Ana Sayfa Blog Sayfa 6166

Cumartesi Anneleri yarın 12.00’de Cumhuriyet’in önünde toplanacak

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sorgulamak amacıyla her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, gazetemize yapılan operasyonlara tepki göstermek için gazete binamızın önünde toplanacak. Cumartesi Anneleri/İnsanları yarın, saat 12.00’de gazetenin önünde buluşmak için çağrıda bulundu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın çağrı metni şöyle:

Cumhuriyet Gazetesi halkın haber alma hakkı demektir.

İfade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıcı politikalara itiraz etmek ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmak için Cumhuriyet Gazetesi önünde olacağız.

Cumartesi Anneleri

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

Tarih:1 Kasım 2016 (Salı)

Saat: 12.00

Yer :Cumhuriyet Gazetesi Önü

ABD: Muhalif basına yönelik resmi baskıdan endişe duyuyoruz

 

Sözcüsü John Kirby, FETÖ ve PKK adına suç işlendiği gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesine düzenlenen operasyonla ilgili soruya verdiği yanıtta, ‘’Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında bulunan isimleri ortaya çıkarma çabasına saygı duyuyoruz. Ancak ABD, Türkiye’de muhalif basına yönelik resmi baskının artışı konusunda derin endişe duyuyor’’ dedi.

Kılıçdaroğlu: Hitler’in 21. yüzyıl versiyonu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetemize yönelik operasyonun ardından Ankara Temsilciliğimizi ziyaret etti. Gazetemiz muhabir ve yazarlarıyla gelişmeleri değerlendiren Kılıçdaroğlu, ardından Temsilcimiz Erdem Gül ve Haber Müdürümüz Ayşe Sayın’la birlikte İstanbul Büro ile her gün gerçekleştirilen haber toplantısına girdi. Cumhuriyet’in her darbe döneminde darbecilerin baş belası olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Uğur Mumcu’lara, Ahmet Taner Kışlalı’lara baktığınız zaman bütün darbe dönemlerinde bedel ödeyen bir gazete oldu. Ama sonuçta tarihin her döneminde en azından haklı çıkan bir gazete. Sizler de haklı çıkacaksınız. Bunu hepimiz biliyoruz ”

‘Hükümet geldi’

Muhabir ve yazarlarla gazetemize yönelik operasyona ilişkin sohbet eden Kılıçdaroğlu, “IŞİD tehdidi altındaydık, IŞİD yerine polis geldi” ifadelerine ise, “Polis değil hükümet geldi” karşılığını verdi. Gazetemizin 12 Mart’ta yaşadığı sıkıntıları anımsatan Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet böyle bir olayı daha ağır şekilde 1971’de yaşamıştı. Hitler’in 21. yüzyıl versiyonunu yaşıyoruz, Führer’e doğru…” diye konuştu. Tüm sıkıntılara karşın Cumhuriyet çalışanlarının dik bir duruş sergilediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Cumhuriyet, Cumhuriyetle yaşıt olan bir gazete, sıradan bir gazete değil.”

Beraber mücadele

Erdem Gül ve Ayşe Sayın’la birlikte İstanbul’daki gazetemizin genel merkezine gündem toplantısına görüntülü bağlanan Kılıçdaroğlu, gazeteler arasındaki rekabet koşullarının artık değiştiğini belirterek “Özgürlüğü savunanlar ile savunmayanlar arasında bir rekabet olacak” dedi. Kılıçdaroğlu, “Gönlümüz sizin yanınızda, sizi savunuyoruz. Çünkü demokrasiyi, özgürlügü savunuyoruz. Bu ülkeye demokrasinin gelmesi için özgürlüklerin, kadın erkek eşitliğinin, medya özgürlüğünün, bilimsel özgürlüğün yerleşmesini savunan bir gazete. Cumhuriyet’i, siyasi görüşü ne olursa olsun ülkenin tüm aydınlarının savunması gerekir. Size de, bize de büyük görevler düşüyor. Mücadeleyi beraber götüreceğiz” diye konuştu.

