Ana Sayfa Blog Sayfa 6224

Barzani: Irak ordusuyla anlaştık, Musul operasyonu başlıyor!

Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani, IŞİD’ın elinde tuttuğu Musul kentinin kurtarılması için Irak ordusu ve Peşmerge güçleri arasında anlaşma sağlandığını duyurdu.

Barzani, Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan açıklamasında, “Musul kentinin geri alınması için tüm hazırlıkların tamamlandığını kamuoyuna duyuruyorum. Bu çerçevede Irak ordusu ve Peşmerge güçleri arasında anlaşma sağlandı. Tarafların operasyona nereden ve nasıl katılacağı, anlaşmada ayrıntılı şekilde yer alıyor” ifadelerini kullandı.

Peşmerge güçlerinin söz konusu anlaşmaya bağlı kalacağını teyit eden Barzani, şunları kaydetti:

“Musul’un kurtarılmasının Kürdistan Bölgesi için özel bir önemi var ve bu, Kürdistan Bölgesi’nin siyasi önceliğidir. Operasyon sırasında istenmeyen bir durumun meydana gelmemesi için tüm imkanların seferber edildiğini, Peşmerge güçleri ve Irak ordusu arasında güçlü bir dayanışmanın olduğunu belirtmek isterim.”

Açıklamasında IŞİD sonrasına da değinen Barzani, “Erbil ve Bağdat’ın, kentteki durumun kontrol altına alınması ve sürecin idare edilmesi için ortak yüksek bir siyasi komite kurulması konusunda da anlaşmaya vardığı” bilgisini paylaştı.

Barzani ayrıca radikal İslamcı terör örgütü IŞİD’ten kaçan Musul halkının bölgelerine dönmesi temennisinde bulundu. (DIŞ HABERLER)

Buldan: Hükümet gözünü kararttı

HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan OHAL ile beraber hükümetin gözünü kararttığını belirterek önümüzdeki dönemde milletvekillerinin tutuklanmasından siyasi cinayetlere uzanacak bir süreç olabileceği uyarısında bulundu.

HDP’nin İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, OHAL, dokunulmazlıkların kaldırılması ve başkanlık sistemine dair gelişmeleri DİHA’ya değerlendirdi. OHAL ile beraber HDP milletvekillerine dönük gözaltı furyası başlatılacağına dair iddialara ilişkin  Pervin Buldan, “HDP olarak yol haritası belirleyeceklerini söyledi, kendisinin 50 tane fezlekesi olduğunu ifade eden Buldan, “Muhtemelen milletvekilleri ifadeye zorla götürülecek, bir kısmı tutuklanacak böyle bir beklenti içerisindeyiz. Bunu belirtmek isterim çünkü gidişat bunu gösteriyor. Her gün tebligat alıyoruz. Benim 50 tane fezlekem var. Şuan da bütün hazırlıkların yapıldığını düşünüyorum” açıklaması yaptı. 

‘ZORLA GÖTÜRME DE DARBEDİR’

Milletvekillerine dair zorla götürme olursa kamuoyunun bu konuda tepki göstermesi gerektiğini söyleyen Buldan, “6 milyonun temsili olan bir milletvekilinin durumuna insanlar sessiz kalmamalıdır. AKP iktidarı artık öyle bir psikoloji yaymış ki sokağa çıkan, ağzını açan herkes tutuklanıyor. Bu şekilde sokakları hedef almayı planlıyor, oysa 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanı’nın kendisi halkı sokağa davet etmesini biliyor. Milletvekilinin zorla götürülmesi de siyasi darbedir. Bu siyasi darbeye de halkın sokakta tepkisini ortaya koyması gerekiyor” dedi. 

