Ana Sayfa Blog Sayfa 6201

Baykal’dan ‘Başkanlık’ sözlerine düzeltme

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, başkanlık sistemine ilişkin sözleriyle ilgili, “Ben, başkanlık rejimi gelsin mi gelmesin mi sorusuna değil, bize rağmen gelirse CHP’nin ne yapabileceği sorusuna yanıt verdim. Elbette CHP, bu başkanlık projesine sonuna kadar ve tüm gücüyle direnmelidir ve direnecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Baykal, başkanlık sistemiyle ilgili sözlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamasında Gazeteci Avni Özgürel’in kendisini arayarak, “Ben hayret ediyorum, Başkanlık rejimi gelirse her yerde CHP seçimi alamaz gibi bir kanaat var. Siz ne dersiniz?” şeklinde bir soru yönelttiğini belirten Baykal, soruya, “Makamın özelliklerine uygun iyi bir aday oylarımızı artıracaktır. Ama asıl mesele CHP’nin gerçek kimliğine uygun, özündeki temel projeye sahip çıkan bir anlayışı parti olarak kamuoyunun önünde iddialı bir şekilde ortaya koyabilmektir. Çünkü Türkiye’nin CHP’nin temel siyasetine bugün her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır” karşılığını verdiğini aktardı.

Baykal, açıklamasında şunları kaydetti: “Dolayısıyla ben, başkanlık rejimi gelsin mi gelmesin mi sorusuna değil, bize rağmen gelirse CHP’nin ne yapabileceği sorusuna yanıt verdim. Elbette CHP, bu başkanlık projesine sonuna kadar ve tüm gücüyle direnmelidir ve direnecektir. Şunu unutmamak lazım ki bu ortamda başkanlık rejimi Türkiye’nin maruz kaldığı tehlikeleri büyük ölçüde artırır. Türkiye’nin bugün her zamankinden daha çok ortak akla, kurumsal düşünme ve davranmaya ihtiyacı vardır. Halbuki başkanlık rejimi, mevcut siyasi tabloya bakacak olursak çok daha keyfi ve şahsi uygulamaların önünü açacaktır. Bu da Türkiye’nin iç ve dış politika sorunlarının daha da karmaşık hale gelmesine neden olacaktır. Ama şunu da hatırlatmak isterim ki Fransa’da Sosyalist Parti anayasadaki başkanlık düzenlemesine tüm gücüyle karşı çıkmıştı. Ancak başkanlık rejimi onlara rağmen geldikten sonra Mitterand sosyalistlerin adayı olarak sonraki bir seçimde başkan seçilmiştir. Bu da kulaklara küpe olsun.” (HABER MERKEZİ)

Melda Onur: Hak ihlali oldu mu, gözümüzü kapamayacağız

Şerif KARATAŞ
İstanbul

CHP eski milletvekillerinden Rıza Türmen’in “Bir demokrasi cephesine gereksinim var” başlığı ile 13 Mayıs 2016 günü T24’te yayımlanan yazısıyla gündemleşen Demokrasi İçin Birlik, yarın ‘demokrasi buluşması’nı gerçekleştirecek.
CHP, HDP ve BDP eski milletvekilleri ile aydınlardan oluşan Diyalog Grubundan aynı zamanda Demokrasi için Birlik (DİB) Hazırlık Koordinasyon üyelerinden biri olan CHP Eski Milletvekili Melda Onur, Demokrasi İçin Birlikin “Herkes için demokrasi; demokrasi için birlik” çağrısı ile gerçekleştirdiği toplantısıyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu.

