Ana Sayfa Blog Sayfa 6196

Irak ordusu: Bağdadi’nin yardımcısı Ebu Usame öldürüldü

Irak Hava Kuvvetleri’nden yapılan yazılı açıklamada, Bağdadi’nin önde gelen yardımcılarından Ebu Usame’nin bulunduğu yönünde alınan istihbarat doğrultusunda Musul yakınlarındaki Telleskuf beldesine hava saldırısı düzenlendiği belirtildi. Açıklamada, “Hava saldırısında DAİŞ yöneticisi ve çok sayıda koruması öldü” denildi. Irak Başbakanı Haydar el İbadi, 17 Ekim’de Musul’u kurtarma operasyonun güney, doğu ve kuzey bölgelerinden başladığını duyurmuştu. (DIŞ HABERLER)
 

Reuters: Peşmerge, Başika’da kontrolü ele geçirdi

Haberde, “Bölgedeki gazetecilere bilgi veren Peşmerge güçleri Başika’ya girdiklerini açıkladı, ancak gazetecilerin kasabaya girmesine izin verilmedi” ifadeleri kullanıldı. Reuters ayrıca, Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’a ‘Kürtlerin Başika’yı özgürleştirmeyi başardığı’ bilgisini verdiğini kaydetti. Peşmerge güçleri, bu sabah 06.30 sularında Başika’ya yönelik operasyon başlatmıştı. Başika, Ankara ile Bağdat arasında gerilime neden olan ve Türk askerinin konuşlandırıldığı askeri kampa da ev sahipliği yapıyor. (DIŞ HABERLER)
 

Londra’da Halepli çocuklar için eylem

İngiltere’nin başkenti Londra’da Başbakanlık konutu önünde toplanan yüzlerce kişi, Suriye’nin Halep kentindeki insani krize kayıtsız kalındığı gerekçesiyle protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler Halepli çocukların durumuna dikkatleri çekmek için yüzlerce oyuncak ayıyı Başbakanlık önündeki Downing Street’e açılan demir kapının önüne bıraktı. İngiliz oyuncu Carey Mulligan’ın da katıldığı eylemde, “Halep’teki çocukları koruyun”, “Halep’teki katliamı durdurun” yazılı dövizler taşındı. (DIŞ HABERLER)

Başika operasyonunun bugünkü bölümü tamamlandı

Musul Operasyonu kapsamında Peşmerge güçleri bugün Başika’da IŞİD’e yönelik saldırı başlattı. Operasyon kapsamında planlanan 9 köy, IŞİD’den alınırken, operasyonu yöneten Zerevani Özel Kuvvet Komutanı General Aziz Weysi, operasyonun planladıkları şekilde yürüdüğünü söyledi.

Peşmerge güçlerinin bugün sabah saatlerinde Musul operasyonu kapsamında gerçekleştirdiği harekatı yöneten Zerevani Özel Kuvvet Komutanı General Aziz Weysi, “Operasyon planını Başkan Mesut Barzani yaptı, biz de sahada uyguladık. Plan tam istediğimiz gibi işledi. Çevrede bulunan köyleri teröristlerden aldık. Başika ilçesi de birliklerimiz tarafından kuşatıldı. Orayı da inşallah en kısa sürede kurtaracağız” dedi.

Operasyonun sürdüğü öğlen saatlerinde Tizxrab köyünden Peşmerge birliklerine keskin nişancı tüfeğiyle ateş açıldı. Bu sırada cephede operasyonda olan birlikler IŞİD üyelerinin bulunduğu yerleri yoğun ateş altına aldı. Doçka uçaksavarların da kullanıldığı operasyonda koalisyon güçleri de IŞİD hedeflerine hava bombardımanı yaptı. Çıkan çatışmada kanas ile ateş açan IŞİD’liler köye sızma harekatı yapan Zerevani güçleri tarafından öldürüldü.

Öte yandan Binali Yıldırım, Başika’daki operasyona bölgedeki topçuları ve tanklarıyla destek verdiklerini söyledi. (DHA)

Erdoğan ve Alpay’dan ‘Demokrasi Buluşması’na mesaj

Aslı Erdoğan’ın gönderdiği mesajda, şu ifadelere yer verildi: “Bizler, şu an cezaevlerine takılmış yüz yirminin üzerinde gazeteci, yazar, artık akıl sınırlarını zorlayan bir hukuksuzluğun, zorbalığın, acımasızlığın mağdurlarıyız ve devletin ‘gerçeği’ ve ‘hakikati’ kendi tekelinde tutma çabasına karşı çıktığımız için buradayız. Oysa ‘gerçek’ ya da ‘hakikat’ kimsenin tekelinde değildir, olamaz. Bunu anlamakla başlar demokrasi… Yolumuz uzun, yükümüz ağır, ama hep birlikte yürümekten başka şansımız kalmadı. Herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum.”

