Ana Sayfa Blog Sayfa 6225

‘Çevre katliamıyla karşı karşıyayız’

Çevre Platformu adına yapılan basın açıklamasında, meyve, kavak, çam ağaçlarının kesilerek maden ocağı yapılmaması istendi. Açıklamada ayrıca maden ocağının üstü kapatılan Hasdal çöplüğünün yanında bulunduğu hatırlatılarak, burada patlatılacak dinamitin büyük tehlike oluşturacağı uyarısında bulunuldu. Maden ocağının yetkilileri burada çimento kili üretmek için gerekli tüm izinleri aldıklarını, ağaçları da Milli Emlak’tan izin alarak kestiklerini söylediler.
Hasdal-Kemerburgaz arasında yapılması planlanan maden ocağı nedeniyle ağaçların kesilmesi çevrecilerin tepkisine neden oldu. Çevre Platformu tarafından organize edilen basın açıklaması, bugün Kemerburgaz’da yapıldı.

Açıklamayı Kemerburgaz Çevre Koruma Derneği Başkanı İlhan Ayta yaptı. Kemerburgaz-Hasdal girişinde bir maden şirketi nezdinde maden ocağı, beton santralı, çimento fabrikası, hafriyat sahası yapılacağını söyleyen Ayta, bu maden sahasının Kemerburgaz’ın önceki çöp sahasına çok yakın olduğunu söyledi. Madende kullanılacak olan dinamitlerin çöplüğün tekrar faaliyete geçmesine neden olacağını öne süren Ayta, “Çok büyük risklerin olduğu bir alandan bahsediyoruz.

Cumhurbaşkanımızı, başbakanımızı ve diğer siyasi partileri yanımızda görmek istiyoruz” dedi. Bölgenin yaşayanları olarak ağaçların kesilmesine taraftar olmadıklarını söyleyen Ayta, çam ağaçlarının, kavakların, meyve ağaçlarının kesildiğini söyledi.

“ÇEVRE KATLİAMIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Basın açıklamasında konuşan CHP Eyüp Belediyesi Parti Meclisi Üyesi Şamil Bedir ise şunları söyledi:
“Burada bir çevre tahribatı, çevre katliamıyla karşı karşıyayız. Burada yapılmak istenen çimento kili fabrikası. Aslında burada kil falan da yok, burada taş ocağı kuracaklar. Taş ocağı toz demek, dinamit patlatılması demek, kafamıza tozların yağması demek. Bu tozlar Kemerburgaz’ın çevresindeki tüm ormanlık, doğal örtüyü, Alibeyköy Baraj gölünü, Hamidiye’nin su kaynaklarını tehdit altında bırakacak.”

“İNFİLAK ETMEYE HAZIR BİR YER”

“Hemen bitişiğinde boşaltılmış Hasdal çöplüğü var. Ümraniye faciasını hepimiz biliyoruz, yaşadık. İstanbul’un en büyük çöplüklerinden bir tanesi. Üzeri kapatılmış, rehabilite edilmiş ve metan gazı üretiyor orası. Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi o metan gazından elektrik üretiyor. Yani patlamaya hazır, infilak etmeye hazır bir yer. Şimdi bunun yanında bombalar patlayacak, dinamitler patlayacak, taş çıkacak buradan sözüm ona. Bunlar izinlerini bakanlıktan almışlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu olaya karşı, Eyüp Belediyesi karşı. Ancak burada belediyeler de baypas edilerek bir işlem yapmışlar.”

