Ana Sayfa Blog Sayfa 6171

CHP’den tutuklamalara ilk tepki: Yanlış üstüne yanlış

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Fırat Anlı ve eski BDP milletvekili Ayla Akat Ata’nın tutuklanmasına Twitter hesabından tepki gösterdi.Tanrıkulu Twitter’dan yağtığı açıklamada ‘Yanlış üstüne yanlış; Kürt meselesinde “Biz konuşulacak son kuşağız diyen” Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Fırat Anlı da tutuklandı’ dedi.

Eski BDP milletvekili Ayla Akat Ata’nın da tutuklanmasına tepki gösteren Sezgin Tanrıkulu ‘Ayla Akat tutuklanmış… Fırat Anlı ve Gültan Kışanak için ise karar bekleniyor’ dedi.

TGS: KHK ile yönetilen ülkede demokrasi olmaz

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) tarafından yapılan açıklamada Kanun Hükmünde Kararnameler ile tüm muhalif kesimlere yönelik sivil bir darbe sürecinin oluşturulduğu ifade edildi.

TGS’den yapılan açıklama şu şekilde:

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimin ardından FETÖ’ye karşı başlatılan operasyonlar, AKP Hükümeti tarafından Kanun Hükmünde Kararnameler ile tüm muhalif kesimlere yönelik sivil bir darbe sürecine dönüştürüldü, demokrasi ayaklar altına alındı. FETÖ’yle mücadele amacıyla çıkarılan KHK’lar, muhalif, özgür medya ile bu kuruluşlardaki basın emekçilerine yönelik hukuksuz uygulamaları eşi görülmemiş bir boyuta taşıdı.

Halen 100 dolayında gazeteci yazdıkları haber ve köşe yazıları nedeniyle terör örgütleriyle ilişkilendirilerek tutuklu bulunurken, hükümetin, basın ve ifade özgürlüğü ile tüm evrensel haklara aykırı antidemokratik uygulamaları artarak devam ediyor. Temmuz ayında KHK ile 16 TV kanalı, 3 haber ajansı, 23 radyo, 45 gazete, 29 yayınevi ve 15 dergi olmak üzere 131 yayın kuruluşunu, Eylül ayında da 12 gazete ve 11 radyo olmak üzere 23 yayın kuruluşunu kapatarak basın özgürlüğüne ağır darbe vuran hükümet, son olarak 2 haber ajansı, 10 gazete, 3 dergiyi KHK ile kapattı.

Basın özgürlüğüne aykırı bu kapatma kararları nedeniyle 15 Temmuz’dan bu yana 3 bine yakın basın emekçisi de işsiz bırakıldı, bir kısmı da haksız soruşturmalarla baskı altına alındı. Muhalif medya kuruluşlarını terör suçlamasıyla kapatmak, susturmak, çalışanlarını işsiz bırakmak, demokrasi karşıtı sivil darbenin açık kanıtıdır. Hükümet, medya kuruluşlarının kapatılmasıyla halkın haber alma hakkını ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Hukuk dışı bu kararlar, dünya ve uluslararası basın örgütleri tarafından da yakından izleniyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası, basın ve ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunacak, hukuka aykırı iddialarla terör örgütleriyle ilişkilendirilmeye çalışan basın emekçileriyle dayanışmasını sürdürecektir. Gazetecilik suç değildir. Eli kalem tutan gazeteciler de suçlu değildir.

Hükümeti, demokrasi, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına karşı sürdürülen antidemokratik uygulamalara son vermeye çağırıyoruz.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu

HDP’den tutuklamalara ilk tepki: Bir halkın onuruna haysiyetine, iradesine saldırı

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş BaşkanıFırat Anlı ile eski BDP milletvekili Ayla Akat Ata’nın tutuklanmasına tepki gösterdi ve “Mesele Ayla Akad, Fırat Anlı ve Gülten Kışanak’ın tutuklanması değil, bir halkın onuruna, haysiyetine, iradesine saldırı meselesidir…” dedi.

