Ana Sayfa Blog Sayfa 6194

MHP’nin hali ‘hem ağlarım hem giderim’ misali

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin genel başkanlık koltuğunu korumak için başkanlık sistemine “evet” demesinin ardından şimdi de referanduma gidilmesi halinde “hayır diyeceğiz” çarkı geldi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, referanduma gidilmesi halinde ise “hayır” oyu vereceklerini belirterek, “Başkanlık sistemini toplum hayatımıza uygun bulmuyoruz. Kurucu liderimiz Alparslan Türkeş Beyefendi, 60’lı yılların sonunda başkanlık sistemini dikkate almış ve kitaplarında da yazmıştı. ‘Parlamenter sistem’ diyeceğiz tabii. Başka ne diyeceğiz…” diye konuştu.

 

 

‘Demokrasi cephesi gerekli’

 

İstanbul’da partisinin bir etkinliğinde ırkçı bir grubun linç saldırısına maruz kalan CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, AKP milletvekilleri ile havuz medyası tarafından hedef haline getirildiğini ve saldırının da bu kesimlerce organize edildiğini söyledi.

İstanbul Bağcılar’da CHP İlçe Gençlik Kolları tarafından iki gün önce Malatya Akçadağ Güneşli Köyü Derneği’nde organize edilen “Başkanlık sistemi” konulu panele katılan Erdem ve partililer, bozkurt işaretleri yapan bir grubun linç saldırısına maruz kaldı. Maruz kaldıkları saldırıyı “yeni bir Madımak girişimi” olarak nitelendiren Erdem, panel için önceden bilgilendirme yapılmadığını belirterek, şunları söyledi: “Bağcılar’da etkinlik yapacağımızı ilan etmedik. Bu kitle örgütlü hareket etmektedir. Videoları elimizde var. Bozkurt işaretleri ile harekete geçiyorlar, örgütlü hareket ediyorlar. Bu zannediyorum Saray ile MHP’nin başkanlık koalisyonuna karşı gösterdiğim tepkiye yönelik bir saldırıdır.”

Türkiye’de siyasi ortamın artık iyice zehirlendiğini dile getiren Erdem, bu tablodan çıkış yolu olarak bir demokrasi cephesi kurulmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

ANKARA / DİHA

 

 

 

Tutuklu yazar için etkinlik

Aslı Erdoğan için verilen üçüncü tutuksuz yargılanma dilekçesinin de gerekçesiz olarak reddedilmesi, Avrupa’dan Türkiye’ye bir dizi etkinlikle protesto ediliyor. Avusturya’nın başkenti Viyana’da dün, Erdoğan için AUTONOM Kadın ve Lezbien Zenturum’un düzenlediği geniş katılımlı bir etkinlik yapıldı. Taxim Hill Hotel’in 3 Nolu Salonu’nda ise 26 Ekim’de “Aslı Erdoğan’a Özgürlük” başlıklı bir basın toplantısı düzenlenecek.

‘Kitabını kap da gel’

Beyoğlu Mephisto’da ise 27 Ekim’de 40 yazarın yarımşar saatlik değişimlerle katılacağı “Kitabını Kap Gel, Yazarlar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için İmzalıyor” başlıklı bir etkinlik düzenlenecek. Tarih Vakfı Salonu’nda “Aslı Erdoğan Edebiyatı” başlıklı bir panel düzenlenecek. Leman Kafe’de 15 dansçının Aslı Erdoğan’ın “Merhaba” oyunu için yazdığı “Dili kesilmiş kadının monologları” kesmeleriyle,  “Aslı’yı Dansa bekliyoruz” başlığıyla performans sergilenecek.

İSTANBUL/ANF

 

 

 

AP heyetinin temasları sona erdi

Avrupa Irkçılık Karşıtı Hareketi (EGAM) ve Avrupa Parlamentosu parlamenterlerinden oluşan 15 kişilik heyetin Kürdistan’daki temasları sona erdi. Heyet, 3 günlük temasları kapsamında ilk olarak Amed’de İHD’den insan hakları ihlallerine ilişkin bilgi aldı. Özyönetim direnişine yönelik soykırım saldırılarının yoğun olarak yaşandığı Sûr ilçesinde yaşamını yitirenlerin aileleri ile bir araya gelen heyet, daha sonra Sûr ilçesinde incelemelerde bulundu.

