Ana Sayfa Blog Sayfa 6206

Başka bir iletişim mümkün

IPS İletişim Vakfı, Bianet ve Özgür Gazeteciler Cemiyeti’nin ortak yürüttüğü, Kaos GL’nin de destekleyerek içinde yer aldığı “Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Projesi” atölyesinin ilki İstanbul’da yapıldı.

Medyadaki hakim cinsiyetçi haberciliğe karşı kadın, LGBTİ, hak ve barış odaklı haberciliğin nasıl yapılacağının tartışıldığı atölye çalışması, iki yıl boyunca sürecek projeyle Türkiye’nin 8 merkezinde daha yapılacak. 

İstanbul’da Nippon Otel’de düzenlenen ilk atölyeye, kadın ve LGBTİ örgütlerinden temsilciler ile gazeteciler katıldı. Etkinlikte ilk olarak sunum yapan Galatasaray Üniversitesi’nden Dr. İdil Engindeniz Şahan, gazete ve televizyon haber taraması ile rapor sunumu yaptı. Şahan, Mayıs 2016’da ulusal 11, yerel ölçekte ise 9 ayrı gazetenin 80 nüshasını ve 7 televizyon kanalından (Kanal D, Show, Fox, NTV, 24, TRT 1, İMC) 544 haberini incelendiklerini söyledi. 

MEDYADA KADIN VE LGBTİ TEMSİLİ ZAYIF

Raporda öne çıkan verileri sıralayan Şahan, tüm gazeteleri birlikte ele aldıklarında ilk sayfadaki kadın temsilinin yüzdesinin yüzde 26 olduğunu ve bunun da toplumsal cinsiyet açısından dengeli bir dağılımı göstermediğini vurguladı. Şahan, incelenen 6568 içerikte kadın ve LGBTİ odaklı haberlerin sayısının da düşük olduğunu belirterek, 1694 haberden sadece dördünün LGBTİ ile ilgili olduğunu ve 544 televizyon haberinden yalnızca 271’inin kadın odaklı olduğunu söyledi. 

“Kadın Odaklı Habercilik” sunumu yapan Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sevda Alankuş, kadınlarla ilgili bir haberin olabilmesi için gündelik hayatın akışında bir çatlak yaratmasının beklendiği, bunun da haberi sonuç odaklı hale getirerek kadınları ya mağdur ya da fail gösteren sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Alankuş, “Haber değeri tanımı yeniden yapılmalı, haber kaynağının kimler olduğu yeniden tanımlanmalı, objektif ve kesinliği sağlamak adına yaptığımız şeye yeniden bakmalı.” dedi. 

‘HAYATLARIMIZ MUZIR, PORNOGRAFİK DEĞİLDİR’

LGBTİ odaklı habercilik sunumu yapan KAOS GL’den Ali Erol ise, kişi kendisini nasıl adlandırmak istiyorsa o isimle haberde onu göstermek gerektiğini söyledi. Erol, “Haberin öznesi LGBTİ toplumu üyeleri olduğunda ‘LGBTİ’ diyebiliriz, ama haberin öznesini yeniden görünmez kılacak ifadeyle ‘LGBTİ’ deyip geçemeyiz. Kürtlerle ilgili haber yaparken ‘Kürt’ dersin, ama haberin öznesi örneğin Kürt siyasi hareketinde kadın grubuysa onun da adını telaffuz edersin. Yani kişi lezbiyense lezbiyen demekten çekinmeyin.” dedi. “Eşcinseller toplumun her kesiminde var. Eskiden üçüncü sayfada, öldürülmediyse eşcinsel magazinde görülürdü. Artık eşcinsellik ve transseksüellikle ilgili haber bir gazetenin her sayfasında yer alabiliyor. Ancak hayatlarımız pornografik değildir. Eşcinselleri, transları süs olarak değil, maruz kaldığı hak ihlalini, ayrımcılığı görünür kılacak haber tercihimiz olmalı.” diye konuştu.  

Atölye sunumların ardından, toplumsal odaklı habercilikten ne anladığımız, yaşanılan deneyimler, sorunlar ve bu sorunlarla başa çıkma yollarının tartışıldığı bölümün ardından son buldu. (İstanbul/EVRENSEL)
 

Şiddetten uzak bir yaşam için barış ve demokrasi şart

Fatma Koç ŞAHİN
Çiğdem ÖZBİLGİLİ
Adana

19’uncusu düzenlenen Kadın Sığınakları ve Danışma-Dayanışma Merkezleri Kurultayı, bu yıl Adana’da gerçekleşti. “Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetim Yaklaşımları, Kadın Örgütleri ile İşbirliği İmkânları” başlığı altında, Adana Kadın Da(ya)nışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM) ev sahipliğinde yapılan Kurultaya, 23 ilden 350 kadın katıldı.

