Ana Sayfa Blog Sayfa 621

Sokak programı ‘isyana teşvik’ ediyormuş

10 aydır tutuklu bulunan ve 11 Temmzu’da hakim karşısına çıkacak gazetecilerden olan Aziz Oruç için hazırlanan iddianamede yaptığı sokak programı ile ‘Kürt gençlerini isyana teşvik ettiği’ iddia edildi

Amed’de 8 Haziran’da gözaltına alınan ve 16 Haziran’da tutuklanan gazeteciler hakkında 10 ayın ardından iddianame hazırlandı. Gazetecilik mesleğinin suç sayıldığı iddianamede gazeteciler “örgüt üyesi” olmakla suçlanırken, kabul edilen iddianamenin ilk duruşması 11 Temmuz’da görülecek.

Hakim karşısına çıkacak isimlerden biri de Diyarbakır 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan gazeteci Aziz Oruç. İddianamede Oruç’un sunduğu “Sokağın Sesi ” adlı programda sorduğu sorular ve yurttaşların verdiği cevaplar suç sayıldı.

Gençleri eyleme teşvik etmiş!

Oruç’un, “kışkırtıcı cümleler kullanarak halkı devlete karşı kin ve düşmanlığa sevk edici cümleler kullandığı” iddia edilirken, yine “Kürt gençlerini eylem ve isyanlara teşvik” ettiği, “Türkiye’nin meşru savunma amaçlı yapmış olduğu askeri harekatlar ile ilgili olarak gerçeği yansıtmayan yorumlamalar ile algı oluşturmaya” çalıştığı ileri sürüldü.

Tüm röportajları suç sayıldı

Oruç’un, 22 Mart 2021’de Amed Newrozu’na katılan yurttaşlardan aldığı görüşler üzerine yazdığı haber ise Şengal’e dönük saldırılara dair Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan meslektaşları ile yaptığı röportajlar da PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim ile Suriye’deki gelişmelere dair aldığı demeç suçlamalar arasında yer aldı.

Gizli tanık esas alındı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) hazine yardımlarına bloke konulmasına dair kararda, beyanları “delil” olarak gösterilen gizli tanık da Oruç’a dair bölümde yer verilirken, tanık Oruç’un program yaparak, “örgüt propagandası” yaptığını ileri sürdü.

Haber: Azad Altay / MA

#Sokak #programı #isyana #teşvik #ediyormuş

Mexmûrlu genç kadın öğrenciler, İran’daki zehirlenme olaylarını kınadı

Mexmûr Kampı’ndaki öğrenciler, İran’da kız okullarında yaşanan zehirlenme saldırılarını kınayarak, mücadele eden kadınlara, ‘yalnız değilsin’ diye seslendi

İran ve Doğu Kürdistan’da Jina Emînî’nin katledilmesi ardından başlayan halk ayaklanması 7 aydır devam ederken, ülkede başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi baskı politikalarıyla hedef alınıyor. İran hükümeti tutuklama, işkence, öldürme ve ağır cezalarla protestoları bastırmak isterken, son aylarda okullarda yaşanan zehirlenme vakaları giderek artıyor.

Aralık ayından bu yana 7 binden fazla öğrenciyi etkileyen ve 4 öğrencinin ölümüne neden olan zehirlenmeyle ilgili hükümetten net bir açıklama yapılmadı.

Bu duruma dünyanın birçok yerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Mexmûr Kampı öğrencileri de İran ve Doğu Kürdistan’da kız öğrencilere yönelik zehirlenme saldırılarını kınayarak, mücadele eden kadınlara desteklerini dile getirdi.

‘Olaylara sessiz kalmayın’

Lise öğrencilerinden Çîdem Oren, öğrencilerin zehirlenmesini kınayarak, “Özellikle bu dönemde yaşanan bu olay küresel ve insani bir utançtır. Özellikle bu duruma göz yumanlar bu kirli oyuna ortak oluyorlar. Bu nedenle insan haklarını koruduğunu söyleyen kişi ve kurumlara, her geçen gün artan bu zehirlenme olayları karşısında sessiz kalmamaları çağrısında bulunuyoruz” dedi.

