Ana Sayfa Blog Sayfa 62

Perihan Koca: Suriye’de Alevilere Yönelik Soykırım Tehdidi Var

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Suriye’de Alevi halkına yönelik şiddet ve soykırımın yeniden arttığını ifade etti. Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Alevilere yönelik saldırıların yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını, ülke genelinde sistematik bir şekilde sürdüğünü vurguladı.

Açıklamasında, Suriye rejiminin yıkılmasından bu yana en az 15 bin Alevi’nin katledildiğini belirten Koca, Halep ve Şam gibi büyük şehirlerde de Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğini aktardı. Koca, Alevi mahallelerinin baskınlara uğradığını, kitlesel eylemlere ateş açıldığını ve halkın zorla göç ettirildiğini dile getirdi.

Koca, iktidara yakın medya ile Batılı medya organlarının bu durumu görmezden geldiğini ve katliamların aklanmaya çalışıldığını belirtti. “Suriye’nin geleceğine bu devşirme suç çeteleri değil, Suriye halklarının kendileri karar verebilir” diyen Koca, Alevilere yönelik saldırılara sessiz kalanların savaş suçu işlediğini vurguladı.

Alevi milletvekili, bu suçların er ya da geç mahkum edileceğini ve emperyalizmin, mezhepçi çetelerin yanı sıra işbirlikçi yönetimlerin halklara karşı işlediği suçların hesabının sorulacağını söyledi. Koca, açıklamasını “Suriye’de Alevi katliamına dur de” çağrısıyla sonlandırdı.

Zürih’te Suriye’deki Alevi Katliamına Karşı Acil Eylem Çağrısı

Suriye’de Alevi halkına yönelik devam eden saldırılar, köylerin yakılması ve kitlesel göç politikaları ile derinleşiyor. Bu duruma karşı, İsviçre’nin Zürih kentinde “Suriye’de Alevi Katliamını Kınıyoruz” temasıyla acil bir eylem düzenlenecek. Eylem, 27 Kasım 2025 Perşembe günü saat 18.00’de Zürih Merkez Tren Garı’nda (Zürich Hauptbahnhof) gerçekleştirilecek.

Yapılan açıklamalarda, Suriye’de Alevi halkına yönelik zulmün artarak devam ettiği ve bu olayların sıradan çatışmalar değil, sistematik bir katliam pratiği olduğu vurgulandı. Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus gibi bölgelerde Alevi köylerinin ateşe verildiği, kadınların ve çocukların acı dolu feryatlarının göğe yükseldiği ifade edildi.

Eylemin düzenleyicileri, Suriye’deki Alevilere yönelik süregelen katliama karşı sadece İsviçre kamuoyunu değil, uluslararası toplumu da harekete geçirmeyi hedefliyor. İnsan hakları örgütleri ve uluslararası kurumların sessizliğine dikkat çekilerek, bu durumun suç ortaklığı anlamına geldiği belirtildi. Açıklamada, Suriye’de Alevi halkına yönelik zulme karşı acil ve somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

Tüm duyarlı kesimlerin, Suriye’de Alevilere yönelik katliama karşı seslerini yükseltmeleri için çağrıda bulunuldu. Bu eylem, Alevi halkının maruz kaldığı hak ihlallerine karşı güçlü bir tepki ortaya koymayı amaçlıyor.

Alevi Dernekleri: Uluslararası Toplum Harekete Geçmeli!

Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Suriye’de Aleviler, Ermeniler ve Hristiyanlar gibi birçok topluluğun büyük bir tehdit altında olduğunu vurgulayarak uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırdı. Yapılan açıklamada, insan haklarının korunması, sivillerin güvenliğinin sağlanması ve devam eden katliamların durdurulması gerektiği ifade edildi.

Suriye’deki iç savaşın, İslamcı cihat örgütü HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesiyle yeni bir aşamaya girdiği belirtiliyor. HTŞ’nin, farklı etnik ve dini topluluklara yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, bu grupların geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Alevi Bektaşi Federasyonu, bu saldırıların bir katliam ve uluslararası alanda soykırım olarak nitelendirilebilecek boyutlara ulaştığına dikkat çekti.

AFA, Esad rejiminin çöküşünden sonra HTS’nin özellikle Lazkiye, Ceble ve Humus bölgelerindeki sivil yerleşimlere yönelik saldırılarını artırdığını belirtti. Federasyon, sivillerin hedef alınmasının, insanların zorla yerlerinden edilmesinin ve derinleşen insani kriz karşısında büyük bir endişe duyduklarını ifade etti.

