Ana Sayfa Blog Sayfa 6228

Alman kulüpler güvenlik kaygısıyla Belek’ten vazgeçiyor

Alman futbol kulüplerinin sezon ortasında kamp yaptığı Belek artık gözden düşüyor. Türkiye’deki siyasi çalkantılar ve terör saldırıları profesyonel kulüp yöneticilerinin gözünü korkuttu. Darmstadt futbol kulübünün menajeri Holger Fach, ‘Belek’i programdan çıkardığımızı söylemeye gerek bile yok. Ocak başındaki kamp yerimiz Alicante olacak’, dedi.

Geçen yıl 7 Birinci Lig kulübüyle çok sayıda ikinci ve üçüncü lig takımı Belek ve çevresindeki lüks otellerde kamp yapmıştı. Seyahat acentesi işleten eski milli kaleci Dieter Burdenski ‘kamp masraflarının azalmış olmasına rağmen önümüzdeki yılın başlarında kaç kulübün Türkiye’de kamp kuracağına dair yüzde veremeyeceğini ancak futbol camiasının Türkiye’ye gitmekten çekindiğinin söylenebileceğini’, belirtti.

Türkiye’nin müdavimi sayılan Alman futbol kulüplerinden gelen açıklamalar da bu yönde. Hamburg, ‘Devre arasını nerede geçireceklerinin henüz belli olmadığını, ancak kesinlikle Türkiye’ye gitmeyeceklerini’, duyurdu. Son sezon Bundesliga’dan ikinci lige düşen Stuttgart ikinci yarı hazırlıklarını Portekiz’in Lagos kentinde yapacak. Stuttgart’ın eski sportif direktörü Robin Dutt geçen yıl Belek’teki tesislerin kalitesini ve fiyatların ölçülü olmasını öve öve bitirememişti.

‘Belek gibisi bulunmaz’

Hertha Berlin de geçen yıl Belek’i tercih eden Bundesliga kulüplerinden biriydi

Hannover kulübü de devre arasında Belek’te kamp yapmayacak. Borussia Mönchengladbach’ın da yakında Türkiye dışındaki bir ülkede karar kılması bekleniyor. Çoğu kulüp neden Belek’ten vazgeçtikleri sorusuna kaçamak cevap veriyor. İkinci lig kulüplerinden Bochum’un sözcüsü, Belek’ten vazgeçmelerine darbe teşebbüsü ya da siyasi gelişmelerin mi neden olduğu sorusunu, ‘şimdiye kadar Belek’te kötü hazırlık şartlarıyla karşılaşmadıkları’ yanıtını verdi.

Werder Bremen kulübü ise kararsız. Sportif direktör Frank Baumann, “Neden Belek olmasın”, diyor. Alman kulüpleri Ocak aylarında Belek’te sadece ağır idman yapmıyor, aynı zamanda turnuvalar düzenliyor ve oyuncu transferlerini görüşüyorlardı. Darmstadt menajeri Fach, Belek’in avantajlarını şöyle özetliyor: “Türkiye’dekinden mükemmel bir yer bulunamaz. 50 takımın her zaman hazırlık yapabildiği, karşılaşmaya çıkabildiği ve transfer etmek istenen oyuncularla kolay temas kurulabildiği başka bir yer Avrupa’da yok.”

Her yıl Belek’e 700’e yakın takım geliyor. Hava şartları, fiyatlar ve futbol altyapısı bakımından Belek’in ayrı bir yeri bulunuyor. Ancak Türkiye’deki gelişmeler Alman kulüplerini güvenlik uğruna taviz vermeye zorluyor. Eski milli kaleci Dieter Burdenski, ‘önümüzdeki sezon durumun düzelebileceğini, ancak terörün devam etmesinin Belek için uzun vadeli sonuçları olabileceğini’, söylüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa/AG, GA

 

En sık görülen psikolojik hastalıklar

Önerdiğimiz linkler Tükenmişlik Sendromu nedir?

