Ana Sayfa Blog Sayfa 6216

Suç duyurusuna hazırlanan K.B., destek bekliyor

Mersin’de 10 yıl önce, aile içi sistematik cinsel istismara maruz kalan K.B., ağabeyi Eymen B., hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. 2 yıl boyunca ağabeyinin cinsel istismarına maruz kaldığını anlatan K.B., başlayacak davanın onun için tek umut yolu olduğunu söylüyor.

İstismara maruz kaldığı süre içinde, kimseye anlatamadığını ailesinin dahi durumu farkettiğinde kendisini suçladığını ifade eden K.B., “Onlara göre eğer kadınsan hayata 3-0 yenik başlıyorsun” diye konuştu.

Adalet yerini bulursa…

Bütün kadınlardan destek beklediğini söyleyen K.B., “Ben yaşadım ama adalet yerini bulursa başka kadınlar kurtulacaktır. Bu yüzden kadınlar olarak sesimiz göklerde yankı uyandırıp adaleti getirene kadar haykıracağız” şeklinde konuştu. K.B.’nin avukatlığını yapan Eren Keskin ise aile içi cinsel istismar ve ensestin ağırlaştırılmış suça girdiğini vurguluyor. K.B.’nin ancak koruma altına alındığında yaşadıklarını anlatabildiğini söyleyen Keskin şöyle devam ediyor: “Saldırgan sadece K.B.’ye değil K.B.’nin yeğenine de saldırılarda bulunmuş. Bu tür insanların her an yeni saldırılarda bulunması söz konusu. O nedenle bu gibi dosyalarda tutuklama şart. Önümüzdeki hafta suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

Medine Mamedoğlu/Mersin-Jinha

Kadın kurumları bir bir kapatılıyor

Dêrik Belediyesi’ne atanan kayyumun ardından Kadın Evi kapatılarak, Kadın Evi çalışanı Yüzal da görevden alındı. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nden Erozan, Kürdistan’daki kadın kurumları ile birlikte çalışma yürüttüklerini ve ‘kayyumların yalnızca Kürt kadınlarının sorunu olmadığını’ söylüyor

Halk iradesi ile seçilen DBP’li belediye başkanlarını görevden alarak yerine atanan kayyumların ilk icraatları kadın çalışmaları yürüten kurumların kapısına kilit vurmak. El konulan kadın kurumlarında başvurucu kadınların bilgilerinin bulunduğu dosyalara el konulması ise kadınların can güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesi ile büyük tepki toplamıştı.

Mêrdîn’in (Mardin) Dêrik ilçesinde de Kadın Evi ve Kültür Merkezi kayyum tarafından kapısına kilit vurulan yerlerden biri. Kadın Evi, cins bilinci, hukuk, sağlık ve psikolojik destek alanlarında ilçede bulunan kadınlara hizmet veriyordu.

İşlevsiz hale geldi

Kayyumla birlikte görevine son verilen Kadın Ev eski sağlık birimi çalışanı Gülseren Yüzal, Kadın Evi’nin kuşatma altına alınması ile birlikte baskı altına alınan kadınların kurslara gelmemeye başladığını ifade etti. Yüzal, polis ablukası ile birlikte işlevsizleştirilen Kadın Evi’nin eylül ayının sona ermesi ile birlikte kapatıldığını, kendisinin de hiçbir gerekçe gösterilmeden görevine son verildiğini aktardı.

Kültür evi de kapatıldı

Kayyumun Kadın Evi’ni kapattıktan sonra diğer biri hedefi Kültür Merkezi olurken Yüzal, Kültür Merkezi’nin de Kadın Evi gibi bilinçli hedef alındığını söyledi. Yüzal, “Kayyum, Kadın Evi ve Kültür Merkezi’ni kapatma yoluyla Kürt çocuklarını asimile ederek Kürt kimliğine saldırırken, Kadın Evini de özgür kadın bilincinin gelişmesini engellemek için kapatmıştır” dedi.

