Ana Sayfa Blog Sayfa 6209

5 Haziran Katliamı davasında karar

HDP’nin Amed mitingine yönelik gerçekleştirilen ve 5 kişinin hayatını kaybettiği, 400’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliama ilişkin açılan davanın ilk duruşması, Sincan 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada polisin ihmalinin olup olmadığına ilişkin Müfettiş Raporu istendi

Hakların Demokratik Partisi’nin (HDP) Amed mitingine yönelik 5 Haziran 2015’de IŞİD tarafından yapılan bombalı saldırıyla ilgili dava bugün Sincan Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tüm sanıklar katılırken müşteki ve sanık avukatları hazır bulundu. Patlamada iki bacağını kaybeden sinemacı Lisa Çalan’ın yanı sıra çok sayıda avukat, HDP’li vekiller Osman Baydemir ve Besime Konca da duruşmayı takip etti.

Sanıklar ifade verdi

Saldırıyla ilgili tutuklu bulunan bombacı Orhan Gönder ile ona yardım ettiği suçlaması ile tutuklu bulunan İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç, Burhan Gök, duruşma salonunda yerlerini aldı. 5 kişinin yaşamını yitirdiği ve 400’den fazla kişinin yaralandığı saldırının görülen ilk duruşmasında, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “nitelikli öldürme”, “nitelikli öldürmeye teşebbüs”, “tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirmek” ile suçlanan sanıklar ifade verdi.

Amed’e red

Duruşmada, müşteki avukatların taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti, duruşmanın elektronik kayıt altına alınması ve HDP’nin davaya müdahil olma talebini kabul etti. Mahkeme heyeti, davanın tekrar Amed’e gönderilmesi veya müştekilerin Ankara’da davaya katılma masraflarının karşılanması talebini ise reddetti. Ardından sanıkların ifadeleri alındı.

‘Bombacı olsam polis neden bıraksın’

Patlamayla alakası olmadığını iddia eden Gönder, şunları aktardı: “Ailem kayıp ilanı vermiş. Asker kaçağıyım. Olaydan önce polis otele geldi, askerlik yoklaması imzalatıp gitti. Ben bombacı olsam polis neden bıraksın” diye belirtti. Daha sonra Gönder, susma hakkını kullanmak istediğini beyan etti. Sanık Mustafa Kılınç ise savunmasında olayla alakası olmadığını ileri sürdü. IŞİD çetelerine Dîlok’ta (Antep) ev kiraladığı, İlhami Balı ve Orhan Gönder ile görüştüğü belirtilen sanık İsmail Korkmaz ise, 6 Haziran’da Orhan Güler ile görüştüğünü kabul etti. Korkmaz, İlhami Balı’yı “Ebubekir” ismi ile tanıdığını ifade etti. Sanık Burhan Gök ise, Orhan Gönder’i tanımadığını iddia etti.

‘Polisler Orhan’ı durdurmadı’

Müşteki avukatlarının “sanık” olarak duruşmada bulunması gerektiğini belirtikleri, bombanın patladığı çay tezgâhının sahibi olan Yiğit Süleyman Zeren ise, müşteki ve tanık sıfatıyla dinlendi. Zeren, olayla ilgili şu iddialarda bulundu: “Merkez de dükkânım var. Her mitinge gider çay satarım. Sabah civarıydı. Orhan Gönder geldi, ‘çay var mı’ dedi. Yok, dedim. Elinde iki poşet vardı. Hayır, dedim. Poşetlerin kalmasına izin vermedim. Belli bir süre yanımda kaldı. Polis araması esnasında yoktu orada. Sarımın poşetlerini okul bahçesine bıraktı. Sonra tekrar gelip koydu. Tüpü gördü, bir felakete yol açmak istedi diye düşünüyorum. Poşete hiç dokunmadım ve bakmadım. Polisler arama yaparken başlarından savıyorlardı. CHP ve AKP mitinglerinde yapıldığı kadar destekli arama yapılmadı. Arama yapıldığında bomba okul bahçesindeydi bence, sonra buraya getirdi. Ben yoktum. Ancak Orhan sabah alana girdiğinde polisler oradaydı. Polisler onu durdurmadı. Elinde poşetlerle gelmişti”

