Ana Sayfa Blog Sayfa 6202

Af Örgütü’nden acil çağrı!

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Kürt siyasi tutsak Zeynep Celaliyan’ın durumuna ilişkin İran’ı uyararak bir an önce doktorun durumunu ve sağlığını kontrol etmesi gerektiğini ve hastane ortamında tedavi görmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamada Zeynep Celaliyan’ın yakalandığı hastalık ve yetkililerin hastane koşullarında tedavi görmesine izin vermemesi nedeniyle sağlık durumunun tehlikede olduğu ifade edildi. Zeynep Celaliyan’ın yakalandığı hastalık nedeniyle görme yetisini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ve tedavi edilmemesi durumunda kör olacağı kaydedilerek, bir an önce ameliyat da dahil olmak üzere hastane koşullarında tedavi altına alınması gerektiği ifade edildi. Uluslararası Af Örgütü’nün açıklamasında İran rejiminin Zeynep Celaliyan’ın hastanede tedavi görme talebini kameralar önünde itiraflarda bulunmadığı için reddettiği belirtildi.

JINHA

 

 

 

Erdoğan’a Hitler’i hatırlattı

 

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP tarafından ocakta Meclis onayından geçirildikten sonra nisanda referanduma sunulacağı beklenilen Başkanlık rejimi tartışmalarını Doğuş Üniversitesi’nde düzenlenen 1. Ulusal Gençlik Akademisi açılış konuşması ile sürdürdü. Kılıçdaroğlu, “Bir kişi milli iradeyi temsil edemez, demokrasilerde böyle bir şey yoktur” diye kaydetti. Kılıçdaroğlu, “Şunu insanlık tarihi gördü ve öğrendi; bir kişiye bütün yetkiler verildiğinde o kendi ulusunu bir süre sonra felakete sürüklemiştir. Örnek mi? Hitler örneği en somut örnek. Bütün yetkileri aldı ben başkanım dedi sadece kendi ülkesini değil bütün dünyayı kana bulandı. Ve ne yapıldı? Alman anayasasında halkın direnme hakkı kondu” diye konuştu.

Çok devlet batırdık

Erdoğan’ın Lozan’a ilişkin sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Ne kadar çok devlet kurduysak o kadar çok da devlet batırdık aslında. Ve neden Eğer bunu iyi sorgulayabilirsek düşünür ve sorgularsak bir daha batacak bir ülkeye sahip olmayız. Sürekli yaşayan, kendini yenileyen uygar çağdaş bir ülkeye kavuşmuş oluruz” dedi.

HABER MERKEZİ

 

 

‘İnsanlar birbirini severse…’

Demokratik İslam Kongresi (DİK) öncülüğünde düzenlenen Sivil Cuma Namazı için yüzlerce yurttaş, Amed’in merkez Peyas (Kayapınar) ilçesinde bulunan Park Orman’da bir araya geldi. Camilerde AKP propagandası yapılmasına tepki göstermek amacıyla Sivil Cuma’da saf tutan yurttaşlar, kendi yanlarında getirdikleri seccade ve halılar üzerinde namaz kıldı. Din Âlimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) üyesi Mele Naif Erdem, Kürtçe okuduğu hutbede, düşmanlığın ve savaşın olumsuzluğuna dikkat çekerek, “Eğer insanlar birbirlerini severlerse düşmanlık azalır. Bu savaş ve çatışma azalır” dedi. Hutbenin okunmasının ardından yurttaşlar Cuma Namazı kıldı.

AMED

 

 

Filipinler’den tavsiyeler

Filipinler’deki Moro bölgesinde, 40 yılı aşkın süredir Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) ve devlet güçleri arasında devam eden ve 120 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan iç savaş, geçtiğimiz Mart ayında imzalanan barış anlaşması ile son buldu. 2001 yılında Malezya’nın arabuluculuğunda başlanan barış müzakereleri, tam 17 yıl sürdü. MİLF yöneticileri ile Filipinler hükümeti arasında yapılan görüşmelerde hükümet heyeti başkanlığı yürüten, “ilk kadın başmüzakereci” sıfatını alan Miriam Coronel Ferrer, Kürt sorununun çözüme kavuşturulması konusunda kimi önemli tavsiyelerde bulundu.

