Ana Sayfa Blog Sayfa 6164

Korkmaz cinayeti failine tahliye yolu

Gezi Direnişi sırasında Eskişehir’de bir grup polis tarafından katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüne neden olanlardan Mevlüt Saldoğan’ın tahliyesinin önü açıldı

Gezi Direnişi sırasında Eskişehir’de üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ı darp eden polislerden Mevlüt Saldoğan’ın tahliyesinin önü açılıyor. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında çıkarılan denetimli serbestlik süresinin iki yıla çıkarılmasından faili Saldoğan da yararlanacak.

Ne olmuştu

Üniversiteli Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’de 2-3 Haziran 2013’te Gezi Parkı gösterileri sırasında bir grup polis ve sivil tarafından dövülmüş ve 38 gün sonra, 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetmişti. Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2015 yılında görülen yargılama sonucunda tutuklu polis memuru Mevlüt Saldoğan’a, “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçundan on yıl on ay, polis Yalçın Akbulut’a on yıl hapis cezası verildi. Korkmaz’ı tekme atarak yere düşüren üç sivil de “kasten yaralayarak ölüme neden olma” suçundan altışar yıl sekizer ay, bir sivil de üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin usul yönünden kararı bozması üzerine dosya, 18 Nisan 2016’da yeniden Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İkinci kez aynı cezalar verilirken; savcılık ise Saldoğan’a “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezası verilmesi için itiraz etti.

‘Kurşunların hedefi olduk’

Aylardır kuşatma altında olan Şirnex’te yaşam mücadelesi verdiği sırada askerlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan 6 aylık hamile Belkis Katar, şimdi de yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor. Konuya ilişkin konuşan anne Emine Katar, ‘Devlet bizim çadırlarımızı kepçe ile yıktı. Şimdi de bu derme çatma yerde kızımla beraber bir ev yapmaya çalıştık. Bu sefer de kurşunların hedefi olduk’ dedi

Şirnex’te (Şırnak) İkizce Jandarma Komutanlığı’ndan açılan ateş sonucu, vurularak ağır yaralanan 6 aylık hamile Belkis Katar’ın, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım ünitesindeki tedavisi devam ediyor. 8 aydır Şirnex’deki yasağın kalkmasını beklediklerini belirten anne Emine Katar, önce kaldıkları çadırlara, şimdi de yaptıkları kulübelere saldırıldığını söyledi. Anne Katar, “8 aydır toprağımızdan ve evimizden uzağız. Biz de kendimize ilk önce çadır kurduk. Çünkü başka illere gitmek istemedik. Ama devlet buna rağmen, bizim çadırlarımızı kepçe ile yıktı. Şimdi de bu derme çatma yerde kızımla beraber bir ev yapmaya çalıştık. Bu sefer de kurşunların hedefi olduk” dedi.

‘Hastaneye gidişimiz engellendi’

Katar, askerlerin ve korucuların her akşam rastgele ateş açtığını belirterek şunları aktardı: “Korkudan başımızı kaldıramıyorduk. Kızım da mutfakta yemek hazırlıyordu. Tepsiyi kaldıracağı esnada kurşun kaburgalarına denk geldi. Zaten kızım hamileydi ve saatlerce ambulans bekledik ama gelmedi. 4 saat geçtikten sonra hastaneye götürmemize izin verdiler. Üstelik olay inceleme eve geldiğinde kurşunun nereden geldiğini bize soruyorlardı. Biz de korucu ve askerlerin taradığını söyledik ama kabul etmediler.” ŞIRNEX

Kapatılan TV10 çalışanları Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti

Kısa süre önce Kanun hükmnde kararname ile kapatılan basın kuruluşları arasında bulunan TV10’un yöentim kurulu ve çalışanlarından oluşan bir heyet Cumhuryet Gazetesi’ni ziyaret etti. TV10 çalışanlarını Cumhuriyet adına Gazeteci yazar Ayşe Yıldırım karşıladı.