Anne ve babası dinlenecek

Verilen ikinci aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, patlamada polisin ihmalinin araştırılması için Polis Teftiş Kurulu’nun rapor hazırlamasına karar verdi. Ayrıca mahkeme, Orhan Gönder’in Amed’te kaldığı Bilgöl Otel’e giderek Gönder’e askerlik kağıdı verildiği belirtilen polislerin ifadelerine başvurulması ve mahkemeye getirilmesine, Orhan Gönder’in anne ve babasının dinlenmesine, Mustafa Zeren ve Hakan Zeren ile İbrahim Halil Sezgin’in “tanık” olarak dinlenmesine karar verdi.

Dava ertelendi

Amed’te görülmesi gereken dava güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya taşınması istenmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı davanın Sincan Adliyesi’ndeki 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine karar vermişti. Ayrıca saldırıyla ilgili tutuklu bulunan bombacı Orhan Gönder’in saldırıdan önce gözaltına alındığı ve serbest bırakıldığı da ortaya çıkmıştı.

Alevilerin Sesi Dergisi 208. Sayısı Çıktı

‘OHAL ve Alternatif medyaya baskılar sonun başlangıcı mı?’ başlığı ile çıkan dergide son dönemde alternatif medyaya yönelik artan baskılara yer verildi. Dergide ayrıca AABF Eğitim Sorumlusu Yılmaz Kahraman ile Almanya’daki Alevilik Dersleri’nin değerlendirilmesi, Prof. Dr. Mesude Atay ile Din eğitimindeki hak ihlalleri, Prof Dr. Şengül Hablemitoglu ile kaybettiklerimiz ve anma kültürü, Kuzey Kıbrıslı Aleviler ve 18. Yüzyılda yaşamış Anadolu âşıklık geleneğinden Âşık İbrahim gibi konularda yer alıyor.

Abone olmak için: www. alevi.com internet sitesinde yer alan formu doldurmanız ya da ates@alevi.com adresine mail atmanız yeterlidir. Abonelik ücreti yıllık(12 sayı) posta masrafı dâhil Almanya içi 38 Euro, Almanya dışı 54 Euro’dur.

Muhalifler Halep’ten çıkmıyor

Rusya ve Suriye rejiminin ateşkes ilan etmesinden sonra Halep’in doğusunda mevzilenen muhalifler kentten ayrılmayı ret ettiler. Ilımlı Özgür Suriye Ordusu’nun danışmanı Usama Abu Seid, “Burası onların yurdu, asla Halep’i terk etmezler ve teslim olmazlar”, dedi. Abu Seid Alman Haber Ajansı’na (dpa) yaptığı açıklamada ‘muhalif güçlerin kendi topraklarından ayrılmalarının söz konusu olamayacağını’ belirtti.

 

Rusya ve Suriye’nin Halep’e yapılan hava saldırılarına aniden son vermesini Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ‘iyi niyet gösterisi’ olarak niteledi. Lavrov ateşkesten ılımlı muhaliflerle teröristlerin Halep’ten çıkarılmasında yararlanılmasını talep etti.

Rusya tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada hava saldırılarına perşembe günü geçerli olmak üzere sekiz saatliğine ‘insani ara’ verileceğini duyurmuştu. Halep’in doğusunda mahsur kalan 250 bin dolayındaki sivilin su, gıda ve tıbbi yardımdan mahrum olduğu bildiriliyor.

Haftalardır kentin doğusundaki hedefleri bombalayan Rusya ve Suriye’nin hükümetleri sivil can kaybını göze aldıkları için ‘savaş suçu işlemekle’ itham ediliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada hava saldırılarının kesilmesinin şiddetin azalmasına katkıda bulunmasını olumlu karşılayacakları, ancak bu konuda kesin konuşmak için henüz erken olduğu belirtildi.

