Ana Sayfa Blog Sayfa 6183

Erkeğin aklandığı, kadınların yerlerde sürüklendiği Türkiye!

AKP’nin erk zihniyeti bugün kendini ülkenin batısı ve doğusunda farklı iki tabloda bir kez daha gösterdi. İstanbul’da şort giydiği için Ayşegül Terzi’ye şiddet uygulayan Abdullah Çakıroğlu, erkek yargı tarafından adeta aklanırken, Amed’te gözaltına alınan iradelerine sahip çıkan kadınlar polisler tarafından yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı.

Erkek egemen, patriyarka, eril sistem ne derseniz deyin. AKP iktidarı ile şekillenen kadın düşmanı politikalara her gün yenisinin eklendiği Türkiye, bugün iki tablo ile karşılaştı. Yaşamımızın tüm hücrelerinde hissettiğimiz erk sistem, bugün özgürlüğü için direnen kadınları yerlerde sürüklerken, şort giydiği için kadını tekmeleyerek şiddet uygulayan erkeği ise adeta sırtını sıvazlayarak serbest bıraktı.

İstanbul’da 20 Eylül günü Çekmeköy’den Şile yolu istikametinde yolculuk yapan Ayşegül Terzi, Abdullah Çakıroğlu isimli erkek tarafından şort giydiği için suratına tekme atılarak darp edildi.

Saldırgan erkeğin sırtı sıvazlanarak tahliye edildi

Saldırgan Çakıroğlu, “O şeytan, ölmeli. Yaşamaya hakkı yok” diye bağırarak yukarıdaki demirlere tutunup Ayşegül’e şiddet uygulamıştı. Ayşegül, daha sonra Çakıroğlu hakkında şikayette bulundu ve olaydan 5 gün sonra Çakıroğlu tutuklandı, ancak 16 saat sonra serbest bırakıldı. Kadınların mücadelesi sonucu ise tekrar gözaltına alınan Çakıroğlu, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”dan tutuklandı.

Aradan geçen 1 buçuk ayın ardından Çakıroğlu, bugün hakim karşısına çıktı. Ayşegül’ün oturuşunu müstehcen bulan Çakıroğlu, duruşmada kendisini “Kadının haya perdesinin oluşması için örtüsünün olması gerekiyor. Gayrimüslimse kendini taşıyabilecek giyim kuşamı olması gerekiyor. Aksi halde insanın şehvet duygusunu uyandırıyor” şeklinde kadını aşağılayan sözlerle savundu.

İradesine sahip çıkan yerlerde sürüklendi

Türkiye’nin batısında kadına şiddet uygulayan bir erkek tahliye olurken, doğusunda ise, iradesine sahip çıkan kadınlar, Amed Büyükşehir Belediyesi önünde eşbaşkanlar Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasını protesto ediyordu. Ancak, halkın iradesi ile seçilmiş milletvekili ve eş başkanların belediyelerine sahip çıkarak direnmesi karşısında AKP’nin polisi aralarında İmralı Heyeti üyesi Ceylan Bağrıyanık, HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, Kongreya Jinan Azad (KJA) Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın da bulunduğu çok sayıda kadını yerlerde sürükledi ve gözaltına aldı.

Kadın ve özgürlükler söz konusu olduğunda Türkiye’de erkek adaletin devreye girdiği bu iki örnek üzerinden bir kez daha kendini gösterirken, tüm haksızlıklara karşı durup direnen kadın gerçekliği de yadsınamaz bir gerçek.

12 Eylül askeri cunta faşizmine karşı Diyarbakır Cezaevi’nde direnen ve “Türk’üm” demediği için köpek kulübesinde tutulan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gülten Kışanak’ın gözaltına alınması da bundan bağımsız düşünülemez.

(nd/za/pu)

‘Tarihe geçecek özgür yazarlar ile dayanışıyoruz’

Kadın Emeği Kolektifi, tutuklu yazar Aslı Erdoğan ve dilbilimci Necmiye Alpay’la dayanışmak amacıyla kartpostal etkinliği düzenledi. Zarfların üzerine güvercinler çizen kadınlar, “Tarihe geçecek özgür yazarlar ile dayanışıyoruz” notu yazdı.