Türk – Alman Psikiyatri Derneği Başkanı Meryem Şule Ocak, tükenmişlik sendromu ile ilgili sorularımızı yanıtladı. (26.09.2011)

Depresyon ve kaygı bozukluğu yayılıyor

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası’nın verilerine göre, dünya genelinde her on kişiden biri depresyon veya kaygı bozukluğundan muzdarip. Örgüt, son 25 yılda bu sayının neredeyse iki katına çıktığına dikkat çekti. (13.04.2016)

Antidepresan gençlerde etkisiz

Yapılan bir araştırmaya göre, antidepresanlar, ağır depresyondaki çocuk ve gençlerde etkili değil. (10.06.2016)

Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu

Bir insan korktuğunda vücudu daha fazla adrenalin salgılar. Böyle durumlarda tetikte olur, çabuk davranırız. Normal hayatta bizi koruyan korku, çok fazla ve durumdan bağımsız ortaya çıkarsa, anksiyete bozukluğu ya da fobiye yol açabilir. En sık görülen rahatsızlıklar kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve boğulma korkusudur. Örümcekler, yılanlar ve sınavlar da fobilere yol açabilir. Panik ataklar da genelde bir sebep olmadan ortaya çıkabilir. Genelde kadınlarda daha sık görülür.

Kadınlarda görülme oranı: % 22,6

Erkeklerde görülme oranı: %9,7

 

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozuklukta insanlar depresif ve manik dönemler arasında gidip gelir. Depresif olduğunda kendisini bitkin hisseden bir insan, manik döneminde heyecanlı ve coşkulu olur, bu dönemde kendini riske atar. Bir diğer adı ‘manik depresif  bozukluk’ olan bipolar bozukluk hem psikoterapiyle hem de ilaçla tedavi edilir. Almanya’da yaklaşık iki milyon insan bu psikolojik hastalığın mağduru. Erken teşhis ve terapi, hastalığın gelişimini olumlu bir şekilde etkileyebilir.

Kadınlarda görülme oranı: % 3,1

Erkeklerde görülme oranı: % 2,8

 

Depresyon

Depresyonda olan bir kişi çoğu zaman kendisini kederli ve isteksiz hisseder. Depresyonun başlıca belirtisi, hiçbir şeye karşı ilgi ya da heyecan duyulmamasıdır. Depresyon, insanın sadece bazen kendisini kötü hissetmesi anlamına gelmez. En bilinen psikolojik hastalık olan depresyonun uzmanlar tarafından tedavi edilmesi gerekir. Depresyon, uyku sorununa, konsantrasyon bozukluğuna, iştahsızlığa ve gelecek ile ilgili olumsuz düşüncelere ve hatta zaman zaman intihar düşüncelerine neden olabilir. Burada da erken teşhis önemlidir.

Kadınlarda görülme oranı: % 11,4

Erkeklerde görülme oranı: % 5

 

Tükenmişlik Sendromu (Burnout)

Sürekli stres, depresyon, uykusuzluk, olumsuz düşünceler ve korkular ciddi bir tükenmişlik hissine yol açabilir. Tükenmişlik sendromu sınırlı bir tanımdan ziyade bir gelişmeyi tarif eder. Bedensel ve psikolojik belirtileri iyileştirmek için hastaların acilen tedavi edilmeleri önemlidir. Fazla streste kendisini belli ettiği için, daha önceleri ‘menajerer hastalığı’ olarak adlandırılan bu hastalığa bugünlerde kendilerini okulda ya da üniversitede baskı altında hisseden genç insanlar da maruz kalıyor. Hastalığın terapisi genelde birkaç hafta sürer, ancak ağır durumlarda terapi birkaç yıla kadar uzayabilir.

Kadınlarda görülme oranı: % 5,2

Erkeklerde görülme oranı: % 3,3

Borderline Kişilik Bozukluğu

Bu hastalığın belirtileri yalnız kalma korkusu, sağlam olmayan ilişkiler, kendi vücuduna yabancılaşma ve depresyondur. Hastalar çoğu kez kendilerine zarar verir, örneğin bir jiletle kollarını keserler. Uzmanlara göre bu hastaların geçmişinde çoğu zaman tecavüz ya da duygusal ihmal vakaları bulunur. Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerde uyuşturucu kullanımı sık olarak görülür.

