Ana Sayfa Blog Sayfa 6151

Okurlardan anlamlı destek

Basına yönelik geçekleşen kapatma ve tutuklamalara karşı okurlar tarafından destek kampanyaları başlatıldı. Ege Üniversitesi öğrencileri, kampüste Birgün, Cumhuriyet, Evrensel ve gazetemiz Özgürlükçü Demokrasi’yi okuyarak muhalif basına yönelik saldırıları proteso etti. Özel Güvenlik Görevlileri tarafından uyarılan öğrenciler, tüm engellemelere rağmen eylemlerini sürdürdü.

İZMİR

 

Fransız seçilmişler: Stop Erdoğan

Binlerce ulusal ve yerel seçilmişin üyesi olduğu Fransız Komünist ve Cumhuriyetçi Seçilmişler Derneği (ANECR) Başkanı ve Champigny-sur-Marne Büyükşehir Belediye Başkanı Dominique Adenot, Kışanak ve Anlı’nın tutuklanmasını sert bir dille kınadı. Belediye başkanlarının görevden alındığı ve yerlerine kayyamların atandığını belirten ANECR Başkanı Dominique Adenot, “ANECR, bizim müttefikimiz olduğunu iddia eden bir rejim tarafından yapılan bu eylemlere ‘hayır’ denmesi çağrısı yapıyor” dedi. Adenot, konuşmasını “Hep birlikte, ‘Stop Erdoğan’ diyoruz” diyerek bitirdi.

 

 

 

Irak ordusu Musul kent merkezinde

 

Musul’u IŞİD çetelerinden kurtarmak için başlatılan operasyonda salı günü Kerame Bölgesi’ne giren Irak ordusu, dün de Gogcelî Mahallesi’nin tümüyle kontrol altına alındığını duyurdu. Irak ordusu tarafından yapılan açıklamada Gogcelî Mahallesi’ne Irak bayrağının dikildiği ifade edildi. Konuya ilişkin RojNews haber ajansına bilgi veren Irak ordusu 15’inci tugayı basın sorumlusu Emin Şêxani, operasyonlar sırasında Irak ordu güçlerinde bir mayının patladığını, patlama sonucunda ölü ve yaralıların olduğunu ifade etti.

 

 

Rusya’dan Orhan Pamuk’a büyük ödül

Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda düzenlenen ödül töreninde, “Çağdaş Klasik”, “21. Yüzyıl”, “Çocukluk-Ergenlik-Gençlik” ve “Yabancı Edebiyat” dallarında ödüller verildi.

“Yabancı Edebiyat” dalındaki ödüle “Kafamda Bir Tuhaflık” isimli romanıyla Orhan Pamuk layık görüldü. Pamuk’a ayrıca 1 milyon ruble para ödülü de verilecek.

Törene katılmayan ancak görüntülü teşekkür mesajı yollayan Pamuk, “Bu büyük şeref için jüriye çok teşekkür ederim. Yalnız ben değil, bütün modern Türk edebiyatı Rus edebiyatından çok şey öğrenmiştir. Ben bu öğrendiklerimi halen çalıştığım üniversitede öğrencilerime anlatıyorum” dedi.

Şubat ayında ödülünü almak için Rusya’ya geleceğini ifade eden Pamuk, “25 yaşımda roman yazmaya başlarken bir gün Moskova’ya giderek Yasnaya Polyana’da Tolstoy’un evine bakacağımı hayal ederdim. 40 yıl sonra hayalimi gerçekleştirip oraya gideceğim için çok heyecanlıyım” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi’nde operasyon

Polis ekipleri sabah saatlerinde İstanbul merkezli Ankara ve İzmir’in de aralarında bulunduğu 5 ilde çok sayıda adrese yönelik eş zamanlı baskın düzenledi. Operasyonda ilk belirlemelere göre Marmara Üniversitesi’nde görevli 12 akademisyen gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra sorgulanmak üzere Vatan Caddesi’nde bulunan Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

CHP PM üyesi: Son çare sine-i millet olabilir

KRT Haber Müdürü Çağlar Cilara’nın televizyon programına konuk olan CHP PM üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, “Eğer sen Meclis’i devre dışı bırakmışsan, anayasayı askıya almışsan, KHK’ların ne zaman biteceği belli değil, en son çare sine-i millet olabilir” dedi.