‘Saldırılar tüm kadınlara yöneliktir’

Daha çok kadın öğrencilere yönelik bu saldırıların amacına da dikkat çeken Roj Yıldıztan, şunları söyledi: “Bu olayları sadece oradaki öğrencilerin şahsında ele almıyoruz. Bu saldırı tüm kadınlara yöneliktir. Bu saldırıyla kadınların gücünü ve direncini kırmak istiyorlar. İran hükümetinin Rojhilat ve İran’da kadınlara yönelik saldırı ve baskıları haberlerden takip ediyoruz. Mexmûrlu genç kadın öğrenciler olarak Rojhilat ve İran kadınlarına, özellikle de oradaki öğrencilere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz. Kadınların özgürlüğü garanti altına alınana kadar “Jin, Jiyan, Azadî”

DIŞ HABERLER

#Mexmûrlu #genç #kadın #öğrenciler #İrandaki #zehirlenme #olaylarını #kınadı

DAD Eş Genel Başkanı Doğan: ‘Oy potansiyeli’ değiliz, var olma mücadelesindeyiz

‘Kendimizi var etmek için mücadele içerisindeyiz’ diyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevilerin oy potansiyeli olarak görülmesini eleştirdi

14 Mayıs seçimlerinde farklı inanç ve kesimlerin oyları belirleyici olacak. Diyanet’in ve zorunlu din derslerinin kaldırılması, Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması, Madımak Oteli’nin müze yapılması, Alevi köylerine cami yapılmaması, imam atanmaması ve ayrımcılığın son bulması gibi birçok talepleri yanıtsız bırakılan Alevi seçmenlerin de bu seçimlerde oy rengi merak edilen konuların başında geliyor.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevilerin talepleri ve seçimlere dair değerlendirmelerde bulundu.

‘Kendimizi var etme mücadelesindeyiz’

Türkiye’de Alevi olmanın zor ve ağır olduğunu belirten Doğan, “Kendimizi var etmek için mücadele içerisindeyiz ve bu mücadele devam edecek. Bir seçim sürecine girdik ve Türkiye Cumhuriyeti 2’inci yüzyılında Alevilerin Diyanet’in kaldırılması, zorunlu din derslerin kaldırılması, ibadet hanelerin kabulü, Madımak’ın müze olması, elimizden alınan türbelerimizin, değerlerimizin bütün bunlar uzun zamandır mücadele verdiğimiz ve hak ediş olarak hanemize yazmak istediğimiz mücadele alanlarımız” diye belirtti.

‘Aleviler kendi inancını inşa etmeli’

Alevilerin ve Alevi örgütlerinin iktidarın kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı “kayyum” olarak değerlendirdiğini ifade eden Doğan, “Alevi dostlarından, Alevilerin dertlerinden anlayan noktada olan tüm siyasi partilere, siyasi oluşumlara bunun geri çekilmesi konusundan çağrımız vardı, derhal geri çekilsin. Bunun özü şu; Alevilerin örgütlenip kendi sorunlarını ve Alevi inancını inşa etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Oy potansiyeli olmaktan kurtulmak lazım’

Ankara’da 2022 yılının Temmuz ayında Alevi kurumlarına eş zamanlı olarak gerçekleştirilen saldırıya değinen Doğan, şunları belirtti: “Duruşmalardan bir tanesine katıldım bizzat izledim. Saldırıların arkasındakiler, bunu o kadar rahat yapabildiği gibi adliye koridorlarında hukuksal yolu da biliyor. Saldırgan için ilk başta ‘akıl sağlığı yerinde değil’ denildi ancak hukuki itirazlardan sonra tekrar Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderildiğinde akıl sağlığının yerinde olduğu yönünde rapor geldi. İktidara şunu söylemekten tereddüt etmeyeceğim; Bugüne kadar olan devlet, Alevilere yapılan her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu bir şekilde hukuki anlamda akladı. Bunun gereğini yerine getirmedi. Hukuk yerine getirilmediği için de hep tekrarına maruz kaldık. Bu davayı izlerken genç bir hakim hanım vardı. Tam karşısına oturdum, dava süreci uzun da sürdü ancak hiç göz göze gelemedik ve oradaki ne avukat ne de kalabalıkla da göz göze gelmedi. Ne zaman ki sanığın dosyası savunmaya geçti, onunla göz göze geldi ve her söylediğini onaylayarak, başını sallayarak bir tavır ortaya koydu. Mahkemelerde bunlar yaşandığı takdirde Aleviler bunun sonuçlarını hep yaşayacaktır. Alevilerin, yaralarının devam etmemesi için örgütlenmeleri gerekiyor. Bir oy potansiyeli veya bir sayı potansiyeli olmaktan artık kurtulmak lazım.”

