Ana Sayfa Blog Sayfa 6208

Kadın öğrenciler tacize karşı kadın kantini işgal etti

Mardin Artuklu Üniversitesi’nde kantin görevlisi olduğu belirtilen bir erkek kadın öğrenciyi taciz etti. Bunun üzerine öğrenciler tacizci kişiye tepki gösterdi ve çıkan arbedede iki kişi yaralandı. 

Tacize karşı sloganlarla protesto eylemi yapan kadın öğrenciler ise, kantini işgal etti ve giriş çıkışı kapattı. Öğrencilerin kantin işgali eylemi devam ediyor. (DİHA)
 

TSK’nin YPG’yi vurmasına tepki: IŞİD’i korumak için vurdu

Rojava ve Kuzey Suriyeli yetkililer sosyal medya hesaplarından, Türkiye’nin Şehba bölgesi ve Efrin kantonuna yönelik hava saldırılarına tepki gösterdi. 

Demokratik Suriye Meclisi Eş Başkanı Îlham Ehmed, “İşgalci Türk devleti Rakka’yı kurtarma operasyonunu sabote etmek ve Musul’da Rakka’ya geçen DAIŞ çetelerini korumak için Efrîn ve Şehba bölgelerine saldırıyor” dedi.

Kongreya Star Koordinasyon Üyesi Henîfe Hisên, “Musul operasyonuna katılmasına izin verilmeyen İşgalci Türk devletinin bu öfkeyle Musul acısını Kürtlerden çıkarmaya çalıştığını ve dünyanın da seyrettiğini” yazdı.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl de, “Uluslararası güçlerin Şehba ve Efrîn’e yönelik hava saldırılarına karşı sessizliği kötü sonuçlar doğuracaktır” dedi.

TSK: PYD HEDEFLERİ VURULDU, 160-200 KİŞİ ÖLDÜ

TSK tarafından yapılan açıklamada, Suriye’nin Maarrat Umm Hawsh bölgesinde PYD/YPG hedeflerinin vurulduğu, yaklaşık 200 YPG’linin öldürüldüğü ifade edilmişti. (DIŞ HABERLER)

Demirtaş: Başkanlık referandumunda hayır diyeceğiz

Diyarbakır’da 11 Ekim’de düzenlenen operasyonda HDP ve DBP il, ilçe eş başkanları ile yöneticilerinin gözaltına alınmasına ilişkin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Diyarbakır İl Örgütü’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Demirtaş’ın yanı sıra HDP Diyarbakır Milletvekilleri ve yöneticiler de katıldı.

HDP ve DBP’ye yönelik operasyonlarda 34’ü eşbaşkan olmak üzere toplam 62 kişinin gözaltına alındığını belirten Demirtaş, 11 Ekim’den bu yana gözaltına alınanların geçersiz sebeplerle tutulduğunu aktardı. HDP ve DBP’lilerin kapalı spor salonunda tutulduğunu söyleyen Demirtaş, üzerinden bir hafta geçmesine rağmen henüz tek bir kişinin ifadesi dahi alınmadığına dikkat çekti. 

‘ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN’

Demirtaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“İktidarın bizden rahatsız olmasını anlayışla karşılıyoruz. Bize yönelik sert eleştirilerini anlayabiliyoruz. Ancak bu işe yargının karıştırılmasını kabul etmiyoruz. Diyarbakır yargısı ve Emniyet Müdürlüğü’ne çağrı yapıyoruz. Yaptıklarınız hukuka aykırıdır. Operasyonların bir misilleme olduğu açıklamaları vahim bir durum. HDP ve DBP’nin yöneticilerine yönelik misilleme demokrasiye karşıdır. Siyasi cinayetlere karşı olduğumuzu açıkladık. HDP’nin tavrı budur. Bütün bu olanların faturasını HDP’ye çıkaranlar yanlış yolda. Diyarbakır Valisi’ne çağrı yapıyoruz. Arkadaşlarımıza yapılan hukuksuzluğa son verilsin. Rehine gibi adeta intikam alırcasına yasa dışı işlem yapılıyor. Ellerinde arkadaşlarımızı suçlayacak bir şey yok. Dicle’de siyasi cinayet ardından arkadaşlarımızı bir müddet tutacaklarını itiraf ettiler. Önce yakalama sonra delil arama peşine düştüler. 