İşten atamadıklarına mobing

Kadın Evi’nde biri sosyolog olmak üzere iki kadın çalışanın da görev yerlerinin değiştirildiğini söyleyen Yüzal, arkadaşlarının da Belediye binasında bir göreve getirildiğini ve baskı altında olduklarını ifade etti. İşten atamadıkları çalışanlara mobbing uygulandığını aktaran Yüzal, şöyle devam etti: “Birçok arkadaşımız sözlü tacize, şiddete maruz kalıyor, işi bırakmaya zorlanıyorlar, arkadaşlarımıza hakaret ediyorlar.”

Sedat Sur / Mêrdîn-Anf

‘Kadın lehine adalet Rojava’da vücut buluyor’

Türkiye’de kadın katillerine karşı izlenen ‘cezasızlık’ politikasına karşın Rojava’da Halk Mahkemeleri’nin kadın lehine aldığı kararlar, Türkiyeli hukuçular tarafından ‘Erkek adalet değil kadın lehine dönüşen bir adalet Rojava’da vücut bulmuştur’ sözleri ile yorumlanıyor

Yargıda kadın katillerinin ‘iyi hal’, ‘haksız tahrik’ gerekçeleriyle ceza inridimine tabi tutulması, kadın örgütleri tarafından ‘katilleri cesaretlendiriyor’ denilerek büyük tepki toplarken, Rojava’da ise Halk Mahkemeleri’nin kadın katillerine verdiği cezalar ve kadını haklarını esas alan yasaları ilgi çekiyor. Son olarak Cizîrê Kantonu’na bağlı Qamişlo kentinde iki ayrı davada kadın katili erkekler, hiçbir indirim uygulanmadan müebbet hapis cezasına mahkum edildi.

‘Umut verici’

Türkiyeli kadın hukukçular, Türkiye’de kadın katillerini cesaretlendirici cezalara karşı Rojava hukuk sisteminin model olabileceğini söylüyor. Avukat Diren Cevahir Şen, Türkiye’de kadına yönelik şiddette cezasızlığın açık şekilde yaşandığını belirterek, Qamişlo’da yaşanan durumun umut verici olduğunun altını çiziyor.

Halk yargılaması caydırıcı

Türkiye’de üç kişilik heyetler önünde yapılan yargılamaların doğurduğu sonuçlara da dikkat çeken Şen, “Şiddete maruz bırakılıp kendini savunan kadın, hiçbir indirim alamazken; erkeklerin nasıl indirimler aldığını görüyoruz” diyor. “Halkın önünde yargılamaların yapılması bizim mücadelesini verdiğimiz durumu yaratmaya en yakın uygulamadır” ifadesini kullanan Şen, ayrıca halk önünde yapılan yargılamaların kadına yönelik şiddet açısından caydırıcılığına da dikkat çekiyor. Şen, “Halkın önünde hesap vermek ile devletin mahkemelerinde hesap vermek arasında fark var” diyor.

‘Bu sistemi oluşturmalıyız’

Avukat Dilan Kunt Alan ise; Türkiye’deki kadına dönük tüm yasaların eril bir dille hazırlandığına dikkat çekerek, kanun uygulayıcılarının da önlerine konulan maddeleri tereddütsüz bir şekilde uyguladığına dikkat çekiyor. Rojava Halk Mahkemeleri’nin karar ve uygulamalarının kadınlar açısından heyecan vercici olduğunu söyleyen Alan, “Feminist örgütlerle birlikte ve yereldeki belediyelerle bu sistemin oluşması adına bir arayış içerisinde olmalıyız” diyor.

‘Örnek teşkil ediyor’

Avukat Songül Yıldız da, Qamişlo’da kadın beyanını esas alınması ve yargılamada halkın yer almasının önemli olduğuna vurgu yapıyor. Qamişlo’daki sistemin Türkiye’de de hayata geçmesi için mücadele ettiklerini söyleyen Yıldız, kadın bakış açısını barındıran yargı mekanizmalarının oluşması gerektiğini söylüyor. Rojava’da gelişen kadın devrimi ile birlikte kadın bakışı ile hazırlanan yasaların yaşama geçtiğini hatırlatan Yıldız, bunun ‘tüm dünyaya örnek teşkil ettiğini’ söylüyor. Yıldız, “Erkek adaletin değil kadın lehine dönüşen bir adaletin sağlanması Rojava’da vücut bulmuştur” diyor.