OHAL ile beraber yaşananları anlatan Pervin Buldan hükümete siyasi cinayetler yaşanabilir uyarsında bulundu: Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı, belediyelere kayyımlar atandı. Bununla birlikte HDP’yi yargılama süreci başladı. Bugün itibari ile şunun hazırlığı yapılıyor diye düşünüyorum. Artık sıra en üst düzeyde siyaset yapanlara geldi. Yerelden başladılar, giderek daha çok yükselecek savaş konseptini devreye koyacaklar. Bu milletvekillerinin tutuklanmasından başlayalım siyasi cinayetlere varacak kadar çok gözü kara…

‘CHP’NİN TAVRI ÖNEMLİ’

Başbakan Binali Yıldırım’ın  Başkanlık sistemini Meclis’e getireceğiz açıklamalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Pervin Buldan “Şu anda zaten Başkanlık rejimi fiili olarak yürütülüyor. Bugün Türkiye’yi Recep Tayyip Erdoğan yönetiyor. Parlamento kapalı, feshedilmiş. KHK ile istedikleri bütün yasaları geçiriyorlar. Kayyım atama da bunun bir parçası. Başkanlık referanduma kalırsa ki Meclis’ten çok geçeceğini zannetmiyorum. AKP ve MHP’nin oyları buna yeterli değil. O yüzden CHP ve HDP’nin alacağı tavır önemli” dedi. (HABER MERKEZİ)

 

TAYAD’lılar cezaevlerindeki işkenceyi protesto etti

Tutuklu ve Hükümlü Aileler ile Dayanışma Derneği (TAYAD), cezaevlerinde işkenceye ve mahpus Sevcan Adıgüzel, Aysu Baykal, Hakan İnci ve Nurhan Yılmaz’a uygulanan işkenceye karşı Galatasaray Lisesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Hapishanelerde işkence devam ediyor, Silivri’de tekmelenen Aysu Baykal hastaneye kaldırıldı. Maltepe’de Hakan İnci, her gün işkence görüyor” pankartı açan TAYAD’lı aileler, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “İşkence yapmak şerefsizliktir” sloganları attı.

‘GERÇEK SONSUZA KADAR SAKLANAMAZ’

TAYAD’lı aileler adına basın metnini Cihan Yandı okudu. Yandı, “Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanı, Ceza ve Tevfik Evleri Genel Müdürü ve bir cümle köşe yazarlarının ‘Hapishanelerde işkence yok’ diyor. Düne kadar böyle bir açıklama yapılmazken, son bir haftadır ardı ardına açıklamalar yapılıyor. Çünkü hapishanelerde işkence var ve istedikleri kadar gizlemeye çalışsınlar hiç biri gerçek sonsuza kadar saklanamaz” dedi.

‘AYSU’NUN KANAMASI 2 GÜNDÜR DURMUYOR’

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan böbrek hastası Aysu Baykal’ın Mustafa adında başgardiyan tarafından işkenceye uğradığını, kasıklarına tekme atıp, gözünün morardığını söyleyen Yandı, “Aysu Baykal’ın kanaması 2 gündür durmamıştır ve hastaneye hala sevk edilmemiştir” dedi.

HAKAN İNCE VE KANSER HASTASI KADINA İŞKENCE!

Maltepe Çocuk Cezaevi’nde 17 yaşındaki Hakan İnci’nin ayakta sayım vermediği için özel eğitimli gardiyanlar tarafından işkenceye uğradığını dile getiren Yandı, “Tekme tokat Hakan İnci’yi dövmek işkence değil de nedir?” diye tepki gösterdi. Silivri 9’Nolu Cezaevi’nde kanser hastası Mesude Pehlivan’ın hastaneye sevk edilmediğini aktaran Yandı, “Bir kanser hastasını doktora yollamamak işkencenin en büyüğü değil de nedir? Burnu kanasa hastane hastane dolaşan, günlerce rapor alanlar kanser hastası Mesude Pehlivan’ı hastaneye götürmüyor” diye belirtti.

‘İŞKENCECİLER HALKA HESAP VERECEK’

Ceza ve Tevfik Evleri Genel Müdürlüğü’nün, “Cezaevlerinde özel tim kuracağız, gerektiğinde sert müdahale yapacağız” açıklamasını, yapılan işkencelerin AKP’ye yetmediğini söyleyen Yandı, “Yeni kurulacak ‘müdahale timi’ işkence timidir. Evlatlarımıza daha fazla işkence etmenin yeni yolarını aramaktadır AKP” dedi. Yandı, Türkiye cezaevlerinde işkence uygulandığını ve işkencecilerin günün birinde halka hesap vereceğini söyledi.