FİRMADAN AÇIKLAMA

M Koç Madencilik A.Ş.’den konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada ise, “Söz konusu alanda kil (Halk dilinde çamurun hammaddesi toprak da diyebiliriz) üretimi gerçekleştirilecektir. MİGEM’den maden ruhsatımızı aldık ve Maden Kanunu’na göre almamız gereken izinlerden mülkiyet, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı(GSMR) ve ÇED belgesi ile UKOME kararı alınmıştır. Maden sahası 36,06 hektardır ancak izinlerini aldığımız alan 7,89 hektardan oluşmaktadır. Yani sadece ve sadece bu alan içerisinde çalışma yapmak zorundayız. Bahsettiğimiz bu alanın tamamı hazine arazisinden oluşmaktadır. Gerekli bütün izinler alınmıştır. Projemiz kapsamında iş makineleri ile kil üretimi gerçekleştirilecek ve fabrikalara nakledilecektir. Söz konusu alanda kesinlikle patlatma yapılmayacaktır. Maden üretimi bittikten sonra arazinin eski haline getirilmesi için; arazinin rehabilitasyonu gerçekleştirilecek ve bu kapsamda alan tekrar eski haline getirilerek ağaçlandırılacaktır. Bu kapsamda rehabilitasyon projeleri hazırlanmış ve hepsi onaylanmıştır. Burası bir maden sahası olmasına rağmen sonuç olarak bir işletme statüsündedir. Bu kapsamda örnek bir işletme olmak için her şeyi düzgün, hukuk kuralları ve kanunlar kapsamında yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştiriyoruz” denildi.
Yüksel KOÇ/İstanbul DHA

Agirî’deki kadın buluşmasına çağrı

Agirî’de (Ağrı) “Önderliğime, toprağıma ve özgürlüğüme sahip çıkıyorum” şiarıyla düzenlenecek kadın buluşmasına çağrı yapıldı.

Agirîli kadınlar, Kongreya Jînen Azad (KJA) öncülüğünde startı verilen “Önderliğime, toprağıma ve özgürlüğüme sahip çıkıyorum” kampanyası kapsamında 22 Ekim günü kentte düzenlenecek kadın buluşmasına çağrı yaptı. Özellikle içinden geçilen süreçte kadınların güçlü bir ses olması gerektiğini söyleyen HDP Parti Meclisi Üyesi Kezban Dumlu, kadın buluşmasına katılımın önemine değinerek, “Kadınlar mücadele bitti demeden, mücadele bitmez. Geçmişten bugüne direnerek gelmiş ve öncü rolü oynayan kadınlar böylesi tarihi bir süreçte de üzerine düşeni yapacak” dedi.

Kadınlara çağrı

OHAL’in ortaya çıkardığı sonuçlardan en fazla kadınların etkilendiğini, bu nedenle de özellikle böyle bir süreçte kadınların söz sahibi olması gerektiğini söyleyen DBP Agirî İl Eşbaşkanı Ayfer Birlikler ise, “OHAL sürecinde kadın iradesinin hiçe sayılmasını da tartışacağız. Bu yüzden Ağrılı kadınlar buluşmada olmalı” diyerek, kadınlara buluşmaya katılım çağrısı yaptı.

Kadına dair sorunlar tartışılacak

Baskı ve zorbalığa karşı kadın buluşmasının önemine değinen DBP Agirî Merkez İlçe Eşbaşkanı Naile Barış ise, buluşmada erkek egemenliğine karşı kadın sorununu ele alacaklarını söyleyerek, “Kadına dair tüm sorunları nasıl çözeceğimizi tartışacağız” ifadelerini kullandı.

KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata, Agirî Milletvekili Dirayet Taşdemir, Êlih Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve sanatçı Rojda’nın katılacağı “Kadın Buluşması” saat 11.00’da Karizma Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek.

(bk-ayk/rk/rp)

ABD’li komutan Musul operasyonun süresini açıkladı

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun komutanlarından Korgeneral Stephen Townsend, Musul’un örgütten geri alınmasının haftalarca hatta daha da uzun  sürebileceğini söyledi.

Kuveyt’eki Arifcan Kampında bir açıklama yapan Townsend, “Irak’ın ikinci büyük kenti olan Musul’un IŞİD’den geri alınması ve denetiminin yeniden ele geçirilmesi operasyonu muhtemelen haftalar sürecek, belki daha da uzun. Bu uzun ve çetin bir savaş olacağını gösteriyor ancak Iraklılar bunun için hazırlandı ve biz de koalisyon olarak onların yanında yer alacağız” diye konuştu.

Koalisyonun kenti almasının ne kadar süreceğini tahmin edemeyeceklerini belirten Townsend, “Ancak Beyci, Ramadi, Felluce ve yakın zamanda Kayyara ile Sarkat’ta olduğu gibi onların başarılı olacaklarını biliyoruz” dedi. Townsend, koalisyonun güçlerinin, Iraklı güvenlik güçlerine, hava saldırıları, topçu atışları ve istihbarat paylaşma yoluyla destek verdiğini belirtti.