Kadın Emeği Kolektifi, kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yayın danışma kurulunda yer aldığı gerekçesiyle tutuklan yazar Aslı Erdoğan’la ve dilbilimci Necmiye Alpay ile dayanışmak için kartpostal etkinliği düzenledi. Kızılay’da bir cafede biraraya gelen kadınlar, hazırladıkları kartpostallara şiirler, resimler ve Aslı Erdoğan’ın kitaplarından alıntılarla dayanışma mesajları kaleme aldı.

Dayanışma sürecek

Kadınlar kartpostallara elleri ile yaptıkları keçeden süslemeler hazırlarken, zarfların üzerine güvercin, küçük kara balık ve ağaç resimleri çizdiler. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay nezdinde tüm tutuklu kadınlar için bu etkinliğin devamı getireceklerini söyleyen Kadın Emeği Kolektifi üyesi Özlem Bayat, amaçlarının kadınlarla dayanışma olduğunu belirtti. Bayat, “Sesimiz hala onlara ulaşabiliyorken, onlarla dayanışmak istediğimizi göstermek istedik. Tarihe geçecek bu özgürlük yazarlarını bu kötü zamanlarda yanlarında olarak dayanışmayı büyüteceğimizi de göstermek istedik” diye konuştu.

Kadınlar hazırladıkları kartları yarın saat 13.00’de Yenişehir Postanesi’nde biraraya gelerek Erdoğan ile Alpay’ın tutuklu olduğu Bakırköy Kadın Cezaevi’ne gönderecek.

(sdt/sd)

Yüksekdağ: Türkiye uçuruma sürükleniyor

Amed Büyükşehir Belediyesi önünde halkın sürdüğü direnişte yer alan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel saldırıları “darbe” olarak niteledi. Yüksekdağ, halk iradesine açık bir saldırı olduğunu belirterek, “Başkanlık rejimi, başkanlık dayatması adı altında Türkiye bir felakete, bir uçuruma doğru sürükleniyor” dedi.

Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediye eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması ve ardından belediye binasının polisler tarafından kuşatılması ile başlayan eylemler sürüyor. Belediye önünde toplanan kitleye ve seçilmişlere dönük saldırılara karşı direniş giderek büyüyor. Belediye önüne gelen HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile birlikte DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, HDP’li milletvekilleri Ziya Pir, Dirayet Taşdemir, Besime Konca, Ferhat Encu, Leyla İmret, Ayşe Acar Başaran, Behçet Yıldırım ile DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, DBP ile HDP il, ilçe yöneticileri de yapılacak açıklama için hazır bulundu. Tuncel ve Yüksekdağ, ablukaya rağmen açıklamada bulundu.

‘Dünyada Kürt halkına dönük düşmanlık’

Uzun süredir AKP’nin demokratik siyasete yönelik baskı ve zor politikalarını uyguladığını ifade eden Sebahat Tuncel, “AKP hükümeti 15 Temmuz’u bahane ederek siyasi darbesini katmerleştirmiştir. Irak Kürtlerine karşı düşmanlık, Rojava’da Kürt halkına yönelik düşmanlık, dünyada Kürt halkına dönük düşmanlık. Düşmanlığını kirli politikasıyla sürdürüyor. Saldırıları, düşmanlığı şimdi Kürt halkının kazanımlarına kadar varmıştır. Biz tüm saldırılara karşı şimdiye kadar demokratik siyasetten vazgeçmeyişimizin sonucu olarak yüzde 12 oy almışız. AKP bu sonucu ortadan kaldırmak için ülkeyi darbeye sürüklemiştir” dedi.

‘Protesto hakkımız elimizden alınıyor’

AKP’nin kirli politikası ile ülkenin işkencehaneye dönüştüğüne dikkat çeken Tuncel, şöyle devam etti: “Şimdi burada karşılaştığınız manzara bunun en açık örneğidir. Halkın iradesine yaklaşım göz önündedir. Eşbaşkanlarımız hukuksuz gözaltına alındığı için buradayız. Halka hizmet ettikleri için gözaltına alındılar. Biz barışçıl bir anayasa istediğimiz için mücadele ediyoruz. Asıl bölücülük ve terörizmi uygulayanlar AKP hükümetidir. Belediyelerimize zorla el koyuyor, protesto hakkımızı elimizden alıyorlar. Bir an önce bu hukuksuzluğa son verilmeli.”