AKP’liler görüşmedi

Temasları kapsamında Diyarbakır Valisi ile görüşme gerçekleştirmek isteyen heyete, valilik tarafından İçişleri Bakanlığı’na yazılı başvuru yapılmadığı gerekçesiyle randevu verilmedi. AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’ndan randevu talep eden heyete, olumlu veya olumsuz karşılık verilmedi. AKP İl Başkanı ile görüşme gerçekleştirmek üzere il binasına giden heyet, il başkanı ile de görüşemedi.

Heyet Êzidîler ile görüştü

HDP Milletvekili Sibel Yiğitalp ile görüşme gerçekleştiren AP heyeti, çatışmalara ilişkin bilgi aldı. Heyet, HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca ile Êzidî Kampı’na yaptığı ziyaretin ardından Amed’deki temaslarını bitirdi. Temaslarının 3’üncü gününde sokağa çıkma yasağının yıkım ile sürdüğü Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde heyet aileler ile bir araya geldi. Nisêbîn’deki temaslarının ardından Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk ile bir araya gelen heyetin görüşmeleri sona erdi. Heyet gözlem, inceleme ve görüşmelerini raporlaştırarak uluslararası kamuoyu ve Avrupa Parlamentosu’na sunacak.

‘Duyduklarım dehşet verici’

Kürdistan’da yaşanan savaşı yerinde görmek amacıyla Avrupa’dan gelen Avrupa Irkçılık Karşıtları Taban Hareketi (EGAM) ve Avrupa Parlamentosu parlamenterlerinden oluşan heyette yer alan İnsan Hakları İçin Gençlik Girişimi (YIHR KS) üyesi Albert Selimi, karşılaştığı katliam ve yıkım karşısında dehşete kapıldığını dile getirdi. Kendisinin de 17 yıl önce Kosova’da yaşanan savaştan etkilenen biri olduğunu aktaran Selimi, “Savaş hukuku dahi olmadığını anladım. Yaşananları duyarken dehşet içinde kaldım” dedi.

AMED/DİHA

 

 

AABK “Hiçbir tehdit Alevileri haklı mücadelesinde alıkoyamayacaktır”

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 5. olağan seçimli genel kurulu 22 Ekim 2016 tarihinde Almanya’nın Düsseldorf şehrinde toplanarak yeni yönetimi seçti. Yönetime; Hüseyin Mat, Özgür Öz, Veli Aydın (Almanya), Mehmet Ali Çankaya, Ethem Şahin (Avusturya), Erdal Kılıçkaya, Süleyman Akgül (Fransa), İsrafil Erbil, Aynur Akel (Britanya), Cem Bitnel, Bülent Ant (İsviçre), Zeynel Özen (İsveç), Yüksel Çevik (Hollanda), Çağdaş Sağlıcak ( Danimarka), Fatma Binici (Belçika) seçildi.

Seçimler sonrasında sonuç bildirgesi okundu.  “Hiçbir tehdit Avrupa’daki Alevileri haklı mücadelesinde alıkoyamayacaktır.” denilen sonuç bildirgesinin tamamı ise şöyle;

AABK GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

AKP, Ortadoğu’daki mezhep savaşını Türkiye’ye taşımak istiyor

15 Temmuz süreciyle başlayan ve Olaganüstü Hal uygulamalarıyla devam eden süreçte, AKP

Hükümeti ve Erdoğan sözde darbe girişimi’nin arkasına sığınarak, ülkedeki toplumsal muhalefeti sindirmeye çalışmaktadır. Ülkemizde daha önce örneklerini yaşadığımız darbe dönemlerinde olduğu gibi darbecilerin ilk hedefinin özgür basını susturmak olduğunu da biliyoruz. Uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış olan basın ve ifade özgürlügü AKP Hükümeti’nin keyfi uygulamalarıyla ayaklar altına alınmıştır. Hiçbir suça bulaşmamış ve kamuoyuna karşı sorumluluğu gereği sadece gazetecilik görevini ifa eden onlarca gazeteci ve aydın cezaevlerinde bulunmaktadır.