ALPAY: BÜTÜN KALBİMİZLE YANINIZDAYIZ

Necmiye Alpay da mesajında, “Demokrasi İçin Birlik… Bu başlık epeydir hepimizin özlemini duyduğu bir girişimi işaret ettiği için son derece sevindirici. Emek verenlere sonsuzca teşekkür. Şu an toplumumuzu toparlamak için başlıkta söylenen dışında bir yol yok. Cezaevlerindeki gazeteci ve yazarlar olarak bizler dahil, hangi devlet gücünün hangi hukuka göre nasıl bir yasama, yürütme, yargı çalışması yaptığı sorunun cevabını bilemiyoruz. Sorumluluk her zamankinden fazla, yurttaşlar olarak hepimize düşüyor. Evrensel hukukun saygın temsilcilerinin bu harekette yer alması güç veriyor bize. Bütün kalbimizle yanınızdayız” ifadelerine yer verdi. (DİHA)
 

Eren Erdem: Demokrasi cephesine ihtiyaç var

İstanbul’da partisinin bir etkinliğinde ırkçı bir grubun linç saldırısına maruz kalan CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, AKP milletvekilleri ile havuz medyası tarafından hedef haline getirildiğini ve saldırının da bu kesimlerce organize edildiğini söyledi. Erdem, saldırılar karşısında demokrasi cephesine ihtiyaç olduğunu söyledi. 

İstanbul Bağcılar’da CHP İlçe Gençlik Kolları tarafından önceki akşam Malatya Akçadağ Güneşli Köyü Derneği’nde organize edilen “Başkanlık sistemi” konulu panele katılan Eren Erdem ve partililere saldırıyı yeni bir “Madımak girişimi olarak nitelendirdi. Düzenlenen panelde tek konuşmacının kendisi olduğunu belirten Erdem, yaşanan o anları şöyle anlattı: “Konuşmama başladığım zaman dışarıdan tekbir sesleri geldi. Önce şehit yürüyüşü var zannettim. Daha sonra ‘Eren Erdem şaşırma, sabrımızı taşırma’ sloganını duyunca olayın bana yönelik olduğunu anladım. Küçük bir kitle olabileceğini düşündüm. Ancak fiili saldırı gerçekleşti, camlar kırıldı. Arkadaşlarımız ve dernek yöneticileri aşağı indiler, barikat kurmaya çalıştılar. Dernek Başkanı ve yönetimi aşağı da darp edildi. Saldırgan kitle çeşitli cisimler atmaya devam ediyordu. Polis geldi, barikat oluşturdu, polis barikatının arkasından taş atmaya devam ediyorlardı.” Erdem, bir siyasetçi olarak fikirlerini sözlü olarak dile getirdiğini, karşısındaki siyasetçilerden de bunu beklediğini ifade ederek aksinin protesto olamayacağını söyledi. Erdem, yaşadıkları bu olaydan sonra hükümetten hiçbir ismin geçmiş olsun demek için bile kendisini aramadığını da belirtti. 

‘SALDIRIYI GERÇEKLEŞTİRENLER ORTAYA ÇIKARILMALI’

“Osmanlı Ocakları bana bir mesaj göndermiş; olayı kınıyoruz, demokrasiye yapılmış bir saldırıdır demişler. Biz yapmadık demeye getirmişler. MHP kesinlikle bizim gençlerimizle alakası yoktur diyor” bilgilerini veren Erdem, bu duruma ilişkin şunları söyledi: “MHP ve Osmanlı Ocakları bizim ile ilgisi yoktur diyor. Ama ortada görüntüler var, tekbir getiren kesimler var. Bunlar değilse, bunların kılığına girmiş bir yapıdır. Bunun ortaya çıkarılması gerekiyor, kim bu kitleyi linç etmeye göndermiştir.”