“ÇOCUKLAR KIYIYA VURMASIN, 10 YIL ERDOĞAN’IN OTORİTER REJİMİNE RAZIYIM”

Programda çarpıcı açıklamalarda bulunan Kılıçaslan, sivil direniş anlamında 10 yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriter rejimine razı olacağını söyledi. Kılıçaslan, “Ben Türkiye’nin Suriye’de yaşananların yüzde birini bile yaşama tehlikesi varsa, 10 yıl daha Erdoğan’ın otoriter yönetimini tercih ederim. Eğer daha büyük bir zulüm çıkacaksa ortaya, daha küçük zulme karşı pasif direnişi desteklerim. Onu düşmansız bırakmak belki de en doğru olacaktır. Bir tane kıyıya vuran çocuk olmasın Erdoğan’ın 10 yıl otoriter liderliğine razıyım” dedi.

“KURUCU MECLİS OLMADAN YENİ ANAYASA YAPILAMAZ”

Seçim barajı uygulaması olmadan oluşturulan bir kurucu meclisin yeni anayasa çalışmaları yapabileceğini söyleyen Kılıçaslan, “Türkiye yeni bir anayasa yapmalıdır kesinlikle. Gerçekten milli irade diyorsak bu meclis bu seçim sisteminde milli iradeyi yansıtıyor mu? Eğer yeni anayasa yapacaksak o zaman bu anayasayı yapacak bir meclis lazım. Barajsız, tam özgür seçimle olacak bir kurucu meclis yapsın yeni anayasayı. Kurucu meclis hareketi olmalı. Mevcut Meclis devam edebilir. Sadece anayasa yapmakla görevli bir meclis oluşmalı. Bir tanesi yönetimi oluştururken diğeri de anayasa yapmakla yükümlü olmalı” diye konuştu.

Kılıçaslan başkanlık sistemi konusunda ise, “Parlamenter sistem dmeokratiktir, başkanlık değil demiyorum. İkisi de demokratik olabilir, ikisi de anti demokratik olabilir” şeklinde konuştu.

Selanik Film Festivali başlıyor

57. Selanik Uluslararası Film Festivali bu akşam açılışını Jim Jarmusch’un son çalışması Paterson ile yapacak. Etkinlik ayrıca bağımsız sinemacının en beklenen müzikal belgeseli Gimme Danger’ını da programına aldı. Gimme Danger’da Jarmusch, hem gözde müzik grubu Stooges’a hem de
yakın dostu Iggy Pop’a saygıda bulunuyor. Paterson, New Jersey eyaletinin Paterson kentinde güzel karısı (Golshifteh Farahani) ile yaşayan genç otobüs şoförünün (Adam Driver) günlük rutini dışında gizli gizli şiir yazmasını anlatıyor. Film, sanatın gündelik yaşamla buluşmasını
özgün bir anlatımla vurguluyor.

Festivalin eski yöneticisi ve sanat yönetmeni Dimitri Eipides’in emekliye ayrılmasının ardından yönetim kadrosunda değişiklikler oldu. Elise Jalladeau genel yönetmen, , Orestis Andreadakis’te sanatsal yönetmen olarak görevlerine başladılar. Ayrıca film eleştirmeni Yorgos Krassakopoulos
uluslararası festivalin program yöneticisi, Balkanlar’a Bakış’ın program  yönetmeni Dimitris Kerkinos, Selanik Belgesel Film Festivali’nin yönetmeni, Film Pazarı’nın yöneticisi Yianna Sarri’de yenilikçi programların ve yeni  teknolojilerin danışmanı oldular.

Etkinlik süresince ustalık sınıfları, sergiler, söyleşiler, konserler de olacak. Efsanevi İtalyan görüntü yönetmeni Luciano Tovoli, ustalık sınıfında meslek yaşamını izleyicilerle paylaşacak. Tovoli, ünlü İtalyan yönetmenler Michelangelo Antonioni (The Passenger), Marco Ferreri (Son Kadın), Valerio Zurlini (Tatarlar Çölü), Liliana Cavani (Oltre la porta), Ettore Scola (Splendor) ile çalıştı. 1983’te İsmail Kadare’nin Ölü Ordunun General’ini sinemaya uyarlayarak yönetmenlik te yaptı.