Kadınlarda görülme oranı: Bilinmiyor

Erkeklerde görülme oranı: Bilinmiyor

 

Obsesif Kompülsif Bozukluk

Ocağı kapattım mı? Kapıyı kilitledim mi? Bunlar obsesif davranışın hafif örnekleridir. Hastalarda belli düşünceler, fikirler, imajlar sürekli tekrar eder. Örneğin basamakları sürekli sayarlar. Kir de obsesif reaksiyonlara yol açabilir. Hastaların çoğu bunun farkında olsa da buna karşı koymayı başaramaz. Bu psikolojik hastalık çoğu kez sosyal çevreyi de etkiler, sosyal ilişkilerin bozulmasına yol açabilir.

Kadınlarda görülme oranı: % 4,2

Erkeklerde görülme oranı: % 3,5

 

Anoreksiya Nervoza

Almanya’da bağımlılık en önde gelen psikolojik hastalıkların arasındadır. Anoreksiya nervoza da bu grup içinde incelenmektedir. Hastalar yeterince yemek yemediği ve sürekli kilo vermeye çalıştığı için bunun en belirgin belirtisi aşırı derecede kilo kaybıdır. Birçok hasta aşırı derecede spor yapar. Kilo kaybetmelerine rağmen kendilerini şişman olarak görür ve fazla yağlardan rahatsız olurlar. Sürekli kilolarını kontrol ederler. Onları meşgul eden konu yemek, daha doğrusu yememekdir. Bu hastalığa yakalananlar kendilerinin hasta olduklarını düşünmezler. Genelde kadınlarda daha sık görülür.

Kadınlarda görülme oranı: % 1,1

Erkeklerde görülme oranı: % 0,2

 

©Deutsche Welle Türkçe

Gudrun Heise

 

Gelecekte daha temiz enerjiler mi kullanacağız?

Dünya Enerji Konseyi’nin 2016 Küresel Senaryolar Raporu’na göre, 2030 yılına kadar enerji talebi tavan yapacak ve kişi başına enerji talebi düşecek.

Bu durum, 1970 yılından sonra enerji talebinin iki katına çıkacağına dair öngörüyle çelişki oluşturuyor. Teknolojik yenilikler, hükümet politikaları ve düşük büyüme beklentilerinin önümüzdeki on yıllar içinde enerji sektörü üzerinde büyük etkileri olacağı kaydedildi.

Rapor kapsamında Accenture Strategy ve Paul Scherrer Enstitüsü ile oluşturulan senaryolar, 23’üncü Dünya Enerji Kongresi’nde tanıtıldı. Üç senaryo, “Bitmemiş Senfoni”, “Modern Caz” ve “Hard Rock” olarak adlandırıldı. Tüm bu senaryolarda enerji sektöründe 2060 yılına kadar yaşanabilecek değişimler ele alındı.

Rapor hakkında açıklama yapan Dünya Enerji Konseyi Senaryolar Başkanı Ged Davis, “Çok büyük bir değişim geçirdiğimiz açık. Bu enerji sektörü için yeni bir dünya yaratacaktır.  Tarih boyunca insanlar Petrol Rezervlerinin Tavanı’ndan bahsetti ancak şimdiki trendler enerji uzmanlarını Talep Tavanı’nı düşünmeye sevk ediyor” dedi.

Güneş ve rüzgar enerjisi

Rapora göre, elektrik talebi 2060 yılına kadar iki katına çıkacak. Şu anda enerji üretiminin yüzde 4’ünü oluşturan güneş ve rüzgar enerjisinin 2060 yılına kadar büyük bir gelişme kaydedip, enerji üretiminde yüzde 20 ve yüzde 39’luk bir paya sahip olacağı öngörülüyor.

Senaryolardan birine göre ise fosil yakıt kullanımının tüm enerji üretimi içindeki payı yüzde 50’ye düşebilir. Ancak kömür, petrol ve doğalgaz için çok farklı tahminler yapılıyor. Petrol ulaşım sektöründe önemli bir rol oynamaya devam edecek. Üç senaryoya göre de petrolün yüzde 60’ın üzerinde bir paya sahip olacağı tahmin ediliyor. Doğalgaz üretiminin de istikrarlı bir oranda artacağı düşünülüyor.

