Ana Sayfa Blog Sayfa 6242

Radyo Dünya sesini sokaklarda duyuracak

 

Adana’da yayını kesilip kapısına mühür vurulan Radyo Dünya, sosyal medya üzerinden dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Her hafta farklı mekânlarda yaptıkları programlarla dinleyicilerine seslenen radyo çalışanları, yaşadıkları hukuksuzluk son bulana kadar seslerini ulaştırmakta kararlı. Radyonun yoğun ilgi gören programlarından olan ve dengbêjlik kültürünü halka tanıtan “Şevberka Dengbêja Denge Bê Sinor” programının sunucusu Zülküf Tezkorkmaz, kapatmalara rağmen programlarını halkla birlikte sürdüreceklerini söyledi. Radyo Dünya’nın 1992’den bu yana yayıncılık hayatını sürdürdüğünü hatırlatan Tezkorkmaz, dengbêjlik kültürünü Radyo Dünya üzerinden ellerinden geldiğince nesillere aktarmaya çalıştıklarını ve bundan sonra da aktarmaya devam edeceklerini ifade etti.

Halkla sokakta buluşacağız

Radyonun Genel Yayın Yönetmeni Medine Gümüş de, radyonun tekrar açılması için gereken tüm mücadeleyi vereceklerini aktararak, şuan için sosyal medya üzerinden dengbêj programını sürdürdüklerini söyledi. Gerekirse ev ev ve sokak sokak halkla bir araya gelerek yayınlarına devam edeceklerinin altını çizen Gümüş, mücadele kararlılığını vurguladı. “Kapımıza mühür vurulmuş olabilirler ama direncimiz ve sesimizi hiç bir zaman kısamazlar” diyen Gümüş, sosyal medya üzerinden yaptıkları programlar için dinleyicilerine destek çağrısında bulundu. Gümüş, “Halkımızın desteğini bekliyoruz, Radyo olarak. Halkın yanımızda olmasını istiyoruz

 

 

Fotoğraflarda toplumsal cinsiyet

18 Ekim’de Galata Fotoğrafhanesi’nde gerçekleşecek olan ‘Toplumsal Cinsiyet ve Fotoğraf Atölyesi’nde toplumsal cinsiyet rolleri, kimlik ve beden konuları işleniyor. Atölyeye ilişkin konuşan fotoğraf sanatçısı Şehlem Kaçar Sebik, ‘Atölyenin amacı bilinç yükseltmek yani farkındalık oluşturmak. Bu atölyeler bir sağaltma aracının başlangıcı’ dedi

Galata Fotoğrafhanesi’nde 18 Ekim’de başlayacak olan ‘Toplumsal Cinsiyet ve Fotoğraf Atölyesi’ toplumsal cinsiyeti sorguluyor. Beş hafta sürecek olan atölyenin yürütücülüğünü Bilgi Üniversitesi İletişim Bilimleri bölümünde doktora yapan Şehlem Kaçar Sebik üstleniyor. Toplumsal cinsiyet rolleri, kimliklerimiz ve bedenlerimiz gibi konulardan yola çıktıklarını belirten Sebik, “Sanatla olan ilişkimiz farkındalık üzerinden ne kadar yürüyebiliyor?” sorusunu sorguladıklarını söyledi. Atölyenin erkeklerin katılımına da açık olduğunu kaydeden Sebik, “Biz genelde kadınlık deneyimini önemseriz, kadınların katılımına açarız. Fakat bunun biraz daha açılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü erkeklerin de erkekliklerini sorgulaması önemli. Bunun üzerinden üretilen sanatsal işleri de ele alacağız ama yoğunlukla feminist sanat üzerinden değerlendirmeler yapacağız” diye belirtti.