CHP’den tutuklamalara ilk tepki: Yanlış üstüne yanlış

Baluken’in Twitter üzerinden paylaştığı mesajlar şöyle:

                 

AB ve Kanada CETA anlaşmasını imzaladı

Kanada ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması (CETA) Pazar günü imzalandı. Kanada Başbakanı Justin Trudeau ticari sınırları kaldırmayı ve mal ticaretini kolaylaştırmayı amaçlayan anlaşmayı imzalamak için son anda Belçika’ya uçmayı kabul etti. 7 yıldır üzerinde çalışılan anlaşma geçen hafta Belçika’daki bir bölgenin muhalefetine takılmıştı.

İmza törenine Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve AB dönem başkanlığını elinde bulunduran Slovak Başbakan Robert Fico da katıldı.

Geçen hafta perşembe günü yapılması planlanan tören, anlaşmanın Belçika’nın Fransızca konuşulan Valon bölgesinin yerel meclisindeki oylamada reddedilmesi sonucu ertelenmişti. Ancak Valon bölgesindeki milletvekilleri bazı imtiyazlar karşılığında cuma günü anlaşmayı nihayet onaylamıştı. Anlaşmayla ilgili kördüğüm bu şekilde çözülürken, Belçika da CETA’yı cumartesi günü imzalamak için hazır hale gelmişti.

Gümrüklerin kaldırılıp standartların uyumlaştırılmasıyla her iki tarafa da avantajlar kazandıracak olan serbest ticaret anlaşmasıyla ilgili müzakereler 2009 yılında başlatılmıştı. CETA’dan yana olanlar serbest ticaretin ekonomik büyümeye katkıda bulunacağını savunurken, anlaşmaya karşı çıkanlar CETA’nın tröstlerin işine yarayacağını ve Valon  bölgesi gibi ekonomik yapısı zayıf bölgeleri dezavantajlı duruma düşüreceğini öne sürüyorlardı.

©Deutsche Welle Türkçe

AP, AFP, dpa, Reuters / EC, SSB

Avrupa Konseyi’nden idam cezası uyarısı

Konseyin uyarısı, Türkiye’nin 675 ve 676 sayılı kanun hükmünde kararnamelerle 10 binden fazle kişiyi kamudan ihraç etmesinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gün öncesinde parlamentodan idam cezasının geri getirilmesini düşünmelerini isteyeceği açıklamasının ardından geldi.

Türkiye’nin de üyesi olduğu konseyin sözcüsü Daniel Holtgen, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “İdam cezasını uygulamak Avrupa Konseyi üyeliği ile bağdaşmaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdogan Cumartesi günü yaptığı ve Cumhurbaşkanlığı resmi Twitter hesabında da yer verilen bir konuşmada “İdam cezası meclisten geçer önüme gelirse imzalarım, Batı’nın ne dediği önemli değil milletimin ne dediği önemli” dedi. Erdoğan zamanlama konusunda bir yorumda bulunmazken, hükümetin teklifi meclise getireceğini ve kendisinin de imzalayacağını söyledi.

Türkiye ölüm cezasını Avrupa Birliği üyeliği uyum çalışmaları kapsamında 2004 yılında kaldırmıştı.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland Ankarayı idam cezası ile ilgili olarak Ağustos ayında uyarmış, bunun Türkiye’nin de imzası olduğu İnsan Haklası Evrensel Beyannamesi’ne aykırı olduğunu söylemişti.

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz da konseyin uyarısına katılarak, Türkiye’yi ‘Avrupa Birliği kapasını çarparak kapatacak’ bir adım atmayı düşünmekle eleştirdi. Kurz, Avustura Basın Ajansı’na yaptığı açıklamada “Ölüm cezası tüm dünyada kaldırılması gereken ve Avrupa değerlerine açıklıkla aykırı olan zalim ve insanlık dışı bir ceza türüdür” dedi.