‘DAYANIŞMA VE DİRENME MEKANİZMASI’

Onur, şunları söyledi: “Özellikle son dönemde, çeşitli, özgürlüklerin kısıtlandığı, gazeteciler üzerinden, akademisyenler üzerinden, ifade özgürlüğünden yola çıkılarak yapılan soruşturmalar, kadınlar üzerindeki baskılar, ve özellikle 15 Temmuz’un ardından iktidarın ‘ikinci darbe olacak’ korkusuyla OHAL’in kapsamını da genişletmesi, burada yaşanan pek çok mağduriyet gibi çeşitli konularda, insanlar tedirgin. Bundan sonra talep edilen, demokratik bir denetim, ortak denetim mekanizması kurmak. Parlamentonun bu kadar etkisizleştiği, iktidarın bu kadar güçlendiği bu noktada toplumsal, muhalefettin çeşitli kesimlerin, görüş ayrımı da olmadan, asgari, demokrasi talep eden, akademisyenlerin, hukukçuların, işçilerin, emek gruplarının, gazetecilerin, bu tür hak ihlallerinde ortak hareket edebilecekleri, bir denetim, bir dayanışma ve gerekirse ortak direnme mekanizması, kurulabilir mi? Bu demokratik hakkımızı nasıl kullanabiliriz? Biraz onların tartışılacağı, bir ortam olacağını umut ediyoruz. Buradan arzu edilen, bu demokrasi birliğini devamlı kılacak, bir yönetim kurulu gibi organın çıkıp, bundan sonraki süreçte bir denetim mekanizması oluşturmak. En basitini söyleyeyim size, Soma’da doğru dürüst bir denetime tabi tutulsaydı, bu kadar insan ölmeyebilirdi. Bu gibi birçok konuda, denetim mekanizmasını oluşturacak ve haksızlıklara karşı da dayanışma ve direnme bloku oluşturacak bir yapının çıkması umut ediliyor. Bunun ilk toplantısı olacak.”

YARIN BULUŞUYORUZ

Yarın yapılacak toplantının önceden alınan bir karar neticesinde planlandığını anlatan Melda Onur, “28 Haziran’da çeşitli platformların çağrısıyla böyle bir toplantı olmuştu. O toplantıda herkesin davetli olduğu bir ‘Demokrasi kurultayı yapalım’ dendi. Ama kurultay lafını gençler sevmediği için biz de buna ‘buluşma’ dedik. Kurultay biraz da siyasi partileri çağrıştırıyor. Haklılar. Çünkü bu sivil bir hareket olacak. Koordinasyonda çalışan arkadaşlar, gittikleri yerde, neyin amaçlandığını neyin hedeflendiğini anlattığı küçük toplantılar yapmıştı.” 
Onur, yarın Şişli Kent Kültür Merkezinde yapılan toplantıya ilişkin şu çağrıyı yaptı: “Demokrasiye ve insan haklarına sahip çıkmak, sadece siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin işi değildir. Aynı zamanda bireylerin, vatandaşların, kurumların, herkes yanı başındaki hak ihlalini tespit etmek, denetlemek, duyurmak, dayanışmak ve buna karşı bir baskı oluşturarak, ortak direnmek zorunda. Yanı başımızda hak ihlali oldu mu gözümüzü kapamayacağız.” 

TOPLANTININ PROGRAMI 

23 Ekim’de saat 09.00- 19.00 arasında Şişli Kent Kültür Merkezinde yapılacak toplantının programı şöyle:
09.00 Kahve- Kayıt
10.00 Açılış konuşması: Binnaz Toprak
10.15 Divan heyetinin oluşması
10.25 Rıza Türmen: Demokrasi için birlik konuşması
10.45 Selamlamalar
11.45-13.30 Sunumlar
13.30- 14.30 Yemek molası
14.30- 16.00 Sunumlar
16.00- 16.30 Kahve Molası
16.30-18.00 Sunumlar
18.30 Sonuç bildirgesinin okunması
19.00 Kapanış.

Lozan’da Suriye Toplantısı

Amerika, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan’dan üst düzey diplomatlar Suriye’de ateşkes için İsviçre’nin Lozan kentinde biraraya geliyor.

Toplantı kararı, Amerika’nın Rusya ile ikili ilişkileri yaklaşık iki hafta önce askıya almasından sonra alındı. Rus yetkililer olumlu bir sonuç için umutlu olduklarını söylüyorlar.

