret etmeyi planlayan 15 Temmuz Darbesi Girişimini Araştırma Komisyonu’nun yanlış yolda olduğunu söyledi. Metiner, komisyonun aldığı bu kararın ardından kendini “15 Temmuz gazisi” ilan ederek, “15 Temmuz’da bedeni ve yüreği ile meydanlara kefeniyle giden bir gazi olarak içime sindirmem. Gidip bunları dinleyip ne anlayacaklar. Ne konuşacaklar? Hiç birisi FETÖ’cü olduğunu kabul etmiyor. Hangi sözünün doğru hangi sözünün yalan olduğunu bilmediğimiz bir örgütle karşı karşıyayız” açıklamalarında bulundu. İHD ve cezaevleri komisyonlarının cezaevinde yaşanan işkence haberlerine rağmen Metiner, komisyonun Eskişehir H Tipi Cezaevi’ni ziyaret ettiğini ve cezaevindeki tutsakların kötü muamele ve işkence gibi bir şikayet duymadıklarını iddia etti. Çıplak arama işkencesine ilişkin de Metiner skandal bir açıklama yaparak, çıplak aramanın “güvenlik” gerekçesiyle yapıldığını savundu. Metiner, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yarın teknoloji gelişir, dedektörler tespit etme imkanına kavuşur o zaman da dedektörler kullanılır” dedi.

HABER MERKEZİ

 

53 haftadır Dolmabahçe’deler

Her çarşamba Dolmabahçe Saray’ı önünde bir araya gelen Barış Anneleri İstanbul Meclisi, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Dolmabahçe Mutabakatı’na geri dönülmesi talebiyle başlattıkları oturma eyleminin 53’üncü haftasında yine bir araya geldi. Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı ile KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanmasına tepki gösteren Barış Anneleri İstanbul Meclisi Üyesi Kumriye Akgül, Kürt halkı üzerindeki baskıları kabul etmediklerini söyledi. “Bu zülüm ne zamana kadar sürecek” diye soran Akgül, “Bizler Gültan Kışanak ve Ayla Akat Ata’nın yanındayız. Artık binlerce Gültan ve Ayla var” dedi. Cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların yaşadığı sorunlara da değinen Akgül, “Tedavileri yapılsın istiyoruz. Her görüşe gittiğimizde bizler de fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kalıyoruz” diye belirtti.  Akgül, bugün Kışanak ve Akat Ata için Kandıra Cezaevi önünde saat 13:00’te yapacakları basın açıklamasına herkesin katılması için çağrı yaptı.

İSTANBUL