Türkiye’de özgürlükler ortadan kalkmıştır.

Yeni Türkiye’nin tartışma konusu ise can güvenliğidir

Tek suçu barış istemek olan binlerce akademisyenin üniversitelerle ilişkileri kesilirken yine. yüzlercesi can güvenliği gerekçesiyle Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göçmek zorunda kalmıştır.

AKP’lilerin bireysel silahlanma çağrıları ve Aleviler başta olmak üzere demokrasiye inanmış kesimlere yönelik nefret söylemlerinin artması sürecin daha tehlikeli bir boyuta evrildiğini görmekteyiz. AKP, Ortadoğu’daki mezhep savaşını Türkiye’ye taşımak istiyor. Bu gelişmeler son yıllarda Türkiye için daha sık dillendirilen iç savaş tehlikesini belirgin bir hale getirmiştir.

Hiçbir tehdit Avrupa’daki Alevileri haklı mücadelesinde alıkoyamayacaktır.

Son dönemde dikkat çeken bir başka gelişme ise Avrupalı Alevilere dönük olumsuz söylemlerdeki artıştır. Erdoğan başta olmak üzere AKP yöneticilerinin Avrupa’daki Alevi hareketine yönelik söylemleri nefret suçu kapsamına girmektedir. AKP’nin ve derin devletin derdi, Alisiz Alevilik değil, devletsiz Aleviliktir. Avrupa Alevi Hareketi’nin hedef alınmasının en büyük nedeni; verdiği hak arama mücadelesi ve bağımsız çizgisidir.

Uzun bir süredir Avrupa Alevi Hareketi’ni hedef gösterenlere ise cevabımız nettir: Hiçbir tehdit Avrupa’daki Alevileri haklı mücadelesinde alıkoyamayacaktır. Alevi toplumu olarak yeni katliamların kapımızı çalmasını beklemeyeceğimiz gibi tarihsel misyonumuza uygun şekilde sürecin gereğini yapacağız. Tekrar altını kalın çizgilerle çiziyoruz ki: Olası katliam girişimleri karşısında meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Birliğimizi ve mücadelemizi hep birlikte yükselteceğiz.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

22 EKİM 2016

Alevi Federasyonu Başkanı’na saldırı

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Baki Düzgün ve beraberindeki arkadaşları dün gece İstanbul Şişli’de bir otel önünde saldırıya uğradı. Saldırıyı Facebook’taki hesabından duyuran Baki Düzgün, saldırganların yaklaşık 30 kişi olduğunu aktardı.

“Şişli Bomonti’de saldırıya uğradık, 30 kişilik bir grup ‘Allahu Ekber’ sloganları attı” ifadelerini kullanan Baki Düzgün, saldırganların daha sonra otel önünde ve çevrede sloganlar atmaya devam ettiğini anlatarak, emniyet güçlerinin geldiğini söyledi.

cumhuriyet

Anadilde Cem İbadeti

Hatırlıyorum, semahı ilk defa Dersim’de görmüştüm. Altı yaşımdaydım ilk semah döndüğümde. Köyümüzün meydanında, akrabalarımla beraber bir çember şeklinde ateşin etrafındaydık. Bir bağlamaya karşı onlarca ses deyiş söylüyordu, anlamadığım bir dilde. O gün orada ne yaptığıma dair en ufak bir fikrim yoktu. Belki de uyumam gereken bir saatte büyüklerim ne yapıyorsa onu yapıyordum. Bir elim göğsümde ötekisi dışarıda, sonra eller yer değiştiriyor… Fark ettiğim tek şey ise ninelerimin ve dedelerim yüzündeki mutluluktu. Altı yaşımda, o gün orada her ne yapıyorduysam, onları çok mutlu etmiştim.