© Deeutsche Welle Türkçe

DW, dpa/AG, BD

 

Yunanistan Cumhurbaşkanı’ndan, Erdoğan’a ‘Misak-ı Milli’ yanıtı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin 2016-2017 yılı akademik yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada “Trakya’dan Doğu Avrupa’ya kadar olan coğrafyada attığınız her adımda ecdadın izlerinden birine mutlaka rastlarsınız. Tarih kitaplarında Misak-ı Milli’yi okuyoruz. Eğer Misak-ı Milli diye bir derdimiz varsa kusura bakmayın” demişti.

YUNANİSTAN’DAN YANIT GELDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, Yunanistan’da da tepkiye neden oldu. Supitnik’in haberine göre, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos dün yaptığı konuşmada, Erdoğan’ın ‘iki ülke arasındaki sınırları belirleyen Lozan Anlaşması’nın altını oyduğunu’ belirtti.

Pavlopulos, Erdoğan’ın bu açıklamaları ile Türk-Yunan ilişkilerinin yanı sıra Türkiye-AB ilişkilerine de zarar verdiğinin söyledi. Türkiye ile Yunanistan arasında ‘iyi komşuluk ilişkilerinin’ sürmesini istediklerini kaydeden Pavlopulos, “Yunanistan, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan penceresi. Bizim istediğimiz de bu ancak bu durum tarih ve uluslararası hukuka saygı duymayı gerektiriyor” dedi.

Axtamara Festivali başladıktan sonra yasaklanmış!

Geçtiğimiz günlerde sona eren 3. Axtamara Wan Film Festivali’nde gösterilmesi düşünülen filmlerin bir çoğunun festival başladıktan bir gün sonra Valilik tarafından yasaklandığı ortaya çıktı. Valilik adına Vali Yardımcısı Mehmet Parlak imzasıyla Wan Büyükşehir Belediyesi’ne gönderilen yazıda il ve ilçelerde gösterilmesi düşünülen birçok filmin kayıt tescil belgesi bulunmadığından yasaklandığı ifade edildi. Festival, Valiliğin yasaklama kararına rağmen Wan Büyükşehir Belediyesi’nin karara itirazı ile birlikte Festival Tertip Komitesi’nin kararlı tutumu sayesinde gerçekleştirilebildi. Valiliğin gönderdiği yazıda festivalin yapılacağını kentte asılan afiş, bilboard, Wan Büyükşehir Belediyesi sosyal medya hesabı ve yerel basından elde edilen bilgiler ışığında tespit edildiği kaydedilerek kayıt tescil belgesi olmayan çoğu filmlerin gösterilmesinin sakıncalı olduğu ifade edildi. Belgede gösterilmesinin sakıncalı olduğu sırlanan filmler arasında Rojhilat (İran Kürdistanı), Güney Kürdistan (Irak Federe Kürdistan Bölgesi) ve Rojava’dan olmak üzere çok sayıda Kürt filmi de yer alıyor. Gösterilmesi yasaklanan filmler şunlar: “Angelus Novus”, “Bartalak Baz”, “Dinola”, “Ceribandineke/Deneme”, “Hêk (Yumurta)”, “Jı Nışka Ve Ba”, “Mast”, “Mavera”, “Pardon!” “Kim, Ben Mi?..”, Pîye Min Toz Şeker”, “Poke”, “Şeva Dırêj”, “Sî”, “The Kites Without Wind”, “Ez û Ez”, “Dara Hinare”, “Neqş”, “Qemqurçi”, “Banga Roj”, “Derviş Baba”, “Bir Ses Bir Nefes”, “Bihuşta Min”, “Nefes Olmayınca”, “Rêger”, “Sara”, “Şandevan (Gönderen) İlham Sami Çomak”, “Vazaban”, “Farewel Analog-Malava Analog”, “Mıkhoard Bar Bam Khane”, “P.E. Claas”. Festival komitesi yaptığı açıklamada kamu yararı güdülen etkinliklerde kayıt tescil belgesi aranmadığı ifade edilerek valiliğin kararının hukuksuz olduğu belirtildi. Türkiye, Kürdistan ve Avrupa’nın bir çok şehrinden ziyaretçilerin katıldığı festivalin Wan’da bu yıl üçüncüsünün düzenlendiği vurgulanan açıklamada daha önce düzenledikleri festivallerde böyle bir uygulamayla karşılaşmadığı ifade edildi. Açıklamada valiliğin hukuksuz kararına karşı festivali düzenleme kararı aldıkları da kaydedildi. 7-15 Ekim tarihleri arasında Ortadoğu Sinema Akademisi (OSAD) ve Wan Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte organize ettiği 3. Axtamara Wan Film Festivali kapsamında Kürdistan, Türkiye ve dünya sinemasından 23 kısa film, 10 belgesel ve 13 uzun metraj film sinemaseverlerle buluşmuştu.

