Ana Sayfa Blog Sayfa 6205

Maltepe Cemevi’nin duvarlarına ırkçı yazılar yazıldı… Dernek yetkililerinden açıklama

Maltepe Gülsuyu Cemevi’nin önünde toplanan Alevi dernekleri üyesi 100 kişi, dün akşam saat 21.00 sıralarında kimliği belirsiz kişiler tarafından cemevi duvarlarına kışkırtıcı yazılar yazıldığını belirterek basın açıklaması yaptı.

Maltepe Cemevi Başkanı Sebahattin Doğan tarafından yapılan basın açıklamasına CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, CHP ve HDP ilçe örgütlerinden temsilciler ile Maltepe Pirsultan derneği üyeleri, Alevi Bektaşi Federasyon temsilcileri, Şahkulu Dergahı temsilcileri de destek verdi.

Dernek Başkanı Sebahattin Doğan yaptığı açıklamasında, “Kutuplaştırıcı yaklaşımların bir sonucu olarak son bir yıl içinde Alevilerin yaşadığı bölgelerde kapıların işaretlendiğine ve inanç merkezlerine karşı saldırılara tanıklık ediyoruz. Daha önce diğer cemevlerine yapıldığı gibi dün Pendik, bugün Gülsuyu Cemevi’ne yapılan bu çirkin eylem cemevlerini hedef olarak göstermekte, çatışma için provokasyon çıkarmayı hedeflemektedir. Cemevimizin duvarlarına Irkçı, kışkırtıcı, ayrıştırıcı, ötekileştiren yazılar yazılmıştır. Bu tür yazıların toplumumuzu rencide ettiğini düşünüyoruz ve bununla ilgili emniyete başvurduk, şikayette bulunduk. Faillerin biran önce bulunup emniyete teslim edilmesini istiyoruz” dedi.

Grup, basın açıklamasının ardından cemevinden ayrıldı.

Çantalar fiyakalı ama…

Cellat ve papaz… Tarihin neredeyse değişmez diyalektiği bu. Ülkeleri bombalayıp mahvediyorsunuz, bin türlü vahşi örgütü besleyip milyonları açlığa yoksulluğa mahkum ediyorsunuz ve sonra fotoğraftaki manzara geliyor. Afganistan’da çocuklar okul yolunda: Çantalar iyi, ayaklar çıplak!

Yeşil Vadi’de direnenler kazandı

Amasya’da bulunan Yeşildere Vadisi’ne yapılması planlanan hidroelektrik santraline ilişkin yaşam savunucularının Samsun 2’nci İdare Mahkemesi’ne açtığı yürütmenin durdurulması talepli davada mahkeme kararını verdi. Açılan davada, Samsun İkinci İdare Mahkemesi, HES inşaatı için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme verdiği kararın kesin olduğunu ve itiraz yollarının da kapalı olduğuna hükmetti. Dava Avukatı Erdem Türem, “On altı ay sonunda yürütmeyi durdurma kararı alabildik. Bilirkişi raporu çevresel etki değerlendirmesi olmaksızın böyle bir projenin bölgede yapılamayacağı, projenin gerçekleştiğinde vadiye, yaban hayata, bitki örtüsüne ve bölge halkının yaşam biçimine geri dönülemez zararlar vereceği yönünde gerçekleri ortaya koymuştu. Karar da bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini görüyoruz. Öte taraftan mahkeme kesin bir karar vermiş ve itiraz yollarını da kapatmış durumda. Şu anda firma bölgedeki etkinliğini durdurmak zorunda” dedi.

AMASYA/JINHA

Sabıkalı şirket köylülerin iddiasını yalanladı

Kütahya’daki Gümüşköy yakınlarında Eti Gümüş A.Ş. tesislerinde bulunan siyanürlü su atık baraj setlerinden birinde çökme olduğu öne sürüldü. Köylüler, işçilerin çökmenin olduğu yere kamyonlarla toprak taşıyarak dolgu çalışması yaptıklarını söyledi. Şirket ise köylüleri yalanlayarak çökmenin olmadığını açıkladı. Eti Gümüş A.Ş. tesislerinde 7 Mayıs 2011 tarihinde siyanürlü atık su baraj setlerinin birinde çökme oluşmuştu. Kütahya İl Çevre Kurulu, Eti Gümüş A.Ş.’ye ‘havuzların kullanılamaz hale gelmesine rağmen bu konuda duyarlı davranmadığı’ gerekçesiyle 500 bin lira para cezası vermişti.