İdam cezası 15 Temmuz darbe girişiminden sonra hükümetin on binlerce kamu görevlisini görevden alması ve darbe girişimi ile alakalı olduğu suçlamasıyla 35 binden fazla kişiyi tutuklaması sonrası tekrar gündeme geldi.

Pazar günü Resmi Gazete’de yayınlanan 675 ve 676 sayılı kanun hükmünde kararnamelerle 15 basın yayın organı kapatıldı, 10 bin 158 kişi kamudan ihraç edildi ve rektörlük seçimleri iptal edildi.

Ankara’nın AB’ye tam üyelik süreci 2005 yılında başlamıştı. O zamandan beri birlik tam üyelik sürecinin tamamlanması için gereken 35 fasıldan 15’ini müzakereye açmış ancak bugüne kadar sadece bir tanesi başarıyla tamamlanabilmişti.

©Deutsche Welle Türkçe

AFP, DW /SSB, EC

Tel Afer’e operasyon

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Tel Afer ve Musul’dan Akdeniz’e her yere girebilecekleri yönündeki tehditlerine aldırmayan Şii Haşdi Şabi, Tel Afer’e operasyon başlattı. Operasyon Cumhuriyet Bayramı’na denk getirildi

Türkiye’de AKP iktidarının herşey kendilerinden sorulurmuş gibi yüksek perdeden tehditler savurmasına İran destekli Haşdi Şabi aldırış etmedi. Cuma günü “hazırlıklar tamam” açıklaması yapan Haşdi Şabi milisleri, Şii Türkmenlerin yoğun olduğu Tel Afer’de operasyon başlattı.

Sünnilerin Musul ve Tel Afer’e hakim olması ve bölgenin Türkiye kontrolüne girmesi için AKP iktidarı yoğun bir diplamasi yürüttü. TSK’nin kara ve havadan Musul’a yönelik harekata katılması için çaba sarfederken, Kürtlerin ve Şiilerin Musul ve kasabalarından uzak tutulmasını istedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den aldıkları operasyon desteğiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gelişmeleri tribünden izlemeyeceklerini söyleyip Bab, Rakka, Efrîn, Minbic, Musul ve Kerkûk dahil her yere girebileceklerini kaydettiler. Êzidîlere, Şiilere tehditler savurdular. Ancak, İran destekli Haşdi Şabi, “Musul Musulluların, Tel Afer Tel Aferlilerindir. Hiç kimsenin buralara gelip girmeye hakkı yok. Musul’un DAEŞ’ten kurtarılmasından sonra da burada sadece Sünni Araplar, Türkmenler ve Sünni Kürtler kalmalıdır” diyerek, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olmakla övünen Erdoğan ve AKP iktidarını dinlemedi. Haşdi Şabi, Musul’un 63 kilometre batısında yer alan Tel Afer’e operasyon başlattı.

İkmal hattı

Iraklı Şii Dini Lider Ayetullah Ali el Sistani’nin çağrısıyla IŞİD’in Musul’u işgalinden birkaç gün sonra kurulan Haşdi Şabi’ye bağlı gruplardan Hizbullah Tugayları, başka bazı gruplarla birlikte Tel Afer’e doğru ilerlediğini açıkladı. AFP’ye konuşan Haşdi Şabi Sözcüsü Ahmed El-Asadi, “Operasyon Musul ve Rakka arasındaki ikmal hattını kesmeyi, Musul kuşatmasını daraltmayı ve Tel Afer’i özgürleştirmeyi hedefliyor” dedi. Ahmed El-Asadi, “Kurban ve yaralı olan Tel Afer ve bölgedeki tüm ilçeler Heşdi Şabi güçleri tarafıdan kurtarılacaktır. DAİŞ’i ya geldikleri yere geri gönderecekler ya da bu toprağa gömecekler” diye konuştu. Ahmed El-Asadi, operasyonda başarı elde edilene kadar durmayacaklarını kaydetti.