Önder Elaldı

Tutsaklardan faks ve mektup kampanyası

Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan tutsaklar, Özgür Basın ile dayanışmak amacıyla, 23 radyo ve televizyonla ilgili kampanya başlattı. Tutsaklar, RTÜK olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara mektup ve faks gönderecek

Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutulan tutsaklar, Fransız şirketi Eutelsat tarafından ekranı karartılan Med Nuçe ve Newroz Tv ile KHK’ler kapsamında kapatılan 23 radyo ve televizyonla ilgili kampanya başlattı. Fransız Büyükelçiliği’ne faks ve mektup gönderen tutsaklar, kapatılan 23 TV ve radyo için de başta RTÜK olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara mektup ve faks gönderecek.

Araç gereçler gasp edildi

Tutsaklar, “Özgür Basın üzerindeki baskı, biat ettirme ve susturma politikalarını takip edip haberdar oluyoruz. AKP ve Saray’ın medyası olan havuz medyasından başka bir kanal göremiyoruz burada. Zaten faşist rejim, muhalif olan tüm kanal ve radyoları OHAL adı altında kapatmış, üstelik de araç gereçlerini gasp edip TRT’ye vermiş bulunmakta. Biz bunların bizleri susturmayacağını, gerçekleri halka ulaştırmamızı engelleyemeyeceğinin farkındayız. Özgür Basın’ın çeyrek asırlık tarihinde de bunu görebiliyoruz” diye belirtti.

Çeşitli kurumlara mektup

Med Nûçe Tv’nin yayınını RTÜK işbirliği ile durduran Eutelsat’a mektup ve faks gönderdiklerini belirten tutsaklar, “Mektup ve fakslarda RTÜK gibi davranmaktan vazgeçilmesi ve Med Nuçe yayınını devam etmesi çağrısı yapıldı. Yine aralarında Zarok, İMC, Tv 10, Hayatın Sesi ve Özgür Gün Tv ile Özgür Radyo gibi televizyon ve radyoların yayınlarının durdurulmasını kınamak için de başta RTÜK olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara da mektup ve fakslar gönderceğiz” ifadelerini kullandı.

Özgür Basın’a selam

Özgür Basın’ın çalışmalarını da selamlayan tutsaklar, “Dışardan doğru ve tarafsız haberleri Özgür Basın’dan öğreniyoruz. Zindanların sesi de yine Özgür Basın’dır. Bu yüzden, Özgür Basın susturulamaz” dedi.

Muhammed Doğru / Kandıra Cezaevi – Diha

‘Madam’a suç duyurusu

CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, Türk Kadınlar Birliği Manisa Şubesi toplantısında yaptığı konuşmasında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Bir adam gibi ölmek var, bir madam gibi ölmek var” sözüyle cinsiyet ayrımcılığı ve ırkçılık yaptığını kaydederek kınadı. Biçer, Cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi. HABER MERKEZİ

Milliyetçilik ve ırkçılık hortlatıldı

AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından son dönemde sıkça dile getirilen başkanlık sistemi açıklamalarına tepkiler sürüyor. Barış Bloku Eşsözcüsü Bahadır Altan, “Bu tartışmalar 7 Haziran sonrası başlatılan savaşın amacının ne olduğunu ortaya koyan bir gelişme” dedi. Başkanlık tartışmalarının barış ve demokrasi güçlerinin bir araya gelmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini vurgulayan Altan, “Bu durumu toplumda savaş karşıtlarının, demokrasi yanlılarının bir araya gelerek mücadele etmeleri için şansa dönüştürülebiliriz” dedi.

