Ana Sayfa Blog Sayfa 6223

Merêş’e AFAD merkezi kurulacak

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Musul operasyonunun başlamasıyla birlikte Türkiye’ye yeni bir göç dalgası olabileceğini belirterek, Merêş’e AFAD merkezi kurulacağını ifade etti

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Merêş’e (Maraş) gelen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, kentteki yatırımların görüşüldüğü toplantıya katıldı. Toplantıda konuşan Kaynak, kentte AFAD merkezi kurulacağını belirtti. Kaynak, konuşmasında şunları aktardı: “Kahramanmaraş’taki Suriyeliler konteynır kente taşınmaya devam ediyor. Bununla birlikte, Irak’ın Musul kentinde IŞİD’e karşı yapılan operasyon nedeniyle yeni bir göç dalgası ile karşılaşılabiliriz. Buna hazırlıklı olmalıyız, onun için AFAD’ın çalışmaları aralıksız devam ediyor, Türkiye’de 2’nci olarak Kahramanmaraş’a AFAD merkezi kuracaklar.”

Her yerde anadilde eğitim vereceğiz

Kürtçe eğitim veren Ferzad Kemanger Okulu’nun mühürlenmesini okulun eğitimcilerinden Nebi Kılıç değerlendirdi. Kürtçe eğitimde ısrarcı olacaklarını kaydeden Kılıç, her gün bir ailenin evinde eğitim vermeye devam edeceklerini söyledi

Kürtçe eğitim veren Ferzad Kemanger Okulu’nun mühürlenmesini okulun eğitimcilerinden Nebi Kılıç değerlendirdi. Ferzad Kemanger Okulu’nun 2011 yılında on öğretmenin bir araya gelerek halkın desteği ve sahiplenmesiyle açıldığını belirten Kılıç, okulun, açıldığı ilk günden bugüne kadar anadilde ve alternatif eğitimi benimsediğine dikkati çekti. Eğitim hayatına 100 öğrenci ile başlayan okulun, zamanla daha fazla çocuğa ulaştığını aktaran Kılıç “20 kişilik beş sınıf ile eğitime başladık. Bu sınıflardan biri ana sınıfı, diğer dördü ise birinci sınıftı. Sınıf düzeninden tutun ders sayısına kadar devlet okullarından farklı bir yol izledik. Her sınıfın biri sınıf, biri resim ve biri müzik olmak üzere üç öğretmeni vardı. Derslerin daha verimli geçebilmesi için sınıflardaki sıralar ‘U’ planına göre yerleştirilmişti” diye konuştu

“Açıldığı günden bu yana sürekli mühürlenme tehlikesi ile karşı karşıya kalan okulumuz devlet tarafından büyük bir tehlike olarak görülüyor” diyen Kılıç, şunları da kaydetti: “Ferzad Kemanger açıldığı gün daha eğitime başlanmadan mühürlendi fakat gerek öğrenciler gerek veliler, gerekse halk bu mührü tanımayıp söktü ancak sökülen mühür devlet görevlileri tarafından tekrar takıldı. Bu olay böyle beş kez tekrarlandıktan sonra okul önüne toplanan halk mührü son kez kırarak içeri girdi ve geçtiğimiz Pazar günü tekrar mühürlenene dek burada çocuklara Kürtçe eğitim verildi. Eğitim verdiğimiz üç yıl boyunca öğrenci sayımız sürekli arttı. Ana sınıfından üçüncü sınıfa kadar her biri 20 kişiden oluşan dörder sınıf olmak üzere toplamda 230 öğrencimiz ve sorunsuz işleyen bir eğitim sistemimiz vardı.”