Beritan Elyakut/Jinha

Bu kez de silahlanma çağrısı yaptılar

Sık sık ırkçı saldırıların faili olarak gündeme gelen Osmanlı Ocakları, sosyal medya üzerinden ‘silahlanın’ çağrısı yaptı 

Türkiye metropollerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kürt yurttaşlara yönelik organize bir şekilde gerçekleştirilen saldırıların faili olarak sık sık gündeme gelen Osmanlı Ocakları, sosyal medya üzerinden “silahlanın” çağrısı yaptı.

Osmanlı Ocakları 1453 Genel Başkanı ve Ümmet Ocakları kurucu Genel Başkanı Emin Canpolat, kendi Twitter hesabından “Bizimle hareket eden tüm kardeşlerimize duyurumuzdur. Vatan için Bayrak için Erdoğan için silahlanın” şeklinde çağrı yaparken, çağrının ardından yine sosyal medyada “#AkSilahlanma” hashtagine bu yönde gelen mesajlar dikkat çekti.

Yurttaşlar zorla çadırlardan çıkarılıyor

222 gündür ‘sokağa çıkma yasağının’ sürdüğü Şirnex’te valilik, yeni yasaklar ilan ederken, evleri yıkılan ve talan edilen yurttaşlar yaşadıkları çadırlardan zorla çıkarılmaya çalışılıyor

14 Mart tarihinden bu yana kuşatma altında olan ve “sokağa çıkma yasağının” sürdüğü Şirnex’te (Şırnak) yıkım devam ediyor. Kentte yasak sürmesine rağmen valilik, basın toplantısı, açık yer toplantısı, stant kurma, imza kampanyası, bildiri dağıtma, pankart asma, çadır kurma, oturma eylemi gibi etkinlikleri yasakladı.

3 gün süre

Ardından topraklarını terk etmemek için çadırlarda yaşayan halk polisler tarafından tehdit edildi. Bugün Konutlar, Toptepe ve Sanayi bölgesine kurulan çadırlara baskın düzenleyen özel harekat polisleri çadırları dağıtarak, halkın 3 gün içinde çadırları boşaltmasını istedi.

ŞIRNEX / DİHA – JINHA

Welcome to Turkey!*

Avrupa Irkçılık Karşıtları Taban Hareketi (EGAM) ve Avrupa Parlamentosu’ndan oluşan heyet, Türkiye’ye gelir gelmez rutinleşmiş OHAL uygulamalarına maruz kaldı. Amed’e gelmeden önce İstanbul Atatürk Havalimanı’na iniş yapan heyetten İngiltere ve Avrupa Parlamentosu parlamenteri Julie Ward polislerce alıkonuldu. Alıkonulmanın ardından özel eşyalarına el konulan Ward, daha sonra serbest bırakıldı. Amed’e gelen heyet, yerleştikleri otelde de polisler ile karşılaştı. İlk olarak İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’ni ziyaret eden heyet, yapılacak ziyaretlere ilişkin toplantı düzenledi. İHD Amed Şubesi’nde kayıp yakınları ile bir araya gelecek olan heyet, ardından Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) ziyarette bulunacak.

3 gün boyunca temaslar

Heyetin 3 gün boyunca Amed ve Mêrdîn’de (Mardin) temaslarda bulunması bekleniyor. Heyette Fransız parlamenter Hervé Féron, Boşnak parlamenter Dennis Gratz (Bosna) ile Avrupa Parlamentosu üyeleri José Maria Faria (Portekiz), Frank Engel (Lüksemburg), Costas Mavrides (Kıbrıs), Julie Ward (İngiltere) ve Klaus Buchner (Almanya) bulunuyor. Avrupa’daki sivil toplum kuruluşlarından EGAM Başkanı Benjamin Abtan, Memorial İnsan Hakları Örgütü’nden Marina Agaltsova (Rusya), EGAM Koordinatörü Djordje Bojovic (Sırbistan), EGAM Koordinasyonu üyesi Fotoğrafçı Romain Champalaune (Fransa), SOS Racism Yöneticisi Jette Moller (Danimarka), İnsan Hakları Gençlik İnisiyatifi’nden Mario Mazic (Hırvatistan), İvan Novosel (Hırvatistan) ve Albert Selimi (Kosova) de heyette yer alıyor.   *Türkiye’ye hoşgeldiniz. 