‘Karşı darbe’

,Ziyaretin ardından gazetemiz binasının önünde açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimine karşı ortak tavır sergilediğini belirtti. “Bu bizim tarihimizde bir ilktir” diyen Kılıçdaroğlu, bunun genişlemesi gerekirken, karşı darbeyle karşı karşıya kalındığını kaydetti. Darbe fırsatçılığı yapılarak, toplumun aydın kesimlerinin susturulmak istendiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Parlamentodan alınan yetkilerle KHK çıkararak anayasal düzen değiştirilmek istendi. Anayasa hükmünde kararname çıkarıyorlar artık. Bunun sorumlularından biri de Anayasa Mahkemesi’dir. Eski içtihatında direnebilseydi, bu tablo gerçekleşmeyecekti” dedi.

Cumhuriyet’in koşulu

Katledilen Cumhuriyet yazarlarını anımsatan Kılıçdaroğlu Cumhuriyet’in her darbe sonrası en ağır bedelleri ödediğine dikkat çekti. CHP lideri şöye seslendi: “Demokrasiye ve özgürlüklere hep birlikte sahip çıkmak zorundayız. Bunun önkoşulu da Cumhuriyet’e sahip çıkmaktan geçiyor. Bütün gazetecilere seslenmek istiyorum; eğer baskılara ortak direnç gösterebilirsek o zaman, demokrasiyi de ortak savunma durumuna gelmiş oluruz. Cumhuriyet gazetesine baskı yapıldı ses çıkarmayalım, bir başka gazeteye baskı yapıldı ses çıkarmayalım. Bir gün sıra onlara da gelir.”

                 

Aktar: Eşbaşkanlar FETÖ dinlemesiyle tutuklandı

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Kışanak ve Anlı’nın avukatı Mehmet Emin Aktar, Kışanak ve Anlı’nın tutuklanmasına gerekçe olarak sunulan telefon konuşmalarının FETÖ’cü polisler tarafından dinlendiğini ifade etti

Gazete Duvar’dan Vecdi Erbay’a konuşan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın avukatı Mehmet Emin Aktar, Kışanak ve Anlı’nın tutuklanamasına gerekçe olarak ortaya atılan telefon konuşmalarının FETÖ’cü oldukları anlaşılan polis ve yargı mensupları tarafından dinlendiğini ifade etti. Aktar, “2011’den 2013’e kadar telefonlarını dinlemişler. 2013’ten sonra telefon dinlemeleri bitiyor, çünkü barış süreci başlıyor. Öyle anlaşılıyor ki telefon dinlemelerini de şimdi FETÖ’cü oldukları anlaşılan polis ve yargı mensupları gerçekleştirmiş” şeklinde konuştu.

DTK’nin toplantısına katılmak suç!

Kışanak ile Anlı’nın, Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) toplantılarına katılmakla suçlandıklarına söyleyen Mehmet Emin Aktar, “DTK sivil, legal siyaset yapan bir kurumdur. Böyle bir kurumun toplantılarına katılmak, burada konuşmak suç olamaz. Bu yaklaşım DTK’yi de terör örgütü gibi göstermek anlamına geliyor ki bu da doğru değildir. Öyle görünüyor ki muhalif her kişi, her kurum ‘terörist’ olarak gösterilmek tehlikesiyle karşı karşıyadır” dedi.

Gültan Kışanak’a “Neden Kürdistan’ın başkentine hoş geldiniz”, “Neden Kürdistan dört parçadır dediniz” gibi soruların da sorulduğunu belirten Aktar, Fırat Anlı’ya ise değişik zamanlarda yaptığı konuşmalar hakkında sorular yönetildiğini ifade etti.

HABER MERKEZİ

TÜSİAD’dan Cumhuriyet’e yapılan operasyona tepki

    TÜSİAD, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyonun, “medya kurumlarının çoğulcu demokraside yüklenmesi gereken görevi zayıflatan” bir örnek oluşturduğuna dikkat çekerek, “Çok sesli toplum, korunması ve geliştirilmesi gereken siyasi ve ekonomik bir güç kaynağıdır” uyarısında bulundu.