‘Devlet depremde Alevileri kendi haline bıraktı’

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından iki kez bölgeye giderek, gözlemlerde bulunduğunu söyleyen Doğan, “Yoğunlukta Alevi toplumunun yaşadığı bu bölgeye 3 gün boyunca kurumlarıyla gitmeyen, kendi haline bırakan, örülen dayanışma ağlarını ortadan kaldırmak için Olağanüstü Hal (OHAL) ilan eden bir devlet anlayışıyla karşı karşıya kaldık” dedi.

‘Oyumuz Yeşil Sol Partiye’

Seçim çalışmalarını sürdüren ittifak ve siyasi partilere dikkat çeken Doğan, şöyle devam etti: “Cumhur İttifakı üzerine konuşmak bile çok anlamsız. Aleviler olarak Cumhur İttifakı’nın biran evvel bu toplumdan gitmesini isteyen bir yerdeyiz. Millet İttifakı’na gelince de bileşenlerine baktığımız zaman Alevilerle ilgili geçmişi ‘ak pak’ olmayan bir ortaklık zemini söz konusu. Alevi inancını temsilen hiçbir yapının varlığını kabul etmemiştir. Cumhuriyet 100 yılı geride bırakırken, topluma baktığımızda elimizde kalan çok fazla ışık yok. Hakikaten ülke bugün bir savaş haliyle iktidarı ayakta tutma noktasına geldi. Şöyle baktığımızda hiçbir alan için olumlu bir gelecek vaat etmiyor. Hep ne diyoruz işte ‘Demokrasi bitti, ahlak bitti, adalet bitti, eğitim bitti, doğa talan edildi.’ Bu anlamda samimi bulduğum tek ittifak Emek ve Özgürlük İttifakı’dır. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın hem programı hem duruşu bizim için samimi bir yerde duruyor. Oyumuz Yeşil Sol Parti’ye, zalimin değil mazlumun yanındayız. Mazlumun hakkını savunmaya çalışan, bedel ödeyen bu partiye elbette ki oy vereceğiz.”

İSTANBUL

#DAD #Eş #Genel #Başkanı #Doğan #potansiyeli #değiliz #var #olma #mücadelesindeyiz

Yeşil Sol Parti Aydın’da 2 vekil hedefliyor

Yeşil Sol Parti Aydın İl Eşsözcüsü Celal Gümüş, ‘Bu yıl Aydın’da Yeşil Sol Parti, olarak birinci milletvekilimizi garanti olarak çıkartıyoruz, 2’nci milletvekilimizi de çıkarmayı planlıyoruz’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimler için 81 kentte “Birlikte değiştireceğiz” ve “Dîsa em” şiarıyla çalışmalarını sürdürüyor. İktidarın değiştirmenin yanı sıra Meclis’e 100 milletvekili göndermeyi hedefleyen Yeşil Sol Parti, Aydın’dan da 2 vekil çıkarmak için çalışma yürütüyor.

Aydın’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile girilen 2018 genel seçimlerinde 68 bin 541 oy alınırken, ittifak sisteminden kaynaklı kentte vekil çıkarılamadı. Yaklaşık 850 bin seçmenin bulunduğu kentte bu seçimlerde AKP 4, CHP 3, İYİ Parti ise 1 vekil çıkarmıştı. Yeşil Sol Parti ile girilen seçimlerde 2018 seçimlerinin üstüne çıkmak hedeflenirken kentten 2 vekil çıkarmak için yoğun bir çalışma sürüyor.

Kentte iddialı adaylarla seçime hazırlanan Yeşil Sol Parti’nin listesinin ilk sırasında HDP Sözcüsü Ebru Günay bulunken, Rojin Tanhan Doğan, Sinan Çakmakçı, Mediha Ayhan, Abdurrahman Saran, Zerrin Alpaslan ve Muharrem Şenol diğer milletvekili adayları.