AMED / DİHA

Yemen’de üç günlük ateşkes başladı

Yemen’de ilân edilen ateşkes yerel saatle geceyarısına bir dakika kala yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletler’in (BM) arabuluculuğu ile sağlanan ateşkes ilk etapta 72 saat geçerli olacak. Yemen merkezi hükümetiyle isyancı Husiler arasındaki iç savaşta, taraflar ateşkese uyacağını tahahhüt etti. Birleşmiş Milletler Yemen özel temsilcisi İsmail Ould Şeyh Ahmed ateşkese uyulduğu takdirde, uzatılmasının mümkün olacağını söyledi.

Ancak Yemen ordu kaynaklarına dayandırılan haberlerde, gece yarısından kısa bir süre sonra isyancıların Taiz kenti çevresinde ateş açtığı belirtildi. Diğer cephelerde ise durumun sakin olduğu bildirildi.

Yemen’de ateşkese saatler kala  çatışmalar devam ediyordu. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin çarşamba günü başkent Sanaa’da Husi ve müttefiklerine yönelik hava saldırıları düzenlediği haber verildi.

Yemen’de daha önce de ateşkes ilân edilmiş, ancak başarıya ulaşamamıştı. Son olarak BM arabuluculuğu ile nisan ayında sağlanan ateşkes de sıklıkla ihlâl edilmiş, Kuveyt’te yürütülen barış görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Barış görüşmelerine başlama umudu

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, üç günlük ateşkes ile sivil halka insani yardımın ulaştırılabilmesini ümit ettiğini açıkladı. Mogherini Brüksel’de yaptığı yazılı açıklamada, bu ateşkesin BM arabuluculuğunda barış görüşmelerine yeniden başlanması için bir adım olabileceğini belirtti.

Arap Yarımadası’ndaki en yoksul ülkelerden olan Yemen’de 2014 yılından bu yana Sünni Devlet Başkanı Abdurabbu Mansur El Hadi’ye bağlı hükümet birlikleri, İran tarafından desteklenen ve eski Devlet Başkanı Ali Abdallah Salih’e bağlı olan Şii Husi milislerle çatışıyor. Sünni yönetime destek veren Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyon güçleri ise 2015 yılının mart ayından bu yana ülkede Husi hedeflerine hava saldırıları düzenliyor. Sivil halkın büyük zarar gördüğü savaşta, BM verilerine göre 2015’in mart ayından bu yana 4 bin kişi öldü, 7 binden fazla kişi de yaralandı.

© Deutsche Welle Türkçe

 

dpa, JD/BD

 

YPG: Hava harekatında 10 militan öldü

Önerdiğimiz linkler Türk jetleri YPG hedeflerini vurdu

Suriyeli Kürt milislerin üst düzey komutanlarından biri, Türk jetlerinin Halep’in kuzeyine hava harekâtı düzenlediğini doğruladı. Ancak hava harekâtında 200’e yakın PYD/YPG üyesinin öldürüldüğü yönündeki haberleri reddetti.

YPG komutanlarından Mahmud Barkhadan, AP ajansına yaptığı açıklamada, “çarşamba erken saatlerden bu yana Türk tanklarının Kürtlerin öncülüğündeki güçleri vurduğunu” söyledi. Jetlerin de operasyona gece katıldığını ve bölgeyi vurmaya devam ettiğini belirtti.

Barkhadan, şu ana dek 30’dan fazla hava saldırısı düzenlendiğini, 10 militanın öldüğünü, 20’sinin de yaralandığını kaydetti. Ancak sivil kayıplar hakkında bir açıklama yapılmadı.

“Türkiye’nin çatışmayı Türk-Kürt savaşına dönüştürerek IŞİD militanlarına yardım ettiği” suçlamasında bulunan Barkhadan, “Geri dönmeyeceğiz. DAEŞ ile savaşıyoruz. Bizi neden vuruyorlar?” dedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü ise Türk hava saldırılarında en az 11 kişinin öldüğünü, 24 kişinin yaralandığını duyurdu.