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyona ilişkin açıklamasında, “Medya kurumları ve basın mensupları terörle mücadele kanunu ile ilişkilendirilerek gözaltına alınmakta ve tutuklanmaktadır” diye anımsattı ve şu konuların altını çizdi:

“Hukuk devletinde hiçbir kurum ve kişi yasal herhangi bir denetim ve soruşturmadan muaf değildir ve hesap verebilir olmalıdır. Diğer yandan, basın dünyasının terörle bu denli yoğun olarak ilişkilendirilmesi, üzerinde durulması gereken kamusal bir sorundur. Bu sorun medya kurumlarının çoğulcu demokraside yüklenmesi gereken görevi zayıflatmaktadır. Bunun son halkası ise basın tarihimizin en köklü kuruluşlarından biri olan Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik bugün başlatılan operasyon olmuştur. Çok sesli toplum, korunması ve geliştirilmesi gereken siyasi ve ekonomik bir güç kaynağıdır. Bu zorlu dönemde gerek iç istikrar gerekse uluslararası rekabet gücü açısından medya dâhil tüm özgürlük alanları ulusal çıkarlarımız açısından esastır.”
 

AGİT: Mazur görülecek yöntem değil

  Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı(AGİT) Medya Temsilcisi Dunja Mijatovic Emniyet görevlilerinin Hikmet Çetinkaya ve Musa Kart ile İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın evinde de arama yaptığını anımsatarak İstanbul Mahkemesinin kararıyla 13 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartıldığını belirtti. Medya Özgürlüğü Temsilcisi, darbe girişiminden bu yana Türkiye’de 125 medya kurumunun kapatıldığını ve 120 gazetecinin de gözaltına alındığını anımsatarak açıklamasını şöyle sürdürdü:    “Medyayı kısıtlamak için kullanılan terörle mücadele kanunları ve diğer mevzuatlar, olağanüstü hal döneminde  mazur görülebilecek adımların ötesindedir ve bu endişe verici durum acilen tersine çevrilmelidir.”    Mijatović gazetecilerin işlerini özgür ve güvenli bir ortamda,  yılmadan, sindirilmeden, tehdit edilmeden veya tutuklanmadan yapabilmeleri gerektiğini de anımsattı. Medya Temsilcisi, Türkiye’deki yetkililere medyanın durumunun iyileştirilmesi ve Türkiye’nin medya özgürlüğüne yönelik taahhütlerini yerine getirebilmesi için kendi ofisinin yardımcı olmaya hazır olduğunu da tekrarladı. Mijatović, 57 ülkede medya özgürlüğünü takip ettiğini de anımsatarak ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ihlaller konusunda, AGİT medya özgürlükleri çerçevesinde  uyarılar yayınladığını anımsattı.

IPI’dan Cumhuriyet’e yapılan operasyona sert tepki: Erdoğan’ın otoriter hırslarına…

IPI Yönetim Kurulu üyeleri, bugün yaptıkları ortak açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de basın özgürlüğü gözlerimizin önünde tamamen söndürülüyor. Hukukun üstünlüğünü tamamen bir kenara bırakan Türk hükümeti, yoluna çıkan son eleştirel sesleri de eliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bariz otoriter hırslarına uzun süredir tahammül eden Türkiye’nin uluslararası ortakları, bu son hareketlerin cezasız kalmasına izin vermemelidir. Yetkilileri, son derece cesur bir gazeteci ve IPI’ın 65 yıldır savunduğu değerlerin yılmaz bir savunucusu olan meslektaşımız Kadri Gürsel’i derhal serbest bırakmaya davet ediyoruz. Gürsel; diğer IPI üyeleri, Cumhuriyet’teki cesur dostlarımız ve Türkiye’de hapiste olan diğer gazetecilerle birlikte salıverilmelidir.”