Savaş da kaybettiriyordu

Barış maddelerini konuşmaya ve varılan antlaşmalara imza atmaya başladıklarında çok mutlu olduğunu paylaşan Ferrer, MİLK temsilcilerinin ilk kez karşı tarafta bir kadın müzakereci gördükleri için başlangıçta şaşırsalar da kapsamlı antlaşmalarda karar kıldıklarını anlattı. Kendi ülkelerindeki barış sürecine dair bunları dile getiren Ferrer, Kürt sorununa dair izlenilen çözümsüzlük politikalarından kaynaklı Türkiye’de son bir yıldır yeniden dönülen çatışma ve savaşa dair yöneltilen soruları da yanıtladı. Ferrer, “Türkiye’deki durum çok karışık. Gelinen aşamada çatışmanın dozunu düşürmekten başka çıkış yolu yok. Tüm güven sağlayıcı önlemler iki tarafça alınmalı. Ama bu kolay olmayacaktır, çünkü bunun için toplumsal mutabakat gerekli” diye konuştu.

Ferrer, yürütülen barış süreçlerine tüm kesimlerin dahil edilmesinin önemi üzerinde de durdu. Ferfer “Güven sağlayıcı, çatışmalı ortamı sakinleştirecek önlemler alınması gerektiği ortada” dedi.

Yasin Kobulan / Mesut Kaynar / İstanblul – Diha

 

 

 

‘Zulüm yaşanıyor bilin, görün’

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Şirnex’te aylardır süren abluka ve kuşatmaya değinen Demirel, Şırnak Valisi’nin derhal istifa etmesi gerektiğini söyledi. Demirel, 224 gündür Şirnex’te sokağa çıkma yasağının sürdüğünü belirterek, “7 büyük mahallesinde yaşanan büyük sıkıntılarla birlikte 12 mahallesi birden abluka altında. Kent merkezinde 69 bin nüfus var ama 64 bin nüfus kent dışına çıkartılmış ve çeşitli yerlere göç etmek zorunda bırakılmıştır” dedi. Kentte çadırlarda yaşamak zorunda bırakılan halkın son derece ağır koşullar altında yaşamaya çalıştığını ifade eden Demirel, “Bu kadar aile köylerde ve çevre beldelerde çadırlarda kalırken bugün valilik kararıyla o çadırlara polisler tarafından baskın düzenleniyor. Orada 5 kişi gözaltına alınıyor ve aileler tehdit edilerek, ‘Ya çadırları terk edeceksiniz ya da çadırlarla birlikte sizi de yakacağız.’ deniliyor” diyerek Türkiye halklarına seslendi.

Bir heyet gitmeli

Demirel, “Türkiye halkları şunu iyi bilmeli ve görmeli ki; baskı ve zulüm şu anda Şırnak halkına uygulanıyor. Şırnak halkına yardım amacıyla sivil toplum örgütlerinin de desteğiyle Şırnak Belediyesi tarafından 400 konut yapılmak isteniyor. Ama valilik bu konutların da yapılmasına izin vermiyor. Peki, Şırnak halkı nerede yaşasın? yok ediyorsunuz, katlediyorsunuz, evsiz bırakıyorsunuz” diyerek yaşananları anlattı. Demirel, “Şırnak bu ülkenin bir ilidir, bunun bilincinde olarak ve bu suça ortak olmamak adına bu parlamentoda, Şırnak’ta yaşayan halkla bir araya gelmek, Şırnak’ın sorunlarını görmek için bütün partilerin de içinde yer aldığı bir komisyonun derhâl kurulması gerekiyor” diye kaydetti.

ANKARA /DİHA

 

 

Kürt siyasetinden seferberlik çağrısı: Ya kazanacağız yada…

DTK, KJA, DBP ve HDP öncülüğünde Amed’de toplanan tüm Kürt siyaseti bileşenleri, ‘Son soykırım saldırganlığına karşı topyekûn direniş seferberliğini ilan ediyoruz. Gün bu gündür, ya kazanacağız ya da bir yüzyılı daha kaybedeceğiz’ dedi

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Kongreya Jinên Azad (KJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) öncülüğünde Kürt siyasetinin tüm bileşenleri dün Amed’de “Seferberlik ruhu ile örgütlenelim, direnerek kazanalım” şiarıyla toplandı. Yaklaşı bin Kürt siyasetçinin katıldığı toplantı da Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye’deki gelişmeleri tartışıldı. DTK Eşbaşkanları Leyla Güven ve Hatip Dicle, DBP Eşbaşkanlar Sebahat Tuncel ve Kamuran Yüksek, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, belediye eşbaşkanları ve Kürdistan’daki tüm kurum temsilci ile yöneticilerinin katıldığı Peyas (Kayapınar) Spor Tesisleri’ndeki toplantıda, önemli kararlar alındı.

