Ana Sayfa Blog Sayfa 6246

ABD’den Suudi Arabistan’a sert tepki

Yemen’in başkenti Sana’da en az 140 kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ABD, müteffiki Suudi Arabistan’a alışılmadık bir şekilde sert tepki gösterdi. Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) sözcüsü Ned Price tarafından yapılan açıklamada, Washington’ın saldırıdan Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttuğu ifade edildi. Price açıklamasında, ABD’nin Suudi Arabistan ile güvenlik alanındaki işbirliğinin “açık çek” olmadığını dile getirdi. Price, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne önem vermekle birlikte, Yemen’de artan çatışmalar karşısındaki ciddi kaygılar bulunduğunu ifade etti. Price, Washinton’ın Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona olan azalan desteğini ABD’nin ilkeleri, değerleri ve çıkarları doğrultusunda tekrar gözden geçireceklerini belirtti.

Bu suçlamalar karşısında Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyondan yapılan açıklamada, ABD ile birlikte saldırının araştırılacağı bildirildi. Cumartesi akşamı yapılan açıklamada, saldırıya ilişkin “soruşturma başlatılacağı” ve ABD’li uzmanlarla işbirliği yapılacağı belirtildi.

Saldırıda 140 ölü, 525 yaralı

Yemen’de iç savaşın başlamasından bu yana yaşanan en ağır saldırılardan bir olan bu saldırıda, 140’dan fazla kişi hayatını kaybetti. Bir cenaze merasiminin hedef alındığı saldırıda en az 525 kişi de yaralandı.

Birleşmiş Milletlerin (BM) Yemen’den Sorumlu Acil Durum Koordinatörü Jamie McGoldrick, saldırıyı “sarsıcı ve üzüntü verici” olarak nitelendirdi. Saldırıyı kınayan McGoldrick, kimseyi doğrudan sorumlu tutmadı.

Yemen’de savaş

Yemen’in başkenti Sana ve ülkenin kuzeyindeki bazı şehirler 2014 yılının eylül ayından beri Devlet Başkanı Abdurrabu Mansur Hadi’ye bağlı birliklere karşı mücadele eden Husi milislerinin kontrolünde bulunuyor. Şii Husi milislerinin İran tarafından desteklendiği iddia ediliyor. Sünni lider Abdurrabu Mansur Hadi’yi destekleyen Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu 2015 yılının Mart ayından bu yana Husi milislerine karşı operasyonlar düzenliyor. Bu operasyonlarda, Husi milislerinin elindeki bölgelerin yanı sıra sivillerin bulunduğu Pazar yeri, düğün gibi yerler de hedef oldu. Bu saldırılarda çok sayıda sivil öldü. ABD ise Suudi Arabistan’ı Yemen’e yönelik tutumunda bugüne kadar desteklemişti.

© Deutsche Welle Türkçe

AFP/dpa, JD/HT

 

Ankara katliamında hayatını kaybeden Kanlıoğlu’nun babası:

10 Ekim Ankara katliamında hayatını kaybeden Elif Kanlıoğlu için Artvin Arhavi’de bir anma düzenlendi. Törende kısa bir konuşma yapan Baba Kanlıoğlu ‘ Bizi idamlarla, bombalarla korkutmaya çalıştılar ama korkutamadılar. İşte buradayız, ama onlar korkuyorlar çünkü nefesimizi enselerinde hissediyorlar” dedi.

Anne Kanlıoğlu ise yaptığı açıklamada ‘mücedeleye devame deceğiz’ mesajı verdi.

Diyanetin Bank Asya hesabı ortaya çıktı

Diyanet İşleri Başkanlığı, ‘FETÖ’ soruşturması çerçevesinde 3 bine yakın personelini görevden uzaklaştırdı. Bu personelin büyük bölümü için de “Bank Asya’da hesabının olması” gerekçe gösterildi.

Bankada hesabı olanlar, “Terör örgütüne maddi destek sağlama” gerekçesiyle soruşturmaya da dahil edildi. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığının da hac paralarının Bank Asya’ya yatırılması talimatı verdiği ortaya çıktı. Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre, Diyanetin yaptığı, hac ve umre organizasyonlarında hacı adaylarından paralarını yatırmasını istediği bankalar arasında Asya Katılım Bankası da yer aldı. Bu süreç 17-25 Aralık’tan sonra da devam etti.