‘HAVUZ MEDYASI HEDEF GÖSTERDİ’

Türkiye’de siyasi ortamın artık giderek kötüyü gittiğini işaret eden Erdem, şunları söyledi: “Gerçekleşen saldırının failleri orada bulunan 150-200 kişi değil, bunun sorumlusu havuz medyasıdır, Saray Pokemonları’dır, sözlerimizi çarpıtan çarpık yayın kuruluşlarıdır, siyasi ve milletvekilleridir. Oraya geliş bir sonuçtur. Oraya getirten ise, CHP vekillerini hedef tahtasına oturtan havuz medyasıdır. Elbette biz fikirlerimizi söyleyeceğiz. Oraya gelen gençleri sorgulamıyorum, onları getirenlere bakıyorum.Yeni bir barış iklim ile toplumsal mutabakat sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde iyi bir görüntü değil, demokrasimiz açısından sıkıntılıdır. Demokrasi için gereken reformlar yapılmalıdır.” Bunun için de bir demokrasi cephesi kurulmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Erdem, “Demokrasi cephesi, fikirlerin düşüncelerin özgürce konuşulacağı politik hattır. Barış ve demokrasi getirme perspektifini benimseyen bütün siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri genel değerlendirme olarak ele alınmalıdır. Türkiye sorunlarını konuşarak çözmelidir. Bu da ancak zemini ile yaratmak ile mümkündür” dedi. (AnkaraDİHA)

CHP Gençlik Örgütü: Demokrasi için sonuna kadar direneceğiz

Otlu, Bağcılar’da İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in katılımıyla düzenlenen panele yönelik saldırı ve Küçükçemece’de CHP’li gençlerin gözaltına alınmasıyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.

Kenan Otlu, yaptığı yazılı açıklamada CHP’li gençlerin baskı ve şiddetle sindirilmek istendiğini belirterek kamuoyunu Cumhuriyet ve demokrasi için mücadele eden gençlere sahip çıkmaya davet etti. “Cumhuriyet Hepimizin” yazılı pankart astıkları gerekçesiyle CHP’li gençlerin gözaltına alınmasına sert tepki gösteren Otlu, “Duvar yazılarından bile korkar oldular. Cumhuriyeti görmek, duymak dahi istemiyorlar. Her fırsatta cumhuriyetle hesaplaşma arayışına giren bu gerici iktidarı uyarıyoruz. Kurucu değerlerimize ve felsefimize gelecek en küçük saldırı karşılığını bulacak; CHP gençlik örgütleri olarak hak ve hukuku tanımayanlara karşı sonuna kadar direneceğiz. Duvarlara “Cumhuriyet Hepimizin” yazan gençler sizler ve sizlerin çocukları için sokağa çıkıyor. Sizin göreviniz bu gençleri karga tulumba gözaltına almak değil; her şeyinizi borçlu olduğunuz bu cumhuriyet sahip çıkmaktır” dedi.

Otlu, CHP Bağcılar Gençlik Örgütü’nün İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in katılımıyla düzenlediği panele yönelik taşlı sopalı saldırıya ilişkin de şunları söyledi: “İktidar partisinin mitinglerinin, toplantılarının güvenliğini yüksek düzeyde sağlamak için birbirleriyle yarışanlar bizlere yönelik saldırılara adeta göz yumuyor. Koşullar ne olursa olsun tek bir üyemizin kılına dahi zarar gelmesine müsaade etmeyeceğiz. Cumhuriyetin yılmaz bekçisi olan CHP gençliği, parlamenter demokrasimizin güçlendirilmesi için korkmadan, sinmeden, yılmadan mücadele etmeye devam edecek. 

‘AMAÇLARINA ULAŞMAYACAKLAR’

Çünkü Cumhuriyet, bazılarının “koltuk sevdasına” göre şekillenmiş bir sistem değildir. Cumhuriyet, ‘Başkomutan” unvanını cephelerde savaşarak almış ve memleket uğrunda bütün ömrünü feda etmiş yiğitlerin kurduğu bir sistemdir. Başkanlık sistemi adı altındaki tek adam rejimiyle Cumhuriyet değerlerini ortadan kaldırmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz.”