CHP altyapısını hazırladı

Altan, CHP’nin tutumuna ilişkin ise “Kılıçdaroğlu’nun ‘Başkanlık gelirse bu kanlı olur’ şeklindeki açıklamasını da buna direnecekleri ve itiraz edecekleri şeklinde yorumluyorum. Umuyorum bu sözünün de arkasında durur. Başkanlığa değil diktatöryal sisteme gidiyoruz” dedi. Altan, CHP’nin “Yenikapı Ruhu”na katılmasıyla başkanlık sürecinin altyapısını hazırladığını da sözlerine ekledi.

Bir araya gelinmeli

MHP’nin başkanlık sistemini tamamen kendi iradesiyle tartışmaya açtığını düşünmediğini ifade eden Altan, “Savaş, milliyetçiliği ve ırkçılığı hortlattı. Bunu savunanların bir araya gelmesi de şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan barışı ve demokrasiyi savunanların bir araya gelmemesidir” dedi. Altan, “Tüm güçlerin barış ve demokrasi için bir araya gelmesi gerekli. Kalıcı bir barış da o zaman gelir” dedi.

İSTANBUL / DİHA

 

 

 

Üç kentte sıkıyönetim uygulaması!

OHAL ilanından sonra keyfiyete dönen yasaklar bir bir resmileşiyor. Ankara Valiliği, kent genelinde ilan ettiği sıkı yönetim uygulamasını resmileştirdi. Valilik yaptığı açıklamada 30 Kasım tarihine kadar her türlü toplantı, gösteri ve yürüyüşün yasaklandığını belirtti. Dîlok’ta (Antep) Antep Valiliği yaptığı açıklama ile kentte 31 Ekim tarihine kadar her türlü eylem ve etkinliğin yasaklandığını duyurdu. Artvin’de de Artvin Valliği tarafından yapılan açıklama ile yürüyüş, basın açıklaması, toplantı, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, afiş, pankart, bildiri ve benzeri türdeki tüm etkinliklerin bir ay süreyle yasaklandığı duyruldu.

HABER MERKEZİ

 

 

 

Üç defa Anıtkabir’den geçince!

Ankara’da IŞİD üyesi olduğu iddia edilen bir kişi polisler tarafından evine yapılan operasyonla öldürüldü. Valilik yaptığı açıklama da öldürülen kişinin üç defa Anıtkabir’in etrafında görüldüğünü söyledi

Ankara’nın Etimesgut ilçesinde bu sabah IŞİD üyesi olduğu iddia edilen bir kişinin kaldığı eve operasyon düzenlendi. İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, IŞİD üyesi olduğu belirtilen şahsın Ankara’da canlı bomba eylemi gerçekleştireceği bilgisine ulaştığı ileri sürülürken, şahsın bulunduğu Etimesgut ilçesi Eryaman Mahallesi 47. Sokak’taki eve gece 03.00 sıralarında operasyon yapıldı. Şahsın “teslim ol” çağrısına ateşle karşılık verdiği belirten polis kaynakları, şahsın bu yüzden öldürüldüğünü açıkladı. Ayrıca aynı kaynaklar, evde yapılan aramalarda çok sayıda patlayıcı madde bulduğu ileri sürüldü.

1992 Adana doğumlu Diyarbakır nüfusuna kayıtlı olduğu belirtilen ve operasyonda öldürülen Ahmet B.’nin IŞİD üyesi olduğu canlı bomba eylemi yapmak için Ankara’da bulunduğu ileri sürüldü. Olayın ardından bölgeye gelen Ankara Valisi Ercan Topaca ve İl Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan, konuya ilişkin açıklama yaptı. Topaca, “Şüpheli, Anıtkabir ve eski Meclis civarında 3 defa kamera kayıtlarında görüldükten sonra yapılan tespitlerde IŞİD’le bağlantıları itibarıyla şüpheli görüldüğü için takibe alındı” dedi.