DHA

AİHM Türkiye’yi mahkum etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), görülen bir davada tecavüz ve cinsel saldırı davasının üstüne gerektiği gibi gitmeyen Türkiye’yi “vatandaşına kötü muamele yapmak” ve “özel yaşam hakkını ihlal etmekten” suçlu buldu.

AİHM’in bu sonuca varmasına neden olan davanın temelinde 9 Ekim 2002 tarihinde 17 yaşındaki G.U’nun “silah tehdidi altında 62 yaşındaki üvey babasının tecavüzüne uğradığı” gerekçesiyle polise yaptığı şikayet yatıyor. G.U’nun ifadesi temelinde aynı yıl üvey baba M.S., hakkında “cinsel taciz, tecavüz ve zorla alıkoyma” iddiasıyla dava açıldı. Dosya 2011 yılında Yargıtay’ın üvey babayı aklayan kararıyla kapatıldı.

2010’da AİHM’e taşındı 

2010 yılında AİHM’e başvuran G.U., “tecavüz iddialarına ilişkin etkin soruşturma yapılmamış” ve “işlenmiş bir suçun cezasız kalması nedeniyle devletin kendisini korumakla ilgili pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemiş” olmasını belirtip, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence ve kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3’üncü ve özel yaşamın korunmasıyla ilgili 8’inci maddelerini ihlal edildiğini savundu. Türkiye AİHM önünde yaptığı savunmada, “iç hukuk yolları tüketilmediği” gerekçesiyle başvurunun reddedilmesini istedi, ancak bu talebi AİHM tarafından geri çevrildi.

 Türkiye tazminat ödeyecek 

Davayla ilgili gerekçeli kararını açıklayan AİHM, tecavüzün gerçekleşip gerçekleşmediği konusuna girmedi. Buna karşılık, elde somut kanıt olmaması nedeniyle hakimlerin “genç kızın ifadelerini çok daha büyük titizlikle değerlendirmiş olmaları gerektiğine” vurguda bulundu. AİHM, yargı süreci ve davaya bakan mahkemenin izlediği yöntemin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3 ve 8’inci maddelerine aykırı olduğuna hükmetti. Türkiye, karar gereği davacı G.U.’ya 15 bin euro manevi tazminat, 2 bin euro da mahkeme masrafı ödeyecek.

HABER MERKEZİ

Suç duyurusuna hazırlanan K.B., destek bekliyor

Mersin’de 10 yıl önce, aile içi sistematik cinsel istismara maruz kalan K.B., ağabeyi Eymen B., hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. 2 yıl boyunca ağabeyinin cinsel istismarına maruz kaldığını anlatan K.B., başlayacak davanın onun için tek umut yolu olduğunu söylüyor.

İstismara maruz kaldığı süre içinde, kimseye anlatamadığını ailesinin dahi durumu farkettiğinde kendisini suçladığını ifade eden K.B., “Onlara göre eğer kadınsan hayata 3-0 yenik başlıyorsun” diye konuştu.

Adalet yerini bulursa…

Bütün kadınlardan destek beklediğini söyleyen K.B., “Ben yaşadım ama adalet yerini bulursa başka kadınlar kurtulacaktır. Bu yüzden kadınlar olarak sesimiz göklerde yankı uyandırıp adaleti getirene kadar haykıracağız” şeklinde konuştu. K.B.’nin avukatlığını yapan Eren Keskin ise aile içi cinsel istismar ve ensestin ağırlaştırılmış suça girdiğini vurguluyor. K.B.’nin ancak koruma altına alındığında yaşadıklarını anlatabildiğini söyleyen Keskin şöyle devam ediyor: “Saldırgan sadece K.B.’ye değil K.B.’nin yeğenine de saldırılarda bulunmuş. Bu tür insanların her an yeni saldırılarda bulunması söz konusu. O nedenle bu gibi dosyalarda tutuklama şart. Önümüzdeki hafta suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

Medine Mamedoğlu/Mersin-Jinha

Kadın kurumları bir bir kapatılıyor

Dêrik Belediyesi’ne atanan kayyumun ardından Kadın Evi kapatılarak, Kadın Evi çalışanı Yüzal da görevden alındı. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nden Erozan, Kürdistan’daki kadın kurumları ile birlikte çalışma yürüttüklerini ve ‘kayyumların yalnızca Kürt kadınlarının sorunu olmadığını’ söylüyor

Halk iradesi ile seçilen DBP’li belediye başkanlarını görevden alarak yerine atanan kayyumların ilk icraatları kadın çalışmaları yürüten kurumların kapısına kilit vurmak. El konulan kadın kurumlarında başvurucu kadınların bilgilerinin bulunduğu dosyalara el konulması ise kadınların can güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesi ile büyük tepki toplamıştı.