‘Öz eleştiriler verildi’

Toplantının sonuç bildirgesi bugün açıklandı. Geçmiş sürece dair özeleştirilerin verildiği toplantıda, yürütülen tartışma ve değerlendirmeler sonucu hazırlanan sonuç bildirgesinde, halka öncülük görevinde olduklarını Kürdistan’da halkın  özyönetim direnişleri sürecinde direnenlere karşı sorumluluklarının yeterince yerine getirmediğine ilişkin öz eleştiri verildi. Bildirge de ” Bu destansı mücadelede yaşamını yitirenlerin şahsında Kürdistan halkından özür dileyerek, bırakılan büyük direniş mirası ve eşi benzeri bulunmayan iradeye sahip çıkma sözü vererek başladık” ifadeleri yer aldı.

‘Soykırım planı’

“Toplantı bileşeni olarak bizler yaşanan bu eksikliklerden kendimizi sorumlu tutuyor ve soykırım planının uygulanmasını bir yıl geciktirerek boşa çıkarmasını başaran o onurlu direnişçilerin mirasına sahip çıkma ahdimizi tekrarlıyoruz” ifadelerinin yer aldığı bildirge de Ortadoğu’da  yüz yıl aradan sonra yeni bir paylaşım ve dizayn ile karşı karşıya iken, büyük bir altüst oluş ve kaos yaşandığı yer aldı.

3’üncü Dünya Savaşı

3’üncü Dünya Savaşı olarak tanımlanan bu sürecin hiç bir halkın bu savaşın dışında kalamayacağı belirtilen bildirge de mücadelenin dışında kalmalarının mümkün olmadığına yer verildi. Bildirge de ” Savaşın sürdürdüğü Ortadoğu’nun kalbinde ülkemiz Kürdistan bulunmaktadır. Savaşın yarattığı katliam tehlikelerini bertaraf etmek, yarattığı fırsatları değerlendirerek özgürlüğümüzü ve statümüzü belirlemek hiçbir zaman olmadığı kadar elimizdedir” diye belirtildi.

Birlik ruhuyla örgütlü direnişin her zaman kazandığının yer verildiği bildirge de “Yok olmanın ve büyük kazanmanın özgürlük şafağında olduğumuz bu tarihi süreçte en büyük moral kaynağımız, ‘Ne olursa olsun, sonumuz muhteşem olacak’ diyenlerin bıraktığı inanç, azim, kararlılık ve miras olacaktır” denildi. Kırık yıllık mücadele de büyük bedellerin verildiğinin hatırlatıldığı bildiride “Büyük kazanımlar yaratmış, işgalcilerin kazanma umudunu yok etmiştir. Örgütlü halk ve mücadelemiz karşısında krize giren işgalciler son bir umutla ‘Çöktürme Planı’ adı altında soykırım hazırlığına girişmiştir. Rojava’da gerçekleşen devrimsel düzey ve 7 Haziran seçimlerinde Kuzey’de yakalanan büyük başarının ardından istediğini alamayan Erdoğan’ın AKP Rejimi, Kürtlere karşı tarihin en büyük saldırısını başlatmıştır.

Seferberlik ilanı…

Bizler Kürt halkının örgütlü iradesi olarak son soykırım saldırganlığına karşı, topyekûn direniş seferberliğini ilan ediyoruz denildi. Yaşanlara ilişkin tespilerde bulunan Kürt siyasetçiler: Yaşanan bu durum karşısında toplantı bileşenleri olarak aşağıdaki tespit ve kararlara ulaşmıştır diyerek bildirgede şunlara yer verdi:

“- Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, Kürdistan’ın tüm parçaları egemenler tarafından büyük bir imha saldırısıyla karşı karşıyadır. Kürt halkına dayatılan katliam ve inkârın öncüsü AKP hükümetidir ve geliştirilen saldırı planının esas hedefi de Kuzey Kürdistan ve Rojava’dır. Dağlarımız, köylerimiz bombalanıyor, şehirlerimiz yıkılıyor, sömürge valisi atar gibi belediyelerimize kayyumlar atanarak el konuluyor, Kürt basını ve muhalif yayınlar susturuluyor, Kürtlüğüne sahip çıkanlar devlet kurumlarının dışına atılıyor, siyasetçiler rehin alınıyor, Kürt kadınlarına ve kazanımlarına yönelik eşi görülmemiş bir soykırım politikası yürütülüyor. Özcesi tüm Kürt halkı ve Türkiye’deki demokrat-muhalif çevreler üzerinde adeta devlet terörü sürdürülüyor.