Ölenlerin YPG’nin de dahil olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üyesi olduğu bildirildi.

TSK: 160-200 PYD unsuru etkisiz hale getirildi

Anadolu Ajansı, Türk jetlerinin Halep kentinin kuzeyinde, ABD tarafından desteklenen Suriyeli Kürt militanları vurduğunu duyurmuştu.

TSK’dan operasyona ilişkin yapılan açıklamada “PYD/YPG terör örgütü unsurlarının bulunduğu tespit edilen Maarrat Umm Hawsh bölgesine hava harekâtı düzenlendiği” bildirilmişti.

Açıklamada “Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından, PYD/PKK’nın yeni kontrol altına aldığı bölgede bulunan 18 hedefe 26 bomba atılmış, PYD/PKK unsurlarınca karargâh, toplanma/barınma ve silah/mühimmat deposu olarak kullanılan dokuz bina, bir zırhlı araç ikisi silahlı dört araç imha edilmiştir. Harekât sonucunda yaklaşık 160-200 PYD/PKK’lı unsurun etkisiz hale getirildiği kıymetlendirilmektedir” ifadeleri yer almıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AP/BS/GA

BM sivilleri Halep’ten çıkarmak istiyor

 

Halep’te belirli saatler için anlaşılan ancak yer yer ihlal edilen ateşkesboyunca, bölgede sıkışıp kalan sivillerin tahliye edilmesi planlanıyor. Cuma günü öncelikle yaralıların ve hastaların isyancıların kontrolündeki bölgeden çıkarılmak istendiği açıklandı. BM’nin İnsani Yardımdan Sorumlu Özel Temsilcisi Jan Egeland, Cenevre de yaptığı açıklamada çatışan tarafların yardım çalışanlarının güvenliğini sağlayacağını taahhüt ettiklerini kaydetti.

Egeland açıklamasında, cuma günü hasta ve yaralıların tahliyesine başlamayı umduklarını, Rusya ve Suriye’nin yanı sıra Suriye ordusuna karşı savaşan isyancı grupların da yardım çalışanlarının güvenliğine dair güvence sunduklarını kaydetti. BM’nin İnsani Yardımdan Sorumlu Özel Temsilcisi Jan Egeland aynı zamanda, yüzlerce kişinin tahliyesinin kentin mevcut durumu nedeniyle tehlikeli olabileceğini ve her zaman bir şeylerin ters gitme ihtimalinin de bulunduğunu sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler ayrıca Rusya ve Suriye’nin ateşkesin cumartesi gününe kadar uzatılması konusunda mutabık kaldıklarını duyurdu. Perşembe günü ateşkesin başlamasına karşın, silah seslerinin gelmeye devam ettiği bildiriliyor.

Suriye haber ajansı Sana, ordu kaynaklarına dayandırdığı haberinde perşembe sabahı başlayan ve 11 saat süreceği belirtilen ateşkesin Cuma ve Cumartesi günü de uygulanacağını bildirdi. Birleşmiş Milletler ateşkesi insani yardım ulaştırmak için kullanmayı hedefliyor. BM, ateşkesin pazartesiye kadar uzatılacağını umud ettiklerini belirtti.

Halep

Moskova: Teröristlere hazırlık imkânı doğuyor

Rusya, ateşkesin pazartesiye kadar uzatılması konusunda henüz açıklama yapmadı. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov Moskova’da yaptığı açıklamada “ateşkes ile teröristlerin yeni saldırılar düzenlemesi için hazırlık fırsatı oluştuğunu ve böyle bir durumda insani yardım arası vermenin mümkün olamayacağını” belirtti.

2011 yılında başlayan iç savaştan bu yana Halep son aylarda en ağır çatışmalara sahne oluyor. İsyancı gruplar tarafından kontrol edilen kentin doğusunda yaklaşık 250 bin kişinin yaşadığı belirtiliyor. 

