Ana Sayfa Blog Sayfa 6219

CHP’li vekillerden Grammeşin’in ailesine ziyaret

HABER MERKEZİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok Akatlı ile Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, geçen yıl Kadıköy’de kadına yönelik tacizi engellemek isterken bir çetenin saldırısı sonucu yaşamını yitiren ÖDP ve Birleşik Haziran Hareketi üyesi öğretmen Bahadır Grammeşin’in ailesini ziyaret etti.

Anne Fatma Grammeşin ve baba Arif Grammeşin’i evlerinde ziyaret eden CHP’li vekiller, İstanbul’da görülen davanın takipçisi olduklarını, bundan sonraki süreci de yakından takip etmeye devam edeceklerini belirttiler. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Bizim medeniyetimizde bizim millet ve medeniyet ruhumuzda esnaf sanatkar gerektiğinde askerdir, alperendir” ifadelerini hatırlatan Altıok ve Erkek, bu anlayışa karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Bahadır Grammeşin, 9 Mayıs 2015’te Kadıköy’de öldürülmüştü. İstanbul Anadolu Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada bugüne kadar 6 duruşma geride kaldı. Dava kapsamında 5 çete üyesi tutuklu bulunuyor.

Kılıçdaroğlu’ndan Musul açıklaması: Her şeyi berbat etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Trakya Tarımının Sorunları ve CHP’nin Çözümleri” toplantısında konuştu.

Vatandaşın sorunlarının çözüm yerinin siyaset kurumu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Siyaseti kim iktidara getirecek, demokratik yollardan vatandaşlar. Çözmezse sorunu, değiştireceksiniz, bu kadar basit. Hem ağlayacaksınız, hem oy vereceksiniz. Kusura bakmayın ama ağlamaya o zaman kimsenin hakkını yok. Ağlıyorsan gereğini yapacaksın” dedi.

“GÜNAYDIN BEYEFENDİ YENİ Mİ UYANDINIZ”

CHP’nin seçim vaatlerini dile getirirken, “parayı nereden bulacaksınız” diye sorulduğunu ancak daha sonra bu vaatlerin AK Parti tarafından kullandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Demek ki CHP kılı kırk yararak hesabını yapmış. Şimdi diyor ki ‘mazotun fiyatını yarıya indireceğiz’. Ben de diyorum ki günaydın, deme ki indirilebilirmiş, demek ki yata nasıl ÖTV’siz, KDV’siz mazot veriyorsan, çiftçiye de verebilirsin. Peki 14 yıl sonra muhalefet söyleyince mi uyandın? Evet, o zaman uyandılar” diye konuştu. Başbakan Binali Yıldırım tarafından açıklanan tarımda havza modeline işaret eden Kılıçdaroğlu, “Günaydın beyefendi. Yıllardır söylüyoruz, yeni mi uyandınız?” dedi.

“ULUSLARARASI TEKELLERE TESLİM OLAN BİR SİYASİ İRADE”

Kılıçdaroğlu, Hollanda’nın Konya’dan küçük olmasına karşın, Türkiye’den daha fazla tarım ürünü ihraç ettiğini belirtirken, “Devasa Türkiye tarım kıskacı içine girmiş. Tütün bitti. Pamuğumuz vardı, Yunanistan’dan pamuk ithal ediyoruz. Bu ayıp kimin? Ülkeyi yönetenlerin ayıbı” dedi.

Tarımda aile işletmeciliğinin öldürüldüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu bir bilinçli politika çünkü uluslararası tekellere meydan açmak istiyorlar. Biz uluslararası tekellere başkaldıracağımıza, uluslararası tekellere teslim olan bir siyasi irade var. Bu irade olduğu sürece Türk tarımı büyüyemez, gelişemez” diye konuştu.

“FETÖ’CÜ’ İLAN EDERLER Mİ?’ DİYE KORKUYORLAR”

Tarım Kanunu’nda milli gelirin en az yüzde 1’i oranında tarıma destek verilmesinin düzenlendiğini, ancak bunun uygulanmadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Ziraat odalarına dedim ki, yüzde 1 teşvik sizin hakkınız, kanun bunu öngörmüş. Yüzde 1 size verilmiyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini dava edin, Tarım Bakanlığı’nı dava edin, hakkınızı isteyin. Dava eden var mı, yok. Korkuyorlar, ‘dava edersem beni de Silivri’ye alırlar mı, hapse atarlar mı’, eskiden ‘Ergenekoncu’ydu, şimdi de ‘FETÖ’cü ilan ederler mi?’. Böyle bir devlet anlayışı olmaz” dedi.