Davutoğlu’ndan bugüne

Tel Afer, Irak’ta Şii Türkmenlerin yoğun yaşadığı yerlerden biri. IŞİD işgal edince Türkiye 2.5 yıl seyretti. Mezhepçi politikanın kilit isimlerinden Ahmet Davutoğlu, Erdoğan kabinesinde Dışişleri bakanı iken “Telafer’e dokunan, Türkiye’ye dokunur” demişti. Yine Davutoğlu, IŞİD’in Musul işgalinden 2 ay kadar sonra “Telafer’de yaşanan sadece bir IŞİD-Türkmen çatışması değildir. Maalesef Sünni Türkmenlerle Şii Türkmenler arasında fitne tohumları ki bunda Maliki hükümetinin Şii Türkmenler üzerinden Sünni Türkmenleri baskı altına alması çabası da var, Şii Türkmenlerin radikalleşmesi çabası da var” demişti.

Son Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da durumu başka bir boyuta taşıyarak, Haşdi Şabi’nin Tel Afer’e operasyon gerçekleştireceği yönündeki açıklamalarına tepki gösterip operasyon yapabileceklerini söylemişti: “Musul ve Telafer’deki etnik ve mezhep dengeleri çok iyi dikkate alınmalı. Eğer buradaki gelişmeler bizim güvenliğimizi tehdit edecek bir duruma gelirse, biz koalisyonun içindeki katkımızın yanında kendi güvenliğimizi sağlamak için her türlü tedbirimizi alırız. Bu bizim uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkımızdır. Diğer taraftan Telafer ve diğer bölgelerde saldırı olursa, yine burada bize yönelik bir tehdit oluşursa burada da tedbir alırız. Ayrıca buradaki Türkmen kardeşlerimizin hak ve hukukunu da koruma konusunda kararlılığımız da var Allah’a şükür muktediriz de.”

Haşdi Şabi

Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri), IŞİD’in 9-11 Haziran 2014’te Musul’u ele geçirmesinin ardından, Iraklı farklı milis güçlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Haşdi Şabi, Ayetullah Sistani’nin fetvası üzerine İran’ın askeri, siyasi desteği ile oluşturuldu. Fetvada Sistani, Irak’ta eli silah tutan herkesi ülkelerini savunmaya ve kutsal mekanlarını savunmaya çağırıyordu. Bu çağrıdan sonra İran yönetimi, İran Devrim Muhafızları komutanları ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Afganistan, Irak, İran’dan Şii milisler devşirip silahlandırdı ve eğitti. Zamanla halkaya Sünni milisler de eklendi. Hızla büyüdü ancak sayısı net bilinmiyor. Büyümesi çok sayıda grubun ortaya çıkmasını getirdi. Haşid Şabi içinde Şii Türkmenler de bulunuyor.

Haşdi Şabi içindeki büyük gruplar şunlar: Bedir Tugayları, Asaib Ahl El-Hak, Barış Tugayları (Mukteda El Sadr’ın grubu), Hizbullah Tugayları, Seyyid El Şuhada Tugayları, Kataib El İmam Ali, Ebu El-Fadl El-Abbas Güçleri, Harakat Hizbullah El-Nucaba. Maddi ve askeri olarak Bağdat yönetimi Haşdi Şabi’nin arkasında. Bağdat da Tahran gibi örgüte, para ve silah yardımı yapıyor.

Türkiye de KDP desteğiyle Başika ve Dubardan’da Musul eski Valisi Esli Nuceyfi komutasında Haşdi Vatani adlı grubu eğitti. Binlerce Sünni kamplara toplandı ver silahlandırıldı. Haşdi Vatani, Musul harekatı öncesi adını Ninova Muhafızları olarak değiştirdi.

MUSUL

 

 

 

 

Calais’tan Paris’e akın

 

Fransa’nın Calais kentindeki Jungle denen Mülteci kampının dağıtılmasının ardından göçmen merkezlerine gitmek istemeyenler, başkent Paris’e akın ediyor. Başkentin kuzeyindeki Stalingrad, Jaures ve Flandre metro istasyonları etrafında çadır kuruluyor.