Arkadaşlarımızın arasında ağır hastalar var. Bakıma muhtaç arkadaşlarımız var. İntikam hırsıyla arkadaşlarımızın cezalandırılmasını Amed halkı sessiz kalmayacaktır. Gözaltı süresinin uzatılmasının hiçbir anlamı yok. Soracakları bir soru yoksa arkadaşlarımızı neden gözaltına aldılar. Modern hukuk ve yasalar bir birine karıştırılırsa olmaz. Toplum hukuk ve yargıdan mağdur oluyorsa artık toplumu yönetemezsiniz. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı. Gerilimi tırmandırmanın bir anlamı yok. Gerilimi tırmandırmak aklını yitirmiş devlet yöneticilerinin işidir. Türkiye’nin güvene, güvenliğe ihtiyacı var. Hükümet bunları yapmalı. Aksine nasıl iç barışa doğru gidilebilinir. HDP ve DBP’ye yönelik rehin alma ve misilleme yapmaktan vazgeçilmelidir. 

‘SİYASETİN ÖNÜNÜ KAPATMAK ŞİDDETİN YOLUNU AÇAR’ 

Gözaltındaki insanlık dışı uygulamalar devam ediyor. On binlere insan darbe gerekçesiyle gözaltına alınmış durumda. Ülkenin demokrasi si için mücadele edenler ile mücadele ediliyor. Diyarbakır Valisi partimizi beğenmek zorunda değil, ancak saygı duymak zorundalar. Partimiz burada Türkiye’nin üçüncü büyük, Amed’in birinci büyük partisi değilmiş gibi davranamazlar. Bu sadece şiddeti körükleyecektir. Bunu yapanlar demokratik siyasetin yollarını kapatarak şiddetin yolunu açarlar. Bizim yapacağımız alternatif siyaseti geliştirmektir. 

Avukat arkadaşlarımız gözaltındakiler için 3 kez itiraz etti, ancak reddedildi. Buna karşı arkadaşlarımız bireysel Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunacak. TV’ler de kapattı. Zarok TV kapatıldı. Kürtçe eğitim veren Ferzad Kemanger okulunu kapattılar. Birileri Diyarbakır halkının sabrını taşımak istiyor. Bu yanlışlardan bir an önce dönmelerini istiyoruz.”

‘TÜRKİYE MUSUL HALKIYLA OLMALI’ 

Gazetecilerin Türkiye’nin Musul operasyonuna katılma isteğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Demirtaş, “Türkiye’nin neden Musul operasyonuna katılmak istediğini Misak-i Milli sınırları kapsamında olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklıyor zaten. Niyeti buysa bu bölgede yeni savaşlara giden yolun taşlarını döşemekten başka bir şey değildir. Türkiye’nin müdahalesi olacaksa o da gerçek Musul halkının Musul’a dönmesi, göç edeceklere yardım etme temelinde olmalıdır. Böyle olursa destekleriz, sınırları karıştırırsa HDP olarak karşı duracağız. Kimse Türkiye’nin Musul’a girmesini istemiyor” dedi. 

Demirtaş, Türkiye’nin durumunun Osmanlı’nın çöküş dönemine benzediğine dönük soruya ise şu yanıtı verdi: “Osmanlı dönemindeki bir çöküşü yaşıyor. AKP iktidarı at gözlüğünü takmış, ülkeyi uçuruma götürüyor. HDP olarak iktidarı akli selim davranmaya ve Türkiye toplumuna gerçekleri anlatmaya çalışıyoruz. Kürt halkının haklarının tanınması, Rojava’daki bütün partilerle doğru ilişkiler kurulması, mezhepsel politikalardan vazgeçmesi, Aleviler açısından önemli adımlar atması lazım. Bunları yapacak bir akıl var mı Ankara’da, yok. Ya sinmiş, korkmuşlar ya da jöle sürüp ortada dolaşıyorlar.”