O gün söylenen deyişlerin çoğu anlamadığım bir dildeydi: Kürtçe. Türkçe de söylendi elbette, onların da mânâsını anlamıyordum. Farklı bir dil kullanımı vardı. Türkçe deyiş dinlemeye devam ettim sonra; lâkin bundan sonra bir daha Kürtçe deyiş dinlemem 20 yaşıma tekabül etti. Anlamadığım mevzudur; bir insanın hangi dilde Hakk ile konuşacağına kim karar verebilir? Bu hadsizlik sebebiyle Alevilerin Türkçe dua etmesi mesele edilir. Şehirlerde gittiğimiz Cemevlerinde hep Türkçe Cem oluruz, dualarımız Türkçedir. Yine ilginçtir ki altı yaşında Kürtçe deyişler dinlemiş biri olsam dahi Kürtçe Cem olunabileceği aklıma bile gelmemişti.

2012 senesinde köy derneğimiz olan Civrak Derneği’nde Xızır Cemi olduk, dil Kürtçeydi. Daha doğrusu Dimilkî/ Zazacaydı. Tıpkı altı yaşımda olduğu gibi, bu dili bilmemekle birlikte kelime dağarcığımı biraz daha genişletmiştim. Bunu söylesem karşımdaki insanda tesiri olur mu bilmem; ama burada bir acı daha vardı. Değişen neydi? Anadilimizde gulbanglar mıydı sadece? Cemevlerinde her zaman Kerbela’ya ağlanır, burada da öyle oldu. Bir de Alevilerin unuttuğu Dersim mazlumlarına…

O gün, derneğimizde cem olacağını bilen bir arkadaşım bize katılmak istedi. Alevi olmayan arkadaşım çok özenerek geldi derneğimize, ilk defa cem olacaktı zira. Kendi isteği ile başına bir örtü bağladı ve yerleşti. Cem olmadan önce Pir konuşmaya başladı, anadilinde. Belki bir cümle söyledi, söylemedi, arkadaş “Ben anlamadığım bir dilde dua etmem” diye başındaki örtüyü çekti kafasından. Kalktı ve orayı terk etti. Kimse ceme girmek zorunda değil, cemde bizim hissettiklerimizi hissetmek zorunda değil. Meselem onun “anlamadığı dille”. Yüreğimize ağır gelen hâdise sebebiyle daha sonra yüzleştik onunla. Sorular basitti: “Sen Arapça duaların mânâsını biliyor musun? Bilmediğin yerde başörtünü kafandan çekip gidiyor musun?” Cevabı biliyorsunuzdur. Özür diledi.

İlk defa anadilim olan; ama aslında anadilim olmayan Kürtçe ceme katılışımda böyle üzücü bir hâdise yaşamıştık. İnsanlar görmezden geldiler; çünkü bizim kuralımızdır “gördüğünü örtüp görmediğini söylememek.” Görmedik ve cem başladı. Sonrası gözyaşı. Ne ilginçtir ki o gün de sorgulamadım, neden Kürtçe cem olmadığımızı cemevlerinde. Normaldir, gelenlerin ortak dili Türkçe, bu var kafamda; ama bana yöneltilen “Dersimliler neden Cemevlerine gelmiyor?” sorusu artınca sorgulamaya başladım. Sahi gelmiyorlar mı? Gelmiyorlarsa neden?

Bana öyle geliyor ki Kürt Alevileri, öteki olan Kürtlerin ve Alevilerin de ötekisi. Bunu anlamak isterseniz, bir “dernekte” Kürtçe cem olursa, lütfen gidin. “Yol bir sürek bin bir” dediğimiz gibi bin birinci süreğe mihman olmak gerek bir gün…

gazeteoniki

Basın özgürlüğü için güçlü bir TGS yaratmalıyız

Alicem AYDIN

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Kurulunu tamamlayarak merkez yönetimini değiştirdi. 
Yeni yönetimde Genel Başkanlık görevine seçilen Gökhan Durmuş, önümüzdeki sürecin gazeteciler için çok zor geçeceğini, TGS’nin de bu zorluklarla başa çıkabilecek bir politika üreteceğini kaydetti. Gazeteciler özgür olmadan toplumun objektif, tarafsız habere ulaşamayacağını belirten Durmuş, halkın da gazeteciler ile birlikte bunun için mücadele etmesi gerektiğini kaydetti. Durmuş, cezaevlerinde bulunan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi. TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş gazetemizin sorularını yanıtladı.  
 