Eylem sloganlar ve alkışlarla son buldu. (DİHA)
 

Köln’ün Özgün Ressamı

Almanya’nın Köln kentinde çok canlı bir resim dünyası var. Şehirde resim sanatına ilişkin 7 müze bulunuyor ve 20’e yakın ressam derneği var. İlginç olan ise şu: Bu derneklere kayıtlı ressam sayısı 2 bin. Yaklaşık 800 ressam çalışmalarını özel atölyelerinde sürdürüyor.

Antep Alevilerinden olan ressam Ali Zülfikar da Köln’de yaşıyor. Zülfikar ile kendi özel atölyesinde görüştük.

Ali Zülfikar’ı bu kadar ressam arasında özgün kılan önemli bir yanı var: O, son üç yıldır sadece kurşunkalem kullanarak resim yapıyor. Resim tarihinde tuvale sadece kurşunkalem kullanarak resim yapan ressam neredeyse yok. Çünkü kurşunkalem tuvalde çabuk dökülüyor. Yine kurşunkalem hata kabul etmiyor. Bir yeri silmek istediğinizde ve yeniden orayı doldurduğunuzda izi belli oluyor. Bu nedenle tercih edilmiyor.

Ali Zülfikar kurşunkalemle yaptığı resimler zamana dirensin diye bir formül bulmuş. Bulduğu özel bir karışımı resim bittikten sonra tuvale döküyor ve böylece resim dökülmüyor. Her zaman ilk çizildiği gibi kalıyor. Ama bu karışımı neyle ve nasıl elde ettiğini ise kimseye söylemiyor.

Sır Olarak Kalacak

Ali Zülfikar, bu konuda şunu söylüyor: “Tekniğini açıklamayacağım. Sır olarak kalacak. Yoksa sır olmaktan çıkar. Onu bulan benim. İnsanlar çabuk ulaşmamalı. Sanatınıza iki çizgide ulaşmamalı ki sanat olarak kalsın.”

Ali Zülfikar’ın bir başarısı da şu: Büyük boy tuvalleri sıfır hatayla kurşunkalemle bitirmesi. “En küçük bir hatada bile izi kalıyor” diyen Zülfikar, bu nedenle sanat müzelerinin ve sanatseverlerin çalışmalarını övgüyle izlediklerini aktarıyor.

Sanatçı, son üç yılda 30’a yakın sergi açtı. Almanya, Hollanda, Fransa ve İngiltere’de açılan sergiler büyük ilgi gördü. Ali Zülfikar daha çok insan portreleri çiziyor ve genelde büyük formatta çalışıyor. Tabloların boyu 1 metre ile 3 metre arasında değişiyor.

“İlk Aşkımdı”

Ali Zülfikar, kurşunkalemle resim yapmanın öyküsünü ise şöyle anlattı: “Herkes önce kurşunkalemle resim yapmaya başlar. Ben de ‘Kurşunkalem ilk aşkımdı. Derinleştireyim’ dedim. ‘Renkli çalışmalarım iyi-güzel ama kurşunkalemi tuvale yapabilir miyim’ dedim. İyi sonuç alınca devam ettim. Devam edince gördüm ki yaşlılık, yüzdeki çizgiler, mimikler kurşunkalemle daha güzel yansıtılıyor.”

11 Kez Gözaltına Alındı

Ali Zülfikar 1971 yılında Antep’in Yavuzeli ilçesine bağlı Milelis köyünde doğdu. Bu köyün Alevilik açısından önemli bir özelliği var. Kureyş aşiretinin kurucusu olan Haci Kureyş’in türbesi Milelis köyünün yanında. Ali Zülfikar, ilkokulu kendi köyünde, ortaokulu Yavuzeli’nde, liseyi de Antep’te okuyor. Üniversite için Elazığ’a giden Zülfikar, üç yıl su ürünleri üzerine okuyor. Yanısıra da üç yıl boyunca Memduh Kuzay ve Cemal Arslan atölyelerinde Resim Sanatı eğitimi alıyor.

Ali Zülfikar’ın bir özelliği de yaşanan siyasi olaylara duyarsız kalmaması. 1993-1997 arasında çizdiği tablolar ve açtığı sergiler yüzünden onbir kez gözaltına alınıyor. İlk gözaltısını şöyle anlatıyor: “1993 yılında Antep’te bir hafta gözaltında kaldım. Neden? Tablolarımda faili meçhul cinayetleri işlediğim için.” Gözaltılar sürdüğü ve özgür sanat ortamı olmadığı için Ali Zülfikar 1997 yılında mecburen Almanya’ya geliyor.