‘Halkın demokratik mevzileriyle oynanıyor’

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ ise, Anlı ve Kışanak’ı gözaltına alan zihniyeti kınayarak, AKP hükümetinin her bir aşamada toplumun sinir uçlarıyla oynadığını ifade etti. Yüksekdağ, “Her bir aşamada barış, demokrasi ve halkın demokratik mevzileriyle oynadılar. Her aşamada kendi egemenliklerinin tesisi için bildikleri tüm kirli yöntemleri devreye koydular. Bugün de başka bir yöntemle karşı karşıyayız. Halk iradesine açık bir saldırı var. Şu an açık bir darbe ve açık bir rejim ile karşı karşıyayız. Kimse bu durumu, yaşadığımız bu günleri normal siyasal meşru demokratik bir süreç ve rejim olarak satmaya, dünyaya ülkeye halklara böyle anlatmaya çalışmasın. Başkanlık rejimi başkanlık dayatması adı altında Türkiye bir felakete bir uçuruma doğru sürükleniyor. Bölgesel bir savaşa, içerde bir savaşa ve kaosa doğru sürüklendi ve bu savaş ortamı aşama aşama, adım adım siyasi iktidar tarafından derinleştiriliyor” şeklinde konuştu.

‘Halkçı belediyecilik yapmanın bedeli ödeniyor’

“Bugün bir büyükşehir belediyesinin seçilmişlerinin gözaltına alınmasının, bu savaşı derinleştirmekten başka hiç bir anlamı yoktur” diyen Yüksekdağ, şunları aktardı: “Bu siyasi iktidar Türkiye’yi bölmüş ve halkla bağını koparmıştır. Halkçı belediyecilik yapmanın bedeli ödeniyor. Hırsızlık, yolsuzluk yapmamanın, ihaleye fesat karıştırmamanın bedeli, faturası ödeniyor. Biz halkçı belediyeciliğin faturasını her yerde ödedik, bundan gurur duyarız. Ama siz bu durumu halka nasıl açıklayacaksınız. Diyarbakır’ın yüzde 60’ına nasıl açıklayacaksınız. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atamanın da bir hazırlığıdır. Böyle bir rezaleti kabul etmemiz beklenemez” dedi.

‘Kışanak sizden beter darbeciler gördü’

Kışanak’ın Darbe Komisyonu’nda konuştuğu aynı gün darbe ile karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Yüksekdağ, “İktidar ‘Artık darbenin ipleri benim elimde’ diyor. Kürt halkının soylu duruşu olmasaydı bu memleket ne olurdu. Vicdan sahibi olan bu soruyu sorsun. Gözaltına aldığınız Kışanak, sizden ne beter darbecileri gördü. Halk kendi siyasi gücünü yarattı. Her darbeye karşı durdu bu halk. Darbeciler gidecek, bu halkın seçilmişleri kalacak. İrademize, oyumuza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Bugün de yarın da sokaklarda olacağız. Demokrasi ve özgürlükler için halklarımız hakkına sahip çıkmaya devam edecektir” diye konuştu.

‘İrademiz serbest kalana kadar buradayız’

Konuşma ardından DBP ve HDP Eş Genel Başkanları ve beraberindeki vekiller ile halk “Direne direne kazanacağız” sloganları ile yürüyüşe geçti. Ardından kendi aralarında değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantı ardından konuşan HDP Amed Milletvekili Çağlar Demirel, “İrademiz serbest kalana kadar buradayız. Nöbet eylemimiz süresiz devam edecek. Türkiye’nin her yerinde Amed’te yapılan bu darbeye karşı direnmeye, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Bekleyişimiz devam edecek” diyerek, nöbet eylemi başlattıklarını açıkladı.

Halkın belediye önünde bekleyişi devam ediyor.

(ekip/fç/pu)

Eşbaşkanlar Amed’de olacak

Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanlarının gözaltına alınması ve belediye binasının abluka altında tutulması protestosuna DBP, HDP ve DTK eşbaşkanları ile HDK eşsözcüleri de katılacak.

Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Fırat Anlı ve Gültan Kışanak’ın gözaltına alınması ve belediye binasının 2 gündür abluka altında tutulmasına karşı belediye binası önünde başlatılan eylem devam edecek. Bugün Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş genel başkanları Kamuran Yüksek ve Sebahat Tuncel, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eşbaşkanları Hatip Dicle ve Leyla Güven ile HDP’li vekiller de belediye önünde olacak.

Belediye eşbaşkanları ve yöneticilerin yanı sıra sivil toplum örgütü temsilcilerinin de yer alacağı açıklama saat 11.00’de yapılacak. Eşbaşkanların buradaki ziyaretleri kapsamında Anlı ve Kışanak’ın ailelerini ziyaret etmeleri de bekleniyor.

(fç/ag)

Amed halkı iradesi için belediye önüne akın ediyor

Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanlarının gözaltına alınmasına tepki amacıyla eş genel başkanlarının da katılımıyla yapılacak açıklama öncesi yurttaşlar abluka altındaki belediye binası önüne akın ediyor.

Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması ve belediyenin 2 gündür polisin abluka altında olmasına karşı başlatılan nöbet eylemi kapsamında yapılacak açıklama için halk belediye binasına akın etmeye başladı. Çok sayıda yurttaşın yanı sıra iş bırakan belediye çalışanları da belediye binasından çıkarak Ali Emiri Sokak’ta toplanmaya başladı.

Belediye binasının önü tamamen demir bariyerlerle kapatılırken, bariyerlerin arkasına yüzlerce çevik kuvvet polisi ve zırhlı araç yerleştirildi. Belediye önünde halk ablukaya rağmen toplanmayı sürdürürken, açıklamaya HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü, DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in yanı sıra milletvekilleri de katılacak.

Öte yandan aylardır Gevran Caddesi üzerinde bulunan polis arama noktaları kaldırılırken, belediyeye yakın noktalara polisler konuşlandırıldı. Alan üzerinde ise helikopter hareketliliği yaşanıyor.

(ekip/fç/rp)

Çewlig’te yaralanan 2 polis yaşamını yitirdi

Dara Hênê’de polis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamada yaralanan 4 polisten 2’si yaşamını yitirdi.

Çewlig’in (Bingöl) Dara Hênê (Genç) ilçesi Ata Mahallesi’nde öğle saatlerinde polis aracının geçişi sırasında patlama meydana geldi. Patlamada 4’ü polis bir sivil yurttaş yaralandı.

Alınan bilgilere göre, yaralı 4 polisten 2’sinin yaşamı yitirdiği belirtildi. Yaralı 2 polis ile sivil yurttaşın da tedavileri sürüyor.

Çadırların yıkılması meclise taşındı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şirnex Milletvekili Aycan İrmez, 24 Ekim’de çok sayıda zırhlı araç tarafından halkın çadırlarının yıkılmasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. İrmez, Soylu’ya şu soruları yöneltti:

* Çadırlarda yaşayan ailelerin barınması için Bakanlığınız tarafından yapılan herhangi bir çalışma var mıdır? Böyle bir çalışma için Şırnak halkının neye ihtiyacı olduğu ve ne talep ettiği doğrudan halka sorulmuş mudur?

* Kentin çevresinde çadırlarda yaşayan yurttaşlara geçici 2 katlı 1+1 400 konutun yapılmasının Şırnak valiliği tarafından engellenmesinin gerekçesi nedir?

* 21 Ekim 2016 tarihinde kolluk güçleri tarafından çadır alanlarının basıldığı ve çadırda yaşamak zorunda bırakılan aileleri üç gün içinde boşaltılmadığı takdirde çadırlarla yıkıp yakacakları tehdidinde bulundukları iddiası doğru mudur? Değil ise niçin çadırlar halkın isteği dışında sökülmüştür?