“ÖNLEM ALINMAZSA TARIMI VE ÇİFTÇİYİ HEP BERABER YOK EDECEĞİZ”

Kanuna göre 24 milyar lira olarak verilmesi gereken teşvikin en fazla 12 milyar lirayı bulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Parlamentonun size öngördüğü bir teşviki bir siyasi iktidar vermiyorsa ve yasayı açıkça çiğniyorsa size düşen tek görev var, ‘sen bana yasal hakkımı vermedin, kusura bakma ben seni değiştireceğim’ demen lazım. Bunu derseniz bu ülkede demokrasi var, anlamına gelir. Bunu demezseniz, ‘sırtımıza bindiler bizi eziyorlar, ben ezilmeye mahkumum’ diyeceksiniz o zaman” ifadelerini kullandı.

İktidar partisinin tarım politikasının olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, “Bir politika var, ‘Türk tarımını ben nasıl uluslararası tekellere teslim ederim’. Göreceksiniz, eğer önlem alınmazsa, önümüzdeki süreç içinde tarımı ve çiftçiyi hep beraber yok edeceğiz” dedi.

“SANA ZATEN BU ÜLKE EN ÖNEMLİ KOLTUĞU VERMİŞ, DAHA NE İSTİYORSUN”

Dünyanın en pahalı mazotunun, ilacının, gübresinin Türk çiftçisine satıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Yeni bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var. Eskileri bırakalım. Bu memleketin her şeyden önce üretim ve huzura ihtiyacı var. Memleketin bu kadar derdi var, terör almış başını gidiyor, yurt dışında tanklarımız var, işsizlik almış başını gidiyor, bir kişinin özel bir derdi var, ‘benim koltuğum ne olacak’ diyor. Sen çiftçinin, esnafın, sanayicinin, ihracatçının, işsizin derdini dinledin mi, oğlunu askere gönderen annenin sesini duydun mu, duymadın, görmedin. ‘Koltuk istiyorum ben’… Sana zaten bu ülke en önemli koltuğu vermiş, daha ne istiyorsun kardeşim” diye konuştu.

“YAPTIĞI AÇIKLAMA HER ŞEYİ BERBAT ETTİ”

Dış politikanın bugün tarıma ve ekonomiye nasıl darbe vurduğunun hep birlikte görüldüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti.

“Dış politika milli olmak zorundadır. Yani iktidar ve muhalefetin beraber karar aldığı bir alandır. Dış politikada konuşurken gırtlağınızda dokuz boğum olduğunu düşüneceksiniz. İç politikadaki gibi asıp gürleyemezsiniz. Daha dikkatli, daha özenli konuşacaksınız.

Başika’da askerlerimiz var. Niye gittik oraya, IŞİD terör örgütüyle mücadele etmek için gittik. Etmeli miyiz, evet etmeliyiz. Ama bir kişinin kalkıp Dubai televizyonuna yaptığı bir açıklama her şeyi berbat etti. Mezhep endeksli bir dış politikanın çağrısını yaptı. Ne oldu, Irak Başbakanı dedi ki, ‘bizim topraklarımızı terk edin’, ağır bir şekilde.

Irak hükümetine gayet açık, net bir çağrı yaptık, ‘biz Irak halkının güvenliği ve IŞİD terör örgütünden Irak’ı kurtarmak için oradayız. Irak’ın toprak bütünlüğün saygılıyız’. Ama birileri böyle konuşmuyor.”

“TÜRKİYE MASANIN DIŞINDA, AĞIRIMA GİDİYOR”

Kılıçdaroğlu, Musul operasyonuna ilişkin ise, “Musul operasyonu başladı. Türkiye masanın dışında, niye masanın dışında? Benim komşum, niye masanın dışında. Benim ağırıma gidiyor. Ben kendi ülkemin çıkarlarını savunmak ve korumak zorundayım. Ama bu dış politika Türkiye’yi felakete sürüklüyor. Yanlış bir politika izliyoruz. Mısır’la kavga ettik, Mısır Ro-Ro seferlerini iptal etti. TIR’larımız Mısır’a gidemiyor. Kim zarar gördü? Beyefendi yine koltuğunda oturuyor, yine esip gürlüyor. Gidin TIR şoförlerine, ihracatçılara bir sorun bakalım, bu işin sorumlusu kim? CHP olarak biz, Mısır’a eski iki büyükelçimizi gönderdik, Mısır’la Türkiye arasındaki ilişkilerin düzelmesi gerektiğini ifade ettik. Biz düzeltmeye onlar bozmaya çalışıyor. Bu yapı en tehlikeli yapıdır, bu anlayış en tehlikeli anlayıştır. Dünyanın her tarafından kapının önüne bırakılan bir Türkiye var şu anda” diye konuştu.