Kurultay bileşeni dernekler, vakıflar, sığınaklar veya dayanışma merkezi bulunan feminist ve bağımsız kadın örgütlenmeleri öncülüğünde yapılan Kurultayda, “Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetim Yaklaşımları”, “Kadın Örgütleri ile İşbirliği İmkânları” başlığı altında yürütülen atölye çalışmaları yapıldı. Her şehirden gelen onlarca kadınla üç gün süren atölye çalışmasından sonra Kurultay, çalışma bildirgesi yayımlayarak son buldu.

Kurultayın açılışında Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadelenin neredeyse başlangıç noktalarından biri sayılabilecek 1987 yılında başlatılan Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyası’na vurgu yapılarak o tarihten bugüne kadar kadınların şiddete karşı protesto ve dayanışma yürüyüşlerinin hız kazandığı belirtildi. Kurultay, aile içinde kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin güçlendirilmesini, sığınak ve danışma-dayanışma merkezlerinin kadın ve çocukların şiddetten uzak bir yaşama geçişlerini sağlayacak bir işleve kavuşmalarını, kadın örgütlenmeleri arasında dayanışma ve paylaşımların geliştirilmesini hedefliyor.

ŞİDDET SORUNU YOL ÇALIŞMASI KADAR İLGİ GÖRMÜYOR

Yüzünden gülümsemeleri eksik olmayan kadınlar daha önceki kurultaylardan edindikleri arkadaşlıkları ve bilgi birikimini birbirleriyle paylaşıp, “Danışma merkezi-sığınak çalışması nasıl olmalı?”, “Kadın örgütleri ve yerel yönetimler arasındaki ilişki ne durumda?” ve “Yerel yönetimlerin kadına karşı şiddetle mücadelede örnek çalışmaları nelerdir?” sorularına tartışarak cevap aradılar. Belediyelerle birlikte çalışan kadın arkadaşlarımızın “Kadına yönelik şiddet sorununun yol çalışmaları kadar önemli olduğunu anlatamadık. Aynı derecede ilgi görmüyoruz” şeklinde özetledikleri durum esasında belediyelerle ne kadar zor bağ kurulduğunu da gözler önüne serdi. Belediyelerin iş edindirme kursu adı altında açtıkları “Dikiş-Nakış”, “Evde Çocuk Bakımı” gibi kadına biçilen mevcut roller üzerinden açtığı kurslar gerçekten kadına iş edindirme amaçlı açılan kurslar değiller. Belediyelerin açtığı bu kursların gerçekten iş edindirme amaçlı açılması gerektiği konusunda hemfikir olundu.

İkinci gün Kurultay tarafından ara kurultayda belirlenmiş olan konu başlıkları çerçevesinde atölye çalışmaları başladı. “Yerel Yönetimler” atölye çalışması; “Kadın örgütleri yerel yönetimlerle nasıl ilişki kurabilir?”, “Kayyım atanan belediyelerde kadın çalışması yürütenlerin deneyimleri neler?” ve “Belediyelerde kadın çalışması yürütenler nasıl desteklere ihtiyaç duyuyorlar?” başlıklarıyla ele alındı. 

Kadınlar yerel yönetimlerle kolay iletişim kurduklarını ama bir proje ile belediyeye gidince belediye ile aynı siyasi görüşte olmamanız durumunda projenin destek görmediğini, projelerin kadın merkezli değil siyasi yaklaşımla ele alındığı konusunu vurguladılar. Bir diğer önemli nokta da; OHAL’de gerçekleştirilen kayyım atamaları ile kadın çalışmalarının durma nok-tasına gelmesiydi. 