IPI Direktörü Barbara Trionfi ise son operasyonlarla ilgili şu ifadeyi kullandı: “Son gözaltılar ve medya kuruluşu kapama dalgaları, Türk hükümetinin OHAL’i kendi gücünü konsolide etmek ve Türkiye’nin demokratik yapılarının altını oymak için elverişli bir fırsat olarak gördüğünün yeni bir işaretidir. AB üyeliğine aday bir ülkede temel hak ve özgürlüklerin böyle ayaklar altına alınması şoke edicidir. AB bunu kabul edemez ve etmemelidir.”

BM, UNESCO ve Avrupa Konseyi’ne danışmanlık statüsüne sahip olan Viyana merkezli IPI, 65 yıllık geçmişi ve 100’ü aşkın ülkede binlerce üyesiyle dünyanın en köklü ve yaygın gazetecilik örgütlerinden…

Bugünkü bildiriyi yayınlayan IPI Yönetim Kurulu’nun başkanı, ABD’deki Miami Herald gazetesinin dünya editörü John Yearwood, başkan yardımcıları ise BBC Scotland Direktörü Ken MacQuarrie, İsviçre merkezli Spillmann Media CEO’su Markus Spillmann ve One Caribbean Media CEO’su Dawn Thomas. Yönetim kurulunde, Norveç’ten Katar’a, Arjantin’den Güney Kore’ye, Almanya’dan Nijerya’ya dünyanın 23 saygın gazete yöneticisi yer alıyor.

Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’dan Cumhuriyet’e destek mektubu

Cumhuriyet Gazetesi yönetecileri ve Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun gözaltına alınması sonrasında Cumhuriyet’e destek yağdı.

STK’ler, siyasi partiler ve yurttaşlardan büyük destek gören Cumhuriyet’e bir destek de Silivri Cezaevi’nden geldi.

Özgür Gündem soruşturması kapsamında tutuklanan Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay Cumhuriyet’e destek mektubu gönderdi.

Aslı Erdoğan mektubunda;

Merhaba,

Dün gece son haber bülteninde Diyarbakır’daki tutuklamaları dinledik,  güne Cumhuriyet baskınıyla başladık! Aydın Engin’in polisçe götürülüşünü izledim.Önce derin bir utançla… Turhan Günay da gözlatındaymış! Ne 12 Mart, ne 12 Eylül böylesine pervasızca hukuğu ayaklar altına almamış gazetecilere, yazarlara diş bilememişti! “Biz bir polis devletiyiz!” diyebilmek adına her şeyi ve herkesi hiçe sayıyorlar.Yüzlerce yılın kanıyla oluşmuş bütün değerleri: Demokrasi, insan hakları, fikir ve ifade özgürlüğü, hepsinden öte yaşam hakkı!

Türkiye bir “Amok koşusunda”, son hızla kendi mahvına doğru koşuyor… Cumhuriyet’in tüm yazarlarına ve çalışanlarına çok selamlar, yanınızdayız.

Sevgilerimle Aslı Erdoğan

Necmiye Alpay ise;

Sevgili Nöbetçiler,

Cumhuriyetçi arkadaşlara çok geçmiş olsun, doğrusu ‘beklenen’i aşan bir hamleydi.Aydın Engin ameliyat geçireli çok olmamıştı vb. Ama doğrusu yazıları ve gazetenin genel hali son zamanların yüz aklarındandır, selam olsun onlara…

Ve elbette her zamanki gibi, sizlere.Kışanak ve Fırat Anlı’nın Kandıra’ya götürüldüğünü duyduk.Onlara da selamlar, sevgiler

Necmiye Alpay

 

Cumhuriyet’e operasyon Meclis gündeminde

Cumhuriyet Gazetesine bugün başlatılan operasyon kapsamında gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu başta olmak üzere, çok sayıda yazar ve yöneticinin gözaltına alınmasını Meclis gündemine taşıdı. Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi veren Sağlar, “Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri ve yazarlarına yönelik başlatılan operasyonu basın özgürlüğüne doğrudan yapılan bir saldırı olarak nitelendirerek, “Bu hukuksuzluğu muhaliflerin sesini kesmek için mi yapıyorsunuz?” diye sordu.