– Geliştirilen bu kapsamlı saldırıların boyutu şüphesiz Özgürlük Mücadelemizin geldiği büyük düzey ile alakalıdır. Bu saldırılar karşısında geri adım atmamız ve boyun eğmemiz söz konusu değildir. Kürt toplumu Özgürlük Hareketi ile başlattığı direnişi tüm bedelleri göze alarak sürdürmektedir. Bu topyekun saldırı konseptine karşı tek yol, seferberlik ruhu ile topyekun direniştir. Bunun için halkımızla birlikte büyük direniş ve zafer için örgütlenme ve eylem hamlesini başlatıyoruz.

– Yürütülen katliamcı inkar siyasetine karşı, kurumlarımız kendi içinde ve kendi alanlarında bir mücadele yürütseler de gelinen aşamada mücadelenin yek yürek ve tek gündem ile yükseltilmesi olmazsa olmazımız haline gelmiştir. Mücadelemizin tarihi göstermiştir ki kişisel, ailesel ve kurumsal kurtuluşun ve başarının hiç bir anlamı yoktur. Mücadelemizin temel hedefi halkımızın kurtuluşu ve Önder Apo’nun özgürleştirilmesidir. Bu nedenle büyük kazanımlar kadar büyük tehlikeleri de içinde barındıran bu süreçte, kişisel ve kurumsal gündemlere takılmadan, öncülük görevini üstlenmiş olanlar olarak özgürlük mücadelemizde temel dayanağımız olan halkımıza giderek, onunla bir direniş hattı oluşturmak temel görevimiz haline gelmiştir. Bize dayatılan soykırım siyasetini boşa çıkarmak ve halkımızın özgürlüğünü sağlamaktan daha önemli bir görevimiz olamaz. Halkın kurumlarında görev almak bizler açısından şüphesiz bir onur ve şereftir. Ancak bu tarihsel süreçte öncülük görevini yerine getirmeyenler ve kendi kişisel gündemlerinde ısrar edenlerin tarih karşısında vereceği hesap çok ağır olacaktır. Öncünün görevi halk kadar direngen, halk kadar fedakâr olmaktır.

– Yurtsever halkımıza, tüm demokratik kesimlere, inanç sahibi çevrelere çağrımız; bu direnişin yanında ve içinde yer alarak, estirilen bu faşist dalganın karşısında yerini almalarıdır.

– Soykırımcı ve egemen güçler geçmişte olduğu gibi Kürdistan’da ihaneti güncelleyerek yeniden hortlatmaya çalışıyor. Oluşturulmak istenen ihanet şebekeleriyle, Kürt halkına dayatılan soykırım ve katliamlara meşruiyet kazandırılmak isteniyor. Her ne sebeple olursa olsun AKP’nin soykırım politikalarına alet olmuş tüm çevrelere çağrımız; bir an önce devlet zulmünün tarafını terk ederek, mazlum Kürt halkının halkı mücadelesinin yanında yer almalarıdır.

Sonuç olarak gün bu gündür, ya kazanacağız ya da bir yüzyılı daha kaybedeceğiz. Sömürgeci saldırganlığa karşı ahlaki, siyasi ve toplumsal sorumluluğumuz ve tarihsel görevlerimiz bize boyun eğmeyi değil, direnmeyi emrediyor. Özgürlük ve kurtuluş umudumuzu hiçbir yere bağlamadan öz gücümüze dayanarak kazanacağız.”

 ‘Cezaevinde devlet gerçeğini öğrendim’

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Zana Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve Yayın Danışma Kurulu üyeleri yazar Aslı Erdoğan ve dil bilimci-çevirmen Necmiye Alpay için başlatılan “Özgürlük Nöbeti” devam ediyor. Bu haftaki nöbete, Kadıköy CHP İlçe Örgütü, İnsan Hakları Meclisi, Kadın Komünü, Barış Vakfı, AKA-DER, Haziran Hareketi ve İMC Kültür Sanat Ekibi destek verdi. Dışarıda Deli Dalgalar İnisiyatifi’nin devraldığı nöbette, Necmiye Alpay ve Aslı Erdoğan’ın mesajları okundu. Erdoğan, içeride devlet gerçekliğini öğrendiğini belirtirken, Alpay ise özgürlüğün büyük bir aşk olduğunu, bu aşkın insanın yüreğinde olduğunu söyleyerek, demokrasi için birlik olunması gerektiğinin mesajını verdi. Özgürlük Nöbeti’nde yazar Sibel Öz ve Yeşilller Sol ve Gelecek Partisi Eşsözcü Naci Sönmez de birer konuşma yaptı.