HDP’li milletvekillerinin tutuklanacağı dair söylentileri de değerlendiren Demirtaş, “Sürekli savcılara talimatlar veriliyor. HDP milletvekilleri kolay lokma değil. Sokak sokak çalışma yapıyoruz. ‘Vekilime dokunma’ eylemlerinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Kadın meclisleri, belediyelerimizle çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunu yapabilirler, ama bilmeliler ki kurbanlık koyun değiliz. Biz halkımızın kazanımlarını büyütecek kadar mücadele içindeyiz. Halkımız da bunun farkında olması gerekir” diye konuştu. 

‘SINIR ÖTESİ OPERASYON TARTIŞILIYOR’

Demirtaş, olası sınır ötesi operasyona ilişkin ise “Ankara kulislerinde sınır ötesi operasyon tartışılıyor. Sınır ötesi operasyon ve güvenlik bölgesi de beraberinde tartışılıyor ve sınıra yığınak yapılıyor. Her ülke güvenliğini sağlamalı ama toprak işgalini yapmamalı ve insan haklarından vazgeçmeli. Saddam’ın Kuveyt’in topraklarını işgal etti ama sonu ne oldu gördük. Hükümetin galiba öyle bir niyeti var, ama bundan vazgeçmeli” değerlendirmesi yaptı.

Son olarak bugün AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın gündeme attığı başkanlık ve referandum konusunda değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Demokrasi olacak mı olmayacak mı? Demokrasi işleyişi olacak mı? Parlamento devlet başkanını denetleyecek mi? Adalet güçlü mü? Biz bunlara bakarız. Bunlar olmasa diktatörlük olur. Fiili olarak yapılan da kusura bakmayın beyefendi diktatörlük yapıyor. Parlamentoda oyumuz hayırdır. Referandumda da hayır kampanyasını yürüteceğiz. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyaç var. Ülkenin başkana değil demokrasiye ihtiyacı var” dedi. 

Açıklamanın ardından Demirtaş, gözaltı ve tutuklamaların odağındaki DBP’nin İl Örgütü’ne destek ziyaretinde bulundu. 

Ankara ve Bolu’da ev basınları: Çok sayıda kişi gözaltında

Anakara’da sabah saat 06.00 sıralarında yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı. TEM polislerinin köpeklerle yaptığı ev baskınlarında, aralarında HDP MYK üyesi Atiye Eren, HDP PM üyesi Bülent Durukan, Ankara Demokratik Alevi Derneği (ADAD) Yöneticisi Sevgi Kişin Sazan, Rojava Derneği Ankara Şubesi Eş Başkanı Arif Yıldız, HDP üyeleri Yıldız Bahçeci, Şerif Oti, Nihat İldan, Eren Susan, Adil Başkara, BES Üyesi Deniz Akıl, Eğitim Sen Üyesi Mazlum Bircan, HDK Üyesi Hüseyin Gevher, DBP Yeni Mahalle Eş Başkanı Kadriye Ozgan ve ismi öğrenilemeyen çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

Azadiya Welat çalışanı Barış Boyraz ise sokakta gözaltına alındı. Bir süre haber alınmayan Gazeteci Boyraz’ın daha sonra gözaltına alındığı kabul edildi.

Kimi evlerde polisin yurttaşlara silah doğrulttuğu ve evleri dağıttığı öğrenildi. 

HDP BOLU EŞ BAŞKANI GÖZALTINA ALINDI

Öte yandan HDP Bolu İl Eş Başkanı Özgür Günaydın dün akşam saatlerinde evine yapılan baskın sonrası gözaltına alındı. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında özel harekat polislerinin de yer aldığı baskında evde uzun süre arama yapıldı. Aramanın ardından Günaydın, gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürüldü.