Okulun mühürlenmesinin veliler ve öğrenciler tarafından tepki ile karşılandığına vurgu yapan Kılıç, “Çocukların hiçbiri devlet okullarına gitmek istemiyor. Aileler de en az çocuklar kadar kararlı çünkü bu okulun anadilde eğitim için ciddi bir adım olduğunun bilincindeler. Eğitim verebileceğimiz yeni bir bina arıyoruz. Eğer iki alternatif de gerçekleşmez ise her gün bir ailenin evinde eğitim vermeye devam edeceğiz çünkü okul demek bina demek değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni modeller yaratmalıyız

Son olarak demokratik kesimlere duyarlılık çağrısında bulunan Eğitimci Nebi Kılıç, şunları da söyledi: “Büyük mücadeleler sonucu anadilde eğitim alanında elde edilen kazanımlarımızın gasp edilmesine izin vermeyin. Herkes mezrada, köyde, şehirde ve bulunduğu her yerde anadilde eğitim hakkı için mücadele edip küçük de olsa Ferzad Kemanger tarzı modeller yaratsın.”

Polisten okul önünde silahlı nöbet

‘Proje Okulu’ kapsamına alınan Kadıköy Anadolu Lisesi’nin önünde dün sabah saatlerinde TOMA araçları ve polisler beklemeye başladı. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden bir veli Duvar’a yaptığı açıklamada öğrencilerin okul yönetiminin baskısıyla karşılaştıklarını ve dün ders saatinde polislerin ellerinde silahla okul önünde beklediklerini söyledi. Kadıköy Anadolu Lisesi’nin proje okulu kapsamına alınmasını eleştiren Veli, bugün itibarıyla öğrenciler için okul önünde nöbete başlayacaklarını söyledi. Veli nitelikli eğitimin herkesin hakkı olduğunu belirtirken, şunları kaydetti: “Bugün ders saatinde öğrenciler bize ulaşarak okulun önünde polislerin uzun namlulu silahlarla beklediklerini söyledi. Okulda herhangi bir protesto ya da eylem yapılmadı. Buradaki amaç tamamıyla çocuklarımızı korkutmaktır. Biz de çocuklarımızı hem okul yönetiminden hem de polislerden korumak için nöbete başlıyoruz.”

Melek Yüksel / Amed-Anf

 

 

 

220 cenaze aylardır bekliyor

220 cenaze aylar geçmesine rağmen teşhis edilemezken, Xarpêt , Amed, Dîlok, Riha, Meletî, Mêrdîn, Erzerom, Qoser, Silopiya ve Şirnex’te kimsesizler mezarlığında defnedilmiş durumda. Yaşamını yitirenlerin aileleri cenazelerin teşhis edilmesini  bekliyor

Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi), Hezex (İdil), Şirnex (Şırnak), Gever (Yüksekova), Sûr ve Nisêbîn (Nusaybin) başta olmak üzere pek çok yerde yaşanan çatışmalarda, yaşamını yitirenlerin cenazeleri teşhis edilmeyerek kimsesizler mezarlığında bekletiliyor.

223 gündür 13 cenaze

Amed’in Sûr ilçesinde 28 Kasım 2015’te ilan edilen ve 8 Mart’ta “operasyon bitti” açıklanmasının üzerinden 223 gün geçmesine rağmen yaşamını yitiren 13 cenazenin kimlik teşhisi yapılmadı. 57 kişinin cenazesi ise ailelerin defalarca kan örneği vermesine rağmen aylarca süren bekleyişin ardından teşhis edilebildi.

23 cenaze alındı

Şirnex’te 53 cenazeden 23’ü teşhis edilebildi. Ailelerin başvurusu üzerine verilen DNA örneği veya biyolojik teşhis ile tespit edilen cenazeler alınarak defnedildi. Çok sayıda cenaze ise ailelerden habersiz şekilde kentin çevre köylerinde defnedilirken, sayıları netleştirilemeyen birçok cenaze ise Silopiya’da bulunan kimsesizler mezarlığında defnedildi.

Nisêbîn’de bilgi yok

Nisêbîn’de saldırıların yoğun olarak yaşandığı ve “sokağa çıkma yasağı”nın halen sürdüğü mahallelerden çıkarılan cenazelerin tamamı kimsesizler mezarlığında bekletiliyor.

51 cenaze Erzerom’da

Gever’den gönderilen 51 cenaze Erzerom’daki (Erzurum) kimsesizler mezarlığında bekletiliyor. Cenazelerin teşhis edilmemesi ise ailelere yönelik işkence olarak değerlendiriliyor.

46 cenaze teşhis edilmiyor!