İSTANBUL/JINHA

 

 

Kocasakal Elçi’yi ‘unutunca’ avukatlar platforma çıktı

Yeni yönetimini belirlemek için bir araya gelen İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda konuşan İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal’ı Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anmadığı için tepki gösterdi. Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar’ı Elçi’nin fotoğraflarıyla platforma çıktı

İstanbul Barosu’nun yeni yönetim kurulunu belirmek üzere bugün genel kurula gidiyor. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen olan genel kurulda 5 aday yarışıyor. İstanbul Barosu’na kayıtlı onbinlerce avukatın oy kullanacağı genel kurulda, salona giden Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar’ı ve onları destekleyen avukatlar, katledilen Tahir Elçi’yi unutmadı. Avukatlar, “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganları atarak, üzerine “Barış elçisi” yazılı Elçi’nin fotoğrafını kongre merkezinin girişine astı. Kongre merkezi girişine ve genel kurulun yapılacağı salona avukatlar tarafından “İmralı tecridi kaldırılsın”, “Savaşa karşı halkların barışını savunalım”, “Cizre’de yanan insanlıktı, insanlığı savunacağız” döviz ve pankartları astı.

5 aday yarışıyor

Beş adayın yarıştığı genel kurulda Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar adına Av. Several Ballıkaya, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adına Av. Mehmet Durakoğlu, Milliyetçi Avukatlar Grubu adına Av. Ali Rıza Kaplan, Hukukun Üstünlüğü Platformu adına Av. Mehmet Sarı, Avukat Hakları Grubu adına Av. Ömer Kavilli adaylığını açıklamıştı.

Avukatlar kurulu terk etti

Genel kurul, İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal’ın konuşmasıyla başladı. Konuşmasında kameralar önünde katledilen Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anmaması büyük tepkiye neden oldu. Avukatlar tepkileri Elçi’nin fotoğraflarıyla platforma çıkarak gösterdi. “Tahir Elçi onurumuzdur”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Hepimiz Elçi’yiz öldürmekle bitmeyiz” sloganları atan avukatlar salonu terk ederek genel kurulu protesto etti.

Kılıçdaroğlu’ndan Arif Sağ’a taziye ziyareti

Kılıçdaroğlu, Arif Sağ’ın oğlu Tolga Sağ ve ailenin diğer üyelerine de ” başsağlığı ” dilerken Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran ile İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat da ziyarette hazır bulundu.

Fransa Cumhurbaşkanı, Musul’dan sonraki hedefi açıkladı

Avrupa Konseyi’ndeki yoğun çalışmaların ardından basın toplantısında, Sputnik’in “Rakka hedef, ama hangi koalisyon için? Batı ve özellikle Fransa bu operasyona katılacak mı? Kara birlikler gönderilecek mi?” sorularını yanıtlayan Hollande, “Hayır” dedi ve şöyle devam etti:

ABD, Rakka operasyonunda Türkiye’yle çalışmaya hevesli “Bildiğiniz gibi Fransa’nın bunun için kara birlikleri yok. Irak’ta bu ülkenin güçlerine destek vermemiz, kara birlikleri göndererek doğrudan müdahale edebileceğimiz anlamına gelmez. Rakka operasyonu için Arap, Kürt, ılımlı muhalefet unsurlarını birleştirebilecek tüm güçleri destekleriz. Suriye’deki hedeflere saldırdık ve Rakka’nın alınması için bunu yapmaya devam edebilirdik. Ama bu henüz böyle değil.”

Hollande dün, Avrupa Konseyi Zirvesi’nin açılışı öncesinde, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Acı çeken halka insani yardımın ulaştırılabilmesi için ateşkesin devam etmesi ve Suriye’nin geleceği hakkında siyasi tartışmanın ilerlemesi için maksimum baskı yapmamız gerektiği konusunda Avrupalıları ikna etmek için bu konsey toplantısına geldim” ifadelerini kullanmıştı.

Normandiya Dörtlüsü toplantısının ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ateşkesi uzatma konusunda ikna etmeye çalıştıklarını belirten Hollande, “Henüz ateşkese uyulmadığı ve Halep’i ezme isteğinden vazgeçilmediği sürece tüm seçenekler açık” diye konuşmuştu.