VAN’DA 6 SİYASETÇİ TUTUKLANDI

Van’da 12 Ekim günü DBP ve HDP il ilçe binalarına yapılan eş zamanlı baskınlarda gözaltına alınan ve Edremit TEM Şube Müdürlüğü’ndeki 7 günlük gözaltı sürecinin ardından Van Adliyesi’ne sevk edilen 37 siyasetçinin savcılık sorgusu tamamlandı. Savcılık ifadeleri alınan 37 kişiden 20’si serbest bırakılırken, 17 siyasetçi, “Örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarılan 11 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, DBP Van İl Eş Başkanı Murat Sarisac, DBP İpekyolu İlçe Eş Başkanı Hazım Harmancı, HDP İpekyolu İlçe Eş Başkanı Tahirhan Sayyigit, DBP Edremit İlçe Eş Başkanı Medeni Özer ile siyasetçiler Dilaver Taşdemir ve Necat Tanış, “Örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. 

BİNGÖL’DE 2 GÖZALTI

Bingöl kent merkezinde sabah saatlerinde polis tarafından ev baskınları düzenlendi. Baskınlarda DBP Eski İl Eş Başkanı Mervan Temiz ile Abdullah Kaya adlı yurttaş gözaltına alındı. Gözaltına alınanların TEM Şube’ye götürüldüğü öğrenildi. (DİHA)

OHAL, 3 ayda milyonlarca kişiyi mağdur etti

İnsan Hakları Derneği (İHD), 15 Temmuz darbe girişimi ve OHAL sürecinde yaşanan hak ihlallerinin bilançosunu açıkladı. 3 ayı dolduran ve bugün ikinci 3 aylık dönemi başlayan OHAL sürecinin milyonlarca kişiyi mağdur ettiğine dikkat çeken İHD, iç hukukun etkisiz hale geldiğini de vurguladı.
İHD Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan OHAL sürecinde, 70 bin 50 kişi hakkında adli işlem yapıldığını söyledi.
Öztürk Türkdoğan, OHAL’in yaşam hakkı ihlallerine, mahkeme kararı olmadan gözaltı ve tutuklamalara sebep olduğuna dikkat çekti. Türkdoğan 3 aylık süre içinde OHAL ve KHK’ler ile hayata geçirilen uygulamaları şöyle sıraladı; kapatılan eğitim kurumları, sağlık merkezleri, dernek, sendika ve vakıflar, basın yayın organları, kayyum atanan belediyeler, tutuklu gazeteciler, pasaport ihlalleri, özel sektörde işsiz bırakılanlar, uzun gözaltı süresi, toplantı ve gösteri yasakları.

‘35 BİNİN ÜZERİNDE TUTUKLU’

Türkdoğan, 27 Eylül 2016’da Adalet Bakanının yaptığı açıklamaya göre, “70 bin 50 kişi hakkında idari işlem yapıldı. 58 bin 862 kişi gözaltına alındı ve 31 bin 48’i tutuklandı. Belirtilen tarihten sonra gözaltı ve tutuklamaların hız kesmeden devam ettiğini göz önüne alırsak darbe ve FETÖ ile ilişkili olduğu iddiası ile tutuklananların sayısının 35 binin üzerine çıktığını belirtebiliriz” dedi.
Yaşanan süreçte toplumsal muhalefet gruplarına özellikle HDP ve BDP üye ve yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların da aralıksız devam ettiğini belirten Türkdoğan, siyasal iktidarın cadı avı başlattığını ve muhaliflere yönelik bu cezalandırmanın kabul edilemeyeceğine vurguladı.