Öte yandan Rusya’nın Suriye politikaları bugün AB devlet ve hükümet başkanlarının da gündemindeydi. İki gün sürecek AB Zirvesi’nin kapanış bildirisinin ilk gün taslağında, Halep’in kuzeyindeki “zulmün” devam etmesi halinde Esad rejimini destekleyenlere yönelik yaptımlar uygulanabileceğine yer verildi. Taslakta Suriye rejiminin müttefiki Rusya da Halep’teki sivillerin ölümünden sorumlu tutuluyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AFP/dpa/GA/MK

ÖSO-YPG çatışması savaşın habercisi mi?

Önerdiğimiz linkler Türk jetleri YPG hedeflerini vurdu YPG: Hava harekatında 10 militan öldü

AP haber ajansına konuşan YPG komutanı, TSK’nın hava saldırısında açıklananın aksine 10 militanın öldüğünü belirtti. Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü de TSK hava saldırılarında 11 kişinin öldüğünü açıkladı. (20.10.2016)

16 Ekim günü Dabık’ın Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından kontrol edilmesi Fırat Kalkanı Operasyonu’nda yeni bir evrenin başlamasına neden oldu. Türkiye, Cerablus-Çobanbey hattının birleşmesinden sonra yeni hedefin IŞİD’in El Bab’dan çıkarılması olduğunu ilan etmişti. Ancak hem IŞİD militanlarının savaşma iradesinin kırılması hem de ÖSO’nun gerisinde saldırıya açık hatlar bırakmadan ilerleyebilmesi için IŞİD’in Dabık ve civarından çıkarılması gerekiyordu.

ÖSO, günlerce süren hazırlıklardan sonra Dabık ve civarı kontrol altına aldı. Bu gelişmeyle birlikte aslında operasyonun ilk günlerine geri dönüldü. Hatırlanabileceği gibi IŞİD’in Cerablus’tan çıkarılmasından hemen sonra ÖSO güneye, YPG kuzeye ilerlemiş ve taraflar karşı karşıya gelmişti. İlk günlerde ÖSO neredeyse IŞİD kadar YPG’den de toprak kazanmıştı. Sonrasında ABD’nin yoğun baskısıyla bir çatışmazlık durumu oluşmuştu.

Aynı senaryo

Bugün aynı senaryo Marea’nın güneyinde tekrar yaşanıyor. ÖSO’nun Dabık’ı alması iki gelişmeyi tetikledi: Birincisi, YPG, ÖSO’nun El Bab’a ulaşmasından önce bu kasabaya gelerek iki ayrı Kürt bölgesini birleştirmek istedi. Bunun için bir aydır göreli yavaş ilerleyen operasyonunu aniden hızlandırdı. İkincisi, YPG’nin bu hamlesini öngören ÖSO, YPG’nin önünü kesmek için IŞİD’in elindeki yerleri ele geçirdi. Yani süreç aynı Cerablus’un güneyindeki gibi IŞİD’in elindeki alanların ele geçirilmesiyle başladı. Fakat bu sefer iki taraf da hazırlıklıydı ve aslında karşılaşmayı planlıyorlardı.

Tel Abyad’daki YPG güçleri

ÖSO, YPG’nin bölgenin en stratejik yerlerinden birisi olan Tel Rıfat’ı askeri bölge ilan etti. Bu Suriye’deki iç savaş şartları düşünüldüğünde operasyonun başlayacağı anlamına geliyor. YPG de ÖSO’nun bulunduğu bölgeyi bombaladı. Çatışma bu şekilde küçük ama kritik hamlelerle ilerlerken Türk Hava Kuvvetleri YPG’nin ilerlediği hatların gerisi vurarak stratejik bir karşılık verdi. Böylece genişleme ihtimali son derece yüksek yeni bir çatışma süreci ortaya çıktı.

Çatışmanın Dinamikleri

ÖSO ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmayı tetikleyen ana dinamikler şöyle sıralanabilir:

Operasyonun Stratejik Hedefleri: YPG Fırat Kalkanı Operasyonu’nun beyni ve kalbi Türkiye’dir. Türkiye baştan itibaren bu operasyonun hedefinin bölgedeki tüm terör örgütleri olduğunu ilan etmişti. Türkiye’nin YPG’yi terör örgütü olarak kabul ettiği de açık. Bu nedenle, eninde sonunda Türkiye’nin YPG’yi vuracağı biliniyordu.