Ankara’da yürüyüş, toplantı, gösteri ve miting yasaklandı

Ankara Valiliği, güvenlik gerekçesiyle bugünden başlayarak, 30 Kasım tarihine kadar başkentte tüm toplantı, gösteri, yürüyüş ve mitingin yasaklandığını duyurdu.   Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamada, terör örgütlerinin eylem arayışı içinde oldukları ve bazı hazırlıklar yaptıklarının tespit edildiği belirtilerek, toplantı, gösteri yürüyüşleri ve benzeri faaliyetlerin hedef olabileceği iddia edildi.
Ankara Valiliği’nin yazılı açıklaması şöyle: “Valiliğimize ulaşan istihbarı bilgilere göre, yasadışı terör örgütlerinin ilimizde eylem arayışı içinde oldukları ve bazı hazırlıklar yaptıkları tespit edilmiştir. Özellikle insanların toplu olarak bulundukları açık ve kapalı alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşleri ve benzeri faaliyetlerde eylem yapılmak istendiği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, can ve mal güvenliğinin sağlanması, kamu düzenini ve esenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla Ankara il sınırları içinde; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında yol, meydan, cadde, sokak, park gibi umuma açık alanlarda yapılacak her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşleri ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununun Ek 1 inci maddesi kapsamında umuma açık alanlarda düzenlenecek oyun, temsil, açıklama ve çeşitli şekillerdeki gösteriler 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 11 inci maddesinin verdiği yetkiye istinaden 17 Ekim 2016 tarihinden başlamak üzere 30.11.2016 tarihine kadar yasaklanmıştır.   Kamu kurum ve kuruluşlarının umuma açık alanlarda yapacağı etkinlikler, Valilik iznine tabidir. Yukarıda belirtilen emir ve yasaklamalara uyulmaması halinde, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde adli ve idari işlem yapılacaktır.”

Sadr’dan Türkiye Elçiliği önünde eylem çağrısı

Irak’ta Şii din adamı ve Sadr hareketi lideri Mukteda El Sadr, yarın Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği önünde yapılacak eyleme katılım çağrısı yaptı

Irak’taki Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Musul operasyonuyla ilgili video mesajında yandaşlarını Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemeye çağırdı.

Sadr, televizyonlardan yayımlanan mesajında, yandaşlarının cumhurbaşkanı yardımcılarıyla ilgili kararı protesto etmek için yarın Irak Federal Mahkemesi önünde yapmayı planladığı eylemi, Musul operasyonu nedeniyle ertelediklerini açıkladı.

Irak halkından Irak ordusuna her şekilde destek olmalarını isteyen Sadr, şunları söyledi; “Irak ordusu teröristlere karşı şiddetli bir şekilde savaşmalı ve Irak halkını korumalı.”

Muqteda el Sadr, sözlerine şunu da ekledi; “Musul savaşnın bir mezhep savaşına dönmesini istemiyoruz.”

Bağdat’ın Seat meydanında yarın yapılması planlanan gösterinin de yönünün Türkiye konsolosluğuna dönmesi gerektiği talimatı veren Sadr, devamla şunları belirtti; “Irak’ı işgal edenlere ders olması için Türk konsolosluğu önünde gösteri yapılması gerekir. Türkiye Irak’ı kendi hesaplarının alınana çevirmemeli.”

Sadr daha önce, “Türk işgali kapıda. Müdahaleye hazırız” demişti.

Televizyonda Kürk Mantolu Madonna cehaleti

TV8’de yayınlanan ‘Aramızda kalmasın’ programında Türk edebiyatının en popüler eserlerinden, Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanına dair trajikomik bir diyalog yaşandı.

Programın sunucularından Jess Molho, Beren Saat’in romanın baş karakteri Maria Puder’i canlandıracağı bir dizi projesinden bahsederken, Funda Özkalyoncuoğlu, “Kitaplar filme uyarlanınca ben sevmiyorum… Ama burada Madonna’nın hayatı da enteresan olabilir bizim için. Yani aşkları, ilişkileri filan” dedi.

Bu sırada Jess Molho araya girerek kitabın 1943 yılında basıldığını hatırlattı.