(ANKA)

Gaziantep’te Canlı Bomba Operasyonunda Patlama

Polisin daha önce takibe aldığı 500 Evler Mahallesindeki hücre evine bugün öğle saatlerinde operasyon düzenlendi. Evi saran Terörle Mücadele ve İstihbarat Şubeleri ekipleri eve girmeye hazırlanırken, patlama meydana geldi. İçeride bulunan canlı bomba kendini patlattı.

Patlamanın etkisiyle ortalık savaş alanına döndü. İlk belirlemelere göre aralarında sivillerin de bulunduğu 11 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan polislerden 3’ü hayatını kaybetti. Yaralanan 8 kişiden 4’ünün Suriyeli olduğu açıklandı. Olaydan sonra gözaltına alınanlar olduğu öğrenildi.

Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya da, olay yerine giderek bilgi aldı. Vali Yerlikaya, bir süreden beri Alevi Kültür Derneğine yönelik “canlı bomba” saldırısı yapılacağı ihbarı bulunduğunu, ekiplerin buna yönelik çalışması sırasında IŞİD’in hücre evinin tespit edildiğini söyledi.

Öte yandan patlamanın meydana geldiği evde bulunan bilgisayar kasası ve hard diskler incelenmek üzere Emniyet’e götürüldü.

Köylerinde bile karşılıkları yok

HDP Wan Milletvekili Lezgin Botan, AKP’nin “aşiret liderleri” toplantısına katılan kişilerin aşiret liderleri olmadığını, 1990’larda JİTEM’e çalışan ve korucu olan kişiler olduğunu söyledi. “Kendi köylerinde bile karşılıkları yok” diyen Botan, faili meçhullere zemin hazırlandığını kaydetti.

HDP Wan Milletvekili Lezgin Botan, AKP’nin Wan’daki “aşiret liderleri” toplantısını değerlendirdi. Botan, AKP’nin aşiret lideri olarak gösterdiği kişilerin 1990’lı yıllarda JİTEM’le birlikte çalışan ve korucu olan kişiler olduğunu söyledi. “Korucu ve kontralar aşiret lideri olarak gösteriliyor. Wan’da gördük, ya AKP’li yönetici ya 90’lı yıllarda JİTEM’le birlikte çalışan kontra ya da korucu çıktı” diyen Botan, yıllarca Kürt halkına zülüm eden kontracıların Kürt halkı nezdinde bir karşılığının olmadığını belirtti.

Kendi köylerinde bile karşılıkları yok

Uygulamaları Tansu Çiller dönemine benzeten Botan, “Sözde aşiret lideri olarak gösterilenlerin kendi köylerinde bile karşılıkları yok. Bunlar gerici kişilerdir. Orada kendisini aşiret lideri olarak gösteren hiçbirinin toplumda bir karşılığı yok” dedi.

Savcı Sayan ve İskender Ertuş kimi temsil ediyor?

Ne Savcı Sayan’ın Spikî Aşireti lideri ne İskender Ertuş’un Ertoşî Aşireti lideri ne de diğerlerinin aşiret liderleri olduklarını aktaran Botan, “Savcı Sayan kimi temsil ediyor, İskender Ertuş kimi temsil ediyor? Bu vasıfsız kişileri toplayıp aşiret lideri olarak göstermek bir algı operasyonudur ve Kürtler bunları çok yakından tanıdıkları için bu oyunlara gelmeyecektir” şeklinde konuştu.