Türk-Amerikan ilişkilerinde Irak ve Suriye kaynaklı tıkanıklık: Operasyon başladığında ABD, YPG’nin Fırat’ın batısında bulunmayacağını söyledi. Oysa geçen süre zarfında ne YPG Minbiç’ten çıktı ne de Afrin’den gelen gruplar operasyonlarını durdurdu. Üstelik ABD Başkanlık seçimi tartışmalarında Suriye Kürtleri’nin IŞİD’e karşı desteklenmesi retoriği çerçevesinde YPG’nin öneminin arttığı görüldü. Dolayısıyla şu anda ABD’nin YPG’ye desteği durdurması beklenmiyor. Dahası, Türkiye’nin Irak’ta ısrarla dahil olmak istediği Musul Operasyonu’na katılamadığı görülüyor. Türkiye, bu süreçten birinci derecede Irak hükümetini sorumlu tutuyor olsa da; karar vericilerin demeçleri ABD’nin de sorumlu tutulduğunu gösteriyor.

Dabık’taki Özgür Suriye Ordusu

Zamanlama: ABD ve müttefikleri için en azından şu anda Irak, Suriye’den daha önemli hale gelmiş durumda. Bu Rakka’nın önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. Fakat, Musul tüm diğer konuların önüne geçti. Böyle bir ortamda ÖSO’nun ilerlemesinden hoşlanmasa dahi YPG’ye gidebilecek yardım daha sınırlı.

Kantonların Birleşmesi: Çatışmanın yaşandığı bölge incelenirse son derece dar bir alanda ne kadar önemli bir sürece girildiği anlaşılır. YPG’nin El Bab’a ilerlemesi kesintisiz bir bölge oluşturması için yapabileceği tek stratejik hamle. ÖSO’nun Tel Rıfat’a girmesi ise bu bölgeyi tamamen bir hayale dönüştürür. Yani, çatışma sadece Bab’ın kimin denetimine gireceğiyle değil Suriye’nin kuzeyindeki stratejik dengeyle ilişkili.

Çatışma’nın Genişlemesi Mümkün mü?

Bu konu tamamen ABD’nin vereceği tepkiye bağlı. ABD çatışmayı durdurmak için ciddi bir siyasi, diplomatik ve hatta üstü kapalı bir askeri baskı uygulamazsa, yani “yanlışlıkla” ÖSO’yu vurmaz ya da kendisine yakın grupların operasyondan çekilmesi için baskı yapmazsa, çatışma diğer alanlara da genişleyebilir. Atme civarındaki gelişmeler çatışmanın Afrin’e kadar yayılabileceğini gösteriyor. Bu durumda Suriye’nin kuzeyinde uzun süreli yeni bir cephenin açılması mümkün olur. Hatta TSK’nın hava operasyonundan sonra PKK Türkiye’de ses getirecek bir terör eylemine dahi kalkışabilir.

YPG’nin geri adım atması durumda ise geçici bir süre çatışmasızlık tesis edilebilir. Ancak şu ya da bu şekilde gelecekte ÖSO ile YPG arasındaki çatışma kaçınılmaz görünüyor.

Suriye’de grupların hangi bölgeyi kontrol ettiğine dair haritalar günlük olarak değişiyor. ABD Başkanlık seçimine; Rusya ve Suriye Halep merkeze; IŞİD Musul’da ayakta kalmaya odaklanmışken, incelediğimiz hatta çatışma yaşanması sürpriz olarak kabul edilmemeli. Üstelik IŞİD’in Musul’dan çıkarılması bu örgütü tamamen bitirmeyecek ve gücünü tekrar Suriye’de toplaması pek çok dengeyi değiştirebilir. Bunun öncesinde Suriye’de yeni çatışma ihtimalleri dikkate alınmalıdır.

© Deutsche Welle Türkçe

Serhat Erkmen

Doç. Dr. Serhat Erkmen Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı’dır.