Kürk Mantolu Madonna’yı Şarkıcı Madonna zanneden Özkalyoncuoğlu ise şaşırarak “A a Madonna var mıydı o yıllarda” diye sordu.

Söz konusu görüntüler sosyal medyada @nabiimyanii’nin paylaşımıyla yaygınlaştı.

@gavur_adam abi @CMYLMZ ‘ın Faruk eczanesi modeli.. Bilmiyosan sus be kadın! pic.twitter.com/h3lJrAz3Sf

— nabiim (@nabiimyanii) October 17, 2016

(MEDYA SERVİSİ)

Barzani: Ankara katılmak istiyorsa, Bağdat’la anlaşmalı

Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, Başbakan Neçirvan Barzani ve Irak ordusundan bazı komutanlar Hazır Cephesine giderek peşmergeleri ziyaret etti. Daha sonra basın toplantısı düzenleyen Barzani, bugün “terörle mücadelede bir dönüm noktası” olduğunu, Kürt heyetinin Bağdat’ı ziyaret ettiğini ve Musul planı hakkında Irak Başbakanı ile konuştuğunu söyledi. İlk kez Irak askerleri ve peşmerge güçlerinin ortak bir amaç için savaştığını söyleyen Barzani, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugünkü operasyon başarılı oldu çünkü Irak güçleri ve peşmerge tarafından koordineli olarak hazırlandı. Tarihi bir günden geçiyoruz. Peşmerge Kobani ve Şengal’de IŞİD efsanesini yıktı. Musul operasyonunda sonuç almak için Irak ordusuyla beraber hareket ediyoruz.

Operasyonun ilk gününde 200 km’lik bir bölge kurtarıldı. Musul’un doğu-güney cephesindeki operasyon peşmerge ve Irak ordusu tarafından yürütüldü. Koalisyon güçlerine teşekkür ediyorum. Irak ordusu ve kahramanların peşmergeyi kutluyorum. IŞİD terörüne karşı büyük bir direniş gösteriyorlar. Musul’un Halep’e dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Umarım Musul kurtarılacak, terör ve teröristlerin sonu gelecek. Musul halkı Peşmerge ve Irak ordusuna güvenmeli. Hiçbir zarar görmeyecekler. Hiçbir intikam yaklaşımı olmayacaktır. Kendilerini zulümden kurtaracağız ve güven içinde yaşamalarını sağlayacağız.”

Mesut Barzani, gazetecilerin Ankara’nın Musul operasyonuna katılma talebiyle ilgili soruyu ise, “Ankara ile Bağdat arasında uzlaşma olması gerektiğine inanıyoruz. Ankara operasyona katılmak istiyorsa, Bağdat’la anlaşmalı” diye yanıtladı.

NEÇİRVAN BARZANİ: PEŞMERGE İÇİN GURURUN ZİRVESİ

Musul operasyonu ile ilgili yazılı açıklama yapan Irak Bölgesel Kürt yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ise, Musul savaşının, bugün bütün dünyanın özgürlüğünü koruyan peşmerge için “gururun zirvesi” olacağını söyledi. IŞİD’in tüm dünya için tehdit olduğunu ve Musul operasyonunun tüm dünya için önemli olduğunu söyleyen Barzani, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“IŞİD’le savaşta koalisyon güçleri ve Irak Hükümeti ile birlikte plan yaparak, bugün peşmerge Musul’un kurtarma operasyonu başlatmıştır. Mesud Barzani, Başkomutasında peşmerge Güçleri ve Kürdistan Bölgesi’nin silahlı güçleri IŞİD efsanesini Kobani ve Şengal’de yenilgiye uğratması akabinde diğer bölgelerde de başlatıldı. Peşmerge 2 yıldır insanlığın en tehlikeli ve azılı terör örgütü ile kısıtlı imkanlarda kendi kapasitesiyle büyük bir kahramanlık örneği göstererek insanlığı korumuştur. Beraberinde ise tüm dünya, uluslararası kuruluşlar peşmergeye saygı göstererek üstlendiği rolü önemsemiştir. Bugün büyük operasyon başladı ancak, IŞİD’in saldırıları, bütün dünyanın güvenliğinin birbirine bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi. IŞİD’in varlığı sadece bölgedeki bazı devletleri değil, tüm dünyaya tehdittir. IŞİD sonrası uygun ve sistemli bir şekilde idari siyasi çözümlerin bulunması gerekiyor. Söz konusu süreçte, Kürdistan Bölgesi Hükümeti, bölgede barışçıl bir çözümün sağlanması için güçlü bir rol üstlenmeye hazırdır.” (DHA)