Son olarak, AFA, bu vahşetin görmezden gelinmesinin saldırganları cesaretlendireceği uyarısında bulundu ve uluslararası toplumu, insan haklarını korumak ve bu saldırıları durdurmak için acil adımlar atmaya davet etti.

Şeyh Zülfikar Çiftçi: Suriye’deki Aleviler, insanlık dramıyla yüz yüze

Şeyh Zülfikar Çiftçi, Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve saldırıların artarak devam ettiğine dikkat çekti. Çiftçi, Alevi toplumunun açlık, güvensizlik ve sistematik ayrımcılık nedeniyle büyük bir insani kriz içinde olduğunu vurguladı. Uluslararası kurumların acil müdahale etmesi gerektiğini belirten Çiftçi, Suriye’deki mevcut durumu sadece bir Alevi meselesi olarak değil, ciddi bir insanlık krizi olarak tanımladı.

Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı olarak yaptığı açıklamalarda, 7 Mart olaylarının ardından bölgedeki şiddetin tırmandığını ve Alevilerin hedef alınmaya devam ettiğini ifade etti. Kaçırma vakalarının, özellikle kadın ve çocuklar üzerinde yoğunlaştığını aktaran Çiftçi, “Bölge toplumsal bir facianın eşiğinde” dedi. Alevi kimliğinin bilinmesinin, bireylerin hedef olmasına yeterli bir sebep haline geldiğini dile getirdi.

Ekonomik durumu da ele alan Çiftçi, Alevi toplumunun memurluktan atılmalar ve maaş kesintileri ile zor bir dönem geçirdiğini belirtti. İnsanların açlıkla boğuştuğunu, çocuklarına ekmek götüremez hale geldiklerini vurguladı. Yetkililerin Alevi toplumunun şikayetlerini dikkate almadığını söyleyerek, yaşananların sadece ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik sorunlarıyla da derinleştiğini ifade etti.

Çiftçi, Suriye’deki yönetimsel boşluğun Alevi bölgelerini savunmasız hale getirdiğini, uluslararası toplumdan güvenlik sağlaması için adım atmalarını beklediklerini belirtti. Alevilerin mevcut yönetim içinde yeterince temsil edilmediğini vurgulayarak, kapsayıcı bir siyasi yapı olmadan güvenliğin sağlanamayacağını ifade etti. “Birleşik bir Suriye hükümeti kurulduğunda, tüm azınlıkların temsil edildiği bir yapı oluşursa belki bir güven ortamı sağlanabilir” dedi.

Kadın Ananın İnsan Oğlu ERDOĞAN YALGIN

Tasma, gem, yular, boyunduruk, kafes, tuzak, pranga, kelepçe ve darağacı

Dönüp geçmişe baktığımızda İnsanın, kendi uygarlık tarihinde büyük mesafeleri kat edildiğini görürüz. İnsanın zekası karşısında çözümsüz hiç bir şeyin olmadığını, içinde bulunduğumuz bu bilişim çağımızda, zaten yeterince anlamaktayız.

Ve fakat!

Aynı insan; Eski Çağlardan bu yana, canlılara ve yine bizatihi kendi türüne de acımasız şeyleri reva gördü. Bunları düşündüğümüzde, doğrusu şaşırmamak içten bile değil! Mesela O İnsan;

Köpeklere tasma

Atlara gem

Eşeklere yular

Öküzlere-boğalara boyunduruk

Kuşlara kafes

Yaban hayvanlarına “tuzak” keşfetti

Kendi cinsine yani “İnsana” da, önce “kölelik prangasını“ buldu. Günümüz koşullarında ise düşünen, konuşan çağdaş İnsana “kelepçe, giyotin ve darağacını” yarattı.

Bütün bunlar ve dahası, birer insan düşüncesinin ürünüdür. Bütün bunların mucitleri, ne yazık ki yine insanın bizatihi kendisidir. Bütün bunlar, sadece ruhsal-tinsel faaliyetleri ortadan kaldıran etmenler değildir. Aynı zamanda canlıların bedenini bir bütün olarak engellemek, yetisiz bırakmak, ölüme terk etmek için tasarlanmış araç ve gereçlerdir. Ve bütün bunları, muhtemelen “Kadın Analar” değil, maalesef onların “oğulları” icat etmiştir.

Hak ile kalın!