‘Bu yıl Aydın da mümkün’

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Yeşil Sol Parti Aydın İl Eşsözcüsü Celal Gümüş  2018 seçimlerinde 3 bin oy ile vekil çıkarmayı kaçırdıklarını hatırlatarak, “Bu yıl Aydın’da Yeşil Sol Parti, olarak birinci milletvekilimizi garanti olarak çıkartıyoruz, 2’nci milletvekilimizi de çıkarmayı planlıyoruz. Bu yıl Aydın’da mümkün olduğu kadar güçlü olmaya çalışıyoruz. Aydın’daki nüfus artışı ve yeni gençlerin oy kullanması, Emek ve Demokrasi İttifakı’nın getirileri olacak ve var olan iktidarın hışmına uğrayıp bize dönecek olanlar var bundan ötürü 80 bin oyu Aydın’da alacağız” diye belirtti.

Ekolojik sorun

Aydın’ın en önemli sorununun kentin her yerini saran Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri olduğunun altını çizen Gümüş, kentte bulunan 270 santralle toprak, hava ve suların kirlendiğini söyledi. Parti olarak yıllardır ekoloji mücadelesinin yanı sıra emek ve kimlik mücadelesini de sürdürdüklerini vurgulayan Gümüş, “Öte yandan Aydın’da Menderes Nehri kirliliği de var bundan ötürü ekolojistlerin oyunu alacak bir partiyiz” diye belirtti.

Sorunların çözümü Yeşil Sol Parti

Kentin tarım, turizm ve sanayi alanında da güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Gümüş, “Aydın’ın tarımla uğraşan kesimlerin desteklenmesi gerekir. Taban fiyatı, girdi maliyetleri, enerji destekleri ile çiftçinin kalkındırılması gerekiyor. Aydın’ın önemli gelir kaynaklarından biride turizmdir. Bu aynı zamanda doğayı koruyarak geliştirmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra sanayileşme olması gerekiyor” dedi. Gümüş, tüm bu sorunların çözümü için halkın Yeşil Sol Parti’ye oy vermesini istedi.

AYDIN

#Yeşil #Sol #Parti #Aydında #vekil #hedefliyor

Görgün ailesi İHD’ye başvurdu: Yargısız infaz edildi

Mêrdîn’de ‘PKK’li’ denilerek öldürülen 8 çocuk babası Lokman Görgün’ün ailesi, ‘infaz’ şüphesiyle İHD’ye başvurdu

Mêrdîn’de Omeriya (Ömeryan) bölgesinde bulunan Cinata kırsal mahallesinde 8 Nisan’da HPG’li Musa Kahraman (Xebatkar Bagok) ile birlikte öldürülen 8 çocuk babası Lokman Görgün için ailesi İnsan Hakları Derneği (İHD) Mêrdîn Şubesi’ne başvuruda bulundu.

Kahraman ve Görgün için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda her iki ismin PKK’li olduğunu öne sürerek, 2016’da bir çatışmada hayatını kaybeden 3 polisin failleri olduklarını iddia etti. Ancak öldürülen Görgün’ün 52 yaşında, 8 çocuk babası olduğu ve köyde hayvancılık ile geçimini sürdürdüğü ortaya çıkarken, olayın başından bu yana köylüler ve öldürülen Kahraman ile Görgün’ün aileleri, 2 ismin infaz edilmesinden şüphe ediyor.

Kimse bilgi vermedi

Buna karşı İHD Mêrdîn Şubesi’ne başvuruda bulunan Görgün’ün ailesi başvurularında, Görgün’ün motosikletli bir şekilde ilerlerken kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradığını ifade etti. Başvuruda, “Şu ana kadar ne babamızın kırmızı motoru bize gösterildi, ne de bir delil” denildi. Görgün’ün bir telefon araması sonrası dışarıya çıktığı belirtilen başvuruda, olayın nasıl gerçekleştiği konusunda kimseden bilgi alamadıklarını kaydedildi. Aile, “Herhangi bir örgüte mensup değildi. Kendi halinde yaşayan 8 çocuk babası bir çiftçi, hayvancılıkla uğraşan biriydi. Jandarma tarafından yargısız bir şekilde açılan ateş sonucu öldürüldüğünü düşünüyoruz” denildi.

Aile başvuruda hukuki destek talebinde bulunurken, İHD konuya dair Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli suç duyurusunun yapılacağını bildirdi.