Selanik Devlet Senfoni Orkestrası, ‘Filmler İçin Müzik’ başlıklı performansında Howard Shore, John Williams, Alexandre Desplat gibi müzisyenlerin Yüzüklerin Efendisi, Schindler’in Listesi, Argo,
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları filmleri için besteledikleri parçaları seslendirecek.

 

The Other Sea (Öteki Deniz/ 2012) filminde set kazası geçirerek yaşamını yitiren Theo Angelopoulos, festivalde bu kez filmleriyle değil set  fotoğraflarıyla anılacak. The Dust of Time’ın (Zamanın Tozu/ 2009)  çekiminde benzersiz ustanın çalışma metodunu saptayan fotoğrafçı Nelly Tragousti’nin ‘Faces and Spaces’ adlı sergisi Selanik limanındaki sergi salonunda açılacak.

Festival, Jean–Luc Godard’ın ünlü Deux ou trois choses que je sais d’elle (Onun Hakkında Bildiğim İki Üç Şey /1967) adlı filminden esinlenerek beş kadın yönetmenin beş filmini gösterecek. Jane Campion’un (Piyano) ‘Kadınlar, dünya nüfusunun yarısını temsil ediyorlar ve dünyadaki tüm
bireyleri doğuruyorlar. Onlar yazmazsa, film çekmezse geride kalanlar tüm tarihi bilemezler’ sözü bu seçkiyi çok iyi tanımlıyor. Bu özel bölümde Anna Muylaert’in Don’t Call Me (Berlin Film Festivali Teddy ödülü), Kadri Kousaar’ın Mother, Kelly Reichart’ın Certain Women, Mijke de Jong’un Layla M., Anocha Suwichakornpong’un By the Time It Gets Dark adlı çalışmaları gösterilecek.

Yunan Diasporası bölümünde Christina Kallas’ın 42 Seconds of Happiness, Sotrisi Dounoukos’un Joe Cinque’s Consolation, Jeremy Teicher ile Alexi Pappas’ın ortaklaşa yönettiği Trackdown filmleri yer alıyor.

Kış mevsiminde balık tüketmek için 5 neden

Kış aylarının vazgeçilmez besinlerinden olan balık etinin, insan sağlığı açısından birçok faydasının olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Yüksel balığın faydaları hakkında bilgi verdi.
• 1.Kalp hastalıkları riskini azaltır
• Balığın içerisinde bulunan omega 3 yağ asitleri kan yağlarını düşürerek kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
•
• 2. Alzheimer riskini azaltır
• Yapılan arastırmalar haftada 1 balık tüketmenin beyindeki gri madde nöronlarını koruyabileceğini göstermiştir. Çalışmalarda haşlanmış veya fırında (kızartılmadan) balık tüketenlerin beyindeki öğrenme ve hatırlama merkezinin etkilendiği görülmüştür.
•
• 3.Saç ve deriyi güzelleştirir
• Balık derinin iyi beslenmesini ve parlamasını sağlar. Yapılan çalışmalar balık ve balık yağının sedef hastalığına etki edebileceğini göstermiştir.
•
• 4.Depresyonu yenin
• Araştırmalar antidepresanlarla birlikte balık tüketilmesinin balık tüketmeyenlere göre depresyonu daha kolay yendiğini göstermiştir.
•
• 5.Kemik erimesini önler
• Küçük balıklarda bulunan kalsiyum kemiklerin güçlenmesini sağlar. Özellikle menopoz döneminde balık tüketmek şart .
Balığın faydalarının yanında lezzeti de oldukca önemlidir. Her balık her mevsimde bulunmayacağı gibi tadı da mevsimden mevsime değişebilmektedir. Her balığın yağlandıgı bir ay bulunmaktadır bu da lezzetini etkiler. Ekim ayı gecici olarak Karadeniz’de beslenen balıkların Marmara’ya göçe başladıkları aydır. Palamut ve lüfer boldur. Kasım ayı hamsi, levrek ve istavritin zamanıdır. Aralık ayında ise palamut , hamsi, mezgit lezzetlidir.