* İkinci kez göçe maruz kalan insanların manevi ve maddi kayıplarının tazmini konusunda Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? ,

ANKARA

 

 

 

AB ile İtalya arasında mülteci pazarlığı

DW Türkçe’nin haberine göre, İtalyan sahil koruma teşkilatı salı günü Akdeniz’de ölen 16 mültecinin cesetlerinin Libya kıyılarındaki teknelerde bulunduğunu duyurdu. Aynı zamanda şişme bot ve ahşap sandallarla Akdeniz’i aşmaya çalışan toplam 2 bin 200 mültecinin kurtarıldığına da açıklamada yer verildi. 
Yılbaşından bu yana 153 binden fazla mültecinin boğulmaktan kurtarılarak İtalya’ya getirildiği açıklandı. 2014 yılında Akdeniz’de 170 binin üzerinde mülteci kurtarılmıştı. 

Birleşmiş Milletler, bu yıl Libya’dan İtalya’ya geçmeye çalışan 3 bin 700 mültecinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

İTALYA YARDIM İSTİYOR

Mülteci akını karşısında zorlanan İtalya, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden yardım istedi. Başbakan Matteo Renzi ülkesinin bu yıl gelenler kadar mülteciyi bir daha kaldıramayacağını belirterek, mülteci akınının en geç mart ayına kadar durdurulması gerektiğini belirtti. Libya kıyılarına akın eden mülteciler yüksek bedel karşılığında insan kaçakçıları tarafından derme çatma teknelere bindirilerek İtalya’ya gönderiliyor.

Daha önce de Avrupalı ortaklarından mülteci kriziyle mücadelede yardım isteyen İtalya Başbakanı Renzi, mülteci kabul etmeye yanaşmayan Avrupa Birliği ülkelerine AB mali destek uygulaması kapsamında yaptığı ödemeleri durdurma tehdidinde bulundu. Matteo Renzi televizyondan yaptığı konuşmada 2017 mali yıl bütçe açığı hedefine AB Komisyonu tarafından yöneltilen eleştiriyi geri çevirdi. Renzi AB Komisyonu’nu kastederek, “Ağızlarını değil, cüzdanlarını açsınlar” dedi.

EK BORÇLANMA TARTIŞMASI 

İtalya’nın ek borçlanma ihtiyacı Komisyon ile Roma hükümeti arasında gerginliğe yol açıyor. Komisyonun bütçe taslağıyla ilgili aydınlatıcı bilgi istediğini söyleyen İtalya Maliye Bakanı Pier Carlo Padoan yüzde 2 olarak açıklanan 2017 yılı tahmini bütçe açığının Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 2.3’ünü bulabileceğini açıkladı. Yüksek borç yükü altındaki İtalya’nın mali yıl bütçesinin AB Komisyonu tarafından onaylanması gerekiyor.

Başbakan Matteo Renzi bütçe açığının büyümesinden mülteci krizinin ve Ağustos ayındaki şiddetli depremin yol açtığı ek harcamaların sorumlu olduğunu belirtti ve “Avrupa İtalya yönündeki göçün harcamalarını azaltmak istiyorsa o zaman kapılarını göçmenlere açsın, biz de bütçe giderlerini azaltalım”, dedi. Yılbaşında İtalya’nın ek borçlanmasının milli gelirinin yüzde 1,8’ini aşmaması kararlaştırılmıştı. Maastricht kuralları ek borçlanmayı yüzde 3’le sınırlıyor. 

Başbakan Matteo Renzi siyasi geleceğinin Aralık ayında yapılacak olan Anayasa referandumunun sonucuna bağlı olacağını duyurmuştu.(DIŞ HABERLER)

 AB İÇİNDE SINIR KONTROLLERİ UZUYOR

AB Komisyonu 2015 yılında İsveç, Danimarka, Norveç, Almanya ve Avusturya’nın başlattığı sınırlarda kimlik kontrolü uygulamasının uzatılmasını kabul etti. Komisyonun kararına göre uygulama üç ay daha uzatılabilecek.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmerman yaptığı açıklamada “Tekrardan normal işleyen bir Schengen bölgesine mümkün olan en kısa zamanda dönebilmek için yoğun çaba harcıyoruz. Bu konuda büyük ilerleme kaydettik. Ancak henüz o noktaya gelmedik” dedi.
AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos da “Schengen bölgesindeki bazı sınırlarda, eş güdümlü, orantılı, süresi katı bir şekilde sınırlandırılmış bir iç sınır kontrolünün devam etmesini öneriyoruz” diye konuştu.
Özellikle Almanya ve Danimarka sınırlarda kimlik kontrolü uygulamasının uzatılma kararı almasında, AB Komisyonunun şimdiden karar vermesi için baskı yapıyordu. Geçen hafta sonunda yapılan AB liderler zirvesi, AB Komisyonuna iç sınır kontrollerinde ’ihtiyaca uygun uyarlama’ yapma çağrısında bulunmuştu. (DHA)