Ancak Halep’te devam eden çatışmalar dikkate alındığında uzmanlar uzun süreli bir ateşkes için pek de umutlu değil.

Haftalık dergi “Yezhenedelny Zhurnal”den Alexander Golts, Rusya’nın Halep’i almak için Esat güçlerine desteğini artırdığına dikkat çekiyor.

Golts, “Rusya’nın amacının IŞİD ya da El Nusra Cephesi ile savaşmak olmadığı açık, Rusya’nın amacı Esat’ı desteklemek, Esat’ı kurtarmak. Bu, Batı ile Rusya arasındaki en önemli anlaşmazlık noktası,” diyor.

Birçokları Rusya’nın Halep’in alınmasında Esat’a yardım etmek istediğini böylece daha güçlü müzakere edebileceğini belirtiyor.

Ancak Rusya, militanları hedef alan koalisyon uçaklarını uyardı ve Rus ya da Suriye güçlerine yaklaşacak olan uçakları vurmakla tehdit etti.

Ateşkes memnuniyetle karşılanacak ancak daha büyük endişe kaynağı Suriye’de çatışmanın artmasını önlemek.

Golts, “Üç hafta önce Rusya ve Amerika arasında askeri işbirliğinden bahsediyorduk, şimdi bütün olasılıklar ortadan kalktı, şimdi asıl amaç Suriye’de Rusya ile Amerika ordularının karşı karşıya gelmesini önlemek,” dedi.

Bir Beyaz Saray yetkilisi Rusya ile Amerika arasında herhangi bir işbirliği ihtimalini reddetti. Amerikalı yetkililer, Suriye’deki amaçlarının Rusya ile bağdaşmadığının açık olduğunu belirttiler.

Chatham House’dan Keir Giles, “Rusya ile işbirliği açısından neyin başarılabileceği ya da neyin başarılamayacağını bilmek şu an ki gerilimi düşürmek ve geleceğe doğru ilerlemek için ilk adım” dedi.

Rusya, son dönemde Suriye’deki askeri varlığını artırdı ve ülkede kalıcı üsler kuracağını belirtti.

Carnegie Moskova Merkezi Direktörü Dmitri Trenin’e göre de Putin’in Rusya’yı Amerika’nın ortağı gibi göstermesi çabası işe yaramadı, Esad’a desteği zafere ulaşmadı ve savaş Moskova’nın tahmininden daha fazla sürecek.

Amerika ve Fransa Rusya’nın Suriye’deki sivil hedeflere yönelik saldırıları nedeniyle savaş suçları için soruşturulması gerektiğini belirtti. Putin bu açıklamaları ‘söz sanatı’ olarak değerlendirdi. Putin, Batı’nın Suriye’deki savaştan ve radikal İslam’ın artmasından sorumlu olduğunu söyledi .

Rusya, Suriye güçlerine yönelik hatalı saldırıdan Amerika’yı suçluyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı gruplar arasında ayrım yapmanın haftasonu gerçekleşecek görüşmelerde kilit önemde olduğunu belirtiyor.

Frankfurt Kitap Fuarında Türkiye’de Tutuklu Yazarlara Dayanışma Mesajı

Frankfurt Kitap Fuarı, kapıları 68’inci kez edebiyat dünyasına açıldı. Kendi alanında dünyanın en önemlisi olarak kabul edilen fuarda 100’den fazla ülkeden 7 bin 100 katılımcı yer alıyor. Yaklaşık 9 bin 300 gazetecinin takip ettiği fuarda yazarları, gazetecileri, sektör temsilcilerini ve kültür iletişimcilerini bir araya getiren 4 binden fazla etkinlik düzenleniyor. Perşembe günü başlayan fuarın bu yılki konuk ülkesi Hollanda. Ancak fuarda Türkiye en az Hollanda edebiyatı ve yazım dünyası kadar gündemde. Türkiye, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinatörlüğü ve yayıncılık sektörü temsilcilerinin katılımıyla ve toplam 24 yayın evi ile temsil ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı standında 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili bir sergi çalışması yer alıyor. Sergi, darbe teşebbüsünün Türkiye’nin kültürel gelişimini durduramayacağı tezini ön plana çıkarıyor.