Atölyenin ilk haftasında ‘Toplumsal cinsiyet nedir?’ gibi temel soruların yer bulacağını anlatan Sebik, “Kadınlık halinin kendisinin görme biçimlerini etkileyip etkilemediğini tartışacağız. Ardından kendi toplumsal cinsiyet tanımımızı yapacağız. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi kavramların ne olduğu üzerinde de duracağız. Erkekliği üreten şeylerin neler olabileceğini ve toplumdaki genel kanıları sorgulayacağız. Tabi burada feminist tarihten de söz edeceğiz. Dünyada feminizm nasıl gelişti, bütün coğrafyalarda aynı mı; bu da başka bir sorunsal. Kadınların eşitliği ve oy hakkı konusunda Süfrajetler gibi örneklerden de feminist aktivizmden de söz edeceğiz” dedi.

Medya sorgulanacak

Temel sorular ve konular ardından ikinci hafta ise iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde feminist sanata giriş, kadın temsiliyeti üzerinden geliştirilen eylemler sorgulanacak. İkinci bölümde ise medyaya değinilecek. Temsiliyetlere geldiğimizde medyanın belirleyici bir mecra olduğunun altını çizen Sebik, “Toplumsal cinsiyet konusunda medyanın nasıl görseller ürettiğini de sorgulamamız gerekiyor. Şiddetin pornografisini yapan bazı görseller oluyor, cinsiyet temelli şiddetin ne olduğunu bilmeden kadına yönelik şiddeti anlatmaya çalışırken, kadını daha fazla mağdurlaştıran imgeler kullanılıyor” ifadelerinde bulundu. Feminizmin ana akımlaşması gibi konuların da tartışılacağı atölyenin üçüncü haftasında feminist sanata farklı yaklaşımlar ve oto portreler yer alacak. Dördüncü haftaya gelindiğinde katılımcıları, kadın sanat kolektifi, aktivizm gibi konular bekliyor.

Nalin Öztekin / İstanbul – Jınha

 

 

Kılıçdaroğlu’na hapis istemi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hapis cezası istendi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 2 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan’ın şikayeti üzerine “Basın yoluyla alenen hakaret suçundan” Kılıçdaroğlu’na açılan soruşturma tamamlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan şikayetinden vazgeçtiği için bununla ilgili takipsizlik verildi. Ancak Bilal Erdoğan’ın şikayeti üzerine 2 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

HABER MERKEZi

170 vekil HDP’liler ile ‘Kardeş vekil’ oldu

Dokunulmazlıkların kaldırılmasını darbe olarak nitelendiren HDP’ye Avrupalı parlamenterlerden yoğun destek geldi. Avrupa’nın önde gelen partilerden 170 vekil HDP’nin 55 milletvekiliyle ‘kardeş vekil’ oldu. Kampanyanın daha da büyüyeceği ve acil durumlarda harekete geçileceği ifade ediliyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin yürüttüğü diplomatik ilişkiler çerçevesinde konuyu Avrupa’nın gündemine taşımasının ardından vekillere destek kampanyaları başladı. HDP Dış İlişkiler Komisyonu tarafından yürütülen kampanya dâhilinde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden parlamenterler, dokunulmazlıkları kaldırılan 55 HDP’li vekil ile “Parlamenterler parlamenteri koruyor” diyerek “kardeş vekil” oldu.

Hedef 550 vekil

“Kardeş vekil” kampanyasında İtalya, İngiltere, İsveç, İsviçre, İskoçya, Almanya, Danimarka, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerin parlamentolarından yüzlerce parlamenter kampanyaya dâhil oldu. Önceki gün başlatılan kampanya kapsamında bugüne kadar 176 parlamenter HDP’ye isim bildirerek, kampanyaya dâhil olduğunu açıkladı. Başvuran parlementerler, darbe ile dokunulmazlığı kaldırırlan 55 HDP’li milletvekiline “kardeş vekil” olurken bu sayının meclisteki vekil sayısı olan 550’ye ulaştırmak olduğu belirtiliyor.