Washington Post: Türkiye, Rakka’ya ya YPG’li koalisyonla girer ya da dışarıda kalır

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post gazetesi, ABD Başkan Barack Obama’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı son telefon görüşmesinde, Rakka operasyonuna Suriye’deki Kürt silahlı güçleri Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) de katılmasına karar verildiğini söylediğini bildirdi.

Gazetenin ABD yönetimi kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, YPG’nin ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (PYD) operasyonun Rakka’nın kuşatılmasını içeren ilk aşamasında kullanılması yönünde nihai karar alındı ve ABD Kürtleri kontrol etmeye çalışacağını taahhüt ederken, Ankara’ya da Türkiye’nin koalisyon güçlerinin desteklediği operasyona katılması gerektiği ya da dışarıda kalacağı mesajı verildi.

Erdoğan, geçen hafta içerisinde yaptığı açıklamada, Obama ile görüşmesinde, “PYD-YPG gibi örgütlere ihtiyacımız yok. ‘Gelin sizlerle beraber Rakka’dan DEAŞ’ı atalım’ dedik” diye konuşmuştu. Erdoğan bugün yaptığı açıklamada da, Rakka operasyonuna ilişkin olarak Türkiye’nin karşısına PYD ve YPG’nin yerleştirilmek istendiğini belirterek, “Türkiye’nin karşısında yeni bir terör devleti oluşturmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin böyle bir devlete izni olmayacaktır” dedi.

Pentagon YPG’ye doğrudan silah gönderilmesi önerisini geri çekti

ABD, bir süredir Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) kendisinin başkent olarak gördüğü Suriye’nin doğusundaki Rakka kentinin geri alınması için düzenlenecek operasyonun planlamasını yapıyor. Planlamanın önündeki en büyük sıkıntılardan birini ABD’nin Suriye’de işbirliği yaptığı PYD ile YPG’yi, Türkiye’nin PKK’nın uzantısı ‘terör örgütleri’ olarak görmesi oluşturuyor.

Washington Post’a konuşan ABD’li yetkililerden birisi, “Bu, ilgili tüm aktörlerle temasımız ve onları etkileme gücümüzün olduğu durumlardan birisi. Ancak durum üzerinde mükemmel bir kontrol sağlayamadık” dedi.

Bununla birlikte, gazete, ABD Savunma Bakanlığı’nın YPG’ye doğrudan silah sevkiyatı yapılması yönündeki tartışmalı talebini en azından geçici olarak, geri çektiğini bildirdi. Habere göre, yetkililer, bu talebin geri çekilmesinde Türkiye ile YPG konusunda yaşanan uzlaşmazlığın etkili olduğunu vurguladı.

Haberde, Rakka’ya yönelik askeri operasyonun ayrıntılarına ilişkin bilgiler de yer aldı. Rakka, 2013 yılından bu yana IŞİD’in kontrolünde bulunuyor ve örgütün Suriye ile Irak’taki topraklarını genişletme çabalarında önemli bir rol oynuyor.

Önce kuşatma, sonra çemberi daraltma

Rakka’nın etrafındaki yerleşim birimleriyle birlikte nüfusunun 250 ile 500 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. ABD önderliğindeki koalisyon güçleri Rakka’ya yönelik hava operasyonları düzenlerken, kara harekatının da birkaç hafta içerisinde başlaması planlanıyor.
Washington Post’a konuşan ABD’li bir yetkili, Rakka kuşatmasının yaklaşık bir ay sürmesinin beklendiğini belirterek, “Sonraki aşama ise giderek çemberi daraltmak olacak. Bu noktada, binlerce insanın güneye, kent merkezine doğru ilerlediği görülecek” dedi.
Gazeteye konuşan yetkililer, Rakka operasyonuna yönelik en büyük riskin, özellikle el Bab civarında Kürt ve Arap rejim karşıtı grupların birbirleriyle çatışmaya girmesi ve sonun sonucunda dikkatlerin dağılması olarak tanımladı.
Türkiye ve Özgür Suriye Ordusu, Ağustos ayında IŞİD’in elindeki Cerablus kentinin alınması için bir operasyon başlatmıştı. Fırat Kalkanı operasyonu kapsamında, Türkiye’nin ÖSO ile birlikte Menbic ve kritik bir geçiş yolu üzerinde bulunan el Bab’a ilerlemesi bekleniyor.
Türkiye, bu kritik geçiş noktalarına operasyon düzenleyerek, PYD’nin Kobani ve Afrin kantonlarını birleştirmesini engellemek istiyor. Operasyona katılan güçlerin daha sonra Rakka’ya kadar gitmesi planlanıyor.