Mêrdîn’in (Mardin) Dêrik ilçesinde de Kadın Evi ve Kültür Merkezi kayyum tarafından kapısına kilit vurulan yerlerden biri. Kadın Evi, cins bilinci, hukuk, sağlık ve psikolojik destek alanlarında ilçede bulunan kadınlara hizmet veriyordu.

İşlevsiz hale geldi

Kayyumla birlikte görevine son verilen Kadın Ev eski sağlık birimi çalışanı Gülseren Yüzal, Kadın Evi’nin kuşatma altına alınması ile birlikte baskı altına alınan kadınların kurslara gelmemeye başladığını ifade etti. Yüzal, polis ablukası ile birlikte işlevsizleştirilen Kadın Evi’nin eylül ayının sona ermesi ile birlikte kapatıldığını, kendisinin de hiçbir gerekçe gösterilmeden görevine son verildiğini aktardı.

Kültür evi de kapatıldı

Kayyumun Kadın Evi’ni kapattıktan sonra diğer biri hedefi Kültür Merkezi olurken Yüzal, Kültür Merkezi’nin de Kadın Evi gibi bilinçli hedef alındığını söyledi. Yüzal, “Kayyum, Kadın Evi ve Kültür Merkezi’ni kapatma yoluyla Kürt çocuklarını asimile ederek Kürt kimliğine saldırırken, Kadın Evini de özgür kadın bilincinin gelişmesini engellemek için kapatmıştır” dedi.

İşten atamadıklarına mobing

Kadın Evi’nde biri sosyolog olmak üzere iki kadın çalışanın da görev yerlerinin değiştirildiğini söyleyen Yüzal, arkadaşlarının da Belediye binasında bir göreve getirildiğini ve baskı altında olduklarını ifade etti. İşten atamadıkları çalışanlara mobbing uygulandığını aktaran Yüzal, şöyle devam etti: “Birçok arkadaşımız sözlü tacize, şiddete maruz kalıyor, işi bırakmaya zorlanıyorlar, arkadaşlarımıza hakaret ediyorlar.”

Sedat Sur / Mêrdîn-Anf

‘Kadın lehine adalet Rojava’da vücut buluyor’

Türkiye’de kadın katillerine karşı izlenen ‘cezasızlık’ politikasına karşın Rojava’da Halk Mahkemeleri’nin kadın lehine aldığı kararlar, Türkiyeli hukuçular tarafından ‘Erkek adalet değil kadın lehine dönüşen bir adalet Rojava’da vücut bulmuştur’ sözleri ile yorumlanıyor

Yargıda kadın katillerinin ‘iyi hal’, ‘haksız tahrik’ gerekçeleriyle ceza inridimine tabi tutulması, kadın örgütleri tarafından ‘katilleri cesaretlendiriyor’ denilerek büyük tepki toplarken, Rojava’da ise Halk Mahkemeleri’nin kadın katillerine verdiği cezalar ve kadını haklarını esas alan yasaları ilgi çekiyor. Son olarak Cizîrê Kantonu’na bağlı Qamişlo kentinde iki ayrı davada kadın katili erkekler, hiçbir indirim uygulanmadan müebbet hapis cezasına mahkum edildi.

‘Umut verici’

Türkiyeli kadın hukukçular, Türkiye’de kadın katillerini cesaretlendirici cezalara karşı Rojava hukuk sisteminin model olabileceğini söylüyor. Avukat Diren Cevahir Şen, Türkiye’de kadına yönelik şiddette cezasızlığın açık şekilde yaşandığını belirterek, Qamişlo’da yaşanan durumun umut verici olduğunun altını çiziyor.