MÊRDÎN

#Görgün #ailesi #İHDye #başvurdu #Yargısız #infaz #edildi

Çandar ‘dekorasyon’ sözlerine açıklık getirdi: Yanlış anlaşılmaya yol açtıysa yanlıştır

Yeşil Sol Parti’nin Amed adayı Çengiz Çandar, ‘dekorasyon’ nitelendirmesine açıklık getirerek, ‘Yanlış anlaşılmaya yol açmışsa o zaman yanlıştır’ dedi

Yeşil Sol Parti’nin Amed adaylarından Cengiz Çandar’ın, Medyascope’tan Ruşen Çakır’a verdiği demeçte, “Gerçekten göz yaşartıcı ve son derece okşayıcı tepkiler geldi. Çünkü nereden baksan, esas bu partiyi taşıyıcı, sosyolojik anlamdaki esas taşıyıcı olan alan Kürt alanından. Türkler yok mu bu partide, birtakım sol kuruluşlar da var. Bunlar biraz dekorasyon gibi. Partiye nereden bakarsanız oy potansiyeli olarak da, söylemi olarak da, geçmişi olarak da, kimliği olarak da Kürt partisi tabii ki’ sözleri tartışmalara neden olmuştu.

Eleştirilere neden olan sözlerine dair Çandar Mezopotamya Ajansı’ndan Azad Altay – Mehmet Güleş’akonuştu. Çandar, sözlerine açıklık getirerek, “O sözlerle gönülleri kırdığımı fark ettim. Sadece HDP’nin kuvvetli bir Kürt temsil yeteneğinin olduğunu altını çizmek için söyledim” dedi.

‘Demokrasi için kazançla göz ardı edildi’

Amed merkez ve ilçelerinde “hayal gücünün üzerinde” bir coşkuyla karşılaştığını belirten Çandar, “Daha önce HDP için Türkiye demokrasisinin başına gelen en güzel olay, Türkiye demokrasisine verilen en büyük hediye nitelendirmesini yapmış birisiyim. Şuradan hareketle bunu söyledim; Türkiye’nin en dinamik, en masum, en çilekeş kesimi olan Kürt halkının enerjisini Türkiye’nin yasal kurumları içerisine taşıyan, Türkiye parlamentosuna en büyük güç olarak giren bir parti. Türkiye demokrasisine bir anlam verdi. Ancak maalesef Türkiye’deki bu zulüm rejimi, bu imkanı HDP’nin yerel yönetimlerine kayyım atayarak, halkın seçilmiş temsilcilerini cezaevlerine koyarak, onların bir kısmının sürgüne gitmesini sağlayarak, onları pisi pisine harcadı. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı hapse göndererek, nice vekili de hapse göndererek, HDP’nin Türkiye demokrasisi için ne kadar önemli bir kazanç olduğunu göz ardı ederek, Türkiye demokrasisini mahvetti bu zulüm yönetimi” diye konuştu.

Yeşil Sol Parti’nin de HDP gibi Türkiye demokrasisi için büyük bir şans olduğunu vurgulayan Çandar, “Türkiye demokrasisinin başına gelebilecek en güzel şeydir. Bunu Amed şehrinin insanlarının gözlerinde, davranışlarında, bizi kucaklayan sevgi davranışlarında gördüm” diye kaydetti.

‘Dekorasyon’ sözlerine açıklık getirdi

Medyascope’a verdiği demeçte kullandığı “dekorasyon” ifadesi üzerine kendisine yöneltilen eleştirilere değinen Çandar, şunları söyledi:

“O eleştirilerde gönülleri kırdığımı, bazı çevreleri incittiğimi fark ettim. Ben orda şunu söylemiştim; ‘HDP’den bahsediyorduk. HDP’nin daha çok bir Kürt partisi olduğunu onayladım. HDP esas olarak bir Kürt partisi izlenimi veriyor. Türk unsurlar -solcusuyla her şeyiyle, kendimi ve Hasan Cemal’i de dahil ederek, biz de etkin olarak Türküz çünkü- dekoratif unsurlardır, unsurlarız’ dedim. Bu HDP’nin, Yeşil Sol Parti’nin bileşenlerini incitmiş. Tepkiye sebep olmuş. Kurumsal olarak onları kastetmedim. Bireylerden söz ettim. Aslında dekoratif olmayı, dekorasyon malzemesi olmayı da kötü anlamda söylemedim. Sadece HDP’nin kuvvetli bir Kürt temsil yeteneğinin olduğunu altını çizmek için söyledim. Zaten kendimi de küçültmek gibi bir niyetim olamazdı.