2001’den bu yana Köln’de yaşayan Ali Zülfikar, burada binin üzerinde çalışmaya imza attı. Türkiye’de yaptıklarının çoğu ise kayıp. Çünkü çok gözaltı yaşadığı için tablolara değişik arkadaşlarına bırakıyormuş. Onlar da çoğunlukla koruyamamışlar.

Ali Zülfikar’ın 13 Ekim günü Frankfurt kentinde bir sergisi açıldı. 25 Kasım gününe kadar sergiyi Sveta Art Gallery’de izleyebilirsiniz…

Fotoğraflar: Sibel Öz

Kurz: Türkiye’nin AB üyesi olmayacağına eminim

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Türkiye’nin AB üyesi olmayacağından emin olduğunu belirterek bu düşüncesinde yalnız olmadığını öne sürdü. AB’den çok sayıda yetkilinin de aynı düşüncede olduğunu belirten Kurz, “Onlar üyelik müzakerelerinin devam ettirilmesi gerektiğini ancak sonuçta üyelik olmayacağını söylüyorlar” diye konuştu.

“Bu konuda birçok AB’li politikacının düşündüğü ile söylediği arasında büyük fark var” diyen Dışişleri Bakanı Kurz, samimi olunması çağrısında bulundu. Kurz, “Bunu hem yıllardır Türkiye’nin AB üyeliğine net biçimde karşı olan kendi vatandaşlarımıza, hem de Türkiye’ye borçluyuz” dedi.

“Esnek üyelik modeli”

Alman Die Welt gazetesine demeç veren Kurz, Türkiye ile AB üyeliği olmadan özel bir ilişki geliştirilmesi gerektiğini belirterek Türkiye konusunda Avusturya eski Başbakanı Wolfgang Schüssel’in önerdiği “özel ortaklık” modelinden yana olduğunu dile getirdi.

“Hem Türkiye, hem de Doğu Avrupa ülkelerinde AB’nin esnek bir üyelik modeline ihtiyacı olduğunu görüyoruz” diyen Kurz, “Türkiye ile tam üyelik olmaksızın, bir işbirliğine ihtiyacımız var” diye konuştu.

Kurz, birkaç hafta önce Kurier gazetesine verdiği demeçte, Türkiye ile AB arasında yeni müzakere başlığının açılmasını veto edeceğini söylemişti. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Elmar Brok ise müzakerelerin derhal durdurulmasının ‘diplomatik açıdan saçma olacağını’ belirtmişti.

AB ve Türkiye arasındaki üyelik müzakereleri 2005 yılında başladı ve 35 ayrı fasıl üzerinden yürütülmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak şimdiye dek sadece 16 fasıl açıldı. 

©Deutsche Welle Türkçe

DW/MK/HT

Küresel ısınmayla mücadelede önemli adım

Önerdiğimiz linkler Avrupa Parlamentosu‘ndan Paris İklim Anlaşması’na onay

Avrupa Parlamentosu‘ndan Paris İklim Anlaşması’na onay çıkmasıyla birlikte dünya çapında anlaşmanın yürürlüğe girmesinin önü açılmış oldu. (04.10.2016)

BM İklim Anlaşması imzaya açılıyor

Paris’te üzerinde uzlaşılan iklim değişikliği ile mücadele anlaşması BM Genel Merkezi’nde bugün imzaya açılıyor. Törene 50’si devlet ve hükümet başkanı olmak üzere 150’den fazla ülkenin temsilcisi katılıyor. (22.04.2016)

‘İklim değişikliği yüz binlerce kişiyi öldürecek’

Küresel ısınma ve iklim değişikliği can alıyor. İngiliz uzmanlarca yapılan bir araştırma, iklim değişikliğinin tarım ürünleri ve gıda zinciri üzerindeki etkisini inceledi. Çarpıcı ve kaygı verici sonuçlara varıldı. (03.03.2016)

Yaklaşık 200 ülkenin temsilcisi Ruanda’nın başkenti Kigali’de yapılan İklim Zirvesi’nde, iklim değişikliğine yol açan zararlı hidroflorokarbon gazının kullanımının durdurulması konusunda uzlaşmaya vardı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, bu uzlaşmanın 2015’deki Paris İklim Zirvesi’nden bu yana elde edilen en büyük başarı olduğu belirtildi. Varılan uzlaşmada, buzdolabı ve klima gibi cihazlarda kullanılan zararlı hidroflorokarbon gazının kullanımının kademeli olarak durdurulması hedefleniyor.