 

Eğer Türkiye’de olsaydı…!

ABD’de; Türkiye’de böyle bir şey olsa, iktidar partisinin birkaç günde Anayasayı, yasaları, istihbarat teşkilatını, HSYK’yi lime lime edip mahkeme hakimlerini ve savcıları kapı dışarı edeceği bir gelişme yaşanıyor. FBI Başkanı James Comey, ABD’nin Demokrat başkan adayı Hillary Clinton yönelik soruşturma dosyasını ilgilendirecek yeni yazışmalara ulaştıklarını ve yeni soruşturma açıldığını duyurdu.

FBI, Hillary Clinton’ın, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde kişisel e-posta hesabı üzerinden devlete ait gizli bilgiler içeren yazışmalar yaptığını bildirmişti. FBI Başkanı James Comey, “soruşturmayla ilgisi olduğu düşünülen ama soruşturmadan bağımsız başka bir davayla ilgili” yeni yazışmalar bulduklarını belirtti.

Cuma günü duyurulan bu son dalgadaki e-postalar, Clinton’ın baş yardımcısı Huma Abedin’in boşandığı eşi, eski Temsilciler Meclisi Üyesi Anthony Weiner’a yönelik ayrı bir soruşturma sırasında ortaya çıktı.

Huma Abedin ve Anthony Weiner’a ait elektronik cihazlar, FBI tarafından, Anthony Weiner’ın North Carolina’da 15 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel içerikli e-postalar gönderdiği iddiası üzerine açılan soruşturma sırasında ele geçirilmişti. Clinton’ın soruşturmasını etkileyebileceği düşünülen ve bu cihazlarda bulunan yazışmaların “devlete ait gizli bilgiler içerip içermediği” kontrol edilecek. Clinton, gerçekleri “tam ve eksiksiz” yayınlamalarını istedi: “Bürobu meseledeki sorun ne ise herhangi bir gecikme olmadan açıklamak zorundadır.”

Puan farkı

Real Clear Politics’in anketlerine göre Hillary Clinton, Cumhuriyetçi Donald Trump’tan 5 puan önde. Ancak yazışmaların çıkarılmasıyla “Clinton’ın destekçileriyle olan güven ilişkisinin hasar gördüğü” söyleniyor.  Trump da, New Hampshire Eyaleti’nde yaptığı bir seçim mitinginde, Clinton için “ABD’nin güvenliğini tehlikeye sokan, suç oluşturan ve yasadışı davranışı hakkındaki dava yeniden açıldı. Onun, sabıkalı planlarını Oval Ofis’e sokmasına izin vermemeliyiz” diye konuştu. Trump’ın sözcülerinden Kellyanne Conway da, Twitter’dan, “Kampanyamız için güzel bir gün, şimdi daha da iyi oldu” dedi.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin en üst düzey seçilmiş yetkilisi Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ise “Ülkenin en önemli gizli bilgilerinden bazıları için ona güvenilmişti ve o dikkatsizce devlete ait çok gizli bilgileri kötü yönetti” dedi.

WASHINGTON

 

 

Engellilere ve çocuklara işkence yaptılar

Musul operasyonu sürerken Musul kentinin batısındaki 3 köy daha IŞİD’ten alındı. Irak ordusunda görevli Binbaşı Mezahim Ahmed, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait uçakların, Musul’un 12 kilometre kuzeyinde bulunan Tel Keyf Kasabası’na “yanlışlıkla” hava saldırısı düzenlediğini de söyledi.  Ahmed, 4 askerin öldüğünü, 9 askerin yaralandığını ifade etti.