KAYYIMIN İLK HEDEFİ KADIN ÇALIŞMALARI

Silvan Belediyesinden söz alan Zeynep, “Kadın özgürleşirse toplumun da özgürleşeceğini bilen devletin kayyım atandığında ilk saldırdığı kurumların kadın dernek ve müdürlükleri olduğunu” söyledi. Silvan Belediyesinde Kadın Merkezi, Kadın Danışma Merkezi ve kilim atölyesi olduğunu ve burada çalışan yaklaşık 10 kadının kooperatif şeklinde üretim yaptığını, sosyolog ve eğitmenlerle birlikte yaklaşık 25 kadının çalıştığını ve kayyımla birlikte kadın merkezinin atölyelerinin kapatıldığını ve tüm kadınların işten çıkarıldığını söyledi. Ayrıca kayyımdan önce ayda 20-25 kadının kendilerine başvuruda bulunduğunu kayyım atandıktan sonra hiç kimsenin başvuruda bulunmadığını bunun da halkın kayyımı tanımadığı anlamına geldiğini söyledi.

Diyarbakır Yenişehir Belediyesi Kadın Merkezi’nden Fatma ile yemek arasında aynı masada yan yana düşünce sohbeti derinleştirdik. Bu seneki toplantıda geçen yıllara göre erk düşüncenin, söylemin fazla olduğunu; örneğin, geçen yıllarda bölgeden bahsederken “Kürdistan” dediklerinde bir tepki gösterilmediğini ama bu sene savaş ortamının bu toplantıya da yansıdığını, bunun üzerinden yoğun tartışmaların yaşandığını söyledi.

Diyarbakır Selis Kadın Derneğinden bir kadın arkadaş ise, kayyımın erkeklerin işini ama kadınların hem işini hem de hayatlarını elinden aldığını söyledi. Kadın sığınma evlerine başvuruda bulunmuş kadınların özel bilgilerinin yer aldığı dosyalara da el konulduğunu belirterek, “Bu çok yanlış. Bu dosyaları sadece doktor ve sosyolog görebilir. Bu durumda şiddet gören kadınlar bilgilerinin paylaşılması korkusuyla başvuruda bulunmaktan vazgeçebilir” diyerek haklı kaygılarını dile getirdi.

Edirne Belediyesinden gelen bir kadın arkadaşın söyledikleri ise masadaki havayı dağıtmaya yetti. Edirne Kadın Merkezinin yeni kurulması nedeniyle kadın çalışmalarını izlemek için bir heyetle Diyarbakır Belediyesine ziyarete gittiklerini, orada çalışmaları ve atölyeleri görünce heyetteki kadınların “Burada resmen devrim olmuş” diyerek şaşkınlıklarını ve memnuniyetlerini dile getirdiklerini anlattı. 

Deneyimlerin paylaşıldığı, çalışma yöntemlerinin içeriklerinin konuşulduğu, atölyelerden çıkan önerilerle devam eden Kurultay, üçüncü ve son günü sonuç bildirgesi yayınlayarak son buldu. Kısa sürede kurulan dostluklarla bir sonraki kurultaya kadar birlik, mücadele ve dayanışma azmiyle birleşip, barışı yeniden inşa sözüyle kız kardeşlerimizi uğurladık.

Kurultay Sonuç Bildirgesi her yıl olduğu gibi bu yıl da, 25 Kasım’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yayımlanacak.

OHAL’DEKİ HAK GASPLARINI ANCAK DAYANIŞMAYLA DURDURABİLİRİZ

Ümran NAR
DİYARBAKIR Çınar Belediyesi Kadın Merkezi – Sosyolog

Bu yıl 19’uncusu yapılan Sığınaklar Kurultayında, 3 günü kapsayarak yoğun tartışmalar ve çözüm önerileri geliştirilmeye çalışıldı. 

Kadınlar olarak sistematik ve planlı bir şekilde erkeklerin ve devletin şiddetine maruz kalıyoruz. Tüm haklarımız elimizden alınıyor, birlikte hayatın her alanında cinsiyetçi söylemlere maruz kalıyoruz. Erkek egemen devlet, çözümü demokrasi ve barışta bulmak yerine; militarizmi, cinsiyetçiliği ve milliyetçiliği her geçen gün şahlandırıyor. Ancak OHAL sürecinde kurultayın yüzlerce kadınla gerçekleşmiş olması da son derece önemli.

Bu Kurultayda hem deneyim paylaşımlarında bulunmak hem de son iki yıldır AKP Hükümetinin bölgede yürüttüğü kirli savaş sonucunda kadınların nasıl hedef alındığını anlatmak, bunu görünür kılması açısından son derece önemliydi. 