SEKİZ BANKA ARASINDA

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2013’te ‘Hac Organizasyonu’ için ön kayıt başvuruları 4-22 Şubat tarihleri arasında aldı. Ön kayıt yaptıracaklar için de, Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası, Halk Bankası, Akbank, Al-Baraka Türk, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türkiye Finans Katılım Bankası ve Bank Asya (Asya Katılım Bankası) hesap adresleri adres gösterildi.

UMRE İÇİN DE ADRES AYNI

Diyanet, sadece hac organizasyonunda değil, umre organizasyonlarında da paraların Asya Katılım Bankasına yatırılmasını istedi. Başkanlık personeli, öğrenci, öğretim görevlisi ve öğretmenlerle eşleri için hazırlanan 2014 yılı için umre yaz organizasyonunda da, paraların yatırılması istenen 8 banka arasında yine Asya Katılım Bankası yer aldı. Bu dönemin, 17-25 Aralık sonrası döneme denk gelmesi de dikkat çekti.
İSTANBUL

Malazgirt’te 10 kilometrelik pancar kuyruğu

Bölgede şeker pancarı alım kampanyaları başladı. Malazgirt’te pancarlarını getiren çiftçiler kantar sırasında yaklaşık 10 kilometrelik traktör kuyruğu oluşturdu. Geçen yıl 54 bin ton alım yapılan Pancar Bölge Şefliği Malazgirt Şubesi’nde, bu yıl 68 bin ton pancar alımı yapılması hedeflendi. Alım kampanyasının yaklaşık 90 gün süreceğini bildiren Pancar Bölge Şefliği Malazgirt yetkilisi Abdulvahap Göre, “Bu sene pancar verimi iyi. Havalar da güzel gidiyor. Tek şikayetimiz çiftçilerin bazılarının pancarlarını yapraklı getirmesi. Yapraklı gelince şeker oranı düşüyor. Bütün çiftçiler zarar görüyor. Pancarın kilosu bu sene 200 TL’nin üzerinde olabilir. Burada alınan pancarlar yükleme yapılıp Muş’a gönderiliyor. Üreticiye küspe ve şeker veriliyor. Pancar parası 3 taksitte ödeniyor” diye konuştu. 

Çiftçilerden Eşref Şancı ise, kuyruğun fazla oluşundan yakındı ve beklemekten yorulduklarını bildirdi. 
DHA

Adıyaman’da 165 kişilik geçici işe 5 bin 97 başvuru

İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde 147’si merkezde 165 okulda İşkur İl Müdürlüğü tarafından yürütülen Toplum Yararına Çalışma Programı (TYÇP) kapsamında 8.5 ay okulların temizliğini yapmak için 165 kişilik kontenjan açıldı. Halk Eğitim Müdürlüğü konferans salonunda sabahın erken saatlerinden itibaren gelen binlerce vatandaş, uzun kuyruklar oluşturarak noter huzurunda çekilecek kuraları bekledi. Salona gelen noter, İşkur ve Milli Eğitim Müdürlüğü görevlileri, işe başvuran 5 bin 97 kişi için kura çekimi yaptı. Kurada ismi çıkanlar sevinirken, çalışma hakkı elde edemeyenler ise üzüldü. 
DHA

 

Açlık sınırı 1492 lira oldu

Memur-Sen açlık ve yoksulluk sınırını araştırmasının eylül ayı sonuçlarını açıkladı. Her ay düzenli olarak yapılan bu araştırmaya göre, Türkiye’deki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1492 TL, yoksulluk sınırı ise 4 bin 252 TL olarak belirlendi.

Yapılan araştırmaya göre eylül ayında ağustos ayına göre gıda madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.25’lik bir artış yaşandı. Eylül ayında göze çarpan en büyük artışlar yüzde 23.72’yle salatalık, yüzde 14.96 fındık içi, yüzde 10.80 marul, yüzde 10.28 kabak, yüzde 8.78 patlıcan, yüzde 7.41 artışla nohutta belirlendi. En fazla düşüş ise yüzde 21.36 azalışla balık, yüzde 20.47 limon, yüzde 10.81 kavun, yüzde 10.55 elma fiyatlarında yaşandı.