Cizîr’de ise 46 cenazenin kimliği  henüz teşhis edilmiş değil. 278 cenaze, yüzlerce ailenin başvurusu üzerine DNA örneği sonucu teşhis edilmişti.

220 aile bekliyor

220 cenaze aylar geçmesine rağmen teşhis edilemezken, Xarpêt (Elazığ), Amed, Dîlok (Antep), Riha (Urfa), Meletî (Malatya), Mêrdîn (Mardin), Erzerom (Erzurum), Qoser (Kızıltepe), Silopiya ve Şirnex’te kimsesizler mezarlığında defnedilmiş durumda. Yaşamını yitirenlerin aileleri cenazelerin teşhis edilmesini bekliyor.

Özgür Paksoy – Ruken Demir / Amed – Diha

BİKG konferansa çağırıyor

 

Bu yıl 6’ncı konferansına hazırlanan BİGK’den Feride Eralp, ‘Yan yana gelmenin, birlikte söz söylemenin güçleştiği bir dönemde’ tüm kadınları ‘barışı konuşmak’ için konferansa çağırıyor

Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan savaşa karşı barış mücadelesi yürüten Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), “Kadınlar Barışta Israrcı: ‘Olağanüstü’ Hayat Deneyimlerimiz Işığında Geleceğimizi Konuşuyoruz” şiarıyla 6’ncı konferansına hazırlanıyor. Kadınlar konferans ile yaşanan şiddet ortamına karşı daha yaşanılabilinir bir dünya için kadınlarla buluşmayı amaçlıyor. Konferans, 30 Ekim Pazar Günü Karaköy’de bulunan Mimarlar Odası’nda gerçekleştirilecek.

Deneyimler paylaşılacak

BİKG’den Feride Eralp, konferansta deneyimler ve hakikat paylaşımlarıyla, “Şimdiye dek savaş kararları da barış kararları da bizi yönetenler tarafından, tepeden alınmış olan ülkemizde biz kadınların alttan alta bir barış inşa etmesi neye benzer, nasıl olur?” diye kendilerine soracaklarını belirtti. Konferansta sunum ve panelin olmayacağını herkesin tartışacağı bir platform oluşacağını söyleyen Eralp, bu nedenle şiddetin farklı boyutlarını yaşayan kadınları da konferansa çağırdıklarını söyledi. Eralp, “İçinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda neyi nasıl yapabileceğimize dair cevaplar bulmaya çalışacağız” ifadelerinde bulundu.

Yol haritası çıkaracağız

Amaçlarının kısa ve uzun vadede yapılabilecekler konusunda ortak bir hat örmek olduğunu vurgulayan Eralp, bu konferansla yeni bir yol haritası çıkarmayı umut ettiklerini söyledi. Eralp sözlerine şöyle devam etti: “Son zamanlarda her alanda direnme gücü bulmakta zorlanıyoruz. Yan yana gelmenin, birlikte söz söylemenin güçleştiği, insanların umutsuzluk nedeniyle sessizleştiği bir dönemdeyiz. Bunları birlikte konuşmak, ilk önce yalnızlaşma ve bunun getirdiği umutsuzluğu aşmamızı sağlar diye umuyoruz.”

Mülteciden, gazeteciye…

Konferansın kadınlara ve translara açık olduğunu söyleyen ve ‘Antakya’dan Artvin’e, Çanakkale’den Şırnak’a, Gever’e, Nusaybin’e kadar farklı şehirlerden kadınları davet ettiklerini’ ifade eden Eralp, “Suriyeli mültecilerle çalışanlardan, belediyede çalışanlardan, olağanüstü hal sürecinde hedef alınan basın çalışanı kadınlardan, eğitim alanında çalışanlardan yani birçok farklı alandan kadınları özellikle çağırıyoruz konferansımıza” diye belirtti.

Umutla

Eralp konferansla ilgili tüm kadınlara şu çağrıyı yaptı: “Hepimiz bedenlerimizde ve ruhlarımızda açılan yaralarla yaşıyoruz. Bu yaraları iyileştirmek için hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Adaletin ve hakikatin esas olduğu bir toplum için birlikte çalışmaya başlamak umuduyla.”