Biliyorsunuz, eş başkanlık sisteminin, kadınların kazanımlarının sonucu olması ve her alanda kadın renginin ve temsiliyetinin güçlü olmasından kaynaklı DBP’li belediyelere kayyım atandı. DBP’li belediyelerde kadınların söz, irade ve karar sahibi olabilmeleri için toplumsal, ekonomik, sağlık, eğitim, spor ve yaşamın her alanında örgütlenip güçlendirmek için çalışmalar yürütülüyor. Öncelikle kayyım atanmasıyla birlikte kadın çalışmaları hedef alındı. Kadın kurumlarına kilit vurup yereldeki kadınların bu kurumlara ulaşmasına engel olmaya çalıştılar. Ayrıca şiddet sonucu başvuru yapan kadınların kimlik bilgileri kayyım tarafından istendi. Bu da iktidarın biz örgütlü kadın mücadelesini ve kazanımlarını gasbetmeye çalıştığını gösteriyor.

AKP Hükümeti tarafından tüm muhalif kesimleri susturma, pasifleştirme ve sindirme politikaları her geçen gün artıyor. Bununla birlikte kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlar da her geçen gün artmasına rağmen OHAL’le bunlar gizlenmeye çalışılıyor. 19. Sığınaklar Kurultayının bu dönemde olması Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınların dayanışması ve somut fikirlerin açığa çıkması açısından son derece önemli. Ancak Türkiyeli bazı kadınların Kürt kadınlarının ifadelerine tahammül etmedikleri görülmüştür. Bazı kadınların bu cepheden yaklaşmasına rağmen Kurultayın ilke ve amaçlarını bilen kadın örgütlerinin de Kürt kadınlarının çalışmalarını yerinde görme ve dayanışma çağrısında bulundukları görülmüştür. AKP’nin demokrasi ve barış adına geliştirdiği her hamle halkları kutuplaştırmakta, gerginlik ve nefreti kışkırtmasına rağmen örgütlü kadınların buna cevabı ise direniş olacaktır. Erkek ve devlet şiddet tahakkümüne karşılık biz kadınlar dayanışma ağını genişleterek; eşit, özgür ve demokratik bir toplumu inşa etmenin kadınlar öncülüğünde olacağının inancını taşıyoruz. 

İzmir’de koruma kararına rağmen kadın cinayeti

İzmir’in Karabağlar ilçesinde 30 yaşındaki Mehtap Özkanlı, DHA’nın açık ismini vermediği 47 yaşındaki M. B. tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

DHA’nın haberine göre olay, Karabağlar İlçesi 4107 Sokak numara 25’te dün (Cumartesi) saat 19.00 sıralarında meydana geldi. Ev kadını Mehtap Özkanlı, iddiaya göre yaklaşık 6 yıl önce M.B. ile birliktelik yaşamaya başladı. Bu beraberlikten 2012 yılında bir kız çocuğu dünyaya geldi. 2 çocuk annesi Özkanlı, 2014 yılında M.B.’nin evli ve 6 çocuğu olduğunu öğrenince ayrılık kararı aldı. Diğer çocuğu eski eşinin yanında olan Özkanlı, kızıyla, M.B.’nin yanından uzaklaşıp, 4107 Sokak’taki eve yerleşti. Bu sırada, M.B.’nin kendisini tehdit etmesi nedeniyle mahkemeye başvuran Özkanlı, koruma kararı aldırdı.

Evinde oturduğu sırada, M.B.’nin elinde bıçakla kapıya dayanması üzerine Özkanlı, kaçmaya çalıştı. Yan komşusunun evine sığınan Özkanlı’nın peşinden koşan M.B., burada bıçakla saldırdı. Özkanlı’nın küçük kızı da anne ve babasının peşinden olayın yaşandığı eve geldi. Saldırının ardından kızını da kucağına alan M.B., evden çıkıp koşarak kaçmak istedi. Bu sırada, gürültüleri duyunca sokağa çıkan Özkanlı’nın komşusu, M.B.’nin küçük kızı kaçırmak istediğini fark edince durdurmaya çalıştı. Kısa süreli arbedenin ardından kızı sokakta bırakan M.B. koşarak kaçtı.

Olayı görenler polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Sağlık görevlileri ağır yaralanan Özkanlı’yı yakındaki hastaneye kaldırdı. Hastanede tedaviye alınan Özkanlı, hayatını kaybetti.

Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, M.B.’nin il dışına çıkmak üzere olduğunu tespit etti. Zanlının bulunduğu adresi belirleyen polis aynı gece M.B.’yi yakaladı. Gözaltına alınan M.B.’nin savunması tanıdıktı: “Namus için”. Polisin olayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor. (HABER MERKEZİ)

Kerkük’te IŞİD’in mevzilendiği okul kontrol altına alındı

Kerkük’te Esra Mefqudin Mahallesi’nde yaşanan şiddetli çatışmaların ardından IŞİD’in bulunduğu Riwad Okulu güvenlik güçleri tarafından kontrol altına alındı. Bölgede silah sesleri kesilirken, okul binasında mevzilenen tüm IŞİD’lilerin öldürüldüğü bildirildi. (DİHA)

Musul operasyonuna Süryani birlikleri de katılıyor

Murat KUSEYRİ
Stockholm

IŞİD’in iki yıldır yönettiği Musul kentine yönelik ABD yönetiminde devam eden kara operasyonuna Asuri-Süryani halkını temsilen Ninova Ovası Güçlerinin de (NPF) katıldığı belirtildi.

IŞİD militanlarının 2014 Ağustosu’nda 175 bin Süryani’nin yaşadığı Ninova Ovası’nı işgal etmesi üzerine on binlerce Asuri-Süryani, toprak ve evlerini terk ederek Duhok, Süleymaniye, Kerkük, Bağdat, Erbil, Aqra, Ankawa ve köylerine sığınmak zorunda kalmıştı. 

Bölgede yaşayan Asuri-Süryaniler, IŞİD’in saldırılarına karşı kendilerini savunmak için kendi milis güçlerini oluşturmuşlardı. Geçtiğimiz yıl da Bethnahrin Yurtsever Birliği (HBA) ve Bethnahrin Demokratik Partisi’nin (BNDP) gerçekleştirdiği ittifak sonucu Ninova Ovası Güçleri oluşturulmuş ve Asuri-Süryanilerin topraklarını IŞİD’den geri almak için mücadele kararı alınmıştı. 

SÜRYANİ KÖYLERİNİ GERİ ALMAK İÇİN

Ninova Ovası Güçleri Sözcüsü Hussam Matte Toş, basına “NPF güçleri olarak 4 gündür Peşmerge güçleriyle IŞİD’e karşı savaşmaktayız. NPF güçleri Hazr, Teleskof ve Başika savaş cephelerinde savaşmaktadır. Bu 4 gün içerisinde onlarca IŞİD’li etkisiz hale getirildi ve öldürüldü. Şimdiye kadar özgürleştirdiğimiz yerler Teleskof cephe hatında Mor Avraha, Batnaya ve Hazr cephe hatında Bazkırtan, Şakuli, Basihra, Şahamir ve Bartılle merkezidir” dedi.  

Toş, NPF güçleri olarak amaçlarının Asuri-Süryani halkının yaşadığı köylerini IŞİD’den geri almak ve köy halklarının geri dönmelerini sağlamak olduğu belirtti. Toş, tüm Asuri-Süryani parti, örgüt ve gençlerine IŞİD’e karşı verilen mücadeleye katılmaları çağrısında bulundu. 
 

Irak ordusu: Bağdadi’nin yardımcısı Ebu Usame öldürüldü

Irak Hava Kuvvetleri’nden yapılan yazılı açıklamada, Bağdadi’nin önde gelen yardımcılarından Ebu Usame’nin bulunduğu yönünde alınan istihbarat doğrultusunda Musul yakınlarındaki Telleskuf beldesine hava saldırısı düzenlendiği belirtildi. Açıklamada, “Hava saldırısında DAİŞ yöneticisi ve çok sayıda koruması öldü” denildi. Irak Başbakanı Haydar el İbadi, 17 Ekim’de Musul’u kurtarma operasyonun güney, doğu ve kuzey bölgelerinden başladığını duyurmuştu. (DIŞ HABERLER)
 

Reuters: Peşmerge, Başika’da kontrolü ele geçirdi

Haberde, “Bölgedeki gazetecilere bilgi veren Peşmerge güçleri Başika’ya girdiklerini açıkladı, ancak gazetecilerin kasabaya girmesine izin verilmedi” ifadeleri kullanıldı. Reuters ayrıca, Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’a ‘Kürtlerin Başika’yı özgürleştirmeyi başardığı’ bilgisini verdiğini kaydetti. Peşmerge güçleri, bu sabah 06.30 sularında Başika’ya yönelik operasyon başlatmıştı. Başika, Ankara ile Bağdat arasında gerilime neden olan ve Türk askerinin konuşlandırıldığı askeri kampa da ev sahipliği yapıyor. (DIŞ HABERLER)
 