Accenture Strategy Direktörü Nuri Demirdöven, “2060 yılına kadar, tüm senaryolar doğalgaz talebinde bir artış, 2035 – 2045 yılları arasında da petrol talebinin zirve yaparak inişe geçmesi bekleniyor. Tüm senaryolar kapsamında lider firmalar çok çabuk adapte olanlar ve şu iki acil adımı atanlar olacaktır: enerji portföylerinin dengesini yeniden yapılandıranlar ve yönetim ve çalışma biçimleriyle organizasyonlarını iş ve dijital teknolojilerden yararlanarak yeniden yapılandıranlar” ifadelerini kullandı.

“Büyük Dönüşüm” olarak adlandırılan Dünya Enerji Senaryoları, 25 ülkeden 70’ten fazla uzmanın katılımıyla hazırlandı.

©Deutsche Welle Türkçe

DW, BS/AG

 

Parlamento Brexit’e direniyor

Önerdiğimiz linkler AB karşıtı parti UKIP’te sürpriz istifa İngiltere ‘Brexit’ için tarih verdi

İngiltere Başbakanı May, AB ile resmi Brexit müzakerelerinin en geç Mart ayı sonunda başlayacağını duyurdu. May’in ayrılık kararı sonrası yanıt bulması gereken sorular ise AB müzakereleri ile sınırlı değil. (02.10.2016)

Britanya’da bir grup milletvekili ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile gelecekteki ilişkilerinin parlamentonun oylarıyla belirlenmesini ve AB’den ‘yumuşak ayrılış’ formülünün benimsenmesini talep etti. Muhafazakâr Parti milletvekili Anna Soubry BBC’ye verdiği demeçte ‘öncelikle Avrupa ortak ekonomik bölgesinde kalınmasının parlamentoda tartışılması gerektiğini’ söyledi.

Muhalefetteki İşçi Partisi’nin eski Genel Başkanı Ed Milliband Başbakan Theresa May’in AB’den ayrılış görüşmelerinde izleyeceği strateji için parlamentonun onayına ihtiyacı olduğunu belirtti. Milliband Britanya Başbakanı’nın görüşmeleri gizli yürütme yetkisinin olmadığını ve ne referandumun, ne de parlamentonun kendisine ‘sert Brexit’ yetkisi verdiğini dile getirdi.

İktidardaki Muhafazakâr Parti eleştirileri geri çevirdi. Bir hükümet sözcüsü Brexit’in tabiatıyla parlamento genel kuruluna getirileceğini ancak Haziran ayındaki halkoylamasının ardından AB üyeliğinin ikinci kez oya sunulmasının kabul edilebilir bir yöntem olmadığını söyledi.

AB’den ayrılış uzayacak

‘Sert Brexit’ Britanya’nın Avrupa ortak ekonomik bölgesinden tamamen çekilmesi, yeniden ticaret anlaşmaları imzalaması ve göç kurallarını sertleştirmesi anlamına geliyor. AB ülkeleri, Britanya’nın Avrupa iç pazarında kalabilmesi için serbest işgücü dolaşımını kabul etmesi gerektiğini duyurmuştu.

Başbakan Theresa May AB’den ayrılış işlemlerinin en geç 2017 Mart ayında başlatılacağını açıklamıştı. Müzakerelerin iki yıl sürmesi bekleniyor. 23 Haziran’daki halkoylamasında Britanyalılar az farkla AB’den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Oylamadan sonra May Başbakanlık ve Muhafazakâr Parti Genel Başkanlığı görevlerini David Cameron’dan devralmıştı. Büyük Britanya ile 27 AB üyesi arasındaki ilişkilere son verilmesiyle ilgili görüşmelerin başlayabilmesi için Britanya’nın AB’den ayrılacağını resmen ilan etmesi gerekiyor.