Arap basınında Musul operasyonu ve Bağdadi’ye darbe iddiası

Ali KARATAŞ

Uzun süreden beri hazırlık yapılan “Musul’u kurtarma” operasyonu günün ilk saatleri itibariyle başladı. Ortadoğu’daki dengeleri yeniden kuracak böylesi önemli bir operasyon doğal olarak Arap basınında önemli bir yer işgal etti. 

BAĞDADİ’YE DARBE İDDİASI

Operasyonun yeni başlaması nedeniyle gazetelerde yorumdan çok “operasyonun başladığına ve operasyona katılan kuvvetlerin konumlanışına” yönelik bilgiler yer aldı. 
Irak’tan yayın yapan el Sumaria.tv sitesinden ise ilginç bir iddia geldi. Yerel bir kaynağa dayandırılan haberde Musul’da IŞİD’in İslam polisinde, ismi verilmeyen bir yöneticinin Ebubekir el Bağdadi’ye darbe girişiminde bulunduğunu iddia etti. Bu kişinin Ebu Osman lakaplı olduğu ve Musul’un yerlisi olduğu bilgisine yer verildi. Al Kuds al Arabi’de yer alan bir haber ise bunu doğrular nitelikte. Haberde IŞİD’in Suriye’nin Rakka kentindeki emirliğinde görevli ikinci derecedeki liderlerini Iraklılarla değiştirme yönünde emirler yayınlandığı yazıldı. Haberde değişikliklerin muhasebe, İslam polisi ve Rakka’nın güvenlik güçlerinde olduğunu bilgisi yer aldı. 

SÜLEYMANİ’NİN KATILMASI İÇİN TALEP

Operasyon başladığından bu yana özellikle kimin katılıp kimin katılmadığı ve hangi gücün rolünün ne olacağı tartışmaları devam ederken, al Ahbar gazetesi Bağdat’ın, Musul operasyonuna katılması için İranlı General Kasım Süleymani’den talepte bulunduğunu yazdı. Haberin başında operasyonun başladığının Başbakan ve Başkomutan Haydar İbadi tarafından duyurulduğuna dikkat çekilirken, operasyona katılanlar Irak ordusu, Peşmerge, Haşdi Şabi, Haşdi Vatani güçleri olarak sıralandı. 
Operasyonun ilk neticesinin ise Suriye’de bir beklenti oluşturması olduğu vurgulandı. Haberde bir siyasi bir kaynağa dayandırarak IŞİD’in liderlerin bir çoğunun kenti terk ettiğini yazdı. Yine, Şii milis gücü olan Haşdi Şabi’den bir komutan el Ahbar’a yaptığı açıklamada lojistik hazırlığın uzun; Musul ve çevresini kurtarana kadar sürecek bir mücadele için olduğunu söyledi.

HİTAPTA KÜRDİSTAN YOK

Irak’ta yayınlanan as Sabah gazetesi ise, birinci sayfasından operasyonun başladığını ilan eden Silahlı Kuvvetler Başkomutanı ve Başbakan Haydar İbadi’nin konuşmasının tam metnini yayınladı. Besmele ile başlayan hitaptan önce Irak’ın Kürdistan hariç diğer eyaletlerinin sayılması dikkat çekti. 
“Irak var olduğundan beri var olan Iraklılar, Basralılar, Bağdatlılar, Anbarlılar, Necefliler, Kerbelalılar, Musullular liderimiz, başkomutanımız ve başbakan Haydar İbadi sizlere sesleniyor” denilerek tam metin sunuldu.

Gazetecilerden Bakanlar Kurulu’na çağrı: Bu hatadan dönün

FATİH KIYMAN

Hayatın Sesi TV, Denge TV, Jiyan TV, Zarok TV ve Van TV’nin de aralarında bulunduğu 12 TV ve 11 Radyo kanalının yayınlarının durdurulması ile ilgili Türkiye Gazeteciler Sendikasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve DİSK Basın-İş Başkanlarının yanı sıra yayın kuruluşlarından temsilciler de söz aldı Bakanlar Kuruluna, basın ve ifade özgürlüğünün ölüm fermanı niteliğinde olan bu hatadan dönülmesi için çağrı yapıldı.