CHP Küçükçekmece Gençlik Örgütü Başkanı Serkan Soysal da yaptığı açıklamada “Tek istedikleri cumhuriyetin kazanımlarını ortadan kaldırmak. Buna asla izin vermeyeceğiz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları kapsamında dün gece 30 arkadaşımızla sokaklara “Cumhuriyet Hepimizin. Unutma” yazıyorduk. Sefaköy’deki Atatürk Parkı’na geldiğimizde beni ve 4 arkadaşımı gözaltına aldılar. İfademizi verdikten sonra 4 saat alıkonulup serbest bırakıldık.  Öyle zannediyorlar ki, bin bir güçlükle kazanılan cumhuriyeti kendilerine altın tepside sunacağız. Herkes şunu bilsin ki, CHP gençliği var olduğu müddetçe bu zavallı ve gerici anlayış amacına ulaşamayacak” dedi. (İstanbulEVRENSEL)

Yıldırım: Anayasa ve Başkanlık çalışmalarımız tamamlandı

Başbakan Binali Yıldırım Genelkurmay Eski Başkanı Hilmi Özkök’ün ‘uyardık’ sözlerine yanıt verdi. Yıldırım, “Ne uyardınız kardeşim, karara bakıyoruz, ‘Nur cemaati ve hizmet hareketi izlenmelidir.’ Ne zamandan beri cemaatler terör örgütü oldu. Bizim için kırmızı çizgi, terör faaliyetinin başladığı gündür, o da 17 Aralıktır” dedi. HDP’yi hedef gösteren Yıldırım, dokunulmazlık üzerinden yargıya talimat niteliğinde sözler kullandı.

Başbakan Yıldırım, AKP’nin Afyonkarahisar Kampı’nın kapanış konuşmasını yaptı. Fethullah Gülen Cemaatinin AKP döneminde örgütlendiği ve palazlandığı eleştirilerini kabul etmeyen Başbakan Yıldırım, Gülen Cemaatiyle bir tek AKP’nin mücadele ettiğini kaydetti.

Bylock kullandığı iddia edilen AKP milletvekillerini savunan Yıldırım, “Hiçbir bakan ve milletvekilimizde Bylock yoktur.AK Parti içerisinde FETÖ’cü barınamaz. Bizim için kırmızı çizgi terör faaliyetinin başladığı gündür. O da 17 Aralık’tır” dedi. Yıldırım, başkanlık sistemi ile ilgili anayasa çalışmalarının tamamlandığını belirterek, Meclise götüreceklerini kaydetti.

ÖZKÖK’E YANIT VERDİ

Yıldırım, Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün “2004’te FETÖ için uyardık, pek fazla bir şey yapılmadığını gördük” sözlerine yanıt verdi. Yıldırım, “Bir eski Genelkurmay Başkanı ‘Biz 2004’te uyardık’ diyor. ‘Nur cemaati izlenmelidir’. Bizim için kırmızı çizgi terör faaliyetinin başladığı gündür, o da 17 Aralık’tır. Durup dururken cemaatlerin üzerine gidip, ‘Siz bir şeyler yapıyorsunuz, biz anlamıyoruz ama sizin defterinizi düreriz’. Bunu mu söyleyelim? İnsanları öldürmedikçe, eline silah almadıkça terör örgütü muamelesi göremez” diye konuştu.

YARGIYI HDP İÇİN GÖREVE ÇAĞIRDI!

Başbakan Yıldırım, silahların susması için çözüm çağrılarını yineleyen HDP’yi ise hedef gösterdi. “Zora gelince, dara gelince konuşalım, görüşelim, çözüm gibi lafları etmeye başlıyorlar. Çözüm mözüm yok. Çözüm milletledir” diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Terör ortadan kalkıncaya kadar konuşacak hiçbir şeyimiz yok. Mecliste siyaset yapıp da terör örgütünün değirmenine su taşıyanların sabrımızın taştığının farkına varmalı. Açık bir şekilde teröre karşı çıkmalı ve terör örgütünü reddetmeli. Seçmenden aldıkları iradeyi terör örgütüne teslim etmiş olacaklar. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok.Buna ne devlet, ne millet rıza gösterir. Siyaset kanalları sonuna kadar açıktır. ‘HDP terör örgütüne açıkça destek veriyor, cenazelerinde gösteri yapıyorlar’ diyor vatandaşımız. Türkiye bir hukuk devleti. Meclis bütün milletvekilleri için dokunulmazlıkları kaldırdı.Artık görev yargınındır.”