Stuttgart da 25 Kasım feminist gece yürüyüşü yapıldı! AABF/ kadınlar Birliği Baden Württemberg Alanlardaydı!

0

 

 

25 Kasım 2025 tarihinde saat 17:00’da Stuttgart’ta bir araya gelen kadınlar feminist gece yürüyüşü gerçekleştirdi çok sayıda sivil toplum örgütü ve sendikaların kadın temsilcileri bir araya geldi. Yürüyüşün ardından yapılan konuşmalarda kadınlar şu konulara değindi; Almanya’da zorunlu askerlik tartışmaları ve kadınların askerliğe çağırmaları, militarizmin kadına yönelik şiddeti arttırdığına, Almanya’da yaşanan kadın cinayetlerine Almanya’da hemen hemen her gün bir kadın öldürülmesine hem de bu kişilerin en yakınları olmasına, ekonomik krize, kadin siginma evlerinin yetersizliği, konut sorununa ve orta Doğu’da yaşanan sıcak savaş ve soykırımların kadınların haklarının ve hayatlarının gaspına değinildi. Ayrıca Almanya’da yaşanan kadın cinayetleri vakalarının davalarında genelde kadın cinayetlerinin planlı olmadığı ve “kadın cinayeti” Teriminin hala Alman Anayasasında kullanılmadığı ve pozitif ayrımcı yasaların olmadığına değinildi. Kurum temsilcileri yaptıkları konuşmalarda kadın katillerinin faillerin genelde cezai indirim aldıklarına ömür boyu ve üst sınır gibi cezaların bu failleri verilmediğine tam tersi en alt sınırdan genellikle 5 yıl 13 yıl arası cezalandırıldığına değinildi. Genelde faillere tasarlanmamış, kavga anında cinayet “tod schlak”  kanunu çerçevesinde kadın cinayetlerinde beş yıl gibi komik rakamlarla cezalandırıldığına değindiler. Ayrıca yakın bir zamanda Stuttgart’ta katledilen genç bir kadın olan Aleyna’nin annesi de bir konuşma yaptı.. Konuşma anında duygusal anlar yaşandı ve Aleyna’nin annesi kızının katilinin en üst seviyede cezalandırılması, başka Aleyna`ların katledilmemesi için hukukun caydırıcılık ilkesinin uygulanması gerektiğine, uygulanana kadar mücadelesini devam ettireceğini aktardı.

Die linke kadin temsilcisi ise: biz bütün katledilen kadınlar için yastayız ve mücadele ediyoruz kamusal ve özel alanda şiddetin hiçbir türlüsüne maruz kalmak istemiyoruz iş yerlerimizden evlerimize gittiğimizde kamusal alanda toplu taşıma araçlarında sokakta evlerde okullarda çalışma alanlarının, yaşamın tamamında taciz edilmek istemiyor şiddete maruz kalmak istemiyoruz. Alman devlet politikası 14.000 yeni kadın sığınma evlerinin yapılması gereken bütçeyi ayırmadığı halde militarizme Avrupa birliği olarak  Nato´nun kurulacak  yeni ordu’ya 800 milyar Euro bütçe ayırmıştır  savaşa değil, yaşama! hayata! eğitime bütçe! Diyerek konuşmasını tamamladı.

Baden Württemberg Alevi federasyonu kadınlar Birliği’nin temsilcisi Hacer Basoğlu şu sözlere değindi:Almanyada her yıl  125.000 kadinin siddet türlerinden herhangi birine maruz kaldigina, cogu kadin in yasadigi siddeti aciklayamadigina.. bir kadin sevilmek istiyor , kontrol edilmek istenmiyor, kadinlar sevilmek istiyor, siddet görmek degil! kadinlar yasamak istiyor! katledilmek degil!. .kadin siginma evlerinin cogaltilmasi gerektigine polis ve hakimlerin yargilamadan kadinlari dinlemesi gerektigine, polislerin şiddete maruz kalmış kadınlara travma anındaki kadınlara nasıl yaklaşılması gerektiğinin eğitimi verilmesine, kadına yönelik şiddeti önleme masasının kurulması gerektiğini kadınların ciddiye alınması gerektiğine, istanbul sözlesmesinin maddelerinin uygulanmasi gerektigine bugün bütün dünyada öldürülen kadinlarin adına, kendi hikayelerini anlatan, adım atan ve faillerini ifşa eden kadınların arkasındayız. Kimseden özür dilemiyoruz bir aradayız ve hepimiz özgür olana kadar mücadelemiz devam edecek korkmuyoruz susmuyoruz itaat etmiyoruz! Diyerek sözlerini tamamladı.