Sol partilerden yoğun destek

Kampanyaya dahil olanlar arasında parlamenterlerin yanı sıra Avrupa’nın önde gelen siyasi partilerin genel başkanları da bulunuyor. Avrupa Birliği Parlamentosu Yeşiller Grubu Eşbaşkanları Christian Levrat ve Rebacca Harms, İsveç Sol Parti Genel Başkanı Jonas Sjöstedt, Avrupa Birleşik Sol Grubu (GUE-NGL) Başkanı Gavi Zimmer, İsviçre Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı gibi isimler HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile dayanışmak için kampanyaya dahil olan isimler arasında yer aldı.

Fezleke ve iddianamelerin çevirisi yapıldı

Kampanya kapsamında dokunulmazlıkları kaldırılan HDP’lilerin biyografi, fezleke ve iddianamelerinin tamamı dayanışmaya dahil olan vekiller için İngilizce, Almanca ve İtalyanca gibi dillere çevrilerek gönderildi. Gönderilen dosyaya kampanyaya ilgilerinden dolayı bir teşekkür mesajı da eklendi. Oluşturulan ağ ile birlikte dokunulmazlıklar konusundaki en ufak bir gelişmeyle tüm parlamenterlere de bilgi notu gönderilmeye başlandı.

Olası acil bir durumda…

Parlementerlere aktarılan bilgi notlarında Türkiye’deki yoğun baskılara da yer verildi. Dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan kampanya ile birlikte ilişkiler de bu eksende geliştirilmeye çalışılacak. Dokunulmazlıklar konusunda olası bir acil durum karşısında da bu konuda ağdaki parlamenterin tutum belirlemesi amacıyla acil koduyla mesaj gönderilecek. Olası bir gözaltı, zorla getirme ya da tutuklama gibi durumlar karşısında parlamenterlerin bir bölümü tepkilerini ortaya koymak amacıyla da Türkiye’ye gelecek.

DİHA

Kayyımlarla kadın mücadelesi hedef alınıyor

DBP’li belediyelere kayyım atanmasının kadın karşıtı politikaların ürünü olduğunu belirten KJA bileşenleri Pirsûs’ta basın açıklaması yaptı. Pirsûs Belediyesi Eş başkanı Nazlı Binici, “Kayyımlarla eş başkanlık sistemi ortadan kaldırmak isteniyor” dedi.

Kongreya Jinên Azad (KJA) Riha (Urfa) bileşenleri kayyımların kadın karşıtı politikalarını yapılan basın açıklamasıyla kınadı. DBP Pirsûs ilçe binası önünde yapılan açıklamaya KJA üyeleri, HDP ve DBP ilçe yöneticileri ile onlarca yurttaş katıldı.

KJA üyesi ve Pirsûs Belediyesi Eş Başkanı Nazlı Binici burada yaptığı açıklamada, “DBP’li belediyelere kayyım atanmasında ki amaç kadın çalışmaları ve eş başkanlık sisteminin ortadan kaldırılmasıdır” dedi. Kayyımlarla yıllar boyun verilen kadın mücadelesinin kazanımlarının hedeflendiğinin altını çizen Binici, “Bu politikalarla, baskı, gözaltı ve tutuklamalarla özgürlük mücadelesi geriletemez. Sevêlerden Fatmalardan ve Pakizelerden aldığımız direniş bayrağını ve mücadelemizi ileriye taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Açıklama zılgıt ve alkışlarla son buldu.

(mhy-bi/ip/sd)

 

Kadın tutsakların banyosuna kamera yerleştirildi

HDP Mûş Milletvekilli Burcu Çelik Özkan, Alanya’daki kadın tutsakların banyo yaptıkları alanlara kamera yerleştirildiğini belirtti.

Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun işkence ve kötü muameleyle ilgili son toplantısında HDP Mûş Milletvekili Burcu Çelik Özkan, Şirnex, Ödemiş, Şakran, Alanya ve Tekirdağ cezaevlerinde yaşananları aktardı. Alanya’daki kadın tutsakların banyo yaptıkları alanlara yirmi dört saat kamera yerleştirildiğini bildiren Özkan, komisyon konuşmasında şunları aktardı: “Alanya’da kadınların banyo yaptıkları alanlara bile yirmi dört saat kamera yerleştirdikleri gerçekliği. Onun dışında, Tekirdağ, özellikle F2, ziyaret gerçekleştirdiğimiz bir cezaevidir. Burası ve o gün dahi oradaki uygulamaların hangi noktada olduğu, ziyareti gerçekleştiren değerli üyeler tarafından tespit edilmiştir ki düşünün, OHAL sonrası, uygulamaların nasıl bir noktaya geldiğini, gerçekten merak ediyorum.”

Hapishanelerdeki operasyonlara da dikkat çekerek, “Fetullahçı terör örgütüyle mücadele adı altında, infaz kurumlarında, özellikle idari yapıda gerçekleştirilen operasyonlar oradaki insan haklarıyla ne yazık ki aynı zamana denk geliyor. Kurumlardaki kişilerin bilinçli olarak ya da kasten tutuklu ve hükümlülere nasıl yönelmiş olduklarını şu anda ortaya koyamayız belki” diyen Burcu, hapishanelerdeki operasyonların üzerinde durulması gerektiğini belirtti.

(pu)

Diyarbakır’da gazeteciler neden eylemde olduklarını anlattı

Kapatılan televizyonların Diyarbakır’daki çalışanlarının çağrısıyla başlatılan oturma eyleminde Periscope üzerinden canlı yayın yapılarak, neden eylemde oldukları anlatıldı.

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetinin (GGC) Sümerpark’taki bürosunda yapılan oturma eylemine, aralarında Hayatın Sesi TV, İMC TV, Van, Jiyan TV’den oluşan 16 kişi katılıyor. Zaman zaman sayı, kentteki diğer gazetecilerin de katılımıyla artış gösteriyor. Sık sık destek ziyaretlerinin yapıldığı oturma eyleminde konuşan gazeteciler, “Ekranlarımız karartılsa da bizler olanak yaratıp seslerimizi duyurmaya, haber vermeye devam edeceğiz” dediler. (Diyarbakır/EVRENSEL)

Çocuk evliliklerine karşı mücadele İran’a uzandı

Küçük yaşta evliliğe karşı aktif mücadele eden Van Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP) tarafından 3 yıl önce “Bu işyerinde 18 yaş altı gelin saçı taranmamaktadır” sloganıyla başlatılan proje İran’a kadar uzandı. Evlilik yaşının 15 olduğu İran’dan Van’a gelen 20 İranlı kuaför, YAKA-KOOP’la aldıkları toplantı sonrası ülkelerindeki küçük olan evlilik yaşı için mücadele edeceklerinin sözünü verdi. 

‘AFİŞLERİMİZ İRAN’DA ASILACAK’

İranlı kuaförlerin projeyi beğendiklerini ve İran’da o proje afişini dükkânlarına asacaklarını söyleyen YAKA-KOOP Başkanı Gülmay Gümüşhan, “İran’ın Tarhan, Urmiye, Tebriz, İsfahan ve Şiraz kentlerinden Van’a 20 kadın kuaför geldi. Biz de bunu duyduk ve bunun projemizin hayat bulması açısından önemli olduğunu düşünerek onlara projemizi anlatıp afişleri dağıttık. Onlar da projemizin çok anlamlı olduğunu söyleyerek, afişlerimizi işyerlerine asacaklarını söylediler” dedi.

İran’da çocuk evliliklerinin sıklıkla yaşandığına dikkat çeken Gümüşhan, “Görüştüğümüz kuaförler, İran’da da özellikle kırsal kesimde çocuk evliliklerine çok sık rastlanıldığını söyledi. O yüzden projemizin kesinlikle İran’da hayata geçirmenin önemli olduğunu söyleyerek, projemize destek olacaklar. Kuaförlerden biri çok küçük yaşta evlilik yaptığını söyleyerek, duygulandı ve projeyi destekleyeceğini söyledi. Olumlu sonuç almak bizi mutlu etti” diye konuştu.