Cem Dalaman’ın haberi (0:02:37) 0:02:37 ▶ 0:00:00 /0:02:37 ▶ Direct link 128 kbps 128 kbps 64 kbps Pop-out player

Fuar kapsamında yapılan etkinliklerin bir bölümünün konusu da Türkiye’de edebiyatçıların konumu. Fuarın açılışında Alman Kitapçılar Birliği Borsa Kuruluşu Başkanı Heinrich Riethmüller’in, tutuklu yazar Aslı Erdoğan’ın cezaevinden yazdığı mektubu okuması ve Türkiye’de yayınevlerinin, medyanın zor durumda olduğunu belirterek, ‘sözün özgürlüğü pazarlık yapılamaz’ demesi Türk heyetinin tepkisine neden oldu. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz da, Türkiye’deki darbe girişiminin ardından cezaevine konulan yazar Aslı Erdoğan ve tutuklu diğer yazar ve gazetecilerle ‘tam bir dayanışma içinde’ olduğunu söyledi ve ‘Türk hükümetine açık çağrımdır: Bu insanları serbest bırakın.’ dedi.

Fuarda Türkiye’yi temsil eden Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, Schulz’un eleştirilerine yanıt vererek, Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu, düşünce ve ifade özgürlüğünün de anayasal güvence altında bulunduğunu öne sürdü. Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nın verilerine göre yayıncılık sektöründe en hızlı büyüyen ülkelerden biri Türkiye. Ülkede yayıncılık sektörü, 2,5 milyar dolar büyüklüğüne ulaşırken, geçen yıl 50 bin çeşit kitap üretildi ve tahminen 650-700 milyon civarında bandrollü kitap tüketildi. Bilgi Üniversitesi Yayınları Sorumlusu Fahri Aral, tüm olumsuz koşullara rağmen Türkiye’de yayıncılığın doğru yönde ilerlediği görüşünde.

Frankfurt Kitap Fuarı önümüzdeki Pazartesi gününe kadar devam edecek.

ABD Dışişleri: “Koordine Edilmemiş Eylemlerden Kaçının”

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Türk savaş uçaklarının Suriye’de PYD hedeflerini vurmasını ‘koordine edilmemiş eylem’ olarak niteledi. Kirby, tüm tarafları ‘koordine edilmemiş eylemlerden’ kaçınmaya ve IŞİD’e odaklanmaya çağırdıklarını söyledi.

Kirby günlük basın brifinginde bir soru üzerine, tarafların birbirlerini hedef almak yerine IŞİD’e odaklanmaları ve koalisyon içerisinde hareket etmeleri çağrısında bulundu.

“Tüm tarafları koordine edilmemiş eylemlerden kaçınmaya ve ortak düşman DAEŞ’e odaklanmaya çağırdık” diyen Kirby, Türk uçaklarının PYD hedeflerini vurmasınının da “koordine edilmemiş eylemler” kapsamına girdiğini kaydetti.

Carter: “Yorum yapamam”

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Pentagon’da Güney Kore Savunma Bakanı Han Min Koo ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında bir gazetecinin, Türk savaş uçaklarının Suriye’de PYD hedeflerini vurmasının Türkiye ile ortaklığa zarar verip vermediği yönündeki sorusunu yanıtladı. IŞİD’e karşı mücadelede Türkiye ile ortaklıklarının çok güçlü olduğunu vurgulayan Carter, “Sınır bölgelerinin güvenliğini sağlamada onlara yardımcı olmak için şu anda Türkler’le çok başarılı şekilde birlikte çalışıyoruz,” ifadesini kullandı.

Carter, IŞİD’e karşı mücadelede Türkiye’nin güçlü bir ortak olduğunu vurgularken, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile bu hafta ve gelecek hafta yapacağı görüşmelerde, “güçlü ve köklü NATO müttefiki Türkiye ile IŞİD’e karşı çabalarını ve birlikte çalıştıkları diğer tüm konuları ele alma fırsatı bulacağını” belirtti.