ABD’den Kışanak ve Anlı açıklaması: Yakından izliyoruz

Avrupa Birliği’nden (AB) sonra ABD’den de, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasına ilişkin açıklama geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, başkent Washington’da düzenlediği basın toplantısında, Kışanak ve Anlı’nın gözaltına alınmaları ile ilgili soruya verdiği yanıtta, ‘Diyarbakır’ın seçilmiş eş belediye başkanlarının, terörizmi destekledikleri suçlamasıyla gözaltına alındıkları süreci yakından izliyoruz’ dedi.

ABD’nin PKK’nin terör saldırılarını he zaman kınadığına değinen Kirby, ‘Eş başkanların gözaltına alınmaları konusunda kaygı dile getiren ifadelerin barışçıl ve yasalara uygun yapılması, bunların da ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek kısıtlama getirilmeden, saygı gösterilerek yapılabilmesi için Türk yetkililere çağrıda bulunuyoruz’ diye konuştu.

Kirby, ‘AB silahlar geri çekilmeli, tek uygun çözüm siyasi çözüm açıklaması yaptı. Buna bütünüyle katılıyor musunuz’ sorusunu da ‘Genel olarak Avrupalı ortaklarımızın söyledikleri gibi düşünüyorum’ karşılığını verdi.

John Kirby, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘En kısa sürede Menbiç’i PYD terör örgütünden temizlemekte kararlıyız’ sözleri ile ilgili olarak da, bu açıklamayı görmediğini belirtti ve şunları söyledi: “Daha önce de söylediğim gibi, özellikle o bölgede koalisyon tarafından koordine edilmemiş askeri harekat, DAEŞ’i yok etme asıl hedefi için yardımcı olmaz. Biz tüm koalisyon üyelerinin çabalarını DAEŞ’e karşı yoğunlaştırmalarını ve bunu da koordineli bir şekilde yapmalarını istiyoruz.” (DHA)

ABD ve İsrail, Küba’ya ambargonun kalkmasına ‘hayır’ demedi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargonun kaldırılması konusunda tarihi bir gün yaşandı. ABD ve İsrail, ilk kez ‘hayır’ yerine ‘çekimser’ oy kullanırken, 191 ülke ‘evet’ oyu verdi.

Genel Kurul’da bu yıl yapılan ancak ezici çoğunlukla kabul edilmesine karşın bir sonuç alınamayan Küba’ya ABD ambargosunun kalkmasına yönelik tasarı yine ezici bir çoğunlukla kabul edildi.

Oylamadan önce bir konuşma yapan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Samantha Power, “50 yılı aşkın bir süredir, ABD’nin Küba yönetimini dışlamayı amaçlayan bir politikası vardı. Bu sürenin yarısında Genel Kurul üyeleri ambargonun sona erdirilmesi için oy kullandılar. ABD de her zaman bu karar tasarısına hayır oyu verdi. Bugün çekimser oy vereceğiz” dedi.

‘FIRSATLAR DÜNYASINI KÜBA HALKINA AÇMAK İSTİYORUZ’

Power, Küba’yı dışlama politikalarının başta BM olmak üzere bir çok alanda ABD’nin dışlanmasına yol açtığını söyledi. ABD Başkanı Barack Obama’nın yönetimi altında Küba’ya yönelik politikaları konusunda yeni bir yaklaşım sergilediklerini anlatan Power, “Dünyayı Küba’ya kapatmaya çalışmak yerine, fırsatlar dünyasını Küba halkına açmak istiyoruz” diye konuştu. 

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla da, konuşmasında ABD’nin gösterdiği yaklaşım değişikliğinin iki ülke arasındaki ilişkiler için olumlu bir adım olduğunu belirterek Samantha Power’a teşekkür etti. (DHA)