IŞİD’lilerin Musul’un Faziliye Köyü’nde yaşayan engelli ve çocuklara dahi işkence yaptığı da ortaya çıktı. Pêşmerge güçleri tarafından 26 ay sonra IŞİD’ten kurtarılan Musul’un 20 kilometre kuzeyindeki Faziliye Köyü’ne giden Rus resmi yayın kuruluşu Sputnik, Faziliye halkının köyde halen örgüt mensubu aileler olabileceğinden endişe ettiğini kaydetti. 37 yaşındaki bedensel engelli Fadıl Cuma, sigara içtiği için IŞİD’in kendisine kırbaç cezası uyguladığını söyledi. Maruz kaldığı işkence nedeniyle halen sağlık sorunları yaşadığını kaydeden Cuma, köyünün örgütün kontrolünde olduğu dönemde yaşadıklarını şöyle anlattı: “IŞİD, telefon ve interneti yasaklamıştı. Televizyon izleyemiyorduk. Müzik dahi dinleyemiyorduk. Engelli olduğum için Erbil veya Duhok’a gidip tedavi olmam gerektiğini söylüyordum ancak buna dahi izin vermiyorlardı.” IŞİD’liler tarafından kırbaçlanan bir diğer Faziliyeli ise 12 yaşındaki Yunus Evdi. Sokakta teyzesinin kızıyla konuştuğu için kırbaç cezasına çarptırıldığını söyleyen Evdi, “IŞİD bana 20 kırbaç cezası ve 20 bin dinar para cezası verdi. Bana kırbaç cezası uygulanırken kimse korkusundan bir şey diyemiyordu” dedi.

‘Köle gibi yaşıyoruk’

22 yaşındaki Talal Abdullah yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: “Beni alıp köydeki merkezlerine götürdüler. Sigara içtiğim için IŞİD’in kadısı tarafından yargılandım ve 50 kırbaç cezası ile 30 bin dinar para cezasına çarptırıldım. Köyün ortasında kırbaçlandım. O günden sonra korkudan sigara içemedim. Ama artık IŞİD köyde çıkartıldığı için rahatça sigara içiyorum. Siz de görüyorsunuz şimdi cebimde sigara paketi var.” Hemed Yusuf adlı genç ise bir akrabasının Pêşmerge olduğu ve ona yardım ettiği gerekçesiyle IŞİD tarafından işkence gördüğünü dile getirerek, “Evime baskın yaparak benle babamı aldılar köydeki kendi merkezlerine götürdüler. 10 gün boyunca bana çok ağır şekilde işkence yaptılar. Demirle ve hortumla ayaklarıma ve sırtıma vuruyorlardı. 1 ay öncesinde gördüğüm işkence nedeniyle sakatlandım. Şimdi sol ayağıma tam basamıyorum. Ve ağrı da halen var” dedi.

40 yaşındaki Soriye Hazım İsa adlı kadın da şunları anlattı: “IŞİD köyümüzde 2 yıl 4 ay kadar kaldı. Bu süre zarfında köle gibi yaşıyorduk. Kadınlar olarak çok baskı altındaydık. Bir tek saç telimizin dahi görünmemesi gerektiğini ve görünse cezalandırılacağımızı söylediler. IŞİD’in kadın militanları sürekli denetleme yapıyordu. Teyzemin kızı yüzük taktığı gerekçesiyle IŞİD tarafından evinden alınarak 2 hafta cezaevinde tutuldu.”

MUSUL

 

 

 

İtalya’da deprem!

İtalya’nın orta kesimlerinde, merkez üssü henüz açıklanmayan 6.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), depremin merkez üssünün, Perugia kentine 68 kilometre uzaklıkta olduğunu belirtti. Son 48 saatte 35-40 artçı-öncü depremin meydana geldiği bölgenin çeşitli yerlerinde çok sayıda binanın yıkıldığı bilgisi paylaşıldı. Depreme ilişkin can kayıplarının olup olmadığı konusunda ise henüz bir açıklama yapılmadı.

İtalya’nın orta kesiminde iki gün önce 5.4 ve 5.9 büyüklüğündeart arda iki deprem meydana gelmişti. Büyük paniğe neden olan depremde 10’dan fazla kişi yaralanmış bir kişi de kalp krizi geçirerek yaşamını kaybetmişti.

HABER MERKEZİ