DBP: Diyarbakır İki Kez Kayyum Gördü, 1980 ve 2016’da

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), bugün partinin merkez binasında düzenlenen basın toplantısıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediye’sine kayyum atanmasına tepki gösterdi.

Toplantıya DBP Eş Genel Başkanları Sebahat Tuncel ile Kamuran Yüksek, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan, HDP Siirt milletvekili Besime Konca,  HDP Ağrı milletvekili Dirayet Taşdemir, DBP, HDP belediye eşbaşkanları da katıldı.

Yüksek: Diyarbakır’a 80 darbesinde de kayyum atanmıştı

Yüksek, Diyarbakır DBP belediyesine kayyum atanmasını eleştirdi, bugünkü baskıların 12 Eylül darbesi dönemine benzediğini ifade etti:

“12 Eylül’de de kayyumlar atanıyordu. Diyarbakır tarihinde iki kez kayyum gördü. Biri 12 Eylül’de Kenan Evren döneminde, şimdi de AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde.

“O zaman Diyarbakır Belediyesi’ne bir albay atadılar. Bugün de Ankara’dan bir kaymakam gönderip yönetmek istiyorlar. İki dönem de de anlayış da amaç da aynıdır. 12 Eylül’de sivil toplum örgütleri, basın nasıl kapanıyorsa şimdi de öyle kapanıyor. Bugünler, geçmişteki günlerden hiçbir farkı yok. Kürt halkının sesini duyuracak her basın kuruluşu kapatılıyor. Bu dönemi de darbe dönemi olarak nitelendiriyoruz.

“Kışanak ve Anlı tutuklandı bu darbe değil midir?”

“Son bir yılda 2 bin 700 üyemiz tutuklandı. 27 belediyemize el konulmuştur. Böylesi bir durumda demokrasiden bahsetmek mümkün değildir.

“Diyarbakır halkının seçtiği Gültan Kışanak ve Fırat Anlı hukuksuzca gözaltına alınıp tutuklandı. Bu darbe değil midir? Bunu da herkes görmeli ve bilmelidir. Biz AKP’nin darbesine karşı direnişimizi yükselteceğiz.”

Tuncel: AKP halkın iradesini zorla almak istiyor

Tuncel ise şöyle konuştu:

“30 Ekim’de PM toplantısı, 31 Ekim’de de MYK toplantılarımızı olağanüstü gerçekleştirdik. Ve önümüzdeki süreci bir hamle süreci olarak nitelendirmiştik.

“Bundan sonraki süreci ‘AKP darbesine hayır’ diyerek mücadele edeceğiz. Halkın onayını ve desteğini almayan AKP halkın iradesini zorla almak istiyor. Asıl darbenin ikinci ayağı da DBP’li belediyelerine el koyarak devam ettirmek istiyor. Buna karşı durmak da hepimizin görevdir.

“Biz evlerde sokaklarda, tarlada, fabrikada olacağız. Ev çalışması, halk buluşması yapacağız. Demokrasi güçleriyle, sağlık, eğitim, basın emekçileriyle birlikte çalışacağız. Kürt ulusal birliğini her alanda sağlamak için yan yana duracağız.

“DBP’yi fiilen bitirmek isteniyor. Dün Mardin bugün Elazığ’da ev baskınları oldu. Bir aya yakındır arkadaşlarımız gözaltına alındı. Gözaltına aldınız diye çalışmayacak mıyız? Bir kişi de kalsak çalışmaya devam edeceğiz.”

Açıklamaların bitmesiyle toplantıya gelen insanlar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne el konulmasına ilişkin belediye önünde toplanmak üzere hareket etti. (OÜ/ÇT)