Zor bir dönemde genel kurulunuzu yaptınız ve büyük oranda yönetiminizde değişiklik yaptınız. Bu sürecin altından kalkabilecek bir ekip mi kurdunuz? 

Türkiye basın ve ifade özgürlüğü hatta demokrasi açısından çok sıkıntılı günlerden geçiyor. OHAL uygulamaları ile gazeteciler tutuklanıyor, medya kuruluşları kapatılıyor, memurlar açığa alınıyor, Ortadoğu’da hızla bir savaşın içine giriyoruz ve bunun karşısında ciddi bir muhalefet örülemiyor. Çünkü toplumun geneli üzerinde bir baskı var. Muhalif medya kuruluşlarının kapatılmasıyla, kalanların da kapatılmakla tehdit ediliyor olmasıyla iktidar tarafından uygulanan yanlış politikaların eleştirisinin halka ulaşması engelleniyor. Böyle bir dönemde yeni bir ekip oluşturduk. Bir önceki dönemde Genel Sekreter şimdi Genel Örgütlenme Sekreteri olan Mustafa Kuleli hariç ekibin tamamı değişti. Bu durum bir dezavantaj olarak değerlendirilebilir ama biz bunu sorun etmiyoruz. Yönetime giren diğer arkadaşlar zaten bu sendikanın çeşitli yerlerinde görev alan, sendikayı tanıyan insanlar. O yüzden bu sürecin altından kalkabilecek bir ekip. Geçmiş dönem yöneticilerin deneyim ve fikirlerinden de yararlanacaktır.

Televizyon ve radyoların kapatılmasıyla pek çok insanın da haber alma hakkı da gasbedildi. Ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de Basın İş Kanunu hazırlanırken gazeteciler kısmen korunmuş ama asıl olarak halkın haber alma hakkını korumaya yönelik düzenlemeler yapılmış. Patronlarla gazetecilerin ilişkileri de tarafsız haberciliğin korunmasına yönelik olmuş. Ama bu zamanla patronlar tarafından delinmiş, iktidarda bu duruma göz yummuş. Bugün baktığımızda AKP iktidara geldiği ilk yıllarda kendi medyasını yaratmak için olağanüstü bir çaba sarf etti. Sonuçta başarılı da oldu. Günümüz Türkiyesi’nde AKP yanlısı ve muhalifleri olmak üzere medya ikiye ayrıldı. İktidar muhaliflerin sesini kesmek için para cezaları, ilan kesme cezaları uygulamaya çalışıyordu ki darbe girişimi yaşandı. AKP şimdi darbe girişimini bahane ederek muhalif medya kuruluşlarını tek tek kapatmaya başladı. Biz sendika olarak elbette üzerimize düşeni yapacağız ama halkın da haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor. Nasıl? Eğer işçiler eylem yaparken taleplerini kamuoyuna duyuracak televizyon kanalları kapatılıyorsa bu sürece seyirci kalmamalı. Çünkü onun toplumun geneline ulaşma olanakları kapatılıyor. Bakın mesela şimdi hiçbir TV kanalında işçi eylemlerine ilişkin haber çıkmıyor. Bakırköy Belediyesi işçileri 5 gün grev yaptı hangi kanalda gördünüz? Bunu geçtim TV’lerde Milletvekillerinin sansürlendiği günler yaşanıyor. Bu yüzden halk da haber alma hakkı için sokaklara çıkmalıdır. 

Sendikanızın önümüzdeki dönem hedefleri nelerdir?
Tabii ki önümüzdeki en büyük sorun cezaevlerindeki gazeteciler. Meslektaşlarımızın özgürlüğüne kavuşmaları için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Şunu da çok iyi biliyoruz ki bu mücadelenin de kitleselleşmesi için gazetecilerin örgütlü olması gerekiyor. TGS olarak gazetecilerin örgütlenmesi için yoğun bir çalışma yürüteceğiz. Gazetecilerin toplu iş sözleşmeli bir çalışma biçimine geçebilmesi için örgütleyeceğiz. Gazeteciler toplu iş sözleşmeli bir düzene geçmedikleri sürece tarafsız, objektif habere ulaşmak mümkün olmayacak. Gelecek, iş kaygısı yaşayan bir gazetecinin objektif haber yapması beklenemez. Biz bu orman kanunu düzenini yok etmek için bir çalışma içerisinde olacağız.