 Öykü Dilara Keskin / İstanbul-Jinha 

 

 

Vali IŞİD’liyi sahiplendi

 

Antep Valisi Ali Yerlikaya, pazar günkü polis operasyonunda önce öldürüldüğü, sonra kendini patlattığı kaydedilen IŞİD’li canlı bomba Mehmet Kadir Cebael için “ev sakinlerine, komşulara da bir sıkıntı olmaması için karşıdaki inşaattan kendisini etkisiz hale getiriyor” dedi.

Gar Katliamı sanığı çıktı

Hürriyet’tin haberine göre Cebael, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının sanığı idi. Hakkında tutuklama kararı olduğu kaydedildi. Bu IŞİD’lilerin Dîlok’ta (Antep) nasıl rahat dolaştıklarını da gösterdi. İçişleri Bakanlığı açıklamasında Dîlok sorumlusu olduğu öne sürüleolduğu öne sürülen Mehmet Kadir Cebael’in arananlar listesinde “Turuncu” kategoride yer aldığı bildirildi. Cebael ile birlikte bir IŞİD’linin de öldüğü

kaydedildi. Daha önce birçok resmi tuttanakta canlı bombaların izlendiği ancak saldırıların önlenmediği ortaya çıkmıştı.

 

Türkiye için ‘barış süreci’ tartışıldı

“Barış Süreçlerini Canlandırmak: Kolombiya, Filipinler, Endonezya” başlıklı konferans, “Türkiye için Dersler: Sırada Ne Var?” konulu tartışma ile sona erdi. Taksim’deki Elite World İstanbul Oteli’nde gerçekleşen iki günlük konferansın son oturumunda, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mêrdîn Milletvekili Mithat Sancar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu konuştu. Galip Ensarioğlu, “Örgüt ve hükümet barış sürecinde olumlu tavır sergilediler. Bir takım odaklar şiddetten besleniyordu. Ve bu mihraklar bu sorunun çözülmesini istemiyorlardı. Ve hükümet gizli ve açık görüşmelerle bu barış sürecini denedi” dedi. Ensarioğlu, “Yarın basında çözümü konuştuk diye küfür edecekler. Bu süreçte nasıl barış konuşursun diye. Ölümler bizi çözümden uzaklaştırıyor. Siyaset bu sorunları çözmek için var. Biz bunları konuşuyorsak bu iyi bir şeydir. Birileri risk alacak ki ilerlenecek” dedi.

Parlementodan başlamalı

Sezgin Tanrıkulu ise “Yeni bir süreç başlatmak istiyorsak bunun parlamentodan başlaması gerekiyor. Bu bir risktir ve yapılması gerekiyor. Bu sürecin gecikmemesi gerekiyor. Savaş büyüdükçe mağdurların sayısı ve maliyeti artıyor ve toplum git gide kutuplaşıyor” diye konuştu. Mithat Sancar, her çatışma sorununun farklı olduğunu belirterek ülke içinde evrilen barış sürecine bakışını ve gelinen aşamaları anlatarak, “Evet, yeni bir barış süreci başlar ve çökerse daha şiddetli olur, bu doğrudur. Ve mutlaka yeniden müzakerelere dönülecektir. Ve eskisine göre çok daha sağlam bir sürece ihtiyacı vardır” dedi.

HABER MERKEZİ

 

Dündar ve Yurdatapan’a ‘Nöbetçi Yayın Yönetmenliği’ davası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla bir günlük “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” yapan Gazeteci Can Dündar ve İnsan Hakları Savunucusu Şanar Yurdatapan ile gazetenin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya hakkında iddianame hazırladı. 

İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Can Dündar için “Terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” iddiasıyla iddianame hazırlanırken, Şanar Yurdatapan ve İnan Kızılkaya için de, “Terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla iddianame hazırlandı. 

İLK DURUŞMA 22 ARALIK’TA

Can Dündar’ın savunmasının alınamadığı ifade edilen iddianamede gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olan İnan Kızılkaya’nın da haberlerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmasında belirttiği ifade edildi. İddianamede, Can Dündar ve İnan Kızılkaya’nın “Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. İddianameyi kabul eden İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi ilk duruşmanın 22 Aralık’ta yapılmasına karar verdi.