‘Faili meçhullerin zemini oluşturuluyor’

AKP’nin aşiret lideri olarak gösterdiği şahısların 90’lı yıllarda kontra faaliyetlerinde bulunduğunu hatırlatan Botan, bugün de Kürt siyasetçilerine ve sivillere yönelik kontra faaliyetlerine zemin oluşturulduğunu kaydetti. Botan, şöyle devam etti: “Bölge halkı bunları tanıyor, Kürt halkı bunları tanıyor. Bu bölgede bir siyasetçiye yapılacak suikast ya da bir sivil yurttaş hedef alınırsa bunlar sorumludur. Şu anda aynı 90’lı yıllarda oluşturulan kontra birlikler gibi yeni kontra gruplar oluşturulmak istenilmekte. Bu kişilerin 90’lı yıllarda yaptığı kirli işlerini bırakmalıdır. Yoksa yarın öbür gün bu ateş herkesi yakacaktır. ”

‘AKP’nin oyunlarına alet olmayın’

Aşiretlere “AKP’nin bu oyununa gelmeyin” çağrısı yapan Botan, şöyle konuştu: “Kimse buna araç olmasın. Bu soykırımlara perde olmasın. AKP’nin operasyonları bitirin çağrısında bulunsunlar. Kayyımlara karşı çağrıda bulunsunlar. Hiçbir ruspî ile alakası olmayan şahıslar sadece iki ihale alacak diye oraya çıkartılmış. Bu aşiretlerin önde gelenleri belli, bunlar ne zamandan beri aşiretleri temsil etmeye başladılar. Hem sözde aşiretleri bir araya getirecek hem de aynı gün Gever’de 4 Kürt gencinin kafasına sıkacaksın. Sözde aşiret lideri ve kontralar Gever’de ve sonrasında işlenen katliamlara ortaktır. AKP’de bu sözde aşiret liderleri üzerinde algı operasyonu yaparak bunun üzerinden Kürtlere saldırılmaya devam ediyor. Belediye eşbaşkanlarını tutukluyor, Kürt gençlerini katlediyor.”

‘Madem barış istiyorsunuz Öcalan’a kulak verin’

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecrittin bir an önce kaldırılması gerektiğine vurgu yapan Botan, barıştan yana olan herkesin Öcalan’ın barış çağrılarına kulak vermesi gerektiğinin altını çizdi. Botan, değerlendirmesini şöyle sonlandırdı: “Tecrit altında olmasına rağmen Sayın Öcalan ‘Projelerimiz hazır, bunu 6 ayda çözebiliriz’ diyor. Ama AKP buna yanaşmıyor. Toplumun bu savaşı bitirecek olsan Sayın Öcalan’a kulak vermesi gerekir. Sözde aşiret liderleri madem barış istiyor; o zaman Sayın Öcalan’ın çağrısına kulak verin.”

(sk-mk/rp)

 

Lozan’da çözüm çıkmadı: ‘İlginç’ teklif El Nusra için mi?

Suriye’de yeni bir ateşkes sağlanması için Lozan’da ABD ve Rusya öncülüğünde yapılan toplantıdan bir sonuç çıkmadı. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, toplantıda ‘ilginç’ teklifler değerlendirdiklerini söyledi

İsviçre’nin Lozan kentinde Suudi Arabistan, İran, Katar, Ürdün, Mısır, Türkiye ve Irak dışişleri bakanları ile Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura katılımıyla, Suriye’de yeni bir ateşkes sağlanması ve siyasi çözümün gelişmesi amacıyla yapılan toplantıda Türkiye’nin El Nusra’nın terör listesinden çıkarılmasını, Suriye’deki varlığının kalıcı ve meşru görülmesini ve Rusya’nın Halep’e yönelik saldırılarını durdurması ve buna karşılık olarak da Nusra’nın Halep’in doğusundan çıkmasını teklif ettiği iddia edildi. Türkiye’nin suriye’de barışçıl siyasi çözümün önünü tıkayan şartlar öne sürdüğü belirtilen toplantıda, Irak’taki TSK askerlerinin kabul edilmesi ve Musul operasyonuna dahil edilmesi için yoğun bir çaba içerisine girdiği ancak Irak, İran ve Rusya’nın buna karşı çıktığı, ABD’nin ise bu kararın Irak merkezi hükümetine ait olduğunu ifade ettiği öğrenildi.

Yeni toplantı yapılacak

Toplantının ardından açıklama yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, toplantıda görüş birliği oluştuğu iddiasında bulunarak, Londra’da yeni bir toplantı yapılacağını söyledi. Çavuşuğlu, “Ateşkesin bir an evvel sağlanması gerekiyor. Şu kararlar alındı, ateşkeste uzlaşma sağlandı gibi bir şey beklenmiyordu zaten. Kesin sonuç çıkmadı ama insani yardım konusunda görüş birliği var. Ateşkes mi önce olsun El Nusra mı önce terk etsin, bu konularda farklı görüşler oldu. Yarın Londra’da yeni bir toplantı yapılacak”dedi.