TGS Akademi ile hem gazetecilik öğrencilerinin eğitimlerine hem de üyemiz olan gazetecilerin kendilerini geliştirmelerine katkı sunmaya devam edeceğiz. 

65 yıllık geçmişi olan sendikamızı yeniden en fazla üyeye sahip, en güçlü sendika haline getirmek için olağanüstü çaba sarf edeceğiz. Birlikte güçlüyüz sloganımızın gereğini yapacağız ve gazeteciler içerisinde de diğer meslek örgütleri içerisinde de bu birliği kuracağız.  

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN DİĞER ÖRGÜTLERLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİ

OHAL kapsamında radyo ve televizyonlar kapatılıyor, cezaevlerinde 100’e yakın gazeteci var. Ne yapacak sendika? 
Kanunların, hukukun işletilmediği bir süreçten geçiyor. Neresinden bakarsanız bakın radyo ve TV’lerin kapatılması da gazetecilerin cezaevlerine tıkılması da hukuk çiğnenerek yapılmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek önce Cemaat medyasına ardından da muhalif medyaya yönelik baskılar arttı. Ama şunu da unutmadan söylemek gerekir ki 15 Temmuz öncesinde de Kürt medya çalışanlarına yönelik baskı, gözaltı ve tutuklama furyası devam ediyordu. Darbe girişimi öncesinde de cezaevlerinde 40’a yakın gazeteci bulunuyordu. TGS olarak o dönemde tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için mücadele ediyorduk, bugün de aynı şekilde mücadelemizi devam ettireceğiz. Bir ülkede eğer gazeteciler tutuklanıyorsa bazı kirli işler gizlenmek isteniyor demektir. Ama şu gerçeğin de bilinmesi gerekiyor tek başına TGS’nin yürüteceği mücadele ile sonuç alamayız. Diğer meslek örgütleri ile birlikte halkın da bu mücadelenin içerisine girmesi gerekiyor. Şu anda sendikamızın önerisi ile Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) 139 ülkede Türkiye’deki gazetecilerin özgürlüğü için bir dayanışma eylemi düzenliyor. Önümüzdeki günlerde sendikamızın da bu konuda bizi dizi girişimleri, eylemleri olacak. 

evrensel

OHAL’in basın emekçilerine faturası!

Rapora göre 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL sürecinde, 118 basın kuruluşu kapatıldı, 184 basın emekçisi göz altına alındı ve bunlardan 56’sı tutuklandı; 886 basın emekçisi işsiz kaldı, 620 gazetecinin basın kartı, 32’sinin de parlamento kartının iptal edildi.  

ÇGD Ankara Şube, 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL sürecini kapsayan 3 aylık medya raporunu açıkladı. Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlenen basın toplantısında, raporda yer alanları aktaran ÇGD Ankara Şube Yönetin Kurulu Üyesi Çınar Livane Özel, “OHAL sürecinde 118 basın kuruluşu kapatıldı, 184 basın emekçisi göz altına alındı ve bunlardan 56’sı tutuklandı; 886 basın emekçisi işsiz kaldı, 620 gazetecinin basın kartı, 32’sinin de parlamento kartının iptal edildi” diyerek,  OHAL’in basına faturasını çıkardı.  Türkiye’nin “basın ve gazeteci mezarlığına dönüştüğünü vurgulayan Özel, “Eleştirel habercilik yapan nasın organlarına baskılar sistematik hale geldi. Türkiye’de siyasal ve toplumsal hayat bir darbeden kurtulmuştur ama düşünce, basın ve ifade özgürlüğü darbe üzerine darbe yedi.118 basın kuruluşu AKP iktidarı tarafından kapatılarak, buralarda çalışan basın emekçileri işsiz bırakıldı” diye konuştu. 