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE HER YERDE

Cezaevlerinde ölüm, yaralanma ve intihar olaylarını da değerlendiren Türkdoğan, “İşkencenin, kötü muamelenin, sağlıksız ortamların, hukuksuz yargılanmaların olduğu her yerde ne yazık ki bu vakalar görülür”dedi. Cezaevlerinde kapasitenin çok üzerinde insan bulunduğunu belirten Türkdoğan, “Son tutuklamalarla birlikte cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 220 bine dayandı” diye ifade etti. “Mağdur kişilerin idari mahkemeye dava açmakla birlikte iç hukukun etkisiz olması nedeniyle kamu görevinden ihraç edildikleri tarihten itibaren en geç 6 ay içinde AİHM’ye bireysel başvuru yoluyla başvurabiliyor” diyen Türkdoğan, ihtiyaç halinde örnek dilekçe ile yardımcı olabileceklerini belirtti.
Türkdoğan, kamuda ve özel sektörde işsiz bırakılan insanların 100 bini bulduğunu açıklayarak aileleri ile birlikte bu sayının milyonlara ulaştığının altını çizdi.
Türkdoğan, halkın 1 Kasım seçimleri ile kandırıldığını dile getirirken “Ortada MHP ve AKP’nin gizli anlaşması ve koalisyonu olduğu açıkça görülmüştür. Şu anda bütün hak ihlalleri devam ediyor. Uydurma delillerle birçok insanın hayatı kaydırılıyor. Siyasetçiler çözüm üretemediklerinde Allah’a sığınıyor. Türkiye’ye şerri hukuk ne zaman geldi”dedi. 

İHD’den OHAL ve KHK bilançosu

OHAL VE KHK’LERİN BİLANÇOSU AĞIR

İHD’nin 3 aylık dönemi kapsayan raporuna göre;
– 1061 anaokulu, ilk ortaöğrenim okulu ve lise,
– 15 özel üniversite,
– 113 yurt ve pansiyon,
– 35 sağlık merkezi ve hastane,
– 1125 dernek,
– 104 vakıf,
– 19 sendika kapatıldı.
– 35 belediyeye kayyum atandı.
– Darbe ve Gülen Cemaati ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle 16 televizyon kanalı, 45 gazete, 15 dergi, 3 haber ajansı, 23 radyo, 29 yayın evi kapatıldı. Bunun yanı sıra sol, sosyalist ve Kürtçe başta olmak üzere çok dilli yayın yapan 12 televizyon kanalı ve 11 radyo kapatıldı. Çok sayıda internet sitesine erişimin engellendi.
– 128 gazeteci cezaevlerinde.
– Kamuda görevden alınan, uzaklaştırılan, ihraç edilen 42 bin 957 sivil kamu görevlisi, 158 general olmak üzere 3 bin 534 asker, 10 bin 29 emniyet müdüründen  polis memuruna dek değişik unvanda 56 bin 520 kişi kamu görevinden çıkarıldı.
– HSYK kararı ile 3 bin 456 hakim ve savcı meslekten çıkarıldı.
– 11 bini aşkın öğretmen ile 12 bin civarında polis açığa alındı.
– Özel kurumlarda on binlerce insan işsiz kaldı ve 30 bine yakın öğretmenin çalışma belgesi iptal edildi.
– 56 bin kişinin pasaportu iptal edildi.
– Ankara ve Diyarbakır gibi birçok kentte toplantı gösteri ve yürüyüşler yasaklandı.
– Gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı ve 5 gün avukatla görüş yasağı getirildi. (Ankara/EVRENSEL)