Toplantıya katılan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “bunun ileriye dönük çok önemli bir adım” olduğunu söyledi. Kerry, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma sayesinde küresel ısınmayı yarım derece azaltabileceğiz” dedi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Enerji ve İklimden Sorumlu Üyesi Miguel Arias Canete de, bu uzlaşmanın “iklim açısından çok önemli bir zafer” olduğunu dile getirdi.  Canete, böylece Paris İklim Zirvesi’nde alınan kararlar açısından somut bir adım atılmış olduğunu ifade etti.

Montreal Protokolü’nün genişletilmesi

Buzdolabı, klima gibi cihazlarda kullanılan hidroflorokarbon gazlarının, karbondioksitten yüz ile bin kat daha zararlı olduğu biliniyor. Bu nedenle çok sayıda ülke bu gazların kullanımının durdurulması için harekete geçmişti. Geçen temmuz ayında 25 ülke temsilcisinin Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaptığı toplantıda, bu gazların kullanımının durdurulması için Montreal Protokolü’nün genişletilmesi konusunda bir bildiri yayınlanmıştı.

1987 yılında yaklaşık 200 ülkenin katılımı ile imzalanan Montreal Protokolü ile buzdolabı, klima gibi cihazlarda kullanılan kloroflorokarbon gazlarını yasaklamıştı. Böylece ozon tabakasının incelmesinin durdurulması hedeflenmişti. Ancak bu zararlı gazın yerine kullanılan hidroflorokarbon gazının da başka olumsuz etkileri olduğu tespit edildi. Hidroflorokarbon, ozon tabakasında incelmeye yol açmıyor ancak küresel ısınmayı olumsuz yönde etkiliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/DW, JD/BW

 

ABD’de Müslümanlara yönelik saldırı engellendi

Önerdiğimiz linkler El Kaide liderinden bireysel saldırı çağrısı

El Kaide lideri Ayman el Zevahiri ABD ve diğer Batı ülkelerinde yaşayan Müslüman gençlere bireysel saldırı eyemleri düzenleme çağrısında bulundu. (13.09.2015)

Obama: Bunun sonu nereye varacak?

ABD Başkanı, Müslümanların ülkeye alınmamasını isteyen ve terörle mücadelenin ciddiye alınmadığını öne süren Trump’ı ‘lafazanlıkla’ suçladı. (15.06.2016)

“Müslümanlar ABD’ye gelmesin”

ABD başkan aday adayı Donald Trump, yeni kampanya spotunda Müslümanların ABD’ye girişinin engellenmesini istedi. (05.01.2016)

ABD Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, Kansas Eyaleti’nde Müslümanları hedef alan bir saldırı engellendi. Bakanlık’tan cuma akşamı yapılan açıklamada, üç kişinin bir cami ile Somalili Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bir binaya bombalı saldırı planladıkları gerekçesiyle gözaltına alındığı belirtildi.

ABD’de iç istihbarat ve güvenlikten sorumlu FBI’ın yaklaşık 8 ay süren soruşturmasının ardından yaşı 47 ile 49 arasında olan zanlıların “Haçlılar” (The Crusaders) adlı örgüte mensup oldukları tespit edildi.

Bombalı araçla saldırı planı

Adalet Bakanlığı’ndan verilen bilgilere göre, söz konusu şüpheliler Kansas’ın batısındaki Garden City kasabasında yaklaşık 120 Somalili mültecinin yaşadığı bir bina ile bir camiye yönelik saldırı planladı. Binanın dört köşesinde bomba yüklü araçların patlatılması hedefleniyordu.

Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre, Haçlılar adlı örgütün toplantısına katılan bir muhbir, FBI’ya saldırı planları konusunda bilgi verdi. Muhbir ayrıca saldırı planlayan kişilerin, patlayıcı maddelerin yanı sıra silah ve mühimmat edindiğini anlattı. Bakanlık’tan verilen bilgilere göre, bu kişilerden biri kimliğini gizleyen bir FBI çalışanı ile buluşarak, bomba yapımı konusunda bilgi aldı. Saldırının ABD’de başkanlık seçimlerinden bir gün sonra 9 Kasım’da planlandığı kaydedildi.

Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, zanlıların nöbetçi hakim karşısına çıkartıldığını, suçlu bulunmaları halinde müebbet hapis cezası alabilecekleri belirtildi.

 © Deutsche Welle Türkçe

dpa, JD/BW

 

Sansüre karşı ortak mücadele

ZEYNEP KURAY

OHAL Kararnameleriyle muhalif televizyon ve radyoların kapatılmasını değerlendiren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç, muhalif sesleri kesmeye çalışan AKP hükümetinin mutlak iktidar olmak istediğini vurguladı. Bu baskıların ve sansürün karşısında tek duruş şeklinin örgütlü mücadele ve dayanışma olduğunu kaydeden Güç, 5 Ekim 2016 tarihinde tüm dünyada Türkiye’deki gazetecilere özgürlük

isteneceğini aktardı. AKP/Saray iktidarının çıkarttığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) Hayatın Sesi, TV 10, Zarok TV, Jiyan TV, TV10 ve İMC TV’nin de aralarında bulunduğu 12 TV ve 11 radyo yayınının kesilmesine karşı tepkiler büyüyor. ‘FETÖ’ adı altında bütün muhalif seslerin kesilmeye çalışıldığına dikkat çeken TGS Genel Başkanı Uğur Güç, Kürt, Alevi, sosyalist ve muhalif kanallara karşı topyekûn bir cadı avı başlatıldığına işaret etti. Bu yolla AKP hükümetinin mutlak iktidar olmak istediğini vurgulayan Güç, “AKP kendi dışındaki başka bir düşünceye, sese tahammülü yok . Bu yolla basını kendi kontrolü altına alamaya amaçlıyor. Bu mutlaklaşan bir iktidarın ayak sesleri diyebiliriz” diye konuştu.

‘Dur demek gerek’

Gazetecilerin tehlikenin farkında olması gerektiğini ifade eden Güç, bugün kendi işlerini kaybetmeme uğruna sesini çıkartmayan ve her türlü baskıyı kabul eden gazetecilerin de bu tehlike çarkının dışında olmadığını kaydetti. “Sesini çıkartmayan bu gazeteciler gelecekte çalışacakları yerlerin de bir şekilde hedef olacağını görmeleri lazım” diyen Güç, “Bu baskılar ve sansürün karşısında tek duruş şekli örgütlü mücadele ve dayanışmadır” diye kaydetti. Kapatmaların önümüzdeki dönemlerde gazetelere de sıçrayabileceğine dikkat çeken Güç, Gündem’in kapatılmasının ardından sıranın Evrensel, BirGün, Sözcü, Cumhuriyet gibi muhalif gazetelere geldiği söylentilerinin dolaştığına işaret etti. Tek sesli bir döneme doğru gidildiğini belirten Güç, bu gidişata herkesin ve özellikle halkın dur demesi gerektiğinin altını çizdi. Tek sesli yayınların toplumu daha da kutuplaştıracağını hatırlatan Güç, “Zaten her akşam insanlar televizyonlarda AKP’nin propagandasını izliyor, duyuyor, görüyor. Böylece farklı, aykırı fikirlerin serbestçe beyan edilmesi engelleniyor. Bu tehlikeli gidişata mutlaka dur demek gerekiyor. İnsanların muhalif yayınlara ve halkın haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor” dedi.

Uluslararası dayanışma

15 Temmuz sonrası asıl darbeyi AKP hükümetinin yaptığını kaydeden Güç, bu sansür karşısında özgür basının susmayacağını hatırlattı. Baskılara karşı TGS olarak uluslararası dayanışmayı örgütlediklerini aktaran Güç, “Bu çerçevede 5 Ekim 2016 tarihinde Uluslararası Gazeteciler Federasyonu öncülüğünde tüm dünyada eş zamanlı Türkiye‘de ki gazetecilere özgürlük istenecek ve sosyal medya üzerinden kampanya yürütülecek. Yine yurtdışına çıkan AKP ‘li bakanlara gidecekleri ülkelerde Türkiye’deki basının durumu hatırlatılacak. Bizler ise burada mücadelemize devam edeceğiz , sokaklarda ve cezaevleri önünde eylemlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

birgün

Her yol Erdoğan’a çıkacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başkanlık çıkışının ardından anayasa değişikliği önerisi üzerine değerlendirmelere başlayan AKP’de, tam başkanlık, Türk tipi başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı olmak üzere tüm modeller masaya yatırılacak. Her formül, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’nin lehine olabilecek şekilde dizayn edilecek.

Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlıkla ilgili anayasa değişikliğini en kısa sürede TBMM’ye sunacaklarını açıklamasının ardından gözler, AKP’nin nasıl bir başkanlık sistemi önereceğine çevrildi.

Tam başkanlık modeline karar verilmesi durumunda daha önce AKP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunduğu başkanlık sistemi önerisi dikkate alınarak bir öneri hazırlanacak. Yeni anayasa yapımının çok uzun süre alacağını hesaplayan AKP yönetimi, yalnızca başkanlık sistemiyle ilgili düzenlemelerin yer alacağı 15-20 maddelik bir paketin gündeme getirileceği kaydediliyor.

AKP yönetimi, MHP’den gelebilecek desteği de dikkate alarak yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı modellerini de yedekte tutacak. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin parlamenter sistem vurgusu nedeniyle yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı modeline bu partiden daha çok destek gelebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

           

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, referandum için tarih verdi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kanal 24 canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendiremelerde bulundu.

Yargıda yapılan Bylock operasyonuyla ilgili konuşan Adalet Bakanı Bozdağ, “Yargının içinde FETÖ’nün eli ve müdahalesi var” dedi.

Bozdağ, “Bu adli süreçte bir açıklamayı yapmayı doğru görmem. Yargıyla ilgili atılan adımlarda yargının tarafsız ve bağımsız olması çok önemli. HSYK, yargının bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre faaliyetlerini yapan bir yer. Yargının üzerinde hiçbir gölgenin olmamasını istiyoruz. Ama görüyoruz ki geçmişten bugüne Türk yargısı üzerinde Fethullahçı Terör Örgütü’nün eli var ve yargıya müdahalesi var. HSYK’nın burada yaptığı şey bir terör örgütünün adli süreçlere müdahalesine ve adli kararlara tarafsız şekilde engel olan yapısının yargı içindeki oluşumuna engel olmak. Yapılan hukuk devletini ve yargının tarafsızlığını korumaktır. Bir müdahale yok. Yapılan bir müdahaleyi ortadan kaldırma adımları var” dedi.

Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı konuşmaya değinen Bakan Bozdağ,”Sayın Bahçeli’nin konuşmasını canlı dinledim. Benim anladığım şu Sayın Bahçeli Başkanlık tartışmalarını ülke gündeminden çıkarmak istiyor. Bunun yolu da halka sormaktır. AK Parti’nin gücü yetmiyor, sayımız yetmiyor bu belli. Sayın Bahçeli neden Meclis’e gelmesini istedi o zaman. Benim Sayın Bahçeli’nin Meclis’te destek çıkacağı şeklinde bir algım oluştu. Demek ki 330’a tamamlanıp, halka gidilecek. Ha halk hayır derse biz bu defteri kapatıp kaldırırız.” dedi.
 
BAHÇELİ’Yİ VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR

MHP’den daha sonra gelen açıklamaların sorulması üzerine Bakan Bozdağ şunları söyledi;

“Bahçeli’nin sözleri bu şekilde okunur. Ama şimdi siyasilerden gelen yorumlara baktığınızda Bahçeli’ye akıl veriyorlar. Ben böyle demedim diye çark edebilirsin diyerek vazgeçirmeye çalışıyorlar.Sayın Bahçeli ne söylediğini bilen birisidir. Bahçeli gibi zeki bir insan bu tavsiyeyi verenler de haksızlık yapıyorlar. “
 
REFERANDUM NE ZAMAN OLUR?

Bakan Bozdağ olası referandumun ne zaman yapılacağı sorusuna ise “Referandum 2017 içerisinde yapılabilir. MHP ve AK Parti anlaşırsa 2017 başında referandum sandığını görebiliriz.” şeklinde cevap verdi.