“Dolayısıyla birlikte IŞİD’e karşı çabalarımız çok güçlü” diyen Carter, şöyle devam etti: “(TSK’nin Suriye’de PYD hedeflerini vurması) Bu haberle ilgili hala veriler topluyoruz dolayısıyla üzerinde yorum yapamam ya da teyit edemem. Ancak genel anlamda ortaklığımız çok güçlü. Meseleler çıktıkça bunların üzerine gidiyoruz. Bunu başarıyla yapmayı sağladık ve böyle de devam etmesini bekliyorum.”

Aynı gazetecinin, Başika’daki Türk askeri varlığının yarattığı krize dair sorusu üzerine de Carter, “Irak’ta faaliyet gösteren herkes bunu Irak’ın egemenliğine saygı göstererek yapmalı. Biz böyle yapıyoruz. (Irak) Başbakan Ebadi hükümetinin onayından geçmeyen hiçbir operasyon yürütmüyoruz” diye konuştu.

Aynı zamanda da, Türkiye’nin IŞİD karşıtı koalisyonun bir üyesi olduğuna dikkati çeken Carter, dolayısıyla Türk ve Iraklı yetkililer ve süren operasyonlarla ilgisi bulunan diğer tüm taraflarla görüşmeye ve birlikte çalışmaya devam ettiklerini dile getirdi.

Carter, “Bu karmaşık bir durum. IŞİD karşıtı koalisyonun bir lideri olarak rollerimizden biri, herkesin ana tehdit IŞİD’e odaklanmasının sürmesini sağlamak” dedi.

Taş ocakları için emsal karar

Kemalpaşa’nın Beşpınar Köyü mevkiinde yapılması planlanan taş ocağı için valiliğin verdiği ‘ÇED gerekli değildir’ kararı, İzmir 5. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde bulunan Beşpınar Köyü mevkiinde Burkay İnşaat Şirketi tarafından yapılması planlanan “600 ton/yıl kapasiteli kalker ocağı ve 390 bin ton/yıl kapasiteli kırma eleme tesisi” için temmuz ayında İzmir Valiliği’nce “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararı verilmişti. Spil Milli Parkı içerisinde kalan köyün meyve bahçeleri ve arı kovanlarının bulunduğu bölgeye yapılmak istenen taş ocağı, Spil Milli Parkı’na kuş uçuşu sadece 500 metre uzaklıkta. Bölgedeki ekolojik yaşamı yok edeceği gerekçesiyle ekolojistler ve mühendisler tarafından valiliğin kararına dava açıldı. Projeyi değerlendiren İzmir 5’inci İdare Mahkemesi ise söz konusu davayla ilgili kararını açıkladı. “Mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde madene ait işletme ruhsat sahasının 25 hektar ve üzerinde olması durumunda ÇED raporu düzenlenmesi gerektiğini” belirten mahkeme heyeti, kararında şu ifadelere yer verdi: “İşletme ruhsat alanı 98,22 hektar olan ve Yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılan faaliyet konusunun ÇED sürecine tabi olduğu açık olup, dava konusu ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”

Karara itiraz yolu kapalı

Mahkeme heyeti, dava konusu kararın kalker ocağı ve kırma eleme tesisi işletilmesine ilişkin olması nedeniyle muhtemel çevresel etkileri dikkate alındığında uygulanması halinde telafisi güç zararlara neden olabileceğini belirtti. Mahkeme heyeti ayrıca karara itiraz yolunun da kapalı olduğunu vurguladı. Öte yandan şirket hukuki olarak valilikten “ÇED gerekli değildir” kararı alabilmek için alanın 23 hektarında faaliyet yürüteceğini taahhüt ederek, ÇED başvurusu yaptığı ortaya çıktı. Hukukun ve kamu kurumlarının kandırıldığı bu faaliyet kapsamında ise şirkete herhangi bir hukuki işlem yapılmadı.