Lavrov: İlginç teklifleri değerlendirdik

Toplantıda ‘ilginç’ teklifleri değerlendirdiklerini belirten Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, “Taraflar Suriye’de en kısa sürede siyasal sürecin başlamasında yana” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

Kürtçe ve Tahir Elçi tahammülsüzlüğü

İzmir Barosu Genel Kurulu’nda Tahir Elçi’yi andığı Kürtçe konuşması nedeniyle saldırıya maruz kalan ÖHD’li avukat Fatma Demirer, ‘Bir kadının Kürtçe konuşması ve Tahir Elçi’yi anması aynı zamanda da AKP’yi eleştirilmesi onlarda çok büyük rahatsızlık oluşturdu’ dedi

Yaklaşık 7 bin 500 avukatın kayıtlı olduğu İzmir Barosu, yeni yönetimlerini belirlemek ve mesleki sorunlarını tartışmak için dün İzmir Barosu Genel Kurulu’nda bir araya geldi. Celal Atik Spor Salonu’nda devam eden kurulun ilk gününde Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Yöneticisi Avukat Fatma Demirer, Amed’te katledilen eski Baro Başkanı Tahir Elçi’yi andığı Kürtçe konuşması nedeniyle ırkçı avukatların saldırısına maruz kaldı. İzmir Milliyetçi Avukatlar Grubu temsilcisi avukat Yusuf Özmen’in, kürsüden sarf ettiği “Haddinizi bilin burası avukatların kürsüsüdür. Siz kim oluyorsunuz da Tahir Elçi’yi bu kürsüden anarak Kürtçe konuşuyorsunuz. Tahir Elçi kim, avukat mı?” sözlerine avukatlardan tepki geldi.

‘ÖHD’yi hedef aldılar’

Konuşmalarının tamamını Tahir Elçi’ye atfen yaptıklarını ifade eden Av. Fatma Demirer, “Kürtlerin yaşadıkları durumlardan AKP iktidarını eleştiren bir konuşma yaptık. Onun dışında konuşmamı Kürtçe bitirdim. Başarılar diledim. ÖHD’nin bu tavrından rahatsız olduklarını düşünüyorum” diye belirtti. İzmir Milliyetçi Avukatlar Grubu’nun seçime giren gruplardan biri olduğunu ve diğer gruplar gibi kürsüye oy istemek için çıktığını anımsatan Demirer, buna rağmen seçime girmeyen ÖHD’yi hedef alarak konuşma yaptığını kaydetti. Kürsüye çıkanların birçoğunun erkek olduğuna da dikkat çeken Demirer, şunları aktardı: “Kürsüye çıkıp konuşan çoğunluk erkekti. Kadınların sayısı yine azdı. Bir kadının Kürtçe konuşması ve Tahir Elçi’yi anması aynı zamanda da AKP’yi eleştirilmesi onlarda çok büyük rahatsızlık oluşturdu. Aslında bu üçü bir araya gelince bu rahatsızlık oluştu”

Dava açılacak

Son olarak hakaretlere ilişkin dava açacaklarını söyleyen Demirer, “Görüntüleri barodan talep edeceğiz. Diyarbakır Barosu’na da ilettik durumu. Aileden de vekalet alıp konu ile ilgili davamızı açacağız. Diyarbakır Barosu’da bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağını söyledi” şeklinde konuştu.

İZMİR / DİHA

HDP’li kadınlardan Erdoğan’a: Madamlar da kadınlar da yılmadık yılmayacağız

Kadınları ‘Bir adam gibi ölmek var, bir de madam gibi ölmek var. Ölelim ama adam gibi ölelim’ sözleriyle hedef alan Erdoğan’a cevap veren HDP’li kadınlar, Erdoğan’ın kadın düşmanlığının stratejik olduğunu belirterek, ‘Madamlar da, kadınlar da Erdoğan’ın nefret dili ve kadın düşmanı politikaları karşısında asla yılmadık ve de yılmayacağız’ dedi