‘Yanlış olmuş’

Çünkü kendimi de bu dekorasyonun içinde saydım. Dekorasyon, güzelleştiren bir şeydir. Bu HDP’nin temel karekteristik yapısının, omurgasının, güçlü bir Kürt temsiliyeti gerçeğinin olduğunu ortadan kaldırmaz. Ama tabi ki HDP yeni bir kavramsallaşmanın ürünü. Türkiye partisi olma iddiasında. İçinde Türk ve Türkiye temsili bulunmadan ya da çeşitli etnik unsurlar bulunmadan, değişik siyasi ideolojik unsurları içine çekmeden Türkiye partisi olamaz. Dolayısıyla dekorasyon unsuru dediğim unsurlar olmadan da Türkiye partisi olamaz zaten. O bakımdan dekorasyon lafı kötü anlam taşıyan bir yaklaşımla benim tarafımdan ifade edilmedi. Dediğim gibi kendimi de katarak bunu söylüyorum. Kendimi de aşağılamak gibi bir niyetim olamaz. Ama anlıyorum ki bir takım alınmalara ve tepkileri neden olmuş. Bu iyi olmamış, yanlış olmuş. Eğer öyle yanlış anlaşılmaya yol açmışsa o zaman yanlıştır. Ya da bunu daha açıklayıcı bir şekilde açıklayarak kullanmak daha isabetli olurdu. Tekrar altını çizeyim; Bireyler bağlamında onun sözünü ettim.”

‘Dekorasyon değil bileşenlerdir’

Yeşil Sol Parti’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşeni olduğu ve merkezinde bulunduğunu vurgulayan Çandar, “Onları (Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan parti ve örgütler) dekorasyon malzemesi olarak nitelendirmem zaten düşünülemez” diye kaydetti.

İttifakta yer alan parti ve örgütler için dekorasyon nitelendirmesi yapmadığına dikkati çeken Çandar, “Onlar dekorasyon değil, ittifakın bileşenleridir. Bu çerçevede ESP bunlardan en önemlilerden biridir. Dekorasyon sözüm asla oraya gitmez ve öyle anlaşılmamalıdır. Çünkü o partinin bileşeni olan Figen Yüksekdağ, HDP’nin eşbaşkanıydı. Yıllarca haksız ve hukuksuz bir şekilde hapis yatmaktadır. Ben her ağzımı açtığımda, vekil seçilirsek ilk işim Demirtaş, Yüksekdağ ve tüm seçilmişlerin siyasete geri dönmesi için çabalayacağım diyorum” ifadelerini kullandı.

“Bu yanlış anlaşılmayı ortadan kaldıralım” diye belirten Çandar, şöyle devam etti: “Önümüze bakalım. Yeşil Sol Parti olarak, bütün bileşenler olarak, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak, 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye’deki zulüm rejimini alaşağı etmek içi yürüyüşümüze güçlü bir şekilde devam edelim.”

HABER MERKEZİ

#Çandar #dekorasyon #sözlerine #açıklık #getirdi #Yanlış #anlaşılmaya #yol #açtıysa #yanlıştır

Dumlu Cezaevi’nde tutuklulara hava ve ışık dahi yasak!

Erzurum Dumlu 1 ve 2 Nolu cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair konuşan  ÖHD Wan Şube Eşbaşkanı Mehtap Işık, infaz kanunlarına uyulmadığı için suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şubesi, Erzurum Dumlu 1 ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve hukuksuzluklara karşı cezaevi savcısı ile yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunacak. Dumlu Cezaevlerinde tutukluların hava ve ışıkla dahi temaslarının kesilmeye başlanıldığını söyleyen ÖHD Wan Şube Eşbaşkanı Mehtap Işık, ceza infaz kanunlarına uyulmaması nedeniyle ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

 ‘İnfaz yasasına uyulmuyor’