Aydınlanma madde fiyatında ise eylül ayında ağustos ayına göre herhangi bir değişim gözlemlenmedi.

ULAŞIMDA ARTIŞ YAŞANDI

Ulaşım madde fiyatlarında yüzde1.55’lik bir artış olduğu belirlendi. Ağustos ayına göre en göze çarpan değişimin yüzde 6.81 artışla LPG dolum ücreti, yüzde 6.77 artışla mazot fiyatlarında olduğu gözlendi. Eğitim-kültür madde fiyatlarında yüzde 0.89’luk bir artış oldu. 
ANKARA

TBMM Başkanı’ndan HDP’li Buldan’a: Hacda sizin için dua ettim

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman, Meclis’in bahçesinde karşılaştığı HDP’li Pervin Buldan’a Hacca gittiğini ve kendisine dua ettiğini söyledi. Buldan “Allah kabul etsin” karşılığını verdi.

TBMM’nin 26. Dönem ikinci Yasama Yılı bugün başladı. İsmail Kahraman, açılış töreninden önce Meclis bahçesinde karşılaştığı Pervin Buldan’a “Hacca gittim, orada sizin için de dua ettim” dedi.

Neyi bildirir sayılar?

15 Temmuz sonrası kamuda görevden uzaklaştırılan personel sayısı 93 bin, memuriyetten çıkarılan personel sayısı ise 59 bin 841. Üniversitelerde 5 bin 247 akademisyen hakkında soruşturma başlatıldı, bunlardan 4 bin 225’i görevden uzaklaştırıldı, 2 bin 341 akademisyen ise KHK’lerle üniversiteden ihraç edildi. Meslekten men edilen hâkim ve savcı sayısı 3 bin 392, 2 Anayasa Mahkemesi üyesi de meslekten men edilirken, Danıştay ve Sayıştay’dan ihraç edilen kişi sayısı 167. Ordudan ihraç edilenlerin sayısı 3534 iken, Emniyet’ten ihraç edilenlerin sayısı da 10 bin 26 kişiyi buldu. En büyük tasfiye Milli Eğitim Bakanlığında yaşandı ve 28 bin 163 kişi öğretmenlikten çıkarıldı, çok az bir kısmı göreve iade edilmek üzere 11 bin 285 Eğitim Sen üyesi açığa alındı.

***

Türkiye’de en zengin yüzde yirmilik nüfus dilimi, tüm gelirlerin yüzde 46’sına sahipken, en yoksul yüzde yirmi tüm gelirlerin sadece yüzde 6,1’ine sahip. Üstelik bir önceki yıla göre zenginlerin aldığı pay 0,6 puan artarken, yoksulların aldığı pay da 0,1 puan azaldı. Yani bir yıl öncesine göre zenginler biraz daha zenginleşirken, yoksullar biraz daha yoksullaştı. “Sürekli yoksulluk” oranı 2014’de 15,1’den 2015’te 15,8’e çıkarken, “maddi yoksunluk” oranı 2014’de yüzde 29,4’ten 2015’te 30,3’e yükseldi. İki günde bir et, tavuk ya da balık ürünlerinden birini içerecek şekilde yemek masraflarını karşılayamayanların oranı yüzde 32,6 oldu. Eylül 2016 itibariyle dört kişilik bir ailenin gıda harcaması, yani “açlık sınırı” 1386 liraya yükselirken, diğer insani harcamaları da katarak hesaplanan “yoksulluk sınırı” 4515 liraya yükseldi, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 1711 lira olarak hesaplandı. Asgari ücret ise 1300 lira.