Sağlar’ın Meclis’e sunduğu soru önergesi şöyle:

Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri ve yazarlarına yönelik başlatılan operasyon basın özgürlüğüne doğrudan yapılan saldırı olarak nitelendirilmektedir. Oysa Cumhuriyet Gazetesi’nin yönetimini, yayın anlayışını beğenir ya da beğenmezsiniz ancak hukuk devletlerinde düşünce özgürlüğü vardır. Yapılanlar adil yargılamanın ve adaletin hiçe sayılmasıdır.

SAHİDEN SIRA HANGİ MUHALİFTEDİR?

15 Temmuz Darbe girişimi sonrası yaşanılanlar sivil darbenin ta kendisi olarak adlandırılmaktadır. Yalnızca suçluların değil muhaliflerin de bu bahane ile susturulmaya çalışıldığı kanaati kamuoyunda oluşmaktadır. Cumhuriyet gazetesi yönetimi ve yazarlarına karşı yürütülen bu uygulama adil değildir. Eğer yazarın veya yöneticinin terör örgütüyle bağlantılı olduğuna dair varsa delil, kişi çağırılır adliyeye, gereği neyse hukuka uygun ve şeffaf bir şekilde yapılır.

Bu tavırlar kamuoyunda iktidardan olanın, dün kiminle olduğuna bakılmaksızın korunurken, muhalif olanın ise ipinin çekilmesi olarak yorumlanmaktadır. Kamuoyunun yorumlarına göre, 5 gün avukatla görüşme yasağı ise bunun delili niteliğindedir.

Bu çerçevede:

1) Cumhuriyet Gazetesi yazarları ve yönetimine yapılan gözaltılar hukuku, adaleti ve adil yargılamayı hiçe saymaktır. Bu hukuksuzluğu muhaliflerin sesini kesmek için mi yapıyorsunuz?

2) Cumhuriyet Gazetesi’ne cumhuriyet kelimesinden dolayı antipatiniz mi vardır? Neden farklı görüşlere bu kadar tahammülsüzsünüz?

3) 15 Temmuz’u bahane ederek AKP ile aynı görüşte olmayanları sindirdiğinize dair kanaatler güçlenmektedir. Sahiden sıra hangi muhaliftedir?

ABF “Diktatörlük ilan edilmiştir”

Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni Genel Başkanı Muhittin Yıldız TV10 ile birlikte pek çok medya kuruluşunun kapatılmasına tepki gösterdi. Pir Haber Ajansına konuşan Yıldız, medya kuruluşlarına AKP iktidarı tarafından darbe yapıldığını belirterek, kapatılan kanalların yeniden açılmasını istedi.

Başbakanlık kararıyla, OHAL kapsamında çıkarılan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Alevilerin sesi TV10 başta olmak üzere çok sayıda muhalif televizyon ve radyonun kapatılmasına tepkiler sürüyor.

Bir tepki de Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni Genel Başkanı Muhittin Yıldız’dan geldi.

Pir Haber’e konuşan Yıldız, Tv10 ve diğer medya kuruluşlarına AKP iktidarı tarafından darbe yapıldığını belirterek, kapatılan kanalların yeniden açılmasını istedi.

“Darbe mağdurları olarak, tüm darbelere karşıyız” diyen Muhittin Yıldız, Kerbela’dan bugüne tüm zulümlerle karşı karşıya kaldık. Buna rağmen felsefemiz ve yolumuz gereği insani bakışımızdan ödün vermedik” dedi.

“AKP, BASININ SESİNE, KULAĞINA PRANGA VURDU”

Yıldız, “dil, din, ırk ayrımı yapmadan, siyasal alanda karşıtlığımız olsa da, zulme uğrayanların yanında olduk” diyerek AKP hükümetinin basının sesine, kulağına pranga vurduğunu dile getirdi.

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel başkanı Muhittin Yıldız, ülkede basın özgürlüğü yoksa diktatörlüğün ilan edildiği anlamına geleceğini vurguladı.

PirHa