 

© Deutsche Welle Türkçe

DW, afp/AG, GA

 

Elif Gamze Bozo’nun Kendime Engel Olamıyorum sergisi açıldı

Cam kemik hastası olan Elif Gamze Bozo’nun engelleri aşarak düştüğü yollarda ilk durağı Senegal oldu. Bozo’nun en büyük hayali Senegal’i fotoğraflamaktı. Engelsiz Sanat Derneği’nin bu hayale ortak olmasıyla “Kendime Engel Olamıyorum” isimli projeyi doğdu ve Bozo, tüm engelleri aşarak hayalini gerçekleştirdi. Bozo, annesiyle birlikte çıktığı bu yolculuğu aynı zamanda kısa bir belgesel haline de getirdi. Bozo’nun Senegal’de kadrajına yansıyan fotoğraflardan oluşan serginin Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde önceki gün gerçekleşen açılışına Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve CHP Ankara Milletvekilleri Şenal Sarıhan ve Murat Emir de katıldı. 

‘TOPLUMUN ÖTEKİLERİNİ KADRAJIMA YANSITTIM’

Açılış öncesi Bozo’nun yönetmenliğini yaptığı belgeselin gösterimi yapıldı. Açılışta konuşan Bozo, 2010 yılında Engelsiz Sanat Derneği ile birlikte çıktıkları yolda toplumun ötekileştirilen yüzlerini kadrajına yansıtmayı amaçladığını söyledi. Bozo, hayallerini gerçekleştirirken hayalinin sadece kendisinin değil tüm halkların barış özlemi, ayrımcılığa uğramış insanların sesi, tüm engelli insanların projesi olmasını istediğini belirtti. Alman edebiyatçı Goethe’nin “Başka bir toplumun kültürünü öğrendiğimizde dünyada savaşlar biter” sözlerini hatırlatan Bozo, kendisinin de  bu hayali yaşatmak için yola çıktığını kaydetti. “Kendime Engel Olamıyorum”  fotoğraf sergisi,  22 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.  (Ankara/EVRENSEL)

Kapatmalara sessiz kalan İngiltere hükümeti protesto edildi

Arif BEKTAŞ 
Londra

Türkiye’de televizyon kanalları ve radyoların kapatılmasına yönelik tepkiler sürüyor. İngiltere’nin başkenti Londra’da Başbakanlık Konutu önünde yapılan protestoda, İngiltere’nin bu uygulamalar karşısında sessiz kalması protesto edildi.

Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) tarafından düzenlenen protestoya çok sayıda İngiliz gazeteci de katılarak destek verdi. Türkiye’deki antidemokratik uygulamalar ve basına yönelik saldırılar karşısında sessiz kalan İngiltere hükümetinin tutumunu değiştirmesi istendi. 

Başbakanlık önünde yapılan eylemde, Ulusal Gazeteciler Sendikası (NUJ) adına konuşan Barry White, İngiltere Parlamentosu’nun konuyu gündemine alması gerektiğini belirterek, gerçekleri kamuoyu ile paylaşan televizyon ve radyoların kapatılmasının kabul edilemez olduğunun altını çizdi. White, NUJ’un Türkiye’deki medya çalışanları ve saldırıya uğrayan medya organlarıyla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğini söyledi.

Mültecilerin İngiltere’ye gelmelerini talep eden bin kişilik bir grubun gösterisi ile birleştirilen etkinlikte konuşan Hayatın Sesi TV Muhabirlerinden Çağdaş Canbolat, televizyonlarının Erdoğan ve AKP’nin politikaları doğrultusunda yayın yapmadığı için, talimatla kapatıldığını belirterek dayanışma çağrısı yaptı. Canbolat, İngiltere’de de Hayatın Sesi kamerasının kimsenin görmediği, görmek istemediği, işçi ve emekçilerin sorunlarını anlatan haberler yaptığını hatırlatarak, “Gerçeklerin ortaya çıkmasını istemiyorlar” sözlerini kullandı.

‘Güney Afrika’nın Nobeli’ Avukat Arif Ali Cangı’nın

‘Güney Afrika’nın Nobeli’ olarak adlandırılan ‘Nükleersiz Gelecek Ödülleri Afrika’, 2016’da ilk kez Türkiye’den birine verildi. İzmir Barosu üyesi avukat ve çevreci Arif Ali Cangı, 11 ayrı kategoride düzenlenen ‘Nüklersiz Gelecek’ ödüllerinde ‘Avukatlık ve Aktif Ödülleri Afrika’da ödül almaya hak kazandı. Avukat Cangı’ya bu ödülün İzmir’in Gaziemir ilçesinde bulunan eski kurşun fabrikası alanında radyoaktif madde gömülmesiyle ilgili yaptığı çalışmaları ve duyarlı çevreci olması nedeniyle verildiği öğrenildi.