***

Ortada kesin istatistikler bulunmamakla ve farklı sayılar verilmekle birlikte 2002-2015 arasında cinayete kurban giden kadınların sayısı 5 bin 46, 2016’nın ilk üç ayında katledilen kadınların sayısı ise 94. 2003-2014 arası iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı 14 bin 587. Sadece Ağustos ayında 199 işçi yaşamını yitirirken, bu yılın ilk sekiz ayında yaşamını yitiren işçi sayısı 1250. Diyanet İşleri Başkanlığına 2016 yılında bütçeden ayrılan pay 6 milyar 482 milyon 979 bin lira. On yıl önce, yani 2006’da ise 1 milyar 452 milyon 773 bin liraydı, yani on yılda Diyanet bütçesi dört kattan fazla arttı. 2002 yılında imam-hatip lisesi sayısı 450 iken, 2016 yılında bu sayı 1149’a çıktı. Bu liselerde 2002 yılında 71 bin 100 öğrenci okuyordu, 2016 yılında ise imam-hatip liselerindeki öğrenci sayısı 555 bin 870 oldu. 4+4+4 öncesinde 2011-2012 eğitim-öğretim yılında 537 imam-hatip lisesinde 268 bin 245 öğrenci vardı, dolayısıyla 4+4+4 sonrası bu sayı ikiye katlandı. Yine 4+4+4 sonrası, 2014 yılında ortaokuldan mezun olan 36 bin 401 kız çocuğu liseye kayıt yaptırmadı. Türkiye’de çalışan çocuk sayısı bir milyona yakın, son üç yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk işçi sayısı ise 176.

***

“Neyi Bildirir Sayılar” adlı şiirinde Nazım şöyle der: “Sayılar bebelerin kundakları / sayılar tabutları şehirlerin /öldürülmüş / öldürülebilecek olan / sayılar yaklaşan bir şeyleri bildirir / sayılar bildirir uzaklaşan bir şeyleri / nedir yaklaşan bize/bizden uzaklaşan nedir.”

Nazım’dan yola çıkarak söyleyelim, yukarıdaki sayılar bizden uzaklaşanın da yaklaşanın da ne olduğunu gösteriyor. Devlet aygıtının büyük ölçüde dağıldığı, güç odakları arası bir tür iç savaşın yaşanmaya devam ettiği, yüz binlerce insanın bir gecede işsiz kaldığı ve ne yapacaklarını bilemediği, sürecinin mağdurlarının sayısının bir milyonu aştığı, toplumun sosyolojik dokusunun hallaç pamuğu gibi atıldığı ve bunun sonuçlarına öyle ya da böyle tanıklık edeceğimiz bir dönemden geçiyoruz.

Kadınların ve işçilerin ölü bedenleri üzerinde yükselen, kız çocuklarını “çocuk gelin”liğe, erkek çocuklarını sanayi sitelerinde canı pahasına çalışmaya mahkûm eden, “dininin ve kininin sahibi nesiller” yetiştirmek için bütün okulları imam-hatip okuluna, bütün öğrencileri imam-hatip öğrencisine dönüştürmek isteyen bir rejimle karşı karşıyayız.

OHAL’in yeniden uzatılacak olmasıyla birlikte gayriresmi süreklileşmiş olağanüstü halden resmen süreklileşmiş olağanüstü hal idaresine geçiyoruz ve bu da rejimin karakterinin resmileşmesi anlamına geliyor. Meclis’in fiilen kapalı ve Anayasa’nın fiilen askıda olduğu, ülkenin KHK’lerle ve Saraydan yönetildiği bir yönetim biçimi giderek yerleşiyor ve kendi hukuki mekanizmalarını da oluşturuyor. Buna bir de içerideki ve dışarıdaki savaş politikalarını eklediğimizde manzara giderek netleşiyor, belirginleşiyor. Türkiye için zaman hızlanıyor, nereye varacağı bugünden tam olarak kestirilemeyecek ama hayırlı olmayacağı görülebilen bir yere doğru doludizgin gidiyoruz. “Bu gidişata müdahale edebilecek miyiz, edeceksek nasıl?” sorusunun ise hepimizin öncelikli sorusu olması gerekiyor.

İmamdan tepki çeken paylaşım: Cumaya gitmeyen erkekler

Bayramiç’in Gedik Köyü’nün imamı A.Y., Facebook hesabından ‘Hayırlı cumalar, cuma’mız mübarek olsun. Cumaya gitmeyen erkekler bacımsınız’ yazısını paylaştı. İmam A.Y.’in paylaşımını görenler, tepki gösterdi.