Karar olumlu, ÇED  politikaları yanlış

Kararı değerlendiren ekolojist Ertuğrul Barka, karar olumlu olsa da ÇED raporlarının uygulanan politikalar sonucu hiçbir anlam ifade etmediğini belirterek, her türlü yatırımda, ÇED olsun olmasın ekolojik değerlerin asla gözetilmediğini söyledi. Barka, “Bergama Ovacık Altın Madeni bunun en tipik örneğidir. Devlet tüm kurumlarıyla bu tür yatırımların arkasındadır. Sadece bu yatırımlardan doğrudan etkilenenler feryat ediyorlar; dinleyen kim?” dedi.

İZMİR/DİHA

 

 

 

 ‘Duvar’ Qamişlo’da sahnelendi

Rojava Asayiş Güçleri’nin hazırladığı “Duvar” isimli oyun, Cizîrê Kantonu’na bağlı Qamişlo kentindeki Mihemed Şêxo Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Beyaz bir duvara uygulanan çirkinlikler sonrası duvarın kararmasına karşı mücadele eden bir insanı konu edinen oyun, halk tarafından yoğun ilgi gördü. Duvar isimli oyunda yer alan asayiş çalışanı Kawa Mihemed, oyun ve çalışmaları hakkında ETHA’ya bilgi verdi. Duvar oyunuyla Rojava tarihini, kültür ve sanat alanında geliştirmek için bir başlangıç yaptıklarını kaydeden Mihemed, “Bu tiyatro oyunu ile tarihimize kültürümüze bir katkı sunmak istedik” dedi.

QAMIŞLO

 

 

Hewraman’ın Pir Şalyar inancını kadrajladı

Amed’de düzenlenen 4. Uluslararası Fotoğraf Günleri’ne katılan İranlı fotoğrafçı Loghman Rahimi, Hewraman kültürünü kadrajına taşıdı. Rahimi, açtığı sergide 250 yıldır kesintisiz olarak sürdürülen Zerdüştî gelenek Pir Şalyar Cem Merasimi’nden fotoğraflara da yer verdi

Geçtiğimiz günlerde Amed’de düzenlenen 4. Uluslararası Fotoğraf Günleri’ne katılan İranlı Fotoğrafçı Loghman Rahimi, İran’a bağlı Meriwan’ın Hewramane Text Köyü’nde her yıl kutlanan “Pir Şalyar Cem Merasimi”nde çektiği fotoğrafları sergiledi. Yılda iki kez ilkbahar ve kışın ortalarında üç gün boyunca kutlanan Pir Şalyar Cem Bayram’ına giden Rahimi, bin yıllardan beri kutlana gelen kültürü ölümsüzleştirdi. 17 yıldır profesyonel olarak fotoğraf çalışması yürüten Rahimi, Doğu Kürdistan’ın neredeyse tamamını gezerek fotoğrafladı. İran ve İran dışında birçok fotoğraf sergisine katılan Rahimi, birçok kez de fotoğraf ödülü aldı.

250 yıldır kesintisiz yapılıyor

Bir kaç kere Hewreman’a gittiğini ve fotoğraflar çektiğini ifade eden Rahimi, orada gerçekleşen ayinleri fotoğrafladığını söyledi. Her yıl kış mevsiminde gerçekleşen bu ayinin 250 yıldır kesintisiz yapıldığını kaydeden Rahimi, “Êzidî inançlarını bu şekilde gerçekleştiriyorlar. Ancak bunlar Êzidî değil ama Zerdüştî bir gelenektir. Pirlerine bağlı olduklarından dolayı ayini sürdürüyorlar. Asılları Müslümanlıktan geliyor ama gelenekleri Zerdüştî bir gelenektir. Her yıl bu ayini yapmak istiyorlar. Bu şekilde inançlarını gelecek nesillere aktarıyorlar” diye konuştu.