HDP Kürt Siyasetçilere Operasyonu AYM’ye Taşıyor

Partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenleyen Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, son günlerde Kürt siyasetçileri hedef alan operasyonlara tepki gösterdi. Demirtaş, gözaltına alınanların dokuz gündür sorgusuz bekletildiğine dikkat çekerek, “62 kişi, 11 Ekim’den bu yana sorgusuz, sualsiz, gerekçesiz bir şekilde gözaltında. Bugün tam dokuz gündür bir kapalı spor salonunda arkadaşlarımızı, kendilerine tek bir soru sorulmadan, tek suçlama yöneltilmeden, ifade alma işlemine başlamadan gözaltında tutuyorlar. Biz siyasi cinayetlerin karşısında olduğumuzu, açıkça kınadığımızı ve bunun tam da demokratik siyaset üretemeye çalışan bir toplumda siyaseti zehirlediğini söyledik. HDP’nin tavrı budur. Fakat bu olup-bitenlerin faturasını HDP’ye çıkarmaya çalışanlar büyük yanılgı içindeler, bunu bilmeleri lazım. Bu şekilde HDP’ye müdahale ederek, kanun adamı sıfatıyla bizzat yasanın dışına çıkarak suç işleyerek, hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Vali, emniyet müdürü ve başsavcıya çağrı yapıyorum, arkadaşlarımıza yapılan hukuksuzluğa derhal son verilsin. Dokuz gündür tek bir soru dahi sorulmadan, bu kadar yöneticiyi hangi mantıkla gözaltına tutuyorsun? Bir kapalı salonu doldurmuşlar ifade alma yok, suçlama yöneltme yok, rehine gibi adeta intikam alırcasına yasadışı bir işlem yapıyor devlet. Bunun neresi kabul edilebilirdir? Halkımız, toplumumuz şunu bilsin; HDP yöneticilerimizin bu konuda suçlanabilecekleri bir şey yoktur. Ellerinde arkadaşlarımızı suçlayabilecekleri delil yoktur. Zaten savcılardan biri avukat arkadaşlarımıza şunu demişler, ‘Aslında biz kapsamlı bir tutuklama operasyonu hazırlığı yapıyorduk ama Dicle’deki siyasi cinayet olunca mecburen erkene aldık. Hepsini topladık ama elimizde delil yok. Bir müddet tutacağız delileri bulmaya çalışacağız.’ Yani önce yakalama sonra delil bulma faaliyetine giriyorlar. Ortada suç işleyen ne parti ne parti yönetici var, ”dedi.

Kürt siyasetçiler için AYM’ye başvuru yapacaklarını vurgulayan Demirtaş, “Gözaltı süresinin uzatılmasının hiçbir anlamı yok. Soracakları bir soru yoksa arkadaşlarımızı neden gözaltına aldılar? Soracakları soru yoksa ne diye gözaltına aldılar, böyle intikam anlayışıyla ortaçağ hukukuyla, modern hukuk ve yasalar bir birine karıştırılırsa adalet duygusu diye bir şey kalmaz. Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz, saat saat, dakika dakika takipçisiyiz. Gerilimi tırmandırmanın bir anlamı yok. Avukat arkadaşlarımız şu ana kadar üç defa gözaltına itiraz ettiler üçü de reddedildi. Bugün ya da yarın Anayasa Mahkemesi’ne götürecekler, gözaltındakilerin artık derhal serbest kalması ya da savcılığa çıkarılması için Anayasa Mahkemesi’ne götürecekler. Dokuz gün değil dokuz saat bile gözaltında kalmaları kabul edebileceğimiz bir durum değildir,” diye konuştu.

Demirtaş, siyasetin tıkanmasının şiddeti arttıracağı uyarısı yaparak, “Eğer mesele şiddeti bertaraf etmekse, bu yaşanan kaosu, gerilimi sona erdirmekse, yolu bu değil. Bu tam şiddeti teşvik etmekten başka bir şey değil. Bunu yapanlar bilmeli ki, demokratik siyasetin kanalları tıkandığı oranda, siz isteseniz de istemeseniz de bilerek veya bilmeyerek şiddetin yolunu açmış oluyorsunuz. Kendi elinizle şiddeti teşvik etmiş olursunuz. Bizim yaptığımız şey siyaseti büyütmek, şiddete silaha alternatif alanı yaratmak genişletmektir. Sözümüzü burada parti çatışı altında söylemek istiyoruz, demokratik siyaset çatısı altında sözümü söylemek istiyoruz. Rahatsız da olsanız sözümüzden buna saygı duymak zorundasınız. Bu çağrımızın ciddiyetle ele alınmasını bekliyoruz,” şeklinde konuştu.

 Derwîş: Sivil meclis çalışıyor

Minbic Askeri Meclisi Resmi Sözcüsü Şervan Derewîş, Minbic Askeri Meclisi’nin kentin ve çevre köylerin denetimini Minbic Sivil Meclisi’ne devrettiğini ve kente hizmet çalışmalarını Meclis’in gerçekleştirdiğini belirtti.