Erzurum Dumlu 1 ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinin yapı olarak “yüksek güvenlikli” olmalarına karşın ne tip cezaevleri olduklarının belli olmadığına dikkat çeken Işık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası dışında süreli hapis cezası alan ve halen yargılanması süren birçok tutuklunun tekli hücrede tutulduğunu söyledi. Cezaevi savcısı ve idari yönetimin ceza infaz yasasına uymadığını ve Adalet Bakanlığı’nın ise ciddi bir denetim yapmaması nedeniyle suç işlediklerinin altınız çizen Işık, yaşanan hukuksuzluklara karşı ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.  Işık, “Bu cezaevlerinde kanunlar çiğnenerek suç işlenmektedir. Suç duyurumuz özellikle, infaz kanununa uyulmamasına yönelik olacaktır” dedi.

 Suç duyurusunda bulunun çağrısı

Tutukluların tekli hücrelerde tutularak tecride tabi tutulduklarını kaydeden Işık, “Şu ana kadar da onlarca kez hazırladığımız raporlarda bu hukuksuzlukları dillendirdik ancak dikkate alınmıyor. Bizler, Dumlu cezaevlerinde tutulan tutukluların aile ve avukatlarını sesleniyoruz; yaşanan hukuksuzluklara karşı suç duyurusunda bulunsun” dedi.

‘Dış dünya ile temasları yok’

Işık, “Dumlu cezaevinde özel politikalar uygulanmakta. Tutuklular günde sadece bir ile bir buçuk saat arasında havalandırmaya çıkabiliyorken, cezaevi idaresi koğuş ve hücre pencerelerini tor teller çekmiş durumda. Bu tutukluların sağlık hakkını ihlal ediyor. Bu tor havanın içeri gelmesini, gelen gün ışıklarını dahi engelleyen bir faktör. Tutuklularla yaptığımız görüşmelerde bu uygulamaya karşı ‘Dış dünya ile temaslarının tamamen koparılmaya çalışıldığını’ ifade ediyorlar. Çünkü ışık ve hava ile dahi temasları kesiliyor bir anlamda” diye konuştu.

 ‘Kendilerini kanun yerine koyuyorlar’

Dumlu Cezaevleri başta olmak üzere tüm cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluklara ilişkin Işık, “Cezaevi mevzuatı bu kadar açıkken, cezaevi yönetiminin bu kanunları uygulamamasının tek açıklaması siyasi saiklerdir. Bu nedenle kendilerini kanun yerine koyuyorlar. Zaten ciddi bir denetim mekanizmasının bulunmaması da herkesin kendi bildiğini okumasına neden oluyor” dedi.

WAN

#Dumlu #Cezaevinde #tutuklulara #hava #ışık #dahi #yasak

Kent yakınına dökülen molozlar hastalık saçıyor

Deprem kentlerinden olan Meletî’de kent yakınına dökülen molozlardan kaynaklı şehir hastalıklara yüz yüze. SES Meletî Şubesi Eşbaşkanı Veysi Apak, özellikle dökülen molozlardaki asbestten kaynaklı ilerde çok ciddi hastalıklar oluşabileceğine dair uyarıda bulundu

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerden etkilenen kentlerden biri olan Meletî’de (Malatya) yerle bir olan binaların enkazları kaldırılmaya devam ediyor. Yıkım ve moloz kaldırma işlemlerinde uygulanan yöntemler, kentin üzerine toz bulutu çökmesine yol açarken, toz bulutu beraberinde hastalıkları getiriyor. Özellikle ortaya çıkabilecek hastalıklara dikkat çekiyor.

Hastalıklar artabilir

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mahmut Altıntaş’a konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Meletî Şubesi Eşbaşkanı Veysi Apak, kentin gelecekte ciddi hastalıklarla yüz yüze kalacağını belirtti.

Molozlar kentin hemen yanına dökülüyor

Bilimsel olmayan yöntemler ile taşınan molozlarında yerleşim yerlerine döküldüğünü kaydeden Apak, “Seçilen merkez Yeşilyurt ilçesindeki mezarlık alanı kentin hemen yanı. Beton ve demir asbest taşımına yol açıyor ve hastalık oluşturuyor” diye konuştu.