Feminist gece yürüyüşünün sonunda İstanbul kadınlar birlikte güçlü platformuna ve Taksim,Amed feminist gece yürüyüşüne selam gönderildi. Bir çok dilde ve bir çok ülkenin feminist sloganlarınana yer verilip bugün sokakta olan tüm dünya kadınlarına selam gönderildi..

Feminist gece yürüyüşünde şu sloganlar atıldı;

my body , my chocice!

Fraun die käpmfen, sind Fraun die leben! Las uns das system aus dem Angeln heben!

jin jiyan azadi!

Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa!

 

29 Kasım 2025 tarihinde saat 15:00’da Ulm cemevinde oyuncu Füsun Demirel ve müzisyen Berivan canbolat’ın katılacağı 25 Kasım kadına yönelik her türlü şiddet ile uluslararası mücadele günü konulu panel ve etkinlik düzenlenecektir. Ulm kadınlar birliği temsilcileri Baden Württemberg eyaletinde olan tüm kadınları etkinliklerine davet ettiler.

Alevi bölgelerinde artan şiddet: Özerk Yönetim Şam’a acil çağrıda bulundu!

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, Süveyda ve Humus’ta artan şiddet olayları nedeniyle Şam yönetimine önemli bir çağrıda bulundu. Yönetim, sivillere yönelik saldırıların durdurulması ve halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle son dönemde Alevi yurttaşları hedef alan saldırılar ve silahlı grupların sahneye çıkması, ülkenin içinde bulunduğu durumu daha da tehlikeli hale getirdi.

Açıklamada, protesto eden sivillerin ve göstericilerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğu ifade edilirken, “Aşiret Ordusu” ve “Aşiret Kuvvetleri” gibi isimler altında faaliyet gösteren silahlı grupların iç barışı bozma amacı taşıyan sistematik bir suç olduğu belirtildi. Bu tür girişimlerin Suriyeliler arasında düşmanlık yaratma potansiyeline sahip olduğu kaydedildi.

Özerk Yönetim, Suriye genelinde hak ve özgürlük talepleriyle sokaklara dökülen halkların yanında olduğunu belirterek, mevcut krizin çözümünün siyasi ve barışçıl bir diyalog süreci ile mümkün olacağını ifade etti. Şam yönetimine, halkın iradesine saygı gösterilmesi ve sivillere yönelik şiddetin durdurulması çağrısında bulunarak, bölgede yaşanan tırmanışın ülkenin geleceği açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.

Toplumsal barışı hedef alan nefret söylemlerinin son bulmasının gerektiği vurgulandı. Çözüm önerisinin, barış, dayanışma ve ademi merkeziyetçi demokratik bir Suriye doğrultusunda şekillenmesi gerektiği ifade edildi.

Alevi kurumları: Suriye’ye yardım için seferberiz!

Çok sayıda Alevi kurumunun katılımıyla, Suriye’de devam eden Alevi katliamına ilişkin bir basın açıklaması yapıldı. AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde gerçekleştirilen açıklamada, Alevi kurumları adına konuşan Sevim Yalıncakoğlu, insanlığa karşı suç işleyen çetelerin derhal savaş suçlusu sayılması ve yargılanması gerektiğini vurguladı. Yalıncakoğlu, “Biz Alevi toplumu olarak; bölgeye insani yardım götürmeye hazırız. Bunun için gerekli olan koridorun derhal açılmasını istiyoruz” dedi.

Suriye’nin çeşitli kentlerinde Alevilere yönelik artan saldırılara dikkat çeken Yalıncakoğlu, “Suriye’de savaşın yarattığı zalimlik özellikle Alevilerin yaşadığı bölgelerde devam ediyor. Alevilerin, Dürzilerin, Ermenilerin, Hristiyanların yaşam alanlarının hedef alınması uluslararası suç teşkil etmektedir” şeklinde konuştu. HTŞ çetelerinin Suriye’deki mazlum halklar için bir tehdit olduğunun altını çizen Yalıncakoğlu, bu saldırıların açık ve örtülü destekle cesaretlendirildiğini ifade etti.