Gerçeği görmek isteyenlerin Minbic’e gelmesini isteyen Şervan Derwîş, kapılarının herkese açık olduğunu ifade etti. Derewîş, Suriye rejim bayrakları ve Beşar Esad posterleri olan araçların kente giriş yaptığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını da kaydetti.

Minbic 12 Ağustos 2016 tarihinde HSD güçlerinin de desteğiyle Minbic Askeri Meclisi tarafından IŞİD’den temizlenmişti.

KOBANÊ/ANHA

 

Volksstimme: Rusya’ya yeni yaptırımlar her iki tarafa da zarar verir

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Çarşamba günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yu Berlin’de ağırlayacak.  Dörtlü Ukrayna Zirvesi’nde liderler, Minsk barış anlaşmasının uygulanmasında ne kadar mesafe kat edildiğini değerlendirecek. Zirve sonrasında Merkel, Hollande ve Putin’in Suriye’deki durumla ilgili olarak bir araya gelmesi planlanıyor. Putin’in Ukrayna Krizi’nden sonra ilk kez Berlin’e yapacağı bu ziyaret Alman basınında da yakından takip ediliyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung‘un Putin’in Berlin ziyaretine dair yorumu şöyle:

“Almanya Başbakanı, Avrupa Birliği içerisinde Moskova’ya karşı daha sert bir çizgi izlenmesini savunan Fransa ve İngiltere’nin yanında yer aldı. Pratikte Rusların tam da şu anda Suriye’de elini serbest bırakmak akıl kârı değil. Irak’ta tayin edici bir savaş başladı ve bu savaşın sonucu komşu Suriye’deki gelişmeleri etkileyecek. İki yıldır ilk kez cihatçı terör rejimini çökecek kadar zayıflatmak için gerçek bir fırsat belirdi. Eğer bunun öncelikle diktatör Esad’a yaraması önlenmek isteniyorsa Batı, Suriye’deki çabalarını bir kez daha artırmalı. Rusların Halep’te bir ateşkese hazır olduklarını açıklamaları Batı’nın isteklerine en azından tamamen sağır olmadıklarının bir işareti.”

Magdeburg’da yayımlanan Volksstimme gazetesi Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yeni yaptırımlar getirmesinin her iki tarafa da zarar vereceğini yazıyor:

“Her ne kadar bir mucize beklememek gerekse de Başbakan Angela Merkel’in Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Berlin’de kabul etmesi önemli. Çünkü kulağa çok banal gelse de günümüzde siyasi çatışmalar hemen hemen hep müzakereler yoluyla çözülüyor. Çünkü ancak Putin de dahil olduğu takdirde Suriye’de bir barış şansı doğabilir. Ancak Kremlin lideri Ukrayna’daki ayrılıkçılar üzerindeki etkisini kullandığı takdirde tıkanmış barış süreci de ilerleyebilir. Buna karşılık her iki sorunda da askeri olarak kan dökmekten başka bir sonuç elde edilemez. Almanya ve Avrupa, her ne kadar Rus devlet başkanının büyük adamlık hastalığını daha fazla cesaretlendiremeyeceklerse de yeni provokasyonlardan kaçınmalılar. Daha ağır yaptırımlar her iki tarafa da zarar verecek ama sorunları çözmeyecektir.

Kölner Stadt-Anzeiger Ukrayna krizinde yumuşamanın Putin’in çıkarına olmadığını vurguluyor:

“Putin Berlin’de. Ukrayna zirvesi bu özelliğiyle henüz başlamadan küçük bir sansasyon yarattı. Kremlin lideri için Rusya’nın tabiri caizse dünyadaki tecrit olmuşluğunu kırmak temel bir hedef. Berlin’de verilecek fotoğraflar Putin’in propaganda makinesine yakıt olacak. Ukrayna’daki durumu kalıcı bir biçimde yumuşatmaktan Putin’in gerçek bir çıkarı bulunmuyor. Ana planı ‘sürekli istikrarsızlaştırma’ adını taşıyor. Bununla birlikte bu buluşma sığınmacı krizi ve sürekli terör tehdidinin etkisi altında, bir Ukrayna Zirvesi olduğu kadar da bir Suriye Zirvesi. Somut olan bunlar. Geriye kalansa henüz belirsiz.”