Dün Cumhuriyet Gazetesi’nin basılarak yöetici ve yazarlarının gözaltına alınmasından sonra, bugün dayanışmak amacıyla aralarında TV10’un yönetim kurulu başkanı Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Nilgün Mete, Suay Abak, İsmet Sefer ve sanatçı Soner Soyer’inde bulunduğu heyet Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti.

Kapatılan TV10’nun yönetim kurulu başkanı Veli Büyükşahin dayanışma mesajlarını ileterek baskılara karşı ‘Cumhuriyet’in yanındayız dedi.

Cumhuriyet Gazestesi’nden Ayşe Yıldırım da birlikte hareket etmenin değerli olduğunu söyledi.

pirha

CDU’dan Erdoğan’a Cumhuriyet tepkisi

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin dış politika sözcüsü Norbert Röttgen, Cumhuriyet Gazetesi çalışanları ile birlikte yazarlarının gözaltına alınmasının Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi. Berliner Zeitung gazetesine konuşan Röttgen, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisini eleştirenleri sistematik şekilde saf dışı etme politikasına devam ediyor” dedi.

Erdoğan’ın bu davranışıyla Avrupa’dan giderek uzaklaştığını ifade eden Röttgen, “Onun için önemli olan tek şey Türkiye’ye hakim olmaktır. Avrupa ülkeleri ve Almanya hükümeti, Türkiye Avrupa’nın temel prensiplerini ihlal ettiğinde eleştirilerini dile getirmelidir” dedi.

Almanya Başbakan Angela Merkel’in sözcüsü Steffen Seibert de dün Berlin’de gazetecilere yaptığı açıklamada “Merkel’ın geçtiğimiz ay Potsdam’da, Cumhuriyet Gazetesi’nin bir önceki Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın da konuklar arasında yer aldığı ve doğrudan ona hitap ettiği basın özgürlüğü ile ilgili yaptığı konuşmayı hatırlatmak isterim. Merkel, ‘Basın özgürlüğü devletin müdahalesi ve sansürün olmaması halinde var olur. Bununla da sınırlı değil. Basın özgürlüğü sorun, hatta tehlike ile karşı karşıya kalma endişesi yaşamaksızın uygunsuzlukları gün ışığına çıkartma ve haberleştirme özgürlüğünü kapsıyor’ demişti. Basın özgürlüğü ile ilgili kanaatimizin zemini budur ve Türk hükümeti ile farklı seviyelerdeki görüşmelerimizde aktardığımız görüş de budur” açıklamasını yapmıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/Reuters/AG/HS

 

Özdemir: Batı Erdoğan’a karşı koymalı

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, Alman hükümetinin Türkiye’de Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının gözaltına alınmasına yönelik çekimser tepkisini eleştirdi.

ARD’de bu sabah yayınlanan Morgenmagazin adlı programına katılan Özdemir, “Federal hükümet basın özgürlüğü konusunda endişeli olduğunu söylüyor. Soruyorum: Hangi basın özgürlüğü? Türkiye’de basın özgürlüğü yok, o yüzden endişeye de gerek yok” ifadelerini kullandı.

Özdemir, açıklamasında şu anda önemli olanın değerler topluluğu olarak Batı dünyasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kararlı şekilde karşı koyması olduğunu söyledi. Özdemir, Türkiye’nin demokrasi, insan ve azınlık hakları gibi Batılı değerlerle ilgisi olmadığını savundu.

İdam cezası müzakerelerin sonudur

Erdoğan’ın yeniden idam cezası getirme planları hakkında da konuşan Özdemir, “İdam cezası getirilirse, bu aynı zamanda üyelik müzakerelerinin de sonudur. İdam cezasını getirmek isteyen Kuzey Kore ya da her kime istiyorsa ona katılabilir. Ancak kesinlikle AB’ye değil” ifadelerini kullandı.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/BS/HS

 

Clinton’ın puanları düşüşte

8 Kasım’da yapılacak ABD seçimlerine kısa bir süre kala, e-posta skandalı Demokratların başkan adayı Hillary Clinton’un başını ağrıtmaya devam ediyor. Anketlere göre, FBI Clinton hakkında yeniden soruşturma başlatmasından sonra Clinton ile Trump arasındaki fark bir puan azalarak beş puana geriledi.