YURTDIŞINDA OLUP OLMADIĞI SORULACAK

Mahkeme ayrıca, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak Can Dündar’ın yurt dışında olup olmadığının mahkemelerine bildirilmesini istedi. (MEDYA SERVİSİ)

Özgür Gündem’de nöbeti Can Dündar devraldı

Can Dündar’a adliye bahçesinde silahlı saldırı

DİHA Muhabiri İdris Sayılgan gözaltına alındı

Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muş Muhabiri İdris Sayılgan, sabah saatlerinde Yeşilyurt Mahallesi’nde bulunan evine yapılan polis baskınında gözaltına alındı.
Baskın sırasında Sayılgan’ın evini arayan özel harekat polislerinin, Sayılgan’ın ailesini de tehdit ettiği iddia edildi. Sayılgan’ın fotoğraf makinesi, kamera ve hafıza kartlarına el koyan özel timler, evin kapı ve pencerelerini de kırdı. Yapılan aramanın ardından Sayılgan, kendisini darp eden polisler tarafından gözaltına alındı. 
Başından aldığı darbelerle yaralandığı ifade edilen SayılganIn gözaltı gerekçesi öğrenilemedi.

Aralarında DİHA Muhabiri İdris Sayılgan’ın da olduğu 5 kişiye 5 gün boyunca avukat kısıtlaması getirildi. Gözaltına alınan İdris Sayılgan, Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEYADER) Eş Başkanı Medeni Işık, Belediye Meclis Üyesi Çiçek Tutuş, HDP İl Eş Başkanı Ayşegül Söylemez ile DBP İl Eş Başkanı Hatice Şeker, Muş İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. (DİHA)

‘Dul arkadaşlarla gezip tozma’ indirim gerekçesi oldu

Çekmeköy’de eşi Hasret Çamoğlu’nu tornavida ile öldürmeye teşebbüs eden Yakup Kara’yı önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme “tahrik, pişmanlık ve iyi hal” nedeniyle cezayı 11 yıl 3 aya indirdi.
Mahkemenin indirim gerekçeleri arasında Hasret Çamoğlu’nun “dul arkadaşları ile gezip tozması”, “alkol kullanması” da yer aldı.

TAHRİK, PİŞMANLIK VE İYİ HAL İNDİRİMİ

Hasret Çamoğlu, evlilikleri sürerken 8 Ağustos 2014 tarihinde eşi Yakup Kara tarafından birçok yerinden tornavida ile yaralandı. Hasret Çamoğlu komşuları tarafından hastaneye kaldırılırken, yakalanan Yakup Kara tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 

Bunun üzerine avukatlar, Adli Tıp’tan gelen ve genç kadının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını belirten raporla birlikte tekrar tutuklama talebinde bulundu. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Yakup Kara, 29 Ağustos 2014’te tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmayı yürüten savcılık tarafından Yakup Kara hakkında, “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın karar duruşması geçtiğimiz ay görüldü. Yakup Kara’yı önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme “tahrik, pişmanlık ve iyi hal” nedeniyle cezayı 11 yıl 3 aya indirdi.

Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 8 sayfalık gerekçeli kararında iddianame, sanık Kara ve mağdur Çamoğlu ile tanıkların beyanlarına yer verdi. Mağdur Hasret Çamoğlu’nun cep telefonu HTS kayıtlarının incelendiği belirtilen gerekçeli kararda, “Gecenin geç saatlerinde (02.00-04.00) arası uzun süreli çok sayıda görüşmesi olduğu, bu görüşmelerin büyük çoğunluğunun Sinan ve Hasan isimli kişilerle olduğu tespit olundu” cümlelerine yer verdi. 

2000 yılında evlenen çiftin bir süredir kıskançlık sebebi ile aralarında geçimsizlik bulunduğunu belirtilen gerekçeli kararda, “Özellikle Hasret’in kuaför salonu çalıştırmaya başladıktan sonra dul arkadaşları ile gezip tozması, alkol kullanması, eve geç gelip bazen de birkaç gün gelmemesi, eve ilgi göstermemesi, 28 yıldır aradığı üvey kardeşini bulduğunu söyleyerek bazen bu kişide kalması üzerine tartışma ve geçimsizliğin dozunun arttığı anlaşılmıştır” denildi.