HDP Kadın Meclisi, HDP Parlamento Kadın Grubu ve HDP İl Örgütleri kadın eşbaşkanları, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Trabzon’da yaptığı konuşmada, “Bir adam gibi ölmek var, bir de madam gibi ölmek var. Ölelim ama adam gibi ölelim” şeklindeki kadınları hedef alan sözlerine ilişkin HDP Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan HDP Parlamento Kadın Grubu Sözcüsü Filiz Kerestecioğlu, Erdoğan’ın başkanlık için seçime gitme niyetini açıkça dillendirmeye başladığını belirterek,”İktidarını yalnız hamaset ve nefretle kuruyan Cumhurbaşkanı, başkanlık hedefi için izleyeceği siyasi stratejinin de cinsiyetçiliği, nefreti kışkırtmak ve ölümü kutsamak olacağını Trabzon’daki konuşmasında ortaya koymuş oldu” dedi. Ölümü ve erkekliği kutsayan bu sözlerin her yaş, sınıf, etnik ve dinden kadının hayatına etki edeceğini ifade eden Kerestecioğlu, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan öncülüğündeki AKP eril zihniyet sistematik bir biçimde kadınlara saldırıp, öldürülmesinin önünü açtığı gibi kadınların ölümünü bile bir aşağılama biçimi olarak yine kadınların huzurunda utanmadan korkmadan söyleyebiliyor” diye konuştu.

‘Özgürlük biz kadınlarla gelecek’

Erdoğan’ın nefret diliyle kadınları hedef aldığını dile getiren Kerestecioğlu, devamında şunları söyledi: “Bizler Cumhurbaşkanı’nın neyi ima ettiğini açıkça ifade etmesini istiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, madam gibi ölmek ne demektir? Nefret diliyle kadınları ve özellikle üzerinde yaşadığımız toprakların kadim halklarından Ermeni, Rum, Yahudi kadınları aşağılayarak, anayasayı çiğnediğinizin farkında mısınız? Halklar inanç ve kültürlere düşmanlığınız gibi kadın düşmanlığınızın da stratejik olduğunun farkındayız. Cumhurbaşkanı ne derse desin, madamlar da, kadınlar da Erdoğan’ın nefret dili ve kadın düşmanı politikaları karşısında asla yılmadık ve de yılmayacağız. OHAL’de de bu halde de özgürlük biz kadınlarla gelecek”

Yaşasın kadın dayanışması

Kerestecioğlu, bu ayrımcı nefret söylemine karşı Türkiye ve dünyadaki tüm kadınlara şu çağrıyı yaptı: “Dünya yüzünde savaşları, kadın cinayetlerini kadınlara yönelik ayrımcılıkları ve nefret dilini ancak hep birlikte durdurabiliriz. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın kadın mücadelesi, jin jiyan azadi”

ANKARA / JINHA

Uca’dan Erdoğan’a: Êzidîleri tehdit etmekten vazgeç!

HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Êzidîlere yönelik sarf ettiği sözlere tepki göstererek, ‘Erdoğan Êzidîleri tehdit etmekten vazgeçmeli’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Feleknas Uca, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Êzidîler için sarf ettiği “Hıristiyan demedik, ayrım yapmadık” sözlerinin Êzidî inancının aşağılanması anlamına geldiğini belirten yazılı bir açıklama yayınladı. Erdoğan’ın daha önce de Êzidîlere yönelik “Yezidi de olsa yine değer veririz” ve “Bunlar ateist, bunlar Zerdüşt” dediğini hatırlatan Uca, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan bütün kimliklere, kültürlere ve dini inançlara eşit mesafede olmalı ve hepsine saygı duymalıdır” dedi.

‘Êzidîlere yardım eden devlet değil’

“Cumhurbaşkanı Erdoğan farklı dini inançlara karşı ayrımcılık yapmaktan vazgeçmelidir” diyen Uca, açıklamada ayrıca Erdoğan’ın, Êzidîlere yönelik “Sizi kamplarda biz besliyoruz, yanlış yapmayın” şeklinde tehdit ettiğini de hatırlattı. Uca IŞİD’in vahşi katliamlarından dolayı Türkiye’ye gelen Êzidîlere de devletin hiçbir şekilde yardım etmediğini, yardım edenin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyeleri olduğunun altını çizdi.