Cangı, ödülünü Kasım ayının ortalarında Güney Afrika’da düzenlenecek törenle alacak.(DİHA)
 

YBŞ: Bağdat’tan davet bekliyoruz

Rudaw’ın haberine göre YBŞ Komutanlığı bu sabah Musul operasyonuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “2 yıldan fazla bir süredir YBŞ olarak aktif bir biçimde DAİŞ çetelerine karşı savaş yürütüyoruz.  Şengal, Musul vilayetinin en önemli yerleşim alanıdır ve bu alanın alınmasında ve savunulmasında en aktif rolü oynayan güçlerin başında bizim güçlerimi gelmektedir” ifadeleri yer aldı.
 
YBŞ açıklamasında şöyle denildi:

 “Musul’un alınmasından sonra orada kurulacak yeni idari sistem bizi yakından ilgilendirmektedir. Orada oluşturulacak sistem halkların, mezheplerin ve inançların hoşgörü temelinde birlikte yaşayacağı bir ortam yaratmazsa, en fazla tehdit edeceği kesim şüphesiz Êzidîler olacaktır.

YBŞ olarak örgütümüz ve varlığımız Irak Merkezi hükümeti tarafından da kabul edilmektedir. Musul operasyonunun başlayacağı bugünlerde fiili olarak devam eden mücadelemizin resmileşmesini Irak merkezi hükümetinden bekliyoruz. Bu anlamda merkezi hükümetin tavrını net olarak ortaya koymasını ve bizi resmi olarak davet etmesini bekliyoruz.”

1200 dolayında savaşçısı olan YBŞ’i Irak Hükümeti “Wehdat Mukavume Şengal” olarak tanıyor. Şengal’de 32 ayrı noktada görev yapan birliğe Bağdat her ay maaş ödüyor. (DIŞ HABERLER)
 

Sezgin Tanrıkulu: İkna odası iddiası doğru mu?

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a “Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencilerine psikolojik işkencenin yapıldığı, ikna odaları kurulduğu iddiası doğru mudur?” diye sordu.

CHP’li Tanrıkulu, Kadıköy Anadolu Lisesi’nde proje okul kapsamında öğretmen atamalarına karşı çıkan öğrencilere psikolojik işkencenin yapıldığı ikna odaları kurulduğu iddiaları hakkında Bakan Yılmaz’ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Tanrıkulu, Bakan Yılmaz’a şu soruları yöneltti:

* Proje okul kapsamında ilan edilen Kadıköy Anadolu Lisesi’nde öğretmen atamalarına karşı çıkan öğrencilerin okul müdürü tarafından sorguya çekildiği iddiası doğru mudur?

* Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencilerine psikolojik işkencelerin yapıldığı ikna odaları  kurulduğu iddiası doğru mudur?

* Hukuki bir dayanağı olmadan öğrencilerin okul müdürü Halit Çittır tarafından disiplin cezası vermekle tehdit edildiği iddiası doğru mudur?

* Öğretmenlerin tayin edilmesine karşı çıkan öğrencilerden imza toplandığı doğru mudur?

* Okul Müdürü Halit Çittır tarafından sorguya alınan öğrencilere, ‘Niye derse girmedin? Oturma eyleminde yer aldın mı? Eylemi kim düzenliyor? Seni eyleme katılmaya zorlayan oldu mu? Eyleme katılmanın suç olduğunu biliyor musun? Sosyal medyada, yaşananlarla ilgili paylaşım yaptın mı?’ Sorularının sorulduğu iddiası doğru mudur? Okul Müdürü  Halit Çittır’a bu soruların öğrencilere sorulmasının talimatını kim vermiştir? Öğrencilere uygulanan baskılarla ilgili soruşturma açılmış mıdır?” (ANKA)
 