 Ipsos kamuoyu araştırma şirketi tarafından Reuters haber ajansı için yapılan ankette, Clinton’ın oy oranı yüzde 44, Trump’ın oy oranını ise yüzde 39 olarak belirlendi. Diğer seçim anketlerinde de Clinton’un puan kaybettiği görüldü. FBI geçen hafta Clinton hakkında dışişleri bakanı olduğu dönemde özel e-posta hesabı üzerinden devlete ait gizli yazışmalar yürüttüğü gerekçesiyle yeniden soruşturma başlatmıştı.

Wikileaks belgeleri

Öte yandan ön seçimler sırasında televizyon tartışmalarındaki soruların önceden Clinton’a gönderildiğini kanıtlayan elektronik yazışmalar Wikileaks tarafından yayınlandı.

Kaynaklarının gizliliğini koruyarak hükümet, organizasyon ve kişilerin gizli belgelerini yayınlayan internet sitesi Wikileaks ABD’deki başkanlık seçimine bir hafta kala Hillary Clinton’un ön seçim kampanyası sırasındaki açık oturum sorularından önceden haberdar edildiğine belgeleyen elektronik posta gönderilerini yayınladı. CNN televizyonu açık oturum sorularını Demokrat Parti’ye iletmekle suçlanan tanınmış siyaset analisti Donna Brazile’nin işine son verdi.

Brazile Clinton’un seçim kampanyasını yöneten John Podesta’ya gönderdiği e-postanın CNN tarafından organize edilen ve Demokrat aday ile partili rakibi Bernie Sanders’i karşı karşıya getiren canlı yayınla ilgili olduğu belirtiliyor. Yazışmalardan Brazile’nin Hillary Clinton’a avantaj kazandırmak istediği anlaşılıyor.

Mart ayında Podesta’ya gönderilen bir e-postada “Yarınki televizyon tartışmasında ailesinde kurşun zehirlenmesi tespit edilen yüzü lekeli bir kadın Hillary Clinton’a Flint’te yaşayanlara nasıl yardım edeceğini soracak” deniyor. Michigan eyaletindeki Flint kenti şebeke suyunda zehir tespit edildiği için bir süre manşet konusu olmuştu. Tartışmada ailesinde cilt bozuklukları görüldüğünü söyleyen bir kadın Clinton’a seslenmiş ancak Demokrat adaya başka bir soru sormuştu.

Rusya’nın iletmiş olabileceği ihtimali

Brazile’nin ele geçirilen bir diğer e-postasında televizyon tartışmalarından önce iletilecek sorulardan Demokrat Parti seçim ekibinin haberdar edilebileceği belirtiliyor. CNN televizyonu Brazile’nin Demokrat Parti ile irtibat kurmuş olmasından son derece rahatsız olunduğunu ve kendisinin hiçbir zaman tartışmaya katılanlarla konuşmasına ve sorulması muhtemel soruları öğrenmesine izin verilmediğini duyurdu. Brazile aynı zamanda Wikileaks skandalı yüzünden istifa etmek zorunda kalan selefinin yerine Demokrat Parti başkanlığını vekâleten üstlenmişti.

Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump Demokrat rakibinin televizyondaki tartışmalardan önce sorulardan haberdar edildiğini öne sürmüş ancak herhangi bir somut kanıt göstermemişti. Amerikan istihbaratı Hillary Clinton’u zor durumda bırakan e-postaların Rusya tarafından ele geçirilip Wikileaks’e iletilmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Hillary Clinton seçilme şansını azaltmak için bu yola başvurulduğunu söylemişti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/Afp/Reuters/AG/BÖ/HS