Yalıncakoğlu, “Alevilerin günümüzde yaşadıkları Kerbela’dır. Yezit aynı Yezit, mazlum aynı mazlumdur. Bugün Suriye’deki Alevilerin yaşam hakkı savunulmazsa, dünyanın hiçbir yerinde inanç topluluklarının güvenliği garanti altına alınamaz” dedi. Ayrıca, “Suriye’de HTŞ çetelerinin yönetimine son verilmeli ve tüm kesimlerin güvenliği, eşit yurttaşlık hakları ve inanç özgürlüğünün gözetildiği bir yönetim derhal kurulmalıdır” çağrısında bulundu.

Alevi kurumları, Suriye’deki insanlık dramına son vermek adına bağımsız kuruluşların bölgede inceleme yapmasını ve halka insani yardım ulaşmasını sağlamaya yönelik taleplerini yineledi. Sivil halkın direnişine destek veren Yalıncakoğlu, “Yaşanan zulmü onaylamayın. Katledilen kadınların ve çocukların sesi olun” diyerek tüm dünyaya çağrıda bulundu.

Alevilere Yönelik Suriye Katliamları Derhal Son Bulmalı!

Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Suriye’de Alevilere yönelik katliamların yeniden başladığını duyurdu. Açıklamada, bağımsız kuruluşlar ve sosyal medya üzerinden paylaşılan görüntülerin, Alevi toplumunu hedef alan organize saldırıların arttığını ve bu saldırıları protesto eden halka karşı silahların kullanıldığını gösterdiği belirtildi.

DAD, Alevi toplumuna yönelik bu saldırıların dinci ve faşizan bir siyasetin ürünü olduğunu vurgulayarak, “Bu tablo, sadece bir ihlal değil; açık bir insanlık suçudur ve hiçbir gerekçe ile meşrulaştırılamaz. Bu vahşeti en sert biçimde lanetliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, Suriye’deki cihadist yapılara dikkat çekilerek, bu yapıların Alevi katliamlarından bizzat sorumlu olduğu ifade edildi. Ayrıca, cihadist terör örgütlerinin, Alevi toplumuna yönelik saldırıları “kontrol dışı güçler” gibi belirsiz ifadelerle açıklamaya çalıştığı kaydedildi.

DAD, uluslararası örgütler ve insan hakları kurumlarını bu katliamları araştırmaya, sorumluları tespit etmeye ve sivilleri korumaya çağırdı. “Akan her Alevinin, her Dürzinin ve her Kürdün kanı kendi ellerine de bulaşmaktadır” denilerek, katliamların durdurulması gerektiği vurgulandı.

Suriye’de yaşayan Alevi toplumunun dayanışmaya ve katliam karşısında ses çıkarmaya çağrıldığı açıklamada, “Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir!” ifadeleri kullanıldı.

Antakya’dan uluslararası güçlere: Acil müdahale şart!

Antakya’da, Suriye’deki Alevi katliamlarını protesto etmek amacıyla bir araya gelen yurttaşlar, uluslararası güçlere acil harekete geçme çağrısında bulundu. Antakya Emek ve Demokrasi Platformu’nun düzenlediği eylemde, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve insan hakları kuruluşlarının, bağımsız bir heyetle bölgeye giderek soruşturma yapması gerektiği vurgulandı.

Suriye’de yıllardır devam eden iç savaş, İslamcı cihat örgütü HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesiyle yeni bir boyuta taşındı. HTŞ’nin çeşitli etnik ve dini topluluklara yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, halkların geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Protestoda, Humus kentinde Alevilere yönelik yapılan saldırılar kınandı.

Antakya Emek ve Demokrasi Platformu üyesi Mehmet Çelik, yaptığı açıklamada, Alevilere yönelik nefret kampanyalarının sürdüğünü ve inanç temelli saldırıların artarak devam ettiğini ifade etti. Çelik, uluslararası güçlerin Suriye’deki durumu göz ardı etmemesi gerektiğini belirtti.

Suriye ve diasporadaki Alevi kurumları, adalet ve güvenlik çağrısında bulunarak, her etnik ve dini grubun Alevilere destek vermesi gerektiğini vurguladı. Barış ve adaletin sağlanması için herkesin bulunduğu yerde duyarlılık göstermesi gerektiği belirtildi.

BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi ve insan hakları örgütlerinin, bölgedeki ihlalleri belgelemek üzere hemen harekete geçmesi gerektiği ifade edildi. Yaşam hakkının güvence altına alınması ve terörün durdurulması için uluslararası toplumun sorumluluk alması gerektiği kaydedildi.