Karabağlar’da kentsel dönüşüm krizinde 3 perde 

Karabağlar’da yapılmak istenen kentsel dönüşümle ilgili bir yılda 3 kez plan hazırlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı dönüşümden vazgeçmezken, bölge halkı da süreci tekrardan itiraza hazırlanıyor. 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İzmir’in Karabağlar ilçesi Cennetçeşme ve Limontepe semtinde toplam 16 mahalleyi kapsayan ve yüz bine yakın vatandaşı yakından ilgilendiren kentsel dönüşüm projesinde süreç sil baştan.  Önceki hafta kenti ziyaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin “2017 yılında başlayacak” diyerek duyurduğu kentsel dönüşüm projesiyle ilgili hazırlanan mevcut imar planları iptal edilerek bölgede yeni plan çalışması yapıldı.

Bakanlıkça hazırlanan ilk iki plana şehircilik esaslarına aykırı olduğu, bütünlük taşımadığı, planlama esaslarına uyulmadığı, kamu yararı taşımadığı, mevzuata aykırı olduğu gibi gerekçelerle itiraz ederek yargıya taşıyan bölgedeki hak sahipleri imar planlarının iptali için üst üste davalar açtı. Planlarla ilgili yargı süreci devam ederken, bakanlıktan olası iptal kararına karşı yeni bir hamle daha geldi. 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yargıya taşınan projeyle ilgili bu sefer de süreci sil-baştan yapan bir karar alarak, 540 hektarlık bölgenin 101 hektarlık ilk etabını kapsayan üçüncü planları askıya çıkardı. Önceki planlarla büyük oranda benzerlik taşıyan kentsel dönüşüme esas imar planları için bir aylık itiraz süreci başladı. 

‘BAKANLIK ALİ CENGİZ OYUNU YAPIYOR’

Askıya çıkan 3. planla ilgili bölge halkı tekrardan itiraza hazırlanıyor. Mahallaleler Birliği’nin çağrısıyla Karabağlar Belediyesi Türkan Şoray Nikah Salonu’nda bir araya gelen bölge önümüzdeki süreçte neler yapacaklarını konuştular. Toplantıda konuşan Karabağlar Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı Halil Ecevit, süreci ‘Ali Cengiz Oyunu’na’ benzeterek “Bakanlık kanuna karşı hile yapıyor. Aynı filmi daha önceden de gördük. Amaçları bizi pes ettirip yıldırmak. Tuttular aynı planı yine karşımıza getirdiler. Değişen hiçbir şey yok… Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Madem plan yaptınız neden iptal ediyorsunuz? Açtığımız davaları geçersiz kılmak için hazırladıkları planı iptal edip, aynı planı yeniden askıya çıkartıyorlar. Daha önce de söyledik, yine tekrar edeceğiz. Bu oyuna kanmayacağız, yaşam alanlarımızı terk etmiyoruz” dedi.

YENİDEN İPTAL DAVASI AÇACAKLAR

Hazırlanan imar planlarına itiraz dilekçelerini 27 Ekim’de vereceklerini ve bir kez daha iptal davası açarak yargıya taşıyacaklarını duyuran Karabağlar Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı Halil Ecevit şunları söyledi “Siz bu planı hazırlarken kime sordunuz? Bizimle gelip görüştünüz mü? Ne istediğimizi biliyor musunuz? 4 yıldır bakanlıktan randevu istiyoruz, bırakın görüşmeyi karşımızda muhatap bile bulamıyoruz. Vatandaşın rızası olmadan kentsel dönüşüm mü yapılır? Böyle proje mi olur? Bir de kalkmış açıklama yapıyorlar, “Kentsel dönüşüm 2017’de başlayacak” diye… Nereye başlıyor? Böyle adalet, hak hukuk olmaz… Vatandaşın yararına olmayan, halka rağmen yapılan kentsel dönüşüme karşıyız, kabul etmiyoruz… Nerede kaldı sosyal adalet, nerede kaldı demokrasi? Yaşam alanlarımızı kesinlikle terk etmeyeceğiz. Mahallemizi, semtimizi inşaat baronlarına peş keş çektirmeyeceğiz. Biz kentsel dönüşüm değil, adalet istiyoruz”.  (İzmir/EVRENSEL)