Halk yargılaması caydırıcı

Türkiye’de üç kişilik heyetler önünde yapılan yargılamaların doğurduğu sonuçlara da dikkat çeken Şen, “Şiddete maruz bırakılıp kendini savunan kadın, hiçbir indirim alamazken; erkeklerin nasıl indirimler aldığını görüyoruz” diyor. “Halkın önünde yargılamaların yapılması bizim mücadelesini verdiğimiz durumu yaratmaya en yakın uygulamadır” ifadesini kullanan Şen, ayrıca halk önünde yapılan yargılamaların kadına yönelik şiddet açısından caydırıcılığına da dikkat çekiyor. Şen, “Halkın önünde hesap vermek ile devletin mahkemelerinde hesap vermek arasında fark var” diyor.

‘Bu sistemi oluşturmalıyız’

Avukat Dilan Kunt Alan ise; Türkiye’deki kadına dönük tüm yasaların eril bir dille hazırlandığına dikkat çekerek, kanun uygulayıcılarının da önlerine konulan maddeleri tereddütsüz bir şekilde uyguladığına dikkat çekiyor. Rojava Halk Mahkemeleri’nin karar ve uygulamalarının kadınlar açısından heyecan vercici olduğunu söyleyen Alan, “Feminist örgütlerle birlikte ve yereldeki belediyelerle bu sistemin oluşması adına bir arayış içerisinde olmalıyız” diyor.

‘Örnek teşkil ediyor’

Avukat Songül Yıldız da, Qamişlo’da kadın beyanını esas alınması ve yargılamada halkın yer almasının önemli olduğuna vurgu yapıyor. Qamişlo’daki sistemin Türkiye’de de hayata geçmesi için mücadele ettiklerini söyleyen Yıldız, kadın bakış açısını barındıran yargı mekanizmalarının oluşması gerektiğini söylüyor. Rojava’da gelişen kadın devrimi ile birlikte kadın bakışı ile hazırlanan yasaların yaşama geçtiğini hatırlatan Yıldız, bunun ‘tüm dünyaya örnek teşkil ettiğini’ söylüyor. Yıldız, “Erkek adaletin değil kadın lehine dönüşen bir adaletin sağlanması Rojava’da vücut bulmuştur” diyor.

Beritan Elyakut/Jinha

Bu kez de silahlanma çağrısı yaptılar

Sık sık ırkçı saldırıların faili olarak gündeme gelen Osmanlı Ocakları, sosyal medya üzerinden ‘silahlanın’ çağrısı yaptı 

Türkiye metropollerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kürt yurttaşlara yönelik organize bir şekilde gerçekleştirilen saldırıların faili olarak sık sık gündeme gelen Osmanlı Ocakları, sosyal medya üzerinden “silahlanın” çağrısı yaptı.

Osmanlı Ocakları 1453 Genel Başkanı ve Ümmet Ocakları kurucu Genel Başkanı Emin Canpolat, kendi Twitter hesabından “Bizimle hareket eden tüm kardeşlerimize duyurumuzdur. Vatan için Bayrak için Erdoğan için silahlanın” şeklinde çağrı yaparken, çağrının ardından yine sosyal medyada “#AkSilahlanma” hashtagine bu yönde gelen mesajlar dikkat çekti.

Yurttaşlar zorla çadırlardan çıkarılıyor

222 gündür ‘sokağa çıkma yasağının’ sürdüğü Şirnex’te valilik, yeni yasaklar ilan ederken, evleri yıkılan ve talan edilen yurttaşlar yaşadıkları çadırlardan zorla çıkarılmaya çalışılıyor

14 Mart tarihinden bu yana kuşatma altında olan ve “sokağa çıkma yasağının” sürdüğü Şirnex’te (Şırnak) yıkım devam ediyor. Kentte yasak sürmesine rağmen valilik, basın toplantısı, açık yer toplantısı, stant kurma, imza kampanyası, bildiri dağıtma, pankart asma, çadır kurma, oturma eylemi gibi etkinlikleri yasakladı.

3 gün süre

Ardından topraklarını terk etmemek için çadırlarda yaşayan halk polisler tarafından tehdit edildi. Bugün Konutlar, Toptepe ve Sanayi bölgesine kurulan çadırlara baskın düzenleyen özel harekat polisleri çadırları dağıtarak, halkın 3 gün içinde çadırları boşaltmasını istedi.

ŞIRNEX / DİHA – JINHA