‘TÜRK ASKERİ PEŞMERGEYE DESTEK VERİYOR’

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Başbakan, “Peşmerge güçleri Başika kasabasını DEAŞ’tan temizlemek için harekete geçtiler ve bizim Başika üssündeki askerlerimizden, oradaki unsurlarımızdan yardım istediler. Biz de oradaki topçularla, tanklarla, Fırtına obüslerle destek veriyoruz” dedi. (AFYON)

Demokrasi için Birlik Buluşması sonuç bildirgesi yayımlandı

Demokrasi için Birlik Buluşması’nda Türkiye’nin en ağır dönemini yaşadığı belirtilerek, demokrasi ve barış için birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

Aralarında siyasetçi, sendikacı, insan hakları savunucusu, sanatçı, aydın, akademisyen ve gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişi ‘Demokrasi İçin Birlik Buluşması’nda bir araya geldi. Buluşmada, demokrasi ve barış için birlikte mücadelenin zorunluluğuna dikkat çekildi.

Demokrasi İçin Birlik Hareketi Sözcüsü Rıza Türmen, “Şimdi ayaklar altına alınan demokrasiyi ayağa kaldırıp, toprağa dikmeye, sulamaya, kök salmasını sağlamaya gereksinim var. Bir demokrasi hareketi başlatmak, demokrasiyi savunmak için buradayız” dedi.

Sendika.org’un yayımladığı Demokrasi İçin Birlik Buluşması’nın sonuç bildirgesi ise şöyle:

“Tek adam rejimine sokulmaya çalışılan Türkiye, son dönemde yoğun bir hukuksuzlaştırma zorlaması altında.  Bu kapsamda siyasal iktidar, 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirerek Türkiye’yi OHAL baskı rejimine soktu; ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle, denetimsiz, meclissiz, anayasasız, hukuksuz yönetmek, bütün yetkileri tek elde toplayacak başkanlık rejimini getirmek için fırsata dönüştürdü. Demokratik hak ve özgürlüklere yapılan saldırılar, baskı, şiddet ve hukuksuzluk olağanüstü boyutlara erişti.

Onbinlerce insan hukuksuz şekilde işinden oluyor. Basın ve yayın organları kapatılıyor. Sanatçılar, yazarlar, gazeteciler tutuklanıyor. Muhalif belediyelere kayyım atanıyor.

Bu yolla topluma terör ve korku egemen kılınmaktadır. Barış, dostluk, dayanışma duyguları yerine kin, düşmanlık, nefret ve kutuplaşma kışkırtılmaktadır. Toplum demokratik davranış normlarının yeşeremeyeceği kaotik bir yaşama mahkum edilmektedir. Yurttaşları temsil etmesi gereken Meclis fiilen lağv edilmiş, yasama, yargı ve yürütmenin dengesine ve birbirini frenlemesine dayanan güçler ayrılığı ilkesi ortadan kaldırılmıştır.

Tarihi ve doğal varlıklar, kentler, yaşam alanları talan edilmiştir. İnsanca yaşama ve çalışma koşulları ortadan kaldırılmış, köleleştirme ve taşeronlaştırma yasaları çıkarılmış, yoksullaşma ve işsizlik korkunç boyutlara ulaşmıştır. Kadınlara ve farklı cinsel kimliklere yönelik şiddet, cinsiyetçi ayrımcılık ve çocuk istismarı yükselmiştir. Ülke içinde savaş, bütün yıkıcılığıyla insanlarımızın canını alırken, Suriye ve Irak’ta sonu felaket olacak bir maceraya sürüklenmekteyiz.

Bu karanlık tabloyu değiştirmek, demokratik bir ülkede yaşayabilmek için Türkiye’de siyasetin savaş ekseninden çıkarılıp barış eksenine oturtulmasına, yaşam hakkını savunan, hukukun üstünlüğüne dayanan, çağdaş, çoğulcu ve katılımcı bir demokrasinin inşa edilmesine ihtiyaç vardır.

Bu koşullarda demokrasiden yana olan bütün güçleri biraraya getirerek ortak ve yeni bir güç odağı yaratmak ihtiyacı yakıcı hale gelmiştir. Ortak hedef doğrultusunda birlikte hareket edebilmek için sürekliliği sağlayacak bir yapıya gereksinim bulunmaktadır.

Bu yapı çoğulcu, resmi temsil ilişkisine ya da hiyerarşiye yer vermeyen, lideri olmayan, bağlayıcı kararlar almaktan çok uzlaşı arayan, demokratik bir organ olacaktır. Demokrasi için birlik hareketine katılan her kuruluş, her birey kendi ideolojik kimliğini saklı tutarak ortak bir mücadeleyi hedeflemektedir.