‘Direnmek Êzidîlerin en meşru hakkı’

Êzidî inancının binlerce yıllık tarihi olduğunun da altını çizen Uca, IŞİD vahşetine maruz kaldıkları için Türkiye’ye gelen Êzidîlerin de bu toprakların asıl sahibi olduğu vurgusunu yaptı. Uca, açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Sayın Erdoğan, barbar DAİŞ çetelerine karşı Şengal’de kendi topraklarını koruyan Êzidî halkını tehdit etmekten vazgeçmeli. Êzidîlerin direnişine ve iradesine saygılı olmalıdır. Tarih boyunca dini inançlarından dolayı kin ve nefrete maruz kalıp 73 fermana uğrayan Êzidî toplumuna mensup binlerce kadının hala barbar DAİŞ çetelerinin elinde olduğu bir coğrafyada direnmek Êzidîlerin en meşru ve en doğal hakkıdır. Kimsenin Êzidîlerin bu meşru direnişine saldırmaya hakkı yoktur”

DİHA

DBP Eşbaşkanı’ndan tutuklamalara tepki: Bizi sindiremeyecekler

DBP Dîlok İl Örgütü 4. Olağan Kongresinde konuşan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, son günlerde 2 bin 500 parti üye ve yöneticilerinin tutuklandığı belirterek, ‘Ne kadar üzerimize gelseler de bizi sindiremeyecekler’ dedi

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Dîlok (Antep) İl Örgütü 4. Olağan Kongresi’ni, DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, HDP, SYKP, YSGP, İHD, KESK temsilcilerinin yanı sıra yüzlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirdi. Kongrede konuşan Sebahat Tuncel, ülkede yaşanan savaş politikalarına dikkat çekti. 20 Ağustos’ta Dîlok’ta meydana gelen patlamada yaşamını yitirenleri saygı ile andıklarını belirten Tuncel, Dîlok katliamının, Suruç, Ankara, Amed katliamlarının devamı olduğunu söyledi. Yaşanılan katliamların hepsinin bilinmesine rağmen devletin bu konuda herhangi bir önlem almadığına işaret eden Tuncel, “Eğer önceki katliamların sorumluları bulunsaydı bugün katliamlar yaşanmazdı. Hepsinin adresi belli ama bir türlü önlenemiyor. Yaşanan bütün katliamları DAİŞ resmi olarak üstlenmiyor ama devlet DAİŞ yaptı diye geçiştiriyor. Bu kabul edilemez. Kim biliyor ve önleyemiyorsa bu katliamların ortağıdır” dedi.

2 bin 500 parti üye ve yöneticimiz tutuklandı

Parti yöneticilerinin tutuklandığını ve büyük bir baskıya maruz kaldıklarını aktaran Tuncel, “Son günlerde partimizin 2 bin 500 yöneticisi ve üyesi tutuklandı. Buna rağmen her zaman mücadele ettik. Bakın AKP tek bir kişiden oluşuyor. Onu alın parti dağılır. Ama bizim arkadaşlarımız bu sorumluluğu demokrasi, eşitlik ve mücadele kapsamında yapıyor. Dolayısıyla ne kadar üzerimize gelseler de bizi sindiremeyecekler” diye konuştu.

‘AKP eşbaşkanlığı çok yanlış anlamış’

Tuncel, partilerinin eşbaşkanlık sistemine de değinerek, AKP’nin bunu yanlış yorumladığını aktardı. Tuncel, AKP’nin bu tutumu erkek egemen mantığa göre yaşatmaya çalıştığını ifade ederek, “Bunlar eşbaşkanlık sistemimizi çok yanlış anlamış durumdalar. Eşbaşkanlık onlarda da var ama iki eşbaşkan da bıyıklıdır” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından okunan mali ve faaliyet raporlarından sonra tek liste halinde gidilen seçimde DBP Dîlok İl Örgütü eşbaşkanlığına Mehmet Özkan ve Gülsüm Demir seçildi.

DÎLOK / DİHA

Antep’te patlama

Olay, saat 12.45 sıralarında 500 Evler Mahallesi’nde meydana geldi. Polis tarafından takip edilen ve hangi örgüte ait olduğu henüz açıklanmayan hücre evine operasyon düzenlendi. Evin çevresi kuşatılırken, yakalanacağını anlayan ‘canlı bomba’ kendini patlattı. 

Patlamayla birlikte ortalık savaş alanına dönerken çok sayıda kişi yaralandı. Aralarında polislerin de bulunduğu 10’dan fazla yaralı, bölgeye sevk edilen ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere taşınarak tedaviye alındı. Olayla ilgili 7-8 kişi de gözaltına aldı.
 

(Fotoğraf: Nazım Daştan)