Özel, Doğan Medya ve AKP arasında ilişkilerin ortaya çıktığına dikkat çekerek, “Doğan Yayın Holding Başkan Vekili Mehmet Ali Yalçındağ’ın, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a hemen hemen her gün bilgi verdiği ortaya çıktı. Hürriyet gurubunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikaları doğrultusunda yayıncılık yapması için çalıştığı görüldü” dedi. 

KAPATMA, YAYIN YASAĞI, İŞSİZLİK

ÇGD’nin, OHAL sürecinin kapsayan 3 aylık raporunda, 1 gazetecinin hayatını kaybettiği, 6 gazetecinin darp ediliği, 3 nasın merkezine polis bakını düzenlendiği bilgileri verilerek, basın emekçilerine yönelik zor kullanımı sıralandı. Basın emekçilerine açılan davalarından da yer aldığı raporda, 22 dava ve soruşturmanın devam ettiği, bunlara 6 yeni soruşturma ve davanın da eklendiğinin altı çizildi.  Basın kuruluışlarına kapatma ve haber engelleri ise 6 haber sitesine erişin engeli, 2’sine kapatma, 24 yayın lisansı iptali, 2 gazeteye yayın durdurma, 116 kuruluşun kapatılması, 8 haber için erişim engeli ve 2 olayan ilişkin de yayın yasağı olarak sıralandı. 

Rapor’da sansür ve baskı başlığında 15 Temmuz gecesi TRT’nin ve CNNTürk’ün basılması da yer alırken, darbe girişimi sonrasında FETÖ terör örgütüyle hiç bir bağı olmayan gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklandıklarına dikkat çekildi. İşsiz kaşan gazetecilerin sayısı ise CİHAN’dan 60, TRT’den 44, kapatılan radyo, televizyon internet sitelerinden 750 kişi olarak sıralandı. Rapor’da gazeteci- yazar Aslı Erdoğan ve Evrensel Gazeteci muhabirleri Cemil Uğur ve Halil İbrahim Polat’ın tutuklanmalarına uluslar arası basın kuruluşlarından gelen tepkilere de yer verildi. (AnkaraEVRENSEL)
 

Türkiyeli gazetecilere Almanya’da eğitim bursu

4-10 Aralık 2016 tarihleri arasında Almanya’da gerçekleşecek program kapsamında Alman basının kurumsal ve hukukî altyapısı ve çalışma prensipleri tanıtılacak. Çeşitli gazete ve haber dergilerinin yanı sıra Alman Gazeteciler Sendikası (Deutscher Journalisten Verband), Basın Konseyi (Deutscher Presserat) ve Alman Federal Basın Birliği (Bundespressekonferenz) gibi kurumlar ziyaret edilecek.

Eğitim programı kapsamında “kendiliğinden örgütlenme”, “haber sitesi yönetimi,” “bir medya kuruluşunu internette tanıtma” ve “veri gazeteciliği” temalarında eğitimler verilecek. Gazeteciler, 8 Aralık’ta Berlin’de Avrupa’nın geleceği üzerine düzenlenecek “Future Conference” adlı etkinliğe de katılacak.

EN AZ BEŞ YILLIK TECRÜBE ARANIYOR

Burs için yazılı basın veya dijital medyada çalışan veya serbest gazetecilik yapan ve en az beş yıllık profesyonel tecrübeye sahip tüm gazeteciler başvurabilirler. Programa katılmak isteyen gazetecilerin en az beş yıl tam zamanlı aktif gazetecilik deneyimine sahip olması şartı aranıyor. Şu anda bir medya kuruluşunda çalışıyor olmak ise şart değil. Yabancı dil bilgisi avantaj olabilir ancak şart koşulmuyor. Katılım, Türkiye’nin her yerinden gazetecilere açık.

Başvuruların 31 Ekim 2016 tarihine kadar [email protected] adresine gönderilmesi gerekiyor. Başvurular P24 ve FNST’ninin oluşturacağı ortak bir jüri tarafından değerlendirilecek ve programa davet edilecek gazeteciler 4 Kasım 2016  tarihinde açıklanacak. (MEDYA SERVİSİ)