CNN Türk’ten edinilen bilgiye göre, tepkili yurttaşlardan bazıları sosyal medyadan örgütlenip, gelecek cuma namazını Gedik Köyü’nde kılmaya karar verdi. Yurttaşların aldığı bu karar karşısında imam Y. de sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta bir paylaşım daha yaparak, ‘Bu cuma günü tüm dava arkadaşlarımızı Gedik Camisi’ne bekliyorum. Cemaatimiz bol olsun azcık’ ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet, okurlarına seslendi: Cumhuriyet teslim olmaz

Cumhuriyet Gazetesi, bugün birinci sayfasından yayınladığı yazıyla, iktidarın kimi eski gazete yöneticileriyle bir olup Cumhuriyeti susturmak, yıldırmak, belli bir çizgiye çekmek ya da kayyıma devretmek suretiyle kapatmak istediğini okurlarıyla paylaştı.

“Cumhuriyet teslim olmaz” başlığı ile yayınlanan yazıda, gazete okurlarına şöyle seslendi:

“Bugün, siyasi iktidara boyun eğmeden, ülkemizde ve dünyada olan biteni, haberleri sansürsüz ve nesnel olarak halka ulaştırmaya, gerçeği aktarmaya, gazeteciliğin gereklerini yerine getirmeye çalışan, bunun için bedel ödeyen gazete ve televizyon sayısı ancak bir elin parmakları kadar kaldı. Bunlardan birisi de Cumhuriyet’tir. Siyasi iktidar, gazetemizin varlığından, yayınlarından, haberlerinden, eleştiri ve yorumlarından son derece rahatsızdır. Bu nedenle epeyce bir zamandan beri ilgili kişi ve kurumlar tarafından düzenli ve ayrıntılı şekilde mali ve hukuki bakımdan denetleniyoruz. Öyle ki her bir haberimiz, yazımız, her bir gelirimiz, yaptığımız harcamalar tek tek incelenmekte, gerektiğinde mevzuat zorlanarak en ağır şekliyle yaptırımlar devreye sokulmaya, bu yolla Cumhuriyet gazetesi de sindirilmeye, susturulmaya çalışılmaktadır. Şimdi, bunca zorluğa, baskıya, ambargoya, itibarsızlaştırma amaçlı dezenformasyona, dava, hapis, tehdit ve benzeri girişimlere karşın iktidarın güdümüne girmeyen bu gazetenin, ne pahasına olursa olsun bir an önce “hizaya çekilmesi” ya da “yönetiminin değiştirilmesi” amacıyla iktidar destekli yeni bir planın devreye konulduğu görülmektedir.

***
Cumhuriyet gazetesinin yönetiminde olmayı kendileri için -ölünceye kadar geçerli- kazanılmış hak olarak gören birkaç eski yönetici ve yazarımız da, yeniden seçilememiş olmanın etkisiyle bu kumpasta etkin bir rol üstlenmekte, iktidarın gazeteye müdahale etmesine zemin ve fırsat yaratmak için onunla işbirliği yapmaktadır.

Peki, uygulanmak istenilen bu yeni kumpas nedir?

29 Eylül 2016 akşamı A Haber Televizyonu’ndaki bir programda, yalan yanlış bilgileri sanki gerçekmiş gibi aktaran bir konuşmacı, eski bazı iddiaları gündeme getirdi. Bu gerçekdışı iddiaları ciddiye bile almazdık. Ancak hemen ardından canlı yayına telefonla, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem bağlandı. Televizyondaki konuşmacının iddiaları arasında yer alan “yönetim kurulu üyeliği seçimlerinin usulsüz yapıldığı ve vakıf senedine aykırı olduğundan geçersiz sayılması için yönetim kurulu eski üyelerinden Alev Coşkun’un Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne şikâyet dilekçesi verdiği, genel müdürlüğün bu şikâyeti reddettiği” şeklindeki iddiayı düzeltmek için aradığını belirtmiştir. Genel müdür, anılan incelemeyi ancak yeni tamamladıklarını, şikâyeti haklı bulduklarını, seçimlerin usul ve mevzuata uygun yapılmadığını, buna dair yazıyı mahkemeye ve ilgili vakfa gönderdiklerini söylemiştir.
***
Oysa, olguya ve belgeye dayanan gerçek, genel müdürün açıklamasının tam tersidir. Görünen o ki hak, hukuk, adalet, akıl, mantık, olgular ve gerçekler tersyüz edilmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerinin, 2014’ün Kasım ayında yapılan şikâyet üzerine bu konu hakkında yürüttüğü inceleme ve soruşturmanın sonucu tarafımıza 15 Mayıs 2015 tarihli resmi yazıyla şu şekilde bildirilmiştir:

“18.02.2014 tarihli yönetim kurulu üyelerinin seçimlerinde vakıf senedinin 11. maddesinde yer alan toplantı nisabına ve yine senedin 10. maddesinde düzenlenen seçim usulüne uyulduğu,
18.02.2014 tarihinde gerçekleştirilen seçim sonucu belirlenen 12 yönetim kurulu üyesinin, vakıf senedi ve ilgili mevzuata uygun olarak seçildiği, değerlendirilmiştir.

Cumhuriyet Vakfı Denetim Kurulu eski üyesi Yeminli Mali Müşavir M. P. ve 18.02.2014 tarihli seçimde ıskat edilen yönetim kurulu üyesi Alev Coşkun’un aksi yöndeki görüşlerini içeren ve raporumuzda ek verilmiş bulunan yazılarda ileri sürülen hususların yasal dayanakları yetersiz olduğundan, bu konuda yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

Nitekim, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yaptıkları bu başvurudan sonuç alamayan şikâyetçiler, konuyu daha sonra yargıya götürmüşlerdi. 2.5 yıl önceki eski seçimin iptali için açtıkları davada, Cumhuriyet Vakfı ile birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü de davalı olarak gösterdiler. Vakıflar Genel Müdürlüğü, davaya verdiği cevapta “haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini” istedi.

***

Sayın Vakıflar Genel Müdürü, kendi kurumunun inceleme ve soruşturma raporunu, açılan davadaki konumunu ve kurumunun beyanlarını bilmiyor mu? Hiç sanmıyoruz. Bu durumda, gereken inceleme ve araştırmalar yapılarak sonuçlandırılan ve kapatılan bir dosya, hukuk güvenliği ilkesi hiçe sayılarak yeniden açılmış, önceki raporun tam tersi yönde yeni bir rapor düzenlettirilerek, gazetenin ele geçirilmesi için yeni bir planın uygulamaya konulmuş olduğuna dair kuvvetli belirtiler açığa çıkmıştır.

Siyasi iktidarın Cumhuriyet’e kızmasını, öfkelenmesini, yayınlarından rahatsızlık duymasını, ne pahasına olursa olsun susturmak, yıldırmak, belli bir çizgiye çekmek ya da kayyıma devretmek suretiyle kapatmak istemesini anlıyoruz. Ama uzun yıllar bu gazetede yöneticilik ve yazarlık yapmış olan biri eski bakan, diğeri halen milletvekili, iki eski Cumhuriyet Vakfı yönetim kurulu üyesinin, siyasi iktidarla aynı amaçta ve yolda birleşmelerini üzülerek izliyoruz. Bu arkadaşlarımızın yeniden yönetime gelmeleri için AKP medyasının, bürokrasisinin ve iktidarının, her türlü hukuksuzluğu da göze alarak, kendilerine destek olması zaten fazla söze gerek bırakmıyor.

93 yıllık geleneği olan çok saygın ve köklü bir gazeteyi, iktidarın teksesli medya amacına alet edenleri okurlarımızın ve kamuoyunun hakkıyla değerlendireceğine inanıyoruz.

***
Cumhuriyet’teki tüm işlemler ve kararlar vakıf senedine, hukuka ve yasaya uygun olarak yürütülür. Hukuka uygun davrananların alt edilmesi olanaksızdır. Bu yeni oyun da tutmayacaktır. Cumhuriyet gazetesinin yayın ilke ve politikasından ödün vermeden yayınını sürdüreceğinden ve iktidara teslim olmayacağından kimsenin kuşkusu olmasın.” (MEDYA SERVİSİ)