Trierischer Volksfreund Merkel ile Putin’in doğrudan görüşmesinin önemine dikkat çekiyor:

“Putin olmadan ne Suriye’deki cinayetlerin ne de Ukrayna’da sürekli tekrar alevlenen savaşın sonu gelir. Bu bakımdan Putin’in çarşamba Berlin’e yapacağı ziyaret oldukça önemli. Ama dikkat. Bu buluşma gerilimin azalması yönünde güçlü bir işaret olarak değerlendirilmemeli. Zira bu karşılaşma ne Ukrayna sorununu çözecek ne de Putin’in Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a verdiği desteği çekmesiyle sonuçlanacak. Kaldı ki arka fonda çalan müzik, yani Moskova’ya yeni yaptırımlar tartışması, kulakları tırmalıyor. Yine de siyasi olarak biraz olsun yakınlaşmanın imkânları aranacak. Bu olumludur. Doğrudan temasla bunu yakalamak çetrefil diplomatik kanallarla olduğundan muhakkak daha mümkündür.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ercan Coşkun

Suudi prens idam edildi

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Prens Turki bin Suud el-Kebir hakkındaki idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Prens cinayet suçundan idama mahkum edilmişti.

Suudi hanedanından olan Turki el-Kebir 2012 yılında başkent Riyad’da çıkan bir kavga sırasında bir Suudi Arabistanlıyı tabancayla vurarak öldürmekten yargılanmıştı. Prensin idam edilmesiyle ilgili resmi açıklamada, ‘Suudi Arabistan Krallığı’nın güvenlik ve adaleti sağlama sorumluluğuna sahip çıktığı ve masumları öldüren herkese Allah’ın biçtiği cezanın uygulandığı’ belirtildi.

İnfazla ilgili sosyal medya mesajlarında karşıt görüşler dile getirdi. Twitter’den yayınlanan bir mesajda, ‘Şeriat yasalarının prens ile sade vatandaş arasında ayrım yapmamasından’ duyulan memnuniyet dile getirildi ve ‘bu ülkede herkesin eşit olduğu’ belirtildi. Kraliyet mensubu Prens Halid el Suud ‘Allah’ın adaletinin yerine geldiğini’ yazdı. Suudi Arabistanlı bir kadın ise Twitter mesajında, ‘prensin işlediği cinayetten ve idam edilmesinden üzüntü duyduğunu’ dile getirdi.

İdamlar artıyor

Suudi Arabistan’da yılbaşından bu yana 130 kişinin idam edildiği bildiriliyor. Uluslararası Af Örgütü Suudi Arabistan’daki idamların arttığına dikkat çektiği bildirisinde, idam cezasının verildiği davaların çoğu zaman adil olmadığını öne sürdü. Örgüt, Suudi Arabistan’ın İran ve Pakistan’dan sonra en fazla idam cezasının infaz edildiği ülke olduğunu duyurdu. Sağlıklı bilgi alınamadığı için sıralamada Çin’e yer verilmedi. Suudi Arabistan’da idam cezası cinayet, terör, ırza geçme, silahlı soygun ve uyuşturucu ticareti suçlarına uygulanıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa, afp/AG, BD

 

Gazeteci Aykol ifade verdi

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, bir kez daha ifade verdi

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol savcılık talimatı ile İstanbul 13’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde çeşitli haberlerden dolayı açılmış 2 davanın ifadesini talimatla verdi. Ankara 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Suç işlemeye tahrik etmek”, “Suçu ve suçluyu övmek” ve “Örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla ifadesi alınan Aykol, “Yazıların yayınladığı dönemde genel yayın yönetmeniydim. Ankara’da ikamet ettiğim için gazetenin baskıya girişini göremiyorum” dedi. Suçlamaları kabul etmeyen Aykol, gazetecilik yapmanın suç olmadığını söyledi.

ANKARA / DİHA