‘PROJEMİZİ BÜYÜTMEKTE KARALIYIZ’

Çocuk evliliklerine karşı daha önce kentteki kuaförler ve otobüs duraklarında farkındalık yaratmak amaçlı birçok çalışma yaptıklarını belirten Gümüşhan, şöyle dedi: “Projemiz yayıldıkça amacına ulaşacaktır. Belki her yere ulaşma şansımız yok ama farklı şehirlerden projemiz için bizi arayanlar var. Proje birçok ilde hayat buldu. İstanbul, Ankara, Hakkâri, Antalya, İzmir’de olacak. Projemizin bir yerlere ulaşıyor olması bizi mutlu ediyor. Çünkü amacımız çocuk evliliklerinin önüne geçmek ve toplumda buna yönelik bir algı yaratmak.” (DİHA)
 

Amerikalılar İklim Değişikliği Konusunda Bölündü

Amerikalıların siyasetteki gibi düşünceleri iklim değişikliği konusunda da bölünmüş durumda.

Bu Pew Araştırma Merkezi’nce yapılan yeni bir anketin sonucu.

‘İklimin Siyaseti’ adlı çalışma, liberal Demokratlarla muhafazakar Cumhuriyetçilerin iklim üzerinde insan etkisi ve ne yapılmasına dair derin bölünmüşlüğü ortaya koyuyor.

En büyük ayrım ise Pew katılımcılara iklim uzmanlarına güvenip güvenmediklerini sorduklarında ortaya çıktı. Liberal Demokratların yüzde 70’i iklim uzmanlarına güvendiklerini söylerken, muhafazakar Cumhuriyetçilerin sadece yüzde 15’i iklim uzmanlarına güvendiklerini kaydetti.

Muhafazakar Cumhuriyetçilerin yüzde 16’sı bilim insanlarının çoğunun gezegen üzerinde insanların etkisinin bulunduğu düşüncesine destek verirken, liberal Demokratlarda bu oran yüzde 55.

Pew’den Cary Funk Amerika’nın Sesi’ne sonuçları değerlendirdi. Funk, dikkat çeken sonuçlardan birinin muhafazarkarların genelde bilim karşıtı olmadıkları sadece iklim değişikliğine karşı oldukları.

Çalışma, katılımcılara nerden bilgi aldıklarını sormadı ancak muhafazakar Cumhuriyetçilerin yüzde 72’sinin iklim değişikliği konusunda medyanın olayı büyüttüğü şeklindeki söylemlerini not etti. Liberal Demokratların yüzde 64’ü ise medyanın iklim değişikliği tehdidini yeterince ciddiye almadığı görüşünde.

Amerikalılar ne yapılması gerektiği konusunda ise hemfikir gibi. Amerikalıların çoğunluğu yüzde 89 ile yüzde 83’ü gibi biro ran rüzgar ve güneş enerjisine destek veriyor.

Funk’a göre bu Cumhuriyetçiler ve Demokratların enerji konularında genel bir zemin oluşturabileceğini gösteriyor.

Ama iş geleneksel formlara gelince, petrol, gaz, nükleer ve kömür gibi partizan bölünme yine ortaya çıkıyor. Funk, fosil yakıt enerji kaynakları ve nükleer enerji konularında daha fazla siyasi görüş farkı olduğunu belirtiyor. Hangi partiyi desteklerse desteklesin Amerikalıların çoğu yenilenebilir enerjiden yana.

Araştırmaya göre ev sahibi Amerikalıların yüzde 44’ü ya evlerine güneş enerjisi panelleri kurdu ya da kurmayı düşünüyor. Nedenleri de hem tasarruf hem de çevreye yardımcı olmak.

Pew araştırmasının sonuçlarından biri de Amerikalıların yüzde 75’inin günlük yaşamlarında çevreye yardımı düşünmesi.