‘ÖFKE VE ŞİDDETLİ ELEMİN VERDİĞİ GAZAP HALİNDE…’

Olay günü sanık Kara’nın eşi ile konuşmak istediği sırada kadının sık sık telefonun çalması üzerine tartıştıkları ifade edilen kararda, Kara’nın ‘aksi ispat edilemeyen’ ifadesine göre Hasret Çamoğlu’nun telefonuna cinsel içerikli mesajlar geldiği aktarıldı.

İkilinin arasındaki tartışmanın şiddetlendiği belirtilen kararda, “Sanığın kapıldığı öfke ve şiddetli elemin verdiği gazap halinde eline geçen namlu uzunluğu 15 cm olan öldürmeye elverişli tornavidayı rastgele Çamoğlu’na vurmaya başladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır” ifadeleri yeraldı.

‘ALKOL KULLANIP DUL ARKADAŞLARIYLA GEZMELERE ÇIKMASI’

Mahkeme, kararda cezada yaptığı indirimlerin gerekçelerini ise şu şekilde belirtti:

Sanığın 14 yıllık karısının iş yeri çalıştırmaya başladıktan sonra alkol kullanıp, dul arkadaşlarıyla sıkça akşam gezmelerine çıkıp, geceleri eve geç gelip, bazen de gelmeyerek sanıkla aile birliğine uygun düşmeyen davranışları sebebiyle yaşanan anlaşmazlığın getirdiği birikim üzerine olay günü aksi ispatlanamayan telefonda cinsel içerikli mesajları gören sanığa ‘Sen adam mısın, bundan sonra böyle, işine gelirse’ şeklinde cevap vermesi üzerine sanığın kapıldığı sinir, hiddet ve şiddetli elemin etkisi ile suçu işlediği ve Çamoğlu’nun bu davranışlarının sanık lehine haksız tahrik olarak kabulü gerektiği kanaatine varılarak sanık hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmıştır” (DHA)
 

Adolf Hitler’in doğduğu ev yıkılıyor

Avusturya’nın Braunau kentinde bulunan ve akıbeti konusunda yıllardır tartışılan Adolf Hitler’in doğduğu evin, yıkılmasına karar verildi. Avusturya gazetesi Die Presse’e konuşan Avusturya İçişleri Bakanı Wolfgang Sobotka, Uzmanlar Komisyonunun tavsiyesi doğrultusunda Hitler’in doğduğu evin yıkılacağını ve yerine yeni bir bina yapılacağını söyledi. Sobotka, kararın parlamento tarafından da onaylanmasını sağlayacaklarını açıkladı. 17.yüzyıl mimarisiyle yapılan bina koruma altında bulunduğu için, yıkımı konusunda parlamentonun onayı gerekiyor.

Hitler’in 1889 yılında doğduğu evin neo-naziler tarafından sürekli ziyaret ediliyor olması Avusturya’da rahatsızlık yaratıyordu. Yıkım kararıyla Hitler’in doğduğu evin, neo-naziler için anıta dönüşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Adolf Hitler, 20 Nisan 1889’da Braunau‘da Salzburger Vorstadt 15, adresinde bulunan binada dünyaya geldi. Ailesi Hitler’in doğumundan birkaç hafta sonra kentte başka bir binaya taşındı. Hitler 3 yaşına geldiğinde ise Braunau’dan ayrıldı. Bina 1938 yılında Hitler’in özel sekreteri Martin Bormann tarafından yüksek bir bedele satın alındı ve kültür evine dönüştürüldü. Savaş sonrasında naziler evi havaya uçurmak istese de Amerikalılar buna engel oldu. 1952 yılında eski sahipleri tarafından tekrar satın alınan bina bir süre kütüphane olarak hizmet verdikten sonra farklı amaçlar için kiraya verildi. Yıllar içerisinde yıpranan binanın modernizasyonu, sahibi tarafından pahalı olduğu için gerçekleştirilmeyince, bina 2011 yılından bu tarafa boş bulunuyor. (DHA)