Londra’da Halepli çocuklar için eylem

İngiltere’nin başkenti Londra’da Başbakanlık konutu önünde toplanan yüzlerce kişi, Suriye’nin Halep kentindeki insani krize kayıtsız kalındığı gerekçesiyle protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler Halepli çocukların durumuna dikkatleri çekmek için yüzlerce oyuncak ayıyı Başbakanlık önündeki Downing Street’e açılan demir kapının önüne bıraktı. İngiliz oyuncu Carey Mulligan’ın da katıldığı eylemde, “Halep’teki çocukları koruyun”, “Halep’teki katliamı durdurun” yazılı dövizler taşındı. (DIŞ HABERLER)

Başika operasyonunun bugünkü bölümü tamamlandı

Musul Operasyonu kapsamında Peşmerge güçleri bugün Başika’da IŞİD’e yönelik saldırı başlattı. Operasyon kapsamında planlanan 9 köy, IŞİD’den alınırken, operasyonu yöneten Zerevani Özel Kuvvet Komutanı General Aziz Weysi, operasyonun planladıkları şekilde yürüdüğünü söyledi.

Peşmerge güçlerinin bugün sabah saatlerinde Musul operasyonu kapsamında gerçekleştirdiği harekatı yöneten Zerevani Özel Kuvvet Komutanı General Aziz Weysi, “Operasyon planını Başkan Mesut Barzani yaptı, biz de sahada uyguladık. Plan tam istediğimiz gibi işledi. Çevrede bulunan köyleri teröristlerden aldık. Başika ilçesi de birliklerimiz tarafından kuşatıldı. Orayı da inşallah en kısa sürede kurtaracağız” dedi.

Operasyonun sürdüğü öğlen saatlerinde Tizxrab köyünden Peşmerge birliklerine keskin nişancı tüfeğiyle ateş açıldı. Bu sırada cephede operasyonda olan birlikler IŞİD üyelerinin bulunduğu yerleri yoğun ateş altına aldı. Doçka uçaksavarların da kullanıldığı operasyonda koalisyon güçleri de IŞİD hedeflerine hava bombardımanı yaptı. Çıkan çatışmada kanas ile ateş açan IŞİD’liler köye sızma harekatı yapan Zerevani güçleri tarafından öldürüldü.

Öte yandan Binali Yıldırım, Başika’daki operasyona bölgedeki topçuları ve tanklarıyla destek verdiklerini söyledi. (DHA)

Erdoğan ve Alpay’dan ‘Demokrasi Buluşması’na mesaj

Aslı Erdoğan’ın gönderdiği mesajda, şu ifadelere yer verildi: “Bizler, şu an cezaevlerine takılmış yüz yirminin üzerinde gazeteci, yazar, artık akıl sınırlarını zorlayan bir hukuksuzluğun, zorbalığın, acımasızlığın mağdurlarıyız ve devletin ‘gerçeği’ ve ‘hakikati’ kendi tekelinde tutma çabasına karşı çıktığımız için buradayız. Oysa ‘gerçek’ ya da ‘hakikat’ kimsenin tekelinde değildir, olamaz. Bunu anlamakla başlar demokrasi… Yolumuz uzun, yükümüz ağır, ama hep birlikte yürümekten başka şansımız kalmadı. Herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum.”

ALPAY: BÜTÜN KALBİMİZLE YANINIZDAYIZ

Necmiye Alpay da mesajında, “Demokrasi İçin Birlik… Bu başlık epeydir hepimizin özlemini duyduğu bir girişimi işaret ettiği için son derece sevindirici. Emek verenlere sonsuzca teşekkür. Şu an toplumumuzu toparlamak için başlıkta söylenen dışında bir yol yok. Cezaevlerindeki gazeteci ve yazarlar olarak bizler dahil, hangi devlet gücünün hangi hukuka göre nasıl bir yasama, yürütme, yargı çalışması yaptığı sorunun cevabını bilemiyoruz. Sorumluluk her zamankinden fazla, yurttaşlar olarak hepimize düşüyor. Evrensel hukukun saygın temsilcilerinin bu harekette yer alması güç veriyor bize. Bütün kalbimizle yanınızdayız” ifadelerine yer verdi. (DİHA)