İklim bilimcilerinin muhafazakarlar tarafından neden güven duyulmadığı belirsiz ve araştırma iklim değişikliğinin siyasileşmesinin insanların düşüncelerini nasıl etkilediğini incelemedi.

Fakat, Cumhuriyetçi ya da Demokrat Başkan adayı ulusal tartışma programında iklim değişikliği ile ilgili konuşursa konuya kendisini yakın gören Amerikalılar aynı noktaya gelebilir.

Ancak araştırma şunu gösteriyor ki iklim değişikliği konusunda siyasi duruş farklılıklarına rağmen ve muhafazakar Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu insanların problemin bir parçası olduğuna inanmasa da, kamuoyu daha fazla yenilenebilir enerji görmek istiyor.

ABD’de Seçim Yılında İstihdam Beklentileri Düşük

İktisatçılar, başkanlık seçiminin sonucunun Amerikan ekonomisine zarar verebileceği öngörüsünde bulunuyor. İş piyasasındaki kazanımlara rağmen istihdamın son aylardaki ivmesini yitirdiği ve ücretlerin sabitlendiği gözleniyor. Uzmanlar, başkanlık seçimine iki ay kala işverenlerin ekonomik gidişat netleşinceye kadar yeni eleman alma konusunda isteksiz olduğunu söylüyor.

İş dünyası, istikrar sever. Ulusal İş Ekonomisi Birliği’nin son anketi, kutuplaşma ve belirsizliğin hakim olduğu seçim döneminin şirketlerin başını ağrıttığını gösteriyor. Birlik sözcüsü Lavaughn Henry “Şirketler, ileriye yönelik plan yapmak, örneğin bir sonraki yıl ödenecek vergi miktarını, önümüzdeki yıllarda yürürlüğe girecek yasa ve uygulamaları bilmek ister. Yeni başkanın henüz seçilmediği dönemlerde belirsizlik ve buna bağlı olarak da kaygılar artar” diye konuşuyor

Uzmanlar, bazı şirketlerin seçim yıllarında daha temkinli olduklarını söylüyor. Ancak iktisatçı Mark Hamrick’e göre bu durum her zaman geçerli değil: “İmal ettiği ürünleri ya da verdiği hizmetleri yeterince talep gören bir işverenin ek eleman alımını ya da kaynak artışına gitmeyi sırf seçimler yaklaşıyor diye askıya alması, bana inandırıcı gelmiyor.”

Federal Bütçe Sorumluluğu Komitesi Başkanı Maya MacGuineas, Trump’ın da, Clinton’un da en önemli ekonomik sorunları ele almaktan kaçındığını belirtiyor. MacGuineas’a göre her iki aday da borçlar, gelir adaletsizliği ve harcamalar konusu üzerinde yeterince mesaj vermiyor: “Clinton ve Trump’a not verecek durumda değiliz çünkü iki aday da bizden tam not alacak düzeyde değil. Mali politikalar konusunda ne Trump ne de Clinton sınavı geçecek düzeyde.”

Bank of America’dan iktisatçı Sharon Miller, kimi şirketler Kasım ayına kadar bekleyişe geçse de bazı konularda cinsiyet bazlı bölünmeler yaşandığına dikkat çekiyor: “Belirsizlik olduğu doğru. Ancak asgari ücret gibi seçim sürecinde tartışılan bazı konulara baktığımızda kadın iş sahiplerinin asgari ücretin yükseltilmesine daha sıcak baktıklarını görüyoruz. Asgari ücretin yükselmesinin ekonomiye olumlu etkisi olacağını düşünen kadın iş sahiplerinin sayısı, erkeklere oranla daha çok.”

İşverenler Ağustos ayında sadece 155 bin kişiye iş sağladı, Eylül ayındaysa 156 bin. Oysa Haziran ve Temmuz ayları arasında işe girenlerin sayısı 270 bindi.