İsveç’teki belediye başkanlarından Kışanak ve Anlı çağrısı

İsveç’te 30 belediye başkanı, Türkiye hükümetine açık mektup yazarak, temel hukuk ilkelerine saygı göstermesini, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere tutuklu tüm belediye yöneticilerinin serbest bırakılmasını istedi. Mektupta imzası bulunan Avesta Belediye Başkanı Lars İsacsson, ifade özgürlüğü ve demokrasinin temel değerlerinin çiğnenmesine sessiz kalmayacaklarını söyledi

Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın tutuklanmasına dünyadan da tepkiler geliyor. Fırat Haber Ajansı’ndan (ANF) Murat Kuseyri’nin geçtiği habere göre; İsveç’in birçok merkezinde eşbaşkanların tutuklanması protesto edilirken, 30 belediye başkanı Türkiye’ye açık mektup yazarak, temel hukuk ilkelerine saygı göstermesini, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere tutuklu tüm belediye yöneticilerinin serbest bırakılmasını istedi. Sosyal Demokrat İşçi Partili 30 belediye başkanının imzası bulunan mektupta, Türkiye’de gerçekleşen insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü ihlallerine tepki göstermeyen İsveç, Avrupa Birliği ve uluslararası topluma da eleştiriler yöneltiliyor. Kürt belediyelere kayyum atandığını da hatırlatan belediye başkanları, Türkiye’nin çok ciddi basın ve ifade özgürlüğü ihlalleri gerçekleştirdiğini ifade etti.

‘Eşbaşkanları serbest bırakın’

Türkiye’nin insan haklarına, kurum ve belediyelerin bağımsızlığına ve hukuk devletinin temel ilkelerine saygı göstermeye çağıran belediye başkanları, “Gültan Kışanak ve Fırat Anlı gibi halkoyuyla seçilmiş önde gelen politikacıların görevlerini yapamamaları demokrasiye yönelik bir tehdittir” dedi. Belediye başkanları mektupta, Kışanak ve Anlı ile cezaevlerindeki belediye eşbaşkanlarının serbest bırakılmasını, belediyelerine dönmelerini ve Türkiye’nin farklı düşünen politikacı, gazeteci, avukat ve insan hakları aktivistlerini tutuklamaya son vermesini istedi.

‘Savaşın son bulması için girişimde bulunacağız’

Mektubun yazılmasına öncülük eden Avesta Belediye Başkanı Lars İsacsson, Türkiye’deki insan hakları ve ifade özgürlüğü ihlallerinin tahammül edilmez boyutlara geldiğini ve bu ihlallerden kendilerinin de etkilendiğini ifade etti. İsacsson, “Şu an 30 Kürt meslektaşımız cezaevinde. Bu nedenle 30 belediye başkanı olarak ortak mektup yazdık. Yarın sabah (bugün) mektubu Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği ve tüm görsel ve yazılı medyaya göndereceğiz” dedi. İsacsson, İsveç Hükümeti’nin Türkiye’de yaşananlara yeterince tepki göstermediğini belirterek, “Avesta milletvekili olan bir arkadaşımız bu konuyu parlamento gündemine getirecek ve Dışişleri Bakanı’ndan girişimde bulunmasını isteyecek. Bu tür konuları önümüzdeki yılın başında yapılacak olan Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin büyük kongresinde de tartışacağız. Savaşın son bulması ve barış görüşmelerinin yeniden ele alınması için İsveç Hükümeti’nin girişimde bulunmasını isteyeceğiz” diye konuştu.

‘Sessiz kalmayacağız’

İsacsson’un cezaevindeki meslektaşlarına da şu mesajı gönderdi: “İfade özgürlüğü ve demokrasinin temel değerlerinin çiğnenmesine ve tutuklamalara sessiz kalmayacağız. Türk Hükümeti politikacılar, gazeteciler ve meslektaşlarımızın tutuklanmalarına sessiz kalmayacağımızı bilmeli”