DİB bir siyasal süreci başlatan ve bu süreç içinde uzlaşılarla yürüyen somut hedeflere yönelik bir harekettir. DİB farklılıkların birlikte hareket etmesidir.

Demokrasi İçin Birlik;

herkesin farklı kimliği ile eşit yurttaşlık haklarına sahip olduğu,
barış içinde yaşayabileceği,
insanca çalışma ve yaşama koşullarının garanti altına alındığı,
devletin herkesin inancına, inançsızlığına, yaşam tarzına, siyasi düşüncesine karşı tarafsız ve saygılı olduğu,
kadına ve cinsel kimliklere yönelik şiddetin son bulduğu,
tarihi ve doğal varlıkların, diğer canlıların yaşam alanlarının ve kentlerin korunduğu,
laik, demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, yeni bir umut ve güç merkezi ihtiyacını karşılamak üzere, en geniş toplum kesimlerini kucaklamayı amaçlayan bir birlik hareketidir.

Bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz

23 Ekim 2016 buluşmasında saptanan öncelikli hedeflerimiz şunlardır:

OHAL ve KHK’lerle ülkeyi yönetmek, ‘tek adam yönetimi’ni kalıcı hale getirmek için atılan adımlar karşısında, OHAL’in sona erdirilmesi ve KHK’lerle yaratılan toplumsal mağduriyetlerin giderilmesi konularındaki mücadele birincil önemdedir.

Önümüzdeki günlerde ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ adı altındaki ‘tek adam yönetimi’ne geçiş için anayasa değişikliği, ardından referandum gündemdedir.  Yasaları, uluslararası anlaşmaları, hukuku yok sayanların ‘tek adam yönetimi’ne geçiş referandumuna tüm toplumsal muhalefetle kapsamlı şekilde karşı çıkılacaktır.

Dünya deneyimleri Kürt sorununun çözümünün barışçı ve demokratik yollarla olması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’nin savaş kışkırtıcılığı yapmak yerine komşularıyla ve tüm dünyayla barışçıl ilişkiler içinde yaşayacağı bir politikanın hakim kılınması için mücadele edilecektir.

Ezilen inanç topluluklarının eşit yurttaşlık hakkı yanında demokrasinin temeli olan laiklik için mücadele edilecektir.

23 Ekim Buluşmamız demokrasi için atılmış önemli bir adım, Türkiye’nin siyasal yaşamında yeni bir başlangıçtır. Bu buluşmaya katılanlar bir demokrasi meclisi oluşturmuşlardır. Bu meclis önümüzdeki günlerde toplanarak yukarıda ortaklaşılan öncelikli hedefler doğrultusunda demokratik ve meşru yollarla denetleme, dayanışma ve direnme hakkını kullanacaktır.

Gücümüz yalnız birlikteliğimizden değil, yeni bir siyaset anlayışıyla demokratik mücadeleleri birleştirici bir güç odağı yaratma hedefimizden kaynaklanmaktadır.” (HABER MERKEZİ)

‘Benim için onur verici ama…’

Franz Moll Vakfı’nın “Direnişçi” Ödülü’nü alan Avukat Arif Ali Cangı, ödüle layık görülmenin kendisi için onur verici olduğunu lakin Türkiye için tam tersi olduğunu dile getirdi.

Almanya merkezli Franz Moll Vakfı’nın 1998 yılından bu yana her yıl düzenlediği Nükleersiz Gelecek Ödülleri’nde bu yıl “direnişçi” dalındaki ödüle Türkiye’den Avukat Arif Ali Cangı layık görüldü. Ödülün kendisi için onur verici olduğunu, lakin Türkiye için tam tersi olduğunu dile getiren Cangı, İzmir Gaziemir’deki eski bir kurşun fabrikasında ortaya çıkan nükleer santral atıklarına karşı yürüttüğü mücadele ile tanınıyor.

Cangı. “Bu ödül aslında ekoloji hareketlerinin bir birleriyle dayanışma içerisinde olmasının mümkün olduğunu gösteriyor. Bu ödül sayesinde Türkiye’de ekoloji mücadelesi yürütenler ile dünyada ekoloji mücadelesi yürütenlerin bir araya gelmesinin önü açıldı” dedi.

İZMİR