İMC TV Genel Yayın Koordinatörü Eyüp Burç: “Kapatılan kanallara bakıldığında gerçekten demokratik kesimlere yakın kanallar oldukları göze çarpıyor. Jiyan TV’nin UNESCO tarafından yok olmakta olan diller listesine alan Zazaca dilinde yayın yapan tek kanal olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, kararı Kürtlere verilen demokratik, insani haklardan vazgeçme çabasının bir işareti olarak da görmek gerekiyor.”

Hayat’ın Sesi TV Program Koordinatörü Arif Koşar: “15 Temmuz sonrası süreçte yaşadıklarımız, aslında darbe gerçekleşseydi hayata geçecek bazı uygulamaların bizzat yaşama geçirilmiş hali. Darbe girişimi başarılı olsaydı sıkı yönetim ya da OHAL ilan edilecekti, binlerce öğretmen ve kamu çalışanı açığa alınacaktı. Barış için imza atan akademisyenler mutlaka görevden alınacaktı. Gazeteciler bugünküne benzer şekilde kapatılacaktı. Bu radyo ve televizyonlar mutlaka kapatılacaktı. Darbecilere karşı yapıldığı iddia edilen kapatmalar abesle iştigaldir. Bugünkü Bakanlar Kurulu’nda bu hatadan dönülmesini bekliyoruz. Türkiye’de basın özgürlüğünden söz edilecekse, eğer az buçuk demokratik kırıntılardan söz edilecekse bu kanalların, bu yayın organlarının Türkiye’de var olmaya devam etmesi gerekir.”

Özgür Radyo’dan Programcı Sinan Gerçek: “1995’ten beri yayıncılık yapıyoruz ve yayın hayatımız boyunca 5 defa kapatıldık. Her seferinde daha güçlü döndük. Kapatmaya karşı radyomuzda bir özgürlük nöbeti başladık. İzleyicilere ve dinleyicilere bir çağrım olacak: Tek sesli bir ülke istemiyorlarsa radyolara ve televizyonlara sahip çıkmalılar.”

Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren: “15 Temmuz darbesinden önce de gazetecilere ve kuruluşlara korkunç baskılar vardı, gazetecilere davalar açılıyor, yayın organlarına kayyum atanıyordu. 15 Temmuz sonrasında bu iş tahammül edilemez hale geldi. Daha önce böyle bir şey hiç yaşanmadı. Hapishanelerde 100’ün üzerinde meslektaşımız var. Yargılanmaları gerekiyorsa da tutuksuz yargılanmalarını, basın ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz.”

TGS Genel Başkanı Uğur Güç: “15 Temmuz öncesinde 7 bin kadar gazeteci işsizdi. Bugün bu kapatılan radyo ve televizyonlardaki emekçilerin de katılımıyla darbe sonrasında 3 bine yakın işsiz gazeteci olacak. Toplamda sektörün üçte biri işsiz kalıyor demektir. Ülkede 30 – 35 bin civarı gazeteci var, bunun içerisinde 10 bin kişinin işsiz kalması en büyük sorunlardan biridir. Dinleyicilerin, izleyicilerin de kanallarına sahip çıkması için çağrıda bulunuyoruz. RTÜK’ün telefon numarası 444 1 178. RTÜK’e telefon açarak bu kararı protesto etmelerini istiyoruz.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto: “Buraya gelmeden eski yazılara baktım. Özellikle demokrasi ve barış üzerine yazılanlara baktım. Askeri vesayet gitti ama sivil vesayet geliyor uyarıları yapılıyor, ‘yok canım demokrasi var’ deniyordu. 15 Temmuz sonrasındaki süreçte alanlara insanlar doldu, demokrasi için hep beraber birlikteyiz dediler ama tam tersine demokrasi bugün ülkede mevta durumda. Demokrasinin olmadığı, çok sesli değil, tek sesli bir ülke imajından kurtulmalıyız. Biz çok sesli bir toplum istiyoruz, her şey tartışabilelim istiyoruz, gazeteciler özgürce yazabilsin istiyoruz.”

TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin: “Türkiye’de basın-yayın özgürlüğüne ilişkin bu girişimin ne ilk ne son olduğunu biliyoruz, çünkü bu geçmişte de yaşandı. Ancak bu son yaşanan durum, toplumun farklı renklerinin, farklı seslerinin kesilmesi, ağızlarına bant vurulması anlamına geliyor. Alevi toplumunun kendilerini ifade etme mecraları oldukça az. Onların sorunlarını, gündemlerini ele alan bir TV kanalıyız. Dolayısıyla bu yaklaşımı aynı zamanda Alevi toplumuna yaşam hakkı tanımayan bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Demokratik muhalefetin çok ciddi bir tutum takınması gerektiğini düşünüyoruz. İnanıyoruz ki Türkiye kamuoyu da buna izin vermez, müdahalede bulunur. Hükümetin bunu bir önce düzeltmesini bekliyoruz.”

Peşmerge’ye ek silah yardımı yapılmayacak

Önerdiğimiz linkler BM: Suriye ve Türkiye’ye 100 bin sığınmacı gelebilir Ankara’da Musul şaşkınlığı

Ankara, Irak Başbakanı El-İbadi’nin büyük Musul operasyonunun başladığını duyuran açıklamasının şaşkınlığını yaşıyor. Türkiye herhangi bir aşamada operasyona dahil olacak mı? Uzmanlar DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı. (17.10.2016)

Almanya’dan Musul operasyonuna destek

Alman ordusunun Kuzey Irak’taki Kürt gruplarına verdiği silahlı eğitimin kapsamı genişletiliyor. Musul’u IŞİD’den kurtarılmasının yüksek can kaybına ve bir milyon kişinin kaçmasına yol açabileceği belirtiliyor. (23.09.2016)

AB Dışişleri Bakanları toplantısı kapsamında Lüksemburg’da bulunan Almanya Dışişleri Frank-Walter Steinmeier Musul operasyonuna ilişkin açıklamada bulundu. Steinmeier, Musul operasyonunun “çok kompleks ve zor bir görev” olduğunu söyledi. Almanya’nın Musul’un IŞİD’den kurtarılması için gösterilen çabaların tamamen arkasında olduğunu kaydeden Steinmeier, “Musul’un kurtarılması, Irak’ta IŞİD ile mücadelede bir dönüm noktası olacaktır ve Irak’ın istikrarı için yeni bir şans doğuracaktır” diye konuştu.

Almanya Dışişleri bakanı uluslararası topluluğa, bölgenin yeniden yapılandırılması için planlama çalışmalarına bir an önce başlanması çağrısında bulundu.

Almanya Dışişleri Frank-Walter Steinmeier

Savunma Bakanlığı: Peşmergeye ek silah sevkiyatı planlanmıyor

Bununla birlikte Almanya Savunma Bakanlığı tarafından pazartesi günü yapılan açıklamada hâlihazırda Peşmerge güçlerine ek silah sevkiyatı yapılmasının öngörülmediği bildirildi. Alman ordusunun Kürtlerle sürekli istişare içerisinde olduğunu belirten Federal Savunma Bakanlığı Sözcüsü “Şu an ek sevkiyat düşünmüyoruz” diye konuştu.

Musul’a yönelik başlatılan operasyona yaklaşık 4 bin Peşmerge de destek veriyor. Almanya yaklaşık 2 yıldır silah ve mühimmat göndererek Peşmerge güçlerini IŞİD ile mücadelede destekliyor. Alman hükümeti, 2015 yılından bu yana Irak hükümetine de kask, maske ve tıbbi yardım malzemeleri ile destek veriyor. Almanya’nın Peşmerge güçleri ve Bağdat hükümetine yaptığı yardımın yılsonuna kadar 90 milyon euroyu bulacağı belirtiliyor.

Almanya ayrıca Irak’ın Erbil kentinde görevli yaklaşık 120 Alman askeri, İtalyan, Hollandalı, İngiliz, Macar ve Türk askerleriyle birlikte IŞİD’e karşı mücadele kapsamında askeri eğitim hizmeti de veriyor.

©Deutsche Welle Türkçe

 

Reuters/dpa, BD/GA