HABER MERKEZİ

Demirtaş’tan Cumhuriyet’e ziyaret: Önemli olan teslim olmadığımızı göstermek

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, yönetici ve yazarları gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti. ‘Önemli olan teslim olmadığımızı, olmayacağımızı göstermektir’ ifadelerini kullanan Demirtaş, dayanışma çağrısı yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün yönetici ve yazarları gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara temsilciliğini ziyaret etti. Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Erdem Gül tarafından karşılanan Demirtaş, büro önünde gazetecilere açıklama yaptı. Dayanışma dileklerini iletmek için geldiklerini belirten Demirtaş, “Bütün cumhuriyet çalışanlarına, gözaltındaki tüm yazarlarına dayanışma dileklerimizi iletiyoruz” dedi. Türkiye’de uzun süre Anayasa ve hukuk ilkelerinin askıya alındığını belirten Demirtaş, “15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ise bunu Allah’ın lütfuna çevirmek isteyen Saray’daki anlayış da, bütün temel hak ve özgürlükleri askıya alan yeni bir baskı inşa etti” diye konuştu.

‘Bu baskılar bitecek’

Baskı politikalarının görülmemesi için muhalif basın kuruluşlarının hedef alındığını belirten Demirtaş, “Biat etmemiş medyayı baskı altına almaya çalışmak, geçmişte de dünyada baskıcı iktidarlar ve diktatörler tarafından denenmiş yöntemlerdir. Bugünler geçecek, bu baskılar bitecek. Önemli olan böylesi günlerde özgürlüklerden yana olan, birlikte eşit yaşama, Türkiye’nin aydınlık geleceğine inan insanların dayanışma içinde olmasıdır” şeklinde konuştu. Demokratik bir çerçevede eşit yaşamı savunduklarını belirten Demirtaş, “Cumhuriyet gazetesi bugün ‘Teslim Olmayız’ manşetiyle çıktı. Evet. Önemli olan teslim olmadığımızı, olmayacağımızı göstermektir” dedi.

‘Gazeteler biat manşetiyle çıksın istiyorlar’

Tek Kürtçe yayın yapan gazetesi Azadiya Welat, Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Jin Haber Ajansı’nın da (JINHA) aralarında olduğu gazete ve ajanslar ile 20’ye yakın radyo ve televizyonun kapatıldığını hatırlatan Demirtaş, “Tüm gazeteler Saray’dakine biat manşetiyle çıksın istiyorlar. Mars’ta yaşam arandığı bu çağda, bu mümkün değil” dedi. Demirtaş, gözaltında tutulan Cumhuriyet yazarlarının gecikmeksizin derhal serbest bırakılmaları gerektiğini kaydetti.

Kaynak: ETHA

Son karikatüründe de eleştirmişti

Cumhuriyet gazetesindeki karikatürleri ile tanınan gazeteci Musa Kart da, Cumhuriyet gazetesine yapılan baskında gözaltına alındı. Kart, karikatürlerinde AKP hükümetinin politikalarını eleştiren çizimlere yer verdiği için hükümet çevelerinin tepkisini çekmişti. Kart, son karikatüründe de üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek olmasını eleştirmişti.

 

:

Ücret eşitsizliği derinleşiyor

American Association of University Women ve Dünya Ekonomi Forumu, ücret konusunda kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına dair iki ayrı rapor yayınladı. Yayınlanan raporlara göre kadın erkek eşitliğinin sağlanması için çok mesafe katedilmesi gerekiyor. ABD’de American Association of University Women tarafından yayınlanan raporda 50 dolayında eyaletteki ücret farkı detaylandırılıyor. Konuya ilişkin Bloomberg haber ajansının yayınladığı habere göre ücret farkına ilişkin gelişmeler bu şekilde devam ederse 2152 yılında, yani 136 yıl sonra ücret eşitliği sağlanacak. İkinci rapor ise çarşamba günü Dünya Ekonomi Forumu tarafından yayınlandı. Bu rapora göre kadın-erkek ücret eşitliğinde bir hızlanma yaşanmazsa, eşitlik için 2186 yılını beklemek gerekecek. Diğer bir ifadeyle 170 yıl sonra ancak kadın ve erkek ücret konusunda eşit olabilecek.

HABER MERKEZİ