Su yok, tuvalet yok, hijyen yok

Toz salınımının yanında çadır kentlerde yaşayan depremzedelerinde hastalıklar ile yüz yüze bırakıldığını belirten Apak, “Kentte 2 aydır temiz su sağlanamadı. Depremzedeler temiz suya ulaşamadıkları için, ciddi oranda temizlik sorunu yaşıyor. Buda hastalıklara yol açıyor. İshal ve mide rahatsızlıkları başını almış gidiyor. Çadır kentlerde ortak kullanılan tuvalet, banyolarda Hepatit, Zatürre ve daha bir çok hastalığa yol açıyor” diyerek uyarıda bulundu.

Aşılar yapılmalı

Meletî’nin gelecekte ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalacağına dikkat çeken Apak, “Aşılama işlemi geciktirilmemeli, derhal yapılmalıdır. Çadır kentlerde kalanlar derhal konteynır kentlere taşınmalı. 70 gün geçti, ancak hala konteynır sorunu çözülmedi” diye konuştu.

MELETÎ

#Kent #yakınına #dökülen #molozlar #hastalık #saçıyor

Jin Dergi ‘İktidarın kadınlara seçim vaadi: Şiddet, katliam, gericilik’ kapağı ile yayında

Her pazar yayımlanan web dergi Jin’in yedinci sayısı ‘İktidarın kadınlara seçim vaadi: Şiddet, katliam, gericilik’ manşetiyle okuyucu ile buluştu

Kadınların her alanda sözlerini söylediği ve söylemekte ısrarcı olduklarını vurguladıkları bir dönemden geçilirken, seçimlere de sayılı günler kaldı. Biz de bu amaçla bu sayımızda iktidarın kurduğu ittifakla kadınlara nasıl bir dünya kurmak istediğine ve kadınların ‘haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz’ ısrarına odaklandık.

Yeni sayıda Nesli Şahiner ‘15 Mayıs’ta şafağın aydınlığına kavuşalım’ başlıklı söyleşiyle yer aldı. Feminist avukat Selin Nakıpoğlu ile yaptığı söyleşi ile14 Mayıs seçiminin önemini ve AKP iktidarının kadın düşmanı ittifaklarını mercek altına alıyor.

ayşe düzkan ise ‘temsilin katmanları’ yazısında meclisteki eşit temsilin önemine değinirken, Ayşe Berktay da ‘Politika’ adlı yazısında politikanın meclisten ibaret olmadığını ihtiyaç olan her alanda olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Yine Oya Açan ‘Saflaşma’ başlıklı yazısında bu seçimde de eşit temsilden uzak bir siyasetin oluşmasını kaleme alırken, Aryana Baran ise ‘Türkiye halkları her şeye rağmen aydınlığa bakıyor’ tüm baskılara rağmen kendine bir yol açan direngen halklara değindi.

Yeni sayıda Selma Güngör de ‘Sağlık İçin Yeterli Tuvalet’ başlıklı yazısında deprem bölgesinde sağlanamayan hijyen koşullarından dolayı oluşan sağlık problemlerini ve çözümlerini kaleme aldı.

Yeni sayıda yer alan başlıklar;

15 Mayıs’ta şafağın aydınlığına kavuşalım / Söyleşi Nesli Şahiner

temsilin katmanları / ayşe düzkan

Politika / Ayşe Berktay

Saflaşma / Oya Açan

Türkiye halkları her şeye rağmen aydınlığa bakıyor / Aryana Baran

Sağlık İçin Yeterli Tuvalet / Selma Güngör

Yeni sayıda yer alan yazıları okumak için tıklayınız.

İSTANBUL

#Jin #Dergi #İktidarın #kadınlara #seçim #vaadi #Şiddet #katliam #gericilik #kapağı #ile #yayında

Pêncwên köylerine SİHA saldırısı: 3 kişi katledildi

Süleymaniye’nin Pêncwên’in köyleri SİHA’larla bombalandı, 3 kişi yaşamını yitirdi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde bulunan Süleymaniye’nin Pêncwên ilçesinin Germkê beldesine bağlı Salyawa, Wiryawa Kani Mîrani ve Babe Ali köyleri SİHA’larla bombalandı. Rojnews’te yer alan habere göre, Türkiye’nin saldırısı sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi 1 kişi de yaralandı. Haberde, SİHA’ların keşif uçuşunun sürdüğü aktarıldı.

HABER MERKEZİ

#Pêncwên #köylerine #SİHA #saldırısı #kişi #katledildi