Newroz havasında geçer

Bu etkinliklerin yapıldığı dönemin bir Newroz havasında geçtiğine vurgu yapan Rahimi, çocuklara hediyeler verildiğini, gelenek gereği çocukların bayram havasında evlerin kapılarına giderek hediyeler aldıklarını söyledi. Rahimi, “Öğlene kadar evler birbirine ziyaretlerde bulunarak hediyeler verirler. Bu hediyeler nar, tavuk ve benzeri hediyeler olur. Bunun karşılığında ise hediyeyi alan aile bir kurban verir. İlk ev bir inek kurban vermek zorundadır. Pir Şalyar odasında bu hediyeler toplanır. Bir mutfak gibi o hediyelerin hepsinden yemek yapılır ve halka dağıtılır” dedi.

Pir Şalyar, Zerdüştî  bir gelenek

Zagros Dağları’nın derinliklerinde vadilerin dik yamaçlarına doğru taraçalar halinde yükselen köylerde, her yıl ocak ayında kutlanan Pir Şalyar Cem Merasimi’nde, yüzlerce kişi ziyafet, ibadet ve zikir için toplanıyor. İran’ın Hewreman Bölgesi’nde yaşayan Gorani Kürtleri, kutsal saydıkları Pir Şalyar’ı bayram havasında yad ediyor. Pirlerin, dervişlerin, Ehl-i Hak’ların yurdu Hewramanilere göre Pir Şalyar Zerdüştî inancına sahip olurken, gerçek anlamda tarihsel bir ritüeli ortaya koyuyor. Pir Şalyar Merasimi, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, çocuklar tarafından tüm evlere müjdelenirken, tüm köylüler, ziyaretçiler, dervişler adaklarla yapılan yemeği bekler. Öğle namazı sonrası ise dağlar ve derin vadiler zikir nidalarıyla inlerken, bu ritüeller günlerce devam ediyor. Halkın ortak inanç ve toplumsal etkinliklerine dair de tarihe ışık tutmakta olan ritüeller Cem, Xeber (Haber), Kute kute, Klawroçni (Doğum günü), adak adama, Ayîna Sema û Xwarin Xwarinê (Sema ve Yemek etkinliği), Şewnişt (geceye kalma) ve Terbî olmak üzere 7 aşamada gerçekleşiyor.

Meltem Oktay-Devran Toptaş/Amed-Diha

 

 

YBŞ ve YJŞ Musul’a gideceklerini duyurdu

Êzidî gençlerinden oluşan YBŞ ve YJŞ güçleri, Musul’a giderek IŞİD çetelerine karşı savaşma kararı aldı

IŞİD çetelerinin Êzidî halkına yönelik 2014 yılındaki katliamının ardından yüzlere Êzidî gencin ordulaşma kararı alarak kurduğu Yekîneyên Berxwedana Şingal (YBŞ- Şengal Direniş Birlikleri) ile Yekîneyên Jinên Şengalê (YJŞ-Şengal Kadın Birlikleri) güçleri, Musul’a giderek savaşma kararı aldıklarını açıkladı. Kendilerini korumak ve IŞİD çeteleri tarafından esir alınan Êzidî kadınların intikamını almak amacıyla kurulan YBŞ ve YJŞ savaşçıları, Musul’un kurtarılması operasyonuna katılmanın hakları olduğunu ve YBŞ-YJŞ’nin Irak tarafından resmi olarak tanınan bir güç olduğunu ifade etti.

Endonezya’da ‘şeriat kırbacı’

Endonezya’nın şeriatla yönetilen tek vilayeti Açe’nin başkenti Banda Açe’de Müslüman bir kadın, topluluğun önüne çıkarılarak kırbaçlandı. Kimliği açıklanmayan kadın, “Şeriat kurallarına uymadığı ve erkek arkadaşına fazla yakanlaştığı” gerekçesiyle 23 kez kırbaçlandı. Ağustos ayında da 6 kişi “evlilik dışı flört ederek şeriat hukukuna karşı geldikleri” gerekçesiyle Banda Açe şehrindeki